Connect with us

ŞİRKETLER

TRT’ye halkın cebinden 17 yılda 10,8 milyar dolar gitmiş

Yayınlanma:

|

Bandrol ücretlerine yüzde 50 ila yüzde 100 arasında yapılan artış TRT’nin bilanço ve hesaplarının görüşüldüğü KİT Komisyonu toplantısında tartışma konusu oldu. Bandrol ücretlerindeki artışa ilişkin eleştirileri cevaplayan TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, “Son derece makul” dedi. Gelir durumu fark etmeksizin son 17 yılda Türkiye’deki her ailenin cebinden TRT’ye aktarılan para ise dudak uçuklattı.

Sözcü’den Veli Toprak’ın haberine göre; Meclis KİT Komisyonu’nda TRT denetim raporu görüşülürken, kamudan TRT’ye aktarılan paralar ve kesintiler tartışma konusu oldu.

“BEN BANDROL GELİRİ ALMAYACAKSAM!”

Genel Müdür Sobacı, TRT’nin kamu paylarından çok fazla yararlandığı ve bu paraları harman savurduğu eleştirilerine şu yanıtı verdi:https://14b2cbf4fb910bd89a6c11309de0fb01.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-38/html/container.html

*Avrupa Yayın Birliği’nin hazırladığı bir tablo, 2020 yılına ait. Bu tabloya göre kamu yayıncılarının kamu kaynaklı gelirlerinin Gayri Safi Milli Hasıla’ya göre sıralaması. Türkiye aldığı kamu payı itibarıyla 43 ülke arasında 36’ncı sırada. Sondan 7’nci yani.

*TRT’nin gelirlerinin çok olduğu, kamu paylarından da acayip bir şekilde yararlandığı payları harman savurduğu yaklaşımını bu tablo yalanlıyor. TRT’nin sıfatı niye kamu yayıncısı?

*Eğer ben bandrol geliri almayacaksam, ben elektrik payı almayacaksam, kamu fonundan desteklenmeyeceksem benim adım niye kamu yayıncısı? Bu bizim en önemli ayrıcalıklarımızdan biri.

*Aksi takdirde özel sektördeki bir yayın kuruluşu gibi olurum. TRT’nin kamu paylarından yararlanması son derece anlamlı. Son derece makul. Ve uluslararası karşılaştırmalara baktığınızda da gayet normal olan bir uygulamadır.

*Bu çerçevede baktığınızda TRT’nin mutlaka kamu fonundan desteklenmesi gerekiyor. Çünkü biz reytingleri hesaba katmadan kamu yayıncılığı yapmak zorundayız.

HALKIN CEBİNDEN 17 YILDA 10.8 MİLYAR DOLAR GİTTİ

2004 ile 2020 yılları arasında halktan kesilen paralarla TRT’nin kasasına 10 milyar 800 milyon dolar paranın gittiğini açıklayan CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, şu ifadeleri kullandı;

*Bu tutarın karşılığı 180 milyar yani eski parayla 180 katrilyon lira para çekmişsiniz siz halkın cebinden, 180 katrilyon lira.

*Bu gelirlerin sadece 684 milyon doları reklamdan yani on yedi yıllık gelirlerin sadece yüzde 6,3 reklamdan; kalan gelirlerin yüzde 82’si elektrik payı ve bandrol gelirlerinden. O çok övdüğünüz dizi filmlerden, satışlardan para kazanamıyorsunuz.

*Siz halkın cebine elinizi sokmuşsunuz, milletin sırtına kambur olmuşsunuz. Kamusal hazır kaynaklar nedeniyle TRT ilan ve reklam gelirlerini umursamıyorsunuz. Sizin TRT ilan ve reklam gelirlerini umursamadığınız bu tablodan anlaşılıyor.

Gelir durumu fark etmeksizin son 17 yılda Türkiye’deki her ailenin cebinden 8 bin lira para çıktığını ifade eden Sertel, şunları kaydetti:

*4 kişilik bir aile, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, Recep Tayyip Erdoğan’ın TRT’sine 8 bin lira para ödemiş, on yedi yılda 8 bin lira, her aile ödemiş.

*Bunun içinde asgari ücretlinin altında olan işsiz olan, iş arayan, sosyal yardımlardan yararlanan gariban herkes var. TRT bandrol ücretleri de arttırıldı. TRT soyguna devam ediyor. AKP tek adam yönetiminde, cep telefonunda yüzde 10’dan 12’ye çıkarıldı.

*Cep telefonu alan bir genç 10 bin liralık bir telefon alsa yüzde 10’unu size veriyordu, şimdi yüzde 12’sini size verecek. Her telefon başına bin 200 lirasını size verecek. Radyolu kulaklıklarda, radyolu koşu bandı ve benzerlerinde yüzde 8’den 14’e çıkardınız, neredeyse 2 katına varan bir bandrol artışı yaptınız.

*Tablet ve bilgisayarlarda yüzde 2’den 4’e çıkardınız. Yani yazık günah, insanların sırtına bindiniz, inmiyorsunuz ve inmeyeceksiniz ama halk sizi öyle bir indirecek ki göreceksiniz.

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

Tavuk sektörü günah keçisi ilan edildi, peki maliyetleri kim konuşacak?

Beyaz ette fiyat tartışması: Asıl sorun üretici mi, maliyetler mi?
Tavuğun görünmeyen faturası: Yem, aşı, enerji ve iade yükü
Raf fiyatına bakıp karar vermek yanıltıyor: Tavuk sektörünün maliyet gerçeği

Yayınlanma:

|

Son dönemde tavuk eti fiyatları üzerinden yürütülen tartışmalar, beyaz et sektörünü kamuoyunda adeta “fırsatçı sektör” konumuna taşıdı. Rekabet soruşturmaları, ihracat kısıtlamaları, fiyat denetimleri ve kamuoyu baskısı derken sektör sürekli sanık sandalyesine oturtuluyor.

Ancak madalyonun diğer yüzüne bakan pek yok.

Bir kilogram tavuk etinin tüketiciye ulaşana kadar geçtiği üretim zinciri incelendiğinde, sektörün son yıllarda karşı karşıya kaldığı maliyet artışlarının önemli bölümü kamuoyunda yeterince tartışılmıyor.

Bir kilogram tavuğun maliyetinin yüzde 68’i yem

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Kümes Hayvancılığı Durum ve Tahmin Raporu‘na göre broiler üretim maliyetlerinin yaklaşık yüzde 68’i yemden oluşuyor. Civciv maliyeti yüzde 14 seviyesinde bulunurken enerji, işçilik, bakım, amortisman ve diğer giderler geri kalan kısmı oluşturuyor.

Bu tablo tek başına sektörün neden sürekli yem fiyatlarını takip ettiğini açıklıyor. Çünkü tavuk üreticisinin kaderi büyük ölçüde mısır ve soya fiyatlarına bağlı.

Mısır ve soya bağımlılığı sektörün kırılgan noktası

Türkiye’nin kanatlı sektöründe kullanılan yem hammaddelerinin temelini mısır ve soya oluşturuyor.

Sorun şu ki;

  • Soya tedarikinde ithalat bağımlılığı yüzde 90’ın üzerinde.
  • Mısırda da önemli ölçüde dış kaynak kullanılıyor.
  • Yem sektörünün toplam dışa bağımlılığı yüzde 50’nin üzerine çıkmış durumda.

2026 yılında yem sektörünün kullandığı hammaddeler içerisinde yaklaşık:

  • 5 milyon ton soya ve türevleri
  • 4,9 milyon ton mısır ve ürünleri

ithalatla karşılanıyor.

Dolayısıyla döviz kuru yükseldiğinde, küresel emtia fiyatları arttığında veya lojistik maliyetleri bozulduğunda tavuk üreticisinin maliyeti otomatik olarak yükseliyor.

Devlet neden mısır ithalatında vergi indirimi yaptı?

2026 yılında Ticaret Bakanlığı’nın mısır ithalatında tarife kontenjanı açması tesadüf değil.

Kararın gerekçesinde mısırın kanatlı eti başta olmak üzere birçok gıda ürününün temel girdisi olduğu vurgulandı. Üretim maliyetlerini düşürmek amacıyla belirli miktarda mısır ithalatında düşük vergi uygulanmasına karar verildi. Eğer sektör gerçekten aşırı kârlı ve maliyet baskısı yaşamıyor olsaydı, yem maliyetlerini düşürmek için böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyulur muydu?

Bu soru önem taşıyor.

Kimse aşı, ilaç ve biyogüvenlik maliyetlerinden bahsetmiyor

Kanatlı sektörü sıradan bir üretim alanı değil. Bir otomotiv fabrikasında üretim hattı durabilir. Bir tekstil işletmesi sipariş bekleyebilir. Ancak tavuk sektöründe üretim canlı organizmalar üzerinden yürür.

Bu nedenle;

  • Veteriner ilaçları,
  • Aşılar,
  • Yem katkıları,
  • Biyogüvenlik ekipmanları,
  • Hastalık önleme sistemleri,

üretimin vazgeçilmez parçalarıdır. Sektör raporları da aşı ve veteriner ilaçlarının üretimin temel girdileri arasında yer aldığını göstermektedir. Küresel ilaç ve veteriner sağlık ürünlerinin büyük bölümü ithal edildiği için kur artışları bu kalemleri de doğrudan etkiliyor.

Soğuk zincir maliyetini görmezden gelmek mümkün değil

Tavuk eti üretildikten sonra iş bitmiyor.

Ürün;

  • Kesimhane,
  • Paketleme,
  • Depolama,
  • Soğuk hava tesisleri,
  • Nakliye araçları,
  • Market dolapları

arasında kesintisiz soğuk zincir içerisinde taşınmak zorunda.

Soğuk zincirin bir saat bile bozulması ürünün tamamen kaybedilmesine neden olabiliyor. Sektörün gıda güvenliği açısından soğuk zincire yaptığı yatırımlar BESD-BİR tarafından da sürekli vurgulanıyor. Elektrik fiyatlarındaki artış, akaryakıt maliyetleri ve lojistik giderleri doğrudan nihai maliyetleri etkiliyor.

En az konuşulan maliyet: İadeler ve zayiat

Sektörün en büyük görünmeyen maliyetlerinden biri de geri dönüşler.

Marketlerde son kullanma tarihi yaklaşan ürünler, satılamayan tavuk ürünleri, bozulan ürünler, kampanya iadeleri çoğu zaman üreticiye geri dönüyor. Gıda sektöründe bu oran bazı dönemlerde ciddi seviyelere ulaşabiliyor. Kamuoyunda fiyatlar konuşulurken bu ürünlerin maliyetinin kim tarafından karşılandığı pek sorgulanmıyor.

İşçilik ve finansman yükü de büyüyor

Asgari ücret artışları, enerji giderleri, finansman maliyetleri, işletme sermayesi ihtiyacı, özellikle entegre üretim yapan firmaların bilançolarında ciddi baskı oluşturuyor. Yüksek faiz ortamında yem stoklamak bile finansman maliyeti yaratıyor.

Birçok üretici bugün yalnızca tavuk yetiştirmiyor; aynı zamanda yüksek faizle çalışan devasa bir işletme sermayesini de yönetmeye çalışıyor.

Tavuk fiyatı mı artıyor, yoksa maliyetler mi?

Kamuoyunda çoğu zaman yalnızca raf fiyatı görülüyor.

Ancak maliyet zinciri incelendiğinde;

  • Yem,
  • Soya,
  • Mısır,
  • Döviz kuru,
  • Elektrik,
  • Akaryakıt,
  • Soğuk zincir,
  • Aşı ve ilaç,
  • İşçilik,
  • Finansman,
  • İade ve zayiat

gibi çok sayıda unsurun fiyat üzerinde etkili olduğu görülüyor. Bu nedenle tavuk sektörünü yalnızca fiyat artışları üzerinden değerlendirmek eksik bir yaklaşım olabilir.

Sorun sadece üreticide değil, sistemde

Türkiye’nin beyaz et sektörü bugün milyonlarca kişinin en erişilebilir hayvansal protein kaynağını üretiyor. Ancak sektörün en büyük açmazı, maliyetlerinin önemli bölümünün ithal girdilere bağlı olması. Soya ve mısırda dışa bağımlılık azaltılmadan, yerli yem hammaddesi üretimi artırılmadan, enerji ve lojistik maliyetleri düşürülmeden, yalnızca üreticiyi suçlayarak fiyat sorununu çözmek mümkün görünmüyor.

Tavuk sektörünü günah keçisi ilan etmek kolay.

Asıl zor olan ise maliyetlerin gerçek nedenleriyle yüzleşmek.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist    www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

GÜNCEL

Beyaz et sektörüne kayyum şoku

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye’nin en büyük beyaz et üreticilerini kapsayan soruşturma, sektörde son yılların en büyük operasyonlarından biri olarak kayıtlara geçti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda yürütülen soruşturma kapsamında, beyaz et sektöründe rekabeti bozarak fiyatları tüketici aleyhine yönlendirdikleri ve haksız fiyat artışlarına neden oldukları iddia edilen şirketlere yönelik 8 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 32 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilirken, 13 şirkete denetim kayyumu atandı.

Kayyum atanan şirketler arasında sektörün devleri var

Soruşturma kapsamında denetim kayyumu atandığı belirtilen şirketler arasında sektörün en büyük üreticileri yer aldı:

  • Banvit
  • Şenpiliç
  • Lezita
  • Erpiliç
  • Keskinoğlu
  • Hastavuk
  • Akpiliç
  • Bakpiliç
  • Aspiliç
  • Bupiliç
  • Gedik Pazarlama
  • Orvital
  • Aypi

Bu şirketler Türkiye beyaz et üretiminin önemli bölümünü temsil ediyor.

Suçlama ne?

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklamasına göre soruşturma, beyaz et sektöründe serbest rekabet ortamının ihlal edildiği, fiyatların tüketici aleyhine yönlendirildiği ve piyasa işleyişinin bozulduğu iddialarına dayanıyor. Operasyon kapsamında arama, el koyma ve gözaltı işlemleri gerçekleştirildi.

Yetkililer, temel gıda tedarik zincirinde herhangi bir aksama yaşanmaması amacıyla şirketlerin faaliyetlerinin devam etmesi için “denetim kayyumu” modelinin tercih edildiğini açıkladı.

Denetim kayyumu ne anlama geliyor?

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, atanan kayyumların şirket yönetimini tamamen devralan “yönetim kayyumu” değil, şirket faaliyetlerini ve mali işlemleri denetleyen “denetim kayyumu” olmasıdır.

Bu uygulama ile:

  • Üretimin devam etmesi sağlanır.
  • Çalışanların iş sözleşmeleri etkilenmez.
  • Tedarik zinciri korunur.
  • Şirket kararları ve mali işlemler denetlenir.
  • Delillerin korunması amaçlanır.

Bu nedenle tavuk üretiminde veya market raflarında kısa vadede arz sorunu yaşanması beklenmiyor.

Sektör ve ekonomi açısından olası etkiler

1. Beyaz et fiyatları yakından izlenecek

Soruşturmanın temel gerekçesi fiyatlama davranışları olduğu için önümüzdeki dönemde sektörün fiyat politikaları daha sıkı denetlenecek. Rekabet Kurumu ve ilgili kurumların yeni incelemeler yapması beklenebilir.

2. Sektörde konsolidasyon gündeme gelebilir

Türkiye beyaz et sektöründe üretim büyük ölçüde birkaç büyük oyuncunun elinde bulunuyor. Soruşturma sonrasında sektörde yeni düzenlemeler ve rekabet kurallarında sıkılaşma gündeme gelebilir.

3. Halka açık şirketler açısından risk

Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında şirketlere yönelik idari para cezaları, rekabet cezaları veya ek yaptırımlar gündeme gelirse finansal tablolar üzerinde etkiler oluşabilir.

4. Bankacılık sistemi de süreci izleyecek

Sektörde faaliyet gösteren firmaların kullandığı krediler, yatırım finansmanları ve işletme sermayesi limitleri bankalar tarafından yeniden değerlendirilebilir. Özellikle yeni kredi tahsislerinde ilave teminat ve risk analizleri gündeme gelebilir.

Bundan sonra ne olacak?

Soruşturmanın ilk aşamasında gözaltılar ve denetim kayyumu kararı uygulanırken, savcılık incelemeleri sonrasında;

  • İddianame hazırlanması,
  • Rekabet ihlali tespitleri,
  • İdari para cezaları,
  • Şirket yöneticilerine yönelik adli süreçler,

gündeme gelebilecek. Ancak mevcut aşamada şirketler hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmuyor; soruşturma süreci devam ediyor.

Bankavitrini yorumu

Beyaz et sektörü operasyonu, yalnızca gıda sektörünü değil, Türkiye’de son dönemde artan yaşam maliyetleri ve gıda enflasyonu ile mücadele politikalarını da yakından ilgilendiriyor. Devlet, temel tüketim ürünlerinde fiyat oluşumlarını daha sıkı izleme mesajı verirken, soruşturmanın sonucu hem sektörün geleceği hem de tüketici fiyatları açısından önemli bir emsal oluşturabilir.

Okumaya devam et

GÜNCEL

BYD Manisa yatırımını askıya aldı: Teşvikler ne olacak?

Yayınlanma:

|

Yazan:

Haber analiz raporu: BYD’nin Manisa yatırımı neden askıya alındı?

Özet: BYD Türkiye yatırımından resmen “vazgeçtiğini” değil, Manisa’daki fabrika projesini askıya aldığını açıkladı. Reuters’a konuşan BYD Başkan Yardımcısı Stella Li, Manisa’da inşaata başlanmadığını, Türkiye için üretim takvimi olmadığını ve şu anda önceliğin Macaristan / Szeged fabrikası olduğunu söyledi. Macaristan tesisi 2026’nın son çeyreğinde üretime geçecek; BYD için Avrupa üretimi, Çin menşeli elektrikli araçlara uygulanan AB tarifelerinden kaçınmak açısından kritik görülüyor.

1. İlk vaat neydi?

Temmuz 2024’te açıklanan anlaşmaya göre BYD, Türkiye’de yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırım, 150 bin araç/yıl kapasite, mobilite teknolojileri AR-GE merkezi ve 5 bine kadar doğrudan istihdam taahhüdüyle Manisa’da elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araç fabrikası kuracaktı. Üretim hedefi 2026 sonu olarak duyurulmuştu.

Bu yatırımın Türkiye açısından önemi iki başlıkta toplanıyordu: Birincisi, Türkiye’nin otomotiv yan sanayi gücü ve AB Gümrük Birliği avantajı; ikincisi, Çinli üreticilerin AB ve Türkiye’de artan gümrük vergilerinden kaçınmak için yerel üretime yönelme ihtiyacıydı.

2. BYD neden Türkiye yerine Macaristan’a öncelik verdi?

BYD’nin tercihi stratejik görünüyor. Şirket Avrupa pazarında büyüyor ve AB içinde üretim yaparak Çin’den ithal elektrikli araçlara uygulanan tarifelerden doğrudan kaçınmak istiyor. Reuters’a göre BYD’nin Avrupa satışları 2025’te yüzde 270 artarak yaklaşık 188 bin araca çıktı; 2026 Mayıs’a kadar yılbaşından bu yana satışlar da yüzde 144 yükseldi. Bu nedenle Macaristan, BYD için “birinci öncelik” haline geldi.

Türkiye ise AB ile Gümrük Birliği avantajına sahip olsa da, AB üyesi değil. Bu nedenle BYD açısından Macaristan; doğrudan AB iç pazarı, teşvik yapısı, siyasi/lojistik entegrasyon ve Avrupa menşei algısı bakımından daha güvenli üretim üssü olarak öne çıkmış olabilir.

3. Manisa yatırımı neden ilerlemedi?

En kritik veri şu: BYD yöneticisi, Manisa fabrikasında inşaata başlanmadığını ve Türkiye üretimi için takvim bulunmadığını söyledi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı cephesinden gelen son açıklamada ise “yatırım anlaşması, koşullar, firmanın yükümlülükleri ve devlete sunduğu teminatların geçerli olduğu” belirtildi. Bakanlık ayrıca yatırımda öngörülen ilerleme sağlanamadığı için BYD’nin teşviklerden yararlanma sürecinin 2026 başında askıya alındığını bildirdi.

Yani tablo şu:
BYD sahaya inmedi. Bakanlık teşvik sürecini askıya aldı. Ancak anlaşma ve teminatlar hâlâ masada.

4. BYD teşvik aldı mı?

Evet, yatırım teşvik mekanizması ve gümrük vergisi avantajı tartışmanın merkezinde. Ticaret Bakanlığı’nın mevzuat sayfasında 5 Temmuz 2024 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı yer alıyor; bu düzenleme, yatırım teşvik belgesi kapsamında gümrük vergisi muafiyetinden yararlanılarak yapılan ithalatta ilave gümrük vergisi uygulanmamasına ilişkin kapıyı açtı.

TBMM’ye verilen yazılı soru önergesinde de BYD’nin Manisa’da fabrika kurma taahhüdü karşılığında ilave gümrük vergisinden muaf tutulduğu, bu muafiyet sonrası Türkiye pazar payını ciddi artırdığı iddiası gündeme getirildi.

5. Ceza yer mi, dava konusu olur mu?

Bakanlık açıklaması bu konuda açık: Yatırım tamamlanmazsa firmalar elde ettikleri teşvikleri, ilgili yasal düzenlemeler, taahhütler ve teminatlar kapsamında geri ödemekle yükümlü.

Bu nedenle hukuki risk üç başlıkta doğabilir:

Teşvik iadesi: BYD yatırım taahhüdünü yerine getirmezse yararlandığı muafiyetlerin geri istenmesi gündeme gelebilir.

Teminatların paraya çevrilmesi: Bakanlık, BYD’nin devlete sunduğu teminatların geçerli olduğunu açıkladı. Bu, kamu açısından güvence mekanizmasının devam ettiği anlamına gelir.

İdari / hukuki süreç: Eğer yatırım teşviklerinden fiilen yararlanılıp yatırım yükümlülüğü yerine getirilmediyse, konu idari yaptırım, kamu zararı tartışması veya yargı sürecine taşınabilir. Ancak bugün itibarıyla kamuya yansıyan bilgi, “dava açıldı” değil; “süreç resmi usullerle takip ediliyor” şeklindedir.

6. Türkiye açısından asıl mesele

Bu dosya sadece bir otomobil fabrikası meselesi değil. Türkiye, yabancı yatırım çekmek için ithalat vergisi avantajı sağladı; BYD ise bu avantajla pazarda büyüdü. Fakat fabrika tarafında somut ilerleme gelmeyince soru şu hale geldi:

Türkiye, yatırım taahhüdü karşılığında pazar avantajı verdi; peki yatırım gelmezse kamu yararı nasıl korunacak?

Bakanlığın “teşvik süreci askıya alındı, teminatlar geçerli” açıklaması bu nedenle önemli. Ancak kamuoyunun yanıt beklediği asıl başlıklar hâlâ netleşmiş değil: BYD ne kadar muafiyet kullandı, ne kadar araç bu avantajla satıldı, teminat tutarı ne, yatırım için yeni süre verilecek mi, yoksa süreç yaptırıma mı dönecek?

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.