BANKA HABERLERİ
Yeni makro önlemler piyasayı zorlar
Piyasalar, ekonomi yönetiminin Perşembe gecesi birbiri ardına açıkladığı tedbirlere odaklandı. Türk lirasının cazibesinin artırılmasını amaçlayan adımlar içinde en çok dikkat çeken Gelire Endeksli Senet (GES) oldu. Ardından BDDK, SPK ve MB önlemleri gelirken dolar 17, Euro 18 TL üzerinde tutundu, Türkiye’nin CDS’i 800’ü aştı.
Yayınlanma:
4 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Ekonomi yönetimi, kurda devam eden artış ve yüksek enflasyon ortamında ekonominin bir miktar soğutulmasına yönelik yeni makro ihtiyati önlemleri devreye aldı. Piyasalar bu kez gece yarısı ya da hafta sonu sürpriz düzenlemeye değil, ‘önden yüklemeli’ duyuruya tanık oldu. Hazine’nin ‘açıklamalar yolda’ startı ile başlayan akşam, gece yarısı Merkez’in paylaşımıyla son buldu. Hazine ve Maliye Bakanlığı, 9 Haziran akşamının hareketli geçeceğine dair fitili, piyasa kapanışı sonrası yaptığı açıklama ile ateşledi. Bakanlık, başta enflasyon ve döviz olmak üzere bazı ekonomi başlıklarında yürütülen Türkiye Ekonomi Modeli çerçevesindeki yeni adımlar silsilesinin geleceğini duyurdu. Ekonomiye dair merakla beklenen adımlar silsilesinin açılışını Gelire Endeksli Senet (GES) sürprizi ile kendi yaptı. Ardından BDDK ve SPK açıklamaları piyasalara yansırken, gecenin kapanışı ise Merkez Bankası’ndan geldi.
Politika faizini yükseltmeden Türk lirasının cazibesinin artırılmasını da amaçlayan adımlar içinde, GES yeni ürün olarak sunulurken, tüketici kredilerinde vade azaltımına gidildi. Selektif alanlar hariç kredilerde zorunlu karşılık oranı iki katına çıkarılırken, yabancı para mevduata zorunlu karşılığa ilave olarak TL tahvil tesisi zorunluluğu getirildi. Borsa İstanbul nezdinde Emtia Pazarı kurulduğu ve altın sertifikası ihracına ilişkin çalışmalara başlandığı duyuruldu. Halka arzda yabancı teşviki için tahsil edilen bazı ücretlerde de indirime gidilmesi bir diğer adım olarak açıklandı. Hazine, TCMB, BDDK ve SPK tarafından atılan bu koordineli adımlar, doğal olarak piyasayı da hareketlendirdi. Ancak yeni paket piyasayı tam olarak tatmin etmedi. Kurda aralık ayındaki KKM’ye benzer bir etki görülmedi. Enflasyon korumalı tahvil gelebileceği beklentileri kurda geri çekilmeyi ilk etapta sağlasa da, kararlar sonrasında başta kur olmak üzere fiyatların yeniden eski seviyelere geldiği gözlendi. Düşüşlerin sınırlı kaldığı dolar/TL’de 17 ısrarı devam ederken, Türkiye’nin CDS’i 800 baz puanı aştı. ‘Süper bono’ gelmemesi ise banka hisselerine yaradı. Döviz mevduatı için TL tahvil tutma zorunluluğu getirilmesi de gösterge tahvil getirilerini düşürdü.
Hazine ve Maliye Bakanlığı, vatandaşın tasarruflarını Türk Lirası cinsi varlıklarda değerlendirmesi ve yatırımcı tabanının genişletilmesi için gelire endeksli senet (GES) ihraç edileceğini duyurdu. Talep toplama işlemlerinin 15 Haziran’dan itibaren gerçekleştirilmesi planlanırken, yeni ürün sadece gerçek kişilere sunulacak. GES’lerin getirileri, gelir performansı güçlü olan ve bütçeye hasılat aktarımı yapan KİT’lerin gelirlerine endeksli olacak. Yeni uygulamada, 3 ayda bir ödenecek kuponlar için uygulanacak asgari getiri garantisi sayesinde, vatandaşların gelir paylarındaki değişimlerden olumsuz etkilenmesi önlenecek. Bununla birlikte, GES’lere konu KİT’lerden bütçeye aktarılan hasılat performansı beklenenin üzerinde geldiğinde yatırımcılara ilave getiri sunulacak. Bankacılık kaynakları GES’leri 90’lardan ve 2000’lerin başından piyasanın bildiğini belirtirken yapı olarak bir kamu kuruluşunun gelirine endeksli bir senet olduğunu belirtti. Bu arada GES’te 50 ile 100 milyar TL arasında bir ihraç ve yüzde 25’in üzerinde, ancak 30’lara ulaşmayan bir getiri oluşacağı düşünülüyor.
Tüketici kredilerine fren
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın GES’i duyurmasının ardından ikinci hamle ise Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan (BDDK) geldi. BDDK aldığı karar ile tüketici kredilerinde vadeleri kısaltırken kredi kartlarında ise asgari ödeme miktarını artırdı. BDDK bu hamleyle bireysel kredileri daraltmaya yönelik adım atarken daha önce de ticari kredileri zorunlu karşılık uygulaması getirerek yavaşlatmayı seçmişti. Bankacılık kaynakları bireysel kredi talebinin hem genel fiyat hadlerini yukarı çektiği ve dövize olan talebi tetiklediği varsayımına karşı bu önlemlerin alındığını belirterek tüketici krediler üzerinde etkili olmasını beklediklerini söyledi. BDDK’dan yapılan açıklamada tüketici kredilerine ilişkin genel vade sınırının, kredi tutarı 50 bin Türk Lirası’nın üzerinde 100 bin Türk Lirası’nın altında olan krediler için 24 ay, 100 bin Türk Lirasının üzerinde olan krediler için 12 ay olarak belirlenmesine karar verildi. Daha önce BDDK eylülde 50 bin TL üzeri tüketici kredilerinde vade sınırını 36 aydan 24 aya indirmişti. Şimdi ise 100 bin TL olarak yeni bir sınır tanımlandı ve vade 24 aydan 12 aya indirildi.
Yabancıya tahsisli swap geliyor
Öte yandan BDDK, yabancı fonlara tahsisli swap imkanı sunmak için çalışma yapıldığını da bildirdi. Daha önce yabancıların Türk Lirası’na erişimine getirilen sınırlama, belli kurallara bağlı olarak esnetilecek. BDDK devam etmekte olan diğer çalışmalar kapsamında ise konut kredilerinde kredi değer oranının tutar bazlı farklılaştırılması, ticari krediler başta olmak üzere selektif yaklaşımın iyileştirilmesi amacıyla kredilerin yatırım ve ihracat gibi üretken alanlara yönlendirilmesi, yurt dışı yerleşiklerle türev işlem gerçekleştiren tüzel kişilere kullandırılacak kredilerin risk ağırlığının artırılması için gerekli adımları ivedilikle atacağını duyurdu.
Ticari kredilerde zorunlu karşılık iki katına çıktı
Yeni paket kapsamında bir diğer adım ise Merkez Bankası’ndan geldi. Selektif alanlar hariç kredilerde zorunlu karşılık oranı iki katına çıkarıldı. Yabancı para mevduata zorunlu karşılığa ilave olarak TL tahvil tesisi zorunluluğu getirildi. Merkez Bankası finansal istikrarı desteklemek için daha önce belirlenen alanlar hariç TL cinsi ticari nakdi kredilere uygulanan zorunlu karşılık oranını yüzde 10’dan yüzde 20’ye çıkardı. TCMB kredilerine zorunlu karşılık uygulamaya nisan sonunda karar vermiş ve ilk oranı yüzde 10 olarak belirlemişti. İlk adımda istisna tutulan alanlar hariç ticari kredi faizlerinde artış yaşanmıştı.
Bankalardaki döviz mevduatı için tahvil zorunluluğu
Merkez Bankası öte yandan TL varlıkların kullanımını artırmak ve para politikasının etkinliğini artırmak için bankaların yabancı para mevduata karşılık olarak TL cinsi uzun vadeli sabit faizli menkul kıymet tutmalarına karar verdi. Menkul kıymet tesisine tabi yabancı para yükümlülükler arasında altın da yer aldı. Bankalar, yabancı para cinsinden mevduatlarına karşılık ilave olarak TL cinsinden uzun vadeli sabit faizli menkul kıymet tesis edecek. İlave menkul kıymet tesisi oranı yüzde 3 olarak belirlendi. 24 Haziran’da başlayacak uygulama öncesi TCMB’nin bankalara uygulama talimatı ile detayları da ayrıca iletmesi bekleniyor.
Halka arzlarda ücret indirimi
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Borsa İstanbul nezdinde Emtia Pazarı’nın kurulduğunu ve altın sertifikası ihracına ilişkin çalışmalara başlandığını açıkladı. BIST bünyesinde kurulan Emtia Borsası ile emtia yatırımı yapmak için yurt dışına gitmek zorunda kalan yatırımcının, işlemlerini yurt içinde yapabilmesi sağlanmış olacak. Bu pazar sayesinde yurt içinde ihracı yapılmış altın sertifikaları alınabileceği gibi demir, çelik, gümüş, bakır gibi emtiaların ihracı halinde işlem görmesi için altyapı oluşturuldu.
SPK’nin aldığı diğer bir kararla, yurt içinde halka arz olacak şirketler, yabancı yatırımcıdan kaynak sağlarlarsa, sağladıkları kaynak büyüklüğüne göre SPK’ye ödeyecekleri kayıt ücretinde yüzde 90’a varan indirim sağlayacak. Sağlanan bu kaynakla şirketler yurt dışı roadshow ve benzeri tanıtım faaliyetlerini finanse edebilecek. Kararda yer alan başka bir unsurla da şirketlerin SPK hükümlerine göre, yurt dışından sağlayacakları kaynaklar için çıkarmış oldukları borçlanma senetleri ve benzer sermaye piyasası araçları için SPK’ye ödenen ücretlerinde yarı yarıya indirim sağlandı.

EKONOMİSTLER NASIL YORUMLADI?
Yeni ekonomi adımlarını yorumlayan ekonomistler, detayları bilmeden sağlıklı değerlendirme yapmanın zor olduğunu söyledi. İlk etapta piyasanın fi yatlandırma perspektifi ni oluştururken yeni fi nansal ürünün ayrıntılarını anlamak isteyeceğini kaydeden ekonomistler, aralık ayında olduğu gibi güçlü bir etki beklemiyor. GES’te vadenin ve gelirin belirlenmesine yönelik alt detaylar ortaya çıktıkça yansımaların görüleceği kaydediliyor. BDDK’nın tüketici kredilerinin vadelerini kısıtlaması ve kredi kartlarında minimum ödeme tutarlarını artırması, Merkez Bankası’nın Türk lirası kredilerde zorunlu karşılık oranını artırması faiz dışı daraltıcı para politikası adımları olarak görülüyor. Bu hamlelerin banka, konut, otomotiv gibi faize duyarlı sektörleri olumsuz etkileyebileceği düşünülüyor. Ancak enflasyon üzerinde önemli bir etki beklenmiyor. Yabancı para yükümlülükler için Türk lirası uzun vadeli menkul kıymet tesisi zorunluluğu getirilmesi de Hazine’nin borçlanmasını kolaylaştıracak ve verim eğrisinin orta-uzun vadeli kısmını etkileyecek bir adım olarak görülüyor. Bazı analistler, enflasyonun yükselmeye devam ettiği ve reel faizlerin ciddi negatif olduğu bir ortamda Türk lirası tahvilleri önermiyor.
Dolar dalgalandı, CDS 800’ü aştı
Yurt içi piyasa haftanın son işlem gününde ekonomiye ilişkin yeni adımların etkisiyle hareketli bir gün geçirdi. Dolar 17,2’nin üzerinde başladığı günde 16.85 seviyelerine kadar indi. Ancak kur aşağı yönlü hareketlerde zorlandı. Tera Yatırım Başekonomisti Enver Erkan, DÜNYA’ya yaptığı değerlendirmede, “Hazine’nin dün akşamki ilk açıklamalarının ardından enflasyon korumalı tahvil gelebileceği beklentileri kurda geri çekilmeyi ilk etapta sağlasa da kararlar sonrasında başta kur olmak üzere fi yatların yeniden eski seviyelere geldiği gözlendi. Piyasanın yeni fi nansal ürünün ayrıntılarını anlamak isteyeceğini düşünüyoruz” dedi.
CDS 800 baz puanı aştı
Türkiye’nin risk primi de yukarı yönlü hareketine devam etti. 5 yıllık risk primi (CDS) 800 baz puan seviyesini aşarak 2008 yılından bu yana kaydettiği zirve seviyeyi yeniledi. Ekim 2008’de gün içi işlemlerde Türkiye’nin risk primi 904 baz puanı görmüştü.
Tahvil getirileri düşüşte
Merkez Bankası’nın yabancı para mevduat için TL tahvil tutma zorunluluğu getireceğine dair açıklamasıyla, gösterge tahvil getirileri verim eğrisi genelinde üç puan civarında düşüşle güne başladı. Önceki gün son işlemde yüzde 25,72 seviyesinde olan 28 Nisan 2032 vadeli 10 yıllık sabit kuponlu tahvilin getirisi dün yüzde 22,57’ye kadar geriledi. Böylece 10 yıllık göstergede 315 baz puan düşüş yaşanmış oldu. Söz konusu tahvilde son işlem yüzde 22,57 bileşik seviyesinden gerçekleşti. Önceki gün son işlemde yüzde 27,86 seviyesinde olan 27 Nisan 2024 vadeli 2 yıllık sabit kuponlu tahvil getirisi ise yüzde 25,71’e kadar geriledi. 2 yıllık göstergede ise düşüş 215 baz puan oldu. Bu tahvilde TSİ 14:30’da son işlem yüzde 25,8 bileşik seviyesinden geçti.
Süper bono gelmedi, bankacılık hisseleri prim yaptı
Güne yükselişle başlayan borsa gün içinde yüzde 1’e yaklaşan değer kazancı ile 2597 puana kadar çıktı. Ancak ilerleyen saatlerde kâr satışları izlendi. Bankacılık endeksinde ise gün içerisinde yüzde 4 civarında prim yaşandı. Analistler, bankacılık sektöründe mevduatın yön değiştirmesi ve kredi mevduat makasının daralmasına neden olabilecek enflasyona endeksli veya süper bono ihracı yönünde bir açıklama gelmemesinin yanı sıra BDDK düzenlemelerinin etkilerinin nispeten sınırlı kalacağı algısının bankacılık hisselerindeki yükselişte etkili olduğunu söyledi. Enver Erkan, yabancılara yönelik tahsisli swap imkanına işaret ederek, “Swap serbestisi ile ilgili detaylar henüz belli değil. Bu yönde gelecek olumlu adımlar borsaya para girişi olarak yansıyabilir” dedi.
Hazine: TL cazibesini artıracak uygulamalar sürecek
Hazine ve Maliye Bakanlığı, hareketli geçen akşamın ardından dün sabah yaptığı paylaşımla 6 maddede enflasyonla kurumlar arası ortak mücadele vurgusu yaptı. Dünyayı etkisi alnı alan küresel enflasyonist süreçten Türkiye’nin de etkilendiği belirtilen açıklamada, bununla birlikte makroekonomi politikasına enflasyonla mücadelenin birinci önceliğini koruduğu belirtildi. Açıklamada bu mücadelede kurumlararası eşgüdümün öneminin açık olduğu kaydedilerek, tüm kurumların attığı adımlarda ortak mücadele anlayışıyla hareket ettiği bildirildi. Önümüzdeki dönemde ihtiyatlı maliye politikasına devam edileceği ve mali disiplinden taviz verilmeyeceği kaydedilerek, “Maliye politikasında program hedeflerinden sapmadan büyüme, istihdam ve özellikle gelir dağılımını önceleyen uygulamalar devam edecektir. Kamu harcamalarında etkinliği artırarak tasarruf sağlanacaktır” denildi. Zorunlu kamu giderleri dışındaki tüm alanlarda kontrol süreçlerinin etkinleştirileceğine vurgu yapılan açıklamada, “Böylece kamu harcamalarında etkinlik artırılarak tasarruf sağlanacaktır. Makro ihtiyati tedbirler güncel ekonomik koşullar gözetilerek etkin ve dinamik bir şekilde atılmaya devam edilecektir. Serbest piyasa kurallarından taviz verilmeden Türk Lirası kullanımını ve cazibesini artıracak uygulamalara devam edilecektir. Beklentilerin yönetimi kapsamında ekonomide atılan adımlar ekonominin tüm paydaşlarıyla şeff af ve eş zamanlı bir şekilde paylaşılacaktır” ifadeleri kullanıldı.
KKM’de başarısız bankalara ek yükümlülük
Dövizden kur korumalı mevduata geçen tasarruf sahiplerinin vade sonunda yeniden dövize dönüşlerinde yaşanan artış, Merkez Bankası’nı bu konuda yeni bir önlem almaya yöneltti. Merkez, kur korumalı mevduata dönüşte belirlenen hedefleri tutturamayan bankalara ‘karşılıklar’ aracılığıyla ek yükümlülük getirdi. Resmi Gazete’de yayımlanan bir tebliğ ile yabancı para yükümlülüklerine karşılık Merkez Bankası’nda umumi disponibilite kapsamında bulundurulacak TL cinsinden menkul kıymetlere ilişkin esaslar belirlendi. Menkul kıymete tabi yükümlülükler TL cinsinden hesaplanacak ve yükümlülükler için menkul kıymet tesis oranı yüzde 3 olacak. Menkul kıymet tesisine tabi yükümlülükler; döviz cinsinden mevduat/katılım fonu ve kıymetli maden depo hesaplarından oluşacak. Bankalar, kur korumalı mevduat sistemine dönüşüm oranına göre ilave menkul kıymet tesis edecekler. Bu kapsamda dönüşüm oranı yüzde 5’in altında olan bankalar 7 puan, yüzde 5-10 arasında olan bankalar ise 2 puan fazladan menkul kıymet tesis edecekler.
Yükümlülük tesis etmeyene ceza Menkul kıymetlerin süresinde tesis edilmemesi veya eksik tesis edilmesi halinde, eksik tesis edilen menkul kıymetlerin 3 katı tutarında dolar cinsinden mevduat faizsiz olarak tutulacak. Faizsiz mevduat tutulmaması halinde tesis süresi esas alınarak cezai faiz uygulanacak. Cezai faiz gecelik borç verme faizinin yüzde 50 fazlası tutarında olacak. Merkez Bankası, yükümlülükleri sürekli olarak yerine getirmeyen bankalar hakkında gerekli idari tedbirleri alabilecek. Bankacılık kaynakları, dövizden kur korumalı mevduata geçen tasarruf sahiplerinin, vade sonunda yeniden dövize dönüşlerinde artış yaşandığına dikkat çekiyorlar.
Perakende sektörü: Daha majör kararlara ihtiyaç var
Tüketici kredilerine yönelik karar perakende sektöründe olumsuz karşılandı. Yılın ikinci yarısında iç talepte zaten düşüş bekleyen sektör temsilcileri, söz konusu adımları minör adımlar olarak değerlendirerek daha kapsayıcı majör adımlar atılması gerektiğini dile getirdi. Zincir Mağazalar Derneği Başkanı Serhan Tınastepe, söz konusu adımlarla ilk yarıda KDV indirimi gibi iç tüketimi teşvik eden politikalardan parasal sıkılaştırma politikalarına geçiş yapıldığına dikkat çekti. Tınastepe, “Bizim de öngörümüz ikinci yarıda iç talebin daha sönük geçeceği yönündeydi. Parasal sıkılaştırma adımları olarak nitelendirdiğimiz bu adımın enflasyona etkisini gözlemlemek lazım. Uniq bir adım ama işlerimizi mutlaka etkileyecektir. Ama bizim genel işlerimizi etkileyecek konu daha genel makro ekonomik parametrelerdir. Bu adımlar daha minör etkiler yaratacaktır. Majör etkileri bir numarada enflasyon belirleyecek. Çok olumlu, olumsuz değerlendirmenin dışında daha majör adımlar bekliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
BMD: Umudumuz turiste kaldı
Birleşmiş Markalar Derneği Başkanı Sinan Öncel, enflasyona karşı sıkılaştırma adımlarının yüzbinlerce çalışanı ve binlerce satış noktası olan sektörü olumsuz etkileyeceğini dile getirerek, “Harcamalar kontrol altına tutulmak isteniyor. Düşük gelirliler için önlemler sabit bırakıldı. Tüketimi özellikle kredi kartı ile yapılan harcamaları frenlemeye doğru gidiliyor. Bu durum tabii ki tüketimi olumsuz etkileyecektir. Turizm harcamaları bizim odak noktamız, umudumuz turiste kaldı. Ama bu da bizi ne kadar koruyacak belirsiz. Şu an elimizdeki en önemli pozitif gelişme olarak bu kaldı. Belirli bir büyüklüğe ulaşmış ve bunu da devam ettirmek zorunda olan perakende noktalarının devam etmesi kolay değil. Belirli çalışan sayılarımız, dükkan kirası masraflarımız var. Zaten tüketim çok canlı değildi, şimdi cironun düşmesi önemli bir sıkışma yaratacak. İşletmelerin sermaye ihtiyacını da artıracaktır” diye konuştu.
Otomobil satışlarına etkisi sınırlı kalacak
Tüketici kredilerine yönelik vadenin sınırlandırılmasının, son dönemde taşıt kredilerindeki artış nedeniyle bireysel krediye yönelen tüketicinin finansmana erişimini kısıtlayacağı, bu durumun da satışlara olumsuz yansıyabileceği ifade ediliyor. Ancak, güçlü bir etki beklenmiyor. Öte yandan zorunlu karşılık düzenlemesinin de taşıt kredisi faiz oranlarının yükselişe geçmesine neden olacağı belirtiliyor. Ancak, çip krizi nedeniyle talep arzın çok gerisinde olduğu için bu gelişmelerin satışlara sınırlı etkisi olması bekleniyor.
DÜNYA’ya konuşan Otoshops Genel Müdürü Melih Mutlu, BDDK’nın tüketici kredilerine ilişkin sınırlama getirmesine yönelik, “Bu sınırlama ile yıl başından bu yana yüzde 36 ve sadece mayıs ayında yüzde 21 fiyat artışı yaşayan ikinci el sektöründe araca ulaşım için tüketicilerin kullandığı önemli bir finansmana ulaşımı kısıtlayacak” diye konuştu. Tüketici kredisi ile alımı tercih eden tüketicilerin kısmen bu ihtiyaçlarını araç kredisi ile ikame edeceklerini öngördüklerini söyleyen Melih Mutlu, “Öte yandan son 1 yıldır yüksek kredi oranları nedeni ile birçok tüketicinin de kredi ürünleri yerine nakit alıma yöneldiğini gözlemliyoruz. Dolaysıyla etkisinin yüksek olacağına dair bir beklentimiz bulunmuyor” açıklamasını yaptı.
Vavacars Perakende Grup Başkanı Serdıl Gözelekli ise “Kredili satışların payı geçmişe göre zaten düşüş göstermişti. Ek olarak talebin giderek arttığı bir sezondayız. Bu iki sebepten dolayı satışlara herhangi olumsuz bir etki öngörmüyoruz” dedi. Cardata Genel Müdürü Hüsamettin Yalçın da BDDK’nın yeni düzenlemesinin ikinci el araç alımında peşinatını destekle karşılayacak tüketiciyi zorlayacağını belirterek, ikinci el satışlarına olumsuz yansıyacağını dile getirdi.
Gülan Otomotiv Yönetim Kurulu Üyesi Alp Gülan ise “Ticari kredilere yönelik adım nedeniyle, maliyetler arttığı için ticari kredi faizleri de yükseldi. Taşıt kredi faiz oranları da bugün yükselişe geçti. Neredeyse yüzde 3’lere geldi. Bu durum hem sıfır hem de ikinci el araçlarda tüketicinin finansmana erişimini zorlaştıracak” dedi.
İŞ DÜNYASI ‘YENİ FIRSAT PENCERESİ’ OLARAK GÖRDÜ
İTO Başkanı Avdagiç: Finansal istikrara katkı verecek
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, ekonomi politikasına yönelik açıklanan tedbirlerin, enflasyonla mücadele ve finansal istikrarın güçlendirilmesine önemli katkı vereceğini belirterek, “Bu kararların yatırımda yeni fırsat pencereleri açacağına inanıyoruz” dedi. Avdagiç, eş güdüm halinde alınan bu kararların olumlu sonuçları olacağını öngördüklerini belirterek şu ifadelere yer verdi: Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 15 Haziran’da başlatacağını duyurduğu, gelire endeksli devlet iç borçlanma senedinin (GES), gittikçe daha da önemli olan TL tasarrufların iyi bir getiri ile teşvik edilmesine ve yatırıma, işe dönüşmesine katkı vereceği inancındayız. İTO kredilerin üretken alanlara yönlendirilmesinin daima savunucusu oldu. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) selektif yaklaşımı, refahımız için çok önemli. Bu kararların yatırımda yeni fırsat pencereleri açacağına inanıyoruz. Alınan sıkılaşma tedbirleri de enflasyonun gerilemesi için gereklidir.
ASKON Başkanı Aydın: Ayağımızı yorganımıza göre uzatmalıyız
ASKON Genel Başkanı Orhan Aydın, “Kurumlar arası eş güdümle önceliği enflasyonu baskılamak üzere açıklanan kararlar, bundan sonrası için ayağımızı yorganımıza göre uzatmamızı, paramızın kıymetini bilmemizi ve harcamalarımızda ihtiyatı elden bırakmamızı söylüyor” dedi. Dünya genelinde özellikle temel emtia fiyatlarındaki artışların enflasyonla ciddi bir mücadele gerektirdiğini belirten Aydın, “Bu bağlamda atılan bu adımların yanı sıra enflasyonla mücadele noktasında özellikle dar gelirli kazancı olan kesime yönelik alım gücünü artıracak plan ve programların yapılması aşikardır. Dün olduğu gibi bugün de bu konuya ilişkin yakın bir zamanda gerekli adımların atılacağına inanıyor ve bu konuda atılacak adımları da her daim destekleyeceğimizi özellikle belirtmek istiyoruz” değerlendirmesini yaptı.
Dünya
İlginizi Çekebilir
BANKA HABERLERİ
Fitch’ten Türk bankalarına kârlılık uyarısı: Takipteki krediler artıyor
Yayınlanma:
11 saat önce|
21/10/2026Yazan:
BankaVitrini
Yüksek fonlama maliyetleri ve enflasyon bankaların kâr marjlarını daraltırken, takipteki kredi oranı 2026’nın ikinci çeyreğinde yüzde 3,5’e yükseldi. Fitch, kârlılık üzerindeki baskının yıl boyunca sürmesini bekliyor.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, üç aylık Türk Bankaları İzleme Raporu’nda, Türk bankacılık sektörünün 2026 yılının ikinci çeyreğinde kârlılık kaybı yaşadığını ve sorunlu kredilerdeki artışın sürdüğünü bildirdi. Bloomberg HT haberine göre, yüksek fonlama maliyetleri, artan swap giderleri ve enflasyon kaynaklı faaliyet giderleri, bankaların finansal performansını olumsuz etkiledi.
Faaliyet kârlılığında belirgin gerileme
Fitch’in izlediği bankalarda ortalama faaliyet kârının risk ağırlıklı varlıklara oranı, 2026’nın ilk çeyreğindeki yüzde 3,9 seviyesinden ikinci çeyrekte yüzde 2,6’ya geriledi. Sektör genelinde ise aynı oran yüzde 4,6’dan yüzde 3,3’e düştü.
Rapora göre, yüksek Türk lirası faizlerinin fonlama maliyetlerini artırması, net faiz marjlarını daraltan başlıca unsurlar arasında yer aldı. Swap maliyetlerindeki yükseliş ve enflasyonun faaliyet giderleri üzerindeki etkisi de kârlılığı baskıladı.
Takipteki krediler yüzde 3,5’e çıktı
Bankacılık sektöründe aktif kalitesine ilişkin göstergeler de olumsuz seyrini sürdürdü. Fitch’in izlediği bankaların ortalama takipteki kredi (NPL) oranı, ilk çeyrekteki yüzde 3,3 seviyesinden ikinci çeyrek sonunda yüzde 3,5’e yükseldi. Yeni takipteki kredi oluşum oranı da yüzde 2,1’den yüzde 2,2’ye çıktı.
Bankaların ortalama çekirdek sermaye yeterlilik oranı ise yüzde 11,5 seviyesinde kaldı. Bu görünüm, kredi riskleri ve kârlılık baskıları yakından izlenirken sermaye göstergesinin söz konusu dönemde yatay seyrettiğine işaret etti.
Bankacılık sektörünü ne bekliyor?
Fitch, yüksek TL faizleri ve enflasyonist baskıların bankaların kârlılığı üzerindeki etkisinin 2026 boyunca devam edebileceğini öngörüyor. Kuruluş, yılın sonlarına doğru faiz indirimlerinin yeniden başlaması durumunda bu baskının 2027’de hafifleyebileceğini değerlendiriyor.
Bankacılık sektörü açısından temel risk, fonlama maliyetleri yüksek seyrederken kredi geri ödemelerinde yaşanabilecek bozulmanın karşılık giderlerini artırması ve kâr marjlarını daha da daraltması. Bu süreç, bankaların kredi verme iştahı ve reel sektörün finansmana erişimi üzerinde de baskı oluşturabilir.
Kaynak: Fitch Ratings’in Türk Bankaları İzleme Raporu; 21 Ekim 2026 tarihli haberler.
BANKA HABERLERİ
AKBANK VE DENİZBANK: FON SORUŞTURMASINDAKİ İSİMLER BANKAMIZ ÇALIŞANI DEĞİL
FON SORUŞTURMASINDA AKBANK VE DENİZBANK’TAN AÇIKLAMA: “İSİMLER BANKALARIMIZIN ÇALIŞANI DEĞİL”
Yayınlanma:
12 saat önce|
21/10/2026Yazan:
BankaVitrini
Fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler üzerinden gündeme gelen Akbank ve DenizBank, haberlerdeki çalışma ilişkilerine ilişkin açıklama yaptı. Akbank, “adı geçen kişilerin uzun süre önce bankadan ayrıldığını” belirtirken DenizBank, “adı geçen Yasemin Y.’nin banka çalışanı olmadığını” bildirdi.
Bankavitrini.com | Gündem
Sermaye piyasalarındaki işlemlere yönelik yürütülen fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler ve bu kişilerin bankalarla bağlantıları gündeme geldi. Konuya ilişkin Akbank ve DenizBank’tan açıklamalar geldi. Her iki banka da haberlerde yer alan çalışma ilişkilerine yönelik düzeltme talebinde bulundu.
Akbank: İsimler uzun süre önce bankadan ayrıldı
Akbank, fon soruşturması kapsamında gözaltı kararı verilen kişilerle ilgili haberlerde banka adının kullanılmasına ilişkin açıklama yaptı.
Banka, haberlere konu olan kişilerin uzun süre önce Akbank’tan ayrıldığını ve başka kurumlarda çalıştıklarını belirtti. Açıklamada, bu kişilerin hâlen Akbank bünyesinde görev yapıyormuş gibi gösterilmesinin gerçeğe aykırı bir izlenim oluşturabileceğine dikkat çekildi.
Akbank, güncel çalışma ilişkilerinin doğru aktarılması gerektiğini vurgulayarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini istedi.
DenizBank: Yasemin Yılmaz bankamızın çalışanı değil
DenizBank da fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isimlerin yer aldığı listeye ilişkin yayımlanan haberdeki bir bilgiyi düzeltti.
DenizBank A.Ş. tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isim listesine ilişkin yayımladığınız haberde, Yasemin Y. isimli kişinin DenizBank Finans Yöneticisi olduğu yönünde hatalı bilgiye yer verilmiştir.
Haberde adı geçen Yasemin Y., Bankamız çalışanı değildir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla söz konusu yanlış bilginin düzeltilmesini rica ederiz.”
DenizBank, açıklamasıyla Yasemin Y.’ın banka çalışanı olduğu yönündeki bilgiyi açıkça reddetti ve haberlerin düzeltilmesini talep etti.
Soruşturmada banka isimleri neden gündeme geldi?
Soruşturma kapsamında yayımlanan gözaltı listelerinde yer alan kişilerin mesleki unvanları ve çalıştıkları kurumlara ilişkin bilgiler, bankaların isimlerinin de haberlerde geçmesine neden oldu.
Ancak bir kişinin adının soruşturma kapsamında anılması, tek başına ilgili bankanın soruşturmanın şüphelisi olduğu veya kurumsal olarak herhangi bir suça iştirak ettiği anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, bir kişinin geçmişte bir bankada çalışmış olması da güncel çalışma ilişkisini göstermiyor.
Akbank’ın geçmiş çalışma ilişkilerine yönelik açıklaması ile DenizBank’ın Yasemin Y. hakkında yaptığı düzeltme, haberlerde kişi ve kurum bağlantılarının güncel ve teyit edilmiş bilgiler üzerinden kurulmasının önemini ortaya koydu.
Bankacılık sektöründe doğru bilgi ve itibar vurgusu
Sermaye piyasalarına yönelik soruşturmalarda kişi isimleriyle birlikte kurum adlarının anılması, kamuoyunda ilgili bankalara yönelik algıyı etkileyebiliyor. Bu nedenle gözaltı listelerindeki bilgilerin, kişilerin güncel iş durumlarıyla karşılaştırılarak yayımlanması önem taşıyor.
Akbank ve DenizBank’ın açıklamaları, soruşturma haberlerinde yalnızca isimlerin değil, bu isimlerle bankalar arasında kurulan bağlantıların da titizlikle doğrulanması gerektiğini gösteriyor.
Bankavitrini.com olarak not: Bu haber, Akbank ve DenizBank’ın çalışma ilişkilerine yönelik açıklamalarını bir araya getirmektedir. Soruşturmada adı geçen kişiler hakkındaki iddialar ile bankaların kurumsal sorumluluğu birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.
BANKA HABERLERİ
AKBANK 1,7 MİLYAR TL CEZAYI NİÇİN YEDİ?
Yayınlanma:
6 gün önce|
16/10/2026Yazan:
BankaVitrini
BANKALAR ÇALIŞANLARIN MAAŞ REKABETİNİ Mİ SINIRLADI?
Bankavitrini.com | Bankacılık ve Finans Analizi
Akbank, Rekabet Kurulu tarafından yürütülen iş gücü piyasasına yönelik soruşturmanın uzlaşmayla sonuçlandırılması kapsamında 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL idari para cezası ödeyecek. Peki, Türkiye’nin önde gelen bankalarından biri neden bu kadar yüksek bir ceza ile karşı karşıya kaldı? Soruşturmanın arkasında hangi iddialar bulunuyor? Bu olay, bankacılık sektöründe çalışanların ücretlerini ve iş değiştirme özgürlüğünü nasıl etkileyebilir?
CEZA KREDİ VE MEVDUAT FAİZLERİYLE İLGİLİ DEĞİL
Akbank’a verilen cezanın konusu, bankanın müşterilerine uyguladığı kredi faizleri veya mevduat oranları değil. Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihinde duyurduğu soruşturma, bankacılık, sigortacılık ve bilişim teknolojileri sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin iş gücü piyasasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalarını inceliyor.
Rekabet Kurumu, aralarında Akbank’ın da bulunduğu 26 teşebbüs hakkında çalışan ayartmama anlaşmaları ve/veya iş gücü piyasasına yönelik rekabete hassas bilgi paylaşımı iddiaları kapsamında soruşturma başlatmıştı.
Akbank, 12 Ekim 2026 tarihli Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) açıklamasında, Rekabet Kurulu’nun 26-30/899-383 sayılı kararı doğrultusunda soruşturmanın banka bakımından uzlaşmayla sonuçlandırıldığını bildirdi.
Açıklanan idari para cezası 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL oldu.
ÇALIŞAN AYARTMAMA ANLAŞMASI NE DEMEK?
Soruşturmanın en dikkat çekici başlıklarından biri, şirketlerin birbirlerinin çalışanlarını işe almamak veya çalışan transferlerini kısıtlamak konusunda anlaşmış olabileceği iddiası.
Örneğin aynı sektörde faaliyet gösteren iki banka düşünelim. Bu bankaların birbirlerinin çalışanlarına iş teklifi yapmamak ya da çalışan transferlerini sınırlandırmak konusunda anlaşmaları, iş gücü piyasasındaki rekabeti bozabilecek uygulamalar arasında değerlendirilebilir.
Böyle bir durumda çalışan, yalnızca mevcut işvereninin ücret politikasıyla karşı karşıya kalmaz. Rakip bankaların daha yüksek ücret veya daha iyi çalışma koşulları sunmasıyla ortaya çıkabilecek alternatifler de daralabilir.
Oysa rekabetçi bir iş gücü piyasasında bankalar nitelikli çalışanları bünyelerine katabilmek için ücret, prim, yan haklar, kariyer olanakları ve çalışma koşulları üzerinden birbirleriyle yarışır.
Bu rekabetin kısıtlanması, çalışanların pazarlık gücünü zayıflatabilecek bir sonuç doğurabilir.
Ancak önemli bir ayrıntı var: Rekabet Kurumu’nun soruşturma duyurusu, bu tür uygulamalara ilişkin iddiaların araştırıldığını gösteriyor. Akbank’ın hangi somut davranışının cezaya esas alındığına ilişkin ayrıntılar, bankanın KAP açıklamasında yer almıyor.
MAAŞ BİLGİLERİNİN PAYLAŞILMASI NEDEN SORUN OLABİLİR?
Soruşturmanın ikinci önemli boyutu, iş gücü piyasasında rekabete hassas bilgilerin paylaşılması iddiası.
Çalışan ücretleri, maaş artışları, işe alım koşulları ve gelecekteki istihdam planları gibi bilgiler, şirketlerin birbirleriyle rekabet etme biçimini etkileyebilir.
Örneğin rakip işverenlerin gelecekteki ücret artışlarına ilişkin hassas bilgileri paylaşması, ücret politikalarının bağımsız biçimde belirlenmesini zayıflatabilir. İşverenler arasındaki rekabetin azalması da çalışanların daha iyi ücret ve çalışma koşulları elde etme olanaklarını olumsuz etkileyebilir.
Buradaki temel mesele, şirketlerin insan kaynakları alanında her türlü bilgi alışverişinin yasak olması değil. Rekabeti kısıtlayabilecek nitelikteki anlaşmalar ve bilgi paylaşımlarının, somut koşullar çerçevesinde rekabet hukuku bakımından değerlendirilmesidir.
AKBANK BUNU NEDEN YAPMIŞ OLABİLİR?
Bu sorunun kesin yanıtını verebilmek için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki somut tespitlerin görülmesi gerekir. Bankanın kamuya açık KAP açıklaması, cezanın arkasındaki yönetimsel motivasyonu veya belirli bir uygulamanın nedenini açıklamıyor.
Bununla birlikte, çalışan transferlerini sınırlandıran veya ücret rekabetini zayıflatan uygulamaların işverenler açısından olası ekonomik motivasyonları bulunuyor.
Birincisi, personel maliyetlerini kontrol altında tutmak. Bankacılık sektöründe deneyimli çalışanların ücretleri, primleri ve yan hakları önemli bir maliyet kalemi oluşturuyor. İşverenler arasındaki ücret rekabetinin zayıflaması, ücret artışı baskısını azaltabilecek bir sonuç doğurabilir.
İkincisi, nitelikli personeli elde tutmak. Deneyimli bankacılar, risk yönetimi uzmanları, yazılım çalışanları ve yöneticiler, rakip kuruluşlar açısından değerli insan kaynağıdır. Çalışan hareketlerini kısıtlayan anlaşmalar, işverenler açısından personel kaybını azaltıyor gibi görünse de rekabet hukuku bakımından ciddi sorunlar doğurabilir.
Üçüncüsü, insan kaynakları maliyetlerinde öngörülebilirlik sağlamak. Bankalar ücret artışlarını ve işe alım maliyetlerini yönetmek ister. Ancak bu amaç, rakiplerle rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar yapılmasını hukuken meşru hâle getirmez.
Bunlar olası ekonomik açıklamalardır; Akbank’ın bu amaçlarla hareket ettiğinin kanıtlandığı anlamına gelmez.
BU BİR İŞ HUKUKU İHLALİ Mİ?
Burada iki ayrı hukuk alanını birbirinden ayırmak gerekiyor.
İş hukuku; işçinin ücreti, iş sözleşmesi, çalışma koşulları, kıdem ve ihbar tazminatı gibi konuları düzenler.
Rekabet hukuku ise şirketlerin piyasalarda rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşmalarını ve davranışlarını denetler.
Akbank’a ilişkin soruşturmanın hukuki dayanağı, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında iş gücü piyasasındaki rekabetin kısıtlanıp kısıtlanmadığının incelenmesidir.
Dolayısıyla bu olay, doğrudan işçilerin ücretlerinin ödenmemesi veya kıdem tazminatı haklarının ihlali nedeniyle verilen bir iş hukuku cezası değildir.
Bununla birlikte, işverenler arasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalar çalışanların iş değiştirme ve ücret pazarlığı imkânlarını etkileyebildiğinden, konu çalışma hayatı açısından da önem taşıyor.
AKBANK NEDEN UZLAŞMAYI KABUL ETTİ?
Akbank’ın KAP açıklamasında, soruşturmanın Rekabet Kurulu kararı doğrultusunda uzlaşma usulüyle sonuçlandırıldığı bildirildi.
Rekabet hukukunda uzlaşma, soruşturmanın kanunda belirlenen koşullar çerçevesinde sonuçlandırılmasına imkân veren bir yöntemdir. Bu yol, sürecin daha kısa sürede tamamlanması ve hukuki belirsizliğin azaltılması gibi avantajlar sağlayabilir.
Ancak Akbank’ın uzlaşmayı hangi özel gerekçelerle tercih ettiğine ilişkin ayrıntılı bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle bankanın uzlaşma kararını hangi yönetimsel veya hukuki değerlendirmelerle aldığı konusunda kesin bir neden ileri sürmek doğru olmaz.
BANKACILIK SEKTÖRÜNDE NE DEĞİŞEBİLİR?
Bu soruşturmanın önemi yalnızca Akbank’ın ödeyeceği para cezasıyla sınırlı değil.
Bankalar ve diğer finans kuruluşları açısından insan kaynakları uygulamalarının da rekabet hukuku kapsamında değerlendirilmesi, sektörde yeni bir hassasiyet alanı oluşturuyor.
Özellikle şu konuların önem kazanması beklenebilir:
- Rakip kuruluşların çalışanlarını işe almama yönünde anlaşmalardan kaçınılması.
- Ücret politikaları ve gelecekteki maaş artışları gibi rekabete hassas bilgilerin paylaşımının dikkatle değerlendirilmesi.
- İnsan kaynakları toplantılarında ve sektör içi görüşmelerde rekabet hukuku kurallarına uyumun güçlendirilmesi.
- Çalışanların iş değiştirme ve daha iyi çalışma koşulları için pazarlık yapma imkânlarının korunması.
Bunun çalışanların ücretlerine doğrudan ne ölçüde yansıyacağı ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu.
SONUÇ: MESELE SADECE 1,7 MİLYAR TL DEĞİL
Akbank’a açıklanan 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL’lik idari para cezası, iş gücü piyasasındaki rekabetin de bankacılık sektöründe ciddi bir denetim konusu olduğunu gösteriyor.
Çalışanların serbestçe iş değiştirebilmesi, işverenlerin nitelikli personel için rekabet etmesi ve ücretlerin bağımsız piyasa koşullarında belirlenmesi, rekabetçi bir iş gücü piyasasının temel unsurları arasında yer alıyor.
Burada asıl yanıtlanması gereken soru şu: Bankalar müşterilerine kredi ve mevduat ürünleri sunarken rekabet etmek zorundayken, çalışanları işe alma ve ücret belirleme konusunda da aynı rekabet anlayışıyla hareket ediyor mu?
Bu sorunun Akbank özelindeki somut yanıtı için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki tespitlerin incelenmesi gerekiyor. Ancak olayın kendisi, bankacılık sektöründe rekabet hukukunun yalnızca müşteri ve ürün piyasalarıyla sınırlı olmadığını, çalışma hayatına da uzandığını ortaya koyuyor.
Kaynaklar: Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihli soruşturma duyurusu; Akbank’ın 12 Ekim 2026 tarihli KAP açıklaması.
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.054)
- BANKA ANALİZLERİ (152)
- BANKA HABERLERİ (3.644)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (603)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.987)
- GÜNCEL (4.636)
- GÜNDEM (3.590)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (147)
- ŞİRKETLER (2.747)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (582)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.500)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (841)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (120)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (62)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (95)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (20)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Meta'nın üçüncü çeyrek net kârı yıllık bazda yüzde 264 arttı 21/10/2026
- "İran'la savaşa girmek yaptığımız en iyi işlerden biri" 21/10/2026
- Tesla'nın üçüncü çeyrek net kârı yüzde 43 azaldı 21/10/2026
- Resmi Gazete'de bugün (22.10.2026) 21/10/2026
- Türkiye'de PHP güvenlik açığına karşı harekete geçildi 21/10/2026
- Trump: Rusya-Ukrayna savaşında çözüme hiç olmadığı kadar yakınız 21/10/2026
- Tasfiye edilecek fonlarda bekleyen talimatlara ilişkin önerge kabul edildi 21/10/2026
- Meta'ya kullanıcı gizliliği ihlali nedeniyle 25 milyar dolar ceza 21/10/2026
- JP Morgan: Aracı kurum lisans iptali Türkiye'den çekilme anlamına gelmiyor 21/10/2026
- ABD'den İran'ın gölge filosuna yönelik yeni yaptırımlar 21/10/2026
SON YAZILAR
- Fitch’ten Türk bankalarına kârlılık uyarısı: Takipteki krediler artıyor 21/10/2026
- AKBANK VE DENİZBANK: FON SORUŞTURMASINDAKİ İSİMLER BANKAMIZ ÇALIŞANI DEĞİL 21/10/2026
- Vestel’de Borç Alarmı: Gözler Yatırımcıda 20/10/2026
- FİTCH’TEN TÜRKİYE’DE LEASİNG VE FAKTORİNG SEKTÖRÜNE ÇİFTE RİSK UYARISI 19/10/2026
- AVRUPA SOKAKLARINDA EKONOMİK İSYAN: BÜYÜME VAR, REFAH NEREDE? 19/10/2026
- Trump’ın Rusya açılımı dengeleri değiştirdi, risk iştahı toparlanıyor 19/10/2026
- AKBANK 1,7 MİLYAR TL CEZAYI NİÇİN YEDİ? 16/10/2026
- MSCI’DEN TÜRKİYE BORSASINA FREN! 16/10/2026
- KREDİ KARTINDA 12 AY SINIRI KALKTI MI? TAKSİTLİ ALIŞVERİŞTE YENİ DÖNEM! 16/10/2026
- VERGİLERİN HER 100 LİRASININ 21,6 LİRASI FAİZE GİDİYOR! 16/10/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ6 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini5 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
