Connect with us

Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz

Enflasyonist ortam nasıl bir politika getiriyor?

Yayınlanma:

|

Prof. Dr. Binhan Elif YILMAZ katıldığı EKOTÜRK TV’de Tuğba ÖZAY’ın sunduğu MAKRO EKONOMİ Programında güncel sorunlar yanında, önümüzdeki süreçte bizi bekleyen şartlar hakkında da ışık tutuyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Prof. Dr. YILMAZ: KREDİ KART DÜZENLEMESİ ENFLASYONA FREN OLABİLİR Mİ?

Kredi kartı harcamaları ve limitlerde izlenmeyi gerektirecek ne tür gelişmeler oldu? Acaba güçlü tüketim mi kredi kartları kullanımını arttırıyor yoksa en önemli neden enflasyon beklentilerinin çıpalanamaması mı?

Yayınlanma:

|

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) yeni Başkanı Fatih Karahan, dün yılın ilk Enflasyon Raporu Bilgilendirme Toplantısında kredi kartı konusundaki gelişmeleri izlediklerini söyledi. Geçtiğimiz haftalarda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile banka üst düzey yöneticilerinden de kredi kartlarında düzenleme sinyalleri geliyordu.

Kredi kartı harcamaları ve limitlerde izlenmeyi gerektirecek ne tür gelişmeler oldu? Acaba güçlü tüketim mi kredi kartları kullanımını arttırıyor yoksa en önemli neden enflasyon beklentilerinin çıpalanamaması mı?

Tüketimin güçlü, talebin sıkı para politikasına rağmen hâlâ canlı olduğu, makroekonomik göstergelere de yansıyor. Çeyreklik büyüme verilerinde büyümenin itici gücü özel kesim tüketim harcamaları olmaya devam ediyor. Enflasyonist beklentilerin ve fiyatlamaların bozulduğu ortamda fiyatların daha da artacağı endişesi güçlü tüketimi beslerken, kredi kartı kullanımını da beraberinde getiriyor. Bir anlamda kısır döngü var.

İçinde bulunduğumuz enflasyonist ortamda pek çok ürünün fiyat artışları ve nominal ücret artışlarının kart limitlerinden daha hızlı artmasından kaynaklı bir durum yaşıyoruz. Aslında kredi kartı harcamalarındaki ve kart limitlerindeki artıştan enflasyonu ve onu takip eden ücret artışlarını arındırmamız gerekiyor. O nedenle kart limitleri doluyor ve bu durum limit kullanım oranının artışı şeklinde istatistiklere yansıyor.

İhtiyaç, destek kredilerinin faiz oranlarındaki yükselişin ardından hanehalkı, kredi kartı kullanımına yöneliyor. Kredi faizleri hem artıyor hem de krediye erişim çok zor. Dolayısıyla kredi kartı kullanımı bu nedenle de arttı.

Kredi kartının taksitli alışveriş ve nakit çekim amacıyla kullanımı yaygın.

BDDK verilerine göre bir yıl içinde kredi kartı hacmi yüzde 155 arttı. Oysa ihtiyaç, konut, taşıt kredileri hacmindeki artış yüzde 40 olarak gerçekleşti.

Kredi kartı ekstresinde asgari ödeme tutarı yüzde 40 ise kart borcunu ödemek zorlaşıyor. Borç arttıkça, aylık taksit miktarı da artıyor. Ayrıca taksitli satışlara gelen sınırlama, kart sahiplerini kısa vadeli borç sarmalına sokmuş durumda.

Kredi kartları ödenmedikçe faiz yükü artıyor, ardından yasal takip başlıyor. BDDK verilerine göre 19-26 Ocak haftasında takipteki bireysel kredi toplamı 48 milyar TL, bu tutarın yüzde 35,5’i olan 17 milyar TL’si kredi kartı takiplerinden oluşuyor.

Kredi kartı düzenlemeleri bekleyebilir. Nedeni; bir anlamda kart kullanımı yaygın olmak zorunda, artık nakite dönülmesi zor. Çünkü 200 TL’lik banknotlar, günümüzün en büyük kupürlü banknotu. Oysa bu banknotlar 1.1.2009’da tedavüle çıktı. 2009 yılında enflasyon yüzde 6,5’di, Dolar/TL 1,52 idi. Bugün enflasyon yüzde 64,8 ve Dolar/TL 30 TL’yi aşmış durumda. Alım gücü düşen banknotlar, piyasada 500, 1.000 TL’lik banknot ihtiyacını da beraberinde getiriyor. Nakit taşıyarak günlük ihtiyaçları karşılamak bile neredeyse imkansız.

Gelelim kart limitlerine… Hem kredi kartı limitleri geçen yıla göre daha yüksek, hem de yüksek limitli kart sahiplerinin toplam kredi kartı sahiplerine oranı yüksek.

Kredi kartı limiti 100.000 TL üstü olan kart sahiplerinin sayısı, toplam kredi kartı sahiplerinin dörtte birini aştı. Bu oran bir yıl önce sadece yüzde 3’tü.

Bu duruma yol açan pek çok neden var. Yüksek enflasyon, nominal olarak ücretleri arttırdı. Dolayısıyla bankalar beyan edilen gelirin artışı karşısında müşterilerinin kredi kartlarının limitlerini attırmayı teklif ediyor ve bu teklif de karşılık buluyor. Ayrıca taksitli alışveriş, kredi kartı limitinin düşmesine yol açıyor.

Kart limitleri alışveriş ve nakit çekim nedeniyle doluyor. Kredi kartı limiti artsa da kartların limitleri kalmayabiliyor. Şöyle; kredi kartıyla taksitli alışveriş yapılsa bile, alışveriş tutarının tamamı kredi kartının limitinden düşülüyor. Ancak taksitler ödenirse ödeme yapılan tutar kadar kredi kartı limiti açılıyor.

Ödeme zorluğu oluşursa kredi kartları yetersiz bakiye alarmı vermeye başlıyor.

Firmalar açısından da durum farklı değil. Üretim maliyetindeki yükseliş, işletme sermayesi ihtiyacı, krediye erişimin zorluğu, firmaları da kredi kartı kullanımına, nakit çekime doğru yönlendiriyor.

Bankalar, kredi kartlarıyla “tabana yayılan kredi” verme imkanına sahip.

Bankalar açısından kredi kartı diğer kredilere göre çok riskli bir ürün değil. Kredi kartlarının zaten kanuni limit sınırı var, geliri olmayana limit açılması zor. Bankalar kredi kartı limitleri ve kart ödemelerine ilişkin riskleri yakından kontrol ve takip ediyor. Düzenli geliri olan, düzenli ödeme yapanlara limit yükseltme imkanı daha fazla. Sonuçta gelir tespiti bankaların sorumluluğunda. ve bu durum bankalar açısından oldukça sıkı takip edilebiliyor. Bu şekilde bankalar “tabana yayılan” kredi verme imkanına ulaşıyor.

O nedenle zaten yüksek faizli ve sınırlı miktardaki destek, ihtiyaç kredilerine ulaşamayanların varlığında bankaların kredi kartı üzerinden de kazanç sağlamasının yolunu açıyor, bir anlamda teşvik ediyor. Böylece kredi kartı sahibi sayısı arttıkça ve kredi kartı limitleri arttıkça destek kredisi, ihtiyaç kredisi üzerinden değil, kredi kartları üzerinden kredi tabana yayılıyor.

Kredi kartı ve kayıt dışılık bağını unutmamak gerek. 

Kredi kartıyla yapılan alışveriş kayıt dışılığı önleyici işleve sahip. O nedenle kredi kartları üzerinden bankaların kayıt dışılığı önleyici rolü büyük. Kredi kartı kullanımı sınırlaması olursa, kayıt altındaki pek çok ödeme kayıt dışına kolaylıkla çıkar. Geçmiş yıllarda büyük mağazaların “ödeme merkezleri”nde senet, belge üzerinden taksitli alışverişin, kredi kartıyla yapılan alışverişten daha maliyetli bir şekilde yapıldığını hatırlayanlar vardır.

Dijitalleşen dünyada ve en önemlisi Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılında bu şekilde geçmişe dönmenin, tüketimi baskılayarak enflasyonu dizginlemeye faydasının olacağını sanmam.

2023 yılı başından bu yana bankalar, makroihtiyati tebdirler kapsamında onlarca regülasyonlara tabi tutuldular, özellikle menkul kıymet tesisi açısından. Günümüzde destek kredileri, bireysel kredilerin hacmi düşük. Bankalar bu kredileri kullandırmayınca burada krediyi tabana yayma imkanlarından biri olan ve ellerindeki önemli bir enstrüman, işte bu kredi kartı limitleridir.

Limiti güncelleyen banka ve o limite muhtaç müşterilerin buluştuğu ortamda ortaya çıkan sayısal büyüklük Merkez Bankasının ve Hazine ve Maliye Bakanlığının dikkatini çekiyor.

Görünen o ki, kredi kartlarının hacmi, limitleri, yasal takip boyutu, enflasyonun ve enflasyonla mücadelede gelinen noktanın turnusol kağıdı gibi.

Prof. Dr. Binhan Elif YILMAZ – T24

Okumaya devam et

Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz

Prof. Dr. YILMAZ: Türkiye’nin CDS primi neden yükselişe geçti?

Yayınlanma:

|

CDS (Credit Default Swap) ya da diğer adıyla kredi risk primi, bir ülkenin borçlarını geri ödeyememe riskine karşı bir sigorta maliyetidir. Peki ne oluyor da bir ülke borçlarını geri ödeyememe ve o borcun alacaklısı da alacağına ulaşamama riskiyle karşı karşıya kalıyor?

Öncelikle merkez bankası rezervlerinde erime, vadesi kısalan dış borç, yüksek cari açık, enflasyon, kur oynaklıkları, siyasi ve ekonomik belirsizlikler, makroekonomik göstergelerdeki bozukluklar, o ülkenin CDS’sini yükselten temel faktörler.

CDS, 2018 yılı ikinci çeyrekten sonra kulağımıza daha çok çalınmaya başlandı. CDS’nin 500’ü aştığı o dönemde yaşanan kur sıçramaları sonrasında dış borç yükümlülüklerimiz döviz cinsinden artmaya başladığı için gözler Türkiye’ye çevrildi. Ardından pandemi döneminde 600 ve küresel risk iştahının düşmeye başladığı 2022 Temmuz sonunda CDS 900’ü geçti.

Mayısın 26’sı itibariyle CDS 697 bp. Seçimin ilk turu yani 15 gün öncesinde 505 bp idi. Seçim hem ümidi hem de belirsizliği beraberinde getiriyor. Bu belirsizlik sadece seçim sonuçları ile ilgili değil, aynı zamanda kim kazanırsa kazansın ekonomi politikalarının yönü açısından da geçerli.

Türkiye’ye S&P ve Fitch tarafından verilen kredi notu B negatif. Bu not, yatırım yapılabilir ülkenin 5, 6 derece altında. Ayrıca bugünkü şu ekonomik görünüm de CDS’nin yükselişini açıklar nitelikte: Devam edegelen gevşek para politikasına rağmen makroihtiyati önlemlerle daralan kredi hacmi, dolarizasyon, rekor cari açık, yüksek enflasyon, swap hariç -60,3 milyar $ olan MB rezervleri, -150 milyon $’lık net uluslararası rezerv, bir yılda %35 artan kısa vadeli dış borç stoku ve seçim ekonomisinin bozduğu mali disiplin…

T24

Okumaya devam et

GÜNCEL

Seçim ekonomisinin bütçeye yansımaları

2022 yılında yüksek enflasyon ve dolarizasyon vergi gelirlerini beslemişti. Ancak 2023 yılında hem ekonomik aktivite düzeyindeki düşüş hem de deprem nedeniyle vergi terkini ve bazı vergilerde ertelemeler gerçekleşti. O nedenle 2023 yılı Ocak-Mart döneminde, 2022 yılı Ocak-Mart dönemine göre bütçe gelirleri sadece yüzde 32 artarken kamu harcamaları aynı dönemde yüzde 83 artış gösterdi

Yayınlanma:

|

Seçimler, kamu harcamalarını dönemsel olarak arttıran nedenlerden biridir. Seçim dönemlerinde hem siyasi partilere bütçeden yapılan transferler hem de yeniden seçilmek isteyen siyasi iktidarca “popülist politikalar” ile kamu harcaması düzeyi artar. Bütçeyi uygulama yetkisi siyasi iktidarda olduğu için de seçime oy kaygısı ile giderken bütçe bir “araç” haline gelir.

2022 yılı sonlarından itibaren siyasi iktidarın en önemli oy potansiyeli olan medyan seçmeni memnun edecek politikaları hayata geçirdiklerine şahit olduk. Vergi afları, EYT, memur, emekli, kamu işçisi maaşlarında artışlar, depremler olmasaydı İmar affı vb. seçimin bütçeye yansıması örneklerinden.

Aslında mevcut iktidar 2011 seçiminde yüzde 49,8 oy aldı. Haziran 2015 seçiminde oy oranı yüzde 40,8’e indi ve hükümetin kurulması Kasım 2015 seçimlerinde gerçekleşti. Bu iki seçim arasında siyasi ve sosyal karışıklıklar yaşandı ve o seçimde AKP oy oranını yeniden yüzde 49,5’e çıkardı.

2018 seçimlerinde seçim politikasında ittifaklar ön plana çıktı, AKP’nin oy oranı yüzde 42,5’e geriledi. 2019 yerel seçimlerinde Millet İttifakı İstanbul, Ankara gibi önemli nüfus yoğunluğuna sahip büyükşehir belediyelerini kazanarak yerel seçimlerde oy oranını arttırdı. İçinde bulunduğumuz ekonomik krizin AKP’nin bu seçimde elini zayıflatması, seçim ekonomisi ve bu seçimin bütçeye yansımalarını çok daha önemli hale getirdi.

Söz konusu yansımayı ve seçimde bütçenin nasıl bir “araç” olarak kullanıldığını görebilmek için 2022 ve 2023 yılları merkezi yönetim bütçe giderlerini ekonomik sınıflandırma bazında taradım. Özelikle 2022 yılı bütçesinden başlamayı tercih ettim. Çünkü biliyoruz ki 2022 yılının ikinci yarısında, cari bütçenin yüzde 80’i kadar bir ek bütçe çıkarıldı. Sebep, yüksek enflasyon nedeniyle bütçenin kadük olmasıydı. Aslında bir sebep daha vardı ki, 2022 yılı sonunda görünür hale geldi. Seçime hazırlık için yapılan popülist harcamaların çoğu 2022 yılının Kasım ve Aralık aylarında başlıyordu. Seçim ekonomisi mantığı içerisinde bu popülist harcamalar 2023 yılı bütçesinde de devam etti. İşte bu harcama kalemleri ve seçimin bütçeye yansımaları:

  • Siyasi partilere yapılan bütçe transferi 2022 yılında toplam 645 milyon TL idi. 2023 yılının ilk 3 ayında bu transfer 5 milyar TL olarak gerçekleşti.
  • Seçimler önemli ölçüde kırtasiye, yayın, baskı ve büro malzemesi alım maliyeti gerektiriyor. Ocak 2023’de bu kalemde sadece 38 milyon TL’lik harcama yapılmışken Şubat ayında 374 ve Mart ayında 338 milyon TL harcanmıştır. Ayrıca 2022 yılına göre bu alt kalemlerde yüzde 1000’e yakın artış görünüyor.
  • Potansiyel seçmeni en çok etkileyecek kamu harcaması türü, hanehalkına ve işletmelere yapılan transferler Hanehalkı ve işletmelere yapılan transferler, Ocak ayında sadece 10,6 milyon TL iken Şubat ve Mart aylarında 33 milyar TL’ye ulaşıyor. Bu transfer 2023 yılının ilk üç ayında bütçe giderlerinin yüzde 10’una karşılık geliyor. 2022 yılının ilk 3 ayında ise bu pay sadece yüzde 6’sı idi. Bu transfer alanı çok geniş; yoksullara, kimsesizlere, barınacak yeri olmayanlara, çiftçilere, hayvancılıkla uğraşanlara önemli ölçüde destek sağlıyor. Ancak bu büyük harcamanın yaklaşık üçte birinin hangi kesime gittiğine ilişkin bir açıklama ve bir iz yok, çünkü “sınıflandırmaya girmeyen diğer transfer” ibaresi mevcut.
  • Ekonomik ve mali transferler, 2022 yılı boyunca (kur korumalı mevduata transfer hariç) aylık ortalama 2-3 milyar TL gerçekleşirken 2022 yılı Kasım ayında bu transferin boyutu 27 milyar TL’ye ulaşıyor. KKM’ye o ayki bütçeden yapılan transferi düştüğümde kalan 18 milyar TL’lik transfer kısmını araştırıyorum. Maalesef bu da “sınıflandırmaya girmeyen diğer transfer” olarak sınıflandırıldığı için KOBİ’lere, teknoloji şirketlerine ya da bazı yatırımlara teşvik olarak ayrılıp-ayrılmadığını göremiyoruz.

Bütçenin gelir tarafının seçimlerin yarattığı tüm bu harcama artışını finansman gücü yetmeyebilir. 2022 yılında yüksek enflasyon ve dolarizasyon vergi gelirlerini beslemişti. Ancak 2023 yılında hem ekonomik aktivite düzeyindeki düşüş hem de deprem nedeniyle vergi terkini ve bazı vergilerde ertelemeler gerçekleşti. O nedenle 2023 yılı Ocak-Mart döneminde, 2022 yılı Ocak-Mart dönemine göre bütçe gelirleri sadece yüzde 32 artarken kamu harcamaları aynı dönemde yüzde 83 artış gösterdi.

Bütçe açığında ve faiz dışı açıkta tırmanış devam ediyor. 2022 yılı Ocak-Mart döneminde 30,8 milyar TL fazla vermiş olan merkezi yönetim bütçesi, 2023 yılı Ocak-Mart döneminde 250 milyar TL açık verdi. Ayrıca 2022 yılı Ocak-Mart döneminde 115,7 milyar TL olan faiz dışı fazla yerini 2023 yılı Ocak-Mart döneminde 149,4 milyar TL faiz dışı açığa bıraktı. Dolayısıyla 2022’de olduğu gibi 2023’de de “Ek Bütçe” kaçınılmaz olacak.

Seçim ekonomisinin bütçeye yansımalarını değerlendirmeye devam edeceğim. Çünkü seçim, birden fazla. Öncelikle cumhurbaşkanlığı ile genel seçim aynı gün ve bu seçim iki turlu olabilir; 14 Mayıs ve 28 Mayıs 2023 tarihlerinde. Ancak bitmedi, Mart 2024’te de yerel seçimler yapılacak. O nedenle yerel seçimler bitene kadar seçim ekonomisinden vazgeçilemeyeceği için mali disiplinden uzaklaşmayı telafi edecek bir vergi politikası izlenmesi olasılığını düşük görüyorum.

Prof. Dr. Elif Binhan YILMAZ – T24

Okumaya devam et

KATEGORİ

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

ALTIN – DÖVİZ

Altın Fiyatları

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www bankavitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.