Connect with us

BANKA HABERLERİ

KREDİ SIKIŞMASI DERİNLEŞİYOR

Yayınlanma:

|

DÜNYA GAZETESİ yazarlarından Ekonomist Ali Ağaoğlu ve gazeteci Hakan Güldağ, bu hafta Şans Sohbetleri’nde enflasyona dair beklentileri ve piyasada sıkılaşan kredi koşullarını ele aldı. Ağaoğlu, ödeme sistemlerinin tehlikeye girmeye başladığını söylerken, Güldağ kredi sıkışmasının derin bir krize dönüşmemesi için acil tedbir alınması gerektiğini vurguladı.

İkili, piyasalardaki son Fed fiyatlamalarını da değerlendirdi. Uzun soluklu bir faiz artışı olmayacağına dair kanı oluşmaya başladığını kaydeden Ağaoğlu, küresel borsaların yılı pozitif kapatıp yeni yıla yeniden bakacağını aktardı. Ağaoğlu, Borsa İstanbul’da yükseliş potansiyelinin sürdüğünü belirterek, spot altında 1.725 seviyesine dikkat çekti.

Güldağ: TÜİK hesaplamalarına göre enflasyon eylülde yüzde 83,45’e yükseldi. Ben kasımdan itibaren yavaş yavaş gerileme başlar diye düşünüyorum. Bu arada tekrar hatırlatmakta fayda olacak; enflasyon düşüşünden kasıt, fiyat artış hızının yavaşlayacak olması. Çünkü vatandaş yine muhtemelen “Fiyatlar artıyor, neyin enflasyonu düştü” diyecektir.

Ağaoğlu: Ekim, okullar açıldıktan sonra genelde enflasyonun yüksek çıktığı bir ay. O yüzden ekimde de biz tekrar yükselişe devam ederiz gibi görünüyor. Buna karşılık aralıkta aylık 2 -3’lük bir rakam geldiğinde baz etkisiyle düşmüş gibi göreceğiz.

Güldağ: Yüzde 4 gibi yüksek bir aylık enflasyon oranı gelse bile…

Ağaoğlu: Evet. O yüzden kasımda bir zirve görür, aralıkta da geri çekilme başlamış gibi olur. Ama senin hatırlatmana katılıyorum. Enflasyon ile hayat pahalılığı farklı. Bunu derslerde de anlatıyordum ama yine fırsat bulmuşken tekrar edelim. Enflasyon 436 kalemin fiyatlarındaki aylık ve yıllık değişimlerini gösteriyor. Ama hayat pahalılığı aslında bizim bireyler olarak muhatap olduğumuz birebir tükettiğimiz mallardaki fiyat artışının bizim harcanabilir gelirimize olan yansımasıdır. Örneğin, enflasyon sepeti içinde kadın bağı ile tıraş bıçağı farkı. Bunların ikisi de sepetin içindeler ama benim kadın bağı fiyatıyla ilgili hiçbir ilgim yok, benim gelirimde hiçbir değişiklik yaratmıyor. Ama her sabah tıraş oluyorum, jilet fiyatları artıp azaldığı zaman beni etkiliyor. Yani enflasyon oranının düşmesi senin aldığın ürünün fiyatının düştüğü anlamına gelmeyebilir. Fiyatı önceki döneme göre daha az oranda artmıştır.

Güldağ: Verilerin gerçeği yansıtıp yansıtmaması hep tartışılıyor. Ama önümüzdeki dönemde açıklanacak rakamlara daha fazla bir güvensizlik oluşabilir. Bu işi ölçen kurumların her biri başka rakamlar açıklıyor.

Ağaoğlu: Bu konu son derece kritik ve önemli. Verilerin güvenirliği ile ilgili bazı sorunlar var. İTO’nun İstanbul için açıkladığı endeksle TÜİK’in açıklamış olduğu TÜFE arasındaki fark 24 puana çıktı. Bu normal değil. “İstanbul, Türkiye’nin geri kalanına göre çok fazla arttı, diğerleri az arttı yada artmadı” dediğiniz zaman bu çok inandırıcı olmaz. Çünkü, İstanbul, Türkiye ekonomisinin neredeyse beşte biri. Geçtim, Türkiye’nin geri kalanına yayılan malların çok önemli kısmı İstanbul’un havalesinden gidiyor. Şimdi böyle bir farklılık olmaması lazım, o yüzden de veri problemimiz var. Hatta hatırlarsın bu konuyu seninle konuşmuştuk, endeksin içindeki bazı mal ve hizmetlerin fiyatları ile ilgili yapılan yönlendirmelerin bizi ileride çok da iyi yere getirmeyeceğini söylemiştik, bugün geldiğimiz nokta tam da bu farkların oluştuğu yer. Bu farklılıkların oluşması sağlıklı karar almanıza müsaade etmez, yani veriniz sağlıklı olmazsa bunu yönetemezsiniz, şu andaki problem o.

Güldağ: Bu arada yüksek enflasyon devam ederken bir yandan da politika faizinin tek haneye doğru geleceğini anlıyoruz…

Ağaoğlu: Yüzde 9, 9,75 gibi bir yer olacak. İşgören faizi başka bir yerde. Aslında nerede olduğunu da bilmiyoruz. O yüzden finansal karar almak çok zorlaştı, sadece faizleri indirmekle maalesef ne yatırımı ne finansal kararları almamız kolaylaşmıyor. TL kredisi dövize gidecek algısıyla yılbaşından bu yana kısıtlamalara gidildi. Kredileri bu kadar sıkıştırdığımız ortamda ödeme sistemlerini çok ciddi tehlikeye atıyoruz. Devamında da ticaretin durması veya çok ama çok ciddi krizlere neden olabilir. Bunu mu istiyoruz? Eğer sadece kuru kontrol etmek içinse orası biraz muamma.

Güldağ: Banka kredisinin yanında piyasa kredisinde de vadelerin çok daraldığını duyuyoruz. En aykırı sektörlerde bile vade meselesinden dolayı sıkıntıların baş gösterdiğini, peşinin başladığını anlıyoruz. Piyasa kredisinin sıkışmasının senin de vurguladığın gibi krize neden olabilme ihtimali var. Kredi sıkışmasının bir krize dönüşmemesi için acil tedbir alınması, belki yeni finansal ürünlerin de bu anlamda devreye sokulması gerektiğini düşünüyorum.

Ağaoğlu: Yeni finansal ürünler niçin kullanılıyor? Biz çalışır bir piyasayı sıktık. Nerede, neyi kırdığımızı bilmiyoruz sıkarken. Politika yapıcıları piyasayı önüne katıp gitmemeli. Yüksek enflasyon aslında bir tür ahlaki erozyon doğurur. Herkes ödemelerini erteleme çabası içine girer. Herkes paradan para kazanma dediğimiz fiyattan maldan para kazanmaya çalışır. Dürüst olan dahi kredi bulamazsa sapla saman birbirine karışır. Teknik olarak stoklar korkar ya da peşin parayla çalışır. Peşin parayı da bulamıyorsunuz nasıl yapacaksınız? Basit bir çözüm var; mevcut kredinin temdit edilmesine izin verilsin, yeni kredi sayılmasın. Yeni faizle olabilir. Koşulları değişmesin, faizi değişsin. Özetle temdit koşulları düzenlenebilir. Bu nefes almak için gereken bir durum. Şu anda birçok işletme nefes almakta zorlanıyor.

Güldağ: En azından biz söyledik, gelişmeleri takip ederiz. Bu haftanın önemli haberlerinden biri de Rusya ile ilgili doğalgaz ödemesinin ertelenmesi.

Ağaoğlu: Senin duyumların nedir bilemiyorum ama erteleme talebinin varlığı bile ciddi soru işaretleri doğurur Türkiye için.

Güldağ: Uluslararası bir ajans bunu duyurdu, biz de oradan alarak kullandık. Gazprom veya BOTAŞ tarafından bir açıklama gelmedi henüz. Ama mantığa uygun, yapılabilir gibi geliyor bana. Rahip Brunson krizinde Rusya böyle bir öteleme yapmıştı bize. Erteleme Türkiye’nin işine yarar. BOTAŞ’ın da ödeme ve sıkıntıları olduğunu düşünmek için pek çok neden var. Son doğalgaz zammını aslında yapmak istemediklerini ama zorunlu kalındığını görüyoruz. Daha doğrusu bir zam da denmedi buna. Bir günlük referans fiyat uygulaması çerçevesinde, Avrupa’ya benzeyen bir fiyatlandırma yapacağımızı ifade ederek böyle bir yola doğru gidildi. Ama örtülü bir şekilde değişik sektörlere zamlar yansıdı. Metal sektörüne yüzde 35-37 civarında fiyat artışı yansımış oldu, seramik, demir çelik için yüzde 5’ler civarında kaldı.

Ağaoğlu: Macaristan böyle bir 6 aylık erteleme almış durumda. Sanıyorum bunu referans olarak kullanıp böyle bir talebimiz olabilir. Sektörel anlamda sübvansiyonların farklılık göstermesine bir itirazım olacak. Sıfırdan yeni kurulmakta olan bir sektör için böyle bir desteği baştan verirsiniz onlar ayağa kalkar, hatta ileride koşmaya başlarlar, sonra çekilirsiniz. Ama yolda böyle bir işi yaptığımız takdirde, bu aradaki farkı kim sübvanse ediyor diye baktığımda, kamuya yüklenir bu fark BOTAŞ üzerinden.

İşin bu tarafını unutmamak gerek. Ben piyasanın çok fazla yeknesaklaşmaktan uzaklaşmaması gerektiğini düşünüyorum. Yarın öbür farklı sektörler “ben de istiyorum” diyebilir. Kime, hangi ölçekte yapacaksınız ve bu ne kadar sürdürülebilir olacak? Bu arada doğalgazda konutlarda yüzde 80’e yakın sübvansiyon var. Yılbaşında yine asgari ücret ve diğer ücretlere müthiş zamlar gelecek. Nominal gelirler artacak fakat bireylerin ve hane halkının harcanabilir gelirinin artması lazım. İki ayı geçmez çok büyük ihtimalle enflasyon beklentileri bozulduğu için bizim o vereceğimiz zamların hepsi geçmişi kapatacaklar, geleceği karşılayamayacaklar. BOTAŞ’ta olduğu gibi maliyet kısmını olabildiğince aşağı indirmek lazım. Ulaşımımı, ısınmamı, internetimi, telefonumu, suyumu yani yaşam maliyetlerimi azaltarak da ben gelirimi artırabilirim. Bu yönde adımlar atılması gerekiyor.

Güldağ: Yeknesaklık tarafı doğru. Ama talebin sektörlere göre farklılık göstermesi konusunda aklıma eşitlik ve adaleti gösteren karikatür geldi. Bir tahta perde, çit var. Baba karşı tarafı rahatlıkla görebildiğinden üstüne çıkmak için sandığa gerek duymuyor. Büyük oğlunun üstüne çıktığı bir sandık var. Küçük çocuğun görebilmesi içinse iki sandığa ihtiyacı var. Duruma bu açısından da bakabiliriz.

Borsalar yılı pozitif kapatıp, yeni yıla bakar

Güldağ: ABD’den gelen veriler, Fed’in yol haritasına ilişkin ipuçları için yakından izleniyor. Bu haftaki göstergeler para politikası duruşuna ilişkin görüşlerin değişmesine neden oldu. Küresel borsalarda dalgalı bir görünüm var.

Ağaoğlu: ‘Faiz artışları belli bir tarihte sona erecek, sonra duruma tekrardan bakılacak’ görüşü var. Uzun soluklu bir faiz artışı olmayacağına dair kanı oluşmaya başladı. Bu yorumlar, piyasaları bir parça rahatlattı. Yıl sonuna doğru geliyoruz. Birçok fonun kasım ayı yıl kapanışıdır. O yüzden aşağıda bir endeksle para kaybettik deyip ikramiye veya komisyon alma şanslarının azaldığı bir yerde piyasayı yukarı ittirmek isteyeceklerdir. Herhalde, buraya kadar düşüşü Fed’e bağlayıp ondan sonra Fed de zamana yayacak vesaire deyip kasım ve aralık ayına kadar daha sakin bir borsa seyri izleyeceğiz diye düşünüyorum yurtdışında. En azından Fed’in iskonto edildiğini söyleyecekler ama ben Fed’in 2023’ü bir hatta iki faiz artışıyla karşılayacağını düşünen taraftayım. O yüzden piyasalar yılı pozitif kapatıp yeni yılda yeniden bakacaklar duruma diye düşünüyorum.

Güldağ: Borsa İstanbul, geçtiğimiz haftalarda yaşanan dalgalanmaların ardından dengeye oturmaya başladı gibi. Rakipsiz bir yatırım aracı olduğu için, yükseliş potansiyeli de sürüyor…

Ağaoğlu: Hatırlarsan ‘mekanik arıza var’ demiştik. İşlemlerin bir kısmı manipülatif olarak kabul edildi ve tutuklamalar oldu. Bu süreçte Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Murat Zaman da gerçekten ciddi çaba sarf etti. Sistem kırılmadan dökülmeden bugünlere getirildi. Bu ikisi iyi haber. Takasbank’ın üzerinde bazı hisse senetlerinden doğan riskler var ama orada sigorta fonu kullanılmadan halledildiği için halen daha sistemdeki sorunu aracı kurumlar üzerinden çözme yönünde bir süreç ilerliyor. Önümüzdeki dönemde ben de yakından izliyor olacağım. İnşallah fazla bir hasar olmadan atlatmış oluruz. Çarşamba günü itibarıyla görece olarak daha dengeli bir seyir izlenmeye başladı. Hafif bir kar realizasyonu geliyor arada düzeltmeler oluyor. Enflasyon böyleyken doğal olarak şirketlerin karları ‘nominal olarak’ artıyor. O yüzden de enflasyondan kendini koruyamamış veya korumak isteyenlerin şu anda ellerindeki en iyi adres ne yazık ki borsa kalmış durumda. Ben o düşüşlerde de söylemiştim ana trendinde çok büyük bir değişiklik olmayacaktır. Enflasyona paralel birtakım getirilerin elde edilebileceği nadir yerlerden biri borsa, o yüzden para oraya gidiyor.

Güldağ: Altını baskı altına alma çabası var. Birçok oyuncuya bir anlamda altın ithalatı yasağı getirilmiş oldu. Bankaların yapma imkanı vardı. Dediler ki hurdayı bitirin, bırakın artık para gidiyor. Külçe ne olacak? Onu bankalar yapacak. Ama şimdi bu cephede de bir sıkışma olduğu anlaşılıyor.

Ağaoğlu: Altının uluslararası fiyatıyla yurtiçi fiyatı arasında dönem dönem farklar oluşabiliyor. Bu farkların en temel sebebi fiziki altının aslında masraflı olması. Masraflarından kasıt ne? Bunun taşıması var, güvenliği var, sigortası var, çalınma riskinin yarattığı psikolojik baskılar var. Bu riskler fiyatlamalarda bazı anormalliklere neden olabilir. İnanılmaz bir satış geliyor, elde o kadar nakit olmadığı zaman düşük fiyatla… Sonuçta fiziki altınla bizim kağıt altın diyebileceğimiz borsadaki kontratlar arasındaki fark buradan kaynaklanıyor. Ben o yüzden bireysel yatırımcılara, özellikle borsada işlem gören altın ve gümüş fonları var, onlar üzerinden işlem yapmayı tavsiye ediyorum. Eğer illa kasanıza altın koymayacaksanız. Eğer bir finansal yatırım alternatifi olarak düşünüyorsanız altını, buyurun borsada bunun çok güzel fonları var. Rahatlıkla likit şeklinde alıp satabiliyorsunuz, oradan işlem yapın diyorum.

Gümüş yoruldu, altın 1.725 eşiğinde zorlanabilir

Güldağ: Altının onsu yeniden 1700 doların üzerinde. Senin altın için yakından izlediğin gümüşte de hareketlilik yaşanıyor. Nasıl yorumluyorsun son fiyatlamaları?

Ağaoğlu: AGU, altının ons fiyatının gümüşün ons fiyatına bölünmesiyle bulduğum basit bir parite. Geçtiğimiz eylülün başında 96’lara kadar çıkmıştı ve bu hafta 82’lere kadar geri geldi. Gümüşteki hızlı hareket beraberinde altını da çekti. Altın geçtiğimiz hafta 1,623’leri görmüştü şimdi 1,725’e kadar çıktı. Aslında 50 günlük ortalamasına geldi. 1,725 kritik eşik. Altının buraları kırıp gitmesi biraz zor, çünkü gümüş yoruldu. Buralardan bir geri çekilme, bir düzeltme gelebilir. Fakat iyi haber; Fed’in faiz artışlarının o çok yakıcı etkisi yavaş yavaş azalıyor. Bunu borsalarda da görüyoruz altın -gümüşte de görüyoruz. Ben yavaş yavaş diplere yaklaşıldığı fikrindeyim. Böyle kırılıp dökülecek bir şey olması durumunda altın 1,500’lü rakamlara iniyor, ki orası şimdilik benim ne grafiklerimde görünüyor ne ufkumda. O yüzden bu yükseliş biraz satış fırsatı kısa vadede ihtiyacı olanlar için. Dipten almış olanlar için zaten iyi bir satış fırsatı onu söyleyeyim. Yani 1,625 – 1,725 deseniz 100 dolar altının onsunda çok önemli bir para. Gümüşte daha da yüksek bu oran. Gümüşte biraz daha yukarıda o kritik eşik 21,95. Ama 21,95-22,25’i aşmasını beklemiyorum.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi

Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.

Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.

Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.

Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.

Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.

Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.

‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.

– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:

‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, 500 milyon dolar tutarında ve yüzde 8,25 faiz oranıyla sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, vadesi 10,5 yıl, faiz yenileme tarihi 5,5 yıl olan ihracın coğrafi dağılımı yüzde 73 Birleşik Krallık, yüzde 18 Avrupa, yüzde 4 Amerika, yüzde 4 Orta Doğu ve yüzde 1 Asya şeklinde gerçekleşti.

Geniş tabanlı yatırımcı talebiyle emir defteri 1,2 milyar doların üzerine ulaşırken, güçlü talep sayesinde fiyatlama başlangıç seviyesine kıyasla 25 baz puan daralarak, yüzde 8,25 seviyesinde oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 500 milyon dolar tutarındaki sermaye benzeri tahvil ihracını başarıyla tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

’22 Haziran’da itfa edilecek (15 Mayıs’ta geri çağrılan) diğer Tier 2 ihracımız öncesinde, yatırımcılardan gelen güçlü ön talebi değerlendirerek, uygun piyasa koşullarında harekete geçtik. Sermaye benzeri borçlanma işlemlerinde geri çağırma haklarımızı istikrarlı biçimde kullanmamız da yatırımcı nezdinde olumlu karşılandı. Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Bankalar çiftçiyi nasıl finanse ediyor?

Yayınlanma:

|

bankavitrini.com haber analiz raporu

Türkiye’de tarım bankacılığı: kredi büyüyor, pazar kamu bankalarında yoğunlaşıyor

Türkiye’de tarım bankacılığı 2025/2026 döneminde yeniden stratejik bir başlık haline geldi. BDDK’nın yayımladığı aylık bankacılık verileri ve FinTürk il bazlı sektör verileri, tarım kredilerinin hem hacim hem de bölgesel dağılım açısından izlenebilir ana kalemlerden biri olduğunu gösteriyor. BDDK, 2026 Mart FinTürk verilerini ve aylık bankacılık sektör verilerini yayımlamış durumda.

Paylaşılan tabloda 2025/1 döneminde 531,5 milyar TL olan tarım kredileri hacminin 2026/1 döneminde 586,2 milyar TL’ye çıktığı görülüyor. Bu, yaklaşık 54,7 milyar TL artış ve %10,3 büyüme anlamına geliyor. Ancak büyüme, enflasyon ve tarımsal girdi maliyetleri dikkate alındığında reel olarak daha sınırlı bir finansman genişlemesine işaret ediyor.

Pazarın lideri yine Ziraat Bankası

Tabloya göre Türkiye Ziraat Bankası 2026/1 döneminde 225,6 milyar TL tarım kredisi hacmiyle pazarın açık ara lideri. Pazar payı %37,9 seviyesinde. Ziraat Bankası’nın tarım bankacılığındaki ağırlığı, yalnızca ticari tercih değil; Hazine faiz destekli tarımsal kredi mekanizmasındaki merkezi rolünden de kaynaklanıyor. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri üzerinden kullandırılan Hazine faiz destekli tarım kredilerinin usul ve esasları 2024-2026 dönemini kapsayacak şekilde düzenlenmişti.

İkinci sırada Tarım Kredi Kooperatifleri Merkezi Birliği bulunuyor. 2026/1 döneminde hacim 77,9 milyar TL’ye, pazar payı ise %13,1’e yükselmiş görünüyor. Bu tablo, tarım finansmanında kamu destekli/yarı kamusal kanalın hâlâ belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.

Özel bankalarda sınırlı büyüme, bazı bankalarda daralma

DenizBank, QNB Finansbank, Akbank, Garanti BBVA, İş Bankası, TEB ve Şekerbank gibi bankalar tarım bankacılığında ürün sunmaya devam ediyor. DenizBank tarım, tarla ve çiftçi kredilerini ayrı bir iş kolu olarak sunarken; VakıfBank da işletme, yatırım, proje ve KGF destekli tarım kredileri gibi başlıklarda ürünler açıklıyor.

Ancak tabloda özel bankalar arasında ayrışma dikkat çekiyor. Akbank’ta %6,2, TEB’de %4,7, İş Bankası’nda ise %0,6 daralma görülüyor. Bu durum, tarım kredilerinde risk iştahının bankadan bankaya değiştiğini gösteriyor.

En hızlı büyüyen bankalar

Tabloya göre tarım kredilerinde en hızlı büyüyen ilk bankalar şöyle:

Banka 2026/1 büyüme
Ziraat Katılım Bankası %17,5
Tarım Kredi Kooperatifleri %15,7
Ziraat Portföy / Tarım Finansman %14,6
Türkiye Ziraat Bankası %12,5
VakıfBank %12,2

Bu görünüm, tarım finansmanında büyümenin ağırlıklı olarak kamu bankaları, katılım bankacılığı ve kamu destekli kanallar üzerinden geldiğini gösteriyor.

Tarım kredilerinde ana mesele: hacim artıyor ama maliyet baskısı sürüyor

Tarım kredilerinin büyümesi olumlu görünse de çiftçinin finansmana erişiminde üç temel sorun devam ediyor:

Birincisi, kredi hacmindeki artış tarımsal girdi maliyetleriyle aynı hızda ilerlemeyebilir. Mazot, gübre, yem, ilaç, tohum, enerji ve sulama maliyetleri arttıkça çiftçinin kredi ihtiyacı da büyüyor.

İkincisi, kredi büyümesi her zaman üretim artışı anlamına gelmiyor. Kredi, yatırım için değil borç çevirme ve işletme sermayesi açığını kapatma amacıyla kullanılıyorsa tarım işletmeleri finansal kırılganlıktan çıkamıyor.

Üçüncüsü, destekli kredi mekanizması kamu bankaları üzerinden yoğunlaştığı için özel bankaların tarım finansmanındaki payı sınırlı kalıyor. Bu da rekabeti ve ürün çeşitliliğini azaltabiliyor.

2026’da destekli kredi tarafında yeni hassasiyetler

2026’da Hazine destekli tarım ve esnaf kredilerinde bazı düzenlemeler yapıldı. Bloomberg HT’nin aktardığı düzenlemeye göre, temel hayvansal ve bitkisel üretim konularında 400 bin TL’ye kadar olan ayni finansman ve kredilerde 31 Aralık 2026’ya kadar bazı borç şartlarının aranmayacağı açıklandı.

Bu düzenleme kısa vadede küçük üreticiye nefes aldırabilir. Ancak yapısal çözüm için yalnızca krediye erişim değil; üretim planlaması, alım garantisi, sigorta, kooperatifleşme, lisanslı depoculuk ve vadeli fiyat mekanizmalarının birlikte çalışması gerekir.

Bankacılık açısından riskler

Tarım bankacılığında risk klasik ticari kredilerden farklıdır. Çünkü geri ödeme kapasitesi yalnızca bilanço gücüne değil; iklim, kuraklık, don, sel, hastalık, ürün fiyatı ve destekleme politikalarına da bağlıdır.

Bankalar açısından başlıca riskler şunlardır:

Risk alanı Etki
Kuraklık ve iklim riski Ürün kaybı, tahsilat gecikmesi
Girdi maliyeti artışı İşletme sermayesi ihtiyacı büyür
Ürün fiyat oynaklığı Gelir tahmini zorlaşır
Destek ödemesi gecikmesi Nakit akışı bozulur
Borç çevirme kredileri Zombi tarım işletmesi riski yaratır

Tarım kredisi artık sadece banka ürünü değil, gıda güvenliği meselesidir

Türkiye’de tarım bankacılığı 2026’ya büyüyerek girmiştir. Ancak bu büyümenin niteliği hacimden daha önemlidir. Tarım kredileri üretimi artırıyor, verimliliği yükseltiyor ve çiftçinin teknolojik dönüşümünü destekliyorsa ekonomiye katkı sağlar. Fakat kredi borç çevirme aracına dönüşürse çiftçiyi rahatlatmak yerine daha kırılgan hale getirir.

Bu nedenle tarım bankacılığı yalnızca “kredi kullandırma” faaliyeti olarak değil; gıda arz güvenliği, kırsal kalkınma, iklim riski yönetimi ve üretim sürdürülebilirliği başlığı altında yeniden ele alınmalıdır.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist     www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.