BANKA HABERLERİ
KREDİ SIKIŞMASI DERİNLEŞİYOR
Yayınlanma:
4 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
DÜNYA GAZETESİ yazarlarından Ekonomist Ali Ağaoğlu ve gazeteci Hakan Güldağ, bu hafta Şans Sohbetleri’nde enflasyona dair beklentileri ve piyasada sıkılaşan kredi koşullarını ele aldı. Ağaoğlu, ödeme sistemlerinin tehlikeye girmeye başladığını söylerken, Güldağ kredi sıkışmasının derin bir krize dönüşmemesi için acil tedbir alınması gerektiğini vurguladı.
İkili, piyasalardaki son Fed fiyatlamalarını da değerlendirdi. Uzun soluklu bir faiz artışı olmayacağına dair kanı oluşmaya başladığını kaydeden Ağaoğlu, küresel borsaların yılı pozitif kapatıp yeni yıla yeniden bakacağını aktardı. Ağaoğlu, Borsa İstanbul’da yükseliş potansiyelinin sürdüğünü belirterek, spot altında 1.725 seviyesine dikkat çekti.
Güldağ: TÜİK hesaplamalarına göre enflasyon eylülde yüzde 83,45’e yükseldi. Ben kasımdan itibaren yavaş yavaş gerileme başlar diye düşünüyorum. Bu arada tekrar hatırlatmakta fayda olacak; enflasyon düşüşünden kasıt, fiyat artış hızının yavaşlayacak olması. Çünkü vatandaş yine muhtemelen “Fiyatlar artıyor, neyin enflasyonu düştü” diyecektir.
Ağaoğlu: Ekim, okullar açıldıktan sonra genelde enflasyonun yüksek çıktığı bir ay. O yüzden ekimde de biz tekrar yükselişe devam ederiz gibi görünüyor. Buna karşılık aralıkta aylık 2 -3’lük bir rakam geldiğinde baz etkisiyle düşmüş gibi göreceğiz.
Güldağ: Yüzde 4 gibi yüksek bir aylık enflasyon oranı gelse bile…
Ağaoğlu: Evet. O yüzden kasımda bir zirve görür, aralıkta da geri çekilme başlamış gibi olur. Ama senin hatırlatmana katılıyorum. Enflasyon ile hayat pahalılığı farklı. Bunu derslerde de anlatıyordum ama yine fırsat bulmuşken tekrar edelim. Enflasyon 436 kalemin fiyatlarındaki aylık ve yıllık değişimlerini gösteriyor. Ama hayat pahalılığı aslında bizim bireyler olarak muhatap olduğumuz birebir tükettiğimiz mallardaki fiyat artışının bizim harcanabilir gelirimize olan yansımasıdır. Örneğin, enflasyon sepeti içinde kadın bağı ile tıraş bıçağı farkı. Bunların ikisi de sepetin içindeler ama benim kadın bağı fiyatıyla ilgili hiçbir ilgim yok, benim gelirimde hiçbir değişiklik yaratmıyor. Ama her sabah tıraş oluyorum, jilet fiyatları artıp azaldığı zaman beni etkiliyor. Yani enflasyon oranının düşmesi senin aldığın ürünün fiyatının düştüğü anlamına gelmeyebilir. Fiyatı önceki döneme göre daha az oranda artmıştır.
Güldağ: Verilerin gerçeği yansıtıp yansıtmaması hep tartışılıyor. Ama önümüzdeki dönemde açıklanacak rakamlara daha fazla bir güvensizlik oluşabilir. Bu işi ölçen kurumların her biri başka rakamlar açıklıyor.
Ağaoğlu: Bu konu son derece kritik ve önemli. Verilerin güvenirliği ile ilgili bazı sorunlar var. İTO’nun İstanbul için açıkladığı endeksle TÜİK’in açıklamış olduğu TÜFE arasındaki fark 24 puana çıktı. Bu normal değil. “İstanbul, Türkiye’nin geri kalanına göre çok fazla arttı, diğerleri az arttı yada artmadı” dediğiniz zaman bu çok inandırıcı olmaz. Çünkü, İstanbul, Türkiye ekonomisinin neredeyse beşte biri. Geçtim, Türkiye’nin geri kalanına yayılan malların çok önemli kısmı İstanbul’un havalesinden gidiyor. Şimdi böyle bir farklılık olmaması lazım, o yüzden de veri problemimiz var. Hatta hatırlarsın bu konuyu seninle konuşmuştuk, endeksin içindeki bazı mal ve hizmetlerin fiyatları ile ilgili yapılan yönlendirmelerin bizi ileride çok da iyi yere getirmeyeceğini söylemiştik, bugün geldiğimiz nokta tam da bu farkların oluştuğu yer. Bu farklılıkların oluşması sağlıklı karar almanıza müsaade etmez, yani veriniz sağlıklı olmazsa bunu yönetemezsiniz, şu andaki problem o.
Güldağ: Bu arada yüksek enflasyon devam ederken bir yandan da politika faizinin tek haneye doğru geleceğini anlıyoruz…
Ağaoğlu: Yüzde 9, 9,75 gibi bir yer olacak. İşgören faizi başka bir yerde. Aslında nerede olduğunu da bilmiyoruz. O yüzden finansal karar almak çok zorlaştı, sadece faizleri indirmekle maalesef ne yatırımı ne finansal kararları almamız kolaylaşmıyor. TL kredisi dövize gidecek algısıyla yılbaşından bu yana kısıtlamalara gidildi. Kredileri bu kadar sıkıştırdığımız ortamda ödeme sistemlerini çok ciddi tehlikeye atıyoruz. Devamında da ticaretin durması veya çok ama çok ciddi krizlere neden olabilir. Bunu mu istiyoruz? Eğer sadece kuru kontrol etmek içinse orası biraz muamma.
Güldağ: Banka kredisinin yanında piyasa kredisinde de vadelerin çok daraldığını duyuyoruz. En aykırı sektörlerde bile vade meselesinden dolayı sıkıntıların baş gösterdiğini, peşinin başladığını anlıyoruz. Piyasa kredisinin sıkışmasının senin de vurguladığın gibi krize neden olabilme ihtimali var. Kredi sıkışmasının bir krize dönüşmemesi için acil tedbir alınması, belki yeni finansal ürünlerin de bu anlamda devreye sokulması gerektiğini düşünüyorum.
Ağaoğlu: Yeni finansal ürünler niçin kullanılıyor? Biz çalışır bir piyasayı sıktık. Nerede, neyi kırdığımızı bilmiyoruz sıkarken. Politika yapıcıları piyasayı önüne katıp gitmemeli. Yüksek enflasyon aslında bir tür ahlaki erozyon doğurur. Herkes ödemelerini erteleme çabası içine girer. Herkes paradan para kazanma dediğimiz fiyattan maldan para kazanmaya çalışır. Dürüst olan dahi kredi bulamazsa sapla saman birbirine karışır. Teknik olarak stoklar korkar ya da peşin parayla çalışır. Peşin parayı da bulamıyorsunuz nasıl yapacaksınız? Basit bir çözüm var; mevcut kredinin temdit edilmesine izin verilsin, yeni kredi sayılmasın. Yeni faizle olabilir. Koşulları değişmesin, faizi değişsin. Özetle temdit koşulları düzenlenebilir. Bu nefes almak için gereken bir durum. Şu anda birçok işletme nefes almakta zorlanıyor.
Güldağ: En azından biz söyledik, gelişmeleri takip ederiz. Bu haftanın önemli haberlerinden biri de Rusya ile ilgili doğalgaz ödemesinin ertelenmesi.
Ağaoğlu: Senin duyumların nedir bilemiyorum ama erteleme talebinin varlığı bile ciddi soru işaretleri doğurur Türkiye için.
Güldağ: Uluslararası bir ajans bunu duyurdu, biz de oradan alarak kullandık. Gazprom veya BOTAŞ tarafından bir açıklama gelmedi henüz. Ama mantığa uygun, yapılabilir gibi geliyor bana. Rahip Brunson krizinde Rusya böyle bir öteleme yapmıştı bize. Erteleme Türkiye’nin işine yarar. BOTAŞ’ın da ödeme ve sıkıntıları olduğunu düşünmek için pek çok neden var. Son doğalgaz zammını aslında yapmak istemediklerini ama zorunlu kalındığını görüyoruz. Daha doğrusu bir zam da denmedi buna. Bir günlük referans fiyat uygulaması çerçevesinde, Avrupa’ya benzeyen bir fiyatlandırma yapacağımızı ifade ederek böyle bir yola doğru gidildi. Ama örtülü bir şekilde değişik sektörlere zamlar yansıdı. Metal sektörüne yüzde 35-37 civarında fiyat artışı yansımış oldu, seramik, demir çelik için yüzde 5’ler civarında kaldı.
Ağaoğlu: Macaristan böyle bir 6 aylık erteleme almış durumda. Sanıyorum bunu referans olarak kullanıp böyle bir talebimiz olabilir. Sektörel anlamda sübvansiyonların farklılık göstermesine bir itirazım olacak. Sıfırdan yeni kurulmakta olan bir sektör için böyle bir desteği baştan verirsiniz onlar ayağa kalkar, hatta ileride koşmaya başlarlar, sonra çekilirsiniz. Ama yolda böyle bir işi yaptığımız takdirde, bu aradaki farkı kim sübvanse ediyor diye baktığımda, kamuya yüklenir bu fark BOTAŞ üzerinden.
İşin bu tarafını unutmamak gerek. Ben piyasanın çok fazla yeknesaklaşmaktan uzaklaşmaması gerektiğini düşünüyorum. Yarın öbür farklı sektörler “ben de istiyorum” diyebilir. Kime, hangi ölçekte yapacaksınız ve bu ne kadar sürdürülebilir olacak? Bu arada doğalgazda konutlarda yüzde 80’e yakın sübvansiyon var. Yılbaşında yine asgari ücret ve diğer ücretlere müthiş zamlar gelecek. Nominal gelirler artacak fakat bireylerin ve hane halkının harcanabilir gelirinin artması lazım. İki ayı geçmez çok büyük ihtimalle enflasyon beklentileri bozulduğu için bizim o vereceğimiz zamların hepsi geçmişi kapatacaklar, geleceği karşılayamayacaklar. BOTAŞ’ta olduğu gibi maliyet kısmını olabildiğince aşağı indirmek lazım. Ulaşımımı, ısınmamı, internetimi, telefonumu, suyumu yani yaşam maliyetlerimi azaltarak da ben gelirimi artırabilirim. Bu yönde adımlar atılması gerekiyor.
Güldağ: Yeknesaklık tarafı doğru. Ama talebin sektörlere göre farklılık göstermesi konusunda aklıma eşitlik ve adaleti gösteren karikatür geldi. Bir tahta perde, çit var. Baba karşı tarafı rahatlıkla görebildiğinden üstüne çıkmak için sandığa gerek duymuyor. Büyük oğlunun üstüne çıktığı bir sandık var. Küçük çocuğun görebilmesi içinse iki sandığa ihtiyacı var. Duruma bu açısından da bakabiliriz.
Borsalar yılı pozitif kapatıp, yeni yıla bakar
Güldağ: ABD’den gelen veriler, Fed’in yol haritasına ilişkin ipuçları için yakından izleniyor. Bu haftaki göstergeler para politikası duruşuna ilişkin görüşlerin değişmesine neden oldu. Küresel borsalarda dalgalı bir görünüm var.
Ağaoğlu: ‘Faiz artışları belli bir tarihte sona erecek, sonra duruma tekrardan bakılacak’ görüşü var. Uzun soluklu bir faiz artışı olmayacağına dair kanı oluşmaya başladı. Bu yorumlar, piyasaları bir parça rahatlattı. Yıl sonuna doğru geliyoruz. Birçok fonun kasım ayı yıl kapanışıdır. O yüzden aşağıda bir endeksle para kaybettik deyip ikramiye veya komisyon alma şanslarının azaldığı bir yerde piyasayı yukarı ittirmek isteyeceklerdir. Herhalde, buraya kadar düşüşü Fed’e bağlayıp ondan sonra Fed de zamana yayacak vesaire deyip kasım ve aralık ayına kadar daha sakin bir borsa seyri izleyeceğiz diye düşünüyorum yurtdışında. En azından Fed’in iskonto edildiğini söyleyecekler ama ben Fed’in 2023’ü bir hatta iki faiz artışıyla karşılayacağını düşünen taraftayım. O yüzden piyasalar yılı pozitif kapatıp yeni yılda yeniden bakacaklar duruma diye düşünüyorum.
Güldağ: Borsa İstanbul, geçtiğimiz haftalarda yaşanan dalgalanmaların ardından dengeye oturmaya başladı gibi. Rakipsiz bir yatırım aracı olduğu için, yükseliş potansiyeli de sürüyor…
Ağaoğlu: Hatırlarsan ‘mekanik arıza var’ demiştik. İşlemlerin bir kısmı manipülatif olarak kabul edildi ve tutuklamalar oldu. Bu süreçte Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Murat Zaman da gerçekten ciddi çaba sarf etti. Sistem kırılmadan dökülmeden bugünlere getirildi. Bu ikisi iyi haber. Takasbank’ın üzerinde bazı hisse senetlerinden doğan riskler var ama orada sigorta fonu kullanılmadan halledildiği için halen daha sistemdeki sorunu aracı kurumlar üzerinden çözme yönünde bir süreç ilerliyor. Önümüzdeki dönemde ben de yakından izliyor olacağım. İnşallah fazla bir hasar olmadan atlatmış oluruz. Çarşamba günü itibarıyla görece olarak daha dengeli bir seyir izlenmeye başladı. Hafif bir kar realizasyonu geliyor arada düzeltmeler oluyor. Enflasyon böyleyken doğal olarak şirketlerin karları ‘nominal olarak’ artıyor. O yüzden de enflasyondan kendini koruyamamış veya korumak isteyenlerin şu anda ellerindeki en iyi adres ne yazık ki borsa kalmış durumda. Ben o düşüşlerde de söylemiştim ana trendinde çok büyük bir değişiklik olmayacaktır. Enflasyona paralel birtakım getirilerin elde edilebileceği nadir yerlerden biri borsa, o yüzden para oraya gidiyor.
Güldağ: Altını baskı altına alma çabası var. Birçok oyuncuya bir anlamda altın ithalatı yasağı getirilmiş oldu. Bankaların yapma imkanı vardı. Dediler ki hurdayı bitirin, bırakın artık para gidiyor. Külçe ne olacak? Onu bankalar yapacak. Ama şimdi bu cephede de bir sıkışma olduğu anlaşılıyor.
Ağaoğlu: Altının uluslararası fiyatıyla yurtiçi fiyatı arasında dönem dönem farklar oluşabiliyor. Bu farkların en temel sebebi fiziki altının aslında masraflı olması. Masraflarından kasıt ne? Bunun taşıması var, güvenliği var, sigortası var, çalınma riskinin yarattığı psikolojik baskılar var. Bu riskler fiyatlamalarda bazı anormalliklere neden olabilir. İnanılmaz bir satış geliyor, elde o kadar nakit olmadığı zaman düşük fiyatla… Sonuçta fiziki altınla bizim kağıt altın diyebileceğimiz borsadaki kontratlar arasındaki fark buradan kaynaklanıyor. Ben o yüzden bireysel yatırımcılara, özellikle borsada işlem gören altın ve gümüş fonları var, onlar üzerinden işlem yapmayı tavsiye ediyorum. Eğer illa kasanıza altın koymayacaksanız. Eğer bir finansal yatırım alternatifi olarak düşünüyorsanız altını, buyurun borsada bunun çok güzel fonları var. Rahatlıkla likit şeklinde alıp satabiliyorsunuz, oradan işlem yapın diyorum.
Gümüş yoruldu, altın 1.725 eşiğinde zorlanabilir
Güldağ: Altının onsu yeniden 1700 doların üzerinde. Senin altın için yakından izlediğin gümüşte de hareketlilik yaşanıyor. Nasıl yorumluyorsun son fiyatlamaları?
Ağaoğlu: AGU, altının ons fiyatının gümüşün ons fiyatına bölünmesiyle bulduğum basit bir parite. Geçtiğimiz eylülün başında 96’lara kadar çıkmıştı ve bu hafta 82’lere kadar geri geldi. Gümüşteki hızlı hareket beraberinde altını da çekti. Altın geçtiğimiz hafta 1,623’leri görmüştü şimdi 1,725’e kadar çıktı. Aslında 50 günlük ortalamasına geldi. 1,725 kritik eşik. Altının buraları kırıp gitmesi biraz zor, çünkü gümüş yoruldu. Buralardan bir geri çekilme, bir düzeltme gelebilir. Fakat iyi haber; Fed’in faiz artışlarının o çok yakıcı etkisi yavaş yavaş azalıyor. Bunu borsalarda da görüyoruz altın -gümüşte de görüyoruz. Ben yavaş yavaş diplere yaklaşıldığı fikrindeyim. Böyle kırılıp dökülecek bir şey olması durumunda altın 1,500’lü rakamlara iniyor, ki orası şimdilik benim ne grafiklerimde görünüyor ne ufkumda. O yüzden bu yükseliş biraz satış fırsatı kısa vadede ihtiyacı olanlar için. Dipten almış olanlar için zaten iyi bir satış fırsatı onu söyleyeyim. Yani 1,625 – 1,725 deseniz 100 dolar altının onsunda çok önemli bir para. Gümüşte daha da yüksek bu oran. Gümüşte biraz daha yukarıda o kritik eşik 21,95. Ama 21,95-22,25’i aşmasını beklemiyorum.
İlginizi Çekebilir
BANKA HABERLERİ
İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem
İhracatçıya reeskont kredisi desteğinde yeni dönem: BSMV istisnası genişletildi
Yayınlanma:
1 gün önce|
05/09/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Kısa ve uzun vadeli reeskont kredilerinin tamamı BSMV istisnası kapsamına alındı. Finansman maliyeti yüzde 23,95 olan reeskont kredilerinde vergi yükünün kaldırılması, ihracatçıların kredi maliyetini aşağı çekecek. Günlük kredi limiti de 5 milyar TL’ye yükseltilmiş durumda.
İhracatçıların uzun süredir beklediği finansman maliyetini azaltacak önemli bir düzenleme yürürlüğe girdi. 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde uygulanan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) istisnasının kapsamı genişletildi.
Düzenlemeyle daha önce kısa vadeli reeskont kredileri açısından uygulanan istisna, uzun vadeli reeskont kredilerini de kapsayacak şekilde genişletildi. Böylece TCMB kaynaklı reeskont kredilerinin tamamında ihracatçı açısından önemli bir maliyet kalemi ortadan kaldırılmış oldu.
Ticaret Bakanlığı da düzenlemenin amacını, ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmak ve finansman maliyetlerini düşürmek olarak açıkladı.
Reeskont kredisinde maliyet yüzde 23,95
Düzenlemenin önemini anlamak için reeskont kredilerindeki son değişikliklere bakmak gerekiyor.
TCMB ile Ticaret Bakanlığı’nın ihracat finansmanına yönelik çalışmaları kapsamında reeskont kredilerinde son dönemde önemli iyileştirmeler yapıldı. Reeskont kredilerinin finansman maliyeti yüzde 23,95’e indirildi.
Bunun yanında;
- Daha önce 300 milyon TL olan günlük reeskont kredi limiti 5 milyar TL’ye çıkarıldı.
- Firma başına günlük kredi limiti 45 milyon TL’den 60 milyon TL’ye yükseltildi.
- Yabancı para cinsi reeskont kredi limiti 5 milyon dolara çıkarıldı.
- Toplam reeskont kredi programı bütçesi 1 milyar dolar olarak oluşturuldu.
- Reeskont kredilerinde ilave döviz alma zorunluluğu kaldırıldı.
- Net ihracatçı uygulaması yerine “ihracatçı skoru” uygulamasına geçildi.
TCMB’nin önceki düzenlemeleri de reeskont kredilerinde firmaların finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik olmuştu. Örneğin 2025 sonunda TL reeskont kredilerinin günlük limiti artırılmış, firma başına günlük limit 60 milyon TL’ye yükseltilmiş ve YP reeskont kredilerinde firma limiti 5 milyon dolara çıkarılmıştı.
Asıl kritik değişiklik: Uzun vadeli kredi de istisna kapsamında
Yeni düzenlemenin ihracatçı açısından en önemli tarafı ise vade ayrımının ortadan kaldırılması.
Ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde artık yalnızca kısa vadeli krediler değil, uzun vadeli reeskont kredileri de BSMV istisnasından yararlanabilecek.
Bu, özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek, üretim ve ihracat döngüsü uzun olan firmalar açısından önemli.
Çünkü ihracatçı açısından kredi faizinin yanında kredi üzerindeki vergi yükü de toplam finansman maliyetini artırıyor. BSMV’nin kaldırılmasıyla birlikte kredi maliyetinde doğrudan bir düşüş meydana geliyor.
Örneğin:
Finansman maliyetinin yüzde 23,95 olduğu varsayıldığında ve BSMV’nin yüzde 5 olduğu standart yapı dikkate alındığında, yalnızca faiz üzerinden oluşan BSMV yükü teorik olarak maliyeti yüzde 25,15 seviyesine taşıyabilecek bir etki yaratıyor.
Dolayısıyla istisna, özellikle yüksek tutarlı ve uzun vadeli kredilerde ihracatçı açısından milyonlarca liralık maliyet avantajına dönüşebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise BSMV’nin kaldırılmasının faiz oranını değiştirmediği, faiz üzerinden doğabilecek vergi yükünü ortadan kaldırdığıdır.
5 milyar TL günlük limit önemli
Düzenlemenin BSMV boyutu kadar önemli diğer tarafı ise reeskont kredi programının kapasitesinin ciddi şekilde artırılmış olması.
300 milyon TL’den 5 milyar TL’ye çıkarılan günlük limit, yaklaşık 16,7 katlık bir artış anlamına geliyor.
Bu durum reeskont kredisinin artık yalnızca sınırlı sayıdaki ihracatçı için kullanılan bir finansman aracı olmaktan çıkarılıp daha geniş bir ihracatçı kitlesine ulaştırılmasının hedeflendiğini gösteriyor.
TCMB’nin reeskont kredileri, vadeli ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetlerden doğan alacakların bankalar aracılığıyla Merkez Bankası reeskontuna götürülmesi yoluyla ihracatçıya finansman sağlanmasına dayanıyor.
İhracatçı açısından ne değişiyor?
Yeni düzenlemeyi yalnızca “vergi istisnası” olarak görmek eksik olur.
Aslında üç ayrı kanal aynı anda çalışıyor:
1. Kredi maliyeti düşüyor.
BSMV istisnasının genişletilmesi özellikle uzun vadeli kredilerde finansman yükünü azaltıyor.
2. Krediye erişim kapasitesi artıyor.
Günlük limitin 5 milyar TL’ye çıkarılması, programın toplam kullandırım kapasitesini ciddi biçimde büyütüyor.
3. İhracatçının bilançosu rahatlıyor.
Finansman maliyetinin düşmesi, ihracatçı şirketlerin faiz giderlerini azaltarak faaliyet kârlılığı ve nakit akışı üzerinde olumlu etki yaratabilir.
Bu nedenle düzenleme sadece bankacılık sektörü açısından değil, sanayi şirketlerinin maliyet yapısı ve ihracat rekabetçiliği açısından da önemli.
“Ucuz kredi” tek başına yeterli mi?
Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.
Reeskont kredilerinin maliyetinin düşürülmesi ihracatçı için önemli bir avantaj olsa da, krediye erişimin fiilen ne kadar kolaylaşacağı bankaların tahsis politikalarına ve ihracatçıların kredi değerliliğine de bağlı.
Dolayısıyla 5 milyar TL’lik günlük limitin artırılması tek başına yeterli değil. Bu kaynağın özellikle finansmana erişimde zorlanan KOBİ’lere, emek yoğun sektörlere ve ihracat potansiyeli yüksek firmalara ne ölçüde ulaşacağı kritik olacak.
TCMB’nin reeskont uygulamalarında son dönemde KOBİ’lerin erişimini ve ihracat performansını dikkate alan mekanizmalar da öne çıkıyor.
Bankalar açısından da önemli
Düzenlemenin bir başka boyutu ticari bankalar.
Reeskont kredileri bankalar üzerinden kullandırıldığı için BSMV istisnasının kapsamının genişletilmesi, bankaların ihracatçı müşterilerine sunduğu reeskont finansmanının maliyet yapısını etkiliyor.
Bu nedenle yeni düzenleme “ihracatçıya vergi indirimi”nden ziyade, TCMB kaynaklı sübvansiyon niteliğindeki uygun maliyetli finansmanın vergi ayağının da güçlendirilmesi olarak okunabilir.
Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında da reeskont kredilerinin ihracat finansmanındaki temel politika araçlarından biri olduğu ve ihracatçıların finansmana erişiminin artırılmasının yatırım, üretim, istihdam ve ihracat hedefleri açısından önem taşıdığı vurgulanıyor.
Büyük resim: Türkiye ihracat finansmanını ucuzlatmaya çalışıyor
Son düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin ihracat finansmanı politikasında belirgin bir yön görülüyor:
Daha yüksek kredi limiti + daha düşük finansman maliyeti + daha az döviz kısıtı + vergi avantajı.
Bu politika özellikle küresel ticarette rekabetin arttığı bir dönemde ihracatçıların maliyet avantajını koruması açısından önem taşıyor.
Nitekim Ticaret Bakanlığı’nın son açıklamalarında yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının 405,3 milyar dolara yükseldiği belirtilirken, reeskont kredilerinde finansman koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi.
Bankavitrini yorumu
Yeni BSMV istisnası tek başına büyük bir devrim değil; ancak son dönemde reeskont kredilerinde yapılan düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde önemli bir finansman paketi ortaya çıkıyor.
Buradaki kritik soru artık “ihracatçıya ucuz kredi verilecek mi?” değil, “bu ucuz kaynağa hangi ihracatçı ne kadar ve ne hızla ulaşabilecek?”
Çünkü yüksek faiz ortamında yüzde 23,95 maliyetle sağlanan ve BSMV avantajı da bulunan reeskont finansmanı, piyasa koşullarına kıyasla oldukça önemli bir avantaj yaratıyor. Ancak avantajın ihracatçı şirketlerin gerçek finansman maliyetine yansıması için bankaların kredi tahsis süreçlerinin de bu mekanizmayla uyumlu çalışması gerekiyor.
Sonuç olarak 5 Eylül düzenlemesi, ihracatçıların finansman maliyetini aşağı çeken; özellikle uzun vadeli finansmanda etkisi daha fazla hissedilecek yeni bir destek mekanizması niteliğinde.
BANKA HABERLERİ
Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler
Bankaların yumuşak karnı: Nakit karşılıklı krediler gerçekten yeterince denetlendi mi? Para bankada, kredi yine bankadan… Peki paranın gerçek kaynağını kim araştırıyor?
Yayınlanma:
1 hafta önce|
30/08/2026Yazan:
Erol Taşdelen
25 yıl Bankacılık deneyimi, 7 yıllık Mahkemelere Bankacı Bilirkişisi olarak yüzlerce ağırlıklı Dolandırıcılık Raporları hazırlamış biri olarak Kara Para aklama yöntemlerinden biri olan Bankalardaki “Nakit Karşılıklı Kredileri” mercek altınması gerektiğini yıllardır yazdım. Bu konuyu biraz daha derinlemesine ele alalım:
Bankacılık sisteminde en risksiz kredilerden biri gibi görünen bir kredi türü vardır: nakit karşılıklı, mevduat rehni karşılığı veya nakit teminatlı krediler.
Müşterinin bankada parası vardır. Bu para mevduat, döviz hesabı, vadeli hesap veya başka bir likit finansal varlık olarak bankaya rehnedilir. Banka da bu varlığın belli bir oranına kadar müşteriye kredi açar. Klasik kredi riski açısından bakıldığında banka için son derece güvenli bir işlemdir.
Çünkü müşteri krediyi ödemezse banka elindeki nakit teminatı kullanabilir.
Tam da burada çok önemli bir soru ortaya çıkıyor: Banka kredi riskini çok iyi kontrol ederken, teminat olarak aldığı nakdin nereden geldiğini aynı derinlikte kontrol ediyor mu?
Daha önemlisi: BDDK denetimleri, banka teftiş kurulları, iç kontrol birimleri ve MASAK uyum mekanizmaları nakit karşılıklı kredileri yalnızca “kredi riski düşük işlemler” olarak mı görüyor, yoksa fonun gerçek kaynağına kadar gidiyor mu?
Çünkü uluslararası kara para aklama literatürü bize çok önemli bir şey söylüyor: Bir kredi gerçek bir banka tarafından kullandırılmış olabilir; ama kredinin arkasındaki teminatın kaynağı suç geliri ise kredi işlemi paranın geçmişini temizleyen bir perdeye dönüşebilir.
MASAK’ın kendi yayımladığı aklama yöntemleri arasında da “oto-finans borç yöntemi – loan-back” açık biçimde bulunuyor. MASAK, offshore yapılara taşınan suç gelirinin daha sonra kredi görüntüsü altında sahibine geri döndürülmesini bilinen aklama yöntemlerinden biri olarak tanımlıyor.
OECD ve FATF kaynaklarında bunun bir başka versiyonu “back-to-back loan”, yani karşılıklı/arka arkaya kredi yapıları olarak karşımıza çıkıyor. OECD’ye göre mevcut bir banka mevduatının veya başka bir nakit varlığın teminat gösterilmesiyle üçüncü taraf finans kuruluşundan alınan kredi, teminatın suç gelirinden oluşması halinde aklama mekanizmasının parçası haline gelebiliyor.
Dolayısıyla sorun kredi değil.
Sorun, krediye kaynak teşkil eden teminatın ekonomik kökenidir.
Nakit karşılıklı kredi nasıl bir “kaynak maskeleme aracına” dönüşebilir?
Basit bir örnek düşünelim:
Bir şirketin veya kişinin banka hesabında 10 milyon dolar bulunuyor. Paranın ekonomik kaynağı konusunda soru işaretleri olduğunu varsayalım. Bu kişi 10 milyon doları doğrudan başka bir ülkeye gönderdiğinde karşı taraftaki banka şu soruyu sorabilir:
“Bu 10 milyon dolar nereden geldi?”
Ticaret mi? Mal satışı mı? Şirket sermayesi mi? Gayrimenkul satışı mı? Temettü mü? Miras mı? Borç mu? Başka bir ekonomik faaliyet mi?
Ancak aynı para bir Türk bankasında teminat haline getirilip bunun karşılığında kredi kullandırıldığında müşterinin bilançosunda ve banka hareketlerinde yeni bir katman ortaya çıkar: BANKA KREDİSİ.
Yurt dışına giden fonun işlem açıklamasında veya şirket kayıtlarında artık “kredi” bulunabilir.
Karşı ülkedeki banka açısından bakıldığında da görünürde düzenli bir finansal kaynak vardır: Türkiye’de lisanslı bir banka tarafından kullandırılmış kredi.
Fakat kritik AML sorusu hâlâ cevaplanmamıştır: Kredinin kaynağı banka olabilir; peki bankanın krediyi verirken aldığı nakit teminatın kaynağı nedir? İşte finansal suçlarla mücadelede source of funds ile source of wealth ayrımı burada önem kazanıyor. Paranın son çıktığı hesap yalnızca ilk katmandır.
Gerçek bir AML incelemesi paranın ekonomik kökenine kadar gitmek zorundadır.
MASAK’ın şüpheli işlem göstergeleri aslında tehlikeyi yıllardır tarif ediyor
MASAK’ın yayımladığı şüpheli işlem göstergelerinde bu dosya açısından son derece dikkat çekici başlıklar bulunuyor.
Örneğin; yüksek meblağlı kredi veya borcun makul açıklama olmadan kısa sürede kapatılması, kredinin nerede kullanılacağı konusunda ikna edici bilgi sunulamaması, işletmenin faaliyetiyle orantısız hesap hareketleri, olağan dışı sınır ötesi para transferleri, birbirine yakın tutarlardaki paraların kısa aralıklarla ülkeye girip çıkması, yurt dışındaki hesapların kredi ilişkilerinde teminat olarak kullanılması şüpheli işlemler arasında sayılıyor.
Bu göstergeler yan yana konulduğunda aslında şu prensip ortaya çıkıyor: Bankanın “müşterim kredi kullandı” demesi AML incelemesini bitirmemeli; tam tersine bazı durumlarda incelemenin başlangıcı olmalıdır.
ABD bankacılık sisteminin AML denetim rehberlerinde de nakit teminatlı krediler özel risk göstergeleri arasında.
FFIEC rehberinde; üçüncü kişiye ait mevduatla teminatlandırılan krediler, kaynağı bilinmeyen fonla oluşturulan mevduata karşı kredi verilmesi, ekonomik amacı olmayan ve bankaya hemen hemen hiç kredi riski yaratmadan yüksek komisyon kazandıran krediler şüpheli işlem göstergeleri arasında sıralanıyor.
Asıl denetlenmesi gereken şey kredi dosyası değil, paranın yolculuğu
Klasik banka teftiş mantığında kredi dosyasına bakılır: Müşteri kim? Limit ne? Teminat yeterli mi? Rehin düzgün kurulmuş mu? Kredi sınıflandırması doğru mu? Karşılık ayrılması gerekiyor mu? Yetki limitlerine uyulmuş mu?
Bunlar elbette önemlidir.
Fakat nakit karşılıklı kredilerde denetimin bundan çok daha ileri gitmesi gerekir. Çünkü kredi riski neredeyse sıfırken AML riski yüksek olabilir.
Denetçinin sorması gereken asıl sorular şunlardır: Teminat olan para bankaya nereden geldi?
Kaç gün önce geldi? Yurt dışından mı geldi? Başka bankadan mı aktarıldı? Başka bir krediden mi oluştu? Şirketin ticari faaliyetleri bu büyüklükte para yaratabilecek durumda mı? Para geldikten ne kadar sonra rehnedildi? Rehin karşılığında kredi hangi hesaba geçti? Kredi aynı gün başka bankaya aktarıldı mı? Orada tekrar mevduat veya teminat oldu mu? Kredi başka bir finansal ürüne yatırıldı mı? Aynı nihai faydalanıcı farklı şirketlerle zinciri tekrarladı mı?
İşte gerçek denetim burada başlıyor.
Son söz
Nakit karşılıklı kredi bankanın bilançosu açısından belki de en güvenli kredi türlerinden biridir.
Fakat kara para aklama ve finansal kaldıraç açısından en fazla dikkat edilmesi gereken kredi türlerinden biri de olabilir.
Çünkü bankanın açısından güvenli olan şu formül: “Param teminatta, dolayısıyla kredim güvende” kamu otoritesi açısından yeterli değildir.
Kamu otoritesinin sorması gereken soru şudur: “Teminattaki o para nereden geldi?”
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
BANKA HABERLERİ
DenizBank’tan karbon yoğun sektörlere dönüşüm finansmanı
DenizBank, sürdürülebilir finansman kapsamını genişletmek ve emisyon yoğun sektörlerin dönüşümünü desteklemek üzere, ana hissedarı Emirates NBD ile birlikte Geçiş Finansmanı Çerçevesi’ni yayımladı.
Yayınlanma:
3 hafta önce|
19/08/2026Yazan:
BankaVitriniTürkiye’de ilk kez ayrı bir kılavuz doküman olarak yayımlanan Geçiş Finansmanı Çerçevesi; yüksek emisyonlu sektörlerin karbonsuzlaşmasına katkı sağlayan faaliyetlerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve sınıflandırılması için sistematik bir metodoloji ortaya koyuyor.
DenizBank Genel Müdürü Recep Baştuğ, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Düşük karbonlu ekonomiye geçiş, bugün yalnızca iklim hedefi değil; ülkelerin büyüme modelleri ve rekabet gücü üzerinde belirleyici bir unsur. Ülkemizde de özellikle AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın mali yükümlülüklerinin başlamasıyla, ihracatçı sektörlerimiz açısından dönüşüm ihtiyacı daha kritik hale geldi. Bu noktadaki rolümüz ve amacımız, uzun soluklu bir finansman ortağı olarak dönüşüm sürecindeki şirketlerin yanında yer almak. Ana hissedarımız ile birlikte hayata geçirdiğimiz Geçiş Finansmanı Çerçevemizle, özellikle yeşil dönüşümü zor sektörlerdeki şirketlerin kendi somut dönüşüm hedeflerini finanse etmesine imkan tanıyan bir yaklaşım sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde de düşük karbonlu ekonomiye adil ve kapsayıcı geçiş için reel sektörün uzun vadeli finansman ihtiyaçlarına çözüm üretmeyi sürdüreceğiz.”
Geçiş Finansmanı Çerçevesi Hakkında
Geçiş Finansmanı Çerçevesi, üretim, demir-çelik, çimento, madencilik, gayrimenkul, ulaştırma ve tarım başta olmak üzere karbon yoğun ve emisyon azaltımı zor sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin, Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu geçiş yolları doğrultusunda karbonsuzlaşmasını desteklemeyi amaçlıyor.
ICMA İklim Geçiş Finansmanı El Kitabı ve İklim Geçiş Tahvili Kılavuzu ile Kredi Piyasası Birliği (LMA), Asya Pasifik Kredi Piyasası Birliği (APLMA) ve Kredi Sendikasyonları ve Alım Satım Birliği (LSTA) tarafından yayımlanan uluslararası rehberler dikkate alınarak hazırlanan Çerçeve’nin uluslararası standartlarla uyumu, bağımsız dış değerlendirici DNV tarafından sağlanan İkinci Taraf Görüşü ile destekleniyor.
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.053)
- BANKA ANALİZLERİ (152)
- BANKA HABERLERİ (3.625)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (597)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.981)
- GÜNCEL (4.584)
- GÜNDEM (3.567)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (147)
- ŞİRKETLER (2.737)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (582)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.486)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (831)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (119)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (61)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (94)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- OpenAI'da yaprak dökümü sürüyor: Bir yönetici daha ayrıldı 25/08/2026
- İran'dan kritik iki temas 25/08/2026
- Halkbank'a 1,1 milyar dolarlık ilave kaynak 25/08/2026
- IMF Başkanı Georgieva: Küresel ekonomi enerji şokuna direniyor 25/08/2026
- İran'dan ekonomik savaş çıkışı 25/08/2026
- SpaceX'te yeni üs yatırımı planı 25/08/2026
- Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kabine toplantısı sonrası açıklamalar 25/08/2026
- Anthropic'ten yatırımcılara devasa 'pazar' sunumu 25/08/2026
- "Hürmüz'deki mayınlar temizlendi" 25/08/2026
- Sektörel güven endeksleri geriledi 25/08/2026
SON YAZILAR
- Kontrolmatik’te ödeme krizi büyüyor 05/09/2026
- İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem 05/09/2026
- Fonlarda vergi ayarı: Yüzde 10 stopaj resmen başladı 05/09/2026
- Enflasyon düşüyor ama hayat pahalılığı bitmiyor 03/09/2026
- Piyasalar soluklandı: Zayıf istihdam Fed korkusunu törpüledi. Gözler TÜİK’te 03/09/2026
- Perakende devlerinde kârlılık alarmı: BİM pozitif ayrıştı 01/09/2026
- SPK’dan patron satışlarına fren 01/09/2026
- Yeni SPK düzenlemesinde hangi hisseler öne çıkabilir? 31/08/2026
- Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler 30/08/2026
- Takas İstanbul risk yönetiminde kuralları değiştiriyor 29/08/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini5 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
