BANKA HABERLERİ
KREDİ SIKIŞMASI DERİNLEŞİYOR
Yayınlanma:
4 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
DÜNYA GAZETESİ yazarlarından Ekonomist Ali Ağaoğlu ve gazeteci Hakan Güldağ, bu hafta Şans Sohbetleri’nde enflasyona dair beklentileri ve piyasada sıkılaşan kredi koşullarını ele aldı. Ağaoğlu, ödeme sistemlerinin tehlikeye girmeye başladığını söylerken, Güldağ kredi sıkışmasının derin bir krize dönüşmemesi için acil tedbir alınması gerektiğini vurguladı.
İkili, piyasalardaki son Fed fiyatlamalarını da değerlendirdi. Uzun soluklu bir faiz artışı olmayacağına dair kanı oluşmaya başladığını kaydeden Ağaoğlu, küresel borsaların yılı pozitif kapatıp yeni yıla yeniden bakacağını aktardı. Ağaoğlu, Borsa İstanbul’da yükseliş potansiyelinin sürdüğünü belirterek, spot altında 1.725 seviyesine dikkat çekti.
Güldağ: TÜİK hesaplamalarına göre enflasyon eylülde yüzde 83,45’e yükseldi. Ben kasımdan itibaren yavaş yavaş gerileme başlar diye düşünüyorum. Bu arada tekrar hatırlatmakta fayda olacak; enflasyon düşüşünden kasıt, fiyat artış hızının yavaşlayacak olması. Çünkü vatandaş yine muhtemelen “Fiyatlar artıyor, neyin enflasyonu düştü” diyecektir.
Ağaoğlu: Ekim, okullar açıldıktan sonra genelde enflasyonun yüksek çıktığı bir ay. O yüzden ekimde de biz tekrar yükselişe devam ederiz gibi görünüyor. Buna karşılık aralıkta aylık 2 -3’lük bir rakam geldiğinde baz etkisiyle düşmüş gibi göreceğiz.
Güldağ: Yüzde 4 gibi yüksek bir aylık enflasyon oranı gelse bile…
Ağaoğlu: Evet. O yüzden kasımda bir zirve görür, aralıkta da geri çekilme başlamış gibi olur. Ama senin hatırlatmana katılıyorum. Enflasyon ile hayat pahalılığı farklı. Bunu derslerde de anlatıyordum ama yine fırsat bulmuşken tekrar edelim. Enflasyon 436 kalemin fiyatlarındaki aylık ve yıllık değişimlerini gösteriyor. Ama hayat pahalılığı aslında bizim bireyler olarak muhatap olduğumuz birebir tükettiğimiz mallardaki fiyat artışının bizim harcanabilir gelirimize olan yansımasıdır. Örneğin, enflasyon sepeti içinde kadın bağı ile tıraş bıçağı farkı. Bunların ikisi de sepetin içindeler ama benim kadın bağı fiyatıyla ilgili hiçbir ilgim yok, benim gelirimde hiçbir değişiklik yaratmıyor. Ama her sabah tıraş oluyorum, jilet fiyatları artıp azaldığı zaman beni etkiliyor. Yani enflasyon oranının düşmesi senin aldığın ürünün fiyatının düştüğü anlamına gelmeyebilir. Fiyatı önceki döneme göre daha az oranda artmıştır.
Güldağ: Verilerin gerçeği yansıtıp yansıtmaması hep tartışılıyor. Ama önümüzdeki dönemde açıklanacak rakamlara daha fazla bir güvensizlik oluşabilir. Bu işi ölçen kurumların her biri başka rakamlar açıklıyor.
Ağaoğlu: Bu konu son derece kritik ve önemli. Verilerin güvenirliği ile ilgili bazı sorunlar var. İTO’nun İstanbul için açıkladığı endeksle TÜİK’in açıklamış olduğu TÜFE arasındaki fark 24 puana çıktı. Bu normal değil. “İstanbul, Türkiye’nin geri kalanına göre çok fazla arttı, diğerleri az arttı yada artmadı” dediğiniz zaman bu çok inandırıcı olmaz. Çünkü, İstanbul, Türkiye ekonomisinin neredeyse beşte biri. Geçtim, Türkiye’nin geri kalanına yayılan malların çok önemli kısmı İstanbul’un havalesinden gidiyor. Şimdi böyle bir farklılık olmaması lazım, o yüzden de veri problemimiz var. Hatta hatırlarsın bu konuyu seninle konuşmuştuk, endeksin içindeki bazı mal ve hizmetlerin fiyatları ile ilgili yapılan yönlendirmelerin bizi ileride çok da iyi yere getirmeyeceğini söylemiştik, bugün geldiğimiz nokta tam da bu farkların oluştuğu yer. Bu farklılıkların oluşması sağlıklı karar almanıza müsaade etmez, yani veriniz sağlıklı olmazsa bunu yönetemezsiniz, şu andaki problem o.
Güldağ: Bu arada yüksek enflasyon devam ederken bir yandan da politika faizinin tek haneye doğru geleceğini anlıyoruz…
Ağaoğlu: Yüzde 9, 9,75 gibi bir yer olacak. İşgören faizi başka bir yerde. Aslında nerede olduğunu da bilmiyoruz. O yüzden finansal karar almak çok zorlaştı, sadece faizleri indirmekle maalesef ne yatırımı ne finansal kararları almamız kolaylaşmıyor. TL kredisi dövize gidecek algısıyla yılbaşından bu yana kısıtlamalara gidildi. Kredileri bu kadar sıkıştırdığımız ortamda ödeme sistemlerini çok ciddi tehlikeye atıyoruz. Devamında da ticaretin durması veya çok ama çok ciddi krizlere neden olabilir. Bunu mu istiyoruz? Eğer sadece kuru kontrol etmek içinse orası biraz muamma.
Güldağ: Banka kredisinin yanında piyasa kredisinde de vadelerin çok daraldığını duyuyoruz. En aykırı sektörlerde bile vade meselesinden dolayı sıkıntıların baş gösterdiğini, peşinin başladığını anlıyoruz. Piyasa kredisinin sıkışmasının senin de vurguladığın gibi krize neden olabilme ihtimali var. Kredi sıkışmasının bir krize dönüşmemesi için acil tedbir alınması, belki yeni finansal ürünlerin de bu anlamda devreye sokulması gerektiğini düşünüyorum.
Ağaoğlu: Yeni finansal ürünler niçin kullanılıyor? Biz çalışır bir piyasayı sıktık. Nerede, neyi kırdığımızı bilmiyoruz sıkarken. Politika yapıcıları piyasayı önüne katıp gitmemeli. Yüksek enflasyon aslında bir tür ahlaki erozyon doğurur. Herkes ödemelerini erteleme çabası içine girer. Herkes paradan para kazanma dediğimiz fiyattan maldan para kazanmaya çalışır. Dürüst olan dahi kredi bulamazsa sapla saman birbirine karışır. Teknik olarak stoklar korkar ya da peşin parayla çalışır. Peşin parayı da bulamıyorsunuz nasıl yapacaksınız? Basit bir çözüm var; mevcut kredinin temdit edilmesine izin verilsin, yeni kredi sayılmasın. Yeni faizle olabilir. Koşulları değişmesin, faizi değişsin. Özetle temdit koşulları düzenlenebilir. Bu nefes almak için gereken bir durum. Şu anda birçok işletme nefes almakta zorlanıyor.
Güldağ: En azından biz söyledik, gelişmeleri takip ederiz. Bu haftanın önemli haberlerinden biri de Rusya ile ilgili doğalgaz ödemesinin ertelenmesi.
Ağaoğlu: Senin duyumların nedir bilemiyorum ama erteleme talebinin varlığı bile ciddi soru işaretleri doğurur Türkiye için.
Güldağ: Uluslararası bir ajans bunu duyurdu, biz de oradan alarak kullandık. Gazprom veya BOTAŞ tarafından bir açıklama gelmedi henüz. Ama mantığa uygun, yapılabilir gibi geliyor bana. Rahip Brunson krizinde Rusya böyle bir öteleme yapmıştı bize. Erteleme Türkiye’nin işine yarar. BOTAŞ’ın da ödeme ve sıkıntıları olduğunu düşünmek için pek çok neden var. Son doğalgaz zammını aslında yapmak istemediklerini ama zorunlu kalındığını görüyoruz. Daha doğrusu bir zam da denmedi buna. Bir günlük referans fiyat uygulaması çerçevesinde, Avrupa’ya benzeyen bir fiyatlandırma yapacağımızı ifade ederek böyle bir yola doğru gidildi. Ama örtülü bir şekilde değişik sektörlere zamlar yansıdı. Metal sektörüne yüzde 35-37 civarında fiyat artışı yansımış oldu, seramik, demir çelik için yüzde 5’ler civarında kaldı.
Ağaoğlu: Macaristan böyle bir 6 aylık erteleme almış durumda. Sanıyorum bunu referans olarak kullanıp böyle bir talebimiz olabilir. Sektörel anlamda sübvansiyonların farklılık göstermesine bir itirazım olacak. Sıfırdan yeni kurulmakta olan bir sektör için böyle bir desteği baştan verirsiniz onlar ayağa kalkar, hatta ileride koşmaya başlarlar, sonra çekilirsiniz. Ama yolda böyle bir işi yaptığımız takdirde, bu aradaki farkı kim sübvanse ediyor diye baktığımda, kamuya yüklenir bu fark BOTAŞ üzerinden.
İşin bu tarafını unutmamak gerek. Ben piyasanın çok fazla yeknesaklaşmaktan uzaklaşmaması gerektiğini düşünüyorum. Yarın öbür farklı sektörler “ben de istiyorum” diyebilir. Kime, hangi ölçekte yapacaksınız ve bu ne kadar sürdürülebilir olacak? Bu arada doğalgazda konutlarda yüzde 80’e yakın sübvansiyon var. Yılbaşında yine asgari ücret ve diğer ücretlere müthiş zamlar gelecek. Nominal gelirler artacak fakat bireylerin ve hane halkının harcanabilir gelirinin artması lazım. İki ayı geçmez çok büyük ihtimalle enflasyon beklentileri bozulduğu için bizim o vereceğimiz zamların hepsi geçmişi kapatacaklar, geleceği karşılayamayacaklar. BOTAŞ’ta olduğu gibi maliyet kısmını olabildiğince aşağı indirmek lazım. Ulaşımımı, ısınmamı, internetimi, telefonumu, suyumu yani yaşam maliyetlerimi azaltarak da ben gelirimi artırabilirim. Bu yönde adımlar atılması gerekiyor.
Güldağ: Yeknesaklık tarafı doğru. Ama talebin sektörlere göre farklılık göstermesi konusunda aklıma eşitlik ve adaleti gösteren karikatür geldi. Bir tahta perde, çit var. Baba karşı tarafı rahatlıkla görebildiğinden üstüne çıkmak için sandığa gerek duymuyor. Büyük oğlunun üstüne çıktığı bir sandık var. Küçük çocuğun görebilmesi içinse iki sandığa ihtiyacı var. Duruma bu açısından da bakabiliriz.
Borsalar yılı pozitif kapatıp, yeni yıla bakar
Güldağ: ABD’den gelen veriler, Fed’in yol haritasına ilişkin ipuçları için yakından izleniyor. Bu haftaki göstergeler para politikası duruşuna ilişkin görüşlerin değişmesine neden oldu. Küresel borsalarda dalgalı bir görünüm var.
Ağaoğlu: ‘Faiz artışları belli bir tarihte sona erecek, sonra duruma tekrardan bakılacak’ görüşü var. Uzun soluklu bir faiz artışı olmayacağına dair kanı oluşmaya başladı. Bu yorumlar, piyasaları bir parça rahatlattı. Yıl sonuna doğru geliyoruz. Birçok fonun kasım ayı yıl kapanışıdır. O yüzden aşağıda bir endeksle para kaybettik deyip ikramiye veya komisyon alma şanslarının azaldığı bir yerde piyasayı yukarı ittirmek isteyeceklerdir. Herhalde, buraya kadar düşüşü Fed’e bağlayıp ondan sonra Fed de zamana yayacak vesaire deyip kasım ve aralık ayına kadar daha sakin bir borsa seyri izleyeceğiz diye düşünüyorum yurtdışında. En azından Fed’in iskonto edildiğini söyleyecekler ama ben Fed’in 2023’ü bir hatta iki faiz artışıyla karşılayacağını düşünen taraftayım. O yüzden piyasalar yılı pozitif kapatıp yeni yılda yeniden bakacaklar duruma diye düşünüyorum.
Güldağ: Borsa İstanbul, geçtiğimiz haftalarda yaşanan dalgalanmaların ardından dengeye oturmaya başladı gibi. Rakipsiz bir yatırım aracı olduğu için, yükseliş potansiyeli de sürüyor…
Ağaoğlu: Hatırlarsan ‘mekanik arıza var’ demiştik. İşlemlerin bir kısmı manipülatif olarak kabul edildi ve tutuklamalar oldu. Bu süreçte Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Murat Zaman da gerçekten ciddi çaba sarf etti. Sistem kırılmadan dökülmeden bugünlere getirildi. Bu ikisi iyi haber. Takasbank’ın üzerinde bazı hisse senetlerinden doğan riskler var ama orada sigorta fonu kullanılmadan halledildiği için halen daha sistemdeki sorunu aracı kurumlar üzerinden çözme yönünde bir süreç ilerliyor. Önümüzdeki dönemde ben de yakından izliyor olacağım. İnşallah fazla bir hasar olmadan atlatmış oluruz. Çarşamba günü itibarıyla görece olarak daha dengeli bir seyir izlenmeye başladı. Hafif bir kar realizasyonu geliyor arada düzeltmeler oluyor. Enflasyon böyleyken doğal olarak şirketlerin karları ‘nominal olarak’ artıyor. O yüzden de enflasyondan kendini koruyamamış veya korumak isteyenlerin şu anda ellerindeki en iyi adres ne yazık ki borsa kalmış durumda. Ben o düşüşlerde de söylemiştim ana trendinde çok büyük bir değişiklik olmayacaktır. Enflasyona paralel birtakım getirilerin elde edilebileceği nadir yerlerden biri borsa, o yüzden para oraya gidiyor.
Güldağ: Altını baskı altına alma çabası var. Birçok oyuncuya bir anlamda altın ithalatı yasağı getirilmiş oldu. Bankaların yapma imkanı vardı. Dediler ki hurdayı bitirin, bırakın artık para gidiyor. Külçe ne olacak? Onu bankalar yapacak. Ama şimdi bu cephede de bir sıkışma olduğu anlaşılıyor.
Ağaoğlu: Altının uluslararası fiyatıyla yurtiçi fiyatı arasında dönem dönem farklar oluşabiliyor. Bu farkların en temel sebebi fiziki altının aslında masraflı olması. Masraflarından kasıt ne? Bunun taşıması var, güvenliği var, sigortası var, çalınma riskinin yarattığı psikolojik baskılar var. Bu riskler fiyatlamalarda bazı anormalliklere neden olabilir. İnanılmaz bir satış geliyor, elde o kadar nakit olmadığı zaman düşük fiyatla… Sonuçta fiziki altınla bizim kağıt altın diyebileceğimiz borsadaki kontratlar arasındaki fark buradan kaynaklanıyor. Ben o yüzden bireysel yatırımcılara, özellikle borsada işlem gören altın ve gümüş fonları var, onlar üzerinden işlem yapmayı tavsiye ediyorum. Eğer illa kasanıza altın koymayacaksanız. Eğer bir finansal yatırım alternatifi olarak düşünüyorsanız altını, buyurun borsada bunun çok güzel fonları var. Rahatlıkla likit şeklinde alıp satabiliyorsunuz, oradan işlem yapın diyorum.
Gümüş yoruldu, altın 1.725 eşiğinde zorlanabilir
Güldağ: Altının onsu yeniden 1700 doların üzerinde. Senin altın için yakından izlediğin gümüşte de hareketlilik yaşanıyor. Nasıl yorumluyorsun son fiyatlamaları?
Ağaoğlu: AGU, altının ons fiyatının gümüşün ons fiyatına bölünmesiyle bulduğum basit bir parite. Geçtiğimiz eylülün başında 96’lara kadar çıkmıştı ve bu hafta 82’lere kadar geri geldi. Gümüşteki hızlı hareket beraberinde altını da çekti. Altın geçtiğimiz hafta 1,623’leri görmüştü şimdi 1,725’e kadar çıktı. Aslında 50 günlük ortalamasına geldi. 1,725 kritik eşik. Altının buraları kırıp gitmesi biraz zor, çünkü gümüş yoruldu. Buralardan bir geri çekilme, bir düzeltme gelebilir. Fakat iyi haber; Fed’in faiz artışlarının o çok yakıcı etkisi yavaş yavaş azalıyor. Bunu borsalarda da görüyoruz altın -gümüşte de görüyoruz. Ben yavaş yavaş diplere yaklaşıldığı fikrindeyim. Böyle kırılıp dökülecek bir şey olması durumunda altın 1,500’lü rakamlara iniyor, ki orası şimdilik benim ne grafiklerimde görünüyor ne ufkumda. O yüzden bu yükseliş biraz satış fırsatı kısa vadede ihtiyacı olanlar için. Dipten almış olanlar için zaten iyi bir satış fırsatı onu söyleyeyim. Yani 1,625 – 1,725 deseniz 100 dolar altının onsunda çok önemli bir para. Gümüşte daha da yüksek bu oran. Gümüşte biraz daha yukarıda o kritik eşik 21,95. Ama 21,95-22,25’i aşmasını beklemiyorum.
İlginizi Çekebilir
BANKA HABERLERİ
Fitch’ten Türk bankalarına kârlılık uyarısı: Takipteki krediler artıyor
Yayınlanma:
56 dakika önce|
21/10/2026Yazan:
BankaVitrini
Yüksek fonlama maliyetleri ve enflasyon bankaların kâr marjlarını daraltırken, takipteki kredi oranı 2026’nın ikinci çeyreğinde yüzde 3,5’e yükseldi. Fitch, kârlılık üzerindeki baskının yıl boyunca sürmesini bekliyor.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, üç aylık Türk Bankaları İzleme Raporu’nda, Türk bankacılık sektörünün 2026 yılının ikinci çeyreğinde kârlılık kaybı yaşadığını ve sorunlu kredilerdeki artışın sürdüğünü bildirdi. Bloomberg HT haberine göre, yüksek fonlama maliyetleri, artan swap giderleri ve enflasyon kaynaklı faaliyet giderleri, bankaların finansal performansını olumsuz etkiledi.
Faaliyet kârlılığında belirgin gerileme
Fitch’in izlediği bankalarda ortalama faaliyet kârının risk ağırlıklı varlıklara oranı, 2026’nın ilk çeyreğindeki yüzde 3,9 seviyesinden ikinci çeyrekte yüzde 2,6’ya geriledi. Sektör genelinde ise aynı oran yüzde 4,6’dan yüzde 3,3’e düştü.
Rapora göre, yüksek Türk lirası faizlerinin fonlama maliyetlerini artırması, net faiz marjlarını daraltan başlıca unsurlar arasında yer aldı. Swap maliyetlerindeki yükseliş ve enflasyonun faaliyet giderleri üzerindeki etkisi de kârlılığı baskıladı.
Takipteki krediler yüzde 3,5’e çıktı
Bankacılık sektöründe aktif kalitesine ilişkin göstergeler de olumsuz seyrini sürdürdü. Fitch’in izlediği bankaların ortalama takipteki kredi (NPL) oranı, ilk çeyrekteki yüzde 3,3 seviyesinden ikinci çeyrek sonunda yüzde 3,5’e yükseldi. Yeni takipteki kredi oluşum oranı da yüzde 2,1’den yüzde 2,2’ye çıktı.
Bankaların ortalama çekirdek sermaye yeterlilik oranı ise yüzde 11,5 seviyesinde kaldı. Bu görünüm, kredi riskleri ve kârlılık baskıları yakından izlenirken sermaye göstergesinin söz konusu dönemde yatay seyrettiğine işaret etti.
Bankacılık sektörünü ne bekliyor?
Fitch, yüksek TL faizleri ve enflasyonist baskıların bankaların kârlılığı üzerindeki etkisinin 2026 boyunca devam edebileceğini öngörüyor. Kuruluş, yılın sonlarına doğru faiz indirimlerinin yeniden başlaması durumunda bu baskının 2027’de hafifleyebileceğini değerlendiriyor.
Bankacılık sektörü açısından temel risk, fonlama maliyetleri yüksek seyrederken kredi geri ödemelerinde yaşanabilecek bozulmanın karşılık giderlerini artırması ve kâr marjlarını daha da daraltması. Bu süreç, bankaların kredi verme iştahı ve reel sektörün finansmana erişimi üzerinde de baskı oluşturabilir.
Kaynak: Fitch Ratings’in Türk Bankaları İzleme Raporu; 21 Ekim 2026 tarihli haberler.
BANKA HABERLERİ
AKBANK VE DENİZBANK: FON SORUŞTURMASINDAKİ İSİMLER BANKAMIZ ÇALIŞANI DEĞİL
FON SORUŞTURMASINDA AKBANK VE DENİZBANK’TAN AÇIKLAMA: “İSİMLER BANKALARIMIZIN ÇALIŞANI DEĞİL”
Yayınlanma:
1 saat önce|
21/10/2026Yazan:
BankaVitrini
Fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler üzerinden gündeme gelen Akbank ve DenizBank, haberlerdeki çalışma ilişkilerine ilişkin açıklama yaptı. Akbank, “adı geçen kişilerin uzun süre önce bankadan ayrıldığını” belirtirken DenizBank, “adı geçen Yasemin Y.’nin banka çalışanı olmadığını” bildirdi.
Bankavitrini.com | Gündem
Sermaye piyasalarındaki işlemlere yönelik yürütülen fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler ve bu kişilerin bankalarla bağlantıları gündeme geldi. Konuya ilişkin Akbank ve DenizBank’tan açıklamalar geldi. Her iki banka da haberlerde yer alan çalışma ilişkilerine yönelik düzeltme talebinde bulundu.
Akbank: İsimler uzun süre önce bankadan ayrıldı
Akbank, fon soruşturması kapsamında gözaltı kararı verilen kişilerle ilgili haberlerde banka adının kullanılmasına ilişkin açıklama yaptı.
Banka, haberlere konu olan kişilerin uzun süre önce Akbank’tan ayrıldığını ve başka kurumlarda çalıştıklarını belirtti. Açıklamada, bu kişilerin hâlen Akbank bünyesinde görev yapıyormuş gibi gösterilmesinin gerçeğe aykırı bir izlenim oluşturabileceğine dikkat çekildi.
Akbank, güncel çalışma ilişkilerinin doğru aktarılması gerektiğini vurgulayarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini istedi.
DenizBank: Yasemin Yılmaz bankamızın çalışanı değil
DenizBank da fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isimlerin yer aldığı listeye ilişkin yayımlanan haberdeki bir bilgiyi düzeltti.
DenizBank A.Ş. tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isim listesine ilişkin yayımladığınız haberde, Yasemin Y. isimli kişinin DenizBank Finans Yöneticisi olduğu yönünde hatalı bilgiye yer verilmiştir.
Haberde adı geçen Yasemin Y., Bankamız çalışanı değildir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla söz konusu yanlış bilginin düzeltilmesini rica ederiz.”
DenizBank, açıklamasıyla Yasemin Y.’ın banka çalışanı olduğu yönündeki bilgiyi açıkça reddetti ve haberlerin düzeltilmesini talep etti.
Soruşturmada banka isimleri neden gündeme geldi?
Soruşturma kapsamında yayımlanan gözaltı listelerinde yer alan kişilerin mesleki unvanları ve çalıştıkları kurumlara ilişkin bilgiler, bankaların isimlerinin de haberlerde geçmesine neden oldu.
Ancak bir kişinin adının soruşturma kapsamında anılması, tek başına ilgili bankanın soruşturmanın şüphelisi olduğu veya kurumsal olarak herhangi bir suça iştirak ettiği anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, bir kişinin geçmişte bir bankada çalışmış olması da güncel çalışma ilişkisini göstermiyor.
Akbank’ın geçmiş çalışma ilişkilerine yönelik açıklaması ile DenizBank’ın Yasemin Y. hakkında yaptığı düzeltme, haberlerde kişi ve kurum bağlantılarının güncel ve teyit edilmiş bilgiler üzerinden kurulmasının önemini ortaya koydu.
Bankacılık sektöründe doğru bilgi ve itibar vurgusu
Sermaye piyasalarına yönelik soruşturmalarda kişi isimleriyle birlikte kurum adlarının anılması, kamuoyunda ilgili bankalara yönelik algıyı etkileyebiliyor. Bu nedenle gözaltı listelerindeki bilgilerin, kişilerin güncel iş durumlarıyla karşılaştırılarak yayımlanması önem taşıyor.
Akbank ve DenizBank’ın açıklamaları, soruşturma haberlerinde yalnızca isimlerin değil, bu isimlerle bankalar arasında kurulan bağlantıların da titizlikle doğrulanması gerektiğini gösteriyor.
Bankavitrini.com olarak not: Bu haber, Akbank ve DenizBank’ın çalışma ilişkilerine yönelik açıklamalarını bir araya getirmektedir. Soruşturmada adı geçen kişiler hakkındaki iddialar ile bankaların kurumsal sorumluluğu birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.
BANKA HABERLERİ
AKBANK 1,7 MİLYAR TL CEZAYI NİÇİN YEDİ?
Yayınlanma:
5 gün önce|
16/10/2026Yazan:
BankaVitrini
BANKALAR ÇALIŞANLARIN MAAŞ REKABETİNİ Mİ SINIRLADI?
Bankavitrini.com | Bankacılık ve Finans Analizi
Akbank, Rekabet Kurulu tarafından yürütülen iş gücü piyasasına yönelik soruşturmanın uzlaşmayla sonuçlandırılması kapsamında 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL idari para cezası ödeyecek. Peki, Türkiye’nin önde gelen bankalarından biri neden bu kadar yüksek bir ceza ile karşı karşıya kaldı? Soruşturmanın arkasında hangi iddialar bulunuyor? Bu olay, bankacılık sektöründe çalışanların ücretlerini ve iş değiştirme özgürlüğünü nasıl etkileyebilir?
CEZA KREDİ VE MEVDUAT FAİZLERİYLE İLGİLİ DEĞİL
Akbank’a verilen cezanın konusu, bankanın müşterilerine uyguladığı kredi faizleri veya mevduat oranları değil. Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihinde duyurduğu soruşturma, bankacılık, sigortacılık ve bilişim teknolojileri sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin iş gücü piyasasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalarını inceliyor.
Rekabet Kurumu, aralarında Akbank’ın da bulunduğu 26 teşebbüs hakkında çalışan ayartmama anlaşmaları ve/veya iş gücü piyasasına yönelik rekabete hassas bilgi paylaşımı iddiaları kapsamında soruşturma başlatmıştı.
Akbank, 12 Ekim 2026 tarihli Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) açıklamasında, Rekabet Kurulu’nun 26-30/899-383 sayılı kararı doğrultusunda soruşturmanın banka bakımından uzlaşmayla sonuçlandırıldığını bildirdi.
Açıklanan idari para cezası 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL oldu.
ÇALIŞAN AYARTMAMA ANLAŞMASI NE DEMEK?
Soruşturmanın en dikkat çekici başlıklarından biri, şirketlerin birbirlerinin çalışanlarını işe almamak veya çalışan transferlerini kısıtlamak konusunda anlaşmış olabileceği iddiası.
Örneğin aynı sektörde faaliyet gösteren iki banka düşünelim. Bu bankaların birbirlerinin çalışanlarına iş teklifi yapmamak ya da çalışan transferlerini sınırlandırmak konusunda anlaşmaları, iş gücü piyasasındaki rekabeti bozabilecek uygulamalar arasında değerlendirilebilir.
Böyle bir durumda çalışan, yalnızca mevcut işvereninin ücret politikasıyla karşı karşıya kalmaz. Rakip bankaların daha yüksek ücret veya daha iyi çalışma koşulları sunmasıyla ortaya çıkabilecek alternatifler de daralabilir.
Oysa rekabetçi bir iş gücü piyasasında bankalar nitelikli çalışanları bünyelerine katabilmek için ücret, prim, yan haklar, kariyer olanakları ve çalışma koşulları üzerinden birbirleriyle yarışır.
Bu rekabetin kısıtlanması, çalışanların pazarlık gücünü zayıflatabilecek bir sonuç doğurabilir.
Ancak önemli bir ayrıntı var: Rekabet Kurumu’nun soruşturma duyurusu, bu tür uygulamalara ilişkin iddiaların araştırıldığını gösteriyor. Akbank’ın hangi somut davranışının cezaya esas alındığına ilişkin ayrıntılar, bankanın KAP açıklamasında yer almıyor.
MAAŞ BİLGİLERİNİN PAYLAŞILMASI NEDEN SORUN OLABİLİR?
Soruşturmanın ikinci önemli boyutu, iş gücü piyasasında rekabete hassas bilgilerin paylaşılması iddiası.
Çalışan ücretleri, maaş artışları, işe alım koşulları ve gelecekteki istihdam planları gibi bilgiler, şirketlerin birbirleriyle rekabet etme biçimini etkileyebilir.
Örneğin rakip işverenlerin gelecekteki ücret artışlarına ilişkin hassas bilgileri paylaşması, ücret politikalarının bağımsız biçimde belirlenmesini zayıflatabilir. İşverenler arasındaki rekabetin azalması da çalışanların daha iyi ücret ve çalışma koşulları elde etme olanaklarını olumsuz etkileyebilir.
Buradaki temel mesele, şirketlerin insan kaynakları alanında her türlü bilgi alışverişinin yasak olması değil. Rekabeti kısıtlayabilecek nitelikteki anlaşmalar ve bilgi paylaşımlarının, somut koşullar çerçevesinde rekabet hukuku bakımından değerlendirilmesidir.
AKBANK BUNU NEDEN YAPMIŞ OLABİLİR?
Bu sorunun kesin yanıtını verebilmek için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki somut tespitlerin görülmesi gerekir. Bankanın kamuya açık KAP açıklaması, cezanın arkasındaki yönetimsel motivasyonu veya belirli bir uygulamanın nedenini açıklamıyor.
Bununla birlikte, çalışan transferlerini sınırlandıran veya ücret rekabetini zayıflatan uygulamaların işverenler açısından olası ekonomik motivasyonları bulunuyor.
Birincisi, personel maliyetlerini kontrol altında tutmak. Bankacılık sektöründe deneyimli çalışanların ücretleri, primleri ve yan hakları önemli bir maliyet kalemi oluşturuyor. İşverenler arasındaki ücret rekabetinin zayıflaması, ücret artışı baskısını azaltabilecek bir sonuç doğurabilir.
İkincisi, nitelikli personeli elde tutmak. Deneyimli bankacılar, risk yönetimi uzmanları, yazılım çalışanları ve yöneticiler, rakip kuruluşlar açısından değerli insan kaynağıdır. Çalışan hareketlerini kısıtlayan anlaşmalar, işverenler açısından personel kaybını azaltıyor gibi görünse de rekabet hukuku bakımından ciddi sorunlar doğurabilir.
Üçüncüsü, insan kaynakları maliyetlerinde öngörülebilirlik sağlamak. Bankalar ücret artışlarını ve işe alım maliyetlerini yönetmek ister. Ancak bu amaç, rakiplerle rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar yapılmasını hukuken meşru hâle getirmez.
Bunlar olası ekonomik açıklamalardır; Akbank’ın bu amaçlarla hareket ettiğinin kanıtlandığı anlamına gelmez.
BU BİR İŞ HUKUKU İHLALİ Mİ?
Burada iki ayrı hukuk alanını birbirinden ayırmak gerekiyor.
İş hukuku; işçinin ücreti, iş sözleşmesi, çalışma koşulları, kıdem ve ihbar tazminatı gibi konuları düzenler.
Rekabet hukuku ise şirketlerin piyasalarda rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşmalarını ve davranışlarını denetler.
Akbank’a ilişkin soruşturmanın hukuki dayanağı, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında iş gücü piyasasındaki rekabetin kısıtlanıp kısıtlanmadığının incelenmesidir.
Dolayısıyla bu olay, doğrudan işçilerin ücretlerinin ödenmemesi veya kıdem tazminatı haklarının ihlali nedeniyle verilen bir iş hukuku cezası değildir.
Bununla birlikte, işverenler arasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalar çalışanların iş değiştirme ve ücret pazarlığı imkânlarını etkileyebildiğinden, konu çalışma hayatı açısından da önem taşıyor.
AKBANK NEDEN UZLAŞMAYI KABUL ETTİ?
Akbank’ın KAP açıklamasında, soruşturmanın Rekabet Kurulu kararı doğrultusunda uzlaşma usulüyle sonuçlandırıldığı bildirildi.
Rekabet hukukunda uzlaşma, soruşturmanın kanunda belirlenen koşullar çerçevesinde sonuçlandırılmasına imkân veren bir yöntemdir. Bu yol, sürecin daha kısa sürede tamamlanması ve hukuki belirsizliğin azaltılması gibi avantajlar sağlayabilir.
Ancak Akbank’ın uzlaşmayı hangi özel gerekçelerle tercih ettiğine ilişkin ayrıntılı bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle bankanın uzlaşma kararını hangi yönetimsel veya hukuki değerlendirmelerle aldığı konusunda kesin bir neden ileri sürmek doğru olmaz.
BANKACILIK SEKTÖRÜNDE NE DEĞİŞEBİLİR?
Bu soruşturmanın önemi yalnızca Akbank’ın ödeyeceği para cezasıyla sınırlı değil.
Bankalar ve diğer finans kuruluşları açısından insan kaynakları uygulamalarının da rekabet hukuku kapsamında değerlendirilmesi, sektörde yeni bir hassasiyet alanı oluşturuyor.
Özellikle şu konuların önem kazanması beklenebilir:
- Rakip kuruluşların çalışanlarını işe almama yönünde anlaşmalardan kaçınılması.
- Ücret politikaları ve gelecekteki maaş artışları gibi rekabete hassas bilgilerin paylaşımının dikkatle değerlendirilmesi.
- İnsan kaynakları toplantılarında ve sektör içi görüşmelerde rekabet hukuku kurallarına uyumun güçlendirilmesi.
- Çalışanların iş değiştirme ve daha iyi çalışma koşulları için pazarlık yapma imkânlarının korunması.
Bunun çalışanların ücretlerine doğrudan ne ölçüde yansıyacağı ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu.
SONUÇ: MESELE SADECE 1,7 MİLYAR TL DEĞİL
Akbank’a açıklanan 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL’lik idari para cezası, iş gücü piyasasındaki rekabetin de bankacılık sektöründe ciddi bir denetim konusu olduğunu gösteriyor.
Çalışanların serbestçe iş değiştirebilmesi, işverenlerin nitelikli personel için rekabet etmesi ve ücretlerin bağımsız piyasa koşullarında belirlenmesi, rekabetçi bir iş gücü piyasasının temel unsurları arasında yer alıyor.
Burada asıl yanıtlanması gereken soru şu: Bankalar müşterilerine kredi ve mevduat ürünleri sunarken rekabet etmek zorundayken, çalışanları işe alma ve ücret belirleme konusunda da aynı rekabet anlayışıyla hareket ediyor mu?
Bu sorunun Akbank özelindeki somut yanıtı için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki tespitlerin incelenmesi gerekiyor. Ancak olayın kendisi, bankacılık sektöründe rekabet hukukunun yalnızca müşteri ve ürün piyasalarıyla sınırlı olmadığını, çalışma hayatına da uzandığını ortaya koyuyor.
Kaynaklar: Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihli soruşturma duyurusu; Akbank’ın 12 Ekim 2026 tarihli KAP açıklaması.
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.054)
- BANKA ANALİZLERİ (152)
- BANKA HABERLERİ (3.644)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (603)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.987)
- GÜNCEL (4.636)
- GÜNDEM (3.590)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (147)
- ŞİRKETLER (2.747)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (582)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.500)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (841)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (120)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (62)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (95)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (20)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Erdoğan'dan fon açıklaması: Ödeme işlemleri biraz daha hızlanacak 21/10/2026
- Rusya'dan ABD'ye dizel taşıyan ilk tanker yola çıkıyor 21/10/2026
- Mercedes CEO'sundan 'Made in Europe' uyarısı 21/10/2026
- Elektrik piyasasında yeni teminat kuralları getirildi 21/10/2026
- Sigorta sektörünün prim üretimi 9 ayda 1 trilyon lirayı aştı 21/10/2026
- Türkiye'nin en güvenilir markaları Global Marketing Summit'te açıklandı 21/10/2026
- Brezilya'nın kanatlı ihracatında virüs engeli 21/10/2026
- Çin Merkez Bankası'ndan sessiz faiz adımı 21/10/2026
- Deutsche Bank CEO'su Sewing: Yapay zekada balon görmüyorum 21/10/2026
- Eski Macaristan Merkez Bankası Başkanı gözaltına alındı 21/10/2026
SON YAZILAR
- Fitch’ten Türk bankalarına kârlılık uyarısı: Takipteki krediler artıyor 21/10/2026
- AKBANK VE DENİZBANK: FON SORUŞTURMASINDAKİ İSİMLER BANKAMIZ ÇALIŞANI DEĞİL 21/10/2026
- Vestel’de Borç Alarmı: Gözler Yatırımcıda 20/10/2026
- FİTCH’TEN TÜRKİYE’DE LEASİNG VE FAKTORİNG SEKTÖRÜNE ÇİFTE RİSK UYARISI 19/10/2026
- AVRUPA SOKAKLARINDA EKONOMİK İSYAN: BÜYÜME VAR, REFAH NEREDE? 19/10/2026
- Trump’ın Rusya açılımı dengeleri değiştirdi, risk iştahı toparlanıyor 19/10/2026
- AKBANK 1,7 MİLYAR TL CEZAYI NİÇİN YEDİ? 16/10/2026
- MSCI’DEN TÜRKİYE BORSASINA FREN! 16/10/2026
- KREDİ KARTINDA 12 AY SINIRI KALKTI MI? TAKSİTLİ ALIŞVERİŞTE YENİ DÖNEM! 16/10/2026
- VERGİLERİN HER 100 LİRASININ 21,6 LİRASI FAİZE GİDİYOR! 16/10/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ6 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini5 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
