Connect with us

BANKA HABERLERİ

BANKALARDA ‘KREDİ BLOKELİ KREDİ’ DÖNEMİ BAŞLADI

Yayınlanma:

|

Bugünlerde bazı bankalar, Kredi kullanmak isteyen Ticari firmalara kredi koşullarında şok yaşatıyor. Zira, bazı bankalar İhracat Taahhüttü yanında; “kredi türüne göre; %1 veya %1,10 komisyon; yetmedi kredinin %25’lik kısmını VADESİZ mevduatta bloke etmesi halinde kredi kullanabilecekleri” tebliğ ediliyor.

Örneğin; 10 milyon TL Rotatif / BCH veya 3-6 ay Spot kredi kullanacaksınız kredi vade sonuna kadar başka bir ifade ile kredi kapanana kadar kredinin %25’lik kısmını 2,5 milyon TL’yi VADESİZ hesapta banka bloke edilmesine uygunluk vereceksiniz. Üstelik vadesizde blokede kalan bu kredi için de faiz ödemiş olacaksınız. Firma bu %25’lik kısım için faiz yanında komisyon da ödeyecek; üstelik bu kredi VADESİZ hesapta bloke edileceği için bu mevduata dönüşüp faiz de alamayacak. Faizini ödediğinin krediyi bankada faizsiz mevduatta blokede tutacaksınız. Bu tür uygulamanın hazır olun dünyada örneği yok! Dünya Finans sisteminin aklına gelmez ama bizimkilerin aklına gelmiş!

MERKEZ BANKASI İLE BDDK SESSİZ KALIYOR

Eylül sonunda TCMB Kredi Komisyonlar ile ilgili Tebliğ yayınladı;

  • Kredi tahsis ücretleri ilk limit tahsisinde tahsis edilen kredi limitinin yüzde 0,25’ini, limit yenilemelerinde yenilenen limitin yüzde 0,125’ini geçemez. Limitin artırıldığı durumlarda ilave limitin üzerinden yeni bir kredi tahsis ücreti alınabilir. Limit tahsis veya yenileme talebi ticari müşteriden gelmediği müddetçe kredi tahsis ücreti alınamaz. Azami kredi tahsis ücreti yıllık olup tahsis edilen limit süresinin ay sayısı dikkate alınarak oransal uygulanır.
  • Kredi kullandırım ücreti sadece nakdi kredilerden alınabilir.
  • Kredi kullandırım ücretleri, rotatif krediler hariç olmak üzere kullandırılan kredinin yüzde 1,10’unu geçemez.
  • Rotatif kredilerde ise ortalama kredi kullandırım bakiyesinin yıllık yüzde 1’ini geçemez.
  • Rotatif kredilerin kullandırım ücreti ilgili dönemin ortalama kredi kullandırım bakiyesi üzerinden dönem sonlarında, diğer nakdi krediler için ise her bir kullandırım anında tahakkuk ettirilir.
  • Bir yıldan kısa vadeli kredi kullandırımlarında azami kredi kullandırım ücreti, vade gün sayısı dikkate alınarak ve oransal düşülerek uygulanır.”

şeklinde düzenleme yaparken “kredi teminatına kredi bloke” edilemeyeceğine yönelik bir düzenleme yapmadı, yapması da beklenemezdi zaten. Basiretli Tüccar olarak davranması beklenen Bankaların böyle bir davranış içine girmesi; İş Etik kurallarını hiçe sayması beklenemezdi, ama oldu! Akıl işi de değil! ABD ya da Avrupa’da “kredi blokeli kredi uygulaması” yapacak; bankanın lisans iptaline kadar gidecek cezalar gündeme gelir.

“KREDİ BLOKELİ KREDİNİN” YASAL DAYANAĞI YOK, TİCARİ SUÇ 

TCMB ve BDDK düzenlemelerinde kredi teminatında NAKİT KARŞILIKLI krediler ile ilgili düzenlemeler mevcut; banka GENEL KREDİ SÖZLEŞMELERİNDE de bu yönde maddeler ve düzenlemeler var ama KREDİYİ KREDİ TEMİNATINA SAYMAK gibi bir düzenleme yok. Başka bir ifade ile bankaların krediyi kredi teminatına alınması ve kredi koşuluna bağlaması ETİK olmadığı gibi YASAL DAYANAĞI da yok. Üstelik müşteri kredi tahsis edilirken Kredi Tahsis koşullarında da bu yönde bir koşul olmamasına rağmen müşteriden kredinin %25’lik kısmının blokesi istenerek Ticari Suç da işlenmiş oluyor. BDDK Murakıpların bu tür kredileri tespit ederek yasal dayanağı olmayan blokelerin acil çözdürülmesi ve hatta toplu olarak blokeli kredi tutarının faizlerin toplu iade edilmesi gerekiyor.

BANKALAR KREDİ BLOKELİ KREDİYİ NİÇİN KULLANDIRIYOR?

TCMB Ağustos sununda kredi teminatları ile ilgili bir düzenleme yaparak Ticari Kredilerde faiz oranını düşürmeyi hedefledi. 20.08.2022 tarihli Resmi Gazete’nin 31929 sayısında yayınladığı 2022/23 nolu Tebliğ ile;

“Tebliğ yayımı tarihinden itibaren 2022 yıl sonuna kadar kullandırılacak ticari nitelikteki kredilerde Merkez Bankası tarafından yayımlanan yıllık bileşik referans oranın

  • 1,4 katı üzerinde yıllık bileşik faiz oranıyla kullandırılacak kredi tutarının yüzde 20’si
  • 1,8 katı üzerinde yıllık bileşik faiz oranıyla kullandırılacak kredi tutarının yüzde 90’ı nispetinde menkul kıymet tesis edilmesine karar verilmiştir” şeklinde düzenleme yaptı.

Merkez Bankası aynı düzenlemesinde “30 Aralık 2022 tarihi itibarıyla 29 Temmuz 2022 tarihine göre yüzde 10 kredi büyüme oranını aşan kredi tutarı kadar menkul kıymetin bir yıl boyunca tesis edilmesi” cümlesi bankalar için ciddi fren göreceğe benziyor. Ekonomi kurmayların Piyasayı sağlıklı okudukları ve analiz yaptıklarını düşünmüyorum.

Bu düzenleme ile banka Ticari Faiz oranları düşürüldü ama kredi artış oranına da hacmine de ciddi bir fren yapılmış oldu. Düzenlemeden sonra bankalar da kendi aksiyon planlarını yürürlüğe koydu, az krediyi daha karlı nasıl satalım yöntemine başladılar. Yukarıda bahsettiğim gibi yasal dayanağı olmamasına rağmen kredi bloke ile kredi kullandırma dönemi başladı. Komisyonlar yanında Sigorta, Paket satışı gibi yan koşullar dayatılarak firmanın finans maliyeti üzerine ek yük bindirildi.

DEVLETİN VERGİ KAYBI OLUYOR

Diğer tartışmalı bir konu da krediyi bloke edilerek kredi kullanmanın vergisel boyutu. Firma, aslında fiili olarak kullanmadığı kredi için faiz ve komisyon ödeyerek bilanço gelirlerinden düşüyor. Bu aynı zamanda kullanılmayan kredinin maliyetinin finansal giderlerde gösterilmesi hali ile o kısım kadar gelirinin düşmesi ve daha az vergi ödemesi ile Maliyenin vergi kaybı anlamına geliyor. Aynı parayı hem kredi hem de mevduat gösterme başarısı gösteren bankaların muhasebe ve vergi boyutu ayrı konu. Bu tespiti yaparak;  konuyu Vergi Hukuk uzmanlarının değerlendirmesine bırakalım. Sahi Muhasebenin Tek Düzen Hesap planında bu para nasıl işlenecek? “Krediden gelen mevduat” diye bir alt kalem var mı acaba?

UYGULAMANIN İÇİNDEKİ BANKALAR HAKSIZ REKABET YARATIYOR

Kredi Blokeli Kredi uygulaması ile bankalar kendilerine mevduat üstelik VADESİZ MEVDUAT olarak ek kaynak yaratıyor. Kredi vererek kendilerine maliyetsiz kaynak yaratarak sektörde haksız rekabet de yaratmış oluyorlar. Bilançoda aynı paradan kredi ve mevduat da şişmiş oluyor. Bu tespiti yaparak konuyu RATING FİRMALARINA, REKABET KURUMU ve ETİK KURULUNA; BDDK ve TCMB’ye bırakalım. Özellikle REKABET KURUMU, “bu bankalar arasında ortak anlaşma olup olmadığını araştırıyordur” diye düşünüyorum! Telefon, Mail trafiği önemli!

HANGİ BANKALAR KREDİ BLOKELİ KREDİ KULLANDIRIYOR?

Piyasada bilinen büyük bankalar arasından YAPI KREDİ ile GARANTİ BBVA Ticari müşterilerden Kredi Blokeli Kredi-KBK fiyatlaması yapan bankaların başında geliyor. Büyük bankalardan AKBANK ve İŞBANK‘ta ve KAMU BANKALARI‘nın hiçbirinde bu yönde bir talep söz konusu değil. Bu yönde bize yansımış firmalardan geri bildirim yok! Benzer uygulama olur ise onları da yazarız. Bütün bankalarda ortak bir ticari firmaların kullanacağı kredi koşulu var ise; o da karşılıkların artması nedeni ile İHRACAT TAAHHÜTTÜ istenmesi. Firmanızın İhracatı yok ise zaten Ticari kapsamına giren KOBİ dışı firmalara kredi kullandırımı tamamen durdu. İhracatınız olması yetmiyor NET İHRACATÇI olmanız gerekiyor. Bu ne demek İhracatınız İthalatından daha fazla olacak yetmiyor en az %10’dan daha fazla olması gerekiyor. Yoksa zaten bankalarda limitiniz olsa da kredi kullanamıyorsunuz!

SANAYİDE ‘ANİ DURUŞ’ RİSKİ ARTIYOR

Yakında, “Sanayi üretimi niye düştü; niçin işçi çıkarmalar başladı; niçin piyasada bazı malların üretimi yok” diye düşünüyorsanız bilin ki krediler durduğu içindir. İthalatın %80’ni hammadde olan bir ülkede kaç firma likit ya da özkaynakları ile faaliyetini sürdürebilir? Kümesteki tavukların yiyeceği, içeceği kesin ama hala daha fazla yumurta vermesini bekleyim! Bu mümkün ise KOBİ dışı Ticari nitelikli firma olan Sanayiciler de aynı verim ile imalata devam eder! Bu koşulların filmin sonu “ANİ DURUŞ – Sudden Stop” ile biter! Uyarmadın demeyin! Yazılmıyor ama Türkiye genelinde OSB’lerde imalata ara veren firma sayısı her geçen gün artıyor. İşten çıkarmalar da. Bu koşullarda kredi kullanmak zorunda kalan firmaya “kolaylıklar” dilerim; verilen kredilerden de bankacılar “sağlıklı geri ödeme beklemesin” derim.

Bankacılıkta Temel kuraldır : Kredi verirken batar!

Erol TAŞDELEN – Ekonomist, Bankacılık Uzmanı      www.bankavitrini.com

 

BANKA HABERLERİ

AKBANK 1,7 MİLYAR TL CEZAYI NİÇİN YEDİ?

Yayınlanma:

|

Yazan:

BANKALAR ÇALIŞANLARIN MAAŞ REKABETİNİ Mİ SINIRLADI?

Bankavitrini.com | Bankacılık ve Finans Analizi

Akbank, Rekabet Kurulu tarafından yürütülen iş gücü piyasasına yönelik soruşturmanın uzlaşmayla sonuçlandırılması kapsamında 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL idari para cezası ödeyecek. Peki, Türkiye’nin önde gelen bankalarından biri neden bu kadar yüksek bir ceza ile karşı karşıya kaldı? Soruşturmanın arkasında hangi iddialar bulunuyor? Bu olay, bankacılık sektöründe çalışanların ücretlerini ve iş değiştirme özgürlüğünü nasıl etkileyebilir?

CEZA KREDİ VE MEVDUAT FAİZLERİYLE İLGİLİ DEĞİL

Akbank’a verilen cezanın konusu, bankanın müşterilerine uyguladığı kredi faizleri veya mevduat oranları değil. Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihinde duyurduğu soruşturma, bankacılık, sigortacılık ve bilişim teknolojileri sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin iş gücü piyasasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalarını inceliyor.

Rekabet Kurumu, aralarında Akbank’ın da bulunduğu 26 teşebbüs hakkında çalışan ayartmama anlaşmaları ve/veya iş gücü piyasasına yönelik rekabete hassas bilgi paylaşımı iddiaları kapsamında soruşturma başlatmıştı.

Akbank, 12 Ekim 2026 tarihli Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) açıklamasında, Rekabet Kurulu’nun 26-30/899-383 sayılı kararı doğrultusunda soruşturmanın banka bakımından uzlaşmayla sonuçlandırıldığını bildirdi.

Açıklanan idari para cezası 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL oldu.

ÇALIŞAN AYARTMAMA ANLAŞMASI NE DEMEK?

Soruşturmanın en dikkat çekici başlıklarından biri, şirketlerin birbirlerinin çalışanlarını işe almamak veya çalışan transferlerini kısıtlamak konusunda anlaşmış olabileceği iddiası.

Örneğin aynı sektörde faaliyet gösteren iki banka düşünelim. Bu bankaların birbirlerinin çalışanlarına iş teklifi yapmamak ya da çalışan transferlerini sınırlandırmak konusunda anlaşmaları, iş gücü piyasasındaki rekabeti bozabilecek uygulamalar arasında değerlendirilebilir.

Böyle bir durumda çalışan, yalnızca mevcut işvereninin ücret politikasıyla karşı karşıya kalmaz. Rakip bankaların daha yüksek ücret veya daha iyi çalışma koşulları sunmasıyla ortaya çıkabilecek alternatifler de daralabilir.

Oysa rekabetçi bir iş gücü piyasasında bankalar nitelikli çalışanları bünyelerine katabilmek için ücret, prim, yan haklar, kariyer olanakları ve çalışma koşulları üzerinden birbirleriyle yarışır.

Bu rekabetin kısıtlanması, çalışanların pazarlık gücünü zayıflatabilecek bir sonuç doğurabilir.

Ancak önemli bir ayrıntı var: Rekabet Kurumu’nun soruşturma duyurusu, bu tür uygulamalara ilişkin iddiaların araştırıldığını gösteriyor. Akbank’ın hangi somut davranışının cezaya esas alındığına ilişkin ayrıntılar, bankanın KAP açıklamasında yer almıyor.

MAAŞ BİLGİLERİNİN PAYLAŞILMASI NEDEN SORUN OLABİLİR?

Soruşturmanın ikinci önemli boyutu, iş gücü piyasasında rekabete hassas bilgilerin paylaşılması iddiası.

Çalışan ücretleri, maaş artışları, işe alım koşulları ve gelecekteki istihdam planları gibi bilgiler, şirketlerin birbirleriyle rekabet etme biçimini etkileyebilir.

Örneğin rakip işverenlerin gelecekteki ücret artışlarına ilişkin hassas bilgileri paylaşması, ücret politikalarının bağımsız biçimde belirlenmesini zayıflatabilir. İşverenler arasındaki rekabetin azalması da çalışanların daha iyi ücret ve çalışma koşulları elde etme olanaklarını olumsuz etkileyebilir.

Buradaki temel mesele, şirketlerin insan kaynakları alanında her türlü bilgi alışverişinin yasak olması değil. Rekabeti kısıtlayabilecek nitelikteki anlaşmalar ve bilgi paylaşımlarının, somut koşullar çerçevesinde rekabet hukuku bakımından değerlendirilmesidir.

AKBANK BUNU NEDEN YAPMIŞ OLABİLİR?

Bu sorunun kesin yanıtını verebilmek için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki somut tespitlerin görülmesi gerekir. Bankanın kamuya açık KAP açıklaması, cezanın arkasındaki yönetimsel motivasyonu veya belirli bir uygulamanın nedenini açıklamıyor.

Bununla birlikte, çalışan transferlerini sınırlandıran veya ücret rekabetini zayıflatan uygulamaların işverenler açısından olası ekonomik motivasyonları bulunuyor.

Birincisi, personel maliyetlerini kontrol altında tutmak. Bankacılık sektöründe deneyimli çalışanların ücretleri, primleri ve yan hakları önemli bir maliyet kalemi oluşturuyor. İşverenler arasındaki ücret rekabetinin zayıflaması, ücret artışı baskısını azaltabilecek bir sonuç doğurabilir.

İkincisi, nitelikli personeli elde tutmak. Deneyimli bankacılar, risk yönetimi uzmanları, yazılım çalışanları ve yöneticiler, rakip kuruluşlar açısından değerli insan kaynağıdır. Çalışan hareketlerini kısıtlayan anlaşmalar, işverenler açısından personel kaybını azaltıyor gibi görünse de rekabet hukuku bakımından ciddi sorunlar doğurabilir.

Üçüncüsü, insan kaynakları maliyetlerinde öngörülebilirlik sağlamak. Bankalar ücret artışlarını ve işe alım maliyetlerini yönetmek ister. Ancak bu amaç, rakiplerle rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar yapılmasını hukuken meşru hâle getirmez.

Bunlar olası ekonomik açıklamalardır; Akbank’ın bu amaçlarla hareket ettiğinin kanıtlandığı anlamına gelmez.

BU BİR İŞ HUKUKU İHLALİ Mİ?

Burada iki ayrı hukuk alanını birbirinden ayırmak gerekiyor.

İş hukuku; işçinin ücreti, iş sözleşmesi, çalışma koşulları, kıdem ve ihbar tazminatı gibi konuları düzenler.

Rekabet hukuku ise şirketlerin piyasalarda rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşmalarını ve davranışlarını denetler.

Akbank’a ilişkin soruşturmanın hukuki dayanağı, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında iş gücü piyasasındaki rekabetin kısıtlanıp kısıtlanmadığının incelenmesidir.

Dolayısıyla bu olay, doğrudan işçilerin ücretlerinin ödenmemesi veya kıdem tazminatı haklarının ihlali nedeniyle verilen bir iş hukuku cezası değildir.

Bununla birlikte, işverenler arasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalar çalışanların iş değiştirme ve ücret pazarlığı imkânlarını etkileyebildiğinden, konu çalışma hayatı açısından da önem taşıyor.

AKBANK NEDEN UZLAŞMAYI KABUL ETTİ?

Akbank’ın KAP açıklamasında, soruşturmanın Rekabet Kurulu kararı doğrultusunda uzlaşma usulüyle sonuçlandırıldığı bildirildi.

Rekabet hukukunda uzlaşma, soruşturmanın kanunda belirlenen koşullar çerçevesinde sonuçlandırılmasına imkân veren bir yöntemdir. Bu yol, sürecin daha kısa sürede tamamlanması ve hukuki belirsizliğin azaltılması gibi avantajlar sağlayabilir.

Ancak Akbank’ın uzlaşmayı hangi özel gerekçelerle tercih ettiğine ilişkin ayrıntılı bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle bankanın uzlaşma kararını hangi yönetimsel veya hukuki değerlendirmelerle aldığı konusunda kesin bir neden ileri sürmek doğru olmaz.

BANKACILIK SEKTÖRÜNDE NE DEĞİŞEBİLİR?

Bu soruşturmanın önemi yalnızca Akbank’ın ödeyeceği para cezasıyla sınırlı değil.

Bankalar ve diğer finans kuruluşları açısından insan kaynakları uygulamalarının da rekabet hukuku kapsamında değerlendirilmesi, sektörde yeni bir hassasiyet alanı oluşturuyor.

Özellikle şu konuların önem kazanması beklenebilir:

  • Rakip kuruluşların çalışanlarını işe almama yönünde anlaşmalardan kaçınılması.
  • Ücret politikaları ve gelecekteki maaş artışları gibi rekabete hassas bilgilerin paylaşımının dikkatle değerlendirilmesi.
  • İnsan kaynakları toplantılarında ve sektör içi görüşmelerde rekabet hukuku kurallarına uyumun güçlendirilmesi.
  • Çalışanların iş değiştirme ve daha iyi çalışma koşulları için pazarlık yapma imkânlarının korunması.

Bunun çalışanların ücretlerine doğrudan ne ölçüde yansıyacağı ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu.

SONUÇ: MESELE SADECE 1,7 MİLYAR TL DEĞİL

Akbank’a açıklanan 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL’lik idari para cezası, iş gücü piyasasındaki rekabetin de bankacılık sektöründe ciddi bir denetim konusu olduğunu gösteriyor.

Çalışanların serbestçe iş değiştirebilmesi, işverenlerin nitelikli personel için rekabet etmesi ve ücretlerin bağımsız piyasa koşullarında belirlenmesi, rekabetçi bir iş gücü piyasasının temel unsurları arasında yer alıyor.

Burada asıl yanıtlanması gereken soru şu: Bankalar müşterilerine kredi ve mevduat ürünleri sunarken rekabet etmek zorundayken, çalışanları işe alma ve ücret belirleme konusunda da aynı rekabet anlayışıyla hareket ediyor mu?

Bu sorunun Akbank özelindeki somut yanıtı için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki tespitlerin incelenmesi gerekiyor. Ancak olayın kendisi, bankacılık sektöründe rekabet hukukunun yalnızca müşteri ve ürün piyasalarıyla sınırlı olmadığını, çalışma hayatına da uzandığını ortaya koyuyor.

Kaynaklar: Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihli soruşturma duyurusu; Akbank’ın 12 Ekim 2026 tarihli KAP açıklaması.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Enpara Bank’ın ilk faaliyet raporuna uluslararası platformlardan ödül

Enpara Bank Marka Yönetimi, İşbirlikleri ve Sürdürülebilirlik Direktörü Ayşegül Sınar: “İlk faaliyet raporumuzu hazırlarken yalnızca finansal ve finansal olmayan performansımızı aktarmayı değil, Enpara Bank’ın yenilikçi, sade ve dijital marka deneyimini raporun tamamında hissettirmeyi hedefledik” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Enpara Bank, 2025 Faaliyet Raporu ile uluslararası raporlama platformları Amerikan İletişim Profesyonelleri Ligi (LACP) Vision Awards ve ARC Awards değerlendirmelerinde ödüllere layık görüldü.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, 2025 yılı performansını ortaya koyan ve bankanın ilk faaliyet raporu olma özelliğini taşıyan rapor, LACP Vision Awards kapsamında 5 farklı ödül alırken, ARC Awards kapsamında da ‘Fotoğraf-Video’ kategorisinde ödül kazandı.

LACP Vision Awards kapsamında dünya çapında altın ödüle layık görülen bankanın raporu, küresel ölçekte ve Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinde en iyi finansal raporlar ile en iyi 100 rapor arasında gösterilirken, Türkiye’de de en iyi 25 rapor arasına girdi.

İçerik ve tasarım bütünlüğüyle bankanın marka kimliğini yansıtacak şekilde kurgulanan raporun görsel dünyası, söz konusu yaklaşımıyla ARC Awards kapsamında ilgili kategoride de bankaya ödül getirdi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Enpara Bank Marka Yönetimi, İşbirlikleri ve Sürdürülebilirlik Direktörü Ayşegül Sınar, 2025 Faaliyet Raporunun uluslararası ölçekte aldığı ödüllerin, Enpara Bank’ın güçlü marka kimliğini ve iletişim yaklaşımını raporlama alanına da yansıttığının önemli bir göstergesi olduğunu belirtti.

İlk faaliyet raporunu hazırlarken yalnızca finansal ve finansal olmayan performansı aktarmayı değil, Enpara Bank’ın yenilikçi, sade ve dijital marka deneyimini raporun tamamında hissettirmeyi hedeflediklerini aktaran Sınar, ‘LACP Vision Awards ve ARC Awards kapsamında elde ettiğimiz bu başarıların, bu yaklaşımımızın uluslararası platformlarda da karşılık bulduğunu görmekten büyük mutluluk duyuyoruz.’ değerlendirmesini yaptı.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

BDDK’dan kredi kartı ve telefon kredilerine yeni ayar!

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kredi kartlarında yüzde 40 asgari ödeme için limit sınırı 50 bin TL’den 100 bin TL’ye çıkarıldı. Cep telefonu kredilerinde ise 40 bin TL ve altındaki cihazlarda 12 ay, üzerindeki cihazlarda 3 ay vade uygulanacak. Yenilenmiş telefonlarda eşik 50 bin TL olacak.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), bireysel bankacılık müşterilerini yakından ilgilendiren iki yeni düzenlemeyi devreye aldı.

BDDK’nın 1 Ekim 2026 tarihli ve 11581 sayılı Kurul Kararı ile kredi kartlarında asgari ödeme tutarının belirlenmesinde esas alınan limit sınırı değiştirilirken, 11582 sayılı karar ile cep telefonu alımlarında kullanılan tüketici kredilerinin vade sınırları yeniden belirlendi.

KREDİ KARTINDA YÜZDE 40 SINIRI 100 BİN TL’YE ÇIKTI

Yeni düzenlemenin kredi kartı tarafındaki en dikkat çekici değişikliği, asgari ödeme oranında kullanılan limit eşiğinde yapıldı.

Daha önce 50 bin TL olan eşik 100 bin TL’ye yükseltildi.

Buna göre;

  • Kredi kartı limiti 100 bin TL ve altında olanlar: Dönem borcunun yüzde 20’sini asgari ödeme olarak yapacak.
  • Kredi kartı limiti 100 bin TL’nin üzerinde olanlar: Dönem borcunun yüzde 40’ını asgari ödeme olarak yapacak.

BDDK böylece yüzde 40 asgari ödeme oranına tabi olan kartların kapsamını limit açısından daraltmış oldu. Düzenlemenin temel parametresi kartın kullanılan tutarı değil, toplam kredi kartı limiti olacak.

ÖRNEKLE ANLATALIM

Örneğin dönem borcu 50 bin TL olan bir tüketicinin kredi kartı limiti 80 bin TL ise asgari ödeme tutarı 10 bin TL olacak.

Kart limiti 150 bin TL ise aynı 50 bin TL’lik dönem borcunda asgari ödeme 20 bin TL olacak.

Dolayısıyla yeni düzenleme özellikle yüksek limitli kredi kartı kullanıcılarının aylık asgari ödeme yükünü doğrudan değiştirmiyor; 100 bin TL sınırı üzerindeki kartlarda yüzde 40 uygulaması devam ediyor.

CEP TELEFONU KREDİLERİNDE VİDE SINIRI DEĞİŞTİ

BDDK’nın ikinci kararı ise cep telefonu alımlarında kullanılan tüketici kredilerine ilişkin.

Yeni uygulamaya göre sıfır cep telefonlarında:

40 bin TL ve altında:
12 aya kadar tüketici kredisi

40 bin TL üzerinde:
En fazla 3 ay tüketici kredisi kullanılabilecek.

YENİLENMİŞ TELEFONDA EŞİK 50 BİN TL

Yenilenmiş ürün niteliğindeki cep telefonlarında ise farklı bir eşik getirildi.

Telefonun işyerinin “yenileme merkezi” veya “yetkili satıcı” niteliğinde olması şartıyla;

50 bin TL ve altında: 12 ay

50 bin TL üzerinde: 3 ay vade uygulanacak.

KREDİ KARTIYLA TELEFON ALIMINDA TAKSİT YASAĞI DEVAM

Düzenlemenin dikkat çeken bir başka noktası ise kredi kartıyla cep telefonu alımında mevcut uygulamanın korunması.

Yenilenmiş ürün niteliğinde olmayan cep telefonlarının kredi kartıyla alımında taksitlendirme yasağı devam edecek.

Buna karşılık yenilenmiş cep telefonlarında kredi kartıyla yapılan alımlarda, herhangi bir fiyat sınırı olmaksızın 12 aya kadar taksit uygulanabilecek.

BDDK’NIN KREDİ POLİTİKASINDA DİKKAT ÇEKEN AYRINTI

Son düzenlemeyi yalnızca “cep telefonu kredisi değişti” şeklinde okumamak gerekiyor.

BDDK son dönemde bireysel kredi kartları ve ihtiyaç kredileri üzerinde bir dizi makro ihtiyati düzenleme yapıyor. Kurumun 2026 mevzuat listesinde kredi kartı limitleri ile kredi kartı ve ihtiyaç kredilerinin yeniden yapılandırılmasına ilişkin daha önce alınmış kararlar da bulunuyor.

Ocak 2026’daki düzenlemelerde de kredi kartı limitlerinin gelirle ilişkilendirilmesi ve limitlerin yeniden belirlenmesine yönelik önemli adımlar atılmıştı. BDDK’nın ilgili düzenlemesinde, kart limitlerinin belirlenmesinde gelir bilgilerinin Risk Merkezi’ne raporlanmasına yönelik hükümler de yer alıyor.

Dolayısıyla 1 Ekim tarihli son karar, bireysel kredilerde kontrollü bir çerçevenin devam ettiğini, ancak bazı alanlarda tüketici üzerindeki aylık ödeme baskısını değiştirecek teknik ayarlamalar yapıldığını gösteriyor.

TÜKETİCİ İÇİN NE DEĞİŞTİ?

Yeni düzenlemeyle üç temel sonuç ortaya çıkıyor:

1- 100 bin TL ve altındaki kredi kartlarında asgari ödeme oranı yüzde 20 olacak.

2- 40 bin TL ve altındaki sıfır cep telefonlarında tüketici kredisi vadesi 12 aya kadar çıkabilecek.

3- Yenilenmiş telefonlarda 50 bin TL’ye kadar olan cihazlarda 12 ay kredi ve fiyat sınırı olmaksızın 12 ay kredi kartı taksiti uygulanabilecek.

Buna karşılık 40 bin TL üzerindeki sıfır telefonlarda ve 50 bin TL üzerindeki yenilenmiş telefonlarda tüketici kredisi vadesi 3 ayla sınırlandırılıyor.

Özetle BDDK, kredi kartlarında asgari ödeme açısından 100 bin TL eşiğini getirirken, cep telefonu finansmanında fiyat yükseldikçe daha kısa kredi vadesi uygulanmasını sürdürüyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.