Halloween bitti çok şükür. Şimdi sırada Şükran Günü var. O zamana kadar dinleneceğiz. :)) Halloween ya da Cadılar Bayramı’nın esas kutlaması 31 Ekim’de yapılsa da kutlamalar bu tarihten bir hafta, on gün önce başlıyor. Sağda solda (okul, kilise, halk kütüphanesi, açık hava) bir dizi etkinlikler oluyor. Etkinliklere insanlar kostüm giyerek geliyorlar. Gorilden Robin Hood’a, kanatlı meleklerden astronotlara, Süpermenlere, dinozorlara, iskelete, hayalete kadar bir sürü kıyafet, kostüm… Çocuklarla özdeşleştirilen bir bayram olsa da, kutlamalara çocuklarını getiren ebeveynler de çoğunlukla kostümlü geliyor. İşi maskeyle geçiştirenler de var. Bizim gibi hiçbir şey takıp takıştırmayan da. Aslında Cadılar Bayramı’nda kostüm giyme bizatihi kutlamanın kendisi, omurgası oluyor. Bu yüzden bu bayram en başta bir modacılık faaliyetidir demek yanlış olmaz. İşin içinde büyük para var. 2021 yılı verilerine göre ABD’de bu bayram için harcanan miktar 11 milyar ABD doları. Harcamalarda aslan payını kostüm, kıyafet, süsle(n)me kalemi alıyor, sonra da şeker, çikolata sektörü. Balkabağı de ciddi bir ticari harcama kalemi.
Cadılar Bayramı’nda şeker çok tüketiliyor. Kutlamaların ayrılmaz bir parçası. Kim bilir, belki ilerde bu bayramın adı Şeker Bayramı olacak. 31 Ekim akşamı mahallelerde çocuklar ellerinde kova ya da bez çantalarla dolaşıp büyüklerden şeker, çikolata, karamel istiyorlar. Şeker istemenin kalıplaşmış bir ifadesi var: “Trick or treat?” Bu ifade Türkçeye “şaka mı, şeker mi?” diye çevrilse de İngilizcedeki anlamını tam olarak vermiyor. Çünkü trick‘in buradaki kullanımda bir tehdit (de) var. Türkçe illa şaka diyeceksek, “eşek şakası” demeliyiz. Bu kalıplaşmış ifadenin ruhuna daha uygun bir karşılık “ya canını ya paranı” olabilir. Ancak kimse kimseye para vermiyor.
Halloween’in iki bin yıldan çok daha fazla zaman önce, Hristiyanlık öncesi bir dönemde, bugünkü İrlanda, İskoçya’da yaşayan toplulukların Pagan kökleri olan hasat sonu kutlamalarından türediği düşünülüyor. Bu topluluklara göre 31 Ekim’de aydınlık günlerden karanlık günlere, yani yazdan kışa geçiliyor. Bu dönem aynı zamanda, yaşayanlarla ölülerin birbirlerine en çok yaklaştıkları zaman olarak kabul ediliyor. Ayrıca, bu tarih, yakın zamanda ölenlerin ruhlarının ruhlar âlemine göçme zamanı olarak da kabul ediliyor. Kostümler bu ruh göçü sırasında yaşayanların göçen (kötü) ruhlardan saklanmaları, zarar görmemeleri için, evlerin önüne bırakılan yiyeceklerse ruhları memnun etmek için. Hristiyanlığın gelmesiyle bu kutlamalara Hristiyanlığın renkleri, kavramları ekleniyor ki halloween kelimesindeki hallo kelimesi İngilizcedeki holly, yani kutsal kelimesinden, ween ise arife, öngün anlamına gelen eve kelimesiyle alakalı. Yani Hristiyan din adamlarını, şehitlerini anma gününe dönüşüyor. Halloween kutlamaları, pratikleri ABD’ye 19. yüzyılda gelen İrlandalı, İskoç göçmenler tarafından taşınıyor. 1950’lerden sonraysa televizyonun etkisiyle kutlamalar yaygınlaşıyor, bugünkü seküler, ticari halini almaya başlıyor. Yine bu tarihlerden sonra, kutlamalara çocuklar ve şeker tüketimi damgasını vurmaya başlıyor. 20. yüzyılın sonundan, içinde bulunduğumuz yüzyılın başından beri de internetin etkisiyle Türkiye dâhil dünyanın başka ülkelerinde de bu bayram kutlanmaya başlanıyor.
Cadılar Bayramının tarihi de hemen hemen her tarihi olay gibi şaşırtıcı kırılmalar, dönüşümler ve değişimler barındırıyor, yukarıda kısaca işaret ettiğim gibi. Bu meyanda Halloween hakkında seyrettiğim bir videonun altına yazılmış bir yorumu almadan geçmeyeyim: Funny how we Evangelicals are so focused on the pagan origins of the holiday that we completely ignore that it is Catholic veneration of the saints.
Cadılar Bayramı denilince akla en önce gelen şeylerden biri de (kostüm ve şekerden başka) balkabağı, balkabağı oymacılığı. Balkabağı da ucuz değil. Orta boy bir balkabağı 5 ila 10 dolar arasında. ABD’de en çok balkabağı Indiana’ya komşu Ilinois eyaletinde üretiliyor.
İçeriği biz dışarıdan gelenlere pek doyurucu, ilginç gelmese de Halloween haftası boyunca birçok yerde kostüm/lü etkinlikler yapılıyor. Hallowen temalı konserler, filmler, hikâye okumaları da cabası. Bu etkinliklerin en meraklı katılımcıları çocuk sahibi aileler. Sokak hayatının, sokağa çıkıp oynamanın olmadığı ülkede (en azından orta sınıf için bu böyle) Ekim ayının son on günündeki bu etkinlikler can simidi gibi geliyor o ailelere. Biz de Ulaş’la beraber dört etkinliğe katıldık. İlki bir kilisenin bahçesinde, ikincisi belediyenin panayır alanında, üçüncüsü halk kütüphanesinde, dördüncü, sonuncusu da 31 Ekim akşamı mahalledeki şeker toplama etkinliğiydi. Okuldaki kutlamaya (31 Ekim Pazartesi) da okula giden Ulaş olduğu için sadece o katıldı. Sınıfta öğrencilere Hallowen atıştırmalıkları, neyse onlar, verilmiş, daha ilginciyse o gün derste işlenen, yapılan her şeyin Hallowen’le alakalı olması. Bu kadar yoğun bir kutlama- 31 Ekim günkü derslerde bile- ilginç. Bu tekrar, kutlama yoğunluğu, özellikle de hedef kitlenin çocuklar olduğu düşünüldüğünde ortak bir toplumsal hafıza, tutkal oluşturma çabası olduğu söylenebilir. Aynı zamanda, şüphesiz, bu vurgunun, ekonomiyle de alakası olması gerektir.
Cadılar Bayramı Ekim’de başlayıp yılsonuna kadar süren Holiday Season (tatil/bayramlar sezonu) denilen dönemin ilk bayramı. Sırada Şükran Günü (Kasım ayının üçüncü Perşembesi) ve Noel Bayramı var. Havaların soğuduğu bu aylara ‘planlamış’ bu bayramların belki de en güzel tarafı insanları sokağa, kamusal alanlara çıkartabilmesi. Bu bayramlar hayatlarını evlerinde ve arabalarında geçiren insanların sokağa çıkmalarına vesile olması. Yalnızlıktan, aşırıcı dozda bireyciliğe batmış bir toplumu her ne kadar yüzeysel de olsa sokakta buluşturması bu bayramın en güzel yönü bence. (peki, biz bunu neden 23 Nisanlarda yapamıyoruz?!) Ama kostümsüz asla! Yok, yok, kostümsüz de oluyor. J
ABBAS KARAKAYA – 31 Ekim- 1 Kasım 2022
Bloomington, IN


