Connect with us

ŞİRKETLER

Faizsiz ev rüya mı kabus mu? Bekle Allah bekle!

30 yıldır yasal dayanağı olmadan faaliyet gösterdikleri ortaya çıkan ve BDDK’nın lisans vermesi faizsiz ev ya da araba finansmanı sağlayan şirketlerdeki sorunlara çözüm olmadı. Yıllarca ödeme yapan kişiler hâlâ ev sahibi olamamaktan şikayetçi: Güler yüz imza atana kadar.

Yayınlanma:

|

Faizsiz ev ya da araba almak isteyen kişilerin başvurduğu, sonu ‘-evim’ ile biten şirketlerin sayısı geçtiğimiz yıllarda 50’li sayılara ulaştı. İşlek caddelerde peş peşe açılan ofisler, büyük binaların cephelerine verilen reklamlar, bu şirketlere olan talebi artırdı. Özellikle de faize sıcak bakmayan muhafazakâr dünya görüşlü kişilerin ev ya da araba sahibi olma hayaliyle başvurduğu bu şirketler bir süre sonra Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) radarına takıldı.

21 ŞİRKET TASFİYE EDİLDİ, 8 ŞİRKET KENDİNİ FESHETTİ

Tasarruf finansman faaliyeti yürüten 21 şirket gerekli koşulları yerine getirmediği gerekçesiyle BDDK tarafından tasfiye edildi. 8 şirket kendini feshetti. Faizsiz konut alanında faaliyet gösteren sadece 6 şirket kaldı. Süreç içerisinde, İktisatevim, Vizyonevim, Doğruevim, Finansevim, Birikimevim, Finalevim, Yaşamevim, İhtiyaçevim, İkizlerevim, Hedefevim, Benimevim, Kumbaraevim gibi 10’larca sonu -evim ile biten şirket piyasadan silinirken, Eminevim, Fuzul Gayrimenkul, Sinpaş Yapı, İmece Yatırım, Katılımevim ve Birevim adlı şirketler faaliyetlerine devam ediyor.

Bu dönemde tasfiye edilen şirketlere para yatıran ve paralarının akıbetini soran binlerce kişi ‘Evim Mağdurları Platformu’nu oluşturdu. Meydanlarda, kapanan şubelerin önünde, BDDK merkez binasında ve Meclis’te açıklama yapan kişilere çeşitli partilerden milletvekilleri de destek verdi. Gelinen son noktada ise Meclis’ten geçen yasayla tasfiye edilen sonu ‘-evim’ ile biten şirketlerin yarattığı mağduriyetlerin giderilmesine yönelik düzenlemeleri de kapsadı. Düzenlemeye göre faaliyet izni almış şirketlere devredilen sözleşmelerle birlikte müşterilere iade edilecek tasarruf tutarlarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından nakit olarak ödenmesi kararı alındı.

‘BİZİ SİSTEME SOKANLAR ŞİMDİ GÖRMEZDEN GELİYOR’

Peki tasfiye edilen ev ya da araba finansmanı sağlayan şirketlerden geri kalanlarda durum ne? BDDK’nın lisans vermesi, şirketlerin belirli koşulları yerine getirmesi, altın gününün ev versiyonuna benzetilen bu sistemin sorunsuz işlemesini sağladı mı? Bu sorulara yanıt bulmak için sistem içerisinde kalıp ev sahibi olmak için kira ödemesi yapan kişilerle konuştuk.

İlk olarak ev almak için sisteme 230 bin lira ile giren Mehmet Bey ile konuştuk. Sisteme 2019 yılında girdiğinden beri ödeme yapmayı sürdürdüğünü söyleyen Mehmet Bey, teslimat günü gelmesine rağmen ev sahibi olamadıklarını söyledi. Sisteme girdikleri günden bu yana çalışanlar tarafından ne denirse yaptıklarını, paralarının enflasyon karşısında değer kaybettiğini belirten Mehmet Bey sistem içerisinde yaşadığı soruna dair şunları kaydetti:

“Biz ödeme yapmaya başlayalı neredeyse üç yıl oldu. Anlaştığımızda ev fiyatları gayet uygundu. İstediğimiz evi zorluk yaşamadan alabiliyorduk Şimdi bütün evler 1 milyon liranın üzerine çıktı. Teslimat zamanımız geldi ancak hâlâ bir adım yok. Yardımcı olacaklarını söyleyenler şimdi ortada yok. Güler yüzleri, imza atana kadar. Bizi sisteme sokanlar şimdi görmezden geliyor.”

‘ŞİMDİ ORTADA NE EV VAR NE DE ARABA’

Üç yılı aşan süredir sistem içerisinde kalıp her ay ödemelerine devam eden bir başka kişi Muzaffer Bey de sistemin işleyişinden şikayetçi. “Böyle olacağını bilseydim hiç bulaşmazdım” diyerek sitem eden Muzaffer Bey de ev hayali kurarken enflasyona takılanlar arasında kendine yer bulduğunu söyledi. Sisteme girmek isteyenlere imzalanacak kağıtların iyice okunması gerektiği tavsiyesinde bulunan Muzaffer Bey yaşadıklarına dair şöyle konuştu:

“250 bin liralık ev için taksit ödemeye başladım. Tabi bu süreçte enflasyon artınca almak istediğimiz evin fiyatı da arttı. Çalışanlar organizasyon ücreti ödemeden başka bir ev anlaşmasına geçebileceğimi söyledi. Sonradan baktım ki organizasyon ücretini yükseltmişler. Ödeme yapmaya devam ettim ama param pul oldu. Baktık ev çıkmıyor, araba almayı denedik ama sonuç alamadık. Sistemden çıkmak istedim. Organizasyon ücretini geri istedim ama vermediler. Bizim ne çektiğimizi Allah biliyor. Şimdi ortada ne ev var ne de araba.”

‘BENİM GÖZÜMDE HEPSİ DOLANDIRICI’

Bir başka ‘-evim’ müşterisi Furkan Bey ise faizsiz ev alma girişimlerini en sonunda “Sakın, sakın kimse bulaşmasın. Kimseye güvenmeyin” sözleriyle anlattı. Artan ev fiyatları yüzünden kurada çıksalar da ev alamadıklarını söyleyen Furkan Bey, mağdur olduklarını belirterek “Hakkım varsa haram olsun. ‘Biz artık aile olduk’ diyenler yardım için aradığımızda telefonlarımızı açmıyor. Çıkmak istediğimizde ana paramızı vermiyorlar: Hakkımızı yediler. Çevremde kim varsa bunlara bulaşmaması için uyarıyorum. Keşke faize bulaşsaydık da bu kadar sürünmeseydik. Bizim paramızı çalıştırdılar, olan bize oldu. Artık benim gözümde hepsi dolandırıcı” dedi.

‘BEKLE ALLAH BEKLE’

Bir diğer ‘-evim’ şirketinden önce ev daha sonra araba almak için sözleşme imzalayan Hamza Bey ise sözleşmelerin imzalandığı yıllardaki ev fiyatları ile şu anki ev fiyatlarının aynı olmadığına dikkat çekti. “Sözleşme imzaladığımız fiyatlarda artık ev alınamayacağını herkes biliyor” diyen Hamza Bey de çareyi ev alamayacağını anlayınca birikimini araba sözleşmesine aktarmakta buldu ama sorunu çözülmedi. Araba teslimatı için aylarca beklediğini anlatan Hamza Bey yaşadıklarına dair şunları kaydetti:

“İnsanlar artık ev almaktan vazgeçip parasını arabaya aktarmak istiyor. Ekim ayında kuradan çıktım, ‘Aralık ayına kadar bekle’ dediler. Bekleme barajı varmış. Evraklarımı teslim ettim. Aralık oldu, ocak oldu hala bekliyorum. Arabam teslim edilir mi bilmiyorum. Bekle Allah bekle.”

Ogün AKKAYA- DUVAR

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Sorunlu krediler bir yılda ikiye katlandı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Takipteki kredilerde kırmızı alarm: KOBİ’ler yükü taşıyamıyor

BDDK verileri, bankacılık sektöründe kredi kalitesindeki bozulmanın hızlandığını gösteriyor. Mart 2025’te 351 milyar TL olan toplam takipteki alacaklar, Mart 2026 itibarıyla 679 milyar TL’ye yükselerek yaklaşık %93 artış kaydetti. Bir başka ifadeyle sorunlu kredi stoku son bir yılda neredeyse iki katına çıktı.

Veriler ne söylüyor?

Mart 2026 itibarıyla takipteki alacakların dağılımı:

  • Tüketici kredileri ve kredi kartları: 276 milyar TL (%41)
  • KOBİ kredileri: 240 milyar TL (%35)
  • Ticari krediler: 163 milyar TL (%24)

Toplam takipteki kredi tutarı 679 milyar TL seviyesine ulaşmış durumda.

Asıl risk KOBİ tarafında büyüyor

Grafiklerde en dikkat çekici unsur KOBİ kredilerindeki bozulma.

Mart 2025’te 106 milyar TL olan takipteki KOBİ kredileri, Mart 2026’da 240 milyar TL’ye çıktı.

Bu;

  • Yaklaşık %126’lık artışa,
  • Başka bir ifadeyle 2,3 kat büyümeye,
  • Yaklaşık 5,3 milyar dolar seviyesinde sorunlu kredi stokuna

işaret ediyor.

KOBİ’ler açısından tabloyu ağırlaştıran başlıca nedenler:

✓ Yüksek TL kredi faizleri

✓ İşletme sermayesi ihtiyacındaki artış

✓ Finansmana erişimde yaşanan zorluklar

✓ Daralan iç talep

✓ Artan enerji, işçilik ve finansman maliyetleri

Özellikle üretim yapan sanayi KOBİ’leri, yüksek finansman maliyetleri nedeniyle faaliyet kârı elde etseler bile nakit akışı yönetiminde zorlanıyor.

Ticari kredilerde de bozulma hızlandı

Ticari kredilerdeki takipteki alacaklar da dikkat çekici şekilde yükseldi.

  • Mart 2025: 98 milyar TL
  • Mart 2026: 163 milyar TL

Artış oranı yaklaşık %66.

Bu oran KOBİ segmentinin altında olsa da, büyük şirketlerin de finansal baskı altında olduğunu gösteriyor.

Ancak büyük ölçekli şirketler;

  • Döviz kredisine erişebilme,
  • İhracat gelirleri yaratabilme,
  • Sermaye piyasalarından fonlama sağlayabilme,
  • Bankalarla yeniden yapılandırma gücüne sahip olabilme

gibi avantajlar nedeniyle krizlere karşı daha dayanıklı kalabiliyor.

Tüketici tarafında tablo daha da düşündürücü

Takipteki alacakların en büyük bölümü artık tüketici kredileri ve kredi kartlarından oluşuyor.

276 milyar TL ile toplamın %41’ini oluşturan bu segment, hane halkının da ciddi finansal baskı altında bulunduğunu ortaya koyuyor.

Özellikle:

  • Kredi kartı borçlarının büyümesi,
  • Asgari ödeme alışkanlığının yaygınlaşması,
  • Gelir artışlarının enflasyonun gerisinde kalması,
  • Tüketici kredilerindeki yüksek faizler

sorunlu kredi oluşumunu hızlandırıyor.

Dezenflasyonun görünmeyen maliyeti

Ekonomi yönetiminin uyguladığı sıkı para politikası enflasyonla mücadele açısından gerekli görülse de, ortaya çıkan yan etkiler reel sektör üzerinde giderek daha belirgin hale geliyor.

Yüksek faiz ortamı;

  • Yatırımları yavaşlatıyor,
  • İşletme sermayesi maliyetini artırıyor,
  • Nakit döngüsünü bozuyor,
  • KOBİ’lerin finansal dayanıklılığını azaltıyor.

Bugün görülen takipteki kredi artışı, aslında şirket bilançolarındaki finansman baskısının bankacılık sistemine yansımaya başlamış hali olarak okunabilir.

Sonuç

Veriler, kredi kalitesindeki bozulmanın yalnızca bireysel müşterilerde değil, reel sektörün tamamında hissedildiğini gösteriyor. Ancak riskin ağırlık merkezi açık şekilde KOBİ segmentine kayıyor.

Büyük şirketler alternatif kaynaklara ulaşabilirken, KOBİ’ler yüksek faizli TL kredilerine bağımlı kalıyor. Bu nedenle takipteki alacaklarda yaşanan sert yükseliş, önümüzdeki dönemde üretim, istihdam ve büyüme üzerinde ilave baskılar oluşturabilir.

Ez cümle: Dezenflasyon sürecinin faturası giderek daha fazla reel sektör tarafından ödeniyor. Bu faturanın en ağır kısmını ise şu aşamada KOBİ’ler üstlenmiş görünüyor.

Onur ÇELİK

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

Şirketler neden üçüncü kuşağı göremiyor?

Yayınlanma:

|

Şirketlerin Yaşam Döngüsü: Neden Çoğu Şirket 3. Kuşağı Göremez?

Dünyada ve Türkiye’de aile şirketlerinin büyük bölümü kurucular tarafından başarıyla büyütülür, ancak nesiller arası geçişlerde ciddi sorunlar yaşanır.

Yaygın olarak kabul edilen istatistiklere göre:

  • Şirketlerin yaklaşık %100’ü 1. kuşakta kurulur.
  • Yaklaşık %30’u 2. kuşağa geçebilir.
  • Yaklaşık %10-15’i 3. kuşağa ulaşabilir.
  • %3-5’i 4. kuşağı görebilir.

Bu nedenle iş dünyasında sıkça kullanılan bir söz vardır: “Birinci kuşak kurar, ikinci kuşak büyütür, üçüncü kuşak tüketir”.

Elbette bu her zaman doğru değildir ancak başarısızlıkların temel nedenlerini iyi özetler.

Şirket Yaşam Döngüsünün 5 Evresi

1. Kuruluş Dönemi

Şirketin kaderi tamamen kurucuya bağlıdır.

Özellikleri:

  • Yüksek enerji
  • Girişimcilik ruhu
  • Hızlı karar alma
  • Risk alma isteği
  • Patron merkezli yönetim

En büyük risk:

  • Sermaye yetersizliği
  • Yanlış ürün seçimi
  • Nakit akışının bozulması

2. Büyüme Dönemi

Satışlar hızla artar.

Özellikleri:

  • Yeni müşteriler
  • Yeni yatırımlar
  • Şubeleşme
  • İhracat girişimleri

En büyük hata: “Satış arttıkça kâr da artar” yanılgısı.

Birçok şirket:

  • Nakit yönetimini ihmal eder.
  • Aşırı kredi kullanır.
  • Kontrolsüz büyür.

3. Kurumsallaşma Dönemi

Şirket artık patron şirketinden kurum şirketine dönüşmek zorundadır.

Gerekli adımlar:

  • Yetki devri
  • Profesyonel yönetim
  • İç kontrol sistemleri
  • Bütçe yönetimi
  • Kurumsal yönetim

Bu aşama başarılamazsa şirket kurucunun gölgesinde kalır.

4. Olgunluk Dönemi

Şirket artık sektör liderlerinden biridir.

Özellikleri:

  • Güçlü marka
  • Yüksek pazar payı
  • Düzenli kârlılık
  • Güçlü insan kaynağı

Tehlike: “Biz zaten büyüğüz” rehaveti. Birçok büyük şirket bu dönemde inovasyonu kaybeder.

5. Yeniden Doğuş veya Çöküş

Her şirket sonunda şu soruyla karşılaşır: “Değişecek miyiz, yoksa geçmiş başarılarla mı yaşayacağız?”

Başarılı şirketler:

  • Kendilerini yeniler.
  • Dijitalleşir.
  • Yeni iş modelleri geliştirir.

Başarısız olanlar ise küçülür veya yok olur.

2. Kuşak Nerelerde Hata Yapar?

Kurucu kuşak genellikle yokluktan gelmiştir.

Paranın değerini bilir.

Müşteriyi tanır.

Sahada yetişmiştir.

kuşak ise çoğu zaman hazır bir sistemin içine doğar.

Başlıca hatalar:

1. Kurucunun Gölgesinde Kalmak

Karar veremez.

Sürekli babanın veya annenin onayını bekler.

Sonuç: Yönetim çift başlı hale gelir.

2. Kardeş Rekabeti

En yaygın sorunlardan biridir.

Örnek:

  • Biri satıştan sorumlu.
  • Biri finanstan sorumlu.
  • Biri üretimden sorumlu.

Zamanla: “Şirketi ben büyüttüm” tartışmaları başlar.

3. Şirketi Aile Kasası Gibi Görmek

Şirket ile kişisel servet karıştırılır.

Örnek:

  • Lüks harcamalar
  • Gereksiz gayrimenkuller
  • Aile üyelerine yüksek maaşlar

Bu durum şirketin özkaynağını eritir.

4. Profesyonelleri Tehdit Olarak Görmek

Yetkin yöneticiler sisteme alınmaz.

Şirket içeriden büyüyemez.

5. Kurumsallaşmayı Geciktirmek

Her şey sözlü yürür.

Süreçler yazılı değildir.

Kurucu ayrıldığında bilgi de şirketten ayrılır.

3. Kuşak Nerelerde Hata Yapar?

  1. kuşak genellikle en riskli dönemdir.

Çünkü:

  • Şirketi kurmamıştır.
  • Kriz yaşamamıştır.
  • Sermaye oluşturma sürecini görmemiştir.

Bu nedenle serveti üretmekten çok yönetmeye çalışır.

1. Aidiyet Kaybı

Şirket artık “babamın şirketi” değil, “dedemin şirketi” olmuştur.

Duygusal bağ zayıflar.

2. Hissedar Sayısının Artması

Örneğin:

Kurucu → 3 çocuk

3 çocuk → 9 torun

9 torun → 27 hissedar

Karar almak zorlaşır.

3. Liyakat Yerine Soyadı

En büyük risklerden biridir.

Pozisyonlar şu mantıkla dağıtılır: “Bizden biri olsun” yerine “En iyi kişi olsun” yaklaşımı benimsenmez.

4. Şirketten Sürekli Nakit Çekmek

Yatırım yerine temettü talebi artar.

Şirket büyümek yerine hissedarları finanse etmeye başlar.

5. Teknolojik Körlük

Yeni nesil rakipler:

  • Yapay zekâ
  • Veri analitiği
  • Dijital satış
  • Otomasyon

alanlarında ilerlerken şirket eski yöntemlere bağlı kalabilir.

3. Kuşağı Yaşatan Şirketlerin Ortak Özellikleri

Dünyadaki başarılı aile şirketleri incelendiğinde şu ortak noktalar görülüyor:

✅ Aile anayasası vardır.

✅ Hissedarlık kuralları yazılıdır.

✅ Aile konseyi bulunur.

✅ Yönetim kurulu profesyoneldir.

✅ Aile üyeleri performans kriterleriyle işe alınır.

✅ Şirket ile aile bütçesi ayrıdır.

✅ Yetenekli profesyoneller yönetimde yer alır.

✅ Halefiyet (succession) planı önceden hazırlanır.

Sonuç

Aile şirketlerini batıran şey çoğu zaman ekonomik krizler değil; yönetilemeyen büyüme, kurumsallaşamama, aile içi çatışmalar ve nesiller arası geçiş sorunlarıdır.

Kurucu kuşak sermaye yaratır.

İkinci kuşak sistemi kurumsallaştırır.

Üçüncü kuşak ise ya şirketi küresel bir markaya dönüştürür ya da geçmiş kuşakların biriktirdiği değeri tüketir.

Bu nedenle aile şirketlerinde asıl sınav şirketi kurmak değil, şirketi kuşaklar boyunca yaşatabilmektir.

Okumaya devam et

GÜNCEL

Koç Holding, Sabancı Holding ve Alarko neden satış yapıyor?

Yayınlanma:

|

Yazan:

Son dönemde yatırımcıların en çok sorduğu sorulardan biri şu: “Bu holdingler şirket satıyor, iştirak satıyor. Acaba nakit sıkıntısı mı var?”

Aslında tablo biraz daha farklı.

Büyük holdingler artık “her sektörde bulunma” stratejisinden çıkıp, yüksek getiri sağlayan alanlara odaklanma stratejisine geçiyorlar. Bu nedenle düşük büyüme veya düşük kârlılık sağlayan varlıklarını satarak kaynak yaratıyorlar.

Sabancı Holding neleri sattı?

2025-2026 döneminde en dikkat çeken satışlar:

1. Akçansa hisseleri

Sabancı, Akçansa’daki payını ortağı olan Heidelberg Materials’a devretme kararı aldı. İşlem yaklaşık 1,1 milyar dolar şirket değerlemesi üzerinden gerçekleşiyor.

2. CarrefourSA çıkışı

Sabancı, perakende sektöründen çıkma kararı aldı. Analistlere göre düşük marjlı işlerden çıkıp daha yüksek büyüme alanlarına yönelme stratejisinin parçası.

3. Bazı teknoloji ve perakende iştirakleri

Piyasada uzun süredir Teknosa gibi düşük özsermaye getirisi üreten şirketlerin de gözden geçirildiği konuşuluyor.

Satıştan gelen para nereye gidiyor?

Sabancı’nın son dönemde odaklandığı alanlar:

  • Enerji dönüşümü
  • Yenilenebilir enerji
  • ABD’deki enerji yatırımları
  • Dijital teknolojiler
  • İklim teknolojileri
  • Finans ve sigorta büyümesi

Holding yönetimi uzun süredir “yüksek büyüme, yüksek kârlılık” alanlarına sermaye kaydırma stratejisi uyguluyor.

Koç Holding neleri sattı?

Koç Holding’in satışları daha çok “portföy optimizasyonu” şeklinde gerçekleşiyor.

1. Arçelik Hitachi Home Appliances

Arçelik, Arçelik-Hitachi ortaklığındaki %60 payını Hitachi’ye satma kararı aldı. İşlem değeri yaklaşık 261 milyon dolar olarak açıklandı.

2. Bazı iştiraklerde hisse azaltımları

Koç Grubu zaman zaman borsadaki iştiraklerinde kısmi hisse satışları yaparak kaynak yaratıyor. Özellikle enerji ve sanayi yatırımlarını finanse etmek amacıyla bu yöntem kullanılabiliyor.

Satıştan gelen para nereye gidiyor?

Koç’un son yıllardaki yatırım alanları:

  • Elektrikli araçlar
  • Batarya teknolojileri
  • Savunma sanayi
  • Yenilenebilir enerji
  • Avrupa ve Asya’da üretim tesisleri
  • Dijital dönüşüm

Koç Holding yalnızca 2025 yılında yaklaşık 3,7 milyar dolar yatırım yaptığını açıkladı. Son 5 yıllık toplam yatırım ise 16,1 milyar dolara ulaştı.

Yani Koç’ta satışların önemli kısmı: “Eski ekonomiden çıkıp yeni ekonomiye kaynak aktarma” amacı taşıyor.

Alarko neden satış yapıyor?

Alarko Holding

Alarko son yıllarda özellikle:

  • Turizm
  • Gayrimenkul
  • Taahhüt
  • Enerji

alanlarındaki bazı varlıklarını yeniden yapılandırdı.

Ancak grubun asıl büyük dönüşümü:

  • Tarım
  • Sera yatırımları
  • Gıda üretimi
  • Yenilenebilir enerji

alanlarına yönelmesi oldu.

Bu nedenle bazı eski varlıklardan çıkılarak kaynaklar yeni yatırımlara aktarılıyor.

Özellikle Kazakistan ve Türkiye’deki büyük tarım-sera projeleri son dönemde Alarko’nun ana büyüme hikayesi haline geldi.

Asıl soru: Neden aynı dönemde hepsi satış yapıyor?

Bunun 5 temel nedeni var:

1. Yüksek faiz dönemi

Paranın maliyeti çok yükseldi.

2. Düşük kârlı işlerden çıkış

Perakende, çimento gibi bazı sektörlerin getirisi teknoloji ve enerji kadar yüksek değil.

3. Nakit rezervi oluşturma

Olası ekonomik dalgalanmalara karşı bilanço güçlendirme.

4. Yeni ekonomi yatırımları

  • Yapay zekâ
  • Veri merkezleri
  • Yenilenebilir enerji
  • Elektrikli araçlar
  • Savunma sanayi

5. Holding iskontosunu azaltmak

Borsada holdingler genellikle iştiraklerinin toplam değerinden daha düşük fiyatlanıyor. Satışlar ve nakit yaratımı bu iskontoyu azaltmayı hedefliyor.

Sonuç

Bu satışlar çoğu zaman bir kriz işareti değil, bir sermaye yeniden tahsis operasyonu olarak görülüyor.

  • Sabancı çimento ve perakendeden çıkıp enerji-teknolojiye yöneliyor.
  • Koç olgunlaşmış işlerden çıkıp elektrikli araçlar ve enerjiye yatırım yapıyor.
  • Alarko tarım ve yenilenebilir enerji odaklı yeni bir büyüme hikâyesi kuruyor.

Kısacası;

“Şirket satıyorlar çünkü küçülüyorlar” değil,

“Şirket satıyorlar çünkü sermayeyi daha yüksek getirili alanlara taşıyorlar.”

Bu süreç önümüzdeki 3-5 yılda Türkiye’nin büyük holdinglerinde daha da hızlanabilir.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.