Depremin bir felakete dönüşeceğini öngörmek zor değildi, zira hemen ilk saatlerde TC İçişleri 4. derece alarm ilan etmiş, dünyayı yardıma çağırmıştı. Geceden başlayarak bildiğimiz, tanıdık insanlara ulaşmaya çalıştık. Aklımız, yüreğimiz Türkiye’deydi. Tam bir hafta telefon elimizden düşmedi. Yaşadığımız yerde ne yapabilirdik? Bunun için depremin olduğu günün akşamı bir toplantı yaptık.
Otuza yakın ya da otuzdan biraz fazla insan toplantıya katıldı. Depremzedeler için para toplama ve paranın güvenilir bir yolla Türkiye’deki ihtiyaç sahiplerine aktarılması en çok konuşulan konu oldu. Toplanacak paranın AFAD’a aktarılması taraftar bulmadı. AHBAP gibi sivil toplum örgütleri yeğlendi. Toplantı sonunda Bloomington Deprem Yardımı (BDY) adlı bir what’s up haberleşme, çalışma grubu kuruldu
Bloomington bir üniversite şehri. ABD’nin en büyük devlet üniversitelerinden biri olan Indiana Üniversitesi (IU) bu şehirde. Bizim zamanımızda olduğu kadar olmasa da şu anda Türkiye’den gelen öğrenci var. Pazartesi günkü toplantıda başı çeken, aktif olan daha çok IU öğrencileriydi. O öğrencilerin büyük çoğunluğu, belki de hepsi, birbirlerini cami muhitinden zaten tanıyan, çoğu aynı siteden oturan mütedeyyin öğrencilerdi.
Bir de, Turkish Student Association (TSA), yani Türk Öğrenci Derneği var. Bu Indiana Üniversitesi bünyesinde, IU yönetmeliklerine tabii bir öğrenci kulübü. Geçmiş yıllara göre derneğin adı var ama varlığı, etkisi çok azalmış, deyim yerindeyse bir tabela derneğe dönüşmüş. Buna rağmen, BDY grubuna katıldı. TSA üniversitedeki ofislerle görüşebilme kolaylığına sahip olsa da tek başına çok fazla şey yapamayacağını görmüş olmalı.
Demem o ki, siyasi bakış açıları arasındaki farklara rağmen en az iki grubun (mütedeyyinler ve TSA) para toplama işinde bir araya gelmesi, beraber hareket etmesi doğru bir hareket/ti. Gezi’ye katılmış ve oradaki muhalefetin çeşitliliğini, farklı düşüncelerin bir araya gelişini bizzat yaşamış biri olarak bu beni çok mutlu etti, umutlandırdı. Pazartesi günkü toplantıya da katılarak BDY’de yer aldım. Aslında, toplantının çağrıcısı olmam hasebiyle, toplantıda alınan kararları, konuşulanları düzenleyip insanlara o gece ben gönderdim. Grupla bir hafta çalıştıktan sonra 12 Şubat Pazar günü BDY’den ayrıldım.
Gofund.me online bağış toplama sitesi 8 Şubat Çarşamba sabahı saat 8-9’da bağış toplamaya açıldı. Bu yazıyı yazdığım saatlerde (13 Şubat Pazartesi) toplanan bağış 20 bin ABD dolarına yaklaşmış durumda. BDY grubunda oylama yapılarak paranın Haluk Levent’in Ahbap üzerinden depremzedelere aktarılmasına karar verildi. Oylamada en çok oyu Ahbap Derneği aldı.
Özellikle öğrenci arkadaşlar, ulaşabilecekleri, bağış alabilecekleri her kuruma ulaşmaya çalışırken kiliselere, başka ibadethanelere ziyaret etmeye başladılar. Üniversite kaynaklarının kullanılması, başka kulüplerle, ofislerle, görüşmelere hız verildi. Yerel gazetelerde, TV’lerde haber yapıldı, para toplama kampanyasının önemi Bloomington kamuoyuna anlatılmaya başlandı. Bu arada, posterler, el ilanları hazırlanıyordu. Yazımdaki posteri İstanbul’da yaşayan TİP’li arkadaşım Taylan Özdemir yapıp gönderdi. Ona buradan kocaman bir selam… Bloomington’un tanınan müzisyenlerinden Shahyar Daneshgar grubu Silk Road Ansemble ile depremzedeler yararına konser vererek bu katkı sunacak. Toplantıya da katılan Daneshgar’a teşekkürlerimizi tekrarlayalım.
Perşembe günü BDY grubundan bir arkadaş gruba vakıf kuruyoruz, bekleyin, içerikli kısa bir ileti attı. Aynı gün öğleden sonra jet bir hızla vakfın adı oylandı, grubun adı değiştirildi. Yapılan iş, işi yapma biçimi aslında ‘biz yapıyoruz, bize uyun’ metoduydu. Geldiğimiz ülkede siyaset, yürütme erkinin hemen hemen her kademesinde işler böyle yapılmıyor mu? Bundan gına gelmedi mi? Aynen geldiğimiz ülkedeki gibi birileri bir şey yapıyor, yaptıklarını sonradan söylüyor, geri kalana figüran (mesela, TBMM’deki el kaldır, el indir pratiği) muamelesi çekiyor.
Amerika’ya doktora eğitimine gelmiş insanlardan daha farklı davranmalarını bekliyorsunuz, olmuyor. İş yapma biçiminin güvensizlik yarattığını, şeffaflık içermediğini yazıyorsunuz. Tek bir destek bulamıyorsunuz. Kimse yaptığını, nasıl yaptığını, iş olup bittikten sonra bile bilgi verme, açıklama gereği duymuyor. Siz sorunca, kötü adam oluyorsunuz, yalnız bırakılıyorsunuz. Pazartesi günü kafede yapılan toplantıda bir vakfın kurulacağı konusu konuşulmadı, kimse çıkıp ‘biz vakıf kurma konusunu araştırıyoruz, yakında sizi bilgilendireceğiz’ gibi bir şey de söylemedi.
Belli ki başka bir dernek, vakıf kurma depremden önce de düşünülen bir şeydi. Böyle bir alternatif kurumun gerekliliğini, ihtiyacının temelsiz olmadığını hissetsem de bu emrivakiyi sindiremedim. Sessiz, seyirci çoğunluğun ne düşündüğünü bilemesem de gruba yapılan bir saygısızlıktı bu. Kısaca, koşturan ve onların yaptıklarına çok gecikmeden ‘başparmak havada’ işaretiyle de onay verenler arkadaşların iş yapma biçimiyle bir uyuşmazlıktı bu.
SON SÖZ YERİNE
Bu kadar yalnız kaldıktan/bırakıldıktan sonra en iyisi ayrılmak, “elli bin dolar toplama hedefinizde başarılar” diye yazıp BDY what’s up grubundan ayrıldım.
Aslında son söze inanmıyorum, her zaman söz olacak, sözün bittiği denilen yerde insanlar, düştükleri, kıstırıldıkları, aldatıldıkları karanlıklardan çıkıp bedenleriyle konuşacaklar. Türkiye’den acı haberlere yağıyor, evet; ama aynı zamanda dayanışma haberleri de. Samandağ, Hatay nasıl küllerinden doğacaksa, tüm Türkiye de öyle… Şimdilik bu kadar!
Abbas Karakaya – 14 Şubat 2023
Bloomington