Connect with us

GÜNCEL

Noel baba evine döndü. Bir tık kâr satışına hazır mıyız?

Yayınlanma:

|

Yeni bir yılın hatta 366 sayfalık koca bir kitabın henüz ilk sayfasındayız. Rejime giren, spora başlayan, sigarayı bırakan, yeni bir âşk için kalbi çarpan ya da var bir umudumuz diyen herkese başarılar dileyerek biz de 2024 yılının ilk bültenini kaleme aldık. Hep birlikte daha iyi bir ‘yazar’ olmamız temennisi ile…

Küresel mali piyasalar hâlen daha tatil modunda olsa da, yeni yıla sakin bir seyirle başlangıç yapıldığını söyleyebiliriz. İşlem hacimleri henüz sığ olsa da, geride bıraktığımız senenin son iki aylık zaman diliminde ciddi bir iyimserlik kaydeden piyasaların yılın ilk virajında bir tık da olsa kâr satışına maruz kalabileceğini düşünüyoruz. Henüz konuşmak için çok erken olsa da, bunun ‘kötü’ bir durum olmadığının altını peşinen çizmem gerekiyor.

Şöyle bir adım geriye yaslanarak açıyı genişletelim. Dünyada hava iyiyken terk edilen güvenli liman dolar; hava bozuk olduğunda ise sığınılacak yegâne liman olarak görülüyor. 2022 yılında bu eda ile %7,6 değer kazanan dolar (daha basit bir yaklaşımla 6 para birimine göre doların değerini gösteren sepet kur yani DXY) 2023 yılının büyük bölümünde liderliği elinde tutsa da, havanın bir tık da olsun düzelmesi ile yerine değer kaybına bırakarak seneyi %2 civarında düşüşle tamamladı. Bir başka tespit ise hisse senetleri için. Dünya genelindeki MSCI hisse senedi endekslerinin ağırlıklı ortalamasını yansıtan tüm dünya hisse senedi endeksi, işlerin iyi gitmediği 2022 yılında %20’ye yakın düşerken, geçen sene ise havanın yine bir tık toparlanması ile kayıplarını telafi etti.

Çok da uzatmadan, senenin son dönemlerinde, ABD’den gelen ve enflasyonunun kontrol altına alındığı algısını pekiştiren pek çok sayıda makro veriye ilaveten FED’in de artık faiz indirimlerini konuşarak coşkuya eşlik etmeye başlaması ile pek çok enstrümanda kaydedilen olumlu havanın yılın ilk çeyreğinde yerini bir tık da olsa değer kaybına terk edeceğini düşünüyoruz. Madem ki oyun dolara karşı oynanıyor, 2023 sonunda kaydedilen dolar sat ne alırsan al rallisinin yerini ilk etapta bir miktar düzeltmeye terk edeceğini -yani doların değer kazanacağını- sonra ise 2024 genelinde olumlu bir eğilimin ya da temkinli iyimserliğin hüküm süreceğini düşünüyoruz.

Bu bağlamda, yılın ilk günlerinde 1,10 seviyesinin üzerini test eden ve son 6 ayın zirvesine yükselen EURUSD paritesi bu sabah 1,0950 seviyesine kadar geriledi. 1,0870 seviyesine kadar geri çekilme bizleri şaşırtmayacaktır. Akabinde ise 1,1270 seviyesini konuşmaya başlayacağız. Geçen yılı %5 artışla 2017’den bu yana en güçlü yıllık performansını sergileyerek kapatan kraliyet aslanı Sterlin (GBPUSD), yılın ilk döneminde düzeltme hareketini tamamladıktan sonra 1,31 seviyelerini ilk etapta takip edeceğiz.

Kripto dünyasının ise yıla adeta bir patlama ile başladığının altını kalınca çizelim. Bitcoin, ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun yakında borsada işlem gören spot bitcoin fonlarını onaylayacağına dair artan beklentilerin de yardımı ile 45,500 dolar seviyesine temas ederek neredeyse son 21 ayın zirvesine ulaştı. Bitcoin için tonumuz pozitif; ilk etapta uzun bir süredir ön plana çıkardığımı 48,500 seviyesinin test edilmesini bekliyoruz.

Türk mali piyasalarında ise USDTRY kuru yılı 29,50 seviyesinden ve dolar karşısında %37 değer kaybı ile tahminlerimize paralel tamamladıktan sonra yeni yıla biraz daha hızlı bir başlangıç yaparak 29,70 seviyesini aştı. 2024 sonu bilanço çalışma kurumuz ve beklentimiz psikolojik 40 seviyesinde (GBPTRY için ise 52). Lâkin şunu açık bir şekilde ifade etmeliyim ki, TL’nin reel anlamda değer kaybetmesini beklemiyoruz; TL faizin gerekli korumayı sağlayacağını düşünüyoruz. TCMB’nin rezervlerinin de hızla toparlanmaya devam ettiğini ve bu iyileşmenin 2024 yılında da süreceği düşünülürse (TCMB’nin swap ve hazine dövizleri hariç net döviz pozisyonu eksi 78 milyar dolar seviyesi ile dip yapması ardından son verilere göre eksi 45 milyar dolara kadar iyileşti) tıpkı geçen yıl olduğu üzere döviz piyasasında ana belirleyici oyuncunun yine TCMB (kamu) olabileceğini ve bunun da kur cephesinde ‘kontrollü’ bir yükselişe zemin hazırlayacağını düşünüyoruz. Ezcümle, döviz piyasasında ‘kontrolsüz’ bir hareket beklemediğimiz gibi, öngörünün daha yüksek seyredeceği bir yıl olmasını bekliyoruz.

2024 yılını endeks bazında %35,6 yükselişle tamamlayan hisse senetleri için 2024 beklentimiz biraz limoni. Yılın ikinci yarısında, enflasyonun boynunu aşağıya çevirene kadar faiz oranlarının yüksek seyretmeye devam edeceğini, bunun da hisse senetleri için pek de iyimser bir haber teşkil etmeyeceğini düşünüyoruz. Faiz düşükken getiri için sığınılan hisse senetleri, faiz yüksekken ilk tercih olmayabilir.

Hatırlamak gerekirse, Mayıs ayında (seçim dönemine) 700 seviyesinin hemen üzerini test eden yabancı indinde Türkiye’nin kasko sigortasını temsil eden 5 yıl vadeli CDS risk primi, yılı 280 baz puan seviyelerinde ve pandemi sonrası döneminin en düşüğünde tamamladı (olumlu). CDS risk priminde süregelen iyileşmenin 2024 yılında sınırlı da olsa devam etmesini bekliyoruz. Tahvil faizlerinde ise tahvil tesis etme yükümlülüğü nedeniyle uzun süre tek hanelerde seyreden faiz oranları, sonrasında (2 yıl vadede) %40 seviyesinin üzerine kadar yükselmişti. 2024 yılının ilk çeyreğinde ciddi tutarlara sahne olacak tahvil ihraçları nedeniyle faizler üzerinde yukarı yönlü baskı oluşabileceğini; bunun da alım fırsatı doğuracağını düşünüyoruz.

Noel Baba rallisinin yani seneyi iyi bitirme isteğinin geride kalması ardından ciddi şekilde hırpalanan doların kısa bir süreliğine de olsa değer kazanacağını, lâkin yılın geriye kalan kısmında ise temkinli iyimser havanın ağır basacağını bir kez daha not düşelim. Doların değer kazandığı, hisse senetleri ve tahvillerin kâr satışları ile boynunu büktüğü dönemlerin yatırımcılara alım için fırsatı sunacağını düşünüyoruz.

Hazır yeri gelmişken, daha önce de belirttiğimiz üzere, 2024 yılında gözler politik gelişmelerde ve ayrıca jeopolitika da olacak. Planlanan 50’den fazla büyük seçim arasında ABD (Kasım), Tayvan, Hindistan, Meksika, Rusya ve muhtemelen Birleşik Krallık da bulunuyor. Bu da dünya piyasa değerinin %80’i, küresel gayri safi yurtiçi hasılanın %60’ı veya dünya nüfusunun yaklaşık %40’ı bu yıl sandık başına gidecek demek. Jeopolitik cephede ise devam eden Ukrayna – Rusya savaşı, Gazze’de yaşananlar ve dünya ticaretinin tansiyonunu elinde tutan Kızıldeniz’de yaşananları yakından takip etmeye devam edeceğiz.

Dün küresel bazda açıklanan imalat sanayi PMI verilerini takip ettik. Türkiye cephesinde açıklanan PMI verileri peş peşe 6. ayda da büyüme ile daralma arasında eşik değer olan 50’nin altında kaldı. Artan girdi maliyetleri, iç ve dış siparişlerde azalma, finansmana erişimde zorluklar ön plana çıksa da, genel tablo ile uyumlu bir veri görüyoruz. Öte yandan BloombergHT’nin hazırladığı tüketici güven endeksi Aralık ayında önceki aya göre ufak oranda artış kaydetti. Döviz kurunun daha öngörülebilir bir patikada seyretmesi ile tüketici güveni arasında kuvvetli bir korelasyon olduğunu biliyoruz.

Amerikan 10 yıllık tahvil getirisinin de yaklaşık 10 baz puan yükselerek %4 seviyesine dayanması ile ABD borsaları dün geceyi düşüşle tamamlarken, risk iştahı denince akla gelen Nasdaq endeksi %1,7 geriledi. Apple, Barclays’in talep endişeleri üzerine hisselerinin notunu düşürmesinin ardından neredeyse %3 düşerek yedi haftanın en düşük seviyesine geriledi. Tesla hisseleri, dördüncü çeyrekte rekor sayıda elektrikli araç teslim ettikten sonra yatay seyretti ancak şirket, bir numaralı elektrikli araç üreticisi olma konumunu Çin’in BYD’sine kaptırdı!

Yeni gün başlangıcında Asya piyasalarında da kırmızı rengin hâkim olduğunu görüyoruz. Gösterge endeks Tokyo borsasında kayıplar sınırlı kalsa da, Tayvan, Hong Kong ve Güney Kore borsalarında %1,5-2,0 civarında düşüşler görüyoruz. Gözler bugün TSİ10:00’da TÜİK tarafından açıklanacak Aralık ayı enflasyon rakamlarına çevrilecektir. Reuters anketine göre aylık TÜFE artışının %3,1 olmasını ve 2023 yılı gerçekleşmesinin ise %65,1 seviyesine gelmesini öngörüyor. 2024 sonu enflasyon beklentisi ise %42,85 seviyesinde. Yurtdışı cephede ise bugün ABD’de açıklanacak JOLTS (açık iş ilanları) ve her ayın ilk cuması olduğu üzere AND ekonomisinin sağlığını gösteren en etkili veri olan istihdam raporu yakından takip edilecektir. Ayrıca, geç saatlerde açıklanacak ve FED’in bir önceki toplantısına ilşikin tutanakların da gecemizi renklendireceğini düşünüyoruz.

İktisatbank

Okumaya devam et

GÜNCEL

İstanbul Finans Merkezi için tarihi teşvik paketi yayımlandı

Yayınlanma:

|

Yazan:

4 Haziran 2026 tarihli yeni vergi ve yatırım düzenlemeleri ne getiriyor?

Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, vergi, yatırım, üretim, yurt dışı gelirler ve kamu alacaklarının tahsili alanlarında önemli değişiklikler içeriyor. Özellikle üretici firmalar, yabancı yatırımcılar, yurt dışından Türkiye’ye dönen yüksek gelir grupları ve vergi mükellefleri açısından dikkat çekici düzenlemeler bulunuyor.

1. Kamu borçlarında taksit süresi iki katına çıktı

6183 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle kamu borçlarının tecil süresi 36 aydan 72 aya çıkarıldı. Ayrıca bazı işlemlerdeki limit 50 bin TL’den 1 milyon TL’ye yükseltildi.

Vatandaş ve firmaya etkisi

  • Vergi ve SGK borcu olan şirketlerin ödeme yükü hafifleyecek.
  • Nakit akışı bozulan KOBİ’ler daha uzun vadede borçlarını yapılandırabilecek.
  • Tahsilat baskısı kısa vadede azalırken devletin tahsilat süresi uzayacak.

2. Yurt dışından Türkiye’ye dönenlere 20 yıl vergi avantajı

Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen yeni düzenleme ile son 3 yılda Türkiye’de vergi mükellefi olmayan kişilerin yurt dışından elde ettikleri gelirler 20 yıl boyunca gelir vergisinden istisna tutulabilecek.

Kimleri ilgilendiriyor?

  • Yurt dışında çalışan profesyoneller
  • Yazılımcılar
  • Fon yöneticileri
  • Girişimciler
  • Uluslararası danışmanlar

Etkisi

Türkiye, yüksek gelirli ve nitelikli insanları çekmek için vergi rekabetine giriyor. Özellikle Dubai, Londra ve Singapur’da yaşayan Türklerin dönüşünü teşvik etmeyi amaçlıyor.

3. “Nitelikli Hizmet Merkezi” dönemi başlıyor

Kanunla ilk kez “Nitelikli Hizmet Merkezi” tanımı getirildi. Çok uluslu şirketlerin finans, muhasebe, veri analizi, risk yönetimi, insan kaynakları ve teknoloji operasyonlarını Türkiye’den yönetmelerine yönelik yeni teşvik sistemi kuruldu.

Şirketlere sağlanan avantajlar

  • Personel ücretlerinde gelir vergisi avantajı
  • Kurumlar vergisinde büyük indirimler
  • İstanbul Finans Merkezi ve belirli endüstri bölgelerinde daha güçlü teşvikler

Beklenen sonuç

Türkiye’nin;

  • bölgesel finans merkezi,
  • bölgesel muhasebe merkezi,
  • teknoloji ve veri merkezi

olma hedefi güçleniyor. Özellikle İstanbul Finans Merkezi’nin uluslararası şirket çekme kapasitesi artırılıyor.

4. Üretici şirketlere %12,5 kurumlar vergisi

Kanunun en dikkat çekici maddelerinden biri üretim ve tarım şirketlerine yönelik.

Sanayi sicil belgesine sahip ve fiilen üretim yapan şirketlerin üretim kazançları için kurumlar vergisi oranı %12,5 olarak uygulanacak.

Kim kazanıyor?

  • İmalat sanayi
  • Organize sanayi bölgelerindeki üreticiler
  • Tarımsal üretim şirketleri

Etkisi

Bu düzenleme özellikle krediye erişimde zorlanan reel sektör için önemli bir vergi desteği niteliğinde.

Bankavitrini açısından bakıldığında bu düzenleme:

  • üretim yatırımlarını artırabilir,
  • kayıtlı üretimi teşvik edebilir,
  • sanayi şirketlerinin özkaynak birikimini güçlendirebilir.

Ancak finansman maliyetleri yüksek kaldığı sürece tek başına yeterli olmayabilir.

5. Yurt dışı ticarete dev vergi avantajı

Yurt dışından alınan malın Türkiye’ye gelmeden başka ülkeye satılmasından elde edilen kazançların %95’i kurumlar vergisi matrahından indirilebilecek. Bazı bölgelerde bu oran %100’e kadar çıkabilecek.

Sonuç

Türkiye’nin:

  • ticaret merkezi,
  • tedarik zinciri merkezi,
  • bölgesel lojistik üs

olma hedefi destekleniyor.

6. Yeni “Varlık Barışı” geliyor

31 Temmuz 2027’ye kadar yurt dışındaki para, altın, döviz ve menkul kıymetlerin Türkiye’ye getirilmesine imkan tanıyan yeni bir varlık barışı düzenlemesi getiriliyor.

Dikkat çeken nokta

Normal vergi oranı %5.

Ancak;

  • 5 yıl tutulursa %0
  • 4 yıl tutulursa %1
  • 3 yıl tutulursa %2
  • 2 yıl tutulursa %3
  • 1 yıl tutulursa %4

olarak uygulanabilecek.

Ekonomiye etkisi

Hazine’nin amacı:

  • Döviz girişini artırmak,
  • Finansal sisteme kaynak çekmek,
  • Yastık altı ve yurt dışındaki varlıkları kayıt altına almak.

Bankavitrini yorumu

Bu kanun, ilk bakışta bir “vergi kanunu” gibi görünse de aslında üç stratejik hedef taşıyor:

1. Üretimi teşvik etmek

%12,5 kurumlar vergisi bunun en somut göstergesi.

2. Yabancı sermayeyi çekmek

Nitelikli hizmet merkezleri ve İstanbul Finans Merkezi teşvikleri bu amaçla getirildi.

3. Döviz girişini artırmak

Varlık barışı ve yurt dışı gelir istisnaları bu hedefe hizmet ediyor.

Ancak düzenlemenin başarısı sadece vergi avantajlarına değil;

  • hukuk güvenliğine,
  • finansmana erişime,
  • kur istikrarına,
  • yatırım ortamına

bağlı olacak.

Aksi halde vergi teşvikleri tek başına beklenen yatırım ve üretim artışını sağlayamayabilir. Buna karşın özellikle üretici firmalar, ihracatçılar ve uluslararası hizmet şirketleri açısından son yılların en önemli teşvik paketlerinden biri olduğu söylenebilir.

Önerilen başlıklar:

  1. Vergide yeni dönem: Kim kazanacak, kim kaybedecek?
  2. Üreticiye %12,5 vergi müjdesi: Sanayi için yeni fırsat
  3. Türkiye vergi rekabetine giriyor: Yurt dışındaki Türkler geri döner mi?
  4. Varlık barışı geri döndü: Döviz girişinde yeni hamle
  5. İstanbul Finans Merkezi için tarihi teşvik paketi yayımlandı

Kaynak: 4 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı Kanun.

Okumaya devam et

EKONOMİ

2026’nın ilk sinyali; büyüyemeyen ekonomi

“Büyümeden ödün vermeden enflasyonu düşürme” hedefinin, programın iki temel dinamiği değiştirilmeden gerçekleşemeyeceği artık verilerle sabittir. O nedenle ilk çeyrek büyüme verisi, önemli bir uyarı işaretidir

Yayınlanma:

|

TÜİK verilerine göre Türkiye ekonomisi bu yılın birinci çeyreğinde (Ocak-Şubat-Mart) geçen yılın aynı çeyreğine göre, yıllık bazda yüzde 2,5 büyüdü. Ancak bu oran piyasa beklentisi olan yüzde 2,7’nin altında kaldı.

Daha da önemlisi çeyreklik bazda büyüme fiilen “sıfır” (yüzde 0,1); bir önceki çeyreğe göre aslında büyümedik. Çeyreklik bazda yüzde 0,1’lik bu oran, ekonomik aktivite düzeyinin bir önceki çeyreğe oranla yatay bir seyir izlediğini gösteriyor.

Sanayi yıllık bazda yüzde 0,8 küçülürken, özellikle imalat sektörü kaynaklı küçülme çeyreklik verilere de yansıdı. Sanayi üretimi, yüksek faiz ortamı ve artan maliyetlerin etkisiyle ivme kaybederek büyümeyi aşağı çeken ana unsur oldu.

Tarım sektörü 2025 yılının derin küçülme oranlarından sonra nihayet yıllık bazda yüzde 4,6, çeyreklik bazda ise yüzde 5,9 büyüdü.

İnşaat sektörü ise 2025 yılında yüzde 10’un üzerinde seyreden rekor büyüme oranlarının ardından ilk çeyrekte yıllık bazda sadece yüzde 3,2 büyüdü, üstelik çeyreklik bazda yüzde 1,7 daraldı.

Sektörlerdeki zayıf görünümün yanında bilgi-iletişimdeki yüzde 9,5’luk oran çarpıcı görünse de bu durum büyük ölçüde 5G teknoloji altyapı yatırımlarına dayalı olduğu için kalıcı bir ivmelenme olmayabilir.

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde büyümenin itici güçlerinden biri de yatırımlar yani gayrisafi sabit sermaye oluşumu (makine-teçhizat ve inşaat yatırımları). Bu kalem yıllık bazda yüzde 3 artış kaydedip büyümeye 0,8 puanlık katkı verse de çeyreklik bazda yüzde 2,2 küçüldü.

Stoklar ise büyümeye 0,5 puanlık pozitif katkı verdi. Çeyreklik bazda talep yavaşlarken üretilen malların bir kısmının satılamayıp rafa kalktığı anlaşılıyor olsa da bunun da teknik olarak büyüme rakamını yukarıda tuttuğu görülüyor.

Harcama yöntemiyle milli gelire bakalım;

Hanehalkı tüketimi yıllık yüzde 4,8 arttı ancak çeyreklik artış yüzde 0,1’de kaldı. Talebin sıkılaşma adımlarıyla hız kestiği hissediliyor. Ama kimin talebi ve tüketimi? Zaten “program” dar ve sabit gelirliler üzerinde çalışıyor yıllardır. Yine de yüksek gelirlilerin ve servet transferinin etkisiyle doğan talebin baskılanması zor.

Devlet de harcamacı tarafta yerini aldı; yıllık bazda devletin nihai harcamaları yüzde 2,1 artarken, çeyreklik artış yüzde 3,3 oldu. “Kamuda tasarruf olmalı” derken, devletin harcamalarının artması büyük ikilemi ortaya koyuyor.

Asıl kırılganlık ihracatta. İhracat yıllık yüzde 12,7, çeyreklik yüzde 7,5 daralarak en zayıf halka oldu. Bu dengesizlik sebebiyle net dış ticaret, büyümeyi 2,5 puan aşağı çekti.

İhracattaki sorunlar yapısal nitelik taşıyor. Yüksek faiz, girdi maliyetlerindeki artış, kur baskısı, atıl kapasite ve dış talepteki durgunluk, hepsi bir arada etkisini gösterdi.

Nisan sonunda imalatçı ihracatçılar için kurumlar vergisi oranının yüzde 9’a, ihracatçılar için yüzde 14’e indirilmesi olumlu bir adım; ancak yapısal sorunlar gündemdeyken bu düzenlemenin etkisi sınırlı kalacak. Sanayinin dış rekabet gücü zayıfladıkça ihracat üzerindeki baskı artmaya devam edecek. Bu sürecin işsizliği yukarı taşıması kaçınılmaz görünüyor.

Program hedefiyle gerçek arasındaki makas açıklanamaz hale geldi. Talebin baskılanması ve kur kontrolüne dayanan mevcut program, enflasyonla mücadelede somut bir ilerleme sağlayamıyor. Öte yandan iç ve dış talebi belirgin şekilde soğuttuğu anlaşılıyor. “Büyümeden ödün vermeden enflasyonu düşürme” hedefinin, programın iki temel dinamiği değiştirilmeden gerçekleşemeyeceği artık verilerle sabittir. O nedenle ilk çeyrek büyüme verisi, önemli bir uyarı işaretidir.

Prof. Dr. Binhan Elif YILMAZ – T24

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Petrol ve dolar yükselirken Fed kaygıları risk iştahını bastırıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Küresel mali piyasaların odağında Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler bulunmaya devam ederken, İsrail’in tutumunun barış sürecini zorlaştırdığı görüşünün giderek daha geniş kabul gördüğünü izliyoruz. Bu sabah İsrail ile Lübnan arasında ateşkesin uygulanmasına yönelik varılan anlaşma olumlu bir gelişme olarak öne çıksa da, bölgeden gelen çelişkili açıklamalar ve zaman zaman yeniden yükselen gerilim piyasaların temkinli duruşunu korumasına neden oluyor. Daha basit bir ifadeyle, piyasalar artık ‘anlaşma yakın’ yönündeki açıklamalardan çok, çatışmaların gerçekten durduğunu ve diplomatik sürecin somut sonuçlar ürettiğini görmek istiyor.

Bu minvalde yapay zekâ temalı hisselerde görülen kâr satışları ve Orta Doğu’da yeniden yükselen jeopolitik risklerin risk iştahını belirgin bir şekilde azaltmasıyla ABD borsalarının geceyi %1 civarında düşüşle tamamladığını görüyoruz. Dolar endeksi (DXY), Orta Doğu’da yeniden yükselen jeopolitik gerilimlerin etkisiyle güvenli liman talebinden destek alarak son iki ayın en güçlü seviyelerinde salınırken, İran’ın Kuveyt’e yönelik saldırıları ve Hürmüz Boğazı çevresindeki çatışmalar petrol fiyatlarının yüksek seviyesini korumasına neden oluyor. DXY’nin güç kazanması, ABD tahvil faizlerinin de yükselmesine neden olurken, Fed’in enflasyon baskıları nedeniyle faiz indirimlerini uzun süre erteleyebileceği beklentisi de piyasalar üzerinde ilave baskı kurmaya devam ediyor.

Tansiyonun barometresi konumunda olan Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı, üç günlük kesintisiz yükseliş isteği ardından dün 99 dolar seviyesini test ederken, ABD ham petrol stoklarının beklentilerin iki katı kadar azalması da küresel petrol talebinin güçlü seyrettiğine işaret etti. Haber akışı sizin de takdir edeceğiniz üzere pek de olumlu düzlemde ilerlemezken, mevcut stresin üzerine 16-17 Haziran tarihinde düzenlenecek olağan Fed toplantısının da eklenmeye başladığını düşünüyoruz. Fed’in yeni başkanı Warsh, göreve yapay zekâ yatırımlarının ekonomiyi desteklediği ancak İran savaşı kaynaklı enerji maliyetlerinin enflasyonu yeniden hızlandırdığı zorlu bir dönemde başlıyor. Nitekim, Fed’in yayımladığı Beige Book raporu, birçok bölgede enerji fiyatlarındaki artışın nakliye, gıda ve gübre maliyetlerine yayıldığını, tüketicilerin ise daha fazla kredi kartı kullanıp harcamalarını temel ihtiyaçlara yönlendirdiğini gösterdi. Bu durum, ekonomik büyümenin yavaşladığı ancak enflasyonun yüksek kaldığı stagflasyon riskini yeniden gündeme taşıdığını belirtelim.

Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler, Hürmüz Boğazı’nın âdeta dünyanın boğazını sıktığı, enflasyon beklentilerinin yükseldiği ve tedarik zincirlerinin kırıldığı bir ortamda, faiz indirimi beklentilerinin yerini faiz artırımı ihtimaline bıraktığını görüyoruz. Bu sabah Fed vadeli işlemleri, yıl sonuna kadar faiz artışı olasılığını yaklaşık %51 olarak fiyatlıyor. Bu değişimin altını özellikle çizmek gerekiyor. Fed cephesinde büyüme ile enflasyonla mücadele tercihi arasında yaşanacak görüş ayrılıklarını merakla takip edeceğiz. Güvenli liman edasıyla son dönemlerde ön plana çıkan doların bir süre daha bu belirsizlik ortamında güçlü kalmasını, bunun da faizlerin yüksek seyretmesine zemin hazırlayabileceğini düşünüyoruz.

ABD borsalarının dün geceyi düşüşle tamamlaması ardından, yapay zekâ temalı hisselerin önemli oyuncularından Broadcom’un beklentilerin altında kalan gelir tahmini sonrası teknoloji ve yarı iletken hisselerinde satışlar hızlandı. Broadcom’un açıkladığı sonuçlar, yatırımcıların yüksek beklentilerini karşılayamayınca hisseler mesai sonrası işlemlerde %13’ten fazla değer kaybetti. Şirketin ikinci çeyrek gelirleri piyasa tahminlerinin hafif altında kalırken, üçüncü çeyrek için açıkladığı yapay zekâ çipi gelir beklentisi de beklentilerin gerisinde kaldı. Daha da önemlisi, yönetimin 2027 yılına ilişkin 100 milyar dolarlık yapay zekâ gelir hedefini yukarı yönlü revize etmemesi, piyasada büyüme ivmesinin yavaşlayabileceği endişelerini artırdı.

Havanın genel hatlarıyla olumsuz olması ve Broadcom’un açıkladığı sonuçlar ardından yeni gün başlangıcında Pasifik’in diğer ucunda hâkim rengin kırmızı olduğunu görüyoruz. Japonya’nın gösterge endeksi Nikkei, bir gün önce ulaştığı tarihi zirveden geri çekilmek suretiyle %2 gerilerken, ABD borsalarının vadeli işlemlerinde de %0,5 civarında düşüşler görüyoruz. Japon Yeni dolar karşısında kritik 160 seviyesini tekrar test ederken, bu seviye, Japon yetkililerin geçmişte döviz piyasasına müdahale ettiği bölge olması nedeniyle yakından izleniyor. Her ne kadar Japonya Merkez Bankası’ndan bu ay faiz artırımı gelebileceğine yönelik beklentiler güçlense de, doların küresel belirsizliklerden aldığı destek YEN üzerindeki baskıyı sürdürüyor. Doların güçlü seyrine paralel EURUSD paritesi 1,16, GBPUSD paritesi ise 1,34 seviyelerinin diplerine kadar geriledi.

Risk iştahındaki bozulma kripto para piyasalarına da yansırken, Bitcoin ve Ethereum son dört ayın en düşük seviyelerini test etti. Dört hafta önce 83 bin dolar seviyesine dayanan Bitcoin bu sabah 61 bin dolar seviyelerine kadar gerilerken, küresel piyasalarda güvenli liman arayışının yeniden ön plana çıktığını not etmemiz gerekiyor. Güvenli limanın da bu günlerde dolar olması, faiz getirisi olmayan kıymetli metallerin tatsız bir seyir izlemesine neden oluyor. Altının ons fiyatı dün 4,425 dolar seviyesini test ederken, gümüş ise 72,50 dolar seviyesine kadar geriledi. Her ikisi de bu sabah tepki alımları ile sırasıyla 4,465 dolar 73,50 dolar seviyelerine yükselse de, teknik görünüm pek de iç açıcı olmadığını söylememiz gerekiyor. Haftalık kapanışı görerek daha sağlıklı yorum yapmaya gayret edeceğiz. Bir süre daha gelişmeleri takip etmek adına kenarda beklemeye devam ediyoruz.

Genel hatlarıyla Hürmüz düğümünün çözülemiyor olması, Fed’in de Warsh başkanlığında yaklaşan ilk olağan toplantısı küresel piyasaları gererken, Türkiye cephesinde ise bir önceki gün özellikle de bankacılık endeksi önderliğinde (BlackRock dedikodusu) yaşanan yükselişin ardından dün siyasi beklentilerin ağır basmasıyla kazanımların bir bölümünün geri verildiğine şahit olduk. BİST100 ana endeksi %1,7 gerilerken, bankacılık hisseleri ise %2’ye yakın geriledi. USDTRY kuru 46 seviyelerine doğru bebek adımlarıyla yükselişini sürdürürken, CDS risk priminin ise hafif de olsa yükselerek 242 baz puana geldiğini not edelim. Her ne kadar içeride siyasi gelişmeler ve dışarıda jeopolitik gelişmeler baskı unsuru yaratsa da, dün de belirttiğimiz üzere, ABD ile ilişkilerde yapıcı zeminin korunması, önümüzdeki ay Türkiye’de düzenlenecek NATO Zirvesi’ne ABD Başkanı Trump’ın da katılacağının açıklanması, Türkiye’nin giderek güçlenen jeo-ekonomik konumu büyük resimde dikkat çekmeye devam edeceğini düşünüyoruz.

Yurt içi yerleşiklerin Türk Lirası’na olan ilgisi devam ederken, mevduat tercihinde uzun süredir yaklaşık olarak %60 Türk Lirası, %40 yabancı para kompozisyonu da korunmaya devam ediyor. TCMB’nin kur oynaklığını yönetebilecek araç seti ile hareket alanını koruması nedeniyle, mevcut görünüm altında USDTRY kuru açısından da önemli bir risk görmediğimizin altını çizmek isteriz. Dün bu bağlamda, TCMB’nin haftalık bültenini yine yakından inceledik. TCMB’nin butlan kararı ardından 13 milyar dolar eriyen net yabancı para pozisyonu, 2 Haziran valörlü işlemlerde 4,2 milyar dolar toparlanma kaydettiğini görüyoruz. Manşet rakamın ise 20,8 milyar dolar seviyesine toparlandığını not edelim (bakınız grafik).

TCMB Net Yabancı Para Pozisyonu

 178054738882c8e0146034af6baf9acb2b980073b0_1_1200.jpg

TCMB Net Yabancı Para Pozisyonundan yaşanan günlük değişim

1780547388e89d8163183be31e9ee5816a349b553c_2_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.