Connect with us

GÜNCEL

TCMB’nin agresif döviz alımları ile piyasa faizleri geriledi. Gözler enflasyon raporunda!

Yayınlanma:

|

  • TCMB’nin kararlı duruşu ve esen TL olumlu rüzgâra paralel TCMB’nin swap ve kamu dövizleri dışında net döviz rezervleri 7 Mayıs itibariyle eksi 41,8 milyar dolar seviyesine iyileşerek son üç yılının en iyi seviyesine geldi. Son 21 günde TCMB yaklaşık 32,6 milyar dolar döviz rezervi biriktirirken (bakınız grafik) son günlerde 3 milyar doları bulan TCMB’nin süratli döviz alımları, hâliyle piyasada TL likidite fazlası oluşmasına da neden oldu (bakınız grafik). Yüklü miktarda alınan döviz karşılığı piyasaya hâliyle yüklü miktarda TL verilmesi sonucu son iki gündür Türk Lirası referans faiz oranı (TLREF) TCMB’nin politika faizi olan %50 seviyesini de altına gerilerken, fazla malın fiyatı düşer mantığından hareketle piyasada mevduat faizlerinin de gevşediğini gördük.
  • TCMB, son sürat rezerv biriktirirken, TL likidite koşullarındaki sıkılığı bozmamak adına, lokal bankalarla yaptığı swap işlemlerini azaltmanın yanı sıra, enflasyonla mücadele kapsamında ‘piyasa’ faizlerinin de gerilemesini arzulamıyor. Bu bağlamda, TCMB dün likidite fazlasını sterilize etmek adına 200 milyar TL tutarında depo ihalesi açtığını da gördük.
  • Dün içeride günün büyük bir kısmında piyasa faiz oranlarında yaşanan gevşeme gündemi meşgul ederken, küresel cephede de genel hatları ile olumlu lâkin yatay bir günün geride kaldığını gördük. BİST100 ana endeksi, zirve sevilerden gelen kâr satışlarının gölgesinde günü %0,9 oranında düşüşle tamamlarken, USDTRY kuru sabah saatlerinde biraz hareketlense de, TCMB’nin 32,25 seviyesine koymuş olduğu ‘baraj’ misali günü yine yatay bir şekilde tamamladı. CDS risk primi 277 baz puan seviyesine gerileyerek son dört yılın en düşük düzeyinde işlem görürken, 10 yıllık tahvil faizinin ise ılıman havaya paralel son 2 gündür gevşediğini not edelim.
  • Dün gece Resmî Gazete’de yayımlanan tebliğe göre TCMB, menkul kıymet tesis yükümlülüğünü tamamıyla sona erdirirken, ayrıca kredi büyümesini sınırlayıcı zorunlu karşılıklar uygulamasında da sıkılığı daraltıcı yönde adım attı. Hatırlanacağı üzere, menkul kıymet düzenlemeleri, bankaları uzun vadeli Hazine tahvilini enflasyonun çok altında bir getiri ile almaya zorladığı için genel seçim öncesinde eleştirilerin odağında yer alıyordu. Son değişiklikle, tahvil piyasasındaki kamu kontrollü yapı ve TCMB’nin Hazine tahvili üzerindeki regülasyon ile sağlanan kontrolü de son bulmuş oldu. TCMB’den gelen sadeleştirme adımını olumlu olarak okuyoruz. Karar, bankalar üzerinde menkul kıymet tesis etme yönünde var olan yükleri azaltacağından ve bankaların kredi verme imkânlarını rahatlatacağından bugün Borsa İstanbul bankacılık endeksine alım getirmesini bekliyoruz.
  • Bugün gözler TCMB’nin yayımlayacağı yılın ikinci Enflasyon Raporu’nda olacaktır. Başkan Karahan’ın sunumu büyük bir dikkatle takip edilecektir. Özellikle, yüklü döviz alımlarının yarattığı TL fazlası ve piyasa faizlerinin gerilemesi veya hafta başı bültenimizde belirttiğimiz üzere TL’de reel anlamda değerlenmeye ne ölçüde müsade edileceği gibi önemli başlıklarının biraz daha netlik kazanmasını bekliyoruz. TCMB’nin 2024 yıl sonu tahminini ne ölçüde güncelleyeceğini de hep birlikte göreceğiz. Özellikle sunum ardından soru ve cevap kısmını merakla takip edeceğiz.
  • Yurtdışı piyasalarda ise yukarıda da belirttiğimiz üzere sakin bir seyrin egemen olduğunu görüyoruz. Cuma günü açıklanan ABD istihdam raporu ardından iyimser bir seyre bürünen piyasalar, faiz indirim beklentilerini perçinleyecek yeni bir gelişme beklerken, haftaya açıklanacak ABD tüketici fiyatları verisi büyük bir önem arz ediyor. ABD dolarının piyasa faizi olan 10 yıllık tahvil faizi %4,50 seviyesinde yatay bir görünüm arz ederken, faiz getirisi olmayan altının ons fiyatı 2,315 dolar seviyesinde günlerdir yatay bir şekilde beklemeye devam ediyor. Gümüş, 26 dolar seviyesindeki direncini aşması ve 30 dolar seviyesindeki direncini test etmesi sonrası tekrar 26 dolar seviyesini bir kez daha test ederek (re-test) teknik mânâda güçlü bir sinyal üreterek 27,40 dolar seviyelerinde istekli bir görünüm sergilemeye devam ediyor. Gümüş uzun pozisyonlarımızı korumaya devam ediyoruz.
  • Yeni gün başlangıcında Asya piyasalarında iyimser bir görünümün hâkim olduğunu görüyoruz. Çin’in ihracat ve ithalatı bir önceki ay yaşanan daralmanın ardından Nisan ayında büyümeye geri dönerken, ekonomik toparlanmayı destekleyen veri sonrası Şangay borsası sabah saatlerinde %1 yukarıda işlem görüyor. Japonya Merkez Bankası’nın Nisan ayı politika toplantısında şahin bir tutum sergilediğini gösteren tutanaklara rağmen, YEN dolar karşısında 155,60 seviyesine zayıfladığını görüyoruz. İsveç Merkez Bankası politika faizinde 25 baz puan indirerek 2016’dan bu yana ilk kez indirime gitti. Karar metninde ekonomik yavaşlamaya işaret edilirken, gelişen ekonomilerde faiz indirimlerinin de sayısının artmaya başladığını görüyoruz. İsveç Merkez Bankası ardından bugün gözler İngiltere Merkez Bankası (BoE) olağan faiz toplantısında olacaktır. Piyasalar, BoE’nin ilk çeyrek puanlık faiz indirimine Ağustos ayında soyunacağını düşünürken, dört yıl aradan sonra, ilk faiz indirimin sinyalinin gelip gelmeyeceğini de yakından takip edeceğiz.

>TCMB net döviz pozisyonun ve günlük değişim

TCMB’nin swap ve kamu dövizleri dışında net döviz rezervleri eksi 41,8 milyar dolar seviyesine iyileşerek son üç yılının en iyi seviyesine geldi. Son 21 günde TCMB yaklaşık 32,6 milyar dolar döviz rezervi biriktirdi.

1715230332932d53547f67982b0d314179c8124026_1_1200.jpg

>TCMB Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti ve TLREF

TCMB’nin faiz setinde politika faizi %50; borç alma ve borç verme faiz oranları ise (faiz koridorunun alt ve üst bandı) -/+300 baz puandan oluşmaktadır. Bu minvalde, sıkılaştırma yapmak istediği günlerde, 1 hafta vadeli politika faizi olan %50 seviyesinden bankalara borç vermek istemeyen TCMB, faiz koridorunun üst bandına işaret ederek efektif olarak piyasada faiz oranlarının sıkılaşmasına izin vermektedir. Bu iki faiz oranının da ağırlıklı olarak ortalaması mavi çizgiden görülebilmektedir. TL Referans faiz oranı ise (kırmızı çizgi), Borsa İstanbul tarafından yayımlanan Türk Lirası gecelik referans faiz oranını göstermektedir. Grafikten de görüleceği üzere, piyasada oluşan TL likidite fazlası nedeniyle fiili gecelik faizler TCMB politika faizinin altına geriledi.

17152303338f5aca361523fc60cdeeb68f44a049fd_2_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

GÜNCEL

21. yüzyılda şirketlerin yeni sermayesi: Güven, itibar ve bilgi

Yayınlanma:

|

Şirketler Sadece Kâr Makinesi Mi? 21. Yüzyılın En Büyük Yönetim Yanılgısı

Uzun yıllar boyunca işletme okullarında, ekonomi kitaplarında ve finans çevrelerinde şirketlerin temel amacı tek bir cümleyle açıklandı: “Şirketlerin varlık nedeni hissedar değerini ve kârı maksimize etmektir.”

Bu yaklaşım, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında küresel ekonomi üzerinde etkili oldu. Ancak bugün geldiğimiz noktada bu tanımın modern şirketleri açıklamakta yetersiz kaldığı giderek daha net görülüyor.

Çünkü artık şirketlerin değeri yalnızca sahip oldukları fabrika, makine, bina veya nakit miktarıyla ölçülmüyor.

Asıl değer;

  • İnsan sermayesinde,
  • Kurumsal kültürde,
  • Bilgi birikiminde,
  • Marka gücünde,
  • Güvende,
  • İtibarda,
  • Yenilik üretme kapasitesinde oluşuyor.

Bugünün en değerli şirketlerine baktığımızda bunun açık örneklerini görüyoruz.

Apple’ın piyasa değerinin büyük bölümü fabrikalarından değil marka gücünden geliyor.

Google’ın değeri veri işleme kapasitesi ve algoritmalarında yatıyor.

Microsoft’un gücü sahip olduğu binalardan değil, geliştirdiği ekosistemden kaynaklanıyor.

Dolayısıyla modern şirketler artık fiziksel sermaye kuruluşları olmaktan çok bilgi ve güven kurumları haline dönüşmüş durumda.

Ürünleri Seviyoruz Ama Şirketlere Güvenmiyoruz

Modern ekonominin en dikkat çekici çelişkilerinden biri de burada ortaya çıkıyor.

Tüketiciler şirketlerin ürünlerini kullanıyor.

Bankacılık sistemine ihtiyaç duyuyor.

Teknoloji şirketlerinin hizmetlerinden vazgeçemiyor.

Ancak aynı tüketiciler şirketlere karşı giderek daha fazla güvensizlik hissediyor.

Bunun temel nedeni şirketlerin yalnızca finansal performans üzerinden değerlendirilmesi.

Kâr arttığında başarı kabul ediliyor.

Ancak çalışan memnuniyeti, müşteri güveni, toplumsal etki veya etik davranışlar ikinci plana atılabiliyor.

Bu durum şirketlerin ekonomik olarak büyürken toplumsal meşruiyet kaybetmesine yol açıyor.

Meşruiyet Krizi Neden Derinleşiyor?

Bugün birçok kurumun yaşadığı temel sorun finansal değil, güven sorunudur.

Kısa vadeli kârlılık baskısı;

  • Çalışan bağlılığını azaltıyor,
  • Müşteri sadakatini zayıflatıyor,
  • Kurumsal itibarı aşındırıyor,
  • Yenilik kapasitesini düşürüyor.

Sonuçta ortaya dışarıdan güçlü görünen ancak içeriden zayıflayan organizasyonlar çıkıyor.

Özellikle sosyal medya çağında şirketlerin bilançosundan önce itibarı sorgulanıyor.

Bir güven krizi bazen yıllarca oluşturulan finansal değeri birkaç gün içinde yok edebiliyor.

Geleceğin Şirketi Nasıl Olacak?

  1. yüzyılın başarılı şirketleri yalnızca para kazanan kurumlar olmayacak.

Aynı zamanda;

  • Güven üreten,
  • Yetenek geliştiren,
  • Bilgi biriktiren,
  • Topluma değer sunan,
  • Uzun vadeli ilişkiler kurabilen organizasyonlar olacak.

Artık şirketlerin rekabet avantajı sadece finansal kaynaklardan değil, görünmeyen sermayelerden oluşuyor.

Bu nedenle yöneticilerin yalnızca bilanço okumayı değil, kurum kültürünü, güven mekanizmalarını ve itibar yönetimini de stratejik bir varlık olarak görmeleri gerekiyor.

Sözün Özü

Şirketleri hâlâ yalnızca kâr makinesi olarak tanımlamak, bu yüzyılın ekonomik gerçekliğini anlamamaktır.

Modern şirketler;

Para üretir.

Ama aynı zamanda güven üretir.

Bilgi üretir.

İlişki üretir.

Toplumsal değer üretir.

Geleceğin kazananları da sadece bilançosu güçlü olanlar değil, toplum nezdinde güvenilirliğini koruyabilen kurumlar olacaktır.

Çünkü sürdürülebilir başarı artık yalnızca finansal performansın değil, kurumsal meşruiyetin de sonucudur.

Mustafa AKPINAR

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Markov Zincirleri: Finans Dünyasının Görünmeyen Tahmin Motoru

Markov Zincirleri: Bankacılığın ve Yapay Zekânın Gizli Tahmin Motoru
Finans Dünyasında Geleceği Olasılıklarla Okumak: Markov Modelleri
Kredi Riskinden Borsa Tahminlerine: Markov Zincirleri Ne Kadar Güvenilir?

Yayınlanma:

|

Geleceği Tahmin Etmek Mümkün Mü?

Finans piyasaları, ekonomi, kredi riskleri, müşteri davranışları ve hatta bankacılıkta dolandırıcılık modelleri… Tüm bu alanlarda karar vericilerin en çok sorduğu soru aynıdır: “Bugünkü duruma bakarak yarını ne kadar doğru tahmin edebiliriz?”

İşte tam bu noktada devreye olasılık teorisinin en güçlü araçlarından biri olan Markov Zincirleri (Markov Chains) giriyor.

Rus matematikçi Andrey Markov tarafından geliştirilen bu yöntem, karmaşık sistemlerin gelecekte hangi yöne evrilebileceğini olasılıklar üzerinden modellemeye yardımcı oluyor.

Bugün yapay zekâdan kredi derecelendirmeye, müşteri davranış analizinden borsa fiyat hareketlerine kadar birçok alanda Markov modelleri kullanılıyor.

Markov Zinciri Nedir?

Markov Zinciri, bir sistemin gelecekteki durumunun yalnızca mevcut durumuna bağlı olduğunu varsayan matematiksel bir modeldir.

Başka bir ifadeyle: Geçmişte yaşananların tamamı değil, sadece mevcut durum geleceği belirler.

Bu özelliğe matematikte “hafızasızlık (memoryless property)” adı verilir.

Örneğin bir müşteri:

  • Düzenli ödeme yapan müşteri
  • Riskli müşteri

olarak iki farklı durumda bulunabilir.

Markov modeli, bugün düzenli ödeme yapan bir müşterinin gelecek ay hangi olasılıkla riskli müşteri sınıfına geçebileceğini hesaplayabilir.

Bankacılıkta Nerelerde Kullanılıyor?

1. Kredi Risk Analizi

Bankalar müşterileri;

  • Çok düşük risk
  • Düşük risk
  • Orta risk
  • Yüksek risk
  • Temerrüt

gibi kategorilere ayırır.

Markov Zinciri kullanılarak bir müşterinin belirli bir süre sonra hangi risk grubuna geçebileceği hesaplanabilir.

Bu yöntem Basel düzenlemeleri kapsamında kullanılan birçok risk modelinin temelinde yer almaktadır.

2. Takipteki Kredilerin Tahmini

Bir kredi portföyündeki müşterilerin:

  • Normal
  • Yakın izleme
  • Gecikmeli
  • Takipte

kategorileri arasında geçiş olasılıkları hesaplanabilir.

Bu sayede bankalar gelecekte oluşabilecek tahsilat sorunlarını önceden görebilir.

3. Müşteri Davranışı Analizi

Bir müşteri:

  • Aktif kullanıcı
  • Pasif kullanıcı
  • Ürün terk eden müşteri

durumları arasında hareket eder.

Markov modelleri sayesinde müşteri kaybı (churn) önceden tahmin edilerek sadakat programları geliştirilebilir.

4. Dolandırıcılık Tespiti

Kart işlemlerindeki olağan davranış akışları belirlenebilir.

Normal davranış örüntüsünden sapmalar tespit edildiğinde sistem alarm verebilir.

Bu nedenle birçok gelişmiş fraud yönetim sistemi Markov mantığından faydalanmaktadır.

Borsada Markov Zincirleri

Finansal piyasalarda yatırımcıların ilgisini çeken en önemli kullanım alanlarından biri de fiyat hareketlerinin modellenmesidir.

Örneğin bir hisse için:

  • Yükseliş
  • Yatay seyir
  • Düşüş

olmak üzere üç durum tanımlanabilir.

Geçmiş verilerden elde edilen geçiş olasılıkları kullanılarak:

  • Yükseliş trendinin devam etme olasılığı
  • Düşüşe dönme ihtimali
  • Yatay piyasaya geçiş olasılığı

hesaplanabilir.

Ancak burada önemli bir uyarı bulunmaktadır. Markov Zincirleri piyasaları kesin olarak tahmin etmez. Sadece olasılıkları hesaplar.

Dolayısıyla yatırım kararı verirken tek başına kullanılmaları ciddi hatalara yol açabilir.

Markov Zincirlerinin Avantajları

Geleceği Olasılıklarla Görme Yeteneği

Belirsizliği tamamen ortadan kaldırmasa da geleceğe ilişkin senaryolar oluşturulmasına yardımcı olur.

Karmaşık Sistemleri Basitleştirir

Binlerce değişken içeren sistemleri daha yönetilebilir hale getirir.

Yapay Zekâ ve Veri Bilimi ile Uyumlu Çalışır

Makine öğrenmesi modellerinin birçok alt alanında kullanılmaktadır.

Stratejik Kararları Destekler

Risk yönetimi, fiyatlama, müşteri segmentasyonu ve tahminleme süreçlerinde güçlü bir araçtır.

Peki Riskleri Neler?

Her güçlü model gibi Markov Zincirleri de yanlış kullanıldığında yanıltıcı olabilir.

Veri Kalitesi Sorunu

Yanlış veya eksik veri kullanılması durumunda sonuçlar güvenilirliğini kaybeder.

Geçmişin Geleceği Temsil Etmeme Riski

Ekonomik krizler, savaşlar, pandemi gibi olağanüstü dönemlerde geçmiş veriler geleceği açıklamakta yetersiz kalabilir.

Aşırı Basitleştirme

Gerçek hayat çoğu zaman yalnızca mevcut duruma bağlı değildir.

Bazı sistemlerde geçmiş olaylar da önemli rol oynar.

Bu durumda Markov yaklaşımı yetersiz kalabilir.

Yapay Zekâ Çağında Markov’un Yeniden Yükselişi

Bugün üretken yapay zekâ, doğal dil işleme ve davranış modelleme sistemlerinde daha gelişmiş algoritmalar kullanılıyor olsa da Markov Zincirleri hâlâ birçok modelin temel taşlarından biri olarak kabul ediliyor.

Özellikle:

  • Risk yönetimi
  • Finansal modelleme
  • Kredi tahmini
  • Dolandırıcılık analizi
  • Müşteri davranışı tahmini

alanlarında önemini koruyor.

Verinin yeni petrol olarak kabul edildiği günümüzde, Markov Zincirleri bu veriyi anlamlandıran en güçlü matematiksel araçlardan biri olmaya devam ediyor.

Özet

Bankacılık ve finans sektöründe başarı artık yalnızca mevcut tabloyu okumaktan değil, gelecekte oluşabilecek senaryoları önceden görebilmekten geçiyor.

Markov Zincirleri, kesin cevaplar vermese de karar vericilere geleceğe ilişkin güçlü olasılık haritaları sunuyor.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde yapay zekâ, büyük veri ve finansal risk yönetimi uygulamalarında Markov modellerinin daha da fazla kullanılması bekleniyor.

Çünkü rekabet avantajı artık veriye sahip olmakta değil, verinin geleceğe ne söylediğini anlayabilmekte yatıyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kartlı Harcamalarda Rekor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kartlı Ödemelerde Rekor Büyüme: Türkiye Nakitten Uzaklaşıyor, Kredi Kartına Yaklaşıyor

BKM Verileri Ne Söylüyor?

Bankalararası Kart Merkezi’nin (BKM) Mayıs 2026 verileri, Türkiye’de ödeme alışkanlıklarının hızla dijitalleştiğini ve tüketimin büyük ölçüde kartlar üzerinden gerçekleştiğini ortaya koydu. Mayıs ayında toplam 2,63 trilyon TL tutarında 1,92 milyar adet kartlı ödeme işlemi gerçekleşirken, mağaza içi ödemelerde her 5 işlemin 4’ü temassız yapıldı.

Veriler, sadece ödeme sistemlerindeki büyümeyi değil, aynı zamanda tüketici davranışlarındaki dönüşümü ve ekonomideki kredi kartı bağımlılığını da gözler önüne seriyor.

Kartlı Ekonomi Devasa Boyuta Ulaştı

Mayıs ayında kartlı ödeme hacmi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 32 artarak 2,63 trilyon TL’ye yükseldi. Bunun:

  • 2,21 trilyon TL’si kredi kartları,
  • 412,8 milyar TL’si banka kartları,
  • 7,9 milyar TL’si ön ödemeli kartlarla gerçekleşti.

Bu tablo Türkiye’de tüketimin finansmanında kredi kartlarının açık ara lider konuma geldiğini gösteriyor.

Dikkat Çeken Nokta

Kartlı ödeme hacmindeki büyüme (%32), işlem adedindeki büyümenin (%7) çok üzerinde gerçekleşti.

Bu durum:

  • İşlem başına harcama tutarlarının yükseldiğini,
  • Enflasyon etkisinin devam ettiğini,
  • Tüketicilerin daha büyük harcamaları kart üzerinden finanse ettiğini gösteriyor.

Kredi Kartı Sayısı 149 Milyona Dayandı

Mayıs 2026 itibarıyla Türkiye’de:

Kart Türü Adet
Kredi Kartı 149 milyon
Banka Kartı 216,6 milyon
Ön Ödemeli Kart 99,1 milyon
Toplam 464,7 milyon

Kredi kartı sayısı son bir yılda yüzde 11 artarken banka kartlarında artış yalnızca yüzde 2 seviyesinde kaldı. Ön ödemeli kartlarda ise düşüş yaşandı.

Bu Ne Anlama Geliyor?

Vatandaşın ödeme tercihi giderek:

Nakit → Banka Kartı → Kredi Kartı

şeklinde evriliyor.

Özellikle yüksek enflasyon ortamında kredi kartları vatandaş açısından fiili bir kısa vadeli finansman aracı haline gelmiş durumda.

Banka Kartları Sessiz Ama Güçlü Yükseliyor

BKM verilerindeki en dikkat çekici gelişmelerden biri banka kartlarında görüldü.

Ödeme tutarı bazında büyüme:

  • Kredi kartlarında %30
  • Banka kartlarında %50 oldu.

Bu tablo birkaç önemli gelişmeye işaret ediyor:

1. Hesaptan Harcama Eğilimi Artıyor

Faiz yükünden kaçınmak isteyen tüketiciler doğrudan hesap bakiyelerini kullanmaya yöneliyor.

2. Dijital Maaş Ekonomisi Güçleniyor

Maaş hesaplarının dijital kullanım oranı yükseliyor.

3. QR ve Mobil Bankacılık Etkisi

Banka kartları artık sadece ATM kartı değil; mobil ödeme, QR ödeme ve dijital cüzdanların da temel taşı haline geliyor.

Ön Ödemeli Kartlarda Alarm Veren Düşüş

Verilere göre:

  • Ön ödemeli kart işlem tutarı %59 düştü.
  • İşlem adedi ise %55 geriledi.

Bu gerilemenin arkasında:

  • Regülasyon değişiklikleri,
  • Bazı fintech modellerindeki dönüşüm,
  • Kullanıcıların banka kartlarına yönelmesi,
  • Dijital cüzdan çözümlerinin yaygınlaşması

olduğu değerlendiriliyor.

E-Ticarette Büyüme Devam Ediyor Ama Hız Kesti

İnternetten kartlı ödeme tutarı:

  • 624,5 milyar TL’den
  • 740,4 milyar TL’ye çıktı.
  • Yıllık büyüme %19 oldu.

Ancak önemli bir detay bulunuyor:

2025 Mayıs ayında toplam kartlı ödemelerin yüzde 31’i internetten yapılırken bu oran 2026 Mayıs’ta yüzde 28’e geriledi.

Neden?

Bu durum e-ticaretin küçüldüğünü değil, fiziksel mağaza harcamalarının daha hızlı büyüdüğünü gösteriyor.

Özellikle:

  • Gıda,
  • Market,
  • Restoran,
  • Akaryakıt,
  • Seyahat

harcamalarında mağaza içi kart kullanımının hızla arttığı görülüyor.

Temassız Ödeme Artık Standart Haline Geldi

Mayıs ayında:

  • 1,3 milyar adet temassız işlem yapıldı.
  • Temassız ödeme tutarı 961,8 milyar TL’ye ulaştı.
  • Mağaza içi ödemelerin yüzde 81’i temassız gerçekleşti.

Başka bir ifadeyle:

Türkiye’de her 5 mağaza içi kartlı ödemenin 4’ü artık temassız.

Bu oran birçok Avrupa ülkesindeki seviyelerle yarışabilecek düzeyde.

Bankavitrini Analizi

BKM verileri yalnızca ödeme sistemlerindeki büyümeyi göstermiyor.

Veriler aynı zamanda:

1. Tüketimin Hala Güçlü Olduğunu

2,6 trilyon TL’lik hacim iç talebin canlı kaldığını gösteriyor.

2. Kredi Kartının Ekonomideki Rolünün Büyüdüğünü

149 milyon kredi kartı ve 2,2 trilyon TL’lik hacim, kredi kartlarının artık klasik ödeme aracı olmaktan çıkıp tüketim finansmanı mekanizmasına dönüştüğünü ortaya koyuyor.

3. Nakit Kullanımının Gerilediğini

Temassız ödeme oranları ve kart kullanımındaki büyüme, kayıt dışılığın azaltılması açısından da önemli bir gösterge niteliği taşıyor.

4. Dijital Türkiye Hedefine Yaklaşıldığını

Temassız ödeme, internetten alışveriş, mobil ödeme ve açık bankacılık uygulamaları ödeme ekosisteminin hızla dijitalleştiğini gösteriyor.

Sonuç

BKM’nin Mayıs 2026 verileri Türkiye’nin ödeme alışkanlıklarında tarihi bir dönüşüm yaşandığını ortaya koyuyor. Kartlı ödeme hacmi 2,6 trilyon TL’yi aşarken, kredi kartları tüketimin ana finansman aracı haline geliyor. Temassız ödeme artık standartlaşmış durumda, internet alışverişleri büyümeyi sürdürüyor ve banka kartları beklenenden daha güçlü bir yükseliş sergiliyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.