Connect with us

ŞİRKETLER

OPET, Doğaya Saygı Projesi kapsamında Çökertme Köyü’ndeki çalışmalarını tamamladı

Muğla ve çevresinde 2021 yılında yaşanan orman yangınlarından olumsuz etkilenen köylerin kalkınmasına destek olmak amacıyla Doğaya Saygı Projesi’ni yürüten OPET; Milas’ın Çökertme Köyü’ndeki restorasyon, rehabilitasyon ve eğitim çalışmalarını tamamladı. Çökertme Köyü’nde düzenlenen törende konuşan OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk, “Doğaya Saygı Projesi kapsamında bölge halkının orman yangınları, iklim değişikliği ve afetlerle ilgili bilinçlenmesine katkı sağlamanın sürdürülebilir bir gelecek için çok değerli olduğuna inanıyoruz. Artan sıcaklıkla birlikte aynı felaketi tekrar yaşamamak için herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesi ve dikkatli olması gerekiyor” çağrısında bulundu. Proje kapsamında eğitim amaçlı kullanımı için yenilenerek tahsisi Milas Halk Eğitimi Merkezi’ne devredilen Çökertme Ek Hizmet Binası’nın açılışı da gerçekleştirilen törende, bölgenin kalkınmasında eğitimin önemine dikkat çekildi.

Yayınlanma:

|

“Bilinçli Toplum” yaratma hedefi ve sosyal sorumluluk vizyonu doğrultusunda “Doğaya Saygı Projesi” ile 2021 yılında yaşanan orman yangınlarından olumsuz etkilenen köylerin yeniden kalkınması için hareket geçen OPET, bu yolculukta önemli bir kilometre taşını daha tamamladı. Yangınlarda büyük maddi ve manevi kayba uğrayan Marmaris’e bağlı Bayır ve Osmaniye, Köyceğiz’e bağlı Otmanlar, Milas’a bağlı Gökbel ve Bozalan köylerinde rehabilitasyon, eğitim ve ekonomik kalkınma alanında çalışmalar yürüten OPET, Milas’ın Çökertme Köyü’nü de yeni bir çehreye kavuşturdu.

Doğaya Saygı Projesi kapsamından Çökertme Köyü’nde yapılan yenileme ve rehabilitasyon çalışmalarının devir teslimi ile Yalı Bölgesi’nde bulunan ve eğitim amaçlı kullanılmak üzere tadilatı yapılan Muğla Valiliği’ne ait binanın açılışı nedeniyle 27 Haziran tarihinde bir tören düzenlendi. Tören, Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık, Milas Kaymakamı Mustafa Ünver Böke, Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü İzleme ve Değerlendirme Daire Başkanı Ferhat Davran, Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz, İl Milli Eğitim Müdürü Emre Çay, Muğla İl Tarım ve Orman Müdürü Barış Saylak ile OPET Yönetim Kurulu Kurucu Başkanı Fikret Öztürk, OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk, Milas Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Ali Pilavcı, Halk Eğitimi Merkezi müdür yardımcıları, Çökertme Muhtarı Ertan Konar, Gökbel Muhtarı Halil İbrahim Gönül, Bozalan Muhtarı Dursun Kayıhan, OPET Sürdürülebilirlik ve Kurumsal İletişim Grup Müdürü Ayşenur Aydın, Halk Eğitimi Merkezi öğretmenleri, Opet temsilcileri ve köy halkının katılımıyla gerçekleştirildi.

“DOĞAYA SAYGI, İNSANA SAYGIDIR”

Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık törende şöyle konuştu: “Çok güzel bir yerde güzel bir eserin açılışını yapıyoruz. Bu dünyada en güzel yatırım, eğitime yapılandır. MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğümüz, Halk Eğitim Müdürlüklerimiz yaptıkları bu çalışmalar ile ülkemize büyük katkı sağlıyor. Hak ettiğimiz yere yani Atatürk’ün gösterdiği muasır medeniyetler seviyesi için çok çalışmalı, yeni buluşlara imza atmalı, yeni teknolojiler geliştirmeliyiz. Başta Nurten Öztürk olmak üzere, bu sürece katkısı olan herkese teşekkür ediyorum. Doğaya saygı, insana saygıdır.”

“HAYAT BOYU ÖĞRENME OLARAK HER ZAMAN YANINIZDAYIZ”

Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü İzleme ve Değerlendirme Daire Başkanı Ferhat Davran ise “Birçok Halk Eğitim Merkezi’ni gezmiş biri olarak söylüyorum; belki Türkiye’nin en güzel Halk Eğitim Merkezi binasında bulunmanın mutluluğunu huzurunu yaşıyorum. Şöyle baktığınız zaman hani biz sadece Halk Eğitimi dört duvar arasında değil, Halk Eğitimi her yerde. Denizin kenarında, dağın tepesinde, bir köy ovasında, bir okulun dört duvarının arasında, Halk Eğitimi her yerde… O yüzden bizim sloganımız şuydu zaten; “Hayat Boyu Öğrenme olarak her zaman yanınızdayız”. Burada en çok istediğimiz nokta da şu; yaptığımız kursların istihdama yönelik olarak bir katkı sunması. İmkân olsa kendimi buraya kursiyer olarak yazdırıp, şu denizin sesiyle beraber güzel etkinliklere imza atmayı isterim. Emeği geçen herkese bir kez daha şükranlarımı sunuyorum” dedi.

“ÇEVRE BİLİNCİNİ ARTIRMAK AMACIYLA YÜRÜTÜLEN PROJELERE ÖNEM VERİYORUZ”

İl Milli Eğitim Müdürü Emre Çay, “Doğaya saygı göstermek hepimizin ortak sorumluluğu. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak, bizlerin en önemli görevi. İl Milli Eğitim Müdürlüğü olarak çevre bilincini artırmak amacıyla yürütülen projelere büyük önem veriyoruz. OPET’in bu anlamlı projesi de öğrenci ve kursiyerlerimizin çevre bilinciyle yetişmesi adına son derece önemli bir adım. Açılışını yaptığımız bu güzel binanın da bu amaçla faaliyetlerini yürüteceğini düşünüyor ve emekleri için OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Sayın Nurten Öztürk’e ve saygıdeğer eşi Opet Yönetim Kurulu Kurucu Başkanı Fikret Öztürk’e teşekkür ediyorum” diye konuştu.

“ORMAN YANGINLARI, İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE AFETLER HAKKINDA FARKINDALIK EĞİTİMLERİ VERİLDİ”

Törende OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk, Doğaya Saygı Projesi ve Çökertme’de bugüne kadar yapılan çalışmalar hakkında bilgi vererek projenin farklı aşamalarında destek sağlayan yerel yönetimlere teşekkürlerini iletti.

Doğaya Saygı Projesi’ni, OPET’in yıllardır sürdürdüğü Örnek Köy Projesi ve Çanakkale’de Tevfikiye Arkeo-köy ve Çıplak Etno-köy projeleri örneklerinden yola çıkılarak şekillendirdiklerini kaydeden Öztürk, “2021 yılında Muğla ili ve çevresinde yaşanan orman yangınlarının ardından, bu bölgedeki köylerimize nasıl destek olabiliriz diye harekete geçtik. Yangın sonrasında yaşam alanlarının yanı sıra arıcılık ve zeytincilik gibi geçim kaynaklarını kaybettikleri için zor durumda olan köylerimizi belirleyerek çalışmalara başladık. Yangından hem ekonomik hem de fiziksel olarak zarar gören köylerimizde yeni geçim kaynakları oluşturmak, köylerimizin sürdürülebilir kalkınmasına destek olmak için tüm kurum ve kuruluşlarımızla birlikte çalıştık ve çalışmaya devam ediyoruz. Tüm köy evleri ve köy meydanlarında yürüttüğümüz mimari çalışmalarla köylerimizi yeni bir çehreye kavuştururken, halk eğitim kursları, kooperatifçilik, köylerimize özgü ürünlerin coğrafi işaret başvuruları ile köylerimizin kalkınması ve ülkemizin gelişimi için çalışıyoruz. Çökertme’de de kamu ve yerel yönetim kuruluşlarıyla birlikte bölge halkına destek vermek ve topluma örnek olmak amacıyla, yenileme çalışmalarının yanı sıra ekonomik ve sosyal etki yaratacak eğitimler düzenledik. Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile 2006 yılından bu yana birlikte çalışıyoruz. Ve rehabilite ettiğimiz örnek köylerde farklı alanlarda birçok kurs programını onların desteğiyle birlikte organize ediyoruz. Bu güzel binayı eğitime tahsis etmek üzere Muğla Valimiz ve değerli eşleri, Kaymakamımız, Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğümüz ve Belediye Başkanlarımız desteklerini esirgemedi. Her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.

Artan sıcaklıkla birlikte aynı felaketi tekrar yaşamamak için herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesi ve dikkatli olması gerektiği çağrısında bulunan Öztürk şöyle devam etti: “Köylerimizde yangının izlerini silerken, bölge halkının orman yangınları, iklim değişikliği ve afetlerle ilgili bilinçlenmesine katkı sağlamanın sürdürülebilir bir gelecek için çok değerli olduğuna inanıyoruz. Yangınları ve yangın nedeniyle oluşabilecek zararı en aza indirmenin en önemli yolu, bu konudaki farkındalığı artırmak ve bilgi sahibi olmak. Doğaya Saygı projemiz kapsamında bir yandan zarar gören köylerimize destek verirken diğer yandan eğitim odaklı farkındalık çalışmaları yürüterek daima temkinli olunması gerektiğine dikkat çekiyoruz.”

Törende ayrıca Doğaya Saygı Projesi kapsamında yapılan çalışmaların yer aldığı beratlar her bir köyün muhtarına teslim edildi. Çökertme Muhtarı Ertan Konar, Gökbel Muhtarı Halil İbrahim Gönül, Bozalan Muhtarı Dursun Kayıhan hazırlanan beratları Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık, OPET Yönetim Kurulu Kurucu Başkanı Fikret Öztürk ve OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk’ün elinden aldı.

MİLAS HALK EĞİTİMİ MERKEZİ ÇÖKERTME KURS BİNASI HİZMETE AÇILDI

Proje kapsamında Yalı bölgesinde yer alan ve mülkiyeti Muğla Valiliği’ne ait olan beş oda kapasiteli iki katlı bina yenilendi. Binanın tüm tadilatı ve iç düzenlemeleri OPET tarafından yapıldı ve bina tamamen yenilenerek bugünkü halini aldı. Yenileme çalışmalarının ardından ilgili kurumlar arasında koordinasyon ve iş birliği sağlayarak binanın eğitim amaçlı kullanımı için tahsisinin Milas Halk Eğitim Merkezi’ne verilmesini sağladı Opet, Milas Halk Eğitimi Merkezi ile imzaladığı protokol kapsamında Çökertme Ek Hizmet Binasında eğitimlere başladı. Çökertme, Gökbel, Bozalan ve çevre köylerin katılımıyla başlatılan kurslarda İngilizce, diksiyon, hijyen ve el sanatları gibi eğitimler veriliyor. İlerleyen dönemlerde ise bilgisayar, işletmecilik, kırsal turizm, takı tasarımı ve üretimi, seramik, hediyelik eşya üretimi, ahşap boyama, aşçılık ve yemek, halk oyunları, su sporları ve dans gibi eğitimler hayata geçirilecek. Tüm bu çalışmaların sonunda bu bölgenin kalkınmasına hizmet edecek.

DOĞAYA SAYGI PROJESİ İLE ÇÖKERTME KÖYÜNÜN ÇEHRESİ NASIL DEĞİŞTİ?

OPET Sürdürülebilirlik ve Kurumsal İletişim Grup Müdürü Ayşenur Aydın ise proje kapsamında köylerde yapılan tüm çalışmaları anlatarak, sonuçları hakkında bilgi verdi. Çalışmalara başlamadan önce tüm köylerde yapılan anket çalışması ile hanelerdeki ihtiyaçlar belirlendiğine ve çalışmaların bu doğrultuda planlandığına dikkat çeken Aydın, Çökertme’nin kültürel ve mimari özellikleri korunarak iyileştirme çalışmalarının yapıldığını aktardı. Aydın, yapılan faaliyetler arasında, altyapı çalışmaları, köy ana yol düzenlemeleri, ana arter üzerindeki taş duvar ve ahşap çit uygulamaları, köy evleri için boya dağıtımı ve boya uygulaması, köy okulu dış cephe boyamaları, Temiz Tuvalet Kampanyası standartlarına uygun tuvalet düzenlemeleri, köy kahvesi düzenlemeleri, örnek pansiyon uygulaması, köyde bulunan tüm mekanlara masa ve sandalye temini, yöreye uygun motiflerle tabela ve kapı numarası uygulamaları, yerel halk ve köy dışından ziyaretçilere hizmet vermek amacıyla kafe ve restoran yapımı gibi çalışmaların hayata geçirildiğini belirtti. Aydın, bu çalışmaların ardından Milas Halk Eğitimi Merkezi’nin kullanımı için düzenlenen bu binayı hediye etmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirtti.

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

İşletme sermayesi neden eriyor?

Yayınlanma:

|

2026’nın yeni finansman denklemi

Bankavitrini.com | Özel Analiz

2026 yılında birçok sanayi şirketi benzer bir cümleyi kuruyor: “Siparişimiz var ama nakdimiz yok.”

Bu ifade aslında Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu yeni finansman denklemini özetliyor.

Eskiden şirketlerin en büyük sorunu satış yapabilmekti. Bugün ise birçok firma satış yapmasına rağmen işletme sermayesini koruyamıyor. Çünkü kâr eden şirketler bile nakit üretemez hale geldi.

İşletme sermayesindeki bu erime; yüksek faiz, uzayan tahsilat süreleri, artan finansman maliyetleri ve yükselen işletme giderlerinin birleşiminden kaynaklanıyor.

İşletme sermayesi nedir?

İşletme sermayesi; Dönen Varlıklar – Kısa Vadeli Borçlar şeklinde hesaplanır.

Başka bir ifadeyle; Bir şirketin günlük faaliyetlerini sürdürebilmesi için ihtiyaç duyduğu nakittir.

Ham maddeyi alır.

Üretimi yapar.

Maaş öder.

Elektrik öder.

Vergisini öder.

Malı satar.

Tahsilatı bekler.

Bu döngüyü finanse eden güç işletme sermayesidir.

Bugün sorun tam da bu döngünün bozulmuş olmasıdır.

2026’nın finansman denklemi neden değişti?

Eskiden şirketler şu modeli kullanıyordu.

Ham maddeyi al.

Üret.

Sat.

Bankadan uygun faizle kredi kullan.

Tahsil et.

Krediyi kapat.

Bugün ise tablo tamamen değişti.

  • Krediye erişim zorlaştı.
  • Faiz maliyetleri yükseldi.
  • Tahsilat süreleri uzadı.
  • Satış vadeleri arttı.
  • Finansman giderleri kârlılığı aşmaya başladı.

Artık işletme sermayesi yalnızca şirketin kendi performansına değil, finansal sisteme erişimine de bağlı hale geldi.

1. Faiz giderleri işletme sermayesini eritiyor

Şirketlerin en büyük yüklerinden biri finansman maliyetleri oldu. Eskiden üretim maliyetleri içinde küçük yer tutan faiz giderleri bugün birçok firmada faaliyet kârını aşabiliyor.

Örneğin; 100 milyon TL işletme kredisi kullanan bir sanayi şirketi, yüksek faiz ortamında yılda on milyonlarca liralık finansman yüküyle karşı karşıya kalabiliyor.

Üretimden elde edilen kâr, çoğu zaman finansman giderine gidiyor.

2. Tahsilat süresi uzuyor

Şirket; 90 günde sattığı ürünü bugün 120-180 günde tahsil edebiliyor.

Bu durumda; şirket müşterisini finanse etmiş oluyor. Nakit içeride bekledikçe yeni üretim için tekrar kredi kullanmak zorunda kalıyor.

3. Stok maliyetleri büyüyor

Belirsizlik ortamı nedeniyle birçok firma;

“Ürün bulamam.”

“Kurlar artar.”

“Ham madde pahalanır” endişesiyle fazla stok yaptı.

Fakat stok; nakde dönüşmeyen paradır. Depoda bekleyen her ürün; işletme sermayesini kilitler.

4. Enflasyon artık şirketleri de cezalandırıyor

Yüksek enflasyon sadece tüketiciyi etkilemiyor.

Şirketler de;

  • sürekli artan hammadde fiyatları,
  • yükselen işçilik maliyetleri,
  • enerji giderleri,
  • lojistik maliyetleri

nedeniyle daha fazla işletme sermayesine ihtiyaç duyuyor.

Aynı üretimi yapmak için geçen yıla göre çok daha fazla nakit gerekiyor.

5. Krediye erişim zorlaştı

2026’nın en önemli değişimlerinden biri de bu. Eskiden limit sorunu yaşayan şirket sayısı sınırlıydı.

Bugün ise;

  • limit daralmaları,
  • teminat eksiklikleri,
  • kredi büyüme sınırları,
  • risk iştahındaki azalma

nedeniyle birçok firma istediği kadar kredi kullanamıyor.

Bu durum işletme sermayesi açığını büyütüyor.

6. Kârlılık ile nakit aynı şey değil

Birçok şirket muhasebede kâr açıklıyor.

Ancak kasasında para bulunmuyor.

Çünkü;

satış gerçekleşmiş,

fatura kesilmiş,

gelir yazılmış,

ama tahsilat yapılmamış oluyor.

Muhasebe kârı; nakit anlamına gelmiyor.

7. Kur oynaklığı işletme sermayesini büyütüyor

İthal ham madde kullanan sanayi şirketleri; kur yükseldiğinde aynı üretimi yapabilmek için daha fazla sermayeye ihtiyaç duyuyor.

Kur riski artık sadece ihracatçıların değil, iç piyasaya çalışan şirketlerin de temel sorunu haline geldi.

8. Tedarikçiler de peşin çalışmak istiyor

Geçmişte; 120 günlük vadeler yaygındı.

Bugün ise birçok tedarikçi;

  • peşin ödeme,
  • kısa vade,
  • avans

istemeye başladı.

Bu durum işletme sermayesine ikinci bir baskı oluşturuyor.

Yeni finansman denklemi

2026 yılında şirketlerin başarısını artık sadece satış hacmi belirlemiyor.

Asıl belirleyici unsur; nakit dönüşüm hızıdır.

Şirketler şu üç süreyi birlikte yönetmek zorunda:

  • Stokta bekleme süresi
  • Alacak tahsil süresi
  • Borç ödeme süresi

Bu üç göstergenin toplamı, şirketin ne kadar işletme sermayesine ihtiyaç duyacağını belirliyor.

Kısacası, nakit dönüşüm döngüsü (Cash Conversion Cycle) kısaldıkça işletme sermayesi ihtiyacı azalıyor; uzadıkça finansman baskısı artıyor.

Çözüm nerede?

2026’nın yeni finansman anlayışı; “Daha fazla kredi kullan” değil, “Daha az işletme sermayesiyle daha hızlı nakit üret” yaklaşımı üzerine kuruluyor.

Başarılı şirketler artık;

  • günlük nakit akışını izliyor,
  • 13 haftalık nakit projeksiyonu hazırlıyor,
  • stoklarını optimize ediyor,
  • tahsilat sürelerini kısaltıyor,
  • düşük kârlı ürünlerden çıkıyor,
  • atıl varlıklarını nakde çeviriyor,
  • alternatif finansman kaynaklarını (faktoring, tedarikçi finansmanı, leasing vb.) daha etkin kullanıyor.

2026’nın kazananı kim olacak?

2026’nın kazananı en fazla üretim yapan şirket olmayacak. En fazla ciro yapan şirket de olmayacak.

En hızlı nakit üreten, işletme sermayesini en verimli kullanan ve finansman maliyetini en iyi yöneten şirketler ayakta kalacak.

Çünkü yeni dönemde rekabet sadece ürün ve fiyat üzerinden değil; likidite yönetimi, nakit akışı disiplini ve finansal dayanıklılık üzerinden şekilleniyor.

İşletme sermayesini koruyabilen şirketler, yalnızca bugünkü finansman baskısını aşmakla kalmayacak; aynı zamanda yatırım fırsatlarını değerlendirebilecek, tedarik zincirinde güvenilirliğini artıracak ve olası ekonomik dalgalanmalara karşı daha dirençli bir yapı oluşturacaktır.

2026’nın en değerli sermayesi artık makine parkı değil; yönetilebilen nakit akışıdır.

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

Marksist kârlılık oranının düşme eğilimi tezi ne anlatıyor?

Yayınlanma:

|

Marksist “kârlılık oranının düşme eğilimi” tezi, Karl Marx‘ın kapitalist sistem analizinin en önemli unsurlarından biridir. Temel iddia şudur:

Kapitalizm geliştikçe, uzun vadede sermayenin elde ettiği kâr oranı düşme eğilimi gösterir. Bu da sistemin kriz üretme eğilimini artırır.

Tezin temel mantığı

Marx’a göre bir işletmenin yatırımı iki ana bölümden oluşur:

  • Sabit sermaye (Constant Capital – C): Makine, fabrika, bina, teknoloji, hammadde vb.
  • Değişken sermaye (Variable Capital – V): İşçilere ödenen ücretler.

Marx’ın temel varsayımı şudur: Yeni değer ve artı değer yalnızca emek tarafından yaratılır.

Makine üretimi hızlandırır ancak kendi başına yeni değer üretmez; yalnızca sahip olduğu değeri ürüne aktarır.

Neden kâr oranı düşüyor?

Rekabet nedeniyle firmalar sürekli:

  • Daha fazla otomasyon kurar,
  • Daha gelişmiş makineler alır,
  • Robotlaşmaya gider,
  • Yapay zekâ kullanır.

Bunun sonucu:

  • Makine yatırımları artar.
  • İşçi sayısı göreli olarak azalır.
  • Yeni değer üreten unsurun (emek) toplam sermaye içindeki payı küçülür.

Marx bunu şu formülle ifade eder: Kâr Oranı = Artı Değer / (Sabit Sermaye + Değişken Sermaye)

Yani;

  • Pay (kâr) aynı hızla artmaz,
  • Payda (toplam sermaye) hızla büyür.

Sonuç: Kâr oranı zaman içinde düşme eğilimine girer.

Basit örnek

İlk durumda:

  • Makine: 100
  • İşçilik: 100
  • Artı değer: 100

Kâr oranı:

100 / (100+100) = %50

Sonra firma otomasyona geçiyor.

  • Makine: 400
  • İşçilik: 50
  • Artı değer: 50

Kâr oranı:

50 / (400+50) ≈ %11

Üretim artmış olabilir.

Satışlar artmış olabilir.

Toplam kâr bile artabilir.

Ancak sermayenin getirisi (kâr oranı) düşmektedir.

Marx’a göre bunun sonuçları

Bu süreç;

  • aşırı üretime,
  • kapasite fazlasına,
  • işsizliğe,
  • ücret baskısına,
  • finansal balonlara,
  • krizlere,
  • sermayenin merkezileşmesine,
  • tekelleşmeye

neden olur.

Her kriz, eski sermayenin bir kısmını tasfiye ederek kâr oranını geçici olarak yeniden yükseltir.

Marx’ın bahsettiği “karşıt eğilimler”

Marx, kâr oranının otomatik olarak sürekli düşeceğini söylemez. Düşüşü yavaşlatan veya tersine çevirebilen etkenleri de sıralar:

  • İşçilerin ücretlerinin baskılanması
  • Emek verimliliğinin artması
  • Daha ucuz hammadde bulunması
  • Yeni pazarların açılması
  • Dış ticaret
  • Teknolojik yeniliklerin maliyetleri düşürmesi
  • Finansal genişleme
  • Sermayenin değersizleşmesi (kriz sonrası)

Bu nedenle tez “kâr oranı mutlaka düşer” değil; “Kapitalizm içinde kâr oranı düşme eğilimine sahiptir; ancak bu eğilim dönem dönem çeşitli karşıt güçlerle dengelenebilir.”

Günümüzde nasıl yorumlanıyor?

Bu tez bugün de iktisatçılar arasında tartışmalıdır.

Tezi destekleyenler:

  • Uzun vadede gelişmiş ekonomilerde yatırım getirilerinin azalması,
  • Şirketlerin giderek daha fazla borçlanması,
  • Finansal krizlerin sıklaşması,
  • Teknoloji yatırımlarına rağmen verimlilik artışının yavaşlaması

gibi olguların Marx’ın analizini desteklediğini savunur.

Eleştirenler ise:

  • Teknolojinin sadece maliyet değil yeni talep ve yeni sektörler yarattığını,
  • Yenilikçi ürünlerin yeni kâr alanları oluşturduğunu,
  • Hizmet ekonomisi ve dijital platformların klasik sanayi modelini değiştirdiğini,
  • İnsan sermayesi, fikri mülkiyet ve yazılım gibi varlıkların değer yaratma biçimini dönüştürdüğünü

ileri sürer. Bu görüşe göre, uzun vadeli kârlılık yalnızca emek-sermaye oranıyla açıklanamaz.

Kısacası

Marksist kârlılık oranının düşme eğilimi tezi, kapitalizmin rekabet nedeniyle giderek daha fazla makine ve teknolojiye yatırım yaptığını; buna karşılık yeni değerin kaynağı olarak görülen emeğin göreli payının azaldığını ve bu nedenle sermayenin getirisi olan kâr oranının uzun vadede düşme eğilimi gösterdiğini savunur. Marx’a göre bu eğilim, kapitalist ekonomilerin krizlere neden yatkın olduğunun temel açıklamalarından biridir.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

Şirketlerde teknik batıklık alarmı: Öz kaynaklar neden eksiye düşüyor?

Teknik batıklık nasıl tespit edilir? TTK 376 kapsamında şirketleri bekleyen süreç…
Bilançoda görünmeyen tehlike: Teknik batıklık yatırımcıya ve kreditörlere ne anlatıyor?
Öz kaynaklar eriyor: Teknik batıklık şirketleri nasıl iflasa sürüklüyor?
Her teknik batık şirket iflas eder mi? İşte bilinmesi gereken kritik farklar

Yayınlanma:

|

Teknik batıklık, bir şirketin muhasebe ve hukuk açısından öz kaynaklarının (sermayesinin) eksiye düşmesi, yani varlıklarının borçlarını karşılayamaz hale gelmesidir.

Ancak teknik batıklık ile nakit sıkışıklığı veya iflas aynı şey değildir.

Teknik batıklık nedir?

En basit tanımıyla; Şirketin toplam borçları, varlıklarının gerçek değerinden daha fazlaysa şirket teknik olarak batıktır.

Formül olarak; Varlıklar – Borçlar = Öz Kaynak

Eğer;

  • Varlıklar: 900 milyon TL
  • Borçlar: 1,2 milyar TL

ise;

Öz kaynak = -300 milyon TL

Bu durumda şirket teknik olarak batıktır.

Teknik batıklık hangi koşullarda oluşur?

1. Öz kaynakların negatife dönmesi

En önemli kriter budur.

Bilançoda;

  • Ödenmiş sermaye
  • Geçmiş yıl zararları
  • Dönem zararı

toplamı sonucunda öz kaynaklar eksiye düşerse teknik batıklık ortaya çıkar.

2. Sürekli zarar edilmesi

Örneğin;

5 yıl üst üste zarar eden bir firma;

  • sermayesini tüketir
  • yedek akçelerini eritir
  • sonunda öz kaynak negatife döner.

3. Varlıkların gerçek değerinin düşmesi

Muhasebede duran varlıklar bazen yüksek görünür.

Ancak;

  • fabrika satılamıyorsa
  • arsanın değeri düşmüşse
  • stoklar elde kalmışsa
  • alacaklar tahsil edilemiyorsa

gerçek piyasa değerleri bilançodakinden düşük olabilir.

Bu durumda teknik batıklık daha ağır hale gelir.

4. Kur zararları

Özellikle döviz kredisi olan şirketlerde;

  • kur artışı
  • faiz giderleri

öz kaynakları hızla eritmektedir.

5. Faiz yükünün faaliyet kârını aşması

Faaliyet kârı oluşmasına rağmen; finansman gideri çok yüksekse; şirket sürekli dönem zararı yazmaya başlar.

Teknik batıklık nasıl tespit edilir?

Normal bilanço tek başına yeterli değildir.

Genellikle;

  • ara bilanço hazırlanır
  • varlıklar rayiç değerleriyle yeniden değerlenir
  • uzman raporu hazırlanır

Buna “borca batıklık bilançosu” denir.

Hukuken hangi durum önemlidir?

Türk Ticaret Kanunu‘nun 376. maddesi, sermaye kaybı ve borca batıklığı düzenler.

Başlıca eşikler şunlardır:

1) Sermayenin yarısının kaybı

Öz kaynak;  sermaye + yedeklerin %50’sinin altına düşerse, yönetim kurulu genel kurulu toplamak zorundadır.

2) Sermayenin üçte ikisinin kaybı

Bu durumda;

şirket;

  • sermaye azaltımı,
  • sermaye artırımı,
  • yeniden yapılandırma

gibi önlemler almak zorundadır.

3) Borca batıklık şüphesi

En kritik aşamadır.

Yönetim kurulu; şirketin aktiflerinin borçları karşılayıp karşılamadığını araştırmak zorundadır.

Eğer karşılamıyorsa; mahkemeye bildirim yükümlülüğü doğabilir (kanundaki istisnalar ve yapılandırma imkânları saklıdır).

Teknik batık olan şirket hemen iflas eder mi?

Hayır.

Bu çok önemli bir ayrımdır.

Bir şirket;

  • teknik batık olabilir,
  • ama güçlü nakit akışı sayesinde faaliyetini sürdürebilir.

Örneğin;

  • yıllık 8 milyar TL FAVÖK üreten,
  • ancak yüksek kur zararından dolayı öz kaynakları negatife düşen

bir şirket teknik olarak batık olabilir.

Buna rağmen;

  • bankalar kredi vermeye devam edebilir,
  • üretim sürebilir,
  • ihracat yapılabilir.

Teknik batıklık ile nakit sıkışıklığı aynı şey değildir

Nakit sıkışıklığı Teknik batıklık
Kasada para yoktur Öz kaynak negatiftir
Şirket kârlı olabilir Kârlı da zararlı da olabilir
Geçici olabilir Yapısal sorundur
Krediyle çözülebilir Sermaye veya borç yeniden yapılandırması gerekebilir

Teknik batıklıktan çıkış yolları

Şirketler şu yöntemlerle teknik batıklıktan çıkabilir:

  • Sermaye artırımı
  • Ortakların nakit koyması
  • Borcun sermayeye dönüştürülmesi (debt-to-equity swap)
  • Varlık satışı
  • Kârlılığın artırılması
  • Maliyet azaltımı
  • Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması kapsamında borçların yeniden yapılandırılması
  • Alacaklılarla uzlaşma
  • Stratejik ortak alınması

Teknik batıklık yatırımcı açısından ne ifade eder?

Teknik batıklık tek başına şirketin faaliyetlerini durduracağı anlamına gelmez; ancak finansal riskin yükseldiğini gösteren önemli bir uyarıdır. Yatırımcıların şu göstergeleri birlikte değerlendirmesi gerekir:

  • Öz kaynakların seyri
  • Net borç/FAVÖK oranı
  • Faiz karşılama oranı
  • İşletme sermayesi durumu
  • Nakit akışı
  • Kısa vadeli borçların çevrilebilirliği
  • Bağımsız denetim raporundaki süreklilik (going concern) değerlendirmesi
  • Bankalarla kredi ve yeniden yapılandırma süreçleri

Sonuç olarak, teknik batıklık bir muhasebe ve hukuki durumdur; iflas ise hukuki bir sonuçtur. Her teknik batık şirket iflas etmez, ancak teknik batıklığın giderilmemesi ve nakit akışının da bozulması halinde şirketin faaliyetlerini sürdürmesi ciddi şekilde zorlaşabilir. Bu nedenle teknik batıklık, erken uyarı niteliğinde kritik bir finansal göstergedir.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.