GÜNCEL
BÜLTEN: Ulusal kurtarıcı göreve başladı: Hoş geldin yüksek volatilite dönemi
Yayınlanma:
2 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Martin Luther King Jr. günü nedeniyle ABD piyasaları dün kapalı konumda olsa da, seçilmiş başkan Trump’ın yemin töreni öncesinde küresel mali piyasalar genel hatları ile iyimser bir seyir izledi. Hatta bir adım geriye gidersek, geride bıraktığımız hafta, her ne kadar tedirgin başlasa da, Trump’ın ekonomi takımının enflasyon yaratmamak adına kademeli tarife artışı senaryosu üzerinde çalıştığı yönünde haberler, yine ABD’de zayıf enflasyon verileri ile birleşerek haftanın iyimser bir havada tamamlanmasına neden olmuştu.
Seçim sürecinde ve sonrası büyük bir ‘gürültü’ kopartan Trump, dün yemin ederek ikinci kez ve 47. ABD Başkanı olarak göreve resmen başladı. Amerika’nın “ihanet ve çöküş yıllarından” kurtarılması gerektiğini vurgulayan Trump, göçmenlik politikalarını öncelikli hedefi olarak ilan ederken, kendisini Tanrı tarafından seçilmiş bir ulusal kurtarıcı olarak tanımladı. Soğuk hava nedeniyle Kongre Binasının içinde gerçekleştirilen törende yaptığı konuşmada, 2020 seçim sonuçlarına ve önceki dönemin politikalarına yönelik eleştirilerde bulunarak, başkanlık dönemini radikal bir dönüşüm ve yeniden yapılanma süreci olarak tanımladı. Göreve başlama gününü “Kurtuluş Günü” olarak adlandıran Trump, bu dönemin Amerika için yeni bir başlangıç olacağını ifade etti.
Trump’ın yemin töreni öncesinde ABD dolarında geniş çaplı bir düşüş yaşanırken, ABD borsalarının kapalı olduğu günde Avrupa hisse senetlerinin yükselişe geçtiğini gördük. Yeni yönetimden bir yetkilinin, Trump’ın göreve başlar başlamaz ithalat tarifeleri uygulamayacağı yönünde açıklaması piyasalarda iyimserlik yarattı. DXY, ABD’nin en büyük ticaret ortaklarının para birimleri karşısında sert düşüş yaşadı. Bu gelişmeler, Trump’ın kademeli bir ticaret politikası izleyebileceği algısını güçlendirdi. Ayrıca, Trump’ın yeni kripto parası $TRUMP piyasada büyük ilgi gördüğünü de not edelim.
Biraz daha detaylandırmak gerekirse, haftanın ilk iş günü mali piyasalar açısından temkinli iyimser bir mod ile geçtiğini söyleyebilirim. Trump yönetiminden gelen tarife artışı şimdilik yok yönünde haber ile ABD’de vadeli endeksler yükselişe geçerken, Kıta Avrupasının ortak para birimi EUR ilk nazarda 1,04 seviyelerine kadar yükseldi. Altının ons fiyatı 2,725 dolar seviyesine kadar yükselirken, amiral gemi Bitcoin ise dalgalı bir seyir kaydederek, 109bin dolar seviyesini aşmak suretiyle yeni bir rekor kırması ardından, yemin töreni sırasında sert bir şekilde geriledi.
Koltuğa oturduğu ilk gün, Meksika sınırında acil durum ve Paris iklim anlaşmasından çıkmak gibi pek çok noktada kararname imzalayan Trump, Reuters haberine göre, daha önce söz verdiği gibi ilk gün hemen gümrük vergisi uygulamasa da, yasa dışı göçmenler ve ABD’ye fentanil geçişi nedeniyle 1 Şubat itibariyle Kanada ve Meksika’dan yapılan ithalata %25 vergi uygulamayı düşündüğünü söylemesi, iyimser havayı törpüledi. Trump’ın ikinci döneminin yüksek volatilite ile geçeceğini hemen hemen her gün ele alsak da, malûmunuz olduğu üzere, bizi ilgilendiren en büyük konu başlığı ise izleyeceği politikalarının enflasyon üzerinde etkili olup olmayacağıdır. Daha önce de dile getirdiğimiz üzere, masanın altın kuralının yine değişmeyeceğini düşünüyoruz. Bir iş adamı ve pragmatist bir kişi olan Trump’ın ilk nazarda korku salarak devamında ise anlaşma yoluna gideceğini düşünüyoruz. Bu yönde izlenecek politikalarının da illaki enflasyonist olacağını iddia edemeyiz. Bu bağlamda geçen hafta %4,80 seviyesini test eden 10 yıllık gösterge ABD tahvil getirisi bu sabah %4,53 seviyesine kadar geriledi!
Türkiye cephesinde ise USDTRY kuru kamu otoritesinin kontrolünde 35,55 – 35,60 seviyelerinde salınmaya dün de devam etti. Öte yandan, EURUSD paritesinde yaşanan dünkü sert yükseliş ile EURTRY kuru anlamlı oranda artış kaydederek psikolojik 37,00 seviyesinin üzerine yükselerek son iki ayın en yükseğini test etti. Hatırlatma yapmak gerekirse, EUR cephesinde yaşanan anlamlı yükselişleri satış fırsatı olarak okuyacağımızı daha önce belirtmiştik. Bu minvalde, EUR’da yaşanan yükselişi EUR gelirlerini hedge etmek maksadı ile kullanılabileceğini düşünüyoruz. Öte yandan, TCMB’nin multi yılların zirvesine yükselen döviz rezervlerindeki iyileşmenin de yardımı ile, KKM’den çıkış stratejisini hızlandırdığını görüyoruz. Dün yapılan açıklamada, altı ve on iki vadeli KKM hesabı açma ve yenileme imkânlarının sonlandırıldığı paylaşıldı.
BİST100 ana endeksi günü %0,5 oranında artışla tamamlarken önemli bir eşik olarak gördüğümüz 10bin endeks seviyesinin de üzerinde kapanış gerçekleştirdi. Öte yandan, bankacılık endeksinin %1,25 yükseldiği günde, yeni para girişinin istenilen düzeyde olmaması, yabancı yatırımcının da uzun süredir devam eden ilgisizliği, yükselişin kalıcı olup olmayacağını sorgulattı. Öte yandan, TCMB’nin 2025 yılına faiz indirim hikâyesi ile başlamasının yanı sıra başarılı geçen ihalelerinin de yardımı ile TL cinsi tahvil faizleri ikincil piyasada gevşeme dün de devam ederken, son dört iş gününde iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %1’den fazla gerileyerek %38,60 seviyesini test etti. Siyasi tarafta ise, Zafer Partisi Başkanı Özdağ Cumhurbaşkanına, CHP Gençlik Kolları Başkanı Aydın ise Başsavcıya hakaret ithamı ile gözaltına alındı. Olaya itiraz eden İstanbul Büyükşehir Başkanı İmamoğlu hakkında soruşturma başlatıldı.
Elbette, gözler Trump’ın dün akşam yemin törenini takip etse de, akıllarda TCMB’nin Perşembe günü sonuçlanacak olağan PPK toplantısının da bulunduğunun altını çizelim. Bizler, eğer bir dış şok olmazsa, TCMB’nin yılın geriye kalan her toplantısında 250 baz puan faiz indirimine giderek politika faizini %27,50 seviyesine çekeceğine kesin gözüyle bakıyoruz. Perşembe günü TCMB’nin piyasada var olan fazla TL likiditesini çekmek adına zorunlu karşılık oranında artışa da gidebileceğini düşünüyoruz. Dün TL referans faiz günü %46,64 seviyesinden tamamladı. Düşen faiz ortamında canlanacak kredi talebi ile konutun bu yıl iyi bir yatırım tercihi olacağını düşündüğümüzü daha önce de paylaşmıştık. Cuma günü açıklanan veriye göre konut fiyatları Aralık ayında %2 artıp uzun aradan sonra ilk kez reel artış kaydettiğinin de altını çizelim.
Gözler bir diğer taraftan da, Davos zirvesini takip ediyor. Davos Zirvesi bu yıl “Akıllı Çağ için İşbirliği” temasıyla, teknoloji, sürdürülebilirlik ve küresel işbirliğinin ekonomik büyümeye etkilerini ele alıyor. Liderler, yapay zeka, dijital dönüşüm ve yeşil enerji gibi kritik konularda stratejik ortaklıkların önemini vurgularken, yeni nesil teknolojilerin fırsatları ve risklerini tartışıyor. Zirve, küresel ekonominin yeniden şekillendiği bu dönemde, yenilikçi çözümlerle ortak hareket etmenin gerekliliğine dikkat çekiyor.
Yeni gün başlangıcında, Asya borsaları, ABD Başkanı Donald Trump’ın ticaret politikalarına dair açıklamaları ve gümrük tarifesi tehditleriyle dalgalı bir seyir izledi. Trump’ın Meksika ve Kanada’ya %25 gümrük vergisi uygulama planı, özellikle Meksika pezosu ve Kanada doları üzerinde baskı oluştururken, ABD doları değer kazandı. Çin’e yönelik %60’a varan tarifelerden bahsedilmemesi, kısa süreli bir rahatlama sağlasa da, piyasalarda belirsizliği artırdı. Genel olarak, Trump yönetiminin ticaret politikalarının detayları netleşmediği için yatırımcılar dikkatli bir şekilde pozisyon alırken, piyasalarda volatilitenin devam edeceği beklentisi ise netleşen tek başlık oldu.
Çin borsası hafif de olsa yükselirken, Hong Kong borsası önderliğinde Asya genelinde hâkim rengin yeşil olduğunu not edelim. Kripto para cenahında, Trump yönetiminden gevşek düzenleme politikaları beklentisi, dijital varlıklarda başlangıçta ralliyi tetiklese de, kazançların geri verildiğini gördük. Petrol fiyatları ise, ABD’nin enerji üretimini artırma planları nedeniyle düşüş yaşarken, altın güvenli liman edası ile son iki buçuk ayın zirvesine yükseldi. Gram bazında da 3,118 TL ile başka bir rekora imza atıldığını da hazır yeri gelmişken söyleyelim. Mali piyasaların gündeminde bugün Türkiye’de konut satışları, Almanya’da ise ZEW eğilim endeksi takip edilebilir.
Emre Değirmencioğlu
İlginizi Çekebilir
Erol Taşdelen
Şirketiniz 25-16 ve 25-12 geriye düştüğünde ne yapıyor?
Yayınlanma:
8 saat önce|
07/09/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Filenin Sultanları’nın İtalya karşısındaki finalini çocuklarınıza mutlaka izletin. Şirket çalışanlarınıza da izletin. Çünkü bu maçta onlarca iş kitabının anlatmaya çalıştığı liderlik, kriz yönetimi, takım ruhu, motivasyon, dayanıklılık ve vazgeçmeme kültürünü 122 dakikada canlı olarak gördük.
Ben olsam bu maçı bir kurumsal eğitim materyali olarak kullanırım.
Hatta yöneticilere tek bir soru sorarım: “Sizin şirketiniz 25-16 ve 25-12 geriye düştüğünde ne yapıyor?”
Çünkü şirketler iyi günlerde değil, 25-16 ve 25-12 geriye düştüklerinde gerçek karakterlerini gösterir.
Filenin Sultanları’nın Avrupa finalinde yaşadığı tam olarak buydu.
İlk set: 25-16 İtalya.
İkinci set: 22-25 Türkiye.
Üçüncü set: 25-12 İtalya.
Final oynuyorsunuz.
Rakibiniz dünyanın en güçlü takımlarından biri. İtalya sıralamada dünya birincisi.
Üçüncü sette 13 sayı fark yemişsiniz. Ve bir sonraki seti kaybederseniz Avrupa şampiyonluğu gidiyor. İşte tam burada normalde birçok takımın psikolojisi çöker.
Ama asıl hikâye burada başlıyor.
Vargas ağlıyor…
Belki de maçın en önemli görüntüsü buydu.
Melissa Vargas gibi dünyanın en önemli oyuncularından biri, üçüncü setin ardından yaşadığı hayal kırıklığıyla gözyaşlarına boğuluyor.
Düşünün:
Finaldesiniz.
Milyonlarca insan sizi izliyor.
En önemli oyuncunuz ağlıyor.
Takımın morali yerde.
Rakip özgüvenli.
Skor kötü.
İşte şirketlerde de kriz tam olarak böyle gelir.
Bir anda satışlar düşer.
Nakit akışı bozulur.
Banka limitleri daralır.
Maliyetler yükselir.
En iyi çalışanınız istifa eder.
Rakip agresifleşir.
Yönetim baskı altına girer.
Ve birileri çıkar: “Bu şirket artık toparlanamaz” der.
Peki Filenin Sultanları ne yaptı?
Vargas’ı suçlamadı.
Takım arkadaşını yalnız bırakmadı.
Krizi büyütmedi.
Birbirlerine sahip çıktılar.
Ve yeniden sahaya çıktılar.
Bence bu maçın iş dünyasına verdiği en büyük derslerden biri budur.
İyi takım, kötü günde belli olur
İyi günde herkes takım olabilir.
Satışlar yükselirken herkes mutludur.
Kâr açıklanırken herkes yöneticidir.
Primler dağıtılırken herkes şirketini sever.
Asıl mesele şudur: İşler kötü gittiğinde ne yapıyorsunuz?
Bir çalışan hata yaptığında onu herkesin önünde küçük düşürüyor musunuz?
Yoksa hatasını düzeltmesi için yanında mı duruyorsunuz?
Bir departman hedefini tutturamadığında suçlu mu arıyorsunuz?
Yoksa çözüm mü arıyorsunuz?
Bir yönetici psikolojik olarak çöktüğünde onu yalnız mı bırakıyorsunuz?
Yoksa: “Buradayız, beraber toparlayacağız” mı diyorsunuz?
Filenin Sultanları’nın üçüncü setten sonraki görüntüsü, bunun cevabını veriyor.
25-12’den sonra ne yaptılar?
Dördüncü set başlıyor. Türkiye o çöküşten öyle bir çıkıyor ki seyirci inançlı ve rakip şaşkın. Uzatma setine hızlı ek enerji ile başlandı.
Türkiye: 1-5 önde.
Sonra: 3-10 önde.
Takımın psikolojisinde şu düşünce oluştu: “Bugün olacak.”
Türkiye’nin düşüncesi dönüştü: “Daha maç bitmedi.”
Ve oyun değişiyor.
İtalya’nın rahatlığı bozuluyor.
Türkiye’nin özgüveni yükseliyor.
Seyircinin enerjisi sahaya yansıyor.
Türkiye dördüncü seti: 21-25 kazanıyor.
Bir anda maç yeniden başlıyor.
İşte şirket yönetiminde buna kriz dönüşü denir.
Geçmişteki skoru değiştiremezsiniz.
25-12 artık 25-12’dir.
Ama: Bir sonraki sayıyı kazanabilirsiniz.
Şirketlerde de aynı.
Geçmişte yaptığınız hatayı silemezsiniz.
Ama bir sonraki kararı doğru verebilirsiniz.
Beşinci set: İşte karakter burada ortaya çıkıyor
Final seti başlıyor.
Skor: 4-4.
Artık hata yapmanın maliyeti çok yüksek.
Türkiye disiplinini kaybetmiyor. 5-9 öne geçiyor.
Sonra: 7-12.
İtalya’nın direnci kırılmaya başlıyor.
Ve son: 10-15.
Maç bitiyor.
Türkiye Avrupa Şampiyonu!
İşte burada çok önemli bir yönetim dersi var: Krizden çıkmak yetmez. Krizden çıktıktan sonra disiplininizi korumanız gerekir.
Çünkü şirketler çoğu zaman krizde değil, krizden çıktıklarını zannettikleri anda hata yapar.
“En iyi çalışanım kurtarsın” anlayışı şirketleri kurtarmaz
Vargas olağanüstü bir oyuncu.
Ama Vargas tek başına şampiyon olmadı.
Takım oldu.
Herkes üzerine düşeni yaptı.
Birisi hücum etti.
Birisi blok yaptı.
Birisi savunma yaptı.
Birisi topu çıkardı.
Birisi moral verdi.
Birisi kenardan destek oldu.
İşte şirket de böyle çalışır.
CEO tek başına şirketi kurtaramaz.
Genel müdür tek başına şirketi büyütemez.
Finans direktörü tek başına nakit akışını düzeltemez.
Satış ekibi tek başına kâr yaratamaz.
Operasyon tek başına müşteri memnuniyeti sağlayamaz.
Şampiyonluğu yıldızlar değil, takım kazanır.
Kurumsal şirketlerin en büyük problemi: Krizde birbirini suçlamak
Türkiye’de şirketler kriz dönemlerinde bazen çok yanlış bir refleks gösteriyor:
Suçlu aramak.
Satış suçlanır.
Finans suçlanır.
Muhasebe suçlanır.
Banka suçlanır.
Ekonomi suçlanır.
Müşteri suçlanır.
Rakip suçlanır.
Çalışan suçlanır.
Herkes suçludur ama kimse çözüm üretmez.
Oysa kriz masasında sorulması gereken soru: “Kim suçlu?” değil.
“Bir sonraki sayıyı nasıl alacağız?” olmalı.
Filenin Sultanları bunu yaptı.
25-12’yi tartışmadılar.
25-21’i aldılar.
Sonra beşinci seti kazandılar.
Ve kupayı kaldırdılar.
Çocuklara bu maçı izletin
Çünkü çocuklara hayatı anlatırken sadece: “Başarılı ol” demek yetmez.
Onlara başarısızlıkla ne yapacaklarını da öğretmek gerekir.
Bu maç çocuğa şunu öğretiyor:
Kaybedebilirsin.
Üzülebilirsin.
Ağlayabilirsin.
Korkabilirsin.
Moralin bozulabilir.
Ama…
Bırakmak zorunda değilsin.
İnsan hayatında bundan daha önemli kaç ders vardır?
Şirketler çalışanlarına da izletmeli
Ben özellikle kurumsal şirketlerin bu tür maçları eğitimlerde kullanması gerektiğini düşünüyorum.
Maçı izlettikten sonra çalışanlara şu sorular sorulabilir:
1. Bizim şirketimiz 25-12 geriye düşse ne yapar?
2. Krizde ilk refleksimiz suçlamak mı, çözüm üretmek mi?
3. Takım arkadaşımız çöktüğünde yanında oluyor muyuz?
4. Yöneticilerimiz kötü haber geldiğinde paniğe mi kapılıyor?
5. Çalışanlarımız şirketin hedefini kendi hedefi gibi görüyor mu?
6. Rakip öne geçtiğinde mücadele gücümüz azalıyor mu?
7. Son ana kadar disiplinimizi koruyabiliyor muyuz?
Bu soruların cevapları, şirketinizin gerçek kültürünü ortaya çıkarır.
10 iş kitabı okuyacağınıza bazen bir maç izleyin
Kişisel gelişim sektöründe milyarlarca liralık kitap, seminer ve eğitim satılıyor.
“Liderlik.”
“Takım çalışması.”
“Motivasyon.”
“Başarı.”
“Mindset.”
“Resilience.”
“Change management.”
Hepsini okuyabilirsiniz.
Ama bazen iyi bir final maçı, bunların tamamını bir arada gösterebilir.
Çünkü kitap size teoriyi anlatır.
Bu maç ise: Teorinin sahadaki uygulamasını gösterdi.
Vargas’ın gözyaşı duygusal dayanıklılığı gösterdi.
Takım arkadaşlarının desteği takım ruhunu gösterdi.
25-12 sonrası geri dönüş kriz yönetimini gösterdi.
- setteki mücadele stratejik dönüşü gösterdi.
- setteki disiplin liderliği ve odaklanmayı gösterdi.
10-15’teki son sayı ise: Vazgeçmemenin sonucunu gösterdi.
İş dünyasında da maç 25-12’de bitmez
Bence bu finalden çıkarılacak en önemli cümle şu: “Skor kötü olabilir ama maç bitmediyse hikâye bitmemiştir.”
Bir şirketin bilançosu kötü olabilir.
Borcu fazla olabilir.
Kredileri pahalı olabilir.
Nakit akışı bozulmuş olabilir.
Satışları düşmüş olabilir.
Rakibi pazar payını almış olabilir.
Ama bunların hiçbiri tek başına: “Bitti” demek değildir.
Çünkü şirketlerde de son düdük çalmadan sonuç belli olmaz.
Önemli olan 25-12’den sonra ne yaptığınızdır.

Avrupa’nın zirvesinden Los Angeles’a
Filenin Sultanları bu olağanüstü mücadeleyi Avrupa şampiyonluğuyla tamamladı.
Türkiye üst üste ikinci kez Avrupa’nın zirvesine çıktı.
Üstelik finalde karşısındaki rakip sıradan bir takım değildi.
Dünya voleybolunun en güçlü ekiplerinden İtalya’ydı.
Bu şampiyonlukla birlikte Türkiye, Los Angeles 2028 Olimpiyatları’na katılma hakkını elde eden ilk takım olmanın da gururunu yaşadı.
Ama benim için kupadan daha önemli olan başka bir şey var.
Bu takım bize “yeniden ayağa kalkmayı” gösterdi.
İş dünyasının da buna çok ihtiyacı var.
Son söz
Çocuklarınıza bu maçı izletin.
Gençlere izletin.
Çalışanlarınıza izletin.
Yöneticilerinize izletin.
Ve özellikle kriz yaşayan şirket sahiplerine izletin.
Sonra şu soruyu sorun: “Biz 25-12 geriye düştüğümüzde ne yapıyoruz?”
Eğer cevabınız: “Dağılıyoruz” ise şirket kültürünüzü yeniden düşünmenin zamanı gelmiştir.
Eğer cevabınız: “Suçlu arıyoruz” ise daha büyük bir probleminiz vardır.
Ama cevabınız: “Birbirimize sahip çıkar, oyunu yeniden kurar ve bir sonraki sayıya odaklanırız”
ise…
O şirketin hâlâ şansı vardır.
Çünkü bazen Avrupa Şampiyonluğu ile iflas arasındaki fark; 25-12’den sonra ne yaptığınızdır.
Filenin Sultanları’na helal olsun.
Bize sadece bir kupa değil, krizden çıkmanın canlı dersini verdiler.
Erol TAŞDELEN – Ekonomist
Erol Taşdelen
Konkordato alırım, bankalara faizi sildiririm diyenlere dikkat!
Yayınlanma:
9 saat önce|
07/09/2026Yazan:
Erol Taşdelen
“Konkordato ilan ederiz, bankalara faizi sildiririz. Ana parayı da 2 yıl ödemesiz, 7 yıl vadede öderiz…”
Son dönemde finansal sıkıntıya giren bazı şirket sahiplerine bu tür “formüller” pazarlayan, danışman görüntüsündeki kişilere dikkat etmek gerekiyor.
Çünkü bu söylem kulağa kolay bir kurtuluş reçetesi gibi gelse de, yanlış yönlendirme şirketi kurtarmak yerine iflasa sürükleyebilir.
Konkordato, bankalara karşı pazarlık masasına oturup “faizi silelim, ana parayı uzun vadeye yayalım” denilecek basit bir mekanizma değildir.
Banka neden faizi silsin?
Öncelikle şu gerçekle yüzleşmek gerekiyor: Banka para işini bilir.
Bir şirketin borcunun ne kadarının gerçekten sürdürülebilir olduğunu, nakit akışının ne söylediğini, teminatların değerini, şirketin faaliyet kârlılığını ve borç ödeme kapasitesini profesyonel ekipleriyle analiz eder.
Dolayısıyla bir danışmanın; “Konkordato al, bankalar faizi zaten siler” şeklindeki yaklaşımı son derece tehlikelidir.
Banka açısından konu yalnızca “faiz” değildir.
Bankanın karşısında; anapara riski, tahsilat süresi, teminat kalitesi, şirketin faaliyetlerinin devam edip edemeyeceği, ortakların şirkete koyacağı kaynak, nakit akışı, diğer alacaklıların durumu, şirketin gerçek borç ödeme kapasitesi gibi çok sayıda değişken vardır.
“2 yıl ödemesiz, 7 yıl vade” her şirket için kurtuluş değildir
Bir başka tehlikeli söylem ise şu: “2 yıl hiç ödeme yapma, sonra 7 yılda ödersin”.
Peki şirket iki yıl sonra gerçekten ödeme yapabilecek mi?
Bugün para kazanamayan, faaliyetlerinden yeterli nakit üretemeyen bir şirketin borcunu yalnızca ileri bir tarihe taşımak, problemi çözmez.
Sadece problemin tarihini erteler. Hatta borç yeniden yapılandırılırken faiz, masraf, komisyon, teminat ve diğer maliyetler dikkate alındığında şirketin toplam yükü daha da farklı bir noktaya gelebilir.
Bu nedenle asıl soru: “Borcu kaç yıl vadeye yayarım?” değil, “Bu şirket hangi nakit akışıyla bu borcu gerçekten ödeyebilir?” olmalıdır.
Konkordato şirketi otomatik olarak kurtarmaz
Konkordato bir “borç silme programı” değildir.
Amaç, şartları oluştuğunda borçlunun mali durumunun düzeltilmesine ve alacaklıların da mümkün olduğunca tatmin edilmesine imkân sağlayan hukuki bir süreçtir. Burada şirketin gerçek faaliyet gücü kritik önemdedir. Şirket; “Konkordato ilan ederim, bankalar bekler” mantığıyla hareket ederse ciddi bir yanılgıya düşebilir. Çünkü konkordato sürecine girmekle şirketin ekonomik gerçekleri ortadan kalkmaz.
Satış yoksa satış yaratmak, kârlılık yoksa kârlılık yaratmak, yüksek maliyet varsa maliyeti düşürmek, yanlış yatırımlar varsa bunları düzeltmek gerekir.
En büyük hata: Bankayı düşman görmek
Finansal sıkıntıya giren bazı şirketlerde en büyük hatalardan biri bankayı “karşı taraf” olarak görmektir. Oysa banka açısından da en iyi senaryo, kredinin tahsil edilmesidir.
Şirket gerçekten yaşayabilecek durumdaysa banka ile masaya oturup gerçekçi bir yeniden yapılandırma yapılması çoğu zaman daha sağlıklı olabilir. Ancak bunun için şirketin masaya; gerçek bilanço, gerçek nakit akışı, gerçek borç tablosu, gerçek teminat yapısı, gerçek faaliyet kârlılığı, uygulanabilir iş planı ile gelmesi gerekir.
Sadece “Konkordato ilan ederiz” demek plan değildir.
Danışman seçerken çok dikkat!
Şirket sahipleri özellikle bu dönemde “borcunuzu sildiririz”, “bankaları masaya oturturuz”, “faizi tamamen sildiririz”, “7-8 yıl vade alırız” gibi kesin vaatlerde bulunan kişilere karşı dikkatli olmalı. Çünkü şirketin kaderini, sosyal medyada anlatılan birkaç başarı hikâyesine göre belirlemek son derece risklidir.
Konkordato kararı bir sloganla değil, finansal analizle verilmelidir.
Şirketin önce şu soruya cevap vermesi gerekir: “Konkordato sonrası bu şirket gerçekten yaşayabilecek mi?”
Cevap hayırsa, konkordato yalnızca iflası geciktirebilir. Cevap evetse, o zaman hukuki süreç, finansal yeniden yapılandırma ve bankalarla müzakere birlikte değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak: Konkordato bir “borçtan kurtulma kampanyası” değildir. Bankaya; “Faizi sil, 2 yıl bekle, sonra 7 yılda ana parayı ödeyeyim” demek de tek başına finansal çözüm değildir.
Şirket sahipleri, kendilerine kolay ve kesin sonuçlar vaat eden “danışman görünümlü çakallara” değil, şirketin gerçek finansal durumunu ortaya koyabilecek yetkin finans, hukuk ve yeniden yapılandırma uzmanlarına güvenmeli.
Çünkü bankalar para işini gerçekten bilir.
Asıl mesele bankayı kandırmak değil, şirketi yeniden para kazanabilir hale getirmektir.
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
GÜNCEL
Filenin Sultanları Avrupa’nın zirvesinde: Türkiye üst üste ikinci kez şampiyon
Yayınlanma:
16 saat önce|
06/09/2026Yazan:
BankaVitrini
Filenin Sultanları yine tarih yazdı! A Milli Kadın Voleybol Takımı, 2026 CEV Avrupa Şampiyonası finalinde İtalya’yı 3-2 mağlup ederek üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonu oldu.
İstanbul Sinan Erdem Spor Salonu’nda oynanan dev final, nefesleri kesti. İtalya karşısında mücadeleye 1-0 geride başlayan milliler, pes etmeyerek karşılaşmayı karar setine taşıdı ve 3-2’lik zaferle Avrupa’nın zirvesindeki yerini korudu.
İlk set İtalya’nın
Karşılaşmanın ilk setinde İtalya, özellikle Egonu ve Antropova’nın hücumdaki etkili oyunuyla üstünlük sağladı. İtalya seti 25-16 kazanarak mücadelede 1-0 öne geçti.
İkinci sette toparlanan Filenin Sultanları, oyunun kontrolünü eline aldı. Milliler seti 25-22 kazanarak skoru 1-1’e getirdi.
Üçüncü sette İtalya yeniden üstünlüğü ele geçirdi ve 25-12 ile 2-1 öne geçti.
Ancak Türkiye dördüncü sette müthiş bir geri dönüşe imza attı. Milliler, seti 25-21 kazanarak maçı karar setine taşıdı.
Karar setinde büyük zafer
Şampiyonu belirleyen beşinci sette büyük bir mücadele yaşandı. Filenin Sultanları kritik anlarda daha az hata yaparak seti 15-10, maçı da 3-2 kazandı.
Böylece Türkiye, Avrupa Şampiyonası’nda üst üste ikinci kez altın madalyanın sahibi oldu.
2023’ten sonra ikinci Avrupa şampiyonluğu
Daniele Santarelli yönetimindeki Türkiye, 2023 yılında Sırbistan’ı finalde 3-2 mağlup ederek tarihinde ilk kez Avrupa şampiyonu olmuştu.
2026’da ise finalde bu kez İtalya’yı aynı skorla geçen milliler, Avrupa şampiyonluğunu ikinci kez Türkiye’ye getirdi.
Türkiye turnuva boyunca yalnızca bir maç kaybetti. Grup aşamasında Polonya’ya mağlup olan milliler; son 16 turunda Azerbaycan’ı, çeyrek finalde Almanya’yı, yarı finalde ise Sırbistan’ı geçerek finale yükseldi.
Olimpiyat yolunda da tarihi başarı
Filenin Sultanları’nın Avrupa şampiyonluğu yalnızca bir kupa anlamına gelmiyor.
Türkiye, 2026 CEV Avrupa Şampiyonası’nı kazanarak 2028 Los Angeles Olimpiyatları’na katılma hakkı elde etti.
A Milli Kadın Voleybol Takımı, kadın voleybolunda Avrupa kıtasından olimpiyat kotası alan ilk ülke oldu.
Türk voleybolu zirvede
A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın Avrupa şampiyonluğunun yanı sıra 2026 yılında Türk kadın voleybolunun kulüpler düzeyindeki başarısı da dikkat çekti. VakıfBank, 2026 CEV Şampiyonlar Ligi finalinde Eczacıbaşı Dynavit’i 3-1 yenerek Avrupa’nın en büyük kulüp kupasını yedinci kez kazandı.
Milli takımın Avrupa’da üst üste gelen başarısı ve Türk kulüplerinin uluslararası arenadaki üstünlüğü, Türkiye’nin kadın voleybolunda Avrupa’nın en güçlü ülkelerinden biri haline geldiğini bir kez daha gösterdi.
Filenin Sultanları bir kez daha Avrupa’nın zirvesinde.
Şampiyon Türkiye! 🇹🇷🏆🏐
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.053)
- BANKA ANALİZLERİ (152)
- BANKA HABERLERİ (3.625)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (597)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.981)
- GÜNCEL (4.588)
- GÜNDEM (3.569)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (147)
- ŞİRKETLER (2.739)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (582)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.489)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (833)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (119)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (62)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (94)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- OpenAI'da yaprak dökümü sürüyor: Bir yönetici daha ayrıldı 25/08/2026
- İran'dan kritik iki temas 25/08/2026
- Halkbank'a 1,1 milyar dolarlık ilave kaynak 25/08/2026
- IMF Başkanı Georgieva: Küresel ekonomi enerji şokuna direniyor 25/08/2026
- İran'dan ekonomik savaş çıkışı 25/08/2026
- SpaceX'te yeni üs yatırımı planı 25/08/2026
- Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kabine toplantısı sonrası açıklamalar 25/08/2026
- Anthropic'ten yatırımcılara devasa 'pazar' sunumu 25/08/2026
- "Hürmüz'deki mayınlar temizlendi" 25/08/2026
- Sektörel güven endeksleri geriledi 25/08/2026
SON YAZILAR
- Şirketiniz 25-16 ve 25-12 geriye düştüğünde ne yapıyor? 07/09/2026
- Konkordato alırım, bankalara faizi sildiririm diyenlere dikkat! 07/09/2026
- Filenin Sultanları Avrupa’nın zirvesinde: Türkiye üst üste ikinci kez şampiyon 06/09/2026
- TL Kredide %32,2 Kritik Eşik: 2027’de Dolar Kredisi Avantajlı mı? 06/09/2026
- Kontrolmatik’te ödeme krizi büyüyor 05/09/2026
- İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem 05/09/2026
- Fonlarda vergi ayarı: Yüzde 10 stopaj resmen başladı 05/09/2026
- Enflasyon düşüyor ama hayat pahalılığı bitmiyor 03/09/2026
- Piyasalar soluklandı: Zayıf istihdam Fed korkusunu törpüledi. Gözler TÜİK’te 03/09/2026
- Perakende devlerinde kârlılık alarmı: BİM pozitif ayrıştı 01/09/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini5 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
