GÜNCEL
İSO ikinci 500 listesi açıklandı
Yayınlanma:
12 ay önce|
Yazan:
BankaVitrini
İstanbul Sanayi Odası (İSO), Mayıs ayında açıkladığı 2024 yılı “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu (İSO 500)” araştırmasının ardından, İSO 500’e göre daha küçük ve orta ölçekli kuruluşları kapsayan “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu (İSO İkinci 500)” araştırmasının 2024 sonuçlarını da bugün kamuoyu ile paylaştı.
İSO İkinci 500 araştırması, her yıl olduğu gibi bu yıl da daha küçük ve orta ölçekli kuruluşların içinden geçtiği ekonomik ve finansal koşullar, ihracat performansları, istihdam, AR-GE ve teknoloji faaliyetleri açısından gelişimlerine ilişkin önemli sonuçlar ortaya koydu.
Kuşkusuz bu sonuçları değerlendirirken küresel ekonomideki kırılganlık ve belirsizliklerin yanı sıra yurt içinde uygulanan sıkı para politikalarının sanayi kuruluşlarımıza etkilerini de göz önünde bulundurmak gerekiyor.

İSO İkinci 500 araştırmasının aynı zamanda sıralama ölçütü ve en önemli sonuçlarından biri olan “Üretimden Net Satışlar”. 2024 yılı sonuçlarına bakıldığında üretimden satışlarını 988 milyar liradan 1 trilyon 393 milyar liraya çıkaran İSO İkinci 500 şirketlerinin yüzde 41’lik artış performansının geçmiş üç yılın altında kaldığı görülüyor.
2024’te yüzde 41,1 olan yıllık ortalama Yurt İçi Üretici Fiyatları Endeksi (Yİ-ÜFE) ile arındırıldığında üretimden satışlar reel olarak binde 1 oranında geriledi. Böylece 2022’de yüzde 10,4; 2023’te yüzde 5,2 olan üretimden satışlardaki reel düşüş eğilimi tıpkı İSO 500’de olduğu gibi üst üste üçüncü yıla taşınmış oldu.
2024 yılındaki bu zayıf performansta iç ve dış gelişmeler belirleyici rol oynadı. Yurt içinde 2024 Nisan ayından itibaren sıkı para politikaları daha kapsamlı şekilde uygulanmaya başlandı. Buna bağlı olarak iç talepte başlayan kademeli yavaşlama sanayi sektörünün satışlarını olumsuz etkiledi.
Yurt dışında ise 2024 yılı genelinde ihracat pazarlarında zayıf seyreden talep, artan maliyet baskılarının satış fiyatlarına yeterince yansıtılamaması, Türk lirasındaki reel değerlenme eğilimi ve güçlü doların yol açtığı parite etkisi, sanayi sektörünün uluslararası rekabet gücünü zayıflatarak satış performansını düşürdü.
İSO İkinci 500’ün En Büyük Üç Şirketi
Üretimden satışlar baz alınarak yapılan 2024 yılı İSO İkinci 500 sıralamasına göre İstanbul Asfalt Fabrikaları 4 milyar 186 milyon TL ile ilk sırayı aldı. Onu 4 milyar 185 milyon TL ile Yılmaz Redüktör takip ederken Boyteks Tekstil 4 milyar 169 milyon TL ile üçüncü oldu.
2024 yılı İSO İkinci 500 sıralamasına üretimden satışları 4 milyar 186 milyon TL ile 1 milyar 820 milyon TL arasında kalan şirketler girebildi. İSO İkinci 500’ün 2023 yılı listesinde yer alan şirketlerin üretimden satışları ise 2 milyar 958 milyon TL ile 1 milyar 294 milyon TL bandında gerçekleşmişti.
2024 yılında 66 yeni kuruluş İSO İkinci 500 sıralamasında yer alma başarısı gösterdi. 41 kuruluş 2023 araştırmasında İSO 500’de iken 2024’te İSO İkinci 500’e geriledi. 393 kuruluş araştırmanın son iki yılında da (2023, 2024) İSO İkinci 500 sıralamasında yer aldı.

2024 yılında zayıflayan küresel talep koşullarına rağmen Türkiye’nin ihracatı yüzde 2,4 ile ılımlı bir artış göstererek 261,8 milyar dolara yükselmiş, sanayi sektörü ihracatı yüzde 2,6 artışla 252,1 milyar dolar olmuştu. İSO İkinci 500’ün ihracatı ise yüzde 6,2 artışla 15,9 milyar dolara çıktı.
İSO İkinci 500’ün ihracat artışı, İSO 500’ün üzerinde gerçekleşti. Bu durum büyük ölçüde İSO İkinci 500’de sayısal olarak daha fazla ağırlığa sahip olan tekstil ve giyim sektörlerindeki güçlü ihracat performansından kaynaklandı.

Bu gelişmeler sonucunda İSO İkinci 500’ün Türkiye sanayi ihracatı içindeki payı 2024 yılında 0,2 puan artarak yüzde 6,3’e yükseldi.

2024 yılında İSO 500’de olduğu gibi İSO İkinci 500’de de karlar sert düşüşler gösterdi. Satışlardaki zayıf performansın yanı sıra maliyetlerde gerçekleşen yüksek artışlar faaliyet karlılığını olumsuz etkiledi.
İSO İkinci 500’ün faaliyet karı 2024’te yüzde 18,9 oranında azalarak 145 milyar liradan 118 milyar liraya geriledi. Buna paralel olarak faaliyet karlılığı oranı da yüzde 12,6’dan yüzde 7,3’e indi. Bu oran 2014-2023 ortalaması olan yüzde 10,9’un oldukça altında gerçekleşti.
İSO İkinci 500’ün 2024’te vergi öncesi kar ve zarar toplamı yüzde 63,8 oranında düşüşle 95 milyar TL’den 34 milyar TL’ye geriledi. Satış karlılığı oranı ise yüzde 8,2’den yüzde 2,1’e inerken, bu oran son on yılın ortalaması olan yüzde 7’nin oldukça altında kaldı.
Vergi öncesi kar ve zarar toplamındaki düşüşte enflasyon muhasebesi uygulaması sonucunda oluşan 20,6 milyar TL’lik net enflasyon düzeltmesi zararının da etkisi söz konusu oldu. Bu zararın satış karlılığına etkisi 1,3 puan olarak gerçekleşti. Bu uygulama yapılmasaydı İSO İkinci 500’ün satış karlılığı yüzde 2,1 değil, yüzde 3,4 olacaktı.
Bir diğer önemli karlılık göstergesi olan faiz, amortisman ve vergi öncesi kar/zarar toplamı ise yüzde 16’lık sınırlı artışla 177 milyar TL’den 205 milyar TL’ye yükseldi. Buna karşılık FAVÖK karlılığı oranı 2,6 puan düşüşle yüzde 15,3’ten yüzde 12,7’ye geriledi. Söz konusu oran 2014-2023 ortalaması olan yüzde 13,8’in altında kaldı.
2024 yılında İSO İkinci 500’ün tüm karlılık göstergelerinde olumsuz bir tablo yaşandı.

Karlılıktaki zayıf performans, kar ve zarar eden kuruluşlar sayısında da kendini açıkça gösterdi.
İSO İkinci 500’de vergi öncesi dönem kar ve zarar büyüklüğüne göre 2023 yılında kar eden kuruluş sayısı 428 iken, bu sayı 2024 yılında 341’e geriledi. Zarar eden kuruluş sayısı da 72’den 159’a yükseldi. Bu sayı, İSO İkinci 500’ün açıklanmaya başladığı 1997’den bu yana en yüksek değer olarak dikkat çekti.

Diğer taraftan, operasyonel karlılığı gösteren faiz, amortisman ve vergi öncesi kar/zarar büyüklüğü esas alındığında, kar eden firma sayısının 495’ten 470’e gerilediği ve zarar eden firma sayısının 30 ile 2013 sonrasındaki en yüksek seviyesine çıktığı görülüyor.
İSO İkinci 500’ün karlılık bileşenlerini yansıtan bu tablo geçen yıl ile kıyaslandığında, 2023’ün ardından 2024 yılında da net kambiyo zararının oluştuğu görülüyor. Aynı yılda enflasyon muhasebesi uygulaması nedeniyle de nette düzeltme zararı ortaya çıkmış.
İSO İkinci 500 şirketleri 2024 yılında kambiyo ve enflasyon düzeltmesi işlemleri haricindeki diğer gelirlerden 40 milyar TL’lik net kar elde etti. Bu rakamın net satışlara oranı da yüzde 1,6’dan yüzde 2,5’e yükseldi.
Üretim faaliyeti dışı gelirler içerisinde faiz, temettü, iştirak, menkul kıymet, duran varlık satışı, komisyon vb. gibi pek çok kalem yer alıyor.

Finansman giderleri geçmiş yıllarda olduğu gibi 2024’te de hem İSO 500’de hem de İSO İkinci 500’de sanayi kuruluşlarının karlılıklarında temel belirleyicilerden biri olmayı sürdürdü.
İSO İkinci 500’ün finansman giderleri yüzde 45,4 oranında artarak 95 milyar TL’ye yükseldi. Aynı yılda faaliyet karı ise yüzde 18,9 azalışla 118 milyar TL’ye geriledi. Böylece finansman giderlerinin faaliyet karına oranı 35,8 puanlık çarpıcı bir artışla yüzde 80,9’a yükseldi.
2014-2023 ortalamasının yüzde 43,4 olduğu düşünüldüğünde, yıllardan beri hep işaret edildiği üzere sanayiciler ana faaliyetlerinden elde ettiği karın yarısının da ötesinde, kazandığı paranın 4/5’ünden fazlasını finansman giderlerine ayırmak gerçeğiyle karşı karşıya kalmış bulunuyor.

Bilindiği üzere, enflasyon muhasebesi uygulaması 2023 yılında aktifler ve özkaynaklar başta olmak üzere bilanço büyüklüklerinde önemli artışlara yol açmıştı. İSO İkinci 500 şirketleri bu anlamda incelendiğinde, 2024 yılında enflasyon düzeltmesinin etkisinin daha sınırlı kaldığı görülüyor.
Bu verilere bakıldığında aktif tarafında dönen varlıkların yüzde 35,5, duran varlıkların ise yüzde 38,7 oranında büyüdüğü ortaya çıkıyor. Böylece aktif toplamındaki artış yüzde 37 olarak gerçekleşti.
Pasif tarafında ise özkaynaklar yüzde 41,3 oranında artarken, toplam borçlardaki artış yüzde 32,2 ile daha düşük kaldı. Bu da 2023’te olduğu gibi 2024’te de özkaynakların aktiflerin üzerinde büyüdüğünü gösteriyor.

İSO İkinci 500 borç ve özkaynakların dağılımı açısından da çarpıcı veriler sunuyor. Hatırlatmak gerekirse, 2023’te uygulanan enflasyon düzeltmesi, İSO İkinci 500’ün kaynak yapısını esas itibarıyla özkaynaklar üzerinden etkilemiş ve kaynak dağılımını iyileştirici rol oynamıştı.
2024’te de kaynak yapısındaki değişim özkaynaklar lehine gerçekleşmiş gözüküyor. 2023’ten 2024’e özkaynakların toplam aktifler içindeki payı yüzde 53,6’dan yüzde 55,2’ye çıkarken toplam borçların payı yüzde 46,4’ten yüzde 44,8’e geriledi.

İSO İkinci 500’de 2023 yılında yüzde 76,7 artan toplam borçlar 2024 yılında yüzde 32,2 oranında büyüdü. Alt kalemler incelendiğinde, 2023 yılında yüzde 66 olan mali borçlardaki artış, 2024 yılında yüzde 45,1’e geriledi. Diğer borçlar ise 2023 yılındaki yüzde 87,5’lik artışın ardından 2024’te yüzde 20,6 ile çok daha düşük oranda arttı.
2024 yılında önceki üç yılın aksine mali borçlar diğer borçların üzerinde büyüdü. Bu durum, yükselen faizlere rağmen nispeten daha küçük ve orta ölçekli kuruluşların finansman ihtiyacını karşılamak için kredi kullanmak durumunda kaldığına işaret ediyor.

Borçların vadelerine göre gelişiminde ise özellikle kısa vadeli mali borçlardaki artışın yavaşlaması dikkat çekiyor. Bu durum, kısa vadeli mali borçların toplam mali borçlar içindeki payına da yansıyor.
Şöyle ki 2021 ve 2022’de artış eğilimi sürdüren kısa vadeli mali borçların toplam borçlar içindeki payı, uygulanan sıkı para politikalarının kısa vadeli mali borçlanma imkanlarını azaltmasının da etkisiyle 2023’te yüzde 59,1’e, 2024’te ise yüzde 57,4’e geriliyor. Ancak yine de bu oranlar 2021 ve öncesine göre oldukça yüksek düzeylerde kalmayı sürdürüyor.

Sanayicilerin uzun yıllardır dile getirdiği ve makul bir çözüm bulunması noktasında çeşitli öneriler sunduğu devreden KDV alacakları sorunu, gerek İSO 500 gerekse İSO İkinci 500 şirketleri için hala devam ediyor.
Hatırlanacağı üzere devreden KDV yükü, İSO 500 için 2024 yılında yüzde 26,9 artışla 84,7 milyar TL’ye yaklaşmıştı. İSO İkinci 500’de de devreden KDV bir önceki yıla göre yüzde 24 oranında artarak 17,4 milyar TL’ye yükselmiş durumda.
Söz konusu artış, enflasyonun altında kalması bakımından geçtiğimiz yıllara göre bir nebze daha pozitif tablo sunsa da sanayicilerin bu döngüyü uzun zamandır devlete sıfır faiz ve sonsuz vade ile borç verilmesi olarak gördüklerini hatırlatmak gerekiyor.
Özellikle enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde, devreden KDV sorunu sanayi kuruluşlarının nakit akışı açısından daha da önemli bir yük haline geliyor.

İSO İkinci 500’ün dikkat çeken bir başka göstergesi de teknoloji yoğunluklarına göre yaratılan katma değer dağılımı. Bu verilere bakıldığında, en yüksek pay yüzde 41 ile yine düşük teknoloji yoğunluklu sanayilere ait. Ancak bu grubun payı geçen yıla göre 3,6 puan düşüş gösterdi.
Buna karşılık orta-düşük teknolojili sanayilerin payı 1,5 puan artarak yüzde 27,7’ye; orta-yüksek teknolojili sektörlerin payı 2,3 puan artışla yüzde 28’e yükselmiş durumda.
Yüksek teknoloji grubun payı ise 0,3 puan düşüşle yüzde 3,3’e gerilemiş bulunuyor.
Bu veriler, özellikle orta-yüksek ve yüksek teknolojili sektörler toplamının İSO İkinci 500’de ilk kez yüzde 30 bandını aştığına işaret etse de ulaşılan noktanın yeterli olmadığı açık. Dijitalleşme ve yeşil dönüşümün küresel rekabete damga vuracağı bir gelecek açısından sanayiciler olarak bu alanda daha fazla çaba harcamamız gerekiyor.

Sanayi kesiminin rekabetçiliği için AR-GE faaliyetleri hayati önemini koruyor. İSO İkinci 500’de AR-GE yapan kuruluş sayısı, son yıllardaki durağan seyrin ardından 2024’te 11 kuruluş daha artarak 238 ile en yüksek düzeyine ulaştı.

AR-GE yapan firma sayısındaki artışın yanı sıra 2024 yılında İSO İkinci 500’ün AR-GE harcamaları anket verileri ile 8,6 milyar TL olarak gerçekleşti. Bu rakam, 2023 yılındaki 3,9 milyar TL’lik harcama tutarına göre yüzde 120’lik artışa işaret ediyor.
AR-GE harcamalarının üretimden satışlara oranı da binde 62 ile en yüksek düzeyine çıktı. Teknolojiye dayalı, nitelikli ve katma değer üretebilen bir sanayi için firmalarımızın AR-GE’yi daha çok odaklarına almaları gerekiyor.

Türkiye genelinde sanayi istihdamındaki artışın sınırlı kaldığı 2024 yılında İSO İkinci 500’ün istihdamı yüzde 2,2 artışla 291 bin kişiyi aştı. Aynı yılda ödenen maaş ve ücretlerdeki artış ise yüzde 90,9 ile enflasyonun oldukça üzerinde gerçekleşti.

İSO İkinci 500’de halka açık kuruluşların sayısı 2017-2023 arasında iniş çıkışlı bir seyir izledikten sonra 2024 yılında da artış eğilimini sürdürdü. 2023 yılında 4 adet artışla 30’a yükselen halka açık kuruluşlar sayısı, 2024 yılında 9 adet daha artarak 39 ile en yüksek seviyesine çıktı.
Halka açılmalar, sermayenin tabana yayılması ve özellikle sanayi kuruluşlarının kaliteli finansman kaynaklarına erişimi açısından oldukça önemli. İSO 1000 içinde halka açık kuruluşlar sayısında yaşanan artış, sanayide halka açılma eğiliminin kuvvetlenmeye başladığını gösteriyor.

İSO İkinci 500’de yabancı sermaye paylı kuruluşların sayısında 2018-2021 arasında yaşanan artışı, 2022 yılındaki duraklamanın ardından 2023 yılında yeniden hızlı bir düşüş takip etti. 2024 yılında ise yabancı sermaye paylı kuruluşların sayısı 1 adet artarak 67 ile yatay seyrini korudu.
Yabancı sermaye paylı kuruluşların sayısındaki gelişmeler, firmaların sermaye yapılarındaki değişimlerin yanı sıra İSO 500 ile İSO İkinci 500 arasındaki geçişlerden de etkileniyor.

İSO İkinci 500’de yer alan kuruluşlar bağlı olduğu oda bilgilerine göre sıralandığında, yıllar itibarıyla sanayideki Anadolu ağırlığının artmakta olduğu ve Türkiye’deki dağılımının daha dengeli bir gelişim göstermeye başladığı dikkat çekiyor.
Son yıllarda sayısal olarak düşüş göstermesine karşın, İstanbul Sanayi Odası 135 şirket ile halen İSO İkinci 500 içinde en büyük paya sahip. İstanbul Sanayi Odası’na üye kuruluşların sayısı 2024 yılında 1 adet arttı. İstanbul’u 38 şirket ile Ege Bölgesi Sanayi Odası izlerken, Kocaeli ve Gaziantep 36, Bursa 34, Ankara 21 şirket ile üst sıralarda yer alıyor.

İSO İkinci 500’ün, İSO tarafından oluşturulmuş olan 10’lu sektör gruplandırmasına göre dağılımına bakıldığında, firmaların yüzde 62’sinin 4 sektör grubunda toplandığı görülüyor.
Bunlar sırasıyla 108 firmayla “gıda ürünleri sanayi”, 75 firmayla “kimyasal ürünler, plastik ve kauçuk ürünleri sanayi”, 68 firmayla “tekstil ürünleri sanayi”, 61 firmayla “ana metaller ve makine imalat sanayi” sektörleri.
Söz konusu dört sektör aynı zamanda 2024 yılı verilerine göre üretimden net satışların da yaklaşık yüzde 62’sini gerçekleştiriyor. Diğer taraftan ilk üçteki sektörlerin üretimden net satışlar içindeki payı geçen yıla göre azalırken dördüncü sıradaki sektörün payında hafif bir iyileşme dikkat çekiyor.

2024 yılı İSO İkinci 500 sıralamasında üretimden satışlar büyüklüğüne göre ilk 10 şirketin sıralaması tablodaki gibi gerçekleşti. Buna göre İSO İkinci 500’de ilk sırayı 4 milyar 186 milyon liraya yaklaşan üretimden satışlar tutarı ile “İstanbul Asfalt Fabrikaları San. ve Tic. A.Ş.” aldı. Bu kuruluş 2023 yılında İSO İkinci 500’de 283. sırada yer alıyordu.
Bu firmanın hemen ardından ikinci sırada 4 milyar 185 milyon liralık üretimden satışları ile “Yılmaz Redüktör San. ve Tic. A.Ş.” bulunuyor. Yılmaz Redüktör, 2023 yılında İSO 500 içerisinde 412. sıradaydı.
Üçüncü sırada yer alan kuruluş ise 4 milyar 169 milyon lira ile “Boyteks Tekstil San. ve Tic. A.Ş.” oldu. Bu kuruluş da 2023 yılında İSO 500’de 490. sırada yer almıştı.

“Kısa bir süre önce açıkladığımız İSO 500’ün ardından tamamladığımız İSO İkinci 500 araştırmamız da sanayimizin içinden geçmekte olduğu zorlu süreci ortaya koyması açısından önemli bilgiler içeriyor. İSO İkinci 500 şirketlerinin 2024 sonuçlarına baktığımızda; satışlarda zayıf performans, maliyetlerde yükseliş ve karlılıkta bozulma şeklinde özetleyebileceğimiz bir tablo ile karşı karşıyayız.
İSO 500’le kıyaslandığında İSO İkinci 500’ün bazı göstergelerinde daha olumlu, bazılarında ise düşündürücü gelişmelerin yaşandığını söyleyebiliriz. Öncelikle 2024’te İSO İkinci 500’ün üretimden satışları üretici enflasyonuyla paralel bir artış kaydederek reelde binde 1 ile sınırlı düşüş göstermiş. Buna rağmen, üretimden satışları reel olarak yüzde 3,4 daralan İSO 500’e göre nispeten olumlu bir performans söz konusu. Yine de İSO İkinci 500’ün üretimden satışlarında son üç yıldır reel düşüş yaşanması da dikkat çekici. Diğer taraftan, İSO İkinci 500 şirketlerinin ihracatındaki yüzde 6,2’lik artışı ve istihdamdaki istikrarlı genişleme eğiliminin altıncı yıla taşınmasını da çok değerli buluyorum.
Tabii madalyonun bir de diğer yüzü var: Oraya baktığımızda; önceki yıllardan farklı olarak İSO İkinci 500’ün faaliyet karlılığında belirgin bir aşınma görüyoruz. Zira İSO İkinci 500’de satışların maliyeti ile faaliyet giderleri 2024’te uzun yıllardır görmediğimiz düzeylere ulaşmış bulunuyor. Dahası, yükselen faizlere rağmen finansman ihtiyacının sürmesi nedeniyle mali borçlar ve dolayısıyla finansman giderleri de önemli ölçüde artmış. Dolayısıyla finansman giderlerinin faaliyet karına oranı da çarpıcı bir şekilde yüzde 45’ten yüzde 81’e sıçramış durumda.
Bizi kısmen de olsa teselli eden gelişme ise tüm zorluklara rağmen İSO İkinci 500’ün AR-GE eğiliminde görülen artış. Bunun yanı sıra İSO İkinci 500’de düşük teknoloji yoğunluklu sektörlerden orta-düşük ve orta-yüksek sektörlere doğru bir kayma olmasını, gelecek adına umut verici bir eğilim olarak görmeliyiz.
İSO 500’e göre nispeten daha küçük ve orta işletmeleri kapsayan İSO İkinci 500’ün sonuçlarını değerlendirirken, kuşkusuz şirketlerimizin 2024 yılını nasıl bir ekonomik atmosferde geçirdiğini de unutmamalıyız. Dünyada artan ekonomik ve ticari kutuplaşma, Avrupa’nın geleneksel imalat sektörlerinde derinleşen kriz ve genel anlamda sıkı seyreden dış finansal koşulların damga vurduğu 2024 yılında, ülkemizdeki enflasyonla mücadele adımları da sanayi kuruluşlarımızın ekonomik faaliyetleri açısından belirleyici önemdeydi. Bir yandan enflasyonu kontrol altına almak, diğer yandan dış kırılganlıkları azaltmak, büyümeyi dengeli ve sürdürülebilir bir patikaya taşımak gibi hedefler doğrultusunda hayata geçirilen ekonomi programının, özellikle 2024’ün ikinci çeyreğinden itibaren daha kapsamlı bir şekilde uygulanmaya başlanması, finansman maliyetlerini arttırmış, iç tüketimde ivme kaybına yol açmıştı.
İşte; bugün açıkladığımız İSO İkinci 500 verileri de bütün bu dış ve iç ekonomik gelişmelerin sanayi sektörlerimiz üzerindeki baskıyı artırdığını açıkça ortaya koyuyor. Özellikle gerek üretim gerekse işletme faaliyetleri açısından krediye erişime duyarlılığı daha yüksek olan küçük ve orta ölçekli işletmelerimizin bunu güçlü bir şekilde hissettiğini görüyoruz.
Bu faaliyet koşullarına karşın sanayimiz, ekonomimizin daha sağlıklı ve rasyonel bir zemine oturması için verilen mücadeleye, güçlü bir sorumluluk anlayışıyla; üreterek, ihracat yaparak ve istihdam yaratarak destek vermeye devam ediyor. Bu nedenle, yaşadıkları birçok sıkıntıya karşın 2024 gibi zorlu bir yılda sanayi sektörlerimizin göstermiş olduğu bu performans takdire şayandır. Ayrıca, ekonomideki en temel işlevi olan üretmeyi sürdürüp, aş ve iş yaratmayı başararak Türkiye’nin ve Türkiye ekonomisinin yanında olduğunu gösteren sanayicilerimize, değerli bilgilerini bizimle paylaştıkları ve araştırmamıza katıldıkları için teşekkür ediyoruz.”
Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu – 2024 araştırmasının sonuçlarını görmek için tıklayınız.
İlginizi Çekebilir
BANKA HABERLERİ
Kara para ile mücadelede yeni dönem: Bankalar ve finans sektörüne sıkı denetim
Kara para ile mücadelede yeni dönem: Bankalar ve finans sektörü için 2026–2030 yol haritası açıklandı
MASAK odaklı yeni strateji devrede: Finans sektörünü daha sıkı denetim dönemi bekliyor
Yayınlanma:
14 saat önce|
04/07/2026Yazan:
BankaVitrini
Bankavitrini.com | Haber Analiz
4 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı’nın 2026/7 sayılı Genelgesi ile “Türkiye’de Suç Gelirlerinin Aklanması ve Terörizmin Finansmanı ile Mücadele ve Müsadere Uygulamalarında Etkinliğin Artırılması Strateji Belgesi (2026-2030)” yürürlüğe girdi.
İlk bakışta teknik bir düzenleme gibi görünse de, belge aslında Türk finans sisteminin önümüzdeki beş yıl boyunca nasıl denetleneceğinin yol haritasını ortaya koyuyor.
Bu strateji yalnızca MASAK’ı değil;
- Bankaları
- Katılım bankalarını
- Elektronik para kuruluşlarını
- Ödeme kuruluşlarını
- Faktoring ve finansman şirketlerini
- Kripto varlık hizmet sağlayıcılarını
- Sigorta şirketlerini
- Aracı kurumları
- Noterleri
- Gayrimenkul sektörünü
- Kuyumcuları
yakından ilgilendiriyor.
Türkiye neden yeni bir strateji hazırladı?
Türkiye 2024 yılında FATF’in gri listesinden çıkmayı başarmıştı. Ancak gri listeden çıkmak, denetimlerin bittiği anlamına gelmiyor.
Aksine; Türkiye şimdi elde ettiği kazanımı kalıcı hale getirmek ve yeniden riskli ülkeler arasına girmemek için yeni dönemin stratejisini oluşturuyor.
Bu nedenle 2026-2030 belgesi; “Sadece yasa çıkarmak yetmez. Uygulama da aynı ölçüde güçlü olmalıdır” mesajını veriyor.
Belgenin ana amacı ne?
Strateji belgesi üç temel hedef üzerine kurulmuş durumda.
1) Suç gelirinin sisteme girmesini önlemek
Amaç yalnızca suçluyu yakalamak değil;
Parayı yakalamak.
Bunun için;
- para hareketleri izlenecek
- mal varlıkları araştırılacak
- şüpheli para transferleri incelenecek
- suçtan elde edilen kazançlara el konulacak.
2) Terör finansmanını engellemek
Yalnızca kara para değil;
- terör örgütlerine finansman
- yasa dışı para akışları
- uluslararası fon transferleri
çok daha yakından izlenecek.
3) Kurumların birlikte hareket etmesi
Belgenin en dikkat çeken yönlerinden biri de bu.
Eskiden;
- MASAK ayrı,
- savcılık ayrı,
- emniyet ayrı,
- bankalar ayrı süreç yürütüyordu.
Yeni dönemde; ortak veri paylaşımı, ortak analiz, ortak operasyon mantığı öne çıkıyor.
Finans sektörü açısından neler değişecek?
Belgenin en önemli etkisi finans kuruluşları üzerinde olacak.
1. KYC süreçleri sertleşecek
Bankalar artık müşterisini yalnızca kimlik gösterdi diye kabul etmeyecek.
Daha ayrıntılı şekilde;
- gelir kaynağı
- servetin kaynağı
- işlem amacı
- ortaklık yapısı
- nihai faydalanıcı (UBO)
- ticari faaliyet çok daha ayrıntılı sorgulanacak.
Bu durum özellikle;
- yüksek tutarlı işlemlerde
- yabancı müşterilerde
- karmaşık şirket yapılarında daha belirgin hale gelecek.
2. Şüpheli işlem bildirimleri artacak
MASAK’a yapılan ŞİB (Şüpheli İşlem Bildirimi) sayısında ciddi artış bekleniyor. Bankalar artık; “Acaba bildirmesem olur mu?” yerine; “Bildireyim, incelemeyi MASAK yapsın” yaklaşımını benimseyecek.
Bu nedenle; çok sayıda olağan dışı işlem raporlanabilecek.
3. İç kontrol sistemleri büyüyecek
Bankalarda;
- AML
- Compliance
- Uyum
- İç Denetim
- Risk Yönetimi birimleri daha fazla personel istihdam etmek zorunda kalabilir.
Yapay zekâ destekli işlem izleme sistemlerine yatırımlar hızlanabilir.
4. Dijital bankacılık daha fazla izlenecek
Özellikle;
- mobil bankacılık
- FAST
- EFT
- QR ödeme
- elektronik para
- fintech işlemleri gerçek zamanlı risk analizine tabi tutulabilecek.
Elektronik para kuruluşlarını neler bekliyor?
Son yıllarda en hızlı büyüyen alanlardan biri ödeme kuruluşları oldu.
Bu nedenle;
Papara,
Paycell,
Tami,
Sipay,
ve diğer elektronik para kuruluşları çok daha yoğun denetime tabi olabilir.
Özellikle;
- hesap açılışları
- kimlik doğrulama
- işlem limitleri
- para transfer zincirleri yakından izlenecek.
Kripto para işlemleri daha fazla mercek altında
Belge doğrudan kripto para demese de; FATF standartları nedeniyle;
- kripto borsaları
- cüzdan hizmetleri
- stablecoin transferleri
- uluslararası kripto hareketleri çok daha ayrıntılı analiz edilecek.
Travel Rule uygulamaları daha etkin hale gelebilir.
Şirketler açısından anlamı ne?
Artık yalnızca bankalar değil;
şirketler de;
- ortaklık yapısını,
- gerçek faydalanıcı bilgisini,
- ticari işlemlerini,
- para akışını çok daha şeffaf hale getirmek zorunda kalacak.
Özellikle;
- nakit yoğun sektörler
- ithalat-ihracat yapan firmalar
- döviz işlemleri yüksek şirketler daha fazla incelemeyle karşılaşabilir.
FATF neden bu kadar önemli?
FATF; kara para ile mücadelede dünyadaki en güçlü uluslararası organizasyonlardan biri.
Bir ülkenin;
- yatırım çekebilmesi
- bankalarının muhabir banka ilişkilerini sürdürebilmesi
- uluslararası fon bulabilmesi büyük ölçüde FATF değerlendirmelerine bağlı.
Dolayısıyla; Türkiye’nin bu belgeyi yayımlaması; yalnızca iç hukuk açısından değil, uluslararası yatırımcı güveni açısından da önemli bir mesaj niteliği taşıyor.
Bankalar için yeni risk alanları
Önümüzdeki dönemde özellikle şu başlıklarda denetimler artabilir:
- Yetersiz müşteri tanıma süreçleri
- Eksik şüpheli işlem bildirimi
- Gerçek faydalanıcı bilgisinin eksik alınması
- Yüksek riskli müşteri sınıflandırmaları
- Uluslararası para transferleri
- Kripto varlık bağlantılı işlemler
- Nakit yoğun müşteri portföyleri
- Yaptırım listeleriyle eşleşme kontrolleri
- Uyum programlarının etkinliği
- İç denetim raporlarının yeterliliği
Finans sektörüne olası etkileri
Yeni strateji;
Kısa vadede:
- Uyum maliyetlerini artıracak.
- Operasyonel süreçleri uzatabilecek.
- Müşteri kabul süreçlerini zorlaştırabilecek.
- Denetim sayısını artırabilecek.
Orta ve uzun vadede ise:
- Finans sistemine duyulan güveni artırabilir.
- Türkiye’nin uluslararası finans piyasalarındaki itibarını güçlendirebilir.
- Yabancı yatırımcı açısından risk algısını azaltabilir.
- Bankacılık sisteminin şeffaflığını artırabilir.
Bankavitrini.com değerlendirmesi
2026–2030 Strateji Belgesi, yalnızca MASAK’ın çalışma planı değil; Türkiye’nin finansal sistemini uluslararası standartlarla daha uyumlu hale getirmeyi amaçlayan kapsamlı bir dönüşüm programıdır.
Önümüzdeki dönemde bankalar, ödeme ve elektronik para kuruluşları, finansman şirketleri ve diğer yükümlüler açısından “uyum (compliance)” artık destekleyici bir fonksiyon olmaktan çıkıp, kurumların sürdürülebilirliği açısından stratejik bir yönetim alanına dönüşecektir.
Kara para aklama ve terörizmin finansmanı ile mücadelede risk temelli yaklaşım, gerçek faydalanıcının tespiti, müşterini tanı (KYC) süreçlerinin güçlendirilmesi, şüpheli işlem bildirimlerinin etkinleştirilmesi ve kurumlar arası veri paylaşımı yeni dönemin temel unsurları olacaktır.
Bu stratejinin başarısı, yalnızca yeni düzenlemelerin yayımlanmasına değil; bankaların, finansal kuruluşların ve denetim otoritelerinin bu kuralları etkin, tutarlı ve teknolojik altyapıyla desteklenmiş şekilde uygulayabilmesine bağlı olacaktır.
Sonuç olarak, 2026–2030 dönemi Türk finans sektörü için “daha fazla şeffaflık, daha fazla gözetim ve daha güçlü uyum kültürü” dönemi olarak kayda geçmeye aday görünmektedir.

Erol Taşdelen
Kredi freni ekonomiyi nereye götürüyor? Reel sektör alarm veriyor
Reel sektöre kredi freni neden hâlâ devam ediyor?
Enflasyon düşmedi, üretim yavaşladı… Peki bu politikanın sonu nereye gidiyor?
Yayınlanma:
2 gün önce|
03/07/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Merkez Bankası’nın temel yaklaşımı oldukça net: “Kredi büyümesini yavaşlatırsak iç talep azalır, talep azalınca fiyat artışları da yavaşlar”. Teoride bu yaklaşım klasik para politikasının temelidir. Ancak uygulamada ortaya çıkan tablo çok daha karmaşık hale geldi.
Bugün gelinen noktada üretici, sanayici ve ihracatçılar şu soruyu soruyor: Enflasyon hâlâ yüksekken neden üreten kesim finansmana erişemiyor?
TCMB neden kredi musluklarını kapatıyor?
Merkez Bankası’nın temel amacı;
- İç talebi azaltmak
- Krediyle tüketimi frenlemek
- Döviz talebini sınırlamak
- Cari açığı kontrol altında tutmak
- TL’nin değerini korumak
- Enflasyon beklentilerini kırmak
Özellikle;
- ihtiyaç kredileri
- ticari krediler
- KOBİ kredileri
üzerindeki büyüme sınırları bu nedenle getirildi.
Çünkü para politikasının temel varsayımı şudur: Az kredi = Az harcama = Az talep = Düşük enflasyon
Teoride doğru görünmektedir.
Peki neden istenen sonuç alınamadı?
Çünkü Türkiye’deki enflasyon yalnızca talep kaynaklı değildir.
Enflasyonun önemli bölümü;
1. Kur geçişkenliği: İthal girdi maliyetleri, Enerji, Hammadde, Ara malı lojistik
2. Vergiler: ÖTV, KDV, Kamu zamları
3. Gıda: Tarım maliyetleri, İklim, Arz yetersizliği
4. Konut: Kira, Barınma maliyetleri
5. Hizmet sektörü: Ücret artışları, Personel giderleri gibi arz yönlü nedenlerden oluşuyor.
Dolayısıyla; Talebi kısmak, arz kaynaklı enflasyonu tek başına düşürmeye yetmiyor.
En büyük yük neden reel sektörün üzerine bindi?
Burada önemli bir ayrım oluştu. Talebi azaltmaya yönelik politika uygulanırken; üretim için gereken finansman da aynı şekilde daraltıldı. Oysa; tüketici kredisi ile işletme sermayesi kredisi aynı ekonomik etkiyi oluşturmaz. Birisi tüketim yaratır. Diğeri üretimi sürdürür.
Bugün birçok firma;
- hammadde alamıyor
- stok oluşturamıyor
- maaş ödemekte zorlanıyor
- vergi-finansman arasında tercih yapmak zorunda kalıyor.
Reel sektörün karşı karşıya olduğu tablo
Bugün birçok sanayi kuruluşunda; İşletme sermayesi eriyor
Nakit döngüsü uzuyor. Tahsilatlar gecikiyor. Vadeler açılıyor. Faiz maliyeti yükseliyor.
Ticari alacak büyüyor
Şirket birbirine kredi açıyor. Banka yerine tedarikçi finansman sağlıyor. Risk tüm zincire yayılıyor.
Yatırımlar duruyor
Makine yatırımı, Kapasite artırımı, Yeni fabrika, AR-GE hepsi erteleniyor.
İstihdam baskı altına giriyor
İlk aşamada; fazla mesailer kaldırılıyor. Sonra; işe alımlar duruyor. Ardından; personel azaltmaları geliyor.
İflas ve konkordato riski büyüyor
Son aylarda; Finansal Yeniden Yapılandırma (FYY), konkordato, takipteki alacaklar, Varlık Yönetim Şirketi satışları aynı anda yükseliyor.
Bu tesadüf değildir. Hepsi aynı finansman krizinin farklı yansımalarıdır.
Kredi durursa ekonomi nasıl etkilenir?
Ekonomide kredi; insan vücudundaki kan dolaşımına benzer. Kan dolaşımı tamamen durursa; organlar çalışamaz. Kredi akışı tamamen yavaşlarsa; üretim zinciri kopmaya başlar.
Bunun sonuçları;
- üretim düşer
- yatırım azalır
- kapasite kullanım oranı geriler
- işsizlik artar
- iflaslar çoğalır
- bankaların takipteki alacakları yükselir
- vergi gelirleri azalır.
Sonuçta büyüme de zayıflar.
Paradoks oluşuyor
Enflasyonu düşürmek amacıyla; üretim yavaşlıyor. Üretim yavaşlayınca; arz azalıyor. Arz azalınca; fiyat baskısı yeniden oluşabiliyor. Yani; enflasyonu düşürmeye çalışan politika, bazı sektörlerde arzı azaltarak enflasyonu tekrar besleyebiliyor.
Bu nedenle birçok ekonomist; talebi baskılamak ile üretimi baskılamanın aynı şey olmadığını vurguluyor.
Sürekli yüksek faiz ve kredi kısıtı sürdürülebilir mi?
Uzun süre devam etmesi halinde şu riskler artar:
- Sermaye yapısı zayıf firmaların piyasadan çekilmesi.
- Sağlıklı işletmelerin bile nakit sıkışıklığı nedeniyle finansal strese girmesi.
- Bankaların takipteki kredi oranlarının yükselmesi.
- Varlık Yönetim Şirketlerine daha fazla sorunlu kredi devri.
- Üretim kapasitesinde kalıcı kayıplar.
- İhracat rekabet gücünün zayıflaması.
- İşsizlikte artış.
- Potansiyel büyüme hızının düşmesi.
Bu nedenle kredi sıkılaştırmasının süresi ve kapsamı kritik önem taşır. Kısa vadede dezenflasyon programını destekleyebilir; ancak uzun süre ve ayrım gözetmeden uygulanması, ekonominin üretim kapasitesini aşındırma riski taşır.
Çözüm ne olabilir?
Ekonomi yönetiminin önündeki temel denge, tüketimi finanse eden krediler ile üretimi finanse eden kredileri aynı sepete koymamaktır.
Öne çıkan politika seçenekleri şunlardır:
- Üretim, ihracat ve yatırım amaçlı kredilerin daha seçici biçimde desteklenmesi.
- KOBİ’lerin işletme sermayesi ihtiyacına yönelik, performans kriterlerine bağlı kredi kanallarının güçlendirilmesi.
- Verimlilik ve katma değer yaratan yatırımlar için uzun vadeli finansman mekanizmalarının artırılması.
- Enflasyonla mücadelede para politikasının, maliye politikası ve yapısal reformlarla daha güçlü şekilde desteklenmesi.
- Arz yönlü enflasyonu besleyen enerji, lojistik, tarım ve verimlilik sorunlarına yönelik kalıcı çözümler geliştirilmesi.
Üretim Öncelikli hale gelmeli
Türkiye’nin enflasyonla mücadele etmesi zorunludur. Ancak bu mücadelede üretim kapasitesinin korunması da en az fiyat istikrarı kadar stratejik öneme sahiptir.
Kredilerin tamamen durduğu bir ekonomide yalnızca talep değil, üretim, yatırım, istihdam ve ihracat da zayıflar. Bu nedenle politika tasarımında en kritik soru artık şudur: Enflasyonu düşürürken üretim gücünü nasıl koruyacağız?
Bu soruya verilecek yanıt, sadece bugünkü dezenflasyon sürecinin değil, Türkiye ekonomisinin orta ve uzun vadeli büyüme potansiyelinin de belirleyicisi olacaktır.
Erol TAŞDELEN – Ekonomist
GÜNCEL
Değerli TL politikası tam gaz devam ediyor, rekabet gücü eriyor
Yayınlanma:
2 gün önce|
03/07/2026Yazan:
Onur Çelik
Yılın ilk yarısında TL, enflasyona göre dolara karşı yaklaşık %9, euroya karşı ise yaklaşık %12 reel değer kazandı.
Bugün açıklanan verilere göre 2026 yılının ilk 6 ayında TÜFE artışı %17,7 oldu.
Aynı dönemde;
- Dolar/TL: 42,9587 → 46,6643 (%8,6)
- Euro/TL: 50,4571 → 53,2881 (%5,6)
Kur artışının enflasyonun belirgin şekilde altında kalması nedeniyle Türk Lirası reel olarak değer kazandı.
Yaklaşık olarak;
- TL, dolar karşısında %9 reel değerlendi.
- TL, euro karşısında %12 reel değerlendi.
Bu tablo, uygulanan değerli TL odaklı dezenflasyon politikasının doğal sonucudur.
Bunun ekonomiye etkileri
Olumsuz tarafları
- İhracatçının rekabet gücü zayıflar.
- Türkiye’deki üretim maliyetleri kurdan daha hızlı arttığı için Türk ürünleri yabancı alıcı açısından pahalı hale gelir.
- İthal ürünler görece ucuzladığından ithalat eğilimi artabilir.
- İhracatın yavaşlaması ve ithalatın hızlanması cari açığı büyütebilir.
- Türkiye yabancı turist açısından daha pahalı bir destinasyona dönüşebilir.
- Sanayi üretiminde kârlılık baskılanabilir.
- Düşük marjla çalışan sektörlerde iflas ve finansman sorunları artabilir.
Kazananlar
- İthal girdi kullanan üreticiler
- Elektronik, otomotiv ve makine ithalatçıları
- Döviz kredisi bulunan şirketler
- Yurt dışından ürün getiren perakendeciler
- Yurt dışına seyahat eden tüketiciler
Kaybedenler
- İhracat yapan şirketler
- Tekstil
- Hazır giyim
- Mobilya
- Deri
- Seramik
- Makine ihracatçıları
- Turizm işletmeleri (özellikle fiyat odaklı turist segmentine hizmet verenler)
Asıl tartışılması gereken soru
Dezenflasyon programı fiyat istikrarı açısından önemli kazanımlar sağlayabilir. Ancak bu süreç uzun süre reel kurun aşırı değerlenmesi ile yürütülürse;
- üretim,
- ihracat,
- sanayi yatırımları,
- istihdam
üzerindeki maliyet giderek artabilir.
Ekonomi yönetiminin önündeki temel denge, enflasyonu düşürürken üretim ve ihracatın rekabet gücünü koruyabilmek olacaktır.
Onur ÇELİK
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.029)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.596)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (570)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.975)
- GÜNCEL (4.483)
- GÜNDEM (3.548)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.706)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (579)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.452)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (814)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (111)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (53)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (93)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Trump: İspanya iyi bir NATO üyesi değil 01/07/2026
- Elon Musk trilyoner statüsünü kaybetti 01/07/2026
- Resmi Gazete'de bugün (02.07.2026) 01/07/2026
- ABD'nin NATO Temsilcisi: Müttefikler Türkiye'yi örnek almalı 01/07/2026
- Rusya'da akaryakıt kuyrukları uzuyor, fiyatlar yükseliyor 01/07/2026
- Trump, USMCA anlaşmasını yenilememe kararı aldı 01/07/2026
- Vance: Trump mecbur kalmadıkça İran'a ordu göndermeyecek 01/07/2026
- İran: Doha'da ABD ile hiçbir görüşme yapılmadı 01/07/2026
- AB'nin yeni sınır sistemi kaosa yol açtı: Kuyruklar 5 saate ulaştı 01/07/2026
- Hazine yarın 2 doğrudan satış gerçekleştirecek 01/07/2026
SON YAZILAR
- Kara para ile mücadelede yeni dönem: Bankalar ve finans sektörüne sıkı denetim 04/07/2026
- Kredi freni ekonomiyi nereye götürüyor? Reel sektör alarm veriyor 03/07/2026
- Değerli TL politikası tam gaz devam ediyor, rekabet gücü eriyor 03/07/2026
- Fed’e bekleme alanı açan veri piyasaları rahatlattı; gözler TÜİK’te 03/07/2026
- Ölçek ekonomisi ve oligopol piyasa örneği; indirim marketleri 02/07/2026
- Warsh şahin kaldı, gözler ABD istihdam verisinde 02/07/2026
- İşletme sermayesi neden eriyor? 30/06/2026
- Marksist kârlılık oranının düşme eğilimi tezi ne anlatıyor? 30/06/2026
- Şirketlerde teknik batıklık alarmı: Öz kaynaklar neden eksiye düşüyor? 29/06/2026
- Rekor sıcaklar, soğuyan petrol ve kırılgan piyasalar 29/06/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
