Connect with us

GÜNCEL

Fortune 500 Türkiye Araştırması Açıklandı

Türkiye’nin en büyük 500 şirketinin sıralandığı Fortune 500 Türkiye 2024 araştırması, dikkat çeken sonuçlar ortaya koydu. Fortune 500 Türkiye 2024 listesinde yer alan şirketlerin toplam net satışları, bir önceki yıla göre yüzde 35.6 artarak 17 trilyon 390 milyar TL’ye yükseldi. Fortune 500 Türkiye 2024 listesinde yer alan şirketlerin, Türkiye’nin GSYİH’ı içindeki payı yüzde 40.1 oldu.

Yayınlanma:

|

Fortune Türkiye ve CRIF Türkiye işbirliği ile 2008 yılından bu yana aralıksız gerçekleştirilen “Fortune 500 Türkiye 2024” araştırması, dikkat çeken sonuçlar ortaya koydu. Fortune 500 Türkiye araştırması, sıralamada yer alan şirketlerin 2024 yılındaki ekonomik zorluklara ragmen büyüme ve istihdam odaklı stratejilerini sürdürdüklerini ortaya koydu. Fortune 500 Türkiye 2024 listesinde yer alan şirketlerin toplam net satışları, bir önceki yıla göre yüzde 35.6 artarak 17 trilyon 390 milyar TL’ye yükseldi. Fortune 500 Türkiye 2024 listesinde yer alan şirketlerin, Türkiye’nin GSYİH’ı içindeki payı yüzde 40.1 oldu.

Son yıllarda uygulanan enflasyon muhasebesinin bilanço türlerinde farklılaşması nedeniyle listenin tamamı üzerinden reel arış anlamında net bir analizi mümkün olamadığı için Fortune 500 Türkiye 2024 araştırmasının ortaya koyduğu sonuçları farklılaştırarak değerlendirmeye ihtiyaç var. Bu noktada araştırma sonuçları, finansal tablolarını UFRS uyarınca hazırlayan ve fonksiyonel para birimi TL olan şirketlerin toplam net satışları reel olarak yüzde 3.0 oranında arttığını ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, finansal tablolarını UFRS uyarınca hazırlamamış olan şirketler ile finansal tablolarını UFRS uyarınca hazırlamış ancak fonksiyonel para birimi TL dışında farklı bir para birimi olan şirketlerin ise toplam net satışları nominal olarak yüzde 44.7 artarken, ÜFE dikkate alındığında reel olarak yüzde 12.6 oranında arttı.

Fortune 500 Türkiye Listesi, Türkiye’nin en büyük 500 şirketini, net satışlarına göre sıralıyor. Araştırma kapsamında ayrıca şirketler; ihracat, faiz ve vergi öncesi kâr/zarar, aktif toplamı, özkaynaklarına göre de sıralanıyor. Sektörel ve iller dağılımının yanı sıra borsa şirketlerinin finansal performanslarının da ayrıntılı yer aldığı Fortune 500 Türkiye 2024 sıralaması, farklı kriterlere göre oluşturulan çeşitli alt listeler de yer alıyor.

Net Satışlar Toplamı (Milyon TL)

2014 2015 2016 2017 2018 2019 2020 2021 2022 2023 2024
791.768 850.995 930.885 1.204.771 1.588.380 1.824.649 1.938.828 3.211.609 7.985.947 12.827.993   17.390.121

EPİAŞ zirvedeki yerini korudu

Bu yıl 18’incisi açıklanan, finansal kurumlar ve holdingler dışındaki tüm sektörleri kapsayan Fortune 500 Türkiye 2024 sıralamasında zirvedeki ilk üç değişmedi. Enerji Piyasaları İşletme, 864.8 milyar TL net satış geliriyle bu yılda listeye ilk sırada girerken, Tüpraş (Türkiye Petrol Rafineleri), 810.4 milyar TL satış geliriyle ikinci, 745.4 milyar TL net satış geliriyle THY (Türk Hava Yolları) üçüncü sıradaki yerini korudu. Yaklaşık 595 milyar TL net satış geliriyle Ford Otomotiv Sanayi, Fortune 500 Türkiye 2024 listesinde dördüncülüğe yükseldi. 519.6 milyar TL’lik net satış geliriyle BİM, bir önceki listeye kıyasla iki basamak tırmanarak Fortune 500 Türkiye 2024 listesine beşinci sıradan girdi. 2024 yılı net satış geliri 458.2 milyar TL olan Petrol Ofisi altıncı sırada listede yer alırken, 428.5 milyar TL net satış geliri ile Arçelik iki basamak tırmanarak Fortune 500 Türkiye 2024 sıralamasında yedinci sıradan girdi. Geçen yılki listede dördüncü sırada yer alan Ahlatçı Kuyumculuk, 372.1 milyar TL net satış geliri ile dört sıra gerileyerek Fortune 500 Türkiye 2024 listesinde sekizinci sıradan girdi. Opet 365.8 milyar TL net satış geliri ile dokuzuncu, Shell &Turcas ise 332.4 milyar TL net satış geliri ile Fortune 500 Türkiye 2024 listesinde 10’ncu sıradaki yerini korudu. Fortune 500 Türkiye 2024 sıralamasında yer alan ilk 10 şirket 5 trilyon 492 milyar TL net satış geliri ile toplam satışların yüzde 31.6’sını gerçekleştirdi.

İlk 10 Şirket

Şirket İsmi Net Satışlar TL 2024 Değişim (%) Alt Sektörler
ENERJİ PİYASALARI İŞLETME A.Ş. 864.828.733.310 3,1 Enerji
TÜRKİYE PETROL RAFİNERİLERİ A.Ş. TÜPRAŞ 810.385.588.000 -18,2 Petrol, Gaz Türevleri Üretimi Ve Dağıtımı
TÜRK HAVA YOLLARI A.O. 745.430.000.000 47,8 Seyahat Ve Taşımacılık Hizmetleri
FORD OTOMOTİV SANAYİ A.Ş. 594.995.138.000 0 Motorlu Kara Taşıtları Ve Ekipmanlar
BİM BİRLEŞİK MAĞAZALAR A.Ş. 519.566.633.000 9,6 Perakende Ticaret Mağazaları
PETROL OFİSİ A.Ş. 458.201.667.000 -3,7 Petrol, Gaz Türevleri Üretimi Ve Dağıtımı
ARÇELİK A.Ş. 428.548.223.000 15,4 Elektrikli Ev Aletleri
AHLATCI KUYUMCULUK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. 372.128.921.142 -10,1 Kuyumculuk
OPET PETROLCÜLÜK A.Ş. 365.821.138.000 -8,8 Petrol, Gaz Türevleri Üretimi Ve Dağıtımı
SHELL & TURCAS PETROL A.Ş. 332.399.647.000 -6,4 Petrol, Gaz Türevleri Üretimi Ve Dağıtımı

10 milyar TL’nin üzerinde net satış geliri olan şirket sayısı 314’e çıktı

Fortune 500 Türkiye-2023 listesinde 218 olan 10 milyar TL’nin üzerinde net satış gelirine sahip şirket sayısı, Fortune 500 Türkiye-2024 listesinde, 96 artarak 314’e çıktı. 2023 listesinde 85 olan net satış gelirleri 25 milyar TL’nin üzerindeki şirket sayısı 33 adet artarak 2024 yılında 118’e çıktı. Fortune 500 Türkiye Araştırması’nın açıklandığı 2008 yılından itibaren bakıldığında listeye giriş çıtasının her yıl yükseldiği görülüyor. Fortune 500 Türkiye 2024 listesi net satış geliri alt çirosu yüzde 41,2 artarak 5 milyar TL’nin üzerine çıktı. 500’üncü, yani en son sırada yer alan şirketin net satışları 5.1 milyar TL oldu.

10 milyar sınırını aşan şirket sayısı

25 milyar sınırını aşan şirket sayısı

İhracat dolar bazında yüzde 2.7 arttı

CRIF Türkiye’nin 18 yıldır büyük bir titizlikle hazırladığı Fortune 500 Türkiye Araştırması’nda şirketlerin toplam ihracatı; 2024 yılında bir önceki yıla göre TL bazında yüzde 41,8 artarak 4 trilyon 421 milyar TL oldu. İhracat dolar bazında ise bir önceki yıla göre yüzde 2.7 oranında sınırlı artışla 134.8 milyar dolara çıktı. Fortune 500 Türkiye 2024 sıralamasında yer alan şirketlerin, 376’sı ihracat yapıyor. Fortune 500 Türkiye 2024 sıralamasında yer alan şirketlerin net satışlarının yüzde 74,6’sı iç satışlardan oluşurken, ihracatın payı yüzde 25.4 oldu. THY yıllar önce çıktığı Fortune 500 Türkiye ihracat listesi zirvesini geçen yılda kimseye bırakmadı. Ford Otomotiv en fazla ihracat gerçekleştiren 2’inci şirket olurken, Fortune 500 Türkiye sıralamasında Arçelik 3’üncü, TÜPRAŞ 4’üncü ve Anadolu Efes 5’inci oldu.

Türkiye İhracatçı Birlikleri (TİM) ve Hizmet İhracatçıları Birliği tarafından açıklanan ihracat verilerine göre, 262 milyar dolar mal, 115 milyar dolar hizmet olmak üzere Türkiye’nin toplam ihracatı 2024 yılında 377 milyar dolar oldu. Bu da Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 35.8’inin Fortune 500 Türkiye şirketleri tarafından gerçekleştirildiğini ortaya koyuyor.

İHRACAT (MİLYON TL)

2014 2015 2016 2017 2018 2019 2020 2021 2022 2023 2024
186.831 206.805 220.752 286.544 450.008 515.860 471.045 895.189 2.129.343 3.117.614 4.420.674
20,0% 10,7% 6,7% 29,8% 57,0% 14,6% -8,7% 90,0% 137,9% 46,4% 41,8%

Kârlar düştü, istihdam arttı

Fortune 500 Türkiye 2024 listesinde yer alan şirketler, kârlarındaki düşüşe rağmen istihdamda artış kaydetti. Listedeki şirketlerin toplam net kârı, 2023 yılına kıyasla yüzde 54,9 oranında azalarak 435,7 milyar liraya geriledi. Bu düşüşte finansman maliyetleri, kur farkı giderleri ve enflasyon muhasebesi gibi etkenlerin belirleyici olduğu görülüyor. Fortune 500 Türkiye 2024 şirketlerinden 351’i kâr açıklarken, 149’u zarar açıkladı.

Kâr düşüşüne rağmen şirketler, çalışan sayılarını artırarak ekonomik belirsizliklere karşı istihdamı koruma yönündeki eğilimlerini sürdürdü. Fortune 500 Türkiye araştırmasına göre, listede yer alan şirketlerin istihdam sağladığı kişi sayısı 2024 yılında yüzde 7.8 artarak 1 milyon 500 bin seviyesine ulaştı.  Fortune 500 Türkiye listesinde BİM, 95 bin 630 çalışanı ile istihdamda ilk sırada yer aldı. Türk Hava Yolları 63 bin 455 çalışanıyla ikinci sırada yer alırken, 53 bin 328 çalışanı ile Migros, Fortune 500 Türkiye listesinde en fazla istihdam sağlayan üçüncü şirket oldu.

Fortune 500 Türkiye Borsa şirketleri sayısında rekor

Fortune Türkiye ve CRIF Türkiye işbirliğiyle 2008 yılından bu yana aralıksız gerçekleştirilen “Fortune 500 Türkiye 2024” araştırmasında borsa verileri bir diğer önemli başlık olarak öne çıkıyor. Türkiye’de son dönemde halka arzlarda yaşanan artış ve enflasyon muhasebesi uygulamasının bilançolar üzerindeki etkileri, sermaye piyasalarındaki dönüşümün altını çizerken; bu gelişmeler, Borsa İstanbul’da işlem gören şirket sayısına da yansıdı. 2008 yılından bu yana yayımlanan Fortune 500 Türkiye listesinde, Borsa İstanbul’da işlem gören şirket sayısı 2024 itibarıyla 149’a ulaşarak tarihi bir rekor kırdı.stesinde, Borsa İstanbul’da işlem gören şirket sayısı 2024 itibarıyla 149’a ulaşarak tarihi bir rekor kırdı.

Okumaya devam et

BORSA

Kontrolmatik’te ödeme krizi büyüyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kontrolmatik’te ödeme krizi büyüyor: Borçlanma araçlarında ikinci dalga

Kontrolmatik’te Mayıs ayında başlayan borç ödeme sorunu Eylül ayında yeni bir halkaya dönüştü. Şirketin 100 milyon TL nominal değerli finansman bonosunun anapara ve kupon ödemesi yapılamazken, aynı gün bir başka tahvilin kupon ödemesi de gerçekleştirilemedi. Böylece şirketin vadesinde yerine getiremediği borçlanma aracı yükümlülükleri 1 milyar TL’yi aştı. Asıl dikkat çekici tablo ise şirket bilançosundaki yüksek finansal borç, düşük nakit ve kısa vadeli yükümlülük baskısı.

Kontrolmatik Teknoloji Enerji ve Mühendislik A.Ş.’de borç ödeme krizi yeniden gündemde.

Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun (MKK) 4 Eylül 2026 tarihli bildirimine göre şirket tarafından ihraç edilen TRFKNTR92611 ISIN kodlu 100 milyon TL nominal değerli finansman bonosunun itfa ve kupon ödemesi vadesinde gerçekleştirilemedi.

Aynı gün TRSKNTR32719 ISIN kodlu tahvilin kupon ödemesi de şirketin gerekli tutarı MKK sistemine aktarmaması nedeniyle yatırımcılara ödenemedi.

Bu gelişme tek başına değerlendirildiğinde bir tahvil ödeme problemi gibi görünebilir. Ancak Kontrolmatik’in son dört aylık ödeme takvimine bakıldığında çok daha önemli bir tablo ortaya çıkıyor.

Mayıs’ta başlayan süreç Eylül’de devam ediyor

Kontrolmatik’in borçlanma araçlarında ilk büyük ödeme sorunu 15 Mayıs 2026’da yaşandı.

Şirketin;

  • TRSKNTR52618 kodlu tahvilinin 250 milyon TL anaparası,
  • TRFKNTR52615 kodlu finansman bonosunun 200 milyon TL anaparası

ile bunlara ilişkin son kupon ödemeleri gerçekleştirilemedi.

İki aracın toplam anaparası 450 milyon TL, kuponlarla birlikte vadesinde yapılamayan ödeme ise yaklaşık 502,2 milyon TL oldu.

Daha önemlisi, şirket aynı gün banka kredilerinin yeniden yapılandırılması için Halkbank ve VakıfBank’a başvurduğunu KAP’a açıkladı.

Şirket, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun Geçici 32. maddesi kapsamındaki Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması çerçevesinde mevcut banka kredilerinin yeniden yapılandırılmasını istedi. Amaç; borçları yeni bir ödeme takvimine bağlamak, operasyonların devamlılığını sağlamak ve özellikle varlık satışları yoluyla mali yapıyı güçlendirmek olarak açıklandı.

Haziran: İki kupon daha ödenemedi

Sorun Mayıs ayıyla bitmedi.

5 Haziran 2026’da TRFKNTR92611 ve TRSKNTR32719 kodlu iki borçlanma aracının kupon ödemeleri de gerçekleştirilemedi. Her iki aracın nominal değeri 100’er milyon TL ve dönemsel kupon oranı yüzde 11,59 seviyesindeydi. İki kuponun toplam tutarı yaklaşık 23,18 milyon TL oldu.

Bu gelişmenin ardından söz konusu borçlanma araçları Borsa İstanbul Borçlanma Araçları Piyasası’nda Gözaltı Pazarı’na alındı.

Temmuz: 400 milyon TL’lik bono da ödenemedi

Bu kez 3 Temmuz 2026’da 400 milyon TL nominal değerli TRFKNTR72613 kodlu finansman bonosunun itfa ve kupon ödemeleri gerçekleştirilemedi.

Bononun dönemsel kupon oranı yüzde 15,32 idi. Yaklaşık 61,28 milyon TL kupon ile 400 milyon TL anapara dikkate alındığında vadesinde yapılamayan toplam ödeme yaklaşık 461,28 milyon TL seviyesine ulaştı.

Ve şimdi Eylül…

4 Eylül’de yeni 100 milyon TL’lik halka

4 Eylül’de vadesi gelen 100 milyon TL nominal değerli TRFKNTR92611 finansman bonosunun hem anaparası hem de kuponu ödenemedi.

Aynı gün TRSKNTR32719’un kuponu da ödenemedi.

Böylece Kontrolmatik’te: 15 Mayıs → 5 Haziran → 3 Temmuz → 4 Eylül olmak üzere dört ayrı kritik ödeme tarihinde aksama yaşandı.

Bugünkü iki kuponun tutarı ayrıca hesaplanmadan dahi, bu tarihlerde vadesinde gerçekleştirilemeyen anapara ve kupon ödemeleri 1,08 milyar TL’yi aşmış durumda.

Buradaki kritik nokta şu: Artık mesele tek bir tahvilin ödenememesi değil; şirketin borç servis kapasitesinin süreklilik gösteren biçimde zorlanmasıdır.

Borsa İstanbul neden Yakın İzleme Pazarı’na aldı?

Kontrolmatik açısından bir başka önemli gelişme de 18 Haziran 2026’da yaşandı. Borsa İstanbul, KONTR paylarını Yıldız Pazar’dan çıkararak Yakın İzleme Pazarı’na aldı.

Kararın dayanağı Kotasyon Yönergesi’nin 35/1-d maddesi oldu. Bu düzenleme, finansman sıkıntısını gösteren derecede vadesi geçmiş finansal, ticari, kamu veya personel borçlarının bulunması gibi durumlarda şirket paylarının Yakın İzleme Pazarı’na alınabilmesine imkân tanıyor.

Bu karar, piyasaya verilen önemli bir mesajdı: Kontrolmatik’teki ödeme problemi artık yalnızca şirket ile alacaklıları arasındaki özel bir finansman meselesi olarak görülmüyor; yatırımcıların korunmasını gerektirecek ölçüde piyasa düzenlemesi konusu haline gelmiş durumda.

Kredi notu da alarm veriyor

Mayıs ayındaki ödeme aksaklığının ardından Kontrolmatik’in uzun vadeli ulusal kurum kredi notu B- (tr)/Negatif’ten prD (tr)/Negatif’e indirildi. “prD” seviyesine geçiş, şirketin finansal yükümlülüklerini yerine getirme konusunda temerrüt/ödeme problemi yaşadığını gösteren çok daha ağır bir kredi risk sinyali.

Bu nedenle Eylül ayında yaşanan yeni ödeme aksaklığı, yatırımcı açısından Mayıs’taki gelişmeden bağımsız değerlendirilemez.

Kaynaklar: KAP, MKK, Borsa İstanbul ve Kontrolmatik finansal raporları ile güncel piyasa haberleri taranarak hazırlanmıştır

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem

İhracatçıya reeskont kredisi desteğinde yeni dönem: BSMV istisnası genişletildi

Yayınlanma:

|

Kısa ve uzun vadeli reeskont kredilerinin tamamı BSMV istisnası kapsamına alındı. Finansman maliyeti yüzde 23,95 olan reeskont kredilerinde vergi yükünün kaldırılması, ihracatçıların kredi maliyetini aşağı çekecek. Günlük kredi limiti de 5 milyar TL’ye yükseltilmiş durumda.

İhracatçıların uzun süredir beklediği finansman maliyetini azaltacak önemli bir düzenleme yürürlüğe girdi. 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde uygulanan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) istisnasının kapsamı genişletildi.

Düzenlemeyle daha önce kısa vadeli reeskont kredileri açısından uygulanan istisna, uzun vadeli reeskont kredilerini de kapsayacak şekilde genişletildi. Böylece TCMB kaynaklı reeskont kredilerinin tamamında ihracatçı açısından önemli bir maliyet kalemi ortadan kaldırılmış oldu.

Ticaret Bakanlığı da düzenlemenin amacını, ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmak ve finansman maliyetlerini düşürmek olarak açıkladı.

Reeskont kredisinde maliyet yüzde 23,95

Düzenlemenin önemini anlamak için reeskont kredilerindeki son değişikliklere bakmak gerekiyor.

TCMB ile Ticaret Bakanlığı’nın ihracat finansmanına yönelik çalışmaları kapsamında reeskont kredilerinde son dönemde önemli iyileştirmeler yapıldı. Reeskont kredilerinin finansman maliyeti yüzde 23,95’e indirildi.

Bunun yanında;

  • Daha önce 300 milyon TL olan günlük reeskont kredi limiti 5 milyar TL’ye çıkarıldı.
  • Firma başına günlük kredi limiti 45 milyon TL’den 60 milyon TL’ye yükseltildi.
  • Yabancı para cinsi reeskont kredi limiti 5 milyon dolara çıkarıldı.
  • Toplam reeskont kredi programı bütçesi 1 milyar dolar olarak oluşturuldu.
  • Reeskont kredilerinde ilave döviz alma zorunluluğu kaldırıldı.
  • Net ihracatçı uygulaması yerine “ihracatçı skoru” uygulamasına geçildi.

TCMB’nin önceki düzenlemeleri de reeskont kredilerinde firmaların finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik olmuştu. Örneğin 2025 sonunda TL reeskont kredilerinin günlük limiti artırılmış, firma başına günlük limit 60 milyon TL’ye yükseltilmiş ve YP reeskont kredilerinde firma limiti 5 milyon dolara çıkarılmıştı.

Asıl kritik değişiklik: Uzun vadeli kredi de istisna kapsamında

Yeni düzenlemenin ihracatçı açısından en önemli tarafı ise vade ayrımının ortadan kaldırılması.

Ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde artık yalnızca kısa vadeli krediler değil, uzun vadeli reeskont kredileri de BSMV istisnasından yararlanabilecek.

Bu, özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek, üretim ve ihracat döngüsü uzun olan firmalar açısından önemli.

Çünkü ihracatçı açısından kredi faizinin yanında kredi üzerindeki vergi yükü de toplam finansman maliyetini artırıyor. BSMV’nin kaldırılmasıyla birlikte kredi maliyetinde doğrudan bir düşüş meydana geliyor.

Örneğin:

Finansman maliyetinin yüzde 23,95 olduğu varsayıldığında ve BSMV’nin yüzde 5 olduğu standart yapı dikkate alındığında, yalnızca faiz üzerinden oluşan BSMV yükü teorik olarak maliyeti yüzde 25,15 seviyesine taşıyabilecek bir etki yaratıyor.

Dolayısıyla istisna, özellikle yüksek tutarlı ve uzun vadeli kredilerde ihracatçı açısından milyonlarca liralık maliyet avantajına dönüşebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise BSMV’nin kaldırılmasının faiz oranını değiştirmediği, faiz üzerinden doğabilecek vergi yükünü ortadan kaldırdığıdır.

5 milyar TL günlük limit önemli

Düzenlemenin BSMV boyutu kadar önemli diğer tarafı ise reeskont kredi programının kapasitesinin ciddi şekilde artırılmış olması.

300 milyon TL’den 5 milyar TL’ye çıkarılan günlük limit, yaklaşık 16,7 katlık bir artış anlamına geliyor.

Bu durum reeskont kredisinin artık yalnızca sınırlı sayıdaki ihracatçı için kullanılan bir finansman aracı olmaktan çıkarılıp daha geniş bir ihracatçı kitlesine ulaştırılmasının hedeflendiğini gösteriyor.

TCMB’nin reeskont kredileri, vadeli ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetlerden doğan alacakların bankalar aracılığıyla Merkez Bankası reeskontuna götürülmesi yoluyla ihracatçıya finansman sağlanmasına dayanıyor.

İhracatçı açısından ne değişiyor?

Yeni düzenlemeyi yalnızca “vergi istisnası” olarak görmek eksik olur.

Aslında üç ayrı kanal aynı anda çalışıyor:

1. Kredi maliyeti düşüyor.
BSMV istisnasının genişletilmesi özellikle uzun vadeli kredilerde finansman yükünü azaltıyor.

2. Krediye erişim kapasitesi artıyor.
Günlük limitin 5 milyar TL’ye çıkarılması, programın toplam kullandırım kapasitesini ciddi biçimde büyütüyor.

3. İhracatçının bilançosu rahatlıyor.
Finansman maliyetinin düşmesi, ihracatçı şirketlerin faiz giderlerini azaltarak faaliyet kârlılığı ve nakit akışı üzerinde olumlu etki yaratabilir.

Bu nedenle düzenleme sadece bankacılık sektörü açısından değil, sanayi şirketlerinin maliyet yapısı ve ihracat rekabetçiliği açısından da önemli.

“Ucuz kredi” tek başına yeterli mi?

Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.

Reeskont kredilerinin maliyetinin düşürülmesi ihracatçı için önemli bir avantaj olsa da, krediye erişimin fiilen ne kadar kolaylaşacağı bankaların tahsis politikalarına ve ihracatçıların kredi değerliliğine de bağlı.

Dolayısıyla 5 milyar TL’lik günlük limitin artırılması tek başına yeterli değil. Bu kaynağın özellikle finansmana erişimde zorlanan KOBİ’lere, emek yoğun sektörlere ve ihracat potansiyeli yüksek firmalara ne ölçüde ulaşacağı kritik olacak.

TCMB’nin reeskont uygulamalarında son dönemde KOBİ’lerin erişimini ve ihracat performansını dikkate alan mekanizmalar da öne çıkıyor.

Bankalar açısından da önemli

Düzenlemenin bir başka boyutu ticari bankalar.

Reeskont kredileri bankalar üzerinden kullandırıldığı için BSMV istisnasının kapsamının genişletilmesi, bankaların ihracatçı müşterilerine sunduğu reeskont finansmanının maliyet yapısını etkiliyor.

Bu nedenle yeni düzenleme “ihracatçıya vergi indirimi”nden ziyade, TCMB kaynaklı sübvansiyon niteliğindeki uygun maliyetli finansmanın vergi ayağının da güçlendirilmesi olarak okunabilir.

Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında da reeskont kredilerinin ihracat finansmanındaki temel politika araçlarından biri olduğu ve ihracatçıların finansmana erişiminin artırılmasının yatırım, üretim, istihdam ve ihracat hedefleri açısından önem taşıdığı vurgulanıyor.

Büyük resim: Türkiye ihracat finansmanını ucuzlatmaya çalışıyor

Son düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin ihracat finansmanı politikasında belirgin bir yön görülüyor:

Daha yüksek kredi limiti + daha düşük finansman maliyeti + daha az döviz kısıtı + vergi avantajı.

Bu politika özellikle küresel ticarette rekabetin arttığı bir dönemde ihracatçıların maliyet avantajını koruması açısından önem taşıyor.

Nitekim Ticaret Bakanlığı’nın son açıklamalarında yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının 405,3 milyar dolara yükseldiği belirtilirken, reeskont kredilerinde finansman koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi.

Bankavitrini yorumu

Yeni BSMV istisnası tek başına büyük bir devrim değil; ancak son dönemde reeskont kredilerinde yapılan düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde önemli bir finansman paketi ortaya çıkıyor.

Buradaki kritik soru artık “ihracatçıya ucuz kredi verilecek mi?” değil, “bu ucuz kaynağa hangi ihracatçı ne kadar ve ne hızla ulaşabilecek?”

Çünkü yüksek faiz ortamında yüzde 23,95 maliyetle sağlanan ve BSMV avantajı da bulunan reeskont finansmanı, piyasa koşullarına kıyasla oldukça önemli bir avantaj yaratıyor. Ancak avantajın ihracatçı şirketlerin gerçek finansman maliyetine yansıması için bankaların kredi tahsis süreçlerinin de bu mekanizmayla uyumlu çalışması gerekiyor.

Sonuç olarak 5 Eylül düzenlemesi, ihracatçıların finansman maliyetini aşağı çeken; özellikle uzun vadeli finansmanda etkisi daha fazla hissedilecek yeni bir destek mekanizması niteliğinde.

Ticaret Bakanlığı · TCMB

Okumaya devam et

BORSA

Fonlarda vergi ayarı: Yüzde 10 stopaj resmen başladı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Maliye’nin geçtiğimiz haftalarda gündeme gelen “sıcak para” düzenlemesi Resmî Gazete’de yayımlandı. Cumhurbaşkanı Kararı ile para piyasası fonlarından elde edilen kazançlarda, özellikle kurumsal yatırımcılar açısından yüzde 10 stopaj dönemi başladı. Ancak düzenleme bireysel yatırımcıları kapsamıyor.

Cumhurbaşkanı’nın 4 Eylül 2026 tarihli ve 11734 sayılı Kararı, 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı. Kararla, Gelir Vergisi Kanunu’nun geçici 67’nci maddesi kapsamında uygulanan tevkifat oranlarında değişikliğe gidildi.

Kritik değişiklik: Para piyasası fonlarında yüzde 10 stopaj

Yeni düzenlemeyle;

  • Kurumlar Vergisi mükelleflerinin
  • Sermaye piyasası mevzuatına göre kurulmuş yatırım fonları ve yatırım ortaklıklarıyla benzer nitelikte olduğu Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen mükelleflerin,
  • Para piyasası fonu katılma paylarından
  • Ve unvanında “para piyasası” ibaresi bulunan serbest fonlardan

elde ettikleri kazançlara yüzde 10 stopaj uygulanacak.

Buna karşılık aynı kapsamdaki mükelleflerin, bu düzenleme kapsamındaki para piyasası fonları dışındaki söz konusu kazançlarında yüzde 0 stopaj uygulaması korunuyor.

Asıl hedef kurumsal ve yabancı sermaye

Düzenlemenin en dikkat çekici tarafı, bireysel yatırımcı ile kurumsal yatırımcı arasında ayrım yapılması.

Gerçek kişilerin para piyasası fonlarından elde ettiği kazançlara ilişkin mevcut stopaj uygulaması bu kararla değiştirilmiyor. Para piyasası fonlarında gerçek kişiler için halihazırda uygulanan oran yüzde 17,5 seviyesinde bulunuyor. Yeni yüzde 10’luk düzenleme ise ağırlıklı olarak kurumsal yatırımcıların para piyasası fonlarındaki getirilerini hedefliyor.

Bu yönüyle karar, “vatandaşın fon kazancına yeni vergi geldi” şeklinde okunmamalı.

Yerli şirket için vergi yükünden çok zamanlama değişiyor

Düzenlemenin yerli kurumlar açısından önemli bir teknik ayrıntısı bulunuyor.

Daha önce para piyasası fonu kazançlarında stopaj yapılmaması, bu kazançların vergiden tamamen istisna olduğu anlamına gelmiyordu. Kurumların elde ettiği kazanç kurum kazancına dahil ediliyor ve geçici vergi ile kurumlar vergisi hesabında dikkate alınıyordu.

Yeni yüzde 10’luk stopajın ise yerli kurumlar açısından geçici vergi ve nihai kurumlar vergisinden mahsup edilebilmesi, düzenlemenin etkisini daha çok verginin ödenme zamanlaması ve nakit akışı açısından önemli hale getiriyor. Bu ayrım daha önce kamuoyuna yansıyan düzenleme çalışmalarında da özellikle vurgulanmıştı.

Yabancı yatırımcı açısından daha kritik

Düzenlemenin finansal piyasalar açısından asıl önemli tarafı ise yabancı kurumsal yatırımcılar.

Yerli kurum açısından yüzde 10’luk kesinti mahsup mekanizması nedeniyle esas etki nakit akışı ve verginin zamanlaması üzerinde olurken, yabancı yatırımcı açısından yüzde 10 stopajın nihai vergileme niteliği taşıması söz konusu.

Bu nedenle kararın, Türkiye’ye kısa vadeli sermaye girişlerinde kullanılan para piyasası fonlarının cazibesini bir miktar azaltması beklenebilir.

Nitekim düzenleme hazırlıkları kamuoyuna ilk yansıdığında Maliye’nin hedefinin, para piyasası fonlarında yoğunlaşan kısa vadeli sermayeyi daha uzun vadeli ve üretken yatırımlara yönlendirmek olduğu aktarılmıştı.

Eski fonlar da tamamen kapsam dışında değil

Kararın en önemli ayrıntılarından biri de geçiş hükmü.

Düzenleme yalnızca karar tarihinden sonra alınacak fonları ilgilendirmiyor. Kararda, kararın yayımlandığı tarihten önce iktisap edilmiş para piyasası fonu katılma paylarının elden çıkarılması halinde, kararın yayımından elden çıkarma tarihine kadar geçen döneme isabet eden kazanç kısmına da yüzde 10 stopaj uygulanacağı açıkça belirtiliyor.

Yani sistem kabaca şöyle çalışacak: Fon daha önce alındı → eski döneme ait kazanç korunuyor → 5 Eylül 2026 sonrası döneme denk gelen kazanç → yüzde 10 stopaj kapsamına giriyor.

Bu ayrıntı özellikle yüksek tutarlı kurumsal fon portföyleri açısından önemli.

Maliye neden para piyasası fonlarına yöneldi?

Burada düzenlemenin yalnızca “vergi toplama” amacıyla açıklanması eksik kalır. Para piyasası fonları, yüksek faiz ortamında şirketler ve büyük yatırımcılar açısından likit, günlük nakde dönüşebilen ve görece düşük riskli bir park alanı haline geldi.

Dolayısıyla kısa vadeli sermaye; mevduat → para piyasası fonu → repo / DİBS / kısa vadeli sermaye piyasası araçları gibi kanallarda hareket edebiliyor.

Maliye’nin burada yaptığı hamle, kısa vadeli sermayenin vergi maliyetini artırarak yatırımcı davranışını değiştirmeyi hedefliyor.

Özellikle yabancı yatırımcı açısından artık hesap şu olacak: Fon getirisi – yüzde 10 stopaj = net getiri

Bu hesap, Türkiye’ye kısa vadeli giren yabancı sermayenin alternatif yatırım araçlarını yeniden değerlendirmesine neden olabilir.

Bankalar ve portföy yönetim şirketleri açısından ne anlama geliyor?

Düzenlemenin bir başka etkisi de fon tercihlerinde değişim yaratabilir.

Kurumsal yatırımcı açısından para piyasası fonlarının net getirisi düşerken, vergisel açıdan daha avantajlı olan diğer sermaye piyasası araçlarının göreceli cazibesi artabilir.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde; Para piyasası fonları → tahvil/bono → hisse senedi → daha uzun vadeli yatırım araçları arasında portföy kaymaları görülebilir.

Ancak bunun boyutunu belirleyecek temel faktör sadece vergi olmayacak. Faiz seviyesi, TL’nin seyri, enflasyon beklentileri ve yabancı yatırımcının kur beklentisi de belirleyici olacak.

Bankavitrini.com analizi: “Sıcak paraya ince ayar”

Bu kararın bence en önemli mesajı yüzde 10’luk oran değil, sermayenin vadesine ilişkin verilen mesajdır.

Maliye, para piyasası fonlarında bekleyen kısa vadeli kurumsal sermayeye şunu söylüyor: “Türkiye’de kısa vadeli ve yüksek likiditeli yatırım yapabilirsin ancak bunun vergisel maliyeti artık sıfır değil” özellikle yabancı yatırımcı açısından bu oldukça önemli.

Çünkü yabancı sermayenin Türkiye’ye gelmesi kadar hangi vadede geldiği de ekonomi yönetimi açısından kritik.

Kısa vadeli sermaye;

  • Merkez Bankası likiditesini rahatlatabilir,
  • TL varlıklara talep yaratabilir,
  • rezerv dinamiklerine katkı sağlayabilir.

Ancak aynı sermaye hızlı biçimde çıkışa da dönebilir.

Dolayısıyla düzenleme, “sermayeyi kovmak” değil, sermayenin vadesini ve kullanım alanını değiştirmek amacı taşıyan bir vergi ayarı olarak okunabilir.

Fakat bir risk de var

Vergi maliyetinin artırılması kısa vadeli sermayeyi otomatik olarak uzun vadeli yatırımlara dönüştürmez.

Eğer yatırımcı açısından tahvil, hisse senedi veya doğrudan yatırımın risk-getiri dengesi yeterince cazip değilse, yatırımcı sadece başka bir ürüne geçmek yerine Türkiye’den çıkmayı da tercih edebilir. Bu nedenle düzenlemenin başarısı, yalnızca toplanacak vergiyle değil; “Para piyasası fonundan çıkan paranın nereye gittiğiyle” ölçülecek.

Eğer para piyasası fonlarından çıkan kurumsal sermaye Borsa İstanbul’a, uzun vadeli tahvillere, şirket finansmanına ve doğrudan yatırımlara yönelirse düzenlemenin ekonomi politikası açısından hedefi gerçekleşmiş olacak.

Ancak para Türkiye dışına çıkarsa, düzenleme kısa vadeli sermayenin vadesini uzatmak yerine sermaye çıkışını hızlandırma riski taşıyabilir.

Dolayısıyla yüzde 10’luk stopaj, basit bir vergi değişikliği değil; Türkiye’nin kısa vadeli sermaye politikasında önemli bir yön değişikliğinin işareti.

11734 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı hakkında yayımlanan mevzuat metni

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.