Connect with us

GÜNCEL

Küresel ticarette friendshoring akımı ve Trump tarifelerinden örnekler

Yayınlanma:

|

Küresel ticarette duymaya alışık olduğumuz onshoring, nearshoring gibi tanımlamalar var. Bir ülkenin mal üretim ve imalatını orijinal ülkesine geri döndürme süreci olan onshoring ve nearshoring ve malların üretim ve imalatının şirketin orijinal ülkesine geri çekilmesi anlamına gelir. Yerele geri dönmek için hükümetler şirketlere genelde önemli teşvikler sunarlar.

Şayet beklendiği gibi olursa imalat sektöründe istihdam yaratılması, işsizliğin azaltılması ve dış ticaret açıklarının dengelenmesi yoluyla ekonominin güçlenmesine yardımcı olabilir. Ama eğer maliyetler ve lojistik planlama doğru yönetilmezse geri dönüş her zaman olumlu sonuç doğurmaz.

Trump’ın küresel ticareti yeniden yapılandırmaya yönelik ve ısrarla devam ettirdiği tarifeleri göz önüne alındığında friendshoring tanımlaması öne çıkıyor. Bu tanımı daha sık duyacağımızı gösteren birçok örnek var. 

Küresel ticarette bir strateji değişikliğine vurgu yapan friendshoring, arkadaş, dost (ile) kaynak kullanımı olarak Türkçeleştirilebilir. Friendshoring, tedarik zinciri ağlarının siyasi ve ekonomik müttefik olarak görülen ülkelere odaklandığı ve ticaretin güvenli veya düşük riskli olarak algılanan ülkelere yönlendirilmesi stratejisidir.

Trump’ın ikinci başkanlığı başladığından bu yana, yakın tarihte benzeri görülmeyen bir küresel ticaret savaşı devam ediyor. ABD’yle ticaret yapan çoğu ülke aylardır yüksek gümrük vergileriyle cezalandırılma tehdidiyle karşı karşıya. Birçoğu da ABD ekonomisi için avantajlı tavizler sunarak vergi yükünü hafifletmeye bakıyor. Bu konu sadece ekonomik değil, ekonomi-politik ayrıca.

Trump, yeni vergilerin büyük kısmını 7 Ağustos’ta uygulamaya koydu ama o tarihe kadar da (Kurtuluş Gününden itibaren) aylarca pazarlıklar, ince ayarlar, yeniden belirlemeler, kararsızlıklar gölgesinde süreç devam etti.

Trump’ın tarife metodolojisi başlangıçta her ülkeyle olan ticaret açığının büyüklüğüyle orantılı olacak şekildeydi. Karşılıklı tarifeler buna göre olacaktı, ancak anlaşılan Trump farklı bir yaklaşımda karar kıldı.

Şimdi örneklere bakalım:

Brezilya’ya uygulanan gümrük vergisi en yükseklerden biri, yani yüzde 50. Bu yüksek oranın gerekçelerinden biri, Brezilya’nın ABD kökenli teknoloji firmalarına sansür uyguladığı iddiaları. Bir başka gerekçe de Brezilya eski başkanı Bolsonaro’nun darbe kışkırtıcılığı nedeniyle yargılanıyor olması. Trump bu konuda ülkenin liderlerini hedef alan sert bir mektup yazmıştı yaz döneminde.

Hindistan da Brezilya gibi yüzde 50 oranında gümrük vergisine tabi. Yeni tarifeler başlangıçta yüzde 25 olarak belirlenmişti. Ancak Trump, Hindistan’ın Rus petrolü satın alımından rahatsız ve bu gerekçeyle 27 Ağustos’ta bu vergiler yüzde 50’ye çıktı.

Trump tarifelerinin hedefindeki asıl ülke Çin’di. 1 Şubat’ta fentanil için yüzde 10’luk gümrük vergisi oranıyla başlayan restleşme sonrasında Mart ayında oran yüzde 20’ye yükseldi. Nisan ayı başında yüzde 54 olan karşılıklı tarifeler birkaç gün içinde Çin’in karşılık vermesiyle yüzde 104’e ve hemen ardından en yüksek seviye olan yüzde 145’e kadar çıktı. Trump sonunda bu oranı geri çeken bir anlaşma kapsamında Çin’den yapılan ithalata (şimdilik) yüzde 30’luk bir temel tarife koydu.

Güney Kore’ye ABD’nin uyguladığı gümrük vergisi ise sadece yüzde 15. Güney Kore’nin Trump’a verdiği bazı sözler var. Bunlar; Güney Kore pazarlarını Amerikan mallarına açma, ABD’ye yatırım yapma, ABD’den enerji satın alma sözleri.

Trump, AB ile otomobil ve ilaçlar da dahil olmak üzere birliğin çoğu ürününe yüzde 15 gümrük vergisi üzerinde anlaştı. AB yetkilileri Güney Kore ile benzer şekilde ABD’den enerji satın alma ve yeni yatırımlar yapma sözü verdi. Hatta AB liderleri, söz konusu mali taahhütlerin göründüğü kadar katı olmadığını öne sürdüler.

Bu arada Trump pek çok ülkeye spesifik yeni gümrük vergisi tehditleri yöneltmedi.

Ayrıca Trump, arkadaşlığı ön plana çıkarmak ve daha da güçlendirmek istiyor olmalı ki, arkadaş olmayanları ve kandıranları cezalandırmakta kararlı. Birkaç ayrıntıyı gözden kaçırmadan uyarıyor: Gümrük vergileri, Trump’ın tarife ile ilgili kararnamesini imzalamasından hemen önce gemilere yüklenen mallar için geçerli değil. Burada önemli olan Ekim ayı başına kadar malların ABD’ye girmiş olması.

Ancak Trump, yüksek gümrük vergileri uygulanan ülkelerden gelen malların daha düşük gümrük vergileri uygulayan ülkeler üzerinden sevk edildiği bir taktiğe karşı da cezayı unutmamış; ek yüzde 40 gümrük vergisi cezası var.

Trump tüm ülkelere tarifeler ile ilgili mektup yazıyor. Kim arkadaş, kim arkadaş değil bilelim diyor. Mektuplarında, ABD ürünlerine uygulanacak herhangi bir verginin, aynı oranda misilleme amaçlı ek vergi olarak karşılık bulacağını vurguluyor. Bununla birlikte, bu ülkelerin ABD pazarına erişimlerini korumaları için tek yolun ise ABD içinde üretim yapmak olduğunu belirtiyor.

Türkiye de friendshoring akımından hisse kapmış gibi :

22 Eylül tarihli RG’de yayımlanan 10435 sayılı CB kararına göre ABD’den ithal edilen alkollü içecekler, binek otomobil, yaprak tütün ve makyaj malzemelerinin de aralarında olduğu pek çok ABD menşeli mala 2018’den bu yana uygulanan yüzde 10 ve 70 aralığındaki vergilerde değişikliğe gidildi.

ABD’den ithal edilen otomobillerde 2018 yılından bu yana benzinli, dizel vb için yüzde 60, elektrikli otomobiller için yüzde 70 oranında ek mali yükümlülük söz konusuydu. Yerine yüzde 25 ve 30’luk vergi yükü geldi, önceki yüzde 10’luk oran ile yeni vergi oranları yüzde 35 ve 40 oldu. Dolayısıyla ABD’den ithal otomobillerde vergi yükü hafifledi.

Diğer yandan aynı günlü 10436 sayılı CB kararına göre de AB ve STA ülkeleri dışındaki ülkelerden yapılacak her tür otomobil ithalatına yüklü ek vergiler getirildi. Türkiye’nin otomobil ithal ettiği, hatta Türkiye’de otomotiv yatırımı da yaptığı ülke olan Çin, STA ülkeleri dışında. Çin’den otomobil ithalatında da ciddi ek mali yükümlülükler vardı ve oranlar hibrit araçlarda yüzde 50, elektrikli araçlarda yüzde 40’tı. Yeni düzenleme ile yüzde 25 ve 30’a indi, önceki yüzde 10’luk oran ile yeni vergi oranları yüzde 35 ve 40 oldu ve ABD ile eşitlendi.

Dolayısıyla ABD ve Çin’in ek vergileri düşerken, diğer ülkelerden ithal edilen (örneğin Japonya) otomobillerin vergi yükü artmış oldu.

BM Genel Kuruluna resmi ziyareti için ABD’ye yola çıkılırken hem ABD’den ithale vergi indirimi, hem de tarife savaşlarında ABD’nin hasmı olan Çin’e ithalatta vergi indirimi CB kararı ile sağlanmış oldu. Friendshoring açısından oldukça ilginç bir durum.

Friendshoring giderek yaygınlaşırsa, küreselleşen dünyanın jeopolitik olarak daha fazla parçalanmasına ve küreselleşmenin gerilemesine yol açar mı?

Böyle bir risk var, ama zaten küreselleşmenin ilerleyişi sürekli ve endişesiz olmadı. İkinci dünya savaşının ardından küreselleşme yarım asırdan fazla hızla ilerlese, hatta 1990’dan 2008’e kadar hiper-küreselleşme dönemi yaşansa da 2008 krizi önemli bir dönüm noktası oldu. O dönemde ticaret savaşları, tek ortaklı ticarete bağımlılık yaşandı ve küreselleşmede durgun ve “yavaş dengelenme” dönemine girildi.

Zaten pandemi başta olmak üzere üstüne bir de pandemiden çıkışta başlayan Rusya-Ukrayna savaşı, ekonomik krizlere ve küresel tedarik zincirlerinde kırılmalara yol açtı. Ortaya çıkan arz sokları, ardından merkez bankalarının gevşek para politikaları, bu politikalar sonucunda yükselen enflasyon ve enflasyonla mücadelenin yine ekonomik ve toplumsal etkileri devam ediyor.

Ancak böyle bir ortamda küresel ticarette friendshoring akımı, dünya ticaretinde korumacılık eğilimleri, yerli üretimin haksız rekabetten korunması, dış ticaret açığının azaltılması, vergi gelirlerinin artışı gibi gerekçelerle süslense de güçlünün güç gösterisinin ve zayıfın tavizlerinin ana sahnesi olacağa benziyor.

Okumaya devam et

EKONOMİ

Ekonomide “Ruj Etkisi” Nedir?

Kriz Dönemlerinde Küçük Lükslerin Büyük Hikâyesi

Yayınlanma:

|

Tüketici Psikolojisi, Davranışsal Finans ve Ekonomiye Etkileri

Ekonomik krizler, yüksek enflasyon, gelir kaybı ve belirsizlik dönemlerinde insanların harcama davranışları tamamen değişir. Ancak bu değişim her zaman “daha az harcamak” anlamına gelmez.

Tam tersine, insanlar büyük harcamaları ertelerken kendilerini mutlu edecek küçük lükslere yönelmeye başlar.

Ekonomi literatüründe bu davranış biçimi “Lipstick Effect” (Ruj Etkisi) olarak adlandırılır.

Bugün dünyanın birçok ülkesinde; kozmetik, kişisel bakım, kahve zincirleri, premium çikolata, küçük elektronik ürünler, online eğlence ve uygun fiyatlı lüks ürünlerin kriz dönemlerinde satışlarının artmasının arkasında yatan temel psikolojik mekanizmalardan biri budur.

Peki gerçekten “Ruj Etkisi” var mıdır?

Yoksa sadece pazarlama dünyasının ürettiği bir efsane midir?

Ruj Etkisi Nedir?

“Ruj Etkisi”, ekonomik daralma dönemlerinde tüketicilerin;

  • otomobil,
  • konut,
  • beyaz eşya,
  • tatil,
  • lüks saat,
  • mücevher

gibi pahalı harcamalarını azaltırken,

kendilerini psikolojik olarak iyi hissettirecek nispeten ucuz lüks ürünlere yönelmesini ifade eder.

Buradaki temel mantık şudur: “Büyük mutluluğu satın alamıyorum; küçük mutluluklar satın alıyorum.”

Bu nedenle;

  • ruj,
  • parfüm,
  • cilt bakım ürünleri,
  • kaliteli kahve,
  • küçük teknolojik aksesuarlar,
  • markalı ayakkabı,
  • premium çikolata

gibi ürünlerin satışları ekonomik durgunlukta beklenenden daha güçlü kalabilir.

Kavram Nasıl Ortaya Çıktı?

Bu kavram özellikle 2001 yılında dönemin Leonard Lauder tarafından gündeme getirildi.

Lauder, ABD ekonomisi durgunluğa girerken Estée Lauder’in ruj satışlarının arttığını gözlemledi.

Bunun üzerine şu yorumu yaptı: “Kadınlar büyük lükslerden vazgeçiyor ancak küçük lükslerden vazgeçmiyor.”

Bu gözlem daha sonra davranışsal ekonomi çalışmalarında sıkça incelenmeye başladı.

Davranışsal Ekonomi Bunu Nasıl Açıklıyor?

İnsan beyni kriz dönemlerinde üç temel ihtiyaca yönelir.

1. Kontrol Hissi

Ekonomik kriz bireyin hayatındaki kontrol algısını azaltır.

İnsanlar kontrol edemedikleri büyük sorunlar karşısında küçük kararlarla psikolojik denge kurmaya çalışırlar.

Örneğin;

  • yeni bir ruj almak
  • kaliteli kahve içmek
  • saçını yaptırmak

kişiye “hala hayatımı yönetebiliyorum” hissi verir.

2. Kendini Ödüllendirme

Uzun süre ekonomik baskı altında yaşayan bireyler kendilerini ödüllendirmek ister.

Fakat bütçe sınırlıdır.

Bu nedenle; 50 bin TL’lik tatil yerine 500 TL’lik parfüm tercih edilir.

3. Moral Koruma

Psikologlara göre kriz dönemlerinde insanların ruh sağlığı da bozulmaktadır.

Küçük lüksler;

  • umut,
  • motivasyon,
  • özgüven

üretmeye yardımcı olur.

Toplum Psikolojisi Nasıl Etkileniyor?

Ekonomik krizlerde toplumda genellikle şu süreç yaşanır:

Önce; “Harcamaları azaltmalıyım.” Ardından; “Hiç mutlu olamıyorum”

Sonra ise; “Kendime küçük bir şey alayım”

İşte Ruj Etkisi tam burada devreye girer.

Toplum; büyük harcamaları keserken, küçük mutlulukları korumaya çalışır.

Ruj Etkisinin Görüldüğü Ülkeler

ABD (2001)

Dot-com krizinde kozmetik satışları yükseldi.

Lüks otomobil satışları düştü.

ABD (2008 Finans Krizi)

Birçok araştırmada;

  • uygun fiyatlı kozmetik,
  • kahve zincirleri,
  • hızlı moda ürünleri

güçlü satış gerçekleştirdi.

Güney Kore (1997 Asya Krizi)

Kişisel bakım ürünlerinde beklenmeyen artış görüldü.

Japonya

Uzun deflasyon döneminde premium ama küçük tüketim ürünleri büyümesini sürdürdü.

Brezilya

Resesyon dönemlerinde kozmetik sektörü birçok sektörden daha iyi performans gösterdi.

Türkiye’de Ruj Etkisi Görülüyor mu?

Aslında evet.

Türkiye’de son yıllarda;

  • kozmetik,
  • kişisel bakım,
  • kahve zincirleri,
  • premium kahve,
  • online yemek,
  • dijital abonelik,
  • küçük teknolojik ürünler

birçok ağır sanayi sektöründen daha hızlı büyüyebildi.

Yüksek enflasyon döneminde; insanlar; ev değiştirmedi, otomobil almadı,

ancak;

  • kaliteli kahve içmeye,
  • kişisel bakım ürünlerine,
  • küçük elektroniklere,
  • kozmetiğe

harcama yapmaya devam etti.

Bu durum klasik bir “Lipstick Effect” örneğidir.

Hangi Toplumlarda Daha Güçlü Görülür?

En belirgin olarak;

✔ şehirleşmiş toplumlarda

✔ orta gelir grubunda

✔ kadın istihdamının yüksek olduğu ekonomilerde

✔ tüketim kültürünün geliştiği ülkelerde

✔ sosyal medya kullanımının yoğun olduğu toplumlarda

daha güçlü ortaya çıkar.

Çünkü bireyler sosyal görünürlüğünü tamamen kaybetmek istemez.

Sosyal Medyanın Etkisi

Eskiden insanlar kriz yaşarken harcamayı tamamen kesebiliyordu.

Bugün ise;

Instagram,

TikTok,

YouTube,

influencer ekonomisi kişileri sürekli tüketmeye teşvik ediyor.

Bu nedenle artık; “mikro lüks” kavramı çok daha güçlü hale gelmiştir.

Ruj Etkisinin Ekonomiye Olumlu Tarafları

1. İç Talep Tamamen Çökmez

Ekonomide belli sektörler ayakta kalır.

2. İstihdam Korunabilir

Kozmetik, perakende, kişisel bakım, kafe zincirleri çalışmaya devam eder.

3. Vergi Geliri Devam Eder

KDV ve ÖTV gelirleri tamamen düşmez.

4. Psikolojik Çöküş Biraz Azalır

Tüketim tamamen durmadığı için moral korunabilir.

Olumsuz Tarafları

1. Tasarruf Azalabilir

Geliri düşen birey yine de harcama yapmaya devam eder.

2. Borçlanma Artabilir

Kredi kartı kullanımı yükselir.

3. Enflasyon Baskısı Sürebilir

Talep tamamen kaybolmadığı için fiyatlar direnç gösterebilir.

4. Yanıltıcı Ekonomik Görünüm

Perakende satışlar güçlü görünür.

Fakat; sanayi, yatırım, üretim, makine siparişleri gerilemeye devam eder.

Ruj Etkisinden Nasıl Çıkılır?

Bunun yolu yalnızca bireysel tasarruf çağrıları değildir.

Asıl çözüm;

  • fiyat istikrarı,
  • düşük enflasyon,
  • güven veren ekonomi yönetimi,
  • öngörülebilir para politikası,
  • reel gelir artışı,
  • istihdam güvenliği,
  • üretim ve verimlilik artışı

ile mümkündür.

Gelir güvencesi yeniden sağlandığında tüketiciler psikolojik telafi harcamalarına daha az ihtiyaç duyar.

Türkiye İçin Çıkarılacak Dersler

Türkiye gibi yüksek enflasyon yaşayan ekonomilerde Ruj Etkisi; ekonominin güçlü olduğunun değil, çoğu zaman tüketicinin psikolojik uyum mekanizmasının göstergesidir.

Bu nedenle yalnızca AVM yoğunluğu, kozmetik satışları veya kahve zincirlerindeki hareketlilik üzerinden ekonomik canlılık yorumu yapmak yanıltıcı olabilir.

Sağlıklı büyümenin göstergesi;

  • üretim yatırımlarının artması,
  • makine-teçhizat yatırımlarının güçlenmesi,
  • ihracat kapasitesinin yükselmesi,
  • verimlilik artışı,
  • sürdürülebilir gelir büyümesi

olmalıdır.

Sonuç

“Ruj Etkisi”, kriz dönemlerinde insanların umudunu tamamen kaybetmediğini gösteren önemli bir davranışsal ekonomi olgusudur. Ancak bu etki, tek başına ekonomik iyileşmenin işareti değildir. Aksine, büyük yatırımların ertelendiği, gelir baskısının sürdüğü ve tüketicinin psikolojik dengeyi küçük harcamalarla korumaya çalıştığı dönemlerin yansımasıdır.

Türkiye açısından da değerlendirme yapılırken yalnızca perakende tüketim verilerine değil; yatırım iştahına, üretim kapasitesine, istihdama ve hane halkının reel gelirindeki değişime birlikte bakılması gerekir. Ruj Etkisi, ekonominin nabzını tutan ilginç bir gösterge olsa da, kalıcı refahın yerini tutamaz.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

KGF Akbank Mobil’de

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Son yıllarda attığımız adımlarla da Akbank Mobil’i KOBİ’lerimizin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdik ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdik” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kredi Garanti Fonu (KGF) ve Akbank, KGF kefaletli kredi başvurusunu dijital kanala taşıyan yeni işbirliğini imza töreniyle duyurdu.

İstanbul’da düzenlenen imza törenine, Akbank Genel Müdürü Kaan Gür ile KGF Genel Müdürü Hasan Basri Kurt katıldı.

Törende duyurulan işbirliğiyle KGF kefaletli kredi, uçtan uca dijital kanala taşındı. Akbank’ın Dijital KGF Kredisi sayesinde KOBİ’ler, daha önce yalnızca şubeden yürütülebilen KGF kefaletli kredi süreçlerini artık Akbank Mobil’den tamamlayabilecek.

Yeni uygulama, özellikle teminat desteğine ihtiyaç duyan KOBİ’lerin krediye hızlı ve uçtan uca dijital bir süreçle erişmesini sağlayarak önemli bir kolaylık sunuyor. Şahıs firmaları 2,2 milyon liraya, tüzel firmalarsa 5 milyon liraya kadar sunulan kredilerden 36 aya varan vade imkanıyla Akbank Mobil üzerinden yararlanabiliyor.

KGF kefaletli kredide dijital dönüşüm

Etkinlikte konuşan Akbank Genel Müdürü Gür, teknolojiyi, işletmelerinin hayatını kolaylaştırmak için kullandıklarını söyledi.

Gür, son yıllarda attıkları adımlarla Akbank Mobil’i KOBİ’lerin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdiklerini ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdiklerini dile getirdi.

İşbirliğiyle müşterilerinin Dijital KGF kredisine Akbank Mobil üzerinden dakikalar içinde ulaşabildiğine dikkati çeken Gür, böylece KGF kefaletli kredinin Türkiye’de ilk kez tamamen dijital bir süreçle sunulduğunu anlattı.

Gür, KGF’nin bu yenilikçi uygulamayı hayata geçirirken ilk işbirliğini Akbank ile gerçekleştirmesinden dolayı büyük bir mutluluk duyduklarının altını çizdi. ​​​​​​​

KGF Genel Müdürü Hasan Kurt da temel ödevlerinin KOBİ’lerin finansmana etkin erişimini sağlamak olduğunu söyledi.

Türkiye’nin istihdam ve büyümede bel kemiğini oluşturan işletmelerin hem yatırım hem de işletme sermaye ihtiyaçlarını karşılamak üzere bankalarla yoğun bir çalışma yürüttüklerini vurgulayan Kurt, uçtan uca dijital bir kefalet sürecini Akbank ve KGF işbirliği ile hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti.

Kurt, yoğun ve titiz bir çalışma sürecini birlikte yürüttüklerini ve bu sonucun ortaya çıktığını dile getirerek, karşılıklı güven ve profesyonel sorumluluk içinde yürüyen süreçte Akbank Genel Müdürü Gür’ün konunun her adımının takipçisi olduğunu sözlerine ekledi.

Okumaya devam et

GÜNCEL

HANGİ SEKTÖRLERE YATIRIM YAPMALI, HANGİLERİNE YAPMAMALI ?

Yayınlanma:

|

Yazan:

Yine bir hafta sonu ve YAPAY ZEKA ile keyifli sohbet etme zamanı diyerekten, CFO gözüyle özellikle Dünya genelinde sanayi sektöründe eriyen kârlılıkları da düşünerekten, YAPAY ZEKAYA mevcut kapasiteleri, pazardaki rekabeti ve sürdürülebilir karlılık gibi ana parametreleri baz aldığında hangi sektörlere yatırım yapmaz iken hangi sektörlere yatırım yapardın diye sordum.

Tabi ki bunu da makul gerekçeler ile açıklamasını istedim.Bir çok çarpraz sorular ile de sıkıştırdım ki arada yaptığı gibi yanıltıcı yönlere bizi sürüklemesin…

Yatırım kararını sadece bugünkü kârlılığa değil, önümüzdeki 10-15 yıldaki ROIC (yatırılan sermaye getirisi), fiyatlama gücü ve arz-talep dengesi üzerine kuracağını söyleyerek sorun gördüğü sektörlerin ortak özelliklerini şöyle sıraladı ;

* Kapasite fazlası kronik.
* Ürün farklılaştırması zayıf.
* Fiyatı piyasa belirliyor, üretici değil.
* Sürekli yeni yatırım yapılınca arz daha da artıyor.
* ROIC çoğu zaman sermaye maliyetinin altında kalıyor.

Yatırım yapmakta fayda gördüğü sektörlerin ortak özelliği olarak ise, ürünü değil çözümü satmaları, daha yüksek giriş bariyerlerine sahip olmaları ve fiyatlama güçlerinin daha yüksek olmasını gerekçe olarak gösterdi.

Temel yatırım prensibi olarak da özetle, Fiyatı piyasanın belirlediği sektörlerden ziyade, fiyatını kendi belirleyebilen (yüksek katma değerli, giriş bariyeri yüksek ve farklılaşmış ürün sunan) sektörlere yatırım yapmak uzun vadede daha rasyonel bir strateji olacağını ifade etti.

Peki YAPAY ZEKAYA göre, hangi sektörler “ İN” hangileri “OUT” onun gözünden aşağıda bir tablo ile durumu özetliyoruz.

Not : Sanki bu sektörlerin çoğu şu an Türkiye’nin en temel sanayi kolları olan sektörler ve de son 20 yılda aynı sektörlerde sürekli yeni kapasite oluşturarak kapasite artırılırken, yüksek teknoloji ve patent tabanlı üretime geçişin ise aynı hızda gerçekleşmemesi ana sorun gibi. Sonuç olarak şirketler daha fazla üretir hale geldi ama birim kârlar baskı altında kaldı.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.