Connect with us

BORSA

SPK’dan patron satışlarına fren

SPK’dan patron satışlarına fren: Borsa dışında hisse devrine yüzde 2–4 sınırı

Yayınlanma:

|

Sermaye Piyasası Kurulu, Borsa İstanbul’da özellikle hakim/büyük ortakların borsa dışından gerçekleştirdiği yüksek tutarlı pay devirlerine yeni bir kontrol mekanizması getirdi. Düzenleme ilk bakışta teknik görünse de özellikle fiili dolaşımı düşük, ortaklık yapısı yoğunlaşmış ve fiyat hareketleri sertleşmiş hisseler açısından önemli sonuçlar doğurabilecek. Yeni sistemde belirli büyüklüğün üzerindeki borsa dışı satışlar artık SPK’nın bilgisi ve onayı dışında yapılamayacak.

Bankavitrini.com | Haber Analiz

Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 31 Ağustos 2026 tarihli 2026/55 sayılı bülteninde yayımlanan ilke kararı, Borsa İstanbul şirketlerinin büyük ortaklarının pay satışlarında önemli bir değişiklik getiriyor. Kullanıcının paylaştığı bültendeki düzenleme, birkaç gün önce açıklanan kuralların kapsamını ve istisnalarını da netleştiriyor. Güncel haber kaynakları da düzenlemenin yüzde 2 ve yüzde 4 eşikleri ile BIST 30/kamu kontrolündeki şirket istisnalarını doğruluyor.

SPK neyi değiştirdi?

Düzenleme bütün yatırımcıların hisse satışını sınırlamıyor. Kritik nokta burası.

Kapsam esas olarak VII-128.1 sayılı Pay Tebliği’nin 27’nci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan önemli ortakları ilgilendiriyor. Mevcut Tebliğ’de bunlar, şirket sermayesinin yüzde 20’sinden fazlasına doğrudan sahip olan veya belirli yönetim imtiyazlarına sahip ortakları kapsıyor.

Yeni uygulama özetle şöyle:

Şirketin fiili dolaşım oranı 12 ayda borsa dışı satış sınırı
%50’nin üzerinde Sermaye/oy hakkının %2’si
%50 ve altında Sermaye/oy hakkının %4’ü

Bu oranların üzerindeki satışların yapılması tamamen yasaklanmış değil. Ancak sınır aşılacaksa satış öncesinde Pay Satış Bilgi Formu hazırlanarak SPK’nın onayına sunulması gerekiyor.

Üstelik SPK yalnızca klasik anlamdaki doğrudan hisse satışını kapsamıyor.

Özel emir, Borsa İstanbul Toptan Satışlar Pazarı (TSP), virman ve devir yoluyla yapılan borsa dışı işlemler de hesaplamaya dahil. Böylece işlemin adını veya yöntemini değiştirerek sınırlamanın etrafından dolaşılması önemli ölçüde zorlaştırılıyor.

Basit bir örnekle anlatalım

100 milyon TL nominal sermayeli ve fiili dolaşım oranı yüzde 40 olan bir şirket düşünelim. Şirket yüzde 50’nin altında fiili dolaşıma sahip olduğu için ilgili büyük ortağın borsa dışında yapacağı satışlarda yüzde 4 sınırı uygulanacak.

Dolayısıyla ilgili ortak herhangi bir 12 aylık dönemde şirket sermayesinin 4 milyon TL nominalini aşan büyüklükte payı düzenlemedeki yöntemlerle SPK onay sürecinin dışında devredemeyecek.

5 milyon TL nominal pay devretmek istiyorsa artık: “Alıcıyı buldum, hisseleri virman ettim, işlem tamam” şeklinde ilerlemek mümkün olmayacak.

Pay Satış Bilgi Formu hazırlanması ve SPK’ya sunulması gerekecek. Bu küçük gibi görünen değişiklik aslında piyasa şeffaflığı açısından oldukça önemli.

Düzenlemenin asıl amacı ne?

Kanaatimizce SPK’nın hamlesini tek başına değerlendirmek doğru olmaz.

2026 boyunca Kurul’un fiili dolaşım oranları, yatırım fonlarında yoğunlaşma, serbest fonlar ve pay sahipliği ilişkileri konusunda peş peşe düzenlemeler yaptığı görülüyor. Haziran ayında yapılan başka bir düzenlemeyle hakim ortakların serbest veya özel fonlar üzerinden dolaylı olarak sahip oldukları hisseler de fiili dolaşım hesaplamasının dışında bırakılmıştı. Bunun ardından 138 şirketin fiili dolaşım oranı değişmişti.

Yeni karar bu zincirin devamı niteliğinde okunabilir.

Amaçları dört başlıkta toplamak mümkün:

1. Büyük ortak satışlarının görünürlüğünü artırmak

Bir şirketin büyük ortağının önemli miktarda hisse satması sıradan bir yatırımcının yaptığı satışla aynı anlama gelmez.

Hakim ortağın satış kararı; şirket hakkındaki beklentisini, ortaklık yapısındaki değişikliği, kontrol devrini veya sermaye piyasasından çıkış stratejisini gösterebilir.

Dolayısıyla yatırımcının bunu bilmesi gerekir.

2. Borsa dışındaki büyük blok işlemleri kontrol altına almak

Borsadaki fiyat oluşumunun dışında gerçekleşen büyük pay devirleri zaman zaman piyasanın gerçek arz-talep yapısını görmesini zorlaştırabilir.

SPK’nın mesajı kabaca şu: Büyük ortak hissesi el değiştirecekse bunun belirli büyüklükten sonra düzenleyici otoritenin bilgisi dışında gerçekleşmesine izin verilmeyecek.

3. Fiili dolaşımın gerçekte ne olduğunu ortaya koymak

Son aylardaki düzenlemelerin ortak noktası burada.

Kağıt üzerinde halka açık görünen hisse miktarı ile gerçekten bağımsız yatırımcıların elinde dolaşan pay miktarı aynı olmayabilir. SPK haziran ayında fonlar üzerinden dolaylı sahip olunan bazı payları fiili dolaşım hesabından çıkarmış ve MKK tarafından oranların günlük hesaplanması sistemine geçmişti.

4. Manipülasyon ve yoğunlaşma riskini azaltmak

Bu konu özellikle küçük ve orta ölçekli hisselerde kritik.

Dolaşımdaki gerçek pay miktarı düşük olduğunda sınırlı miktardaki para bile fiyat üzerinde çok büyük hareket yaratabiliyor. Son dönemde SPK’nın fon düzenlemelerinde de portföy yoğunlaşması ve manipülatif fiyat hareketlerinin azaltılması temel tartışma başlıklarından biri oldu.

Borsa İstanbul’daki hisseleri nasıl etkiler?

Burada “bütün hisseler yükselecek” veya “bütün hisseler düşecek” şeklinde bir sonuç çıkarmak yanlış olur.

Düzenlemenin etkisi hisse bazında farklılaşacak.

İlk etki: Büyük ortak satış riski bulunan hisseler açısından olumlu

Bir şirketin hakim ortağının elinde çok yüksek miktarda pay bulunuyorsa yatırımcının üzerinde sürekli bir soru işareti vardır: “Patron bu hisseleri satarsa ne olacak?”

Yeni düzenleme bu riski ortadan kaldırmıyor fakat büyük miktarlı borsa dışı satışları daha görünür ve kontrollü hale getiriyor. Bu nedenle özellikle düşük fiili dolaşıma sahip bazı şirketlerde küçük yatırımcı açısından koruyucu bir mekanizma oluşabilir.

İkinci etki: Kapalı kapılar ardındaki blok satışlar zorlaşacak

Borsa dışındaki yüksek miktarlı virman ve devirlerin sınır kapsamına alınması özellikle önemli. Çünkü düzenleme yalnızca Toptan Satışlar Pazarı’nı değil virman/devir işlemlerini de kapsıyor.

Böylece bir ortak; A yatırımcısına, bir fona, başka bir şirkete veya ilişkili olabilecek başka bir yapıya büyük miktarda hisse devrederken belirli eşiklerin üzerinde düzenleyici kontrol devreye girecek.

Asıl dikkat edilmesi gereken hisseler: Fiili dolaşımı düşük şirketler

Burada paradoksal bir durum bulunuyor.

Düşük fiili dolaşımlı hisseler bir taraftan büyük ortak satışlarının kontrol altına alınmasından olumlu etkilenebilir.

Ancak diğer taraftan düşük fiili dolaşım zaten başlı başına piyasa riski yaratıyor.

Örneğin şirketin yalnızca yüzde 10-15’i gerçekten piyasada işlem görüyorsa sınırlı sermayeyle fiyatın yukarı veya aşağı hareket ettirilmesi daha kolay hale geliyor.

Fiili dolaşımın düşmesi genel olarak likiditeyi azaltırken fiyat hareketlerini daha hassas hale getirebiliyor.

Bu nedenle yatırımcıların artık yalnızca şirketin; cirosuna, FAVÖK’üne, kârına, borcuna bakması yeterli değil.

Ortaklık yapısı ve gerçek fiili dolaşım oranı da temel analiz göstergelerinden biri haline geliyor.

SPK neden yüzde 50’nin üzerindeki şirketlere yüzde 2, diğerlerine yüzde 4 sınırı koydu?

İlk bakışta ters gibi görünebilir.

Fiili dolaşımı yüksek şirkete daha düşük, yüzde 2 sınırı; fiili dolaşımı düşük şirkete yüzde 4 sınırı uygulanıyor. Burada oranı toplam sermaye üzerinden düşünmek gerekiyor.

Fiili dolaşımı zaten yüksek olan bir şirkette yüzde 2’lik yeni blok satış bile piyasadaki pay miktarı açısından anlamlı büyüklük yaratabilir. Diğer taraftan fiili dolaşımı düşük şirketlerde ortakların elindeki payların büyüklüğü doğal olarak daha yüksek olduğundan eşik yüzde 4 olarak belirlenmiş görünüyor.

Fakat her iki durumda da temel yaklaşım aynı: Belirli büyüklüğün üzerindeki ortak satışını SPK denetimine almak.

BIST 30 neden kapsam dışında?

Düzenlemenin en dikkat çekici ayrıntılarından biri bu.

BIST 30 Endeksi’ndeki şirketler ile yönetim hakimiyeti Hazine ve Maliye Bakanlığı, Türkiye Varlık Fonu veya kamu kurumlarında bulunan şirketler kapsam dışında bırakıldı.

BIST 30 şirketleri genellikle piyasanın en büyük, işlem hacmi en yüksek ve likiditesi en güçlü şirketlerinden oluşuyor. Dolayısıyla büyük miktardaki pay değişimlerinin piyasa fiyatını bozma kapasitesi görece daha düşük.

Örneğin günlük milyarlarca liralık işlem hacmi bulunan bir hissede yüzde 1’lik pay değişimi ile günlük işlem hacmi birkaç milyon lira olan düşük dolaşımlı bir şirketteki yüzde 1’lik değişimin etkisi aynı değildir. Bu istisna aynı zamanda SPK’nın düzenlemesinin esas hedefinin yüksek likiditeli büyük şirketlerden ziyade daha kırılgan piyasa yapısına sahip hisseler olduğuna işaret ediyor.

Yatırım fonları düzenlemesiyle birlikte okumak gerekiyor

SPK’nın son hamlesini birkaç gün önceki fon düzenlemelerinden bağımsız değerlendirmemek gerekir.

Kurul son dönemde yatırım fonlarında yoğunlaşma, serbest fon yapıları ve fiili dolaşım hesaplaması konusunda arka arkaya adımlar atıyor. Haziran düzenlemesinde fonlar üzerinden dolaylı sahiplik fiili dolaşım hesaplamasına dahil edilmiş; bunun ardından 138 şirketin dolaşım oranında değişiklik ortaya çıkmıştı.

Bu nedenle ortaya çıkan büyük resim şöyle: SPK artık sadece “hisse kimin adına kayıtlı?” sorusuna değil, “hissenin gerçek ekonomik sahibi kim ve gerçekten piyasada dolaşıyor mu?” sorusuna daha fazla önem veriyor.

Bu sermaye piyasası açısından önemli bir paradigma değişikliğidir.

MSCI uyarıları açısından da önemli

Bu düzenlemelerin zamanlaması ayrıca dikkat çekici.

Türkiye sermaye piyasasında son dönemde fiili dolaşım, fonlar üzerinden pay sahipliği, düşük likiditeli hisselerde yoğunlaşma ve fiyat oluşumunun sağlıklı olup olmadığı tartışmaları artmıştı.

Haziran ayındaki fiili dolaşım düzenlemesini değerlendiren piyasa uzmanları da adımın MSCI ve uluslararası yatırımcılar açısından önemli bir güven mesajı olduğunu belirtmişti. Yabancı kurumsal yatırımcı açısından temel mesele yalnızca şirketin ucuz veya pahalı olması değildir.

Aynı zamanda; likidite, gerçek halka açıklık, şeffaflık, fiyat oluşumu ve kurumsal yatırımcının gerektiğinde hisseden çıkabilme kabiliyeti önemlidir.

Dolayısıyla SPK’nın attığı son adımlar yabancı yatırımcı güvenini yeniden tesis etme çabasının bir parçası olarak da okunabilir.

Kısa vadede hangi hisselerde hareket görülebilir?

Yeni düzenlemenin doğrudan şirket isimleri verilerek “şu hisse yükselir, bu hisse düşer” şeklinde yorumlanması doğru olmaz.

Ancak piyasanın önümüzdeki dönemde şu şirketleri daha dikkatli incelemesi beklenebilir: Fiili dolaşım oranı düşük, hakim ortak payı yüksek, geçmişte ortak satışı yapılmış, büyük miktarlı virmanların görüldüğü, fon sahipliğinin yoğun olduğu ve düşük likiditeye rağmen olağanüstü fiyat hareketleri yaşayan şirketler.

Bunlar açısından yeni SPK rejimi çok daha önemli.

Buna karşılık yüksek likiditeli ve geniş yatırımcı tabanına sahip hisselerde etkisinin sınırlı kalması beklenebilir.

Bankavitrini analizi: SPK’nın hedefinde “görünmeyen hisse trafiği” var

SPK’nın son dönemde attığı adımlar birlikte değerlendirildiğinde Kurul’un sadece günlük fiyat hareketlerine müdahale etmek yerine piyasanın mülkiyet ve dolaşım altyapısını değiştirmeye başladığı görülüyor.

Önce fonlar üzerinden dolaylı sahip olunan payların fiili dolaşım hesabı değiştirildi. Ardından yatırım fonlarında yoğunlaşmayı azaltmaya yönelik düzenlemeler geldi. Şimdi de büyük ortakların borsa dışındaki pay devirleri sınırlandırılıyor.

Bunların ortak paydası aynı:

Hissenin gerçek sahibi kim?

Gerçekte ne kadarı piyasada dolaşıyor?

Büyük paylar kimler arasında el değiştiriyor?

Fonlar belirli hisselerde neden yoğunlaşıyor?

Fiyat gerçekten bağımsız yatırımcıların arz ve talebiyle mi oluşuyor?

Borsa İstanbul açısından asıl önemli mesele de burada.

Bir sermaye piyasasının büyüklüğü yalnızca BIST’in kaç puan olduğu veya şirketlerin piyasa değerinin kaç trilyon liraya ulaştığıyla ölçülmez.

Sağlıklı fiyat oluşumu, gerçek likidite ve yatırımcı güveni olmadan sermaye piyasasının sürdürülebilir şekilde büyümesi mümkün değildir. Bu nedenle SPK’nın yüzde 2–4 sınırı ilk bakışta küçük bir teknik düzenleme gibi görünse de, esas olarak büyük ortakların ve hakim pay sahiplerinin piyasa dışındaki hisse hareketlerinin daha şeffaf hale getirilmesi anlamına geliyor.

Küçük yatırımcı açısından en önemli sonucu ise şu olabilir: Patronun büyük miktardaki hissesi artık belirlenen eşiklerin üzerinde sessiz sedasız el değiştiremeyecek; SPK onayı ve Pay Satış Bilgi Formu mekanizması devreye girecek.

Bu da doğru ve etkin uygulandığı ölçüde Borsa İstanbul’da şeffaflık ve güven açısından olumlu bir adım.

SPK 2026 yılı bültenleri

Okumaya devam et
Yorum Yazın

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BORSA

Yeni SPK düzenlemesinde hangi hisseler öne çıkabilir?

Yayınlanma:

|

Yazan:

SPK’nın yeni fon düzenlemesi sonrasında yatırımcıların yalnızca “hangi hisse ucuz?” sorusuna bakması yeterli olmayacak. Bundan sonra BIST 30 üyeliği, fiili dolaşım oranı, fon yoğunluğu ve değerleme çarpanlarının birlikte değerlendirilmesi daha anlamlı hale gelecek.

Bu çerçevede özellikle PD/DD’si 1’in altında bulunan ve BIST 30 içinde yer alan büyük, likit şirketler, serbest fonlara getirilen yeni yoğunlaşma sınırlamalarından görece daha avantajlı konuma gelebilir. Rehber, BIST 30 paylarını serbest fonlara getirilen bazı yeni sınırlamaların dışında bırakıyor.

İzleme listemiz

Birinci grup – Regülasyon açısından daha avantajlı görünenler:
THYAO, SISE, SAHOL, KRDMD, EKGYO, SASA, PETKM, PGSUS, KCHOL, ISCTR, TTKOM, TCELL, EREGL, AEFES ve VAKBN.

Bu grupta ortak özellik; düşük PD/DD değerlemelerinin yanında, BIST 30 üyeliği nedeniyle yeni fon sınırlamalarından görece daha az etkilenmeleri.

İkinci grup – Daha dikkatli izlenmesi gerekenler:
CANTE, ALARK, ULKER ve ECILC.

Bu hisselerde düşük değerleme cazip görünse de BIST 30 istisnasından yararlanılmaması nedeniyle serbest fonların mevcut pozisyon büyüklükleri ve fiili dolaşımdaki paylar içindeki ağırlıkları kritik hale geliyor. Yeni düzenlemede serbest fonların tek bir şirkette taşıyabilecekleri pay miktarı fiili dolaşım oranına göre ciddi biçimde sınırlandırılmış durumda.

Yatırımcı neye bakmalı?

Yeni dönemde dört gösterge birlikte takip edilmeli:

  1. BIST 30 üyeliği
  2. Fiili dolaşım oranı
  3. Fonların hisse üzerindeki toplam sahipliği
  4. PD/DD, F/K ve borçluluk gibi değerleme-finansal göstergeler

Özellikle BIST 30 dışında kalan ve fonların yoğun pozisyon taşıdığı hisselerde, yıl sonuna kadar yapılabilecek portföy uyarlamalarının ilave satış baskısı yaratma ihtimali göz ardı edilmemeli. SPK mevcut limit aşımı bulunan serbest fonlara kademeli uyum takvimi vererek pozisyonların 31 Aralık 2026’ya kadar azaltılmasını öngörüyor.

Bankavitrini’nin izleme stratejisi

Kısa vadede: Fonların zorunlu azaltım yapabileceği BIST 30 dışı hisselerde temkinli olunmalı.

Orta vadede: Düşük değerlemeli, yüksek likiditeli ve BIST 30 içinde bulunan şirketlerde olası fon rotasyonu izlenmeli.

Uzun vadede: Regülasyon avantajı tek başına yatırım gerekçesi sayılmamalı; bilanço kalitesi, borçluluk, nakit akışı ve kârlılık mutlaka dikkate alınmalı.

Öne çıkan adaylar

Mevcut verdiğiniz PD/DD verileri üzerinden bakıldığında THYAO, SISE, SAHOL, KRDMD, EKGYO ve KCHOL, “düşük değerleme + yüksek likidite + BIST 30 avantajı” kombinasyonu nedeniyle özellikle takip edilebilecek hisseler arasında duruyor.

Buradaki temel görüşümüz şu: Yeni SPK düzenlemesi küçük ve düşük dolaşımlı hisselerde fon yoğunlaşmasını zorlaştırırken, büyük ve likit BIST 30 şirketlerine doğru yeni bir fon rotasyonu ihtimalini güçlendiriyor.

Bu nedenle önümüzdeki aylarda Borsa İstanbul’da sadece bilanço sezonu değil, “fonların hangi hisseden çıkıp hangi hisseye geçtiği” de fiyatlamanın önemli unsurlarından biri olabilir.

bankavitrini.com | Öneri ve piyasa izleme notu

Okumaya devam et

BORSA

Takas İstanbul risk yönetiminde kuralları değiştiriyor

Takas İstanbul risk yönetiminde kuralları değiştiriyor: MKT piyasalarında yeni dönem

Yayınlanma:

|

Takas İstanbul, 29 Ağustos 2026 tarihli ve 2167 sayılı Genel Mektup ile Merkezi Karşı Taraf (MKT) hizmeti verilen piyasalardaki prosedürlerde değişikliğe gitti. Aracı kurumlar ve bankaları doğrudan ilgilendiren düzenleme, sermaye piyasalarında teminat, risk yönetimi ve merkezi karşı taraf mekanizmasının daha sıkı hale geldiği yeni dönemin önemli bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Takas İstanbul tarafından Merkezi Risk Yönetimi Ekibi imzasıyla aracı kurum ve bankalara gönderilen 2167 sayılı Genel Mektubun konusu, “MKT Hizmeti Verilen Piyasalardaki Prosedür Değişiklikleri” olarak açıklandı.

Düzenleme, Sermaye Piyasası Kurulu’nun 28 Ağustos 2026 tarihli 52/1589 sayılı kararıyla yatırım fonları ve özellikle serbest fonlar üzerinde getirdiği yeni risk sınırlamalarının hemen ardından geldi.

SPK, Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber’in 12 ayrı maddesinde değişiklik yaparken dört yeni madde ekledi.

MKT neden önemli?

Merkezi Karşı Taraf sisteminde Takas İstanbul, gerçekleştirilen işlemlerde alıcıya karşı satıcı, satıcıya karşı ise alıcı konumuna geçiyor.

Başka bir ifadeyle bir aracı kurumun veya piyasa katılımcısının yükümlülüğünü yerine getirememesi durumunda sistemin diğer tarafının doğrudan karşı taraf riskine maruz kalmasının önüne geçilmeye çalışılıyor.

Türkiye’deki merkezi takas düzenlemelerine göre MKT hizmeti; işlem teminatları, garanti fonları, üye mali yeterliliğinin izlenmesi, stres testleri ve temerrüt yönetimi gibi çok katmanlı bir güvenlik sistemi üzerine kuruluyor.

Bu nedenle MKT prosedürlerinde yapılan değişiklikler teknik bir düzenleme gibi görünse de özellikle bankaların ve aracı kurumların sermaye kullanımı, teminat ihtiyacı ve pozisyon taşıma maliyetleri açısından önem taşıyor.

SPK’nın fon düzenlemesiyle aynı döneme denk gelmesi önemli

Takas İstanbul’un 2167 sayılı Genel Mektubu, SPK’nın fon piyasasında riskleri azaltmaya yönelik kapsamlı düzenlemesinin hemen arkasından geldi.

SPK’nın yeni düzenlemelerinde özellikle para piyasası işlemleri, kaldıraç, teminat yapısı ve karşı taraf riski öne çıkıyor.

Yeni çerçevede fonların taraf olduğu yurt içi organize para piyasası işlemlerinde güçlü bir teminat yapısı oluşturulması öngörülürken, serbest fonların Takasbank Para Piyasası işlemlerine ilişkin önemli sınırlamalar getirildi.

Yüzde 75 teminat şartı

Yeni fon düzenlemesine göre yurt içi organize para piyasası işlemlerinde işlem tutarına ilave alınacak teminatın toplam işlem büyüklüğünün yüzde 75’inden az olmaması öngörülüyor.

Teminatın kalitesine ilişkin de sınırlamalar getiriliyor. Teminatın en az yüzde 50’sinin belirlenen yüksek nitelikli varlıklardan, toplam teminatın en az yüzde 75’inin ise bu varlıklar ile BIST 30 Endeksi’ndeki paylardan oluşması gerekiyor.

Bu yaklaşımın temel amacı açık: Sadece teminat almak değil, gerektiğinde hızla nakde dönüştürülebilecek kaliteli teminat almak.

Serbest fonlara yüzde 20 sınırı

En önemli değişikliklerden biri ise serbest fonların Takasbank Para Piyasası’ndaki işlemlerine getirilen sınırlama.

Serbest fonların bu piyasadaki işlemleri fon portföy değerinin yüzde 20’si ile sınırlandırılıyor.

Üstelik borçlanma amacıyla gerçekleştirilen işlemler de hesaplamaya dahil ediliyor.

Örneğin; 1 milyar TL portföy büyüklüğüne sahip bir serbest fon açısından 200 milyon TL seviyesi kritik sınır haline geliyor.

Bu düzenleme özellikle para piyasasından yüksek tutarda borçlanarak portföy büyüklüğünün üzerinde pozisyon oluşturan fonların kaldıraç kapasitesini azaltacak.

Mevcut pozisyonlara ani tasfiye yok

Düzenleyici otorite mevcut büyük pozisyonların bir gecede kapatılmasının piyasada yaratabileceği dalgalanmayı da dikkate alıyor.

29 Ağustos 2026 itibarıyla yeni sınırların üzerinde bulunan pozisyonların artırılmaması ve belirlenen geçiş takviminde kademeli olarak azaltılması öngörülüyor. Benzer şekilde Takasbank’ın merkezi karşı taraf olmadığı bazı para piyasası işlemlerindeki mevcut açık pozisyonların da artırılmaması ve aşamalı biçimde azaltılması hedefleniyor.

Bu yaklaşım önemli.

Çünkü düzenleyici otorite bir taraftan sistemdeki kaldıraç ve karşı taraf riskini azaltırken diğer taraftan zorunlu ve ani pozisyon kapamalarının piyasa fiyatlarında yaratabileceği satış baskısını engellemeye çalışıyor.

Büyük resim: Sistem kaldıraçtan teminata dönüyor

SPK kararları ile Takas İstanbul’un MKT düzenlemelerini birlikte değerlendirdiğimizde sermaye piyasasında yeni bir risk yönetimi mimarisine doğru gidildiği görülüyor.

Yeni dönemin üç anahtar kelimesi öne çıkıyor: Teminat – likidite – merkezi karşı taraf.

Özellikle serbest fonların yüksek kaldıraç kullanarak oluşturduğu pozisyonlar, düşük likiditeli varlıkların teminat olarak kullanılması ve karşı taraf riskinin sistem içerisinde dağılması düzenleyici otoritelerin daha fazla dikkatini çekmeye başlamış durumda. Takas İstanbul’un MKT sistemi zaten üyelerin mali yeterliliğinin sürekli izlenmesini, işlem teminatlarının gün içi fiyat ve pozisyon hareketlerine göre takip edilmesini ve teminatlar ile garanti fonlarının stres testlerine tabi tutulmasını öngörüyor.

2167 sayılı Genel Mektup bu nedenle tek başına değerlendirilmemeli.

SPK’nın 28 Ağustos fon düzenlemesi ile Takas İstanbul’un 29 Ağustos MKT prosedür değişiklikleri, sermaye piyasalarında kaldıraç ve karşı taraf riskinin azaltılmasına yönelik aynı düzenleyici zincirin parçaları olarak okunabilir.

Bankalar ve aracı kurumlar nasıl etkilenebilir?

Yeni yapı özellikle yüksek işlem hacmine sahip piyasa katılımcıları açısından daha fazla teminat ihtiyacı yaratabilir. Teminat kalitesinin yükseltilmesi ise bankalar ve aracı kurumların teminat havuzlarını yeniden düzenlemelerine neden olabilir.

Bunun sonucunda;

  • yüksek kaliteli likit varlıklara olan talep artabilir,
  • teminat optimizasyonu daha önemli hale gelebilir,
  • kaldıraçlı pozisyonların taşıma maliyetleri yükselebilir,
  • düşük likiditeli payların teminat olarak kullanım alanı daralabilir,
  • üye bazında risk ve pozisyon yönetimi daha sıkı hale gelebilir,
  • fon–aracı kurum–banka arasındaki kısa vadeli finansman mekanizması değişebilir.

Borsa açısından asıl kritik nokta

Düzenlemenin Borsa İstanbul açısından takip edilmesi gereken tarafı ise fonların pozisyon küçültme davranışı olacak. Özellikle yüksek kaldıraç kullanan serbest fonların yeni limitlere uyum sağlamak için pozisyonlarını azaltmaları gerekirse, bazı varlıklarda geçici satış baskısı ortaya çıkabilir.

Buna karşılık düzenlemenin orta ve uzun vadeli amacı bunun tam tersidir: Bir kurum veya fonun aşırı kaldıraç kullanması nedeniyle ortaya çıkabilecek sorunun diğer piyasa katılımcılarına ve bütün finansal sisteme yayılmasını engellemek.

Dolayısıyla yeni düzenleme kısa vadede bazı piyasa oyuncularının hareket alanını daraltırken, uzun vadede sermaye piyasasının finansal dayanıklılığını artırmayı hedefliyor.

Bankavitrini.com değerlendirmesi

Türkiye sermaye piyasasında son dönemde fon büyüklüklerinin hızla artması, serbest fonların daha aktif hale gelmesi ve bazı fonların para piyasaları üzerinden yüksek kaldıraç kullanabilmesi risk yönetiminin önemini artırdı.

SPK’nın fon düzenlemesi ile Takas İstanbul’un MKT prosedürlerini aynı dönemde değiştirmesi tesadüf olarak görülmemeli.

Yeni dönemin temel mesajı oldukça açık: Fon büyüklüğünün çok üzerinde kaldıraç kullanılması zorlaşacak, alınan teminatın yalnızca miktarı değil kalitesi de önem kazanacak ve mümkün olan işlemlerde karşı taraf riski merkezi karşı taraf sisteminin içine çekilecek.

Bu da Türkiye sermaye piyasasında “daha fazla işlem” anlayışından “daha kontrollü ve teminatlı işlem” anlayışına doğru önemli bir geçiş anlamına geliyor.

bankavitrini.com

Okumaya devam et

BORSA

SPK fonlarda oyunun kurallarını değiştirdi

SPK fonlarda oyunun kurallarını değiştirdi: BIST 30 hisseleri neden avantajlı hale gelebilir?

Yayınlanma:

|

Sermaye Piyasası Kurulu’nun 28 Ağustos 2026 tarihli radikal fon düzenlemesi, yalnızca yatırım fonlarını değil Borsa İstanbul’daki hisse senetlerinin arz-talep dengesini de değiştirebilecek nitelikte. Özellikle serbest fonların küçük ve orta ölçekli hisselerde yoğunlaşmasına sınırlama getirilirken BIST 30 hisselerinin önemli sınırlamalardan muaf tutulması dikkat çekiyor. Bu durum, PD/DD oranı 1’in altında bulunan THYAO, SISE, SAHOL, KRDMD, EKGYO, SASA, PETKM, PGSUS, KCHOL, ISCTR, TTKOM, TCELL, EREGL, AEFES ve VAKBN gibi BIST 30 hisselerine fonlar açısından göreli avantaj sağlayabilir.

BANKAVİTRİNİ ÖZEL ANALİZ

Sermaye Piyasası Kurulu 28 Ağustos 2026 tarihli 52/1589 sayılı kararıyla Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber’de son yılların en kapsamlı değişikliklerinden birini yaptı. Rehberde 12 bölüm değiştirilirken dört yeni bölüm eklendi. SPK’nın resmi duyurusuna göre düzenleme 29 Ağustos itibarıyla yürürlüğe girdi.

Düzenlemenin kalbinde ise serbest fonlar, fonların hisse yoğunlaşmaları, ilişkili taraf işlemleri, borsa dışı işlemler, repo piyasası ve portföy yönetim şirketlerinin sermaye ve insan kaynağı yapısı bulunuyor.

SPK Rehberi’nin içindekiler bölümünde bile 28 Ağustos 2026 tarihli değişikliğin serbest fonlardan repo işlemlerine, portföy yönetimine, TEFAS’a ve yatırım fonlarının ortaklık payı işlemlerine kadar çok geniş bir alana yayıldığı görülüyor.

Ancak Borsa İstanbul açısından asıl kritik madde başka: Serbest fonların artık herhangi bir hisse üzerinde eskisi kadar rahat yoğunlaşamayacak olması.

Ve daha da önemlisi: BIST 30 hisselerinin bu yeni yoğunlaşma sınırlamalarının dışında bırakılması.

İşte yeni düzenlemenin borsa açısından kırılma noktası burada.

SPK serbest fonlara hangi sınırları getirdi?

Yeni Rehber’e göre bir serbest fonun portföyündeki %5’ten büyük sermaye piyasası aracı pozisyonlarının toplamı fon portföy değerinin %20’sini geçemeyecek.

Örneğin bir fonun portföyünün;

  • %15’i A hissesi,
  • %12’si B hissesi,
  • %10’u C hissesi

şeklinde yoğunlaşması artık genel kural altında mümkün olmayacak.

Çünkü %5’i aşan yatırımların toplamı %20 ile sınırlandırılıyor.

Bu tek başına bile serbest fonların özellikle son yıllarda kullandıkları “birkaç hisseye çok büyük para yatırarak yüksek getiri yaratma” modelini önemli ölçüde değiştiriyor.

Daha önce serbest fonların en önemli özelliği, klasik yatırım fonlarına uygulanan birçok portföy sınırlamasından muaf olmalarıydı. Bu esneklik tamamen ortadan kaldırılmıyor; ancak SPK artık bu fonların belli şirketlerde aşırı yoğunlaşmasına izin vermiyor. Rehber bunu açık biçimde ortaya koyuyor.

Asıl bomba: Fiili dolaşıma göre hisse alma sınırı

Yeni düzenlemenin Borsa İstanbul’u en fazla ilgilendiren maddelerinden biri ise şirketlerin fiili dolaşımdaki pay miktarına bağlı fon sahipliği sınırları.

Bir serbest fon artık;

Şirketin fiili dolaşım oranı Tek serbest fonun alabileceği azami miktar
%25’in altında Fiili dolaşımın %8’i
%25 – %50 Fiili dolaşımın %6’sı
%50 – %75 Fiili dolaşımın %4’ü
%75’in üzerinde Fiili dolaşımın %2’si

seviyesini aşamayacak.

Aynı portföy yöneticisinin yönettiği fonların tamamı için ise sınırlar bunun yaklaşık iki katı olarak uygulanıyor: sırasıyla %16, %12, %8 ve %4.

Bu düzenleme özellikle dolaşımdaki hisse miktarı düşük ve fonların yoğun biçimde pozisyon aldığı küçük-orta ölçekli şirketleri doğrudan ilgilendiriyor.

Bir şirketin halka açıklık oranının düşük olması artık serbest fon açısından avantaj değil, ciddi bir pozisyon limiti anlamına geliyor.

BIST 30’a çok önemli istisna

Düzenlemenin borsa açısından en stratejik noktası burada ortaya çıkıyor.

SPK açık biçimde; BIST 30 Endeksi’ne dahil hisselerin serbest fonlar için getirilen söz konusu sınırlamalardan hariç tutulacağını belirtiyor. Bu son derece önemli.

Çünkü fon yöneticisinin önünde iki hisse olduğunu düşünelim.

Birinci hisse BIST 30 dışında.

İkinci hisse BIST 30 içinde.

İlk hissede; %5 üzeri yoğunlaşma sınırı, fiili dolaşım sınırı, grup yoğunlaşması, toplam fon sahipliği gibi kısıtlamalar devreye girebiliyor.

BIST 30 hissesinde ise yeni düzenlemenin söz konusu yoğunlaşma sınırlamaları uygulanmıyor. Dolayısıyla fon yöneticisinin büyük pozisyon oluşturmak istediğinde BIST 30 hisselerine yönelmesi daha kolay hale geliyor.

Bu elbette “fonlar mutlaka BIST 30 alacak” anlamına gelmez. Ancak düzenleme açık biçimde BIST 30 hisseleri lehine regülasyon kaynaklı bir göreli avantaj yaratıyor.

PD/DD 1’in altında olmak SPK kriteri değil

Burada önemli bir ayrımı yapmak gerekiyor.

SPK düzenlemesinde; PD/DD oranı, F/K oranı veya şirketin ucuz/pahalı olmasıyla ilgili herhangi bir kriter bulunmuyor.

Dolayısıyla bir şirketin PD/DD’sinin 0,40 veya 0,90 olması tek başına fonların bu hisseyi almasına yol açmayacak.

Fakat iki faktör bir araya geldiğinde tablo değişebilir: BIST 30 üyeliği + düşük değerleme.

Fon yöneticisinin yeni sınırlamalar nedeniyle portföyünü yeniden dağıtması gerektiğinde;

  • likiditesi yüksek,
  • büyük ölçekli,
  • BIST 30 içinde bulunan,
  • değerleme çarpanları görece düşük

şirketler doğal alternatifler haline gelebilir.

Bu nedenle kullanıcı tarafından verilen PD/DD listesi yeni SPK düzenlemesi açısından oldukça ilginç bir tablo ortaya çıkarıyor.

PD/DD’si 1’in altındaki hisseler SPK düzenlemesinden nasıl etkilenebilir?

Aşağıdaki PD/DD oranlarını kullanıcının paylaştığı güncel liste üzerinden değerlendiriyoruz. Oranların piyasa fiyatlarıyla değişebileceğini özellikle belirtelim.

Hisse PD/DD BIST 30 Düzenlemenin göreli etkisi
CANTE 0,38 Hayır Fon yoğunlaşması varsa riskli
THYAO 0,42 Evet Göreli pozitif
SISE 0,45 Evet Göreli pozitif
SAHOL 0,47 Evet Göreli pozitif
KRDMD 0,49 Evet Göreli pozitif
ALARK 0,50 Hayır Fon sahipliği kritik
EKGYO 0,51 Evet Göreli pozitif
SASA 0,65 Evet Göreli pozitif
PETKM 0,67 Evet Göreli pozitif
ULKER 0,67 Hayır BIST 30 dışı olduğu için sınırlamalar önemli
PGSUS 0,67 Evet Göreli pozitif
KCHOL 0,69 Evet Göreli pozitif
ISCTR 0,70 Evet Göreli pozitif
TTKOM 0,71 Evet Göreli pozitif
TCELL 0,73 Evet Göreli pozitif
ECILC 0,76 Hayır Fon pozisyonları izlenmeli
EREGL 0,85 Evet Göreli pozitif
AEFES 0,87 Evet Göreli pozitif
VAKBN 0,90 Evet Göreli pozitif

Borsa İstanbul’un 2026 üçüncü çeyrek dönemsel değerlendirmesinde BIST 30’da herhangi bir giriş-çıkış yapılmadı. Bir önceki dönemde VAKBN endekse alınmış, ULKER çıkarılmıştı. Dolayısıyla 29 Ağustos itibarıyla yukarıdaki sınıflandırmada VAKBN BIST 30 içinde, ULKER ise dışında bulunuyor.

En dikkat çekici hisselerden biri THYAO olabilir

Listede PD/DD açısından en ucuz büyük şirketlerden biri Türk Hava Yolları.

Verilen rakama göre PD/DD yalnızca 0,42.

THYAO aynı zamanda;

  • BIST 30 üyesi,
  • yüksek işlem hacmine sahip,
  • yüksek likiditeli,
  • çok büyük piyasa değerine sahip

bir şirket.

Yeni düzenleme serbest fonların küçük ve düşük dolaşımlı hisselerde büyük pozisyon taşımasını zorlaştırırken THYAO gibi hisselerde aynı sınırlamaların uygulanmaması, kurumsal yatırımcı açısından önemli bir fark yaratıyor.

Ancak bu düzenlemeden “THYAO kesin yükselir” sonucu çıkarılamaz.

Doğru ifade şudur: Yeni SPK rejimi THYAO gibi büyük ve likit BIST 30 hisselerinin portföy yönetimindeki göreli cazibesini artırabilir.

Şişecam ve Sabancı Holding’de benzer durum

SISE’nin 0,45, SAHOL’ün 0,47 civarındaki PD/DD oranları dikkat çekiyor.

Her iki şirket de büyük ölçekli ve BIST 30 kapsamında. Özellikle holdinglerde düşük PD/DD zaten uzun süredir “holding iskontosu” tartışmasının bir parçası. Yeni dönemde fonların küçük hisselerde büyük konsantrasyon kurmasının zorlaşması halinde;

SAHOL ve KCHOL gibi holding hisseleri kurumsal portföylerin yeniden dağılımından faydalanabilecek adaylar arasında değerlendirilebilir.

EKGYO neden ayrıca dikkat çekiyor?

EKGYO’daki 0,51 PD/DD seviyesi ile BIST 30 istisnasının bir araya gelmesi önemli.

Üstelik Rehber yalnızca BIST 30 paylarına değil, belirli kamu kuruluşları ve bunların yönetim kontrolündeki ortaklıkların sermaye piyasası araçlarına da bazı istisnalar tanıyor.

Bu nedenle kamuyla bağlantılı büyük şirketlerin fon portföylerindeki konumu yeni sistemde ayrıca izlenmeli.

SASA açısından düzenleme neden önemli?

SASA son yıllarda fonların ve bireysel yatırımcıların yakından izlediği hisselerden biri.

Yeni düzenlemenin genel mantığı küçük ve orta ölçekli hisselerde fon yoğunlaşmasını sınırlarken BIST 30 paylarını ana yoğunlaşma limitlerinin dışında bırakıyor.

SASA’nın BIST 30 üyeliği bu açıdan önemli bir avantaj.

PD/DD 0,65 düzeyinin de doğru kabul edilmesi halinde şirketin değerleme çarpanı geçmiş dönemlerine kıyasla ayrıca dikkat çekici hale geliyor.

Burada yine temel finansal risklerin—borçluluk, finansman giderleri, kapasite kullanımı ve yatırım dönüşleri—ayrı değerlendirilmesi gerekiyor.

SPK istisnası şirket risklerini ortadan kaldırmaz; yalnızca fonların pozisyon taşıma kapasitesini etkiler.

CANTE, ALARK, ULKER ve ECILC’de durum farklı

Listenin en kritik kısmı belki de BIST 30 dışında kalan dört hisse:

CANTE – PD/DD 0,38

Listenin en düşük PD/DD oranına sahip şirketi. Fakat BIST 30 dışında. Dolayısıyla yeni düzenleme açısından yapılması gereken ilk analiz şirketin ucuz olup olmadığı değil: Serbest fonlar CANTE’nin fiili dolaşımındaki hisselerin ne kadarını taşıyor?

Eğer belirli fonlarda yeni sınırların üzerinde yoğunlaşma varsa portföy ayarlaması gerekebilir. Bu durumda düşük PD/DD kısa vadede teknik satış baskısını tamamen engellemeyebilir.

ALARK – PD/DD 0,50

Alarko Holding de BIST 30 dışında olduğu için otomatik istisnadan yararlanmıyor.

Burada kritik değişken;

  • fiili dolaşım oranı,
  • serbest fon sahipliği,
  • fonların hisseyi portföylerinin yüzde kaçında taşıdığı

olacak.

Fonların pozisyonları sınırlıysa düzenlemenin doğrudan etkisi de sınırlı kalabilir.

ULKER – PD/DD 0,67

Ülker’in durumu özellikle ilginç. ULKER, 2026 ikinci çeyreğinde BIST 30’dan çıkarıldı ve yerine VAKBN alındı. 2026 üçüncü çeyreğinde ise BIST 30 için yedek paylar arasında bulunuyor.

Dolayısıyla ULKER’in yeniden BIST 30’a girip girmemesi artık yalnızca endeks fonları açısından değil, SPK’nın serbest fon konsantrasyon düzenlemesi açısından da daha önemli hale geldi.

Başka bir ifadeyle: BIST 30 üyeliğinin ekonomik değeri yükseldi.

ECILC – PD/DD 0,76

ECILC 2026 üçüncü çeyreğinde BIST 50’ye alındı ancak BIST 30 üyesi değil. Bu nedenle büyük ve likit olmasına rağmen BIST 30 istisnasından yararlanmıyor.

Fon yoğunluğu burada özellikle takip edilmeli.

Fonlardan zorunlu satış hemen mi gelecek?

Hayır.

SPK bu noktada piyasada sert ve ani satış oluşmasını önlemek için kademeli geçiş sistemi oluşturmuş. 29 Ağustos 2026 itibarıyla limiti aşan pozisyonlar üst limit kabul edilecek ve artırılamayacak.

Ardından aşan bölümün;

  • 31 Ekim’e kadar en az üçte biri,
  • 30 Kasım’a kadar en az üçte ikisi

azaltılacak.

31 Aralık 2026 itibarıyla tam uyum sağlanacak. Bu madde çok önemli.

Dolayısıyla Borsa İstanbul açısından potansiyel etkinin yalnızca 1-2 günlük değil, Eylül-Aralık 2026 dönemine yayılması beklenebilir.

Piyasada önümüzdeki aylarda şu hareket görülebilir: Yoğun fon sahipliği bulunan BIST 30 dışı hisselerden → büyük ve likit BIST 30 hisselerine portföy kayması.

Ancak bunun büyüklüğünü belirleyecek esas veri, fonların bugünkü gerçek hisse pozisyonlarıdır.

Küçük hisseler neden daha fazla etkilenebilir?

Yeni sistem bir bakıma likiditeyi ödüllendiriyor.

Çünkü düşük fiili dolaşıma sahip bir şirkette birkaç milyar liralık fon yatırımı bile dolaşımdaki hisselerin çok büyük bölümünü oluşturabilir. Büyük BIST 30 şirketlerinde ise aynı tutarın piyasa üzerindeki ağırlığı çok daha düşüktür.

SPK’nın mesajı aslında oldukça açık: Fon, bir şirketin fiili dolaşımını kontrol edecek büyüklüğe ulaşmamalı.

Bu yaklaşım aynı zamanda fon yöneticisinin fiyat oluşumu üzerindeki etkisini azaltmayı amaçlıyor.

Büyük ortakların fonlara blok hisse satışına da fren

SPK yalnızca fonların ne kadar hisse taşıyabileceğini sınırlamadı.

Fonlara yapılan özel emir ve Toptan Satışlar Pazarı işlemlerini de sıkılaştırdı. Özel fonlar, serbest fonlar, GYF’ler ve GSYF’ler özel emir veya Toptan Satışlar Pazarı yoluyla bazı ortaklık payı işlemlerinde alıcı olamayacak; serbest ve özel fonlar aynı yöntemlerle satıcı da olamayacak.

Diğer yatırım fonlarının özel emir/TSP yoluyla tek seferde yapabilecekleri işlemlere de şirket sermayesinin %1’i, 12 aylık toplam için %3 sınırı getiriliyor.

Bunun anlamı önemli: Büyük ortak → fon → borsa

şeklindeki bazı dolaylı hisse transfer mekanizmaları daha kontrollü hale getiriliyor.

Büyük ortakların borsa dışı satışına ayrı sınırlama

Pay Tebliği kapsamında şirket yönetiminde bulunan veya büyük ortak konumundaki kişilerin borsa dışındaki satışlarına da sınır getirildi.

12 aylık dönemde;

  • fiili dolaşımı %50’nin üzerinde olan şirketlerde sermayenin %2’sinden,
  • fiili dolaşımı %50 veya altında olanlarda %4’ünden

fazlası borsa dışında satılamayacak. Limit aşılacaksa SPK onaylı pay satış bilgi formu gerekiyor.

Bu düzenleme de özellikle küçük halka açıklığa sahip şirketlerde blok satışların fonlar üzerinden yapılmasını zorlaştırıyor.

Fon dünyasında başka ne değişiyor?

Düzenleme yalnızca hisse senetlerinden ibaret değil.

SPK ayrıca serbest fon sayısını şirketlerin istihdam ettiği portföy yöneticisi sayısıyla ilişkilendiriyor. Bir portföy yönetim şirketinin ihraç edeceği serbest fon sayısı, istihdam ettiği portföy yöneticisi sayısını aşamayacak. Mevcut şirketler için 30 Haziran 2029’a kadar uyum süresi bulunuyor.

Portföy yönetim şirketlerine yönelik sermaye çıtası da yükseltiliyor. 2027 yılı için;

Geniş yetkili PYŞ: 500 milyon TL

Faaliyetleri sınırlı PYŞ: 250 milyon TL

asgari sermaye seviyeleri belirlenmiş durumda. Serbest fonların büyüklüğü yönetilen kolektif portföylerin %50’sini aşan bazı PYŞ’lerde ise çıkarılmış sermayenin %10 oranında nakit artırılması zorunluluğu gündeme geliyor.

Para piyasası fonlarında da önemli değişiklik

Düzenlemeden para piyasası fonları da etkileniyor.

Katılım fonları hariç para piyasası fonlarının portföyünün en az %10’u DİBS ve/veya Hazine Varlık Kiralama tarafından ihraç edilen kira sertifikalarında tutulacak. Bu düzenlemenin devlet iç borçlanma senetlerine fon kaynaklı ilave talep yaratması beklenebilir.

Başka bir ifadeyle SPK değişikliği aynı anda; hisse piyasası + fon sektörü + repo piyasası + DİBS piyasası üzerinde sonuç üretebilecek.

SPK neden böyle bir düzenleme yaptı?

Son dönemde bazı serbest fonların;

  • birkaç hisse üzerinde olağanüstü yoğunlaşması,
  • düşük fiili dolaşımlı şirketlerde büyük pozisyonlar taşıması,
  • ilişkili taraflarla yüksek hacimli işlemler yapması,
  • fon performansının birkaç hisseye aşırı bağımlı hale gelmesi

piyasada uzun süredir tartışılıyordu.

Nitekim yeni düzenlemenin ardından yapılan analizlerde bazı büyük serbest fonların tek hissede son derece yüksek portföy yoğunlaşmalarına ulaştığı örnekler kamuoyuna yansıdı. Örneğin Tera Portföy Birinci Serbest Fon üzerinden yapılan incelemede hem yoğun hisse pozisyonları hem de grup içi repo işlemleri yeni kurallar açısından mercek altına alındı.

SPK’nın yeni düzenlemesini bu açıdan yalnızca teknik bir fon düzenlemesi olarak görmek eksik kalır.

Bu karar aynı zamanda; fonlar aracılığıyla Borsa İstanbul’daki fiyat oluşumunun daha sağlıklı hale getirilmesi girişimidir.

BIST 30 artık yalnızca prestij endeksi değil

Yeni düzenlemenin belki de en az konuşulan fakat en önemli sonucu bu olabilir.

Bir şirket açısından BIST 30 üyeliği eskiden;

  • endeks fonlarından para girişi,
  • yabancı yatırımcının radarına girme,
  • likidite,
  • prestij

açısından önemliydi.

Şimdi buna yeni bir avantaj daha eklendi: Serbest fonların yeni yoğunlaşma sınırlarından istisna. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde BIST 30’a giriş-çıkış kararlarının piyasa etkisi eskisinden daha güçlü olabilir.

ULKER-VAKBN örneği bu açıdan yakından izlenmeli.

PD/DD’si düşük BIST 30 hisselerinde yeni hikâye oluşabilir mi?

SPK düzenlemesinin en ilginç tarafı burada ortaya çıkıyor.

Verilen listede 19 şirketin 15’i BIST 30 içerisinde.

Üstelik bunların arasında;

THYAO 0,42
SISE 0,45
SAHOL 0,47
KRDMD 0,49
EKGYO 0,51
SASA 0,65
PETKM 0,67
PGSUS 0,67
KCHOL 0,69
ISCTR 0,70
TTKOM 0,71
TCELL 0,73
EREGL 0,85
AEFES 0,87
VAKBN 0,90

gibi 1’in altında PD/DD ile işlem gören büyük şirketler bulunuyor.

Dolayısıyla piyasa önümüzdeki aylarda yalnızca; “Hangi hisse ucuz?” sorusunu sormayabilir.

Yeni soru şu olabilir: “Fonların yeni SPK limitleri altında en rahat büyük pozisyon taşıyabileceği ucuz hisseler hangileri?”

Bu sorunun cevabında BIST 30 şirketleri doğal olarak öne çıkıyor.

Bankavitrini değerlendirmesi: Fonlardan BIST 30’a doğru yeni bir rota oluşabilir

SPK’nın 28 Ağustos düzenlemesi ilk bakışta fon sektörünü düzenleyen teknik bir değişiklik gibi görünüyor.

Fakat ayrıntıya girildiğinde bunun Borsa İstanbul’daki para akışını değiştirebilecek bir regülasyon olduğu anlaşılıyor.

Düzenleme üç sonuç yaratabilir.

Birincisi, küçük ve düşük dolaşımlı şirketlerde bir veya birkaç fonun piyasa üzerinde hâkim hale gelmesinin önüne geçilecek.

İkincisi, bugün yeni limitlerin üzerinde pozisyon taşıyan serbest fonlar 31 Aralık’a kadar kademeli biçimde pozisyonlarını küçültmek zorunda kalabilecek.

Üçüncüsü ve belki de en önemlisi, BIST 30 paylarının temel yoğunlaşma sınırlamalarından istisna tutulması büyük, likit şirketleri fon yöneticileri açısından göreli olarak daha avantajlı hale getirecek.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde sadece şirket bilançosuna bakmak yeterli olmayacak.

Yatırımcıların şu dört veriyi birlikte izlemesi gerekecek: PD/DD ve diğer değerleme çarpanları + BIST 30 üyeliği + fiili dolaşım oranı + serbest fon sahipliği.

Bu dört gösterge birlikte okunduğunda yeni SPK düzenlemesinin hangi hisselerde satış baskısı, hangi hisselerde ise potansiyel fon talebi yaratabileceği çok daha net görülebilecek.

En önemli sonuç ise şu: SPK küçük hisselerde fon yoğunlaşmasına fren yaptı; büyük ve likit BIST 30 hisselerinin fon portföylerindeki stratejik değeri ise artırdı.

Bu nedenle 0,42 PD/DD’li THYAO’dan 0,45’lik SISE’ye, 0,47’lik SAHOL’den 0,69’luk KCHOL’e kadar düşük değerlemeyle işlem gören BIST 30 şirketleri önümüzdeki aylarda “ucuzluk + likidite + regülasyon avantajı” üçgeninde yeniden fiyatlanabilecek hisseler arasında yakından izlenecek.

Ancak bunun otomatik bir yükseliş sinyali olmadığı; şirketlerin bilanço, borçluluk, kârlılık ve nakit akışı dinamiklerinin esas olmaya devam ettiği unutulmamalı.

Gülbeyaz GERGÜN – Ekonomist

bankavitrini.com | Özel Haber Analiz

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.