Connect with us

BANKA HABERLERİ

İki kuşak, iki kriz : Bankerler ve kripto aracıları

UĞUR GÜRSES Bankacılık deneyimi ile geçmişin izini sürerek bugün yaşananlara ışık tutacak bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı …

Yayınlanma:

|

Türkiye 1980’li yılların başlarındaki “Banker Krizi”nden sonra, 40 yıl sonra “Kripto alım-satım şirketleri krizi” eşiğinde. Ölçekleri şimdilik aynı olmasa da “bu filmi daha önce görümüştüm” hissi uyandırıyor.

Kripto varlıklara ilgi çoğunlukla, 1981-82’de Banker Krizi’nde bankerlere tasarruflarını kaptıranların torunları, yani bugün “milenyum kuşağı” olarak adlandırılan, 1981 sonrası doğanlar. Onlara düşük dozda da olsa eklemlenen 25 yaşını geçmeyen “Z kuşağı” da eşlik ediyor.

Yaşanan şu: Bugünün “mağdurlarınca”, kripto paraların alım-satımı için hesap açtıkları kimi şirketlerde, kendi adlarına tutulan hesaplardaki (sıcak cüzdan) kripto varlıklara erişilememesi, bu şirketlerin sahiplerinin de ortada olmaması ya da “bakım yapılıyor”, “güncelleme yapılıyor”, “siber saldırı var” bahanesini ileri sürmeleri.

Kripto varlık alım-satım şirketi diyorum zira ‘kripto borsası’ denilmesi bile tuhaf. Nedeni de bu şirketlerin sermaye, deneyim, kurumsal bir çerçeveleri yok. Kurucularının da bir uzmanlığı yok. Hele ki bu şirketlerin bağımsız bir denetçiye bile uğramamış yolları. Bunlardan birinin kurucusunun İddia bayii olduğu, yasadışı bahisçilik yaptıkları haberleri bile çok şey anlatıyor.

Kripto varlık alım-satım şirketi Thodex’te tutulan yaklaşık 2 milyar dolarlık bir kripto varlığa ulaşılamadığı bildiriliyordu. Bu boyutta olduğunu sanmıyorum. Nitekim bu konuda iz süren uzmanlar da şimdilik 55 milyon dolar tahmini yapabiliyorlar.

Ancak, rakam küçük de olsa zincir biçiminde bir sorunun olduğu çok açık. Zira Thodex’ten sonra, VeBitcoin ve GoldexCoin ve Sistemkoin adlı (adı sanı duyulmamış) şirketlere de erişim sağlanamadığı haberleri basında yer aldı.

Henüz bir hafta önce Merkez Bankası kripto varlıklarla alışverişi yasaklarken, kripto varlık alım satım şirketlerine yapılan transferlere dokunamamıştı. Bu ne olduğu bilinmeyen aracılık şirketlerine ise hiçbir düzenleme yapılmadı.

Kripto varlıklar merkezi bir takas-ödeme kanalından geçmediği için kara para aklanması ile ilgili kaygılar anlaşılabilir. Ancak şu iki adım bir düzenleme için iyi bir başlangıç olabilirdi:

  1. Amaç kara parayla mücadele için kısıt koymak ise kripto varlıkla ödeme ve alışveriş yapılmasına katı yasak koymak yerine kara para aklamayı zorlaştıracak bir limit konulabilirdi. Yani ticaret yapan, mal ve hizmet satan şirketler satış yapabilir, elektronik ödeme şirketleri de belli limitlerle ödeme yapabilir olacaktı. Böylelikle de kara para kaygısı falan kalmazdı.  
  2. Kripto varlık alım-satımı amacıyla kurulan şirketlerin fon toplamasına dair bir düzenleme yapılabilirdi. Buna aracılık edeceklerin lisansının olması istenebilirdi.

Önüne gelenin ‘merdiven altı’ bir şirket kurarak kripto varlık alım-satımına aracılık işine soyunması, fon toplaması, müşteri alımları sonucu orada bir anonim kripto varlık portföyü oluşturması ve bunun bu şirketleri kuran kişilerce kontrol edilebilmesi bu krizi yaratan en önemli unsur.

Oldukça köklü ve kurumsal elektronik para ya da ödeme kuruluşlarına yasak olan kripto varlık transferi ve alışverişi, uyduruk bir sermaye ile “kripto borsası” açan birilerine serbest idi.

Bireysel ya da kurumsal kişilerin kaldıraçlı döviz alım satımı yaptığı “Foreks” firmalarının peşinde koşan SPK gibi kurumlar, bu durumu seyrettiler. Kimse “yetkimiz yok” demesin. Swaplarda olduğu gibi TL’nin konvertibilitesine kısıt koyabilen BDDK, Merkez Bankası alışveriş ve hizmet geliştirime gibi teknolojik tarafını kısıtlamayı tercih ettiler.

1981’deki Banker Krizi mağdurlarının torunları 40 yıl sonra bu defa çağın para gibi görülen teknolojik varlıklarına ilgi gösterdiklerinde aracıların kurbanı oluyordu.

1981’deki Banker Krizi, meşhur 24 Ocak kararları sonrasında “Temmuz Bankacılığı” olarak bilinen uygulamanın ardından geldi.

Düzenlenmemiş bir yapıya alelacele getirilen serbesti ile bugünün “kripto alım-satım şirketleri” gibi, o dönemde de valiliğe yapılan bir bildirimle, bir masa bir kasa ‘Banker Batık’ şirketini kurabiliyordunuz.

Temmuz 1980 sonrasında faizler serbest bırakıldı. Artık bankalar faizleri serbestçe belirleyebilecekti. Ayrıca bankalar mevduat sertifikası verebileceklerdi. Sorun şu ki; hamiline olması birçok sorunu beraberinde getirecekti. En başta kayıt dışılık, kara para aklamaya elverişli olması. Sonradan kaldırılsa da banker krizinde önemli rol oynadı.

1982’de fon toplamada en büyük kuruluş olan Banker Kastelli batınca film koptu.

1980’in ikinci yarısında başlayan serbest faiz, bankaların rekabeti yanında “arka kapıdan” mevduat sertifikalarının bankerlere ‘toptan’ satılması, Banker Kastelli gibi kuruluşların bu mevduat sertifikalarını daha yüksek faizle tasarrufçulara satmalarıyla “bankere para yatırma” fenomeni başladı.

ugurses.net

Bunun ardında yatan temel neden, 1978 ve 1979’da hızla yükselen ve 1980’de üç haneye yaklaşan enflasyon oranıydı. Sabit tutulan faizlerle enflasyonu dizginlemek mümkün değildi.

1980’li yıllarda hiç yaşamadıkları bir enflasyonla karşılaşan yurttaşların bu kayıplarını karşılamak için bankerlere hücüm etmesi, bugünden geriye bakınca anlaşılabilir.

Banker Kastelli gibi mevduat sertifikası bazlı fon toplayanları, hiçbir tahvil ya da mevduat sertifikasına dayanmayan “bir kasa bir masa” bankerlerin mantar gibi çoğalması izledi. Bir furyaya dönüşmüştü.

Krizi tetikleyen de o ‘bir kasa bir masa’, hiçbir kurumsallığı olmayan bankerlerin varlığa dayanmayan, karşılığı olmayan biçimde fon toplaması ve doğal olarak “saadet zinciri” nitelikli nakit akışında tıkanıp ödeme yapamaz hale gelmeleri oldu. Dönemin bilinen bankerlerinden Banker Bako’nun sahte tahvil bastırdığı için hakkında dava açıldığı haberlerde yer aldı.

Bankerler gümbür gümbür battı. Parasını alamayan tasarrufçular artık “Bankerzedeler” olarak ortaya çıktı. Bu sonunda menkule dayalı olan bankerleri de vurdu. Likidite krizi onları da batırdı.

Batan banker haberleri gelirken, bankalar öne çıkıp “güvenli olan bizdik” temalı ilanlar vermeye başladılar.

Her iki krizin ortak tarafı; aracılık eden kuruluşların (çoğu sermayesi olmayan, uzmanlığı ve deneyimi olmayan, üçüncü partilerce denetlenmeyen) olması. Her ikisinde de kamu otoritelerinin durumu seyretmesi, olayların gerisinde kalması. Siyasi himaye kısmı ise şimdilik iddia aşamasında. Her ikisinde de bir başka ortak nokta; çok açık ki kayba uğrayanların finansal okuryazarlıklarının olmaması. Aşırı risk almayı da finansal okuryazarlık eksikliği olarak kaydetmemiz gerekiyor. Son nokta da sınırlı bulaşıcılık.

2000’lerin başında batan İmar Bankası’nda da benzer bir olayı da hatırlatalım. Bankanın müşterilerine Hazine bonosu sattığı ama bu bonoların saklamada bulunmadığı ortaya acıkmıştı. Daha fazlası, Hazine bonosu satışına aracılık için yetki bile almadığı, bunun da otoritelerce hiç denetlenmediği anlaşılmıştı. Bu kalemdeki bonoların bedeli de banka Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredildikten sonra müşterilerine ödenmişti.

Kaynak: Kaya Erdem, Demokrasinin ilk 50 yılı

Banker krizi sırasında “Halk kumar oynamıştır” diyen dönemin Maliye Bakanı Kaya Erdem anılarını yazdığı kitabında (*), “Sonuçta banker krizi bankerlere para yatıran 360 bin vatandaşımızın tasarruflarını etkiledi. Borsa bankerlerine (Banker Kastelli dahil) para yatıran alacaklı 227 bin 600 vatandaşa 100 milyar civarında anapara alacağının tamamı iki yıl içinde ödendi. Piyasa bankerlerine gelince; başlangıçta 259 adet tasfiye halinde banker, 156 bin 700 banker alacaklısı vatandaş mevcuttu. Bunların takriben 24 bin vatandaşa anaparalarını alma imkânı dört yıl içinde sağlandı. Çıkarılan 2874 sayılı kanun, şahıs başına 200 bin TL vadeli hesap açılabilmesi imkanını getiriyordu; bu kapsamda toplam 127 bin vatandaşa 24 milyarlık ödeme yapıldı” diye aktarıyor. Erdem’in bahsettiği, Kastelli alacaklılarına o günün 100 milyar TL’sı bugünün 12.5 milyar TL’sine karşılık geliyor. Diğer bankerlere ödenen 24 milyar ise bugünün 2.9 milyar TL’sı. Banker krizi kabaca 15 milyar TL’lik bir hasar vermişti.

Kamu otoritesi sorumluluğu altındaki mali sistemde görevini ihmal ettiği için (zamanında gerekli yasaları çıkarmadığı için) bu bedel vergi mükelleflerinin cebinden çıkmıştı.

Bugün geriye dönüp bakınca üç haneli enflasyona karşı korumasız bırakılan yurttaşlar, faiz serbestisi getirilen düzenlenmemiş bir mali sistemle yüz yüze getirilince bu sonuç kaçınılmazdı.

 Kripto varlık satın alanlar, bu varlıkları tutanların temel motivasyonu, merkezi sistemler yerine “merkeziyetsiz” (decentralized) ortamlarda kimsenin yükümlülüğü olmayan kripto varlıklara sahip olmaktır. Bu varlıkların da üçüncü partiler olmadan (‘saklamacı’ kurum olmadan) “soğuk cüzdan” tabir edilen online dışı ortamlarda tutmak mümkündü.

Kripto varlıklara ilgi gösterenlerin en başta finansal okuryazarlığı geliştirmeye önem vermesi gerektiğini bu satırlarda hep önerdim. Ekonomiler, fintech, dijitalleşme, yapay zekâ, derin öğrenme gibi teknolojik kulvar içinde hareket ederken, temel finansal bilgi ve risk olgusuna önem vermeyenler için “karşı taraf riskinin” ne olduğu kendileri için ağır bedellerle anlaşılmamalıydı.

Bugünün kripto alım-satım aracısı Thodex’in sahibi Faruk Fatih Özer 27 yaşında ve 4 yıldır bu işlerde imiş. 1980’li yılların bankeri Banker Bako da Cumhuriyet’te Yalçın Pekşen’e “askerden döndükten sonra 1 yıl kendimi piyasaya adapte etmek için uğraşırken o sırada bankerliğe başladık” diye anlatıyordu. 23 yaşında bankerlik şirketini kurmuş. Battığında 25 yaşındaydı ve şarkıcılığa başlamıştı. Dolandırıcılıktan hüküm giydi.

Dolandırıcılar suç işliyor evet; bunun yanında da kısa yoldan servet yapma peşinde olan aç gözlü ‘köşe dönmeciler’ olmasaydı bu kadar yaygın, bu kadar işleri kolay olabilir miydi? Coin merakı kadar finansal okur yazarlığa da merak salınsaydı olabilir miydi?

Uğur Gürses

(*) Kaya Erdem, Demokrasinin ilk 50 yılı, Şubat 2016, Doğan Kitap

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

KGF Akbank Mobil’de

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Son yıllarda attığımız adımlarla da Akbank Mobil’i KOBİ’lerimizin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdik ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdik” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kredi Garanti Fonu (KGF) ve Akbank, KGF kefaletli kredi başvurusunu dijital kanala taşıyan yeni işbirliğini imza töreniyle duyurdu.

İstanbul’da düzenlenen imza törenine, Akbank Genel Müdürü Kaan Gür ile KGF Genel Müdürü Hasan Basri Kurt katıldı.

Törende duyurulan işbirliğiyle KGF kefaletli kredi, uçtan uca dijital kanala taşındı. Akbank’ın Dijital KGF Kredisi sayesinde KOBİ’ler, daha önce yalnızca şubeden yürütülebilen KGF kefaletli kredi süreçlerini artık Akbank Mobil’den tamamlayabilecek.

Yeni uygulama, özellikle teminat desteğine ihtiyaç duyan KOBİ’lerin krediye hızlı ve uçtan uca dijital bir süreçle erişmesini sağlayarak önemli bir kolaylık sunuyor. Şahıs firmaları 2,2 milyon liraya, tüzel firmalarsa 5 milyon liraya kadar sunulan kredilerden 36 aya varan vade imkanıyla Akbank Mobil üzerinden yararlanabiliyor.

KGF kefaletli kredide dijital dönüşüm

Etkinlikte konuşan Akbank Genel Müdürü Gür, teknolojiyi, işletmelerinin hayatını kolaylaştırmak için kullandıklarını söyledi.

Gür, son yıllarda attıkları adımlarla Akbank Mobil’i KOBİ’lerin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdiklerini ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdiklerini dile getirdi.

İşbirliğiyle müşterilerinin Dijital KGF kredisine Akbank Mobil üzerinden dakikalar içinde ulaşabildiğine dikkati çeken Gür, böylece KGF kefaletli kredinin Türkiye’de ilk kez tamamen dijital bir süreçle sunulduğunu anlattı.

Gür, KGF’nin bu yenilikçi uygulamayı hayata geçirirken ilk işbirliğini Akbank ile gerçekleştirmesinden dolayı büyük bir mutluluk duyduklarının altını çizdi. ​​​​​​​

KGF Genel Müdürü Hasan Kurt da temel ödevlerinin KOBİ’lerin finansmana etkin erişimini sağlamak olduğunu söyledi.

Türkiye’nin istihdam ve büyümede bel kemiğini oluşturan işletmelerin hem yatırım hem de işletme sermaye ihtiyaçlarını karşılamak üzere bankalarla yoğun bir çalışma yürüttüklerini vurgulayan Kurt, uçtan uca dijital bir kefalet sürecini Akbank ve KGF işbirliği ile hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti.

Kurt, yoğun ve titiz bir çalışma sürecini birlikte yürüttüklerini ve bu sonucun ortaya çıktığını dile getirerek, karşılıklı güven ve profesyonel sorumluluk içinde yürüyen süreçte Akbank Genel Müdürü Gür’ün konunun her adımının takipçisi olduğunu sözlerine ekledi.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin

Yayınlanma:

|

Kamu Bankası Çalışanına Yok, Bazı Meslek Gruplarına Var… Tartışma Büyüyor

Türkiye’de yeşil pasaport (hususi damgalı pasaport) uzun yıllardır belirli kamu görevlileri ve bazı özel statülü meslek gruplarına tanınan önemli bir ayrıcalık olarak uygulanıyor. Son dönemde ise bu kapsamın genişletilmesine yönelik peş peşe kanun teklifleri TBMM’ye sunulurken; ülke ekonomisinin en stratejik sektörlerinden biri olan bankacılık sektörünün bu hakkın tamamen dışında bırakılması sektör içinde yeniden tartışılmaya başlandı. Meclis gündemine mühendislerden mimarlara, diş hekimlerinden veteriner hekimlere kadar birçok meslek grubu için yeşil pasaport teklifleri gelirken, yaklaşık 200 bini aşkın bankacıyı temsil eden sektör için bugüne kadar benzer bir düzenleme bulunmuyor.

Bankacılar neden bu talebi dile getiriyor?

Bankacılık artık yalnızca kredi kullandıran klasik bir sektör olmaktan çıktı.

Bugün bankacılar;

  • Uluslararası finans kuruluşlarıyla çalışıyor,
  • Avrupa ve ABD’deki regülasyonları takip ediyor,
  • Basel kriterleri,
  • AML/KYC,
  • FATF,
  • ESG,
  • Dijital bankacılık,
  • Yapay zeka,
  • Siber güvenlik,
  • SWIFT,
  • uluslararası ödeme sistemleri gibi konularda sürekli yurtdışı temasları yürütüyor.

Özellikle;

  • dış ticaret finansmanı,
  • proje finansmanı,
  • yatırım bankacılığı,
  • sendikasyon kredileri,
  • ihracat finansmanı,
  • fintech iş birlikleri

gibi alanlarda çalışan binlerce bankacı yıl içerisinde çok sayıda uluslararası seyahat gerçekleştirmek zorunda kalıyor.

Bankacılık sektörü temsilcilerine göre bu durum, yeşil pasaport talebinin temel gerekçelerinden biri haline geliyor.

Kamu bankalarında çalışanlar da alamıyor

İşin dikkat çeken yönlerinden biri ise;

Türkiye’nin en büyük kamu bankaları olan;

  • Ziraat Bankası
  • Halkbank
  • VakıfBank

çalışanlarının büyük bölümünün de yeşil pasaport hakkına sahip olmaması.

Sadece özelleştirme öncesi belirli statülerde görev yapan bazı eski personeller için geçmişten gelen özel hükümler bulunurken, günümüzde göreve başlayan kamu bankası çalışanları bu kapsamın dışında kalıyor.

Bu nedenle sektör içinde; “Kamu adına çalışan bankacıya bile yeşil pasaport verilmezken, farklı birçok meslek grubu için yeni teklifler hazırlanıyor” eleştirileri dile getiriliyor.

Kimler bugün Yeşil Pasaport alabiliyor?

Mevcut mevzuata göre başlıca gruplar şunlar:

Kamu kesimi

  • 1., 2. ve 3. derece devlet memurları
  • Aynı derecedeki bazı sözleşmeli kamu görevlileri
  • Emekli olduktan sonra bu hakkı koruyan kamu görevlileri

Siyasi görevler

  • Eski milletvekilleri
  • Eski bakanlar

Yerel yönetimler

  • Büyükşehir belediye başkanları
  • İl ve ilçe belediye başkanları (görev süresince)

Devlet sporcuları

Uluslararası başarı kazanmış devlet sporcuları

İhracatçılar

Belirli ihracat hacmini sağlayan ihracatçı firmaların yetkilileri de belirli kontenjanlar dahilinde hususi damgalı pasaport alabiliyor.

TBMM’de hangi meslek grupları için teklifler var?

Son dönemde Meclis’e sunulan teklifler incelendiğinde kapsamın giderek genişletilmeye çalışıldığı görülüyor.

Mühendisler

En az 15 yıl kıdeme sahip TMMOB üyeleri için yeşil pasaport verilmesini öngören teklif İçişleri Komisyonu’nda bekliyor.

Mimarlar

Mühendislerle birlikte teklif kapsamında yer alıyor.

Diş Hekimleri

15 yıl kıdeme sahip diş hekimleri için teklif verildi.

Veteriner Hekimler

Aynı teklif içerisinde bulunuyor.

Avukatlar

Belirli kıdeme sahip avukatlara yönelik farklı kanun teklifleri de Meclis gündemine taşındı.

Bankacılar neden kapsam dışında?

Aslında bankacılık;

  • Türkiye’nin finansal istikrarını yöneten,
  • ihracatı finanse eden,
  • yatırımları organize eden,
  • dış finansmanı sağlayan,
  • uluslararası sermaye girişlerinde kritik rol oynayan

stratejik sektörlerden biri.

Bugün;

  • sendikasyon kredileri,
  • Eurobond işlemleri,
  • IFC,
  • EBRD,
  • Dünya Bankası,
  • Asya Altyapı Yatırım Bankası,
  • uluslararası yatırım fonları

ile sürekli temas halinde çalışan binlerce bankacı bulunuyor.

Buna rağmen sektör çalışanlarının hiçbirinin meslekleri nedeniyle yeşil pasaport hakkı bulunmuyor.

Dünyadaki uygulamalar ne gösteriyor?

Birçok ülkede pasaport ayrıcalıkları daha çok diplomatik statüye bağlı olarak veriliyor.

Ancak iş insanlarına ve stratejik sektör çalışanlarına;

  • hızlı vize,
  • uzun süreli çok girişli vizeler,
  • fast-track uygulamaları,
  • güvenilir yolcu programları

gibi kolaylıklar sağlanıyor.

Türkiye’de ise bu kolaylıkların önemli bölümü ihracatçılar için uygulanırken bankacılık sektörü aynı kapsamda değerlendirilmiyor.

Sektörün ekonomik büyüklüğü

Türk bankacılık sektörü;

  • yaklaşık 200 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor,
  • Türkiye ekonomisinin finansmanını yürütüyor,
  • yüz milyarlarca dolarlık dış finansman işlemlerini organize ediyor,
  • ihracat finansmanının ana aktörü konumunda bulunuyor.

Bu nedenle sektör temsilcileri; “uluslararası rekabet gücü açısından bankacılara da belirli kriterlerle yeşil pasaport verilmesi gerektiğini” savunuyor.

Olası model ne olabilir?

Tüm bankacılara sınırsız bir hak yerine;

örneğin;

  • en az 15 yıl kıdeme sahip,
  • BDDK lisanslı bankalarda çalışan,
  • uluslararası işlemlerde görev yapan,
  • belirli unvan seviyesine ulaşmış

bankacılar için kademeli bir model oluşturulabileceği ifade ediliyor.

Benzer kriterler ihracatçılar ve bazı meslek grupları için zaten uygulanıyor.

Bankavitrini Analizi

Kamu yönetimi, yeşil pasaportu yıllar içinde yalnızca kamu görevlilerine özgü bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp belirli ekonomik ve mesleki katkı sağlayan grupları da kapsayacak şekilde genişletmeye başladı.

Mühendisler, mimarlar, diş hekimleri, veteriner hekimler ve avukatlar için peş peşe teklifler hazırlanırken; Türkiye ekonomisinin finansmanını sağlayan bankacılık sektörünün bu tartışmaların dışında kalması dikkat çekiyor.

Özellikle kamu bankalarında görev yapan ve kamu adına uluslararası finansal ilişkileri yöneten profesyoneller açısından da bu durum “eşitlik” tartışmasını beraberinde getiriyor.

Bankacılara yeşil pasaport verilmesi, yalnızca bir seyahat kolaylığı değil; Türkiye’nin finans sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırabilecek, finans diplomasisini destekleyebilecek ve sektör çalışanlarına verilen kurumsal değerin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde TBMM gündemine bankacılık sektörü için de benzer bir kanun teklifinin gelip gelmeyeceği, finans çevrelerinin yakından takip edeceği başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Yurt Dışı Eğitim mağdurları: Chargeback ile Para İadesi Alabilir

Yurt Dışındaki Okula Kayıt Yaptırıp Eğitim Alamayan Öğrenciler Dikkat! Kredi Kartıyla Ödenen Eğitim Ücretleri Geri Alınabilir mi?

Yayınlanma:

|

Alınmayan Hizmet İçin Chargeback (Ters İbraz) Hakkı Gündemde

Son dönemde özellikle dil okulları, yaz okulları, üniversite hazırlık programları ve özel eğitim kurumlarına kayıt yaptıran çok sayıda Türk öğrenci ve veli; vize reddi, okulun kapanması, programın iptal edilmesi, eğitimin başlamaması veya vaat edilen hizmetin sunulmaması gibi nedenlerle önemli mağduriyetler yaşamaya başladı.

Bu mağduriyetlerin önemli bir bölümünde ödemeler kredi kartı ile gerçekleştirildi.

Oysa birçok tüketicinin bilmediği önemli bir hak bulunuyor: Kredi kartıyla ödenen ancak karşılığında hizmet alınamayan eğitim ücretleri için bankaya “Chargeback (Ters İbraz / Harcama İtirazı)” başvurusu yapılabiliyor.

Bankacılık sektörü açısından bu süreç oldukça teknik olmakla birlikte, uluslararası kart kuruluşlarının kuralları tüketicilere önemli korumalar sağlıyor.

Bankaya Başvurmak İlk Adım

Öncelikle unutulmaması gereken konu şudur: Burada dava açılması ilk aşama değildir.

İlk yapılması gereken işlem; Ödemeyi yapılan kredi kartını çıkaran bankaya harcama itirazında bulunmaktır.

Bu işlem bankacılık sektöründe;

  • Chargeback
  • Ters İbraz
  • Harcama İtirazı
  • Dispute

olarak adlandırılır.

Chargeback Nedir?

Chargeback; Kart sahibinin; “Ben bu hizmeti alamadım” veya “Satıcı sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmedi” iddiasıyla bankasından yaptığı resmi geri ödeme talebidir.

Burada dikkat edilmesi gereken konu; Bu hak yalnızca dolandırıcılık işlemleri için değildir.

Aynı zamanda;

  • hizmet verilmemesi
  • eksik hizmet
  • iptal edilen organizasyon
  • kapanan okul
  • hiç başlamayan eğitim

gibi durumlarda da kullanılabilir.

Eğitim Hizmeti İçin de Geçerlidir

Visa ve Mastercard kurallarına göre; “Hizmet sunulmaması” chargeback sebeplerinden biridir.

Bu nedenle;

  • yurtdışı dil okulu
  • üniversite
  • yaz okulu
  • eğitim danışmanlığı
  • sertifika programı

gibi eğitim hizmetleri de kapsam içine girebilir.

Hangi Durumlarda Para Geri Alınabilir?

En sık karşılaşılan örnekler şunlar:

1- Okul hiç açılmadı

Ödeme yapıldı.

Ancak okul faaliyet göstermedi.

2- Eğitim başlamadı

Kayıt yapıldı.

Ancak eğitim verilmedi.

3- Vize reddi sonrası okul ücret iadesi yapmadı

Bazı sözleşmelerde; Vize reddinde ücret iadesi yazmasına rağmen ödeme yapılmayabiliyor.

4- Okul iflas etti

Faaliyet durduğu için hizmet alınamadı.

5- Danışman firma ortadan kayboldu

Ödeme alınmasına rağmen okul kaydı yapılmadı.

6- Eğitim çevrimiçine çevrildi

Yüz yüze eğitim vaat edilmesine rağmen tamamen farklı hizmet sunuldu.

7- Eğitim iptal edildi

Program hiç başlamadı.

Banka Süreci Nasıl İşliyor?

Süreç genel olarak şu şekilde ilerliyor.

1. Kart sahibi bankaya başvuruyor.

Belgelerini sunuyor.

2. Banka inceleme yapıyor.

3. Kart kuruluşuna (Visa/Mastercard) başvuruyor.

4. İşlem iş yerine iletiliyor.

5. İş yeri savunma yapıyor.

6. Haklı bulunursa ücret karta iade ediliyor.

Bankaya Hangi Belgeler Verilmeli?

Ne kadar güçlü belge sunulursa başarı ihtimali de o kadar yükseliyor.

Örneğin;

  • ödeme dekontu
  • kredi kartı ekstresi
  • okul sözleşmesi
  • kayıt belgesi
  • kabul mektubu
  • e-postalar
  • okulun iptal yazısı
  • vize reddi
  • hizmet verilmediğine ilişkin belgeler
  • danışman firma yazışmaları
  • ücret iadesinin reddedildiğini gösteren cevaplar

başvuru dosyasına eklenebilir.

Süre Sınırı Var mı?

Evet.

Chargeback işlemlerinde süre önemlidir.

Kart kuruluşlarının kurallarına göre başvuru süreleri işlem türüne göre değişebilmekle birlikte, hizmetin verilmesi gereken tarihten itibaren belirli süreler içinde itiraz edilmesi gerekir.

Bu nedenle mağduriyet oluşur oluşmaz bankaya başvurmak önem taşır.

Gecikme, hak kaybına yol açabilir.

Banka Başvuruyu Reddederse Ne Olur?

Her ret kararı kesin değildir.

Tüketici;

  • ek belge sunabilir,
  • yeniden değerlendirme talep edebilir,
  • tüketici hakem heyeti veya mahkemeye başvurabilir (uyuşmazlığın niteliğine göre),
  • gerekirse uluslararası kart kuralları kapsamında bankanın süreci nasıl yürüttüğünü sorgulayabilir.

Havale ile Ödeyenler Aynı Hakka Sahip mi?

Hayır.

Burada önemli fark oluşuyor.

Kredi kartı

Chargeback uygulanabilir.

Havale

Chargeback mekanizması yoktur.

Bu durumda;

  • sözleşme hükümleri,
  • hukuk davaları,
  • icra yolları

ön plana çıkmaktadır.

Dolayısıyla kredi kartıyla ödeme yapanlar önemli bir avantaja sahip olabiliyor.

Yurt Dışı Eğitim Sektöründe Yeni Risk

Son yıllarda;

  • artan döviz kuru,
  • bazı eğitim kurumlarının mali sorunları,
  • vize süreçlerinin uzaması,
  • öğrenci sayılarındaki dalgalanma

nedeniyle uluslararası eğitim sektöründe iptal edilen program sayısı da arttı.

Özellikle pandemi sonrası birçok ülkede eğitim modeli değişirken, bazı okullar hibrit veya çevrimiçi modele geçti.

Bu durum da yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden oldu.

Bankalar Açısından Risk

Chargeback sayısındaki artış; bankalar açısından da operasyonel yük oluşturuyor.

İhraççı banka; müşterisini korurken, iş yeri bankası (Acquirer) ise satıcıyı temsil ediyor.

Dolayısıyla;

  • belge incelemeleri
  • uluslararası kart kuralları
  • zaman yönetimi
  • hukuki değerlendirmeler

önem kazanıyor.

Eğitim Kurumları Açısından Sonuç

Chargeback oranı yükselen kurumlar;

  • daha yüksek komisyon ödeyebilir,
  • riskli iş yeri olarak sınıflandırılabilir,
  • ödeme alma kabiliyetini kaybedebilir,
  • kart kabul sözleşmeleri sona erebilir.

Bu nedenle eğitim kurumlarının sözleşme hükümlerine uygun davranmaları ve iptal/iade süreçlerini şeffaf yürütmeleri kritik önem taşıyor.

Uzmanlar Ne Öneriyor?

Uzmanlar, yurt dışı eğitim hizmeti satın almadan önce şu noktalara dikkat edilmesini öneriyor:

  • Sözleşmede iade koşullarını ayrıntılı okuyun.
  • Vize reddi halinde uygulanacak prosedürü yazılı olarak teyit edin.
  • Ödemeleri mümkünse kredi kartıyla yapın.
  • Tüm yazışmaları saklayın.
  • Hizmet sunulmadığında beklemeden bankanıza harcama itirazında bulunun.
  • Başvurunuza mümkün olduğunca fazla belge ekleyin.

Bankacılık Sektörü Açısından Değerlendirme

Dijital ödemelerin hızla arttığı günümüzde kredi kartı yalnızca bir ödeme aracı değil, aynı zamanda tüketici açısından önemli bir koruma mekanizması sunuyor.

Uluslararası kart sistemlerinin geliştirdiği Chargeback (Ters İbraz) uygulaması, tüketicilerin hiç alamadıkları veya sözleşmeye uygun şekilde sunulmayan hizmetler nedeniyle mağdur olmalarını önlemeyi amaçlıyor.

Özellikle yurt dışı eğitim, turizm, havayolu, etkinlik organizasyonları ve dijital hizmetlerde bu mekanizma her geçen yıl daha fazla kullanılıyor.

Bankalar açısından ise bu süreç, hem müşteri memnuniyetini korumak hem de uluslararası kart kuruluşlarının kurallarına uyum sağlamak bakımından büyük önem taşıyor.

Özet

Yurt dışında eğitim almak amacıyla kayıt yaptıran ancak çeşitli nedenlerle eğitim hizmetinden yararlanamayan öğrenciler ve veliler için kredi kartıyla yapılan ödemelerde chargeback (ters ibraz) önemli bir hukuki ve finansal başvuru yolu olabilir. Ancak her olay kendi sözleşmesi, ödeme şekli ve hizmetin sunulmama nedenine göre ayrı değerlendirilir. Başvurunun güçlü belgelerle ve gecikmeden yapılması, sürecin başarı şansını artırır.

Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Chargeback başvurularının kabulü; Visa ve Mastercard kuralları, kartı çıkaran bankanın incelemesi, iş yerinin savunması ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Her hizmetin otomatik olarak iade edileceği anlamına gelmez.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist    www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.