Connect with us

GÜNDEM

TL’de garip bir iyimserlik var! Sahneye bugün BoE çıkıyor

Yayınlanma:

|

  • Son iki gündür, Türk mali piyasalarında adını tam olarak koymakta zorlandığımız bir iyimserlik eğilimi hakim. Dün de bültenimizde belirttiğimiz üzere, ABD’den Türkiye’ye gelecek olan heyetin kaldırdığı bir toz bulutu mu olduğunu sormuş, ama heyetin çantasında Afganistan işbirliği mevzusunun olduğunu Savunma Bakanlığı teyit etmişti.  
  • ABD, Afganistan’dan 11 Eylül’e kadar tamamen çekilme planına bağlı olduğunu açıklarken, ABD’nin Afganistan’da açtığı alanı Türkiye’nin doldurmasına ve bir hususta bir mutabakat çıkacağına kesin gözüyle bakılıyor. Pentagon yetkililerinin bu kapsamda Türkiye’de temasları devam ediyor. 
  • Öte yandan, küresel mali piyasaların da, yavaş da olsa, FED’in neden olduğu olumsuz havayı üzerinden atmaya başladığını not etmek gerekiyor. Amerikan heyetinin yarattığı iyimserlik küresel iyimserlikle birleşince, Türk mali piyasaları iki gündür kayıplarını törpülemeye başladı Umarım, tıpkı Nato Zirvesi öncesi olduğu üzere, yine haberler dedikodu ekseninde kalmaz. Yaşanan iyimserlik tam anlamıyla bizleri tatmin etmese de, Nato Zirvesi öncesi yaşanan iyimserlikte aldığımız USDTRY uzun pozisyonlarımızın bir kısmını bugün hafifletmeyi düşüneceğiz. ABD ile ilişkilerde yeniden olumlu anlamda bir kıvılcım olabilir mi?  
  • Dün bültenimizde, TCMB Başkanı Kavcıoğlu’nun banka genel müdürleri ile yaptığı toplantıdan söz etmiş, Katar ve Çin ile yapılan (15+6) milyar USD büyüklüğünde swap ardından yeni ülkeler ile de swap konusunun gündeme geldiğini paylaşmıştık. Reuters haberine göre, yeni ülkeler arasında Azerbaycan, Malezya, İngiltere ve Güney Kore’nin adı geçiyor. 
  • Takdir edersiniz ki, İngiliz Sterlin’i dışında diğer ülkelerin para birimleri konvertibl değil. Biraz açmam gerekirse, mesela Çin Yuan’ı veya Katar Riyali le yapılan swap işlemleri karşısında TCMB TL veriyor. Alınan bu dövizler, TCMB’nin bilanço içi varlıklarında USD karşılığı ile gösterilerek rezervlere görsel bir güzellik (makyaj) olarak yansırken (pratikte hiç bir işe yaramıyor), bilanço dışı kalemlere ise yükümlülük olarak (alınan dövizler emanet ve vadesinde geri ödenecek) yansıyor. İki para birimi arasındaki faiz makası ise işlemin fiyatını oluşturuyor. Swap işleminin finansal istikrar açısından olumlu bir adım olduğunu söylemek şu anda oldukça zor.
  • Hülasa, hafta başı 8,78 seviyesinden işlem gören USDTRY kuru, dün 8,60 seviyesine kadar gevşeyerek garip ama adını koymakta zorlandığımız bir iyimserliğe büründü. Bir haberin geleceğini düşünmekle birlikte ne çıkacağını da bilemiyoruz! Haber akışında, Türkiye’ye yönelik göçmen anlaşması kapsamında AB’nin 3,5 milyar Euro fonu değerlendirmeye alması dikkatimizi çekti. AB Liderler Zirvesi bugün başlıyor. Zirve’den Türkiye ile ilgili çıkacak kararlar yakından takip edeceğiz. Küresel piyasalardaki iyimserliğe rağmen, BİST100 endeksi dün günü %0,5 düşüşle tamamlarken, tahvil faizlerinde ise bir miktar düşüş yaşandı.  
  • ABD’de FED yetkilileri piyasa tepkisinden çekinerek ılımlı açıklamalar ile yara sarmaya çalışırken, dün ABD’de açıklanan imalat sanayi PMI rakamının rekor düzeyde gerçekleşmesi, haliyle enflasyon kaygısını yeniden akıllara getirerek bu kadar büyük bir teşvik paketine ihtiyaç duyulup duyulmayacağını bir kez daha sorgulattı.  
  • Bu minvalde, dün gün içinde saman alevi tarzında parlayan altın ve gümüş günü önemli bir değişim göstermeden tamamladı. Her iki varlık sınıfında da geçen haftalara pozisyon değişikliğine gitmiştik. Oldukça kalabalık pozisyona sahip olduğumuz gümüşü 28 dolar seviyelerinde satarak yerine enerji sektörü ETF (borsa hisse senedi fonu) aldığımızı bir kez daha hatırlatalım. Gümüşe yönelik gönül bağımız var! Satış baskısı bittiği zaman, ilk fırsatta, yeniden uzun pozisyon açacağız.  
  • Brent cinsi petrolün varil fiyatının 75 doların üzerine yerleşerek 78-80 dolar hedefimize doğru ilerleyeceğine artık kesin gözüyle bakıyoruz. EIA dün petrol stokları verisini açıklandı. Veriye göre ham petrol stokları 7,6 mio varil azaldı (Beklenti 4,1 mio varil azalması yönündeydi). Son haftalarda, büyük miktarda stok azalışına şahit oluyoruz! Takdir edersiniz ki, enerji fiyatlarının yukarı yönelmesi, net enerji ithalatçısı olan Türkiye’nin cari açık ve enflasyonla ‘savaşını’ olumsuz etkileyecek! 
  • İngiltere Merkez Bankası (BoE)’nin bugün sonuçlanacak olağan Haziran ayı faiz toplantısına dikkat etmekte fayda görüyoruz. Son açıklanan manşet TÜFE enflasyonu %2,1 ile BOE’nin %2,0 hedefinin de üzerine çıktı. Ekonomistlerin yaptığı son anketler, enflasyonun bu yıl %3 olmasını beklediklerini gösteriyor (BOE’nin %2,5 olan tahmininin de üzerinde). 
  • Halihazırda, bugün 895 milyar sterlin olan tahvil alım programının akıbeti veya %0,10 olan politika faizine yönelik komite üyelerinin (9 kişi) nasıl bir renk sergileyecekleri merak ediliyor. Karar yine 9-0 oy ile mi alınacak, yoksa bazı üyeler ultra gevşek para politikası duruşundan çıkmak için FED gibi artan enflasyon karşısında sahanın diğer tarafına mı geçmek isteyecek? 
  • Geçen hafta, FED toplantısı ardından esen sert rüzgarların USD aleyhine açılan pozisyonların kapanmasına neden olduğunu paylaşmıştım. Akabinde, GBP/USD paritesi 1,41’li seviyelerden 1,38’in altına gevşemiş, ama bu eğilim kalıcı olmamıştı. Bir tarafta FED yetkililerinin piyasa tepkisinden çekinerek hafif de olsa geri adım atmaları, kısmen de BoE toplantısına yönelik beklentiler bu eğilimde etkili oldu.  
  • Şayet bugün BoE’nin tahvil alımıyla ekonomiye verdiği desteği ufak adımlarla da olsa kapatma, tamamen sonlandırma (etkisi büyük olur) veya vadesi gelen tahvilleri yenilememe gibi seçeneklerden birini seçerse, GBP/USD paritesinin hızlıca yeniden 1,41 / 1,42 aralığına yükselebileceğini düşünüyoruz.  
  • Sene sonu raporumuzda dile getirdiğimiz üzere, GBP/USD paritesinde, 1,40-1,45 bandında uzun vadeli tercihimiz USD olacaktır. BoE baş ekonomisti Haldane, geçen haftaki konuşmalarında ucuz paranın varlık fiyatlarını yukarı ittirdiğini ve enflasyon riskinin artık yukarı yönlü olduğunu ifade etmişti. Tahminimiz, pimi ilk çekecek bankanın İngiltere olacağı yönünde! 
  • FED yetkililerinden gelen tansiyon düşürücü veya ılımlı açıklamalar sonrası küresel mali piyasalarda var olan satış baskısı hafifledi. ABD borsaları geceyi neredeyse yatay tamamlarken, bu sabah Asya piyasalarında ve ABD borsalarının vadeli işlemlerinde ılımlı bir başlangıç görüyoruz. 
  • Veri takvimini bugün ABD’de 1Ç büyümesi ve FED üyelerinin konuşmaları süslüyor. Her yerde her zaman FED var! Öte yandan ABD’de banka stres testlerinin sonuçları açıklanacak. İçeride her hafta Perşembe günü olduğu üzere, TCMB’nin haftalık para ve banka bülteni, menkul kıymet raporu; makro cephede ise kapasite kullanımı ve reel sektör güveni açıklanacak. Ayrıca, PPK toplantı tutanakları takip edilebilir. 

>Bitcoin

Kripto paralar şu anda ‘ayı piyasasında’ işlem görüyor. Amiral gemi Bitcoin’de teknik göstergelerin aşağı yönlü olmaya devam ettiğini düşünüyoruz. Düşüş yönünde sinyal veren dikdörtgen formasyonun üst bandında doğru bir atak (41,000) cılız da olsa ihtimal dahilindeyken, 50 günlük ortalamaların 200 günlük ortalamanın altında olması (ölüm kesişmesi – death cross), aşağı yönün çekim gücünün daha fazla olduğunu bizlere gösteriyor. Kimi teknik analistler, bir omuz baş omuz formasyonunu ön plana çıkararak ‘garip’ fiyatlar bekleselerde de, biz dikdörtgen formasyonunun alt bandının kırılması durumunda, potansiyel düşüşün 21bin seviyelerine kadar ilerleyebileceğini düşünüyoruz. 

162450935522470adcf0b11d77dd4b7578512ad9e7_1_1200.jpg

>USDTRY

USDTRY kurunda son 2 gündür yaşanan iyimserliğin altını doldurmakta zorlanıyoruz. Yine de, gerek bugün başlayacak olan AB Liderler Zirvesi gerekse de ABD heyetinin Afganistan için Türkiye ile el sıkışmak üzere Ankara’da olması, acaba ilişkilerde yeniden bir kıvılcım yakalanır mı sorusunu sormamıza neden oluyor. Teknik olarak USDTRY kuruna baktığımızda, olası iyimser bir haberin desteklemesi ile aşağıda olası bir düzeltme için bir alan olduğunu bizlere gösteriyor. Bu görüşler ışığında, Nato Zirvesi öncesi yaşanan iyimserlikte aldığımız USDTRY uzun pozisyonlarımızın bir kısmını bugün hafifletmeyi düşüneceğiz.

1624509356fcf78d8d11875a656e27ad4fb13f314d_2_1200.jpg

>XAUUSD

Kısa vadeli grafiklerde, aşağı yönlü hareketin devam etme ihtimali var. 4 saatlik ana grafiğin sağ tarafına da, aylık grafiği sıkıştırarak olası bir aşağı yönelmede, 1,730-1,735 dolar seviyesinin hedef bölgesini temsil ettiğinin göstermeye çalıştık. Şu anda altın ile ilgili önemli bir heyecanımız bulunmuyor.

1624509356a514a5a7c18a25f175d0a19448aec063_3_1200.jpg

>Petrol Stokları

Gümüş pozisyonumuzdan 28 dolar seviyelerinden çıkmamız ardından, enerji sektörüne giriş yaptık. Takdir edersiniz ki, aşılanma faaliyeti tüm süratiyle devam ediyor ve hayat her gün yavaş da olsa normalleşmeye doğru ilerliyor. Daha çok araba, daha çok uçak, daha çok gemi seyahat ederse, daha çok petrole ihtiyaç duyulacak. Bu bağlamda petrol ve enerji şirketlerinin borsa hisse senedi fonunu Nasdaq borsasından almamız ardından (XLE) bültenlerimize petrole daha çok yer vermeye başladık. Dün açıklanan EIA stok verisi, stokların beklentilerden daha çok azaldığını gösterirken, Brent petrol de bugün 76 dolar seviyesinin kıyısına doğru ilerleme kaydetti! Petrolde hedefimiz 78-80 dolar bandı.

162450935665d5c3689e4362c0b3046c87e83ddb12_4_1200.jpg

İKTİSATBANK – Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

GÜNCEL

Kredi tahsisinde asıl risk: Üreten firmayı yalnız bırakmak

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borsada işlem gören firmaların dahi finansmana erişimde zorlandığı bir dönemde, şirketlerin kredi taleplerinde alışılmışın dışında sorularla karşılaşması; destek yerine köstek olunması kime ne kazandıracak?

İyi günlerde peşinden koşulan firmaların, zor zamanlarında da yanında olmak gerekir. Çünkü bankacılığın asli görevi yalnızca “riski reddetmek” değil; doğru analizle, doğru teminatla ve doğru nakit akışı kurgusuyla firmaların üretmeye devam etmesini sağlamaktır.

Bugün bazı bankalarda, klimalı odalarda oturup “red”, “olmaz”, “uygun değil” diyerek parayı batırmadığını düşünen bir anlayışın öne çıktığını görüyoruz. Oysa firmayı tanımadan, hikâyesini bilmeden, talep edilen finansman sonrası oluşacak nakit akışını analiz etmeden; beş ay önceki mali verilerle bugünün şirketini değerlendirmek sağlıklı bir tahsis politikası olamaz.

Limit açmadığınız bir firma, müşteri çeklerini factoring yoluyla nakde çevirdi diye “factoring riski var” denilerek uzak duruluyorsa, şu soru sorulmalıdır: O halde neden o firmaya çek karşılığı banka limiti açılmadı?

Daha da çelişkili olanı, kendi factoring şirketi bulunan bankaların bile “factoring riski var” gerekçesiyle kredi taleplerine mesafeli durmasıdır. Madem factoring bazılarına göre bu kadar sakıncalı görülüyor, o zaman bankaların neden factoring şirketleri var?

Unutulmamalıdır ki müşteri olmadan bankacılık sistemi bir hiçtir. Bankaların ihtiyacı; batan, iflas eden, üretimden kopan müşteriler değil; çalışan, üreten, istihdam sağlayan ve ayakta kalan müşterilerdir.

Buradan tüm bankaların kredi tahsis yöneticilerine sevgi ve saygılarımı sunuyor; bu dönemde bakış açısının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü bugün firmaya kapatılan her kredi kapısı, yarın ekonomide kapanan bir üretim kapısına dönüşebilir.

Bayram KOÇSOY – Emekli Banka Müdürü

Okumaya devam et

GÜNCEL

Çipten Uçağa, Yazılımdan Finansa: Çin Küresel Sistemi Yeniden Kuruyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Çin son 15–20 yılda özellikle teknoloji, savunma, finansal altyapı ve stratejik sanayilerde “Batı’ya bağımlılığı azaltma” stratejisi izliyor.

Madde madde anlatalım:


ÇİN GERÇEKTEN NEYİ TERK EDİYOR?

1. GPS yerine BeiDou

Bu büyük ölçüde doğru.

BeiDou Navigation Satellite System bugün küresel kapsama sahip ve özellikle:

  • Çin ordusu
  • lojistik şirketleri
  • akıllı telefon üreticileri
  • Kuşak & Yol ülkeleri tarafından yoğun kullanılıyor.

Ama:

  • Dünya hâlâ ağırlıklı olarak GPS kullanıyor.
  • Apple, Samsung, Huawei cihazları çoğunlukla çoklu sistem kullanıyor:
    • GPS
    • GLONASS
    • Galileo
    • BeiDou birlikte çalışıyor.

Yani “GPS öldü” doğru değil. Ancak Çin artık Amerikan GPS’ine bağımlı değil.

2. Boeing yerine COMAC C919

Burada da gerçek eğilim var.

COMAC tarafından geliştirilen COMAC C919 gerçekten ciddi sipariş aldı.

Ama kritik detay:

  • Motorlar büyük ölçüde Batı teknolojisine dayanıyor.
  • Aviyoniklerde hâlâ dış bağımlılık var.
  • Boeing ve Airbus’ın küresel servis ağıyla rekabet etmek çok zor.

Dolayısıyla:

  • Çin iç pazarında Boeing’i zorlayabilir.
  • Ama küresel liderliği kısa vadede devralamaz.

3. Amerikan çiplerini terk etti

Bu kısmen doğru, kısmen propaganda.

Huawei ve Yangtze Memory Technologies büyük ilerleme kaydetti.

Ancak:

  • Çin hâlâ ileri seviye EUV litografi makinelerinde Batı’ya bağımlı.
  • ASML olmadan en ileri çipleri üretmek çok zor.
  • Nvidia ve TSMC seviyesine tam erişim henüz yok.

Fakat ABD yaptırımları Çin’i:

  • “ithal et” modelinden
  • “yerli üret” modeline zorladı.

Bu da uzun vadede Amerika için stratejik geri tepebilir.

4. Windows yerine UOS

UnionTech UOS gerçekten devlet kurumlarında yaygınlaşıyor.

Ama:

  • Çin tamamen Windows’u bırakmış değil.
  • Kurumsal yazılım ekosistemi hâlâ Microsoft bağımlı alanlar içeriyor.

Bu daha çok: “stratejik alanlarda yerli alternatif yaratma” politikasıdır.

5. Siemens yerine Çin tıbbi cihazları

Bu alan Çin’in gerçekten hızlı yükseldiği sektörlerden biri.

United Imaging Healthcare MR, CT ve PET cihazlarında küresel oyuncu hâline geldi.

Ama:

  • Siemens
  • GE Healthcare
  • Philips

hâlâ üst segmentte çok güçlü.

Yine de fiyat avantajı nedeniyle Çin ciddi pazar payı alıyor.

6. Elektrikli araçlar ve batarya devrimi

Bu konuda Çin gerçekten dünyanın merkezine oturdu.

BYD bugün:

  • batarya
  • EV üretimi
  • tedarik zinciri
  • nadir toprak elementleri

alanlarında dev güç.

Tesla’nın piyasa değerindeki dalgalanmanın tek nedeni Çin değil:

  • faizler
  • rekabet
  • marj düşüşü
  • satış yavaşlaması da etkili.

Ama şu gerçek: Çin artık otomotivde “takip eden” değil, “oyunu belirleyen” ülke.

7. Oracle yerine OceanBase

Ant Group tarafından geliştirilen OceanBase özellikle yüksek işlem hacimli finansal sistemlerde başarılı.

Bu alan kritik çünkü:

  • veri egemenliği
  • yaptırım riski
  • SWIFT benzeri bağımlılıklar ülkeleri yerli çözümlere yöneltiyor.

8. CAD ve endüstriyel yazılım

Burada Çin’in ilerlemesi gerçek.

Ancak:

  • Siemens NX
  • CATIA
  • SolidWorks gibi Batı yazılımları hâlâ dünya standardı.

Çin’in hedefi: “yaptırım gelirse üretim durmasın.”

Yani mesele sadece maliyet değil: jeopolitik dayanıklılık.

9. Dolar yerine RMB

Bu en kritik maddelerden biri.

Chinese yuan kullanımının arttığı doğru.

Özellikle:

  • Rusya
  • İran
  • Körfez
  • BRICS hattı

dolar bağımlılığını azaltmaya çalışıyor.

Ama gerçek tablo:

  • Küresel rezervlerin çoğu hâlâ dolar.
  • SWIFT sistemi hâlâ dominant.
  • ABD tahvil piyasası hâlâ merkezde.

Yani: “Dolar çöktü” yanlış, ama “alternatif arayışı başladı” doğru.

10. GMO tohumları terk etti

Çin gıda güvenliğini stratejik konu olarak görüyor.

Yuan Longping hibrit pirinç çalışmalarıyla Çin için çok önemli bir figür.

Ama:

  • Çin hâlâ büyük tarım ithalatçısı.
  • Özellikle soya bağımlılığı sürüyor.

Tam bağımsızlık henüz yok.

11. Amerikan sosyal medyasını terk etti

Bu ifade yanıltıcı.

Çin zaten:

  • Facebook
  • X
  • Instagram
  • YouTube

gibi platformları uzun süredir engelliyor.

Onun yerine:

  • WeChat
  • Douyin
  • Xiaohongshu

gibi kendi ekosistemini kurdu.

Bu dijital egemenlik modeli: “internetin parçalanması” trendinin önemli örneği.

12. Batı askeri teknolojisini terk etti

Çin savunma sanayisinde muazzam ilerledi.

Özellikle:

  • hipersonik füze
  • drone
  • deniz gücü
  • elektronik harp alanlarında.

Ancak ABD:

  • uçak motorları
  • denizaltılar
  • küresel üs ağı
  • savaş tecrübesi gibi alanlarda hâlâ büyük üstünlüğe sahip.

ASIL MESELE NE?

Bu metnin özeti aslında şu: Çin artık “dünyanın ucuz fabrikası” olmak istemiyor.

Hedef:

  • teknoloji sahibi olmak
  • finansal altyapıyı kontrol etmek
  • enerji zincirini yönetmek
  • dolar bağımlılığını azaltmak
  • yaptırımlara dayanıklı sistem kurmak.

Bu nedenle Çin’in modeli artık: “Made in China” değil, “Controlled by China” aşamasına geçiyor.

BATI HEGEMONYASI ÇÖKÜYOR MU?

Bu kadar hızlı değil.

Ama dünya:

  • tek kutuplu Amerikan sisteminden
  • çok kutuplu teknoloji/finans rekabetine gidiyor.

Yeni mücadele:

  • çip
  • veri
  • ödeme sistemi
  • yapay zekâ
  • enerji
  • tedarik zinciri
  • rezerv para üzerinden yaşanıyor.

Yani artık savaş sadece tankla değil:

  • işletim sistemiyle,
  • veri merkeziyle,
  • batarya teknolojisiyle,
  • ödeme altyapısıyla yapılıyor.

TÜRKİYE AÇISINDAN EN KRİTİK SORU

Türkiye hangi ekosisteme entegre olacak?

  • ABD/NATO finans-teknoloji sistemi mi?
  • Çin merkezli alternatif blok mu?
  • Yoksa ikisi arasında denge mi?

Önümüzdeki 10 yılda:

  • bankacılık,
  • ödeme sistemleri,
  • enerji,
  • savunma,
  • otomotiv,
  • çip yatırımları bu tercihten doğrudan etkilenecek.

Okumaya devam et

Gülbeyaz Gergün

ABD’nin Yeni Ortadoğu Planı: İsrail Merkezli Güvenlik ve Ticaret Koridoru

Yayınlanma:

|

ABD’nin bölge ülkelerine yaymaya çalıştığı ve kamuoyunda “İbrahim Anlaşmaları / Abraham Accords” olarak bilinen süreç, sadece İsrail ile diplomatik normalleşme anlaşması değildir. Aslında bu proje; Ortadoğu’nun güvenlik, enerji, ticaret, teknoloji ve askeri mimarisini yeniden kurma planıdır. Özünde ise İsrail’in bölgesel meşruiyetini kalıcı hale getirmek ve İran eksenli dengeyi kırmak vardır.

Abraham (İbrahim) Anlaşmaları Nedir?

2020’de ABD arabuluculuğunda başlayan süreçte;

  • Birleşik Arap Emirliği
  • Bahreyn
  • Fas
  • Sudan

İsrail ile diplomatik ilişki kurdu veya normalleşme anlaşması yaptı. Daha sonra süreç; Saudi Arabia, Qatar, Türkiye, Pakistan gibi ülkelere doğru genişletilmeye çalışıldı.

ABD açısından hedef yalnızca “barış” değildir.

Asıl hedefler:

  • İsrail’in bölgesel izolasyonunu bitirmek
  • İran’a karşı ortak blok oluşturmak
  • Çin’in Kuşak-Yol etkisini sınırlamak
  • Rusya’nın Ortadoğu etkisini azaltmak
  • Enerji ve ticaret koridorlarını İsrail merkezli yeniden şekillendirmek
  • Körfez sermayesini İsrail teknolojisi ile entegre etmek
  • Ortadoğu’da ABD maliyetini düşürüp “yerel ortaklı güvenlik sistemi” kurmak olarak görülüyor.

Bu anlaşmalar gerçekte neleri kapsıyor?

1. Diplomatik Normalleşme

  • Büyükelçilik açılması
  • Resmi ilişkiler
  • Vize ve uçuş anlaşmaları
  • Turizm ve ticaret

2. Güvenlik ve İstihbarat İşbirliği

Asıl kritik bölüm burasıdır.

  • Ortak hava savunma sistemi
  • İran füze/dron tehdidine karşı entegrasyon
  • İsrail teknolojilerinin Körfez’e satılması
  • Siber güvenlik paylaşımı
  • İstihbarat koordinasyonu

Birçok uzman bu yapıyı “Ortadoğu NATO’su” olarak tanımlıyor.

3. Enerji ve Ticaret Koridorları

Projelerin temelinde şu düşünce var:

Körfez petrolü + İsrail teknolojisi + Hindistan üretimi + ABD güvenlik şemsiyesi

Bu nedenle:

  • Hindistan-Ortadoğu-Avrupa koridorları,
  • liman projeleri,
  • demiryolu hatları,
  • enerji boru hatları,
  • veri merkezleri,
  • finans merkezleri

bu planın parçası olarak görülüyor.

İsrail’in Doğu Akdeniz enerji merkezi yapılması hedefleniyor.

4. Filistin Meselesinin İkinci Plana İtilmesi

En tartışmalı boyut budur.

Eskiden Arap dünyasının temel yaklaşımı: “Önce Filistin sorunu çözülsün, sonra İsrail tanınsın.”

Abraham süreci ise bunu tersine çevirdi: “Önce İsrail ile normalleşelim, Filistin sonra konuşulur.”

Bu nedenle çok ciddi toplumsal tepki oluşuyor. Özellikle Gazze savaşları sonrası kamuoyu baskısı arttı.

ABD niçin şimdi hızlandırmak istiyor?

2025-2026 İran-İsrail gerilimi ve savaş riski sonrası Washington şu sonucu gördü:

  • ABD artık bölgeyi tek başına yönetemiyor
  • İran tamamen çökmedi
  • Körfez ülkeleri ABD korumasına eskisi kadar güvenmiyor
  • Çin ekonomik olarak çok güçlendi
  • Rusya bölgesel nüfuzunu sürdürüyor

Bu nedenle ABD:

  • İsrail’i merkeze koyan,
  • Arap sermayesini entegre eden,
  • İran’ı çevreleyen,
  • Çin’i sınırlayan

yeni bölgesel mimari kurmaya çalışıyor.

Kazanan Ülkeler Kimler Olabilir?

1. İsrail

En büyük stratejik kazanan.

Kazanımları:

  • Bölgesel meşruiyet
  • Yeni pazarlar
  • Körfez sermayesi
  • Güvenlik işbirliği
  • İran’a karşı geniş cephe
  • Enerji ve lojistik merkez olma şansı

İsrail için bu süreç, 1948 sonrası en büyük diplomatik dönüşümlerden biri olarak görülüyor.

2. Birleşik Arap Emirliği

Büyük ekonomik kazanç hedefliyor.

Özellikle:

  • teknoloji,
  • yapay zekâ,
  • savunma sanayi,
  • finans,
  • siber güvenlik,
  • turizm

alanlarında İsrail ile entegrasyon kuruyor.

Dubai’nin bölgesel finans merkezi rolünü güçlendirme hedefi var.

3. Suudi Arabistan

Henüz tam katılmadı ancak süreçte kilit ülke.

Sudi Arabistan:

  • ABD’den güvenlik garantisi,
  • gelişmiş silah sistemleri,
  • nükleer teknoloji,
  • yatırım avantajları

karşılığında normalleşmeye yaklaşabilir.

Ancak Filistin konusu nedeniyle içeride büyük toplumsal risk taşıyor.

4. Hindistan

Sessiz kazananlardan biri olabilir.

Çünkü:

  • Körfez bağlantısı güçlenir
  • Avrupa ticaret koridoru açılır
  • Çin’e alternatif lojistik rota oluşur

Kaybedebilecek Ülkeler ve Yapılar

1. İran

En büyük jeopolitik baskı altında kalabilecek ülke.

Çünkü:

  • çevrelenme riski artıyor
  • Körfez’de yalnızlaşma ihtimali oluşuyor
  • İsrail-Arap güvenlik ağı genişliyor

Bu nedenle İran bu süreci “anti-İran bloklaşması” olarak görüyor.

2. Filistin Yönetimi ve Hamas

En büyük siyasi kaybedenlerden biri olabilir.

Çünkü:

  • Arap ülkelerinin önceliği değişiyor
  • Filistin meselesi ikinci plana düşüyor
  • ekonomik ve diplomatik baskı artıyor

Bu durum Gazze savaşları sonrası ciddi toplumsal kırılma yarattı.

3. Türkiye

Türkiye açısından tablo karmaşık.

Olası avantajlar:

  • Bölgesel ticaret entegrasyonu
  • Enerji projeleri
  • Körfez sermayesi ile yeni işbirliği
  • ABD ile ilişkileri yumuşatma fırsatı

Riskler:

  • İsrail merkezli yeni enerji haritasında dışlanma
  • Doğu Akdeniz’de denge kaybı
  • Filistin konusunda iç kamuoyu baskısı
  • İran ile denge siyasetinin zorlaşması

Türkiye’nin bu süreçte tamamen karşıt değil ama “temkinli denge” politikası izlediği görülüyor.

Bu plan başarılı olur mu?

En büyük sorun:

  • halkların önemli bölümünün İsrail’e tepkili olması
  • Gazze savaşlarının yarattığı öfke
  • İran faktörü
  • mezhep ve jeopolitik rekabetler

Devlet elitleri ile halk arasında ciddi görüş farkı bulunuyor.

Bu nedenle anlaşmalar:

  • ekonomik olarak ilerleyebilir,
  • güvenlik alanında derinleşebilir,
  • fakat toplumsal meşruiyet sorunu yaşayabilir.

Özetle

Abraham / İbrahim Anlaşmaları:

  • sadece “barış anlaşması” değil,
  • Ortadoğu’nun yeni ekonomik ve askeri düzen projesidir.

Merkezinde:

  • İsrail’in korunması,
  • İran’ın dengelenmesi,
  • Çin-Rusya etkisinin sınırlandırılması,
  • enerji ve ticaret koridorlarının yeniden kurulması vardır.

Kazananlar:

  • İsrail
  • Körfez finans merkezleri
  • ABD savunma-sanayi sistemi
  • Hindistan merkezli yeni ticaret koridorları

Risk yaşayanlar:

  • İran
  • Filistin hareketleri
  • bölgesel denge siyaseti yürüten ülkeler
  • halk baskısı yüksek Arap yönetimleri olabilir.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.