Connect with us

BORSA

Bana yönetim sistemini söyle sana gerçek değerini göstereyim…

Keyfiyetle, hiçbir kural olmadan, günlük kararlarla yönetilen sistemin belirsizliği siz isteseniz de istemeseniz de uluslararası toplum ve yatırımcılar tarafından fiyatlanıyor ve önünüze konuyor.

Yayınlanma:

|

Türkiye Makro Ekonomik Görünümü ve Kredi konusunda Şubat 2017’de düzenlenen bir konferansa katılmak için Londra’daydım. Konferansa yerli ve yabancı yüzlerce üst düzey fon yöneticisi, Türkiye’den Merkez Bankası Başkanı ve o dönemin TCMB Baş Ekonomisti Ali Hakan Kara’da katılmıştı. Düzenlenen seminerlerde Makro Ekonomik Görünümden, Kredi Koşullarına, Tahvil piyasasındaki gelişme ve beklentilerden Hisse Senedi piyasalarındaki gelişmelere kadar bir dizi paneller düzenlendi. Çok değerli bilgiler paylaşıldı ve beklentiler konuşuldu.

Türkiye’nin o dönemdeki en önemli gündem maddesi 16 Nisan 2017 tarihinde yapılacak referandumdu. Referandum, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 18 maddesinde yapılacak değişiklikle, yürürlükteki parlamenter sistemin kaldırılarak yerine başkanlık sisteminin getirilmesi, başbakanlık makamının ortadan kaldırılarak, meclisteki milletvekili sayısının 550’den 600’e çıkarılması ve Hakimler Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) yapısında değişiklikler yapılması konularının halk oylamasına sunulmasını içeriyordu.

Hisse senedi yatırımları ve Türkiye’nin Kredi görünümü konulu panelin yöneticisi, konferansın düzenleyicisi bankada üst düzey yöneticilik yapan bir Türk arkadaşımdı.  Şu konuların konuşulduğunu bugün hâlâ aynı netlik ve berraklıkta hatırlıyorum. Referandumda teklif edilen değişiklikler kabul edilirse hisse senedi değerlerinde oldukça önemli artışlar söz konusu olur, Türkiye’nin kredi notu pozitif etkilenir, faizlerde de önemli düşüşler meydana gelerek Türkiye bundan pozitif etkilenir.

Paneldeki konuşmacılar fikirlerini aktardıktan sonra panel yöneticisi dinleyicilere dönerek soru olup olmadığını sordu. Parmak kaldırdım ve şu soruyu sordum. “Yanılıyorsam lütfen düzeltin ama yaptığınız yorumlardan referandumun Türkiye finans piyasaları ve ekonomisi açısından pozitif sonuçlar doğuracağını düşündüğünüzü anladım. Ben diğer ülke pratiklerine baktığımda tek adam yönetiminin geçerli olduğu ülkelerde özellikle hisse senedi değerlemesi anlamında çarpanların bunu çok yansıtmadığını görüyorum. Bu konuda en çarpıcı örnek ise Rusya. Rusya’nın fiyat kazanç oranlarına bakarsanız ne dediğimi anlarsınız. Borsanın nominal değer kazanmasının hiçbir öneminin olmadığını sizler de biliyorsunuz. Sizin görüşlerinizi haklı çıkartacak geçerli nedenleriniz nedir?”

Kısa bir sessizlik oldu ve paneli yöneten, aynı zamanda dostum olan kişi sistemde kararların daha hızlı alınarak süreçlerin kısalmasıyla birlikte dinamik bir ekonomik modele geçileceğini, Türkiye dinamiklerinin diğer ülkelerden farklı olduğunu, bu nedenle de referandum sonuçlarının Türkiye için pozitif olabileceğini, düşündüğünü söyleyerek sorumu cevapladı.

Panel bitti ve kahve arasına çıktık. Katılımcılarla sohbet ederken arkadaşım yanıma geldi ve “Bombanın pimini çektin ve kucağıma bıraktın Ömer” dedi. Çok şaşırmadım. Yatırımcıları kısa vadede kaybetme pahasına aslında doğruların açık, şeffaf bir şekilde söylenmesi gerektiğini söyledim. Biraz daha sohbet ettik ve tekrar konferans salonuna girdik. Kendilerinin Türkiye’de bir telekomünikasyon şirketinin finans yöneticisi olduğunu söyleyen iki katılımcı yanıma gelerek referandumun önerdiği yönetim sistemine neden karşı olduğum hakkında, biraz da tepki ile soru sordular. Hukukun üstünlüğünün bir ülke için ne kadar önemli olduğunu, yönetim sisteminde denge ve kontrol mekanizmalarının önerilen başkanlık sisteminde ortadan kalkacağını ve bunun da ülke ekonomisine panelde belirtilen görüşlerin tam aksine büyük zararlar vereceğini anlattım. Teşekkür ederek ayrıldılar.

Seçimin ertelenmesi için birçok bahaneyi öne sürmeye ve ötelemek için ellerinden gelen ne varsa yapmaya çalışacaklarının işaretlerini almaya başladık bile. Ama görünen o ki muhalefet bu konuda tavizsiz bir şekilde seçimlerin yapılması için ne gerekiyorsa yapacak.

Ne mi oldu?

Hepimiz yaşadık ve gördük neler olduğunu. Aşağıdaki grafik bu dramatik değişimi göstermesi bakımından çok önemlidir diye düşünüyorum. Hisse senedi Fiyat Kazanç (F/K) oranlarına, analistlerin bir yıllık ileri tarihli kazanç beklentileri ile bakıldığında, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçtiğimiz Haziran 2018’den itibaren nasıl bir değişim olduğu çok çarpıcıdır. Şubat 2013 – Haziran 2018 arası 1 yıllık beklenen kazançlarla hesaplanan F/K ortalaması 8.98 düzeyindeyken, Haziran 2018’den günümüze bu ortalama 5.43’e gerilemiştir. Kısaca şirketlerimiz, yani Borsa İstanbul değerleme olarak %50’den fazla değer yitirmiştir.

Grafik-1

Bu çarpıcı örneğin işaret ettiği çok önemli bir nokta var. Şirket olarak, kurum olarak, insan olarak kapasiteniz ne kadar yüksek olursa olsun, yarattığınız değer ne kadar fazla olursa olsun içinde yaşadığınız ülkenin yönetim sistemi ile sınırlı kalıyorsunuz. Keyfiyetle, hiç bir kural olmadan, günlük kararlarla yönetilen sistemin belirsizliği siz isteseniz de istemeseniz de uluslararası toplum ve yatırımcılar tarafından fiyatlanıyor ve önünüze konuyor.

Grafik-2 2013 yılından itibaren yıllık toplamda yabancı yatırımcıların hisse senedine giriş çıkışlarını gösteriyor. 2019 yılı hariç (400 milyon Dolar giriş) 2018 yılından itibaren ortaya çıkan tabloya bakarsanız yukarıda anlattığım detayların büyük resmini de görürsünüz diye düşünüyorum.

Grafik-2

Karşılaştırma yaptığım Rusya borsası için geriye dönük tarihi fiyat grafiği ve F/K değerlemesine baktığınızda şöyle bir grafikle karşılaşıyorsunuz.

Grafik-3

Kısaca fiyatları ve değerlemeleri göremiyorsunuz. Grafiğin üzerinde `Bu enstrüman için yaptırımlar uygulanıyor” yazıyor. Tek adam rejiminin ülkesini sürüklediği yeri göstermesi bakımından ibretlik bir grafik.

Seçimin ertelenmesi için birçok bahaneyi öne sürmeye ve ötelemek için ellerinden gelen ne varsa yapmaya çalışacaklarının işaretlerini almaya başladık bile. Ama görünen o ki muhalefet bu konuda tavizsiz bir şekilde seçimlerin yapılması için ne gerekiyorsa yapacak. Hep söylediğimi yeniden tekrarlamakta fayda var. Kritik bir yol ayrımındayız, ya ülkeyi içe kapatacak daha da fakirleştirerek değerlemelerimizi daha da düşürecek otokratik bir sistemle yönetilmeye devam mı edeceğiz ya da potansiyelimizi açığa çıkartacak ve gerçek değerimizi gösterecek demokratik bir sistemi yeniden tesis mi edeceğiz? Gerçek ortada ve cevabı vatandaşın seçiminde.

Ömer R. Gencal

Okumaya devam et

BORSA

Borsada görünmeyen sulandırma: PDT ile borçlanma

PDT ile borçlanma: Kim kazanıyor, küçük yatırımcı neden kaybediyor?
SPK neden izin verdi? PDT ile finansman modelinin perde arkası
Şirketler PDT ile nasıl finansman sağlıyor? Borsadaki satış baskısının anatomisi
PDT tartışması büyüyor: Şirket, banka, yatırımcı ve SPK cephesinde neler yaşanıyor?

Yayınlanma:

|

Yazan:

Firma PDT ile borçlanıp piyasaya pay verdiğinde kim nasıl etkilenir?

1. Şirket (ihraççı)

  • Elindeki veya ilişkili taraflardan sağlanan payları teminat veya ödünç mekanizması içinde kullanarak finansman sağlayabilir.
  • Nakit ihtiyacını karşılayabilir.
  • Yeni pay ihraç edilmediği için teknik olarak sermaye artmaz.
  • Ancak piyasadaki satış baskısı nedeniyle hisse fiyatı düşerse şirketin piyasa değeri olumsuz etkilenebilir.

2. Payı ödünç veren

  • Elindeki paylardan ödünç komisyonu kazanır.
  • Payların geri teslim edilmesini bekler.
  • Teminat mekanizması ile korunur.

3. Payı ödünç alan

  • Aldığı hisseleri piyasada satabilir.
  • Daha sonra piyasadan geri alıp iade etmeyi hedefler.
  • Fiyat düşerse kazanç sağlayabilir.
  • Fiyat yükselirse zarar riski oluşur.

4. Küçük yatırımcı

En fazla etkilenen taraf genellikle budur.

  • Artan satış baskısı nedeniyle fiyat gerileyebilir.
  • Hisse üzerindeki arz arttığı hissi oluşabilir.
  • Güven kaybı yaşanabilir.
  • Özellikle PDT kaynaklı satışların yeterince şeffaf izlenemediği dönemlerde manipülasyon tartışmaları ortaya çıkabilir.

SPK buna neden izin verdi?

SPK’nın amacı şirketlerin fiyatını düşürmek değildir.

İzin verilmesinin temel gerekçeleri şunlardır:

  • Piyasada likiditeyi artırmak
  • Açığa satış işlemlerinin kayıtlı ve teminatlı yapılmasını sağlamak
  • Takas riskini azaltmak
  • Fiyat oluşumunun daha etkin gerçekleşmesini sağlamak
  • Uluslararası piyasalardaki menkul kıymet ödünç verme sistemleriyle uyum sağlamak.

Yani düzenleyicinin teorik yaklaşımı: “Ödünç piyasası olursa piyasa daha derin ve daha sağlıklı çalışır.”

Peki neden tartışılıyor?

Sorun sistemin varlığı değil, kullanım şeklidir.

Eğer;

  • çok büyük miktarda ödünç pay piyasaya satılırsa,
  • dolaşımdaki gerçek arz olduğundan fazla hissedilirse,
  • yatırımcı bunun kaynağını göremezse,

fiyat üzerinde ciddi baskı oluşabilir.

Bu nedenle son dönemde fiili dolaşım hesaplaması ve kilitli/ödünç payların değerlendirilmesine ilişkin düzenlemeler gündeme gelmiş, piyasadaki arzın daha doğru yansıtılması hedeflenmiştir.

Şeffaflık olmayınca Küçük Yatırımcı ciddi zarar görüyor

Ekonomik açıdan bakıldığında PDT sistemi tek başına kötü değildir. Dünyanın gelişmiş borsalarında da uygulanır. Ancak;

  • şeffaflığın yetersiz olması,
  • yoğun ödünç satışları,
  • kurumsal yönetim eksiklikleri,

yatırımcı güvenini zedeleyebilir. Bu nedenle önemli olan PDT’nin yasaklanması değil, şeffaf, izlenebilir ve kötüye kullanımı önleyecek kurallarla uygulanmasıdır.

Bu konu özellikle son dönemde tartışılan SASA ve benzeri örnekler üzerinden incelendiğinde, teorik fayda ile uygulamadaki yatırımcı algısı arasında ciddi bir fark olduğu görülmektedir.

Okumaya devam et

BORSA

MSCI’dan Türkiye’ye sert şeffaflık uyarısı

Yayınlanma:

|

Yazan:

MSCI’dan Türkiye’ye Şeffaflık Uyarısı: Borsa İstanbul İçin Alarm Zilleri mi Çalıyor?

Uluslararası endeks devi MSCI, 18 Haziran 2026 tarihinde yayımladığı Global Market Accessibility Review raporunda Türkiye sermaye piyasalarına ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Raporda özellikle şeffaflık, bilgi akışı, serbest dolaşım (free float) yapısı, piyasa kurallarının sık değişmesi ve açığa satış yasakları gibi konuların yabancı yatırımcı açısından önemli riskler oluşturduğu vurgulandı.

MSCI Tam Olarak Ne Dedi?

MSCI raporunda Türkiye’nin piyasa erişilebilirliği açısından bazı alanlarda gerileme yaşadığına dikkat çekildi.

Öne çıkan başlıklar:

  • Açığa satış yasağının yeniden uygulanması
  • Piyasa kurallarında sık değişiklik yapılması
  • Yabancı yatırımcıların fiyat oluşumuna güven duymasını zorlaştıran uygulamalar
  • Serbest dolaşımdaki payların gerçek durumuna ilişkin soru işaretleri
  • Bilgi akışında ve piyasa şeffaflığında zayıflama
  • Döviz piyasasına yönelik müdahalelerin yatırımcı algısını olumsuz etkilemesi

MSCI özellikle piyasa erişilebilirliğini değerlendirirken sadece işlem hacmine değil, yatırımcıların piyasa verilerine ne kadar güvenebildiğine de bakıyor. Bu nedenle raporun ana mesajı şu: “Piyasanın büyüklüğü kadar şeffaflığı da önemlidir.”

Manipülasyon ve Şeffaflık Konusu Neden Gündemde?

MSCI’nin değerlendirmesinin arka planında son yıllarda Borsa İstanbul’da yaşanan bazı tartışmalar bulunuyor.

Yabancı yatırımcıların sık dile getirdiği başlıca konular:

1. Gerçek Serbest Dolaşım Sorunu

Bazı hisselerde teorik olarak yüksek görünen halka açıklık oranlarının gerçekte işlem gören lot miktarını yansıtmadığı eleştirileri yapılıyor.

Özellikle:

  • Emanet hisseler
  • Grup içi sahiplik yapıları
  • Dolaylı kontrol edilen paylar

nedeniyle serbest dolaşım rakamlarının yatırımcıyı yanıltabildiği savunuluyor.

Bu konu SPK’nın 15 Haziran 2026’da yürürlüğe giren fiili dolaşım düzenlemesinin de temel gerekçelerinden biri olarak görülüyor.

2. Koordineli İşlemler ve Fiyat Oluşumu

MSCI’nin başka ülkeler için kullandığı değerlendirme kriterlerinde de “koordineli işlemler”, “fiyat oluşumunu bozan davranışlar” ve “gerçek yatırımcı davranışının izlenememesi” önemli risk unsurları arasında sayılıyor.

Yabancı fonlar açısından soru şu: “Fiyat gerçekten piyasa tarafından mı belirleniyor, yoksa belirli grupların etkisi altında mı oluşuyor?”

Türkiye İçin En Kritik Tehlike Ne?

MSCI raporunda Türkiye’nin statüsünün değiştirilmesine ilişkin doğrudan bir karar bulunmuyor.

Ancak yatırımcıların dikkat ettiği konu notun kendisinden çok şu: “Yatırım Yapılabilirlik Algısı”

MSCI değerlendirmeleri;

  • Küresel emeklilik fonları,
  • ETF’ler,
  • Endeks fonları,
  • Egemen varlık fonları

tarafından yakından takip ediliyor.

Bir ülke hakkında negatif değerlendirmelerin artması;

  • yeni yabancı girişlerini azaltabiliyor,
  • mevcut yatırımcıların pozisyon küçültmesine yol açabiliyor,
  • ülke risk primini yükseltebiliyor.

Türk Borsası ve Hisseler Nasıl Etkilenebilir?

Kısa Vadede

  • Yabancı yatırımcı ilgisi zayıflayabilir.
  • MSCI endekslerinde ağırlığı yüksek hisseler baskı görebilir.
  • Bankacılık ve büyük sanayi hisselerinde yabancı talebi sınırlanabilir.

Orta Vadede

Eğer eleştiriler dikkate alınırsa tam tersi sonuç da oluşabilir.

Çünkü MSCI’nin eleştirileri aslında bir yol haritası niteliğinde:

  • Şeffaflığın artırılması
  • Fiili dolaşımın gerçekçi hesaplanması
  • Kurallarda öngörülebilirlik
  • Manipülasyonla mücadele
  • Yatırımcı güveninin güçlendirilmesi

halinde Türkiye yeniden yabancı sermaye çekme kapasitesini artırabilir.

BIST Yönetimi ve Düzenleyiciler Nasıl Bir Tavır Aldı?

Borsa İstanbul ve düzenleyici kurumlar son dönemde özellikle:

  • fiili dolaşım oranlarının yeniden hesaplanması,
  • piyasa gözetiminin artırılması,
  • yatırımcı koruma tedbirleri,
  • manipülasyon soruşturmaları,

gibi adımları öne çıkarıyor. Ayrıca SPK, açığa satış yasaklarını “piyasa istikrarını koruma” amacıyla uyguladığını savunuyor.

Ancak MSCI tarafı, yabancı yatırımcı açısından bakıldığında sık değişen kuralların erişilebilirliği azalttığını düşünüyor.

Bankavitrini Yorumu

MSCI raporu doğrudan bir “kriz raporu” değil; ancak Türkiye sermaye piyasaları için güçlü bir uyarı niteliği taşıyor.

Asıl mesaj şu: Sorun işlem hacminde değil, güven endeksinde.

Borsa İstanbul son yıllarda yerli yatırımcı sayısında rekor kırarken, yabancı yatırımcı payı tarihsel dip seviyelere yakın seyrediyor.

MSCI’nin raporu da tam olarak bu noktaya işaret ediyor: “Yabancı yatırımcı sadece getiri aramaz; şeffaflık, öngörülebilirlik ve adil fiyat oluşumu da ister.”

Türkiye’nin önündeki kritik soru artık şu: Borsa İstanbul, yerli yatırımcı ağırlıklı büyüme modelinden uluslararası güven modeline geçişi başarabilecek mi?

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Markov Zincirleri: Finans Dünyasının Görünmeyen Tahmin Motoru

Markov Zincirleri: Bankacılığın ve Yapay Zekânın Gizli Tahmin Motoru
Finans Dünyasında Geleceği Olasılıklarla Okumak: Markov Modelleri
Kredi Riskinden Borsa Tahminlerine: Markov Zincirleri Ne Kadar Güvenilir?

Yayınlanma:

|

Geleceği Tahmin Etmek Mümkün Mü?

Finans piyasaları, ekonomi, kredi riskleri, müşteri davranışları ve hatta bankacılıkta dolandırıcılık modelleri… Tüm bu alanlarda karar vericilerin en çok sorduğu soru aynıdır: “Bugünkü duruma bakarak yarını ne kadar doğru tahmin edebiliriz?”

İşte tam bu noktada devreye olasılık teorisinin en güçlü araçlarından biri olan Markov Zincirleri (Markov Chains) giriyor.

Rus matematikçi Andrey Markov tarafından geliştirilen bu yöntem, karmaşık sistemlerin gelecekte hangi yöne evrilebileceğini olasılıklar üzerinden modellemeye yardımcı oluyor.

Bugün yapay zekâdan kredi derecelendirmeye, müşteri davranış analizinden borsa fiyat hareketlerine kadar birçok alanda Markov modelleri kullanılıyor.

Markov Zinciri Nedir?

Markov Zinciri, bir sistemin gelecekteki durumunun yalnızca mevcut durumuna bağlı olduğunu varsayan matematiksel bir modeldir.

Başka bir ifadeyle: Geçmişte yaşananların tamamı değil, sadece mevcut durum geleceği belirler.

Bu özelliğe matematikte “hafızasızlık (memoryless property)” adı verilir.

Örneğin bir müşteri:

  • Düzenli ödeme yapan müşteri
  • Riskli müşteri

olarak iki farklı durumda bulunabilir.

Markov modeli, bugün düzenli ödeme yapan bir müşterinin gelecek ay hangi olasılıkla riskli müşteri sınıfına geçebileceğini hesaplayabilir.

Bankacılıkta Nerelerde Kullanılıyor?

1. Kredi Risk Analizi

Bankalar müşterileri;

  • Çok düşük risk
  • Düşük risk
  • Orta risk
  • Yüksek risk
  • Temerrüt

gibi kategorilere ayırır.

Markov Zinciri kullanılarak bir müşterinin belirli bir süre sonra hangi risk grubuna geçebileceği hesaplanabilir.

Bu yöntem Basel düzenlemeleri kapsamında kullanılan birçok risk modelinin temelinde yer almaktadır.

2. Takipteki Kredilerin Tahmini

Bir kredi portföyündeki müşterilerin:

  • Normal
  • Yakın izleme
  • Gecikmeli
  • Takipte

kategorileri arasında geçiş olasılıkları hesaplanabilir.

Bu sayede bankalar gelecekte oluşabilecek tahsilat sorunlarını önceden görebilir.

3. Müşteri Davranışı Analizi

Bir müşteri:

  • Aktif kullanıcı
  • Pasif kullanıcı
  • Ürün terk eden müşteri

durumları arasında hareket eder.

Markov modelleri sayesinde müşteri kaybı (churn) önceden tahmin edilerek sadakat programları geliştirilebilir.

4. Dolandırıcılık Tespiti

Kart işlemlerindeki olağan davranış akışları belirlenebilir.

Normal davranış örüntüsünden sapmalar tespit edildiğinde sistem alarm verebilir.

Bu nedenle birçok gelişmiş fraud yönetim sistemi Markov mantığından faydalanmaktadır.

Borsada Markov Zincirleri

Finansal piyasalarda yatırımcıların ilgisini çeken en önemli kullanım alanlarından biri de fiyat hareketlerinin modellenmesidir.

Örneğin bir hisse için:

  • Yükseliş
  • Yatay seyir
  • Düşüş

olmak üzere üç durum tanımlanabilir.

Geçmiş verilerden elde edilen geçiş olasılıkları kullanılarak:

  • Yükseliş trendinin devam etme olasılığı
  • Düşüşe dönme ihtimali
  • Yatay piyasaya geçiş olasılığı

hesaplanabilir.

Ancak burada önemli bir uyarı bulunmaktadır. Markov Zincirleri piyasaları kesin olarak tahmin etmez. Sadece olasılıkları hesaplar.

Dolayısıyla yatırım kararı verirken tek başına kullanılmaları ciddi hatalara yol açabilir.

Markov Zincirlerinin Avantajları

Geleceği Olasılıklarla Görme Yeteneği

Belirsizliği tamamen ortadan kaldırmasa da geleceğe ilişkin senaryolar oluşturulmasına yardımcı olur.

Karmaşık Sistemleri Basitleştirir

Binlerce değişken içeren sistemleri daha yönetilebilir hale getirir.

Yapay Zekâ ve Veri Bilimi ile Uyumlu Çalışır

Makine öğrenmesi modellerinin birçok alt alanında kullanılmaktadır.

Stratejik Kararları Destekler

Risk yönetimi, fiyatlama, müşteri segmentasyonu ve tahminleme süreçlerinde güçlü bir araçtır.

Peki Riskleri Neler?

Her güçlü model gibi Markov Zincirleri de yanlış kullanıldığında yanıltıcı olabilir.

Veri Kalitesi Sorunu

Yanlış veya eksik veri kullanılması durumunda sonuçlar güvenilirliğini kaybeder.

Geçmişin Geleceği Temsil Etmeme Riski

Ekonomik krizler, savaşlar, pandemi gibi olağanüstü dönemlerde geçmiş veriler geleceği açıklamakta yetersiz kalabilir.

Aşırı Basitleştirme

Gerçek hayat çoğu zaman yalnızca mevcut duruma bağlı değildir.

Bazı sistemlerde geçmiş olaylar da önemli rol oynar.

Bu durumda Markov yaklaşımı yetersiz kalabilir.

Yapay Zekâ Çağında Markov’un Yeniden Yükselişi

Bugün üretken yapay zekâ, doğal dil işleme ve davranış modelleme sistemlerinde daha gelişmiş algoritmalar kullanılıyor olsa da Markov Zincirleri hâlâ birçok modelin temel taşlarından biri olarak kabul ediliyor.

Özellikle:

  • Risk yönetimi
  • Finansal modelleme
  • Kredi tahmini
  • Dolandırıcılık analizi
  • Müşteri davranışı tahmini

alanlarında önemini koruyor.

Verinin yeni petrol olarak kabul edildiği günümüzde, Markov Zincirleri bu veriyi anlamlandıran en güçlü matematiksel araçlardan biri olmaya devam ediyor.

Özet

Bankacılık ve finans sektöründe başarı artık yalnızca mevcut tabloyu okumaktan değil, gelecekte oluşabilecek senaryoları önceden görebilmekten geçiyor.

Markov Zincirleri, kesin cevaplar vermese de karar vericilere geleceğe ilişkin güçlü olasılık haritaları sunuyor.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde yapay zekâ, büyük veri ve finansal risk yönetimi uygulamalarında Markov modellerinin daha da fazla kullanılması bekleniyor.

Çünkü rekabet avantajı artık veriye sahip olmakta değil, verinin geleceğe ne söylediğini anlayabilmekte yatıyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.