Connect with us

Ali Coşkun

Bankalarda Kredilendirme Süreci: Göründüğünden Daha Fazlası

Yayınlanma:

|

Bir işletme için banka kredisi almak çoğu zaman sadece “başvuru yap, onay gelsin” gibi basit bir işlem olarak görülür. Oysa bankaların kredi verme süreci, oldukça sistematik, titiz, detaylı ve aşamalı bir mekanizma üzerine kuruludur. Çünkü bankalar açısından verilen her kredi, hem risk hem de fırsat demektir.

Dolayısıyla, işletmelerin bu süreci doğru anlaması ve kendilerini buna göre hazırlaması, finansmana erişim şanslarını artıracağı gibi, bankayla uzun vadeli güven ilişkisi kurmalarını da kolaylaştırır.

1. Kredi Talebi ve Ön Görüşme

İlk adım, işletmenin finansmana neden ihtiyaç duyduğunu ortaya koymasıdır. Yatırım, işletme sermayesi, borç kapatma ya da büyüme finansmanı gibi amaçların her biri bankalar için farklı risk ve değerlendirme kriterleri içerir.

Banka bu aşamada, firmanın ticaret sicil numarası (TKN), ortakların KKB notu, firma sahiplerinin moralitesi ve Memzuç kayıtlarını sorgular. Yani daha başvuru aşamasında, şirketin geçmişine ve ortakların finansal davranışlarına ilişkin önemli sinyaller alınır.

2. Mali Tabloların Analizi ve İstihbarat

Ön görüşmeyi geçen firmalar için ikinci aşama mali tabloların detaylı incelenmesidir.

  • Bilanço ve gelir tablosu üzerinden firmanın kârlılığı, borçluluk oranları ve finansal sürdürülebilirliği incelenir.

  • Nakit akışı değerlendirilir; çünkü kârlı görünen bir şirket bile nakit yönetimini doğru yapamıyorsa krediyi geri ödemede zorlanabilir.

  • Ayrıca firma hakkında sektörel analizler, piyasa bilgileri ve dış kaynaklardan gelen istihbarat raporları da dikkate alınır.

Bu aşama, firmanın rating notu üzerinde en fazla etki eden kısımdır. Dolayısıyla işletmelerin finansal tablolarını şeffaf ve düzenli sunmaları, kredi sürecindeki en kritik adımdır.

3. Kredi Değerliliğinin Ölçülmesi

Bankalar, bir şirketin borç ödeme kapasitesini anlamak için farklı finansal oranlar ve göstergeler kullanır:

  • Borç/Özsermaye oranı

  • Faaliyet kârlılığı

  • Nakit dönüşüm süresi

  • Geçmiş kredi performansı

Tüm bu değerlendirmelerin sonunda, şirkete tahsis edilebilecek kredi limiti belirlenir. Bu noktada bankadan bankaya farklılıklar olsa da, firmanın rating notunun belli bir seviyenin üzerinde olması şarttır.

4. Kredi Teklifi ve Değerlendirilmesi

Artık banka, kendi risk iştahı ile firmanın ihtiyacını dengelemeye çalışır. Bu aşamada:

  • Faiz oranı

  • Komisyonlar

  • Vade süresi

  • Teminat koşulları

gibi parametreler netleşir. Firmanın bu teklifleri pazarlık gücü, geçmiş ilişkileri ve finansal sağlamlığı belirleyici olur.

5. Belgeleme ve Teminatlandırma

Kredi onayı sonrasında sürecin resmi boyutu başlar.

  • Genel Kredi Sözleşmesi (GKS) imzalanır.

  • Banka, krediyi güvence altına almak için teminatları devreye alır (ipotek, kefalet, rehin vb.).

  • Belgeler, karşılıklı güven ilişkisinin yazılı çerçevesini oluşturur.

6. Kredinin Kullandırımı

Tüm süreç tamamlandığında kredi, işletmenin kullanımına açılır. Ancak son yıllarda bankalar, kredilerin amaca uygun kullanılmasını sağlamak için ödeme yapılacak fatura ve belgeleri talep etmektedir. Bu uygulama, finansmanın doğru yere yönlendirilmesi açısından önemlidir.

7. Kredi İzleme Süreci

Kredilendirme süreci, paranın hesaba geçmesiyle bitmez. Aksine bankalar, verdikleri krediyi sürekli izler.

  • Firmanın nakit akışı

  • Yeni yatırımları

  • Olası riskleri

düzenli olarak takip edilir. Bu izleme, hem bankanın risklerini kontrol etmesini sağlar hem de işletmenin gelecekteki kredi süreçlerine olumlu ya da olumsuz katkı yapar.

8. Kredinin Kapanışı

Firmanın tüm borçlarını ödemesiyle birlikte kredi kapatılır. Ancak sürecin en önemli çıktısı, rakamlardan öte kurulan güven ilişkisidir.

Çünkü bir şirket, bankayla güven temelli bir ilişki kurmayı başarmışsa, sonraki kredi başvurularında bu ilişki en değerli sermayesi olur.

Kredi Bir Sınavdır

Bankalardaki kredilendirme süreci, aslında bir işletmenin finansal sağlığını, güvenilirliğini ve gelecek potansiyelini ölçen bir sınav gibidir.

✅ Doğru yönetildiğinde kredi, işletmenin büyümesini sağlayan bir kaldıraçtır.
❌ Yanlış kurgulandığında ise ağır bir finansal yük haline gelir.

Başarı için üç temel kriter öne çıkar:

  1. Şeffaf mali tablolar

  2. Sürdürülebilir nakit akışı

  3. Güçlü güven ilişkisi

Unutulmamalıdır ki, kredi tıpkı ilaç gibidir. Doğru dozda ve doğru zamanda alındığında faydalı olur; yanlış kullanıldığında ise zarar verebilir.

Ali COŞKUN-Finans Danışmanı
[email protected]

Okumaya devam et

Ali Coşkun

Şirketlerin de check-up’a ihtiyacı var: Ölçemediğiniz riski yönetemezsiniz

Yayınlanma:

|

Yazan:

Bir şirketin finansal check-up’ında mutlaka takip edilmesi gereken göstergeler

Kontrol Alanı Ölçülmesi Gereken Gösterge Sağlıklı Şirket Ne Gösterir? Risk Sinyali
Likidite Cari Oran 1,5 – 2 civarı 1’in altı nakit sıkışıklığı
Asit-Test Oranı 1’in üzerinde Stok olmadan borç ödeyememe
Nakit Oranı 0,20 ve üzeri Acil ödeme riski
Borçluluk Borç / Özsermaye Dengeli yapı Sürekli artış
Finansal Kaldıraç Kontrol altında Aşırı borç bağımlılığı
Faiz Karşılama Oranı 3-5 kat ve üzeri Faizleri bile ödeyememe riski
Faaliyet Verimliliği Alacak Tahsil Süresi Kısalıyor olmalı Sürekli uzaması
Stok Devir Hızı Sektöre uygun Stokların şişmesi
Aktif Devir Hızı Artış eğilimi Varlıkların verimsiz kullanılması
Kârlılık Brüt Kâr Marjı Korunuyor Sürekli düşüş
Faaliyet Kâr Marjı İstikrarlı Operasyonların bozulması
Net Kâr Marjı Pozitif Sürekli zarar
Özsermaye Karlılığı (ROE) Yüksek ve sürdürülebilir Sermayenin verimsiz kullanımı
Aktif Karlılığı (ROA) Düzenli artış Varlıkların gelir üretememesi
Nakit Akışı Faaliyetlerden Nakit Akışı Pozitif Kâr var ama nakit yok
Serbest Nakit Akışı Pozitif Sürekli finansman ihtiyacı
Büyüme Ciro Artışı Kontrollü büyüme Kârsız büyüme
EBITDA Büyümesi Ciroyla uyumlu Operasyonel bozulma
Risk Döviz Pozisyonu Yönetilebilir Açık pozisyonun büyümesi
Kısa Vadeli Borç Payı Kontrol altında Vade uyumsuzluğu
Çalışma Sermayesi Pozitif Negatif çalışma sermayesi

Finansal check-up yalnızca muhasebe değildir

Kurumsal check-up sadece bilanço analiziyle sınırlı kalmamalıdır. Tıpkı bir insanın yalnızca tansiyonunun ölçülmesinin yeterli olmaması gibi, şirketlerin de bütünsel olarak değerlendirilmesi gerekir.

1. Finansal Sağlık

  • Likidite
  • Borçluluk
  • Kârlılık
  • Nakit akışı
  • Sermaye yeterliliği

2. Operasyonel Sağlık

  • Üretim verimliliği
  • Kapasite kullanım oranı
  • Fire oranları
  • Stok yönetimi
  • Tedarik zinciri

3. Ticari Sağlık

  • Müşteri yoğunlaşması
  • Bayi bağımlılığı
  • İhracat oranı
  • Sipariş devamlılığı
  • Tahsilat performansı

4. Kurumsal Sağlık

  • İç kontrol sistemi
  • Risk yönetimi
  • Kurumsal yönetim
  • Dijitalleşme seviyesi
  • İnsan kaynakları

5. Stratejik Sağlık

  • Rekabet gücü
  • Yeni ürün geliştirme
  • Ar-Ge
  • Yatırım geri dönüşü
  • Sürdürülebilir büyüme

Nasıl ki insanlar yılda en az bir kez sağlık kontrolünden geçiyorsa, şirketler de her üç ayda bir finansal check-up yaptırmalıdır. Çünkü krizler bir anda ortaya çıkmaz; finansal göstergeler aylar öncesinden alarm vermeye başlar. Önemli olan o alarmı zamanında görmek ve gerekli tedbirleri almaktır. Kurumsal başarı, sorunlar büyüdükten sonra çözüm üretmek değil; sorunlar ortaya çıkmadan önce onları teşhis edebilmektir.

Bu yaklaşım, yazınızı sadece bir köşe yazısı olmaktan çıkarıp CFO’lar, mali müşavirler ve şirket sahipleri için pratik bir “kurumsal finansal check-up rehberi” niteliğine taşıyacaktır.

Okumaya devam et

Ali Coşkun

TÜRKİYE’NİN SANAYİ GÜCÜ ANALİZİ

Yayınlanma:

|

Yazan:

İstanbul’u bir dairenin merkezi alıp, yaklaşık 2000 km yarı çapında bir daire çizsek daire içine giren ülkeler içerisinde Almanya hariç sanayisi en dinamik ve esnek ülke Türkiye’ dir.

Gelin bir SWOT ANALİZİ YAPALIM

Türkiye’nin NET üstün olduğu alanlar:

1️⃣ Coğrafi ve lojistik üstünlük (game changer)

* Avrupa + Orta Doğu + Kuzey Afrika’ya aynı anda erişim

* “nearshoring” trendinde kritik konum

* Liman + kara + hava entegrasyonu

Bu açı Polonya/Çekya’da yok, Rusya’da ise yaptırımlar nedeniyle efektif değil.

2️⃣ Üretim esnekliği ve hız

* Küçük-orta ölçekli üretici ağı çok güçlü

* Siparişten teslimata hızlı dönüş

* Özellikle tekstil, otomotiv yan sanayi, beyaz eşyada ciddi avantaj

3️⃣ Sektörel çeşitlilik Türkiye:

* Otomotiv

* Beyaz eşya

* Tekstil

* Savunma

* Gıda

* Kimya

Rusya: Aşırı enerji ve ham madde bağımlı

Polonya / Çekya: AB’ye entegre ama daha dar üretim segmentleri

4️⃣ İç pazar gücü (underrated avantaj)

* 85 milyonluk dinamik tüketim

* Sanayiyi besleyen güçlü iç talep

* Kriz dönemlerinde tampon görevi

5️⃣ Gelişen savunma sanayi

* Yüksek katma değerli üretime geçiş sinyali

* İhracat potansiyeli artıyor

* Teknoloji tabanı genişliyor

Zayıf Noktalar

* Teknoloji yoğun üretimde Cek Cumhuriyeti ve Polanya bazı alanlarda önde

* Rusya ağır sanayi ve enerji ekipmanında hâlâ güçlü

* Türkiye’de:

* Finansman maliyeti yüksek

* Kur oynaklığı

* Verimlilik Almanya seviyesinde değil

Özetle Almanya hariç bölgede :

* En dengeli ve çok yönlü sanayi ülkesi → 🇹🇷 Türkiye

* En büyük hacimli ama tek boyutlu → 🇷🇺 Rusya

* En verimli ama ölçek sınırlı → 🇵🇱 Polonya & 🇨🇿 Çekya

* Italya → Teknoloji + katma değer + ihracat kalitesi ile önde.

En stratejik ve esnek konumlanmış sanayi ekonomisi Türkiye.

Avrupa’nın geleceği için de Türkiye önemli bir partner.

Tabi ki yapılması gereken çok ev ödevimiz olduğu da aşikar…

Onur ÇELİK

Okumaya devam et

Ali Coşkun

TİCARİ ALACAK SİGORTASI

Yayınlanma:

|

Yazan:

Finansal yapı analiz edilirken en kritik kalemlerden biri ticari alacaklardır. Çünkü bilanço incelendiğinde ilk sorulan sorulardan biri, firmanın kısa vadeli borçlarını ödeme gücüdür. Bu gücün en önemli belirleyicilerinden biri ticari alacakların tahsil edilebilirliğidir.

Hazır değerlerden sonra en likit varlık kalemi olan ticari alacaklar, birçok sektörde toplam varlıkların %40’ını oluşturmaktadır.

Bu nedenle alacakların tahsilinde yaşanacak bir aksama, nakit akışını bozmakta, finansal dengeyi ciddi şekilde sarsmaktadır. Tahsil edilemeyen alacak, kâğıt üzerinde varlık gibi görünse de gerçekte bir risktir. Gerek yurt içi ekonomik koşullar gerekse küresel gelişmeler, firmaların ticari alacak kalitesinde bozulmalara neden olmuştur.

Vadeler uzamış, gecikmiş alacaklar artmış ve konkordato süreçleri birçok firmayı zincirleme şekilde etkilemiştir. Bir firmanın tahsil edemediği alacak, başka bir firmanın ödeyemediği borç anlamına gelmekte ve bu durum sistematik bir risk oluşturmaktadır.

Bu noktada firmaların alabileceği en önemli önlemlerden biri alacak sigortasıdır.

Alacak sigortası, vadeli satışlarından doğan tahsilat risklerini belirli şartlar dahilinde güvence altına alır.

Sigorta şirketleri; borçlu firmanın mali yapısını, sektördeki konumunu, geçmiş ödeme alışkanlıklarını ve genel risk profilini analiz ederek her bir alıcı için belirli bir kredi limiti tahsis eder.

Sigorta yaptıran firma, bu teminat karşılığında belirli bir prim ve tahsis ücreti öder. Risk seviyesi yüksek olan alıcılar için prim oranları yüksek olurken, finansal yapısı güçlü firmalarda bu oranlar daha düşük seviyelerdediir. Böylece firma, riskini ölçülebilir ve yönetilebilir hale getirir. Yurt dışı satışlarda alacak sigortası çok daha kritik bir hale gelmektedir.

Çünkü burada sadece alıcı firmanın riski değil aynı zamanda ülke riski de devreye girer.

Politik belirsizlikler, ekonomik dalgalanmalar ve döviz kuru hareketleri tahsilat sürecini doğrudan etkileyebilir.Bu nedenle ihracat yapan firmalar için alacak sigortası önemli bir güvence mekanizmasıdır.

Ancak alacak sigortasının etkin olabilmesi için poliçe şartlarına eksiksiz uyulması gerekmektedir. En sık karşılaşılan sorunlardan biri, gerekli belgelerin tam ve doğru şekilde düzenlenmemesidir.

Örneğin faturalarda vade tarihinin belirtilmemesi, mal veya hizmet teslimine ilişkin belgelerin eksik olması ya da gecikmiş alacakların zamanında sigorta şirketine bildirilmemesi durumunda hasar ödemesi alınamayabilir.

Sigorta kapsamında olmayan satışların da dikkatle takip edilmesi gerekir. Her alıcı için mutlaka sigorta limitinin tanımlanmış olması ve limit aşımı yapılmaması önemlidir. Aksi durumda firma, teminatsız risk almış olur.

Satış yapmak kadar, yapılan satışın tahsil edilmesi de kritik önemdedir. Alacak sigortası, firmalara sadece bir güvence sağlamakla kalmaz, aynı zamanda daha kontrollü büyüme imkânı sağlar.

Kârlı satış bilançoyu büyütür ancak tahsil edilen satış firmayı ayakta tutar.


✍️ Ali Çoşkun
🌐 bankavitrini.com

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.