Connect with us

BANKA HABERLERİ

Bankaların Sessiz Ortağı Olduğu Vurgun: KKM Soygununun Anatomisi

“Parayı kredi olarak al, KKM’ye koy, Devleti soy”: Bu Sistemi kim kurdu? MASAK ve BDDK Neden Gör(e)medi? Bankaların göz yummasıyla KKM Operasyonu: Hesap kimden sorulacak?

Yayınlanma:

|

Krediyle KKM: Devletin Kaynağı “Sıfır Riskle” Nasıl Sömürüldü?

Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemi, Türk lirasını döviz karşısında korumak için getirilmişti. Amaç, bireyleri ve şirketleri dövize yönelmekten caydırmak ve TL’yi cazip hale getirmekti. Ancak sistemin yapısındaki boşluklar, bazı şirket ve bankalar tarafından organize biçimde suistimal edildi. Daha önce de defalarca yazmama rağmen henüz bu konuda bir adım atılmadı.
Ortaya çıkan tablo ise oldukça düşündürücü: vatandaşın vergileri, kamu kaynaklarının, kurgulanmış finansal döngülerle sıfır riskle özel kazanca çevrilmesi.

Krediyle KKM’ye Giden Yol: Sistemin Açıkları

Bazı firmalar, önce bankalardan düşük faizli TL kredi kullandı. Ardından, bu kredilerle aynı bankada ya da başka bankalarda Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesabı açtı. Bazı hesaplar firma ortakları üzerine açıldı.
Süreç şu şekilde işledi:

  1. Şirket kredi aldı (örneğin 10 milyon TL).

  2. Bu tutar, hemen KKM hesabına yatırıldı (genelde firma ortaklarına).

  3. Döviz kuru arttıkça Hazine ya da Merkez Bankası, aradaki farkı karşıladı.

  4. Vade sonunda şirket hem ana parasını hem de kur farkını kazandı.

  5. Kredi geri ödendiğinde ise şirket (hesap firma ortağına açılmış ise ortak) neredeyse hiçbir üretim ya da ticaret yapmadan büyük kazanç elde etmiş oldu.

Döngüsel Sömürü: 15-20 Hesapla Tekrarlayanlar Bile Var!

Bu durum tek seferlik değildi. Bazı şirketler/bireyler aynı yöntemi farklı bankalarda, farklı isimlerle, farklı hesaplarla defalarca uyguladı.

Sistemi neredeyse “kopyala-yapıştır” mantığıyla işleterek:

  • Başta 10 milyon TL’nızı KKM yaptırıp bloke ettiriyorsunuz ve Nakit Karşılıklı kredi alıyorsunuz.

  • Bu parayı başka bankaya aktarıp aynı işlemi terar yapıyorsunuz. Her seferinde yeni kredi alındı,

  • Aynı anda KKM hesabı açıldı,

  • Baştaki 10 milyon TL’nizi ile belki 100 milyon TL’lik KKM yapmış oluyorsunuz.
  • Devletin kasasından döviz farkı kaynaklı para transferi yapıldı.

Bazı örneklerde 15-20 farklı hesapla aynı döngünün tekrarlandığı iddia ediliyor. Başta elinizde 10 milyon TL var iken bir anda hesaplarınızda 150-200 milyon TL KKM açtırmış oluyorsunuz. Bir yıl sonra elinizdeki 10 milyon TL’nin kat kat fazla paraya da sahip oluyorsunuz. Zira, KKM başladığında kredi faiz oranlarının oldukça düşük oranda olduğunu hatırlatmak isterim.

TCMB, MASAK ve BDDK Nerede?

Bu noktada kamu denetim kurumlarının zaafı ya da ihmali büyük bir tartışma konusu:

  • Başta Döviz hesapların TL’ye dönüştürmesi ile başlayan sistemdeki ilk büyük hata buna TL hesapların da dahil edilmesi ile oldu.
  • Hazine ve TCMB bankaların bildirdiği listeleri sorgulamadan KKM hesap sahiplerine ödemeleri yapmıştır.
  • BDDK, bankaların bu kredileri hangi amaçla kullandırdığını izleyebilirdi (ki her bankada BDDK Denetçilik görevi yapan Murakıplar var).
  • MASAK, çoklu KKM hareketlerini, kısa sürede krediyle gelen paraların aynı bankada park edilmesini “şüpheli işlem” saymalıydı. Firmanın kredi kullanıp aynı krediyi firma ortağının KKM yapmasını yakalaması gerekiyordu.

Finansal sistemin bekçileri olan bu iki kurum ya bu düzeni göremedi ya da sessiz kaldı. Her iki senaryo da endişe vericidir.

Ne Yapılmalı? Geri Tahsil ve Yaptırım Şart

Bu sistemle haksız kazanç elde edenler hakkında;

  • Kredi kullandığı gün KKM yapan firmaların/firma ortaklarının listesi çıkarılmalı,

  • Kârlar faizleriyle birlikte geri tahsil edilmeli,

  • Bankalara idari ve cezai yaptırımlar uygulanmalı,

  • Sorumlu kamu görevlileri hakkında soruşturma açılmalıdır.

Kamu Kaynağını Koruyamayan Sistem

Bu tür kurgular, yalnızca sistemin kötüye kullanımını değil, aynı zamanda kamu denetim sistemindeki zafiyetleri de gözler önüne seriyor.
KKM’nin arka kapısından yürüyen bu finansal mühendislik örnekleri, kamu vicdanını yaralamakta, güveni sarsmaktadır. Gözümüzün içine baka baka Hazine ve TCMB dolandırılmıştır. İşin acı tarafı, içlerinde Katılım Bankalarının da olduğu bazı bankalar piyasada bu yöntemin aktif pazarlamasını yapmıştır. Bu sisteme aracılık yapan bankalara ayrı soruşturma/ceza sistemi uygulanmalıdır. Bankacılık tarihinde büyük soygunu yapıldı; sistem de bu golü bile bile yedi… Devletin bu ürüne uyguladığı Vergi İstisna kaybına ise hiç girmeyeyim; İnsanın morali bozuluyor! Hem soyulduk hem de vergi bile almadık iyi mi!

Erol TAŞDELEN-Ekonomist |   bankavitrini.com

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Yurt Dışı Eğitim mağdurları: Chargeback ile Para İadesi Alabilir

Yurt Dışındaki Okula Kayıt Yaptırıp Eğitim Alamayan Öğrenciler Dikkat! Kredi Kartıyla Ödenen Eğitim Ücretleri Geri Alınabilir mi?

Yayınlanma:

|

Alınmayan Hizmet İçin Chargeback (Ters İbraz) Hakkı Gündemde

Son dönemde özellikle dil okulları, yaz okulları, üniversite hazırlık programları ve özel eğitim kurumlarına kayıt yaptıran çok sayıda Türk öğrenci ve veli; vize reddi, okulun kapanması, programın iptal edilmesi, eğitimin başlamaması veya vaat edilen hizmetin sunulmaması gibi nedenlerle önemli mağduriyetler yaşamaya başladı.

Bu mağduriyetlerin önemli bir bölümünde ödemeler kredi kartı ile gerçekleştirildi.

Oysa birçok tüketicinin bilmediği önemli bir hak bulunuyor: Kredi kartıyla ödenen ancak karşılığında hizmet alınamayan eğitim ücretleri için bankaya “Chargeback (Ters İbraz / Harcama İtirazı)” başvurusu yapılabiliyor.

Bankacılık sektörü açısından bu süreç oldukça teknik olmakla birlikte, uluslararası kart kuruluşlarının kuralları tüketicilere önemli korumalar sağlıyor.

Bankaya Başvurmak İlk Adım

Öncelikle unutulmaması gereken konu şudur: Burada dava açılması ilk aşama değildir.

İlk yapılması gereken işlem; Ödemeyi yapılan kredi kartını çıkaran bankaya harcama itirazında bulunmaktır.

Bu işlem bankacılık sektöründe;

  • Chargeback
  • Ters İbraz
  • Harcama İtirazı
  • Dispute

olarak adlandırılır.

Chargeback Nedir?

Chargeback; Kart sahibinin; “Ben bu hizmeti alamadım” veya “Satıcı sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmedi” iddiasıyla bankasından yaptığı resmi geri ödeme talebidir.

Burada dikkat edilmesi gereken konu; Bu hak yalnızca dolandırıcılık işlemleri için değildir.

Aynı zamanda;

  • hizmet verilmemesi
  • eksik hizmet
  • iptal edilen organizasyon
  • kapanan okul
  • hiç başlamayan eğitim

gibi durumlarda da kullanılabilir.

Eğitim Hizmeti İçin de Geçerlidir

Visa ve Mastercard kurallarına göre; “Hizmet sunulmaması” chargeback sebeplerinden biridir.

Bu nedenle;

  • yurtdışı dil okulu
  • üniversite
  • yaz okulu
  • eğitim danışmanlığı
  • sertifika programı

gibi eğitim hizmetleri de kapsam içine girebilir.

Hangi Durumlarda Para Geri Alınabilir?

En sık karşılaşılan örnekler şunlar:

1- Okul hiç açılmadı

Ödeme yapıldı.

Ancak okul faaliyet göstermedi.

2- Eğitim başlamadı

Kayıt yapıldı.

Ancak eğitim verilmedi.

3- Vize reddi sonrası okul ücret iadesi yapmadı

Bazı sözleşmelerde; Vize reddinde ücret iadesi yazmasına rağmen ödeme yapılmayabiliyor.

4- Okul iflas etti

Faaliyet durduğu için hizmet alınamadı.

5- Danışman firma ortadan kayboldu

Ödeme alınmasına rağmen okul kaydı yapılmadı.

6- Eğitim çevrimiçine çevrildi

Yüz yüze eğitim vaat edilmesine rağmen tamamen farklı hizmet sunuldu.

7- Eğitim iptal edildi

Program hiç başlamadı.

Banka Süreci Nasıl İşliyor?

Süreç genel olarak şu şekilde ilerliyor.

1. Kart sahibi bankaya başvuruyor.

Belgelerini sunuyor.

2. Banka inceleme yapıyor.

3. Kart kuruluşuna (Visa/Mastercard) başvuruyor.

4. İşlem iş yerine iletiliyor.

5. İş yeri savunma yapıyor.

6. Haklı bulunursa ücret karta iade ediliyor.

Bankaya Hangi Belgeler Verilmeli?

Ne kadar güçlü belge sunulursa başarı ihtimali de o kadar yükseliyor.

Örneğin;

  • ödeme dekontu
  • kredi kartı ekstresi
  • okul sözleşmesi
  • kayıt belgesi
  • kabul mektubu
  • e-postalar
  • okulun iptal yazısı
  • vize reddi
  • hizmet verilmediğine ilişkin belgeler
  • danışman firma yazışmaları
  • ücret iadesinin reddedildiğini gösteren cevaplar

başvuru dosyasına eklenebilir.

Süre Sınırı Var mı?

Evet.

Chargeback işlemlerinde süre önemlidir.

Kart kuruluşlarının kurallarına göre başvuru süreleri işlem türüne göre değişebilmekle birlikte, hizmetin verilmesi gereken tarihten itibaren belirli süreler içinde itiraz edilmesi gerekir.

Bu nedenle mağduriyet oluşur oluşmaz bankaya başvurmak önem taşır.

Gecikme, hak kaybına yol açabilir.

Banka Başvuruyu Reddederse Ne Olur?

Her ret kararı kesin değildir.

Tüketici;

  • ek belge sunabilir,
  • yeniden değerlendirme talep edebilir,
  • tüketici hakem heyeti veya mahkemeye başvurabilir (uyuşmazlığın niteliğine göre),
  • gerekirse uluslararası kart kuralları kapsamında bankanın süreci nasıl yürüttüğünü sorgulayabilir.

Havale ile Ödeyenler Aynı Hakka Sahip mi?

Hayır.

Burada önemli fark oluşuyor.

Kredi kartı

Chargeback uygulanabilir.

Havale

Chargeback mekanizması yoktur.

Bu durumda;

  • sözleşme hükümleri,
  • hukuk davaları,
  • icra yolları

ön plana çıkmaktadır.

Dolayısıyla kredi kartıyla ödeme yapanlar önemli bir avantaja sahip olabiliyor.

Yurt Dışı Eğitim Sektöründe Yeni Risk

Son yıllarda;

  • artan döviz kuru,
  • bazı eğitim kurumlarının mali sorunları,
  • vize süreçlerinin uzaması,
  • öğrenci sayılarındaki dalgalanma

nedeniyle uluslararası eğitim sektöründe iptal edilen program sayısı da arttı.

Özellikle pandemi sonrası birçok ülkede eğitim modeli değişirken, bazı okullar hibrit veya çevrimiçi modele geçti.

Bu durum da yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden oldu.

Bankalar Açısından Risk

Chargeback sayısındaki artış; bankalar açısından da operasyonel yük oluşturuyor.

İhraççı banka; müşterisini korurken, iş yeri bankası (Acquirer) ise satıcıyı temsil ediyor.

Dolayısıyla;

  • belge incelemeleri
  • uluslararası kart kuralları
  • zaman yönetimi
  • hukuki değerlendirmeler

önem kazanıyor.

Eğitim Kurumları Açısından Sonuç

Chargeback oranı yükselen kurumlar;

  • daha yüksek komisyon ödeyebilir,
  • riskli iş yeri olarak sınıflandırılabilir,
  • ödeme alma kabiliyetini kaybedebilir,
  • kart kabul sözleşmeleri sona erebilir.

Bu nedenle eğitim kurumlarının sözleşme hükümlerine uygun davranmaları ve iptal/iade süreçlerini şeffaf yürütmeleri kritik önem taşıyor.

Uzmanlar Ne Öneriyor?

Uzmanlar, yurt dışı eğitim hizmeti satın almadan önce şu noktalara dikkat edilmesini öneriyor:

  • Sözleşmede iade koşullarını ayrıntılı okuyun.
  • Vize reddi halinde uygulanacak prosedürü yazılı olarak teyit edin.
  • Ödemeleri mümkünse kredi kartıyla yapın.
  • Tüm yazışmaları saklayın.
  • Hizmet sunulmadığında beklemeden bankanıza harcama itirazında bulunun.
  • Başvurunuza mümkün olduğunca fazla belge ekleyin.

Bankacılık Sektörü Açısından Değerlendirme

Dijital ödemelerin hızla arttığı günümüzde kredi kartı yalnızca bir ödeme aracı değil, aynı zamanda tüketici açısından önemli bir koruma mekanizması sunuyor.

Uluslararası kart sistemlerinin geliştirdiği Chargeback (Ters İbraz) uygulaması, tüketicilerin hiç alamadıkları veya sözleşmeye uygun şekilde sunulmayan hizmetler nedeniyle mağdur olmalarını önlemeyi amaçlıyor.

Özellikle yurt dışı eğitim, turizm, havayolu, etkinlik organizasyonları ve dijital hizmetlerde bu mekanizma her geçen yıl daha fazla kullanılıyor.

Bankalar açısından ise bu süreç, hem müşteri memnuniyetini korumak hem de uluslararası kart kuruluşlarının kurallarına uyum sağlamak bakımından büyük önem taşıyor.

Özet

Yurt dışında eğitim almak amacıyla kayıt yaptıran ancak çeşitli nedenlerle eğitim hizmetinden yararlanamayan öğrenciler ve veliler için kredi kartıyla yapılan ödemelerde chargeback (ters ibraz) önemli bir hukuki ve finansal başvuru yolu olabilir. Ancak her olay kendi sözleşmesi, ödeme şekli ve hizmetin sunulmama nedenine göre ayrı değerlendirilir. Başvurunun güçlü belgelerle ve gecikmeden yapılması, sürecin başarı şansını artırır.

Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Chargeback başvurularının kabulü; Visa ve Mastercard kuralları, kartı çıkaran bankanın incelemesi, iş yerinin savunması ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Her hizmetin otomatik olarak iade edileceği anlamına gelmez.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist    www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

DenizBank, Birleşmiş Milletler Sorumlu Bankacılık Prensipleri’nin resmi imzacısı oldu

Yayınlanma:

|

Yazan:

DenizBank, Birleşmiş Milletler Çevre Programı Finans Girişimi tarafından hayata geçirilen Sorumlu Bankacılık Prensipleri’nin resmi imzacısı oldu. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ve Paris İklim Anlaşması ile uyumlu bankacılık uygulamalarını teşvik eden küresel çerçeve kapsamında Banka, sürdürülebilir finansman alanındaki çalışmalarını, ölçülebilir hedefler ve uluslararası alanda kabul gören ilkelerle sistematik bir yapıya taşıyor. 

DenizBank Genel Müdürü Recep Baştuğ, konuyla ilgili değerlendirmesinde: “DenizBank olarak sürdürülebilirliği, uzun vadeli büyüme stratejimizin ayrılmaz parçası olarak görüyoruz. Birleşmiş Milletler Sorumlu Bankacılık Prensipleri’ne katılımımız da bu yaklaşımımızı uluslararası ölçekte, ortak ilkelere dayalı bir taahhütle daha da güçlendiriyor. Bugüne kadar uluslararası piyasalardan temin ettiğimiz kaynakları iklim risklerini azaltacak yatırımlara aktarırken, karbon yoğun sektörlerde faaliyet gösteren müşterilerimizin yeşil ekonomiye geçişini destekleyecek finansman çözümlerimizi de sürekli geliştirdik. 2023 yılından itibaren ekonomimize sağladığımız 4.4 Milyar Dolarlık taze kaynağın yüzde 54’ünü sürdürülebilirlik bağlantılı kredilere tahsis ettik. Yakın dönemde hayata geçirdiğimiz, dünyada bir ticari banka tarafından gerçekleştirilen en büyük ve Türkiye’nin ilk mavi sendikasyonu ile; mavi kentsel altyapı, verimli sulama sistemleri, atık su yönetimi ve sürdürülebilir turizm gibi alanlardaki dönüşümü desteklemek üzere 810 Milyon Dolar tutarında finansman sağladık. Özel bankalar arasında lider konumda bulunduğumuz tarım bankacılığındaki deneyimimizle de suyun bilinçli ve verimli kullanımını teşvik eden uygulamaları üreticilerimiz ve paydaşlarımızla birlikte yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. BM Sorumlu Bankacılık Prensipleri’ne imza atarak, tüm bu çalışmalarımızı uluslararası ölçekte kabul gören bir çerçeve içinde daha da ileri taşıyacak; sürdürülebilir finansman alanındaki etkimizi sistematik ve ölçülebilir bir anlayışla yönetmeye devam edeceğiz” dedi.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Reel sektör tahvil piyasasında neden büyüyemiyor?

Reel sektör tahvil piyasasında neden büyüyemiyor? Banka kredilerine bağımlılık Türkiye’ye pahalıya mal oluyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye’de reel sektörün finansmana erişim sorunu yıllardır yüksek faiz tartışmalarının gölgesinde değerlendiriliyor. Oysa asıl yapısal problem yalnızca kredi faizlerinin yüksekliği değil; şirketlerin banka kredisi dışında güçlü ve derin bir sermaye piyasasına erişememesi.

2025 yılı verileri bu tabloyu net biçimde ortaya koyuyor.

Özel sektör borçlanma araçlarında (ÖSBA) ortalama ihraç vadesi yalnızca 324 gün. Ortalama ihraç büyüklüğü ise 353 milyon TL (yaklaşık 10 milyon dolar).

Bu rakamlar, Türkiye’de şirket tahvillerinin yatırım finansmanından çok kısa vadeli işletme sermayesi ihtiyacını karşılayan bir araç olarak kullanıldığını gösteriyor.

Türkiye gelişmekte olan ülkelerin oldukça gerisinde

Paylaşılan karşılaştırmaya göre;

Gösterge Gelişmekte Olan Ülkeler Türkiye
ÖSBA / Devlet İç Borç Stoku %63 %10
ÖSBA / GSYH %26 %1

Aradaki fark oldukça dikkat çekici.

Bugün Güney Kore, Çin, Malezya ve Tayland gibi ülkelerde şirket tahvil piyasaları bankacılık sistemiyle birlikte çalışan ikinci büyük finansman kanalı haline gelmiş durumda.

Türkiye’de ise finansmanın neredeyse tamamı bankacılık sistemi üzerinden sağlanıyor.

Bu durum finansal sistemi daha kırılgan hale getiriyor.

Bankalar tek finansman kaynağı haline geldi

Bir ekonomide şirketler yalnızca banka kredilerine bağımlı hale geldiğinde;

  • kredi daralmaları doğrudan üretimi etkiliyor,
  • yatırım kararları erteleniyor,
  • işletme sermayesi ihtiyacı büyüyor,
  • finansman maliyetleri hızla yükseliyor,
  • ekonomik dalgalanmalar çok daha sert hissediliyor.

Bugün Türkiye’de yaşanan tablo tam olarak budur.

Merkez Bankası kredi büyümesini sınırlandırdığında alternatif finansman kanalları yeterince gelişmediği için reel sektör doğrudan likidite sıkışıklığı yaşamaktadır.

Neden şirket tahvili piyasası gelişemiyor?

Sorun yalnızca faiz değildir.

Kurumsal tahvil piyasasının gelişebilmesi için yatırımcıların uzun vadeye güven duyması gerekir.

Bunun için ise;

  • düşük ve öngörülebilir enflasyon,
  • istikrarlı faiz politikası,
  • güçlü hukuk sistemi,
  • öngörülebilir ekonomi yönetimi,
  • yatırım yapılabilir ülke kredi notu,
  • güçlü kurumsal yatırımcı tabanı,
  • yüksek likidite,
  • aktif ikincil piyasa

gibi birçok unsurun aynı anda bulunması gerekir.

Türkiye’de bu alanların önemli bölümünde halen yapısal eksiklikler bulunmaktadır.

Crowding Out etkisi

Bir diğer önemli sorun ise kamu borçlanmasıdır.

Hazine’nin yüksek faizle yoğun şekilde borçlanması yatırımcıların önemli bölümünü devlet tahvillerine yönlendiriyor.

Bu durum literatürde “Crowding Out (Dışlama Etkisi)” olarak adlandırılıyor.

Yatırımcı;

  • risksiz devlet tahvili alabiliyorsa,
  • benzer faizle şirket tahvili almak istemiyor.

Dolayısıyla özel sektör ihraçları yeterli talep göremiyor.

Özel Sektör Borçlanma Araçları (ÖSBA) Piyasa Derinliği Karşılaştırması (2025)

Ülke / Bölge ÖSBA Stoku / Devlet İç Borç Stoku ÖSBA Stoku / GSYH Değerlendirme
Gelişmekte Olan Ülkeler Ortalaması %63 %26 Gelişmiş ve derin yerel tahvil piyasasına sahip ekonomiler
Güney Kore %50 – %70 %30 – %40 Şirket tahvili piyasası oldukça gelişmiş, kurumsal yatırımcı tabanı güçlü
Çin %60 – %80 %30 – %40 Dünyanın en büyük kurumsal tahvil piyasalarından biri
Malezya %50 – %70 %25 – %35 Bölgesel ölçekte gelişmiş sukuk ve şirket tahvili piyasası
Tayland %40 – %50 %20 – %30 Yerel para cinsi şirket tahvili piyasası güçlü
Brezilya %30 – %40 %15 – %20 Banka dışı finansman kanalları gelişimini sürdürüyor
Meksika %30 – %40 %15 – %20 Kurumsal tahvil piyasası istikrarlı şekilde büyüyor
TÜRKİYE %10 %1 Gelişmekte olan ülke ortalamalarının oldukça altında; şirketler ağırlıklı olarak banka kredilerine bağımlı

Ülke kredi notu belirleyici oluyor

Uluslararası yatırımcı açısından en kritik göstergelerden biri ülke kredi notudur.

Bir şirket ne kadar güçlü olursa olsun;

ülke risk primi (CDS) ve egemen kredi notu, şirketlerin yurtdışından borçlanma maliyetini doğrudan belirliyor.

Bu nedenle;

  • ülke notu yükselmeden,
  • CDS kalıcı biçimde düşmeden,

şirket tahvili piyasasının istenilen büyüklüğe ulaşması oldukça zor görünüyor.

İkinci el piyasa neden oluşmuyor?

Türkiye’de ihraç edilen şirket tahvillerinin önemli kısmı;

  • nitelikli yatırımcılara satılıyor,
  • vadesine kadar elde tutuluyor.

Bu nedenle;

  • fiyat oluşumu gerçekleşmiyor,
  • likidite oluşmuyor,
  • yatırımcı güveni artmıyor,
  • yeni ihraçların maliyeti düşmüyor.

Gelişmiş ülkelerde ise kurumsal tahviller günlük işlem görebilen aktif piyasalara sahip.

Sektörel görünüm

2025 yılında ihraçların büyük bölümü;

  1. Enerji
  2. Otomotiv
  3. Gıda

sektörlerinden geldi.

Bunun temel nedeni;

  • güçlü nakit akışı,
  • yatırımcı güveni,
  • daha yüksek kredi kalitesi.

KOBİ ölçeğindeki şirketler ise sermaye piyasalarına erişimde ciddi zorluk yaşamaya devam ediyor.

Ne yapılmalı?

Kurumsal tahvil piyasasının gelişebilmesi için;

  • Makroekonomik istikrar kalıcı hale getirilmeli.
  • Enflasyon tek haneye indirilmeli.
  • CDS primi düşürülmeli.
  • Ülke kredi notu yatırım yapılabilir seviyeye yaklaştırılmalı.
  • BES, emeklilik fonları ve sigorta şirketleri gibi uzun vadeli kurumsal yatırımcı tabanı büyütülmeli.
  • İkincil piyasa likiditesini artıracak piyasa yapıcılığı mekanizmaları güçlendirilmeli.
  • Orta ölçekli şirketlerin tahvil ihracına erişimini kolaylaştıracak düzenlemeler yapılmalı.
  • Kredi derecelendirme süreçleri daha şeffaf ve erişilebilir hale getirilmeli.

Sözün özü

Türkiye’nin finansman yapısı uzun yıllardır büyük ölçüde bankacılık sistemine dayanıyor. Bu model, kredi genişlemesi dönemlerinde büyümeyi desteklese de sıkı para politikası dönemlerinde reel sektörü ciddi bir finansman darboğazına sürüklüyor.

Özel sektör borçlanma araçları piyasasının derinleşmesi yalnızca şirketler için alternatif bir kaynak yaratmayacak; aynı zamanda bankacılık sistemi üzerindeki kredi baskısını azaltacak, sermaye piyasalarını güçlendirecek ve ekonominin şoklara karşı dayanıklılığını artıracaktır.

Mevcut veriler, Türkiye’nin bu alanda gelişmekte olan ülke ortalamalarının oldukça gerisinde olduğunu gösteriyor. Bu farkın kapanması ise yalnızca sermaye piyasası düzenlemeleriyle değil; makroekonomik istikrar, güçlü hukuk altyapısı ve yatırımcı güvenini kalıcı biçimde artıracak reformlarla mümkün olacaktır.

Onur ÇELİK

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.