Erol Taşdelen
Battaniyeyi e-ticarete taşıdı
Uşak’ta Battaniye imalatı yapan bir aileden gelip satışların bir kısmını e-ticarete taşıyan yeni kuşak temsilcilerinden battaniye.com.tr’nin kurucusu Yasemin ÖZMERCAN ile özel bir röportaj gerçekleştirerek, imalattan e-ticarete giden süreci ve başarısının altında yatan kırılma noktalarını konuştuk.
Yayınlanma:
6 yıl önce|
Yazan:
Erol Taşdelen
Uşak’ta ürettiği Battaniyeyi e-ticarete taşıyarak son kullanıcılarına ulaştıran battaniye.com.tr‘nin kurucusu Yasemin ÖZMERCAN ile özel bir röportaj gerçekleştirerek, imalattan e-ticarete giden süreci ve başarısının altında yatan kırılma noktalarını konuştuk.
Giriş olması açısından, insanın kendisinden bahsetmesi zor ama biraz kendinden bahseder misin, Yasemin ÖZMERCAN kimdir?
Yasemin, İzmir Saint Joseph Lisesi mezunu, Uşak Üniversitesi İşletme Mezunu ( duygusal bir tercihti) ardından da Bilgi Üniversitesi Finans Masteri olan şuan da “e-ticaret” sektöründe çalışan biriyim.
Master öncesi Amerika‘da 3 ay dil eğitimi aldım, 6 aylık bir süreç için gitmiştim ama Babamı ( Mehmet Ali Özmercan ) mevcut hastalığından dolayı kaybettik, dolayısıyla tamamlama şansı yakalayamadım. Zaten hikayem de burada başladı diyebilirim.
“Zor dönemler bazı insanlarda mücadele ruhunu ortaya çıkarıyor” diyebilir miyiz?
Kesinlikle doğru tespit.
Sanayici bir ailenin çocuğu olarak büyümek hayatında yeri nedir? İş deneyiminde veya hayatını şekillendirmede ne gibi etkisi oldu?
Sanayici bir ailenin kız çocuğu olmak oldukça keyifliydi açıkçası; eğitime çok önem veren ve çok çalışkan bir ailenin bireyi olmak inanın ki motive eden, hırslandıran bir karakter haline getiriyor seni. İş deneyimimden ziyade örnek aldığın karakterin yani Mehmet Ali Özmercan’ın özelliklerini taşımaya onun olumlu çalışma yöntemlerine yakın durmaya çalışıyorum. Örneğin, kazandığını paylaşmak ilk maddelerim arasındadır. Maaş ödemelerini 1 gün geciktirdiğinde telaşlı bakışları hala gözümün önüne geliyor. Hem iş hayatında hem de sosyal hayatta çok aktif bir karakterdi mesela. Şuan hem ondan kalan ilişkilere ki en çok sahip çıktığım mirastır, hem de kendi çevreme çok önem veriyorum. Bizi her zaman mütevazi yetiştirdi, hatta olmaya zorladı bunun için de çok teşekkürler O’na. Size komik bir hikaye anlatabilirim. 2008 yılında liseden mezun oldum. 18 yaşımdayım. Beni asgari ücret ile işe aldı, “üniversitede dersler olmadığında gel iş hayatını öğren” dedi. “Tamam” dedim. “Şimdi sen bir fabrikayı gez gel” dedi. Ben de gezdim, gezdim, gezdim… Bitmedi efendim. 2 saat sonra yanına gittim. Baba bu kadar zengin olduğumuzu neden bana hiç söylemedin? Uzunca güldü!.. Özellikle kişisel gelir yönetimi konusunda şuan belki de bu kadar iyi durumda olduğumuzu hissettirmeden beni o yaşa getirmesi çok olumlu sonuçlara yol açtı.
Babanı tanımak benim adıma kazanç oldu. Bankacılık hayatı İstanbul’da geçmiş olan benim için “Anadolu Sanayicisinin” azim ve gayreti, kararlılığı hayata bakış açısı beni de çok etkilemiştir. Şahsına münhasır bir insandı. Baban hayatındaki yeri ve ileriye yönelik etkisi ne oldu. Bir de anne var tabi, anne ne ifade ediyor hayatında ve ileriye yönelik etkisi ne oldu.
Annem ile aslına bakarsanız babamın kaybından sonra daha yakınlaştım. Şanslı olduğunu her zaman dile getirir. Hem eşinden dolayı hem de dolu dolu “BABAM” dediği kayınpederine sık sık rahmet eder. Çok yakında dinlediğim bir hikayeden alıntı yapacağım. Annem evlenene kadar erkeklerle masaya oturmamış, yemek yememiş babam da fabrikanın ustasını yemeğe çağırmış ve annem masaya oturmamış. Babam akşamına annemi karşısına almış “Emine, bak ben büyük iş adamı olacağım, sen de kararını ver benim yanımda beni destekleyen kadın mı olacaksın yoksa evde çocuk mu büyüteceksin?” babam büyük iş adamı hayaline annem de onun yanındaki şimdi de benim yanımdaki KADIN! Ona da çok minnettarım.
Ben biliyorum ama şu an ne iş yapıyorsun, iş deneyiminden bahseder misin?
Ben aile şirketinin 3 . kuşak vakasıyım. Her departmanda çalıştım, ama sistemden çıktığımda işler yürüyordu farkımı hissetmiyordum, hissettiremiyordum. Ben de hem firmamızın ürünlerini online pazara taşımaya karar verdim. Yani “e-ticaret” yapıyorum.
E-Ticaret projesi nasıl ortaya çıktı, süreçten bahseder misin ?
Az önce de bahsettiğim gibi yeni bir şeyler katmam gerekiyordu. Bu süreçte de Master yaparken seçmeli derslerimi İnsan Kaynakları, Pazarlama, Dijital Dönüşüm, Big Data gibi konulardan aldım. Aslında bir arayıştı benimkisi. Özellikle “Pazarlama” dersleri her zaman “online market” konusuna değinmeye başlamıştı. Aynı zamanda hızlı şekilde büyüyen bir e-ticaret sitesine Battaniye satıyordum. Ama 3-5 koli değil. Tır yüklüyorum ayda 2 defa.
Fabrika imalattan toptan satış yaptığından, e-ticaret de olsa perakende satışa pek sıcak bakılmıyordu. Başta ciddiye bile alınmadı. Israrım sonuç verdi www.battaniye.com.tr diye bir e-ticaret sitesi kurduk; battaniye ve ev tekstil ürünleri satış işine kolları sıvadım. Şimdi yüzlerce eve battaniye ve ev tekstil ürünleri yolluyoruz. Daha da büyüyeceğiz.

battaniye.com.tr ismi nasıl ortaya çıktı ?
E-ticarete o kadar inanıyor ve gelecek dönemde e-ticaretin mağazaların yerini alacağına o kadar ön görüyordum ki sonuçta başta karşı çıkılsa da ortaya battaniye.com.tr sitesi çıktı.
Kadın girişimci olarak örnek model olabilecek bir hikayen var aslında, gördüğüm kadarı ile çevreni de özendiriyorsun, yoğunluk içinde Üniversitelerde bu yönde seminerler veriyorsun, e-ticaret konusunda çevreni sürekli bilgilendiriyorsun kısaca bencil davranmıyor, mümkün olduğu kadar çevrendeki herkesin hayatına dokunmak isteyen bir yapın var, bu özellik herkese nasip olmaz bu duygu nasıl oluştu sizde ?
Her şey paylaştıkça büyür ve güzelleşir. E-ticaret perakende sektöründen pay almaktan ziyade pastayı genişleterek pay alıyor. Bu yüzden özellikle benim kuşağım ve benden sonra gelen kuşak için çok değerli! Bunu paylaşırsam sektör büyük sektör büyürse benim de pastadan alacağım dilim büyür.
İşin zorluklarından bahseder misin, biz hep iyi taraflarını görüyoruz dışardan bakarak ama mutlaka zorluklar ile de karşılaştınız, bu durumlarda çözümler üretirken nasıl bir bakış açınız var?
Açıkçası uykularımı kaçıracak bir iş zorluğu yok. Ama maddelendirmek gerekirse
- Ekip kurmak biraz beni zorladı
- Piyasada out source ettiğin işler için çalıştığın firmalar çok önemli, maddi kayıplara yol açabiliyorsun, ama ders de alıyorsun.
- Zaman zaman çözüm ortağımız kargo gibi partnerlerimizden kaynaklanan sorunlar oluyor, bize yansıdığında ürünümüzün arkasında durup sorunu çözüyoruz. Bazen sorun sizden kaynaklanmasa da çözümü sizin üretmeniz gerekebiliyor.
- Son kullanıcı ile fiziksel olmasan bile muhatap oluyorsun, zaman zaman kişisel hayatlarında olumsuz bir gün geçirmeleri sana kötü davranmalarına yol açıyor. Zaman zaman “Call Centerı” alıp bunu deneyimlemeye çalışırım. Bunu da daha önce izlediğim “Stajyer” filminden örnek aldım
Aslında bu “McDonald’s Sistemi” dediğimiz bir yöntem, patron da olsan iş akışında her safhayı deneyimlemeniz işe hakimiyet ve çıkan sorunlara hızlı çözüm üretmede hızla, etkin yöntem.
Çok faydasını gördüm.
Satış yaptığınız ürünlerin imalatı Uşak’ta siz İstanbul’a taşındınız. Nasıl yetişiyorsunuz hem imalat hem Dijital satış?
Çok önemli bir noktaya değindiniz. Öncelikle evlenince işlerin değişeceğini benim uzaklaşacağımı düşünen kitle yanıldı. Tabii ki her sabah kalkıp işe fiili olarak gidememek sorunlara, zorluklara yol açtı ama asla “işi bırakmama sebebiyet verecek” bir noktaya gelmedi. Zaten Pandemi sürecinde çoğu iş insanları da evden çalışma modu geliştirdiler.
Her ayın 10-12 gününü Uşak’ta kalan günlerini İstanbul’da geçiriyorum. Mesafe uzak olsa da arabayla bana gelişim sağlayacak pod-castler dinleyerek git gel yapıyorum.
İstanbul’da her sabah 9:30’de ekibimizle Zoom üzerinden 30 dakikalık toplantı yapıyorum. Hatta bunun adına “kabine toplantısı” adını koyduk. Ben işin Ürün Geliştirme, Pazar Yeri Yönetimlerini, Kampanyaları Planlama kısmını yapıyorum. Ekibimiz de operasyon tarafını yönetiyor.
Ek olarak bu işi kurarken arka planda ciddi partnerlerim oldu. Örneğin, Reşit Utandı beyin hem analitik zekası, hem de her işi Dijital ortamlarda yapacağımız sistemi kurması da işimi epeyce kolaylaştırdı.
İmalat mı zor, satış mı?
Tabi Uşak’ta kapalı alan 100 dönümden fazla ve 1500 çalışan emekçimiz var. Bütün üretim süreçlerinin planlanması ve iş akışının kesilmemesi gerekiyor. İçerde profesyonel, deneyimli güçlü bir ekibimiz işimizi kolaylaştırıyor. Firmamız ISO ilk 500 , FORTUNE500, Anadolu500 listesinde yer alıyor. Yatırımlarımız devam ediyor, insanlara iş-aş imkanı sağlamanın keyfi başka; kesinlikle İmalat daha zor.
Ürün yelpazeniz gördüğüm kadarı ile geniş. Alanında marka olan bir ürünler satıyorsunuz ? Bu durumun kolay veya zorlukları nedir?
Açıkçası zor bir tarafı yok, sadece aynı marka ürünler birçok satıcı tarafından zaman zaman online pazarda agresif fiyatlara satılıyor. Buna üzülüyorum.
Kolay yanı o kadar çok ki; bunun için ayrı bir röportaj yapmak gerekir. Sadece size şunu söyleyeyim. Arkanı kocaman bir imalatçı fabrikaya yaslayıp, pazara giriş yapmak pazarda hamleler yapabilmek harika bir duygu!
Dijital e-Ticarette Türkiye ne aşamada. Aldığı yol yeterli mi?
Ben Türkiye’yi inanın çok seviyorum. Özellikle başka ülkelerde uzun süreli kalışlarımda bunu çok hissederim. Bana göre Türkiye fırsatlar ile dolu bir ülke. Bunun kıymetini bilmek gerek. Şu an, Dijitalleşmenin emekleme aşamasındayız belkide, alınacak çok yol, ciddi potansiyel de var. Bunu uzun uzun anlatmak isterim başka zaman.
Kısaca; Dijital Pazarda Çin ve Amerika’nın 10 sene gerisinden geliyoruz. Buna seviniyorum neden mi? İşte tam olarak fırsat bunun arkasında yatıyor. Üreten bir ülkeyiz en başta hem de her sektörde. Dijital sektörü için de yetişen bir nesil geliyor. Bence 10 sene içinde online sektör Türkiye’nin önemli bir gelir kaynağı olacak. Biz tüm ürünlerimizi internetten Dünya’nın öbür ucuna göndereceğiz. Hem de milyonlarca adet!
İleriye yönelik ne gibi planlarınız var ?
Aslında üstteki soruyu tamamlar nitelikte bir cevap vereceğim. Önümüzde planımız belli :
e-ihracat, e-ihracat ve e-ihracat

İlginizi Çekebilir
BANKA HABERLERİ
İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem
İhracatçıya reeskont kredisi desteğinde yeni dönem: BSMV istisnası genişletildi
Yayınlanma:
1 gün önce|
05/09/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Kısa ve uzun vadeli reeskont kredilerinin tamamı BSMV istisnası kapsamına alındı. Finansman maliyeti yüzde 23,95 olan reeskont kredilerinde vergi yükünün kaldırılması, ihracatçıların kredi maliyetini aşağı çekecek. Günlük kredi limiti de 5 milyar TL’ye yükseltilmiş durumda.
İhracatçıların uzun süredir beklediği finansman maliyetini azaltacak önemli bir düzenleme yürürlüğe girdi. 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde uygulanan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) istisnasının kapsamı genişletildi.
Düzenlemeyle daha önce kısa vadeli reeskont kredileri açısından uygulanan istisna, uzun vadeli reeskont kredilerini de kapsayacak şekilde genişletildi. Böylece TCMB kaynaklı reeskont kredilerinin tamamında ihracatçı açısından önemli bir maliyet kalemi ortadan kaldırılmış oldu.
Ticaret Bakanlığı da düzenlemenin amacını, ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmak ve finansman maliyetlerini düşürmek olarak açıkladı.
Reeskont kredisinde maliyet yüzde 23,95
Düzenlemenin önemini anlamak için reeskont kredilerindeki son değişikliklere bakmak gerekiyor.
TCMB ile Ticaret Bakanlığı’nın ihracat finansmanına yönelik çalışmaları kapsamında reeskont kredilerinde son dönemde önemli iyileştirmeler yapıldı. Reeskont kredilerinin finansman maliyeti yüzde 23,95’e indirildi.
Bunun yanında;
- Daha önce 300 milyon TL olan günlük reeskont kredi limiti 5 milyar TL’ye çıkarıldı.
- Firma başına günlük kredi limiti 45 milyon TL’den 60 milyon TL’ye yükseltildi.
- Yabancı para cinsi reeskont kredi limiti 5 milyon dolara çıkarıldı.
- Toplam reeskont kredi programı bütçesi 1 milyar dolar olarak oluşturuldu.
- Reeskont kredilerinde ilave döviz alma zorunluluğu kaldırıldı.
- Net ihracatçı uygulaması yerine “ihracatçı skoru” uygulamasına geçildi.
TCMB’nin önceki düzenlemeleri de reeskont kredilerinde firmaların finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik olmuştu. Örneğin 2025 sonunda TL reeskont kredilerinin günlük limiti artırılmış, firma başına günlük limit 60 milyon TL’ye yükseltilmiş ve YP reeskont kredilerinde firma limiti 5 milyon dolara çıkarılmıştı.
Asıl kritik değişiklik: Uzun vadeli kredi de istisna kapsamında
Yeni düzenlemenin ihracatçı açısından en önemli tarafı ise vade ayrımının ortadan kaldırılması.
Ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde artık yalnızca kısa vadeli krediler değil, uzun vadeli reeskont kredileri de BSMV istisnasından yararlanabilecek.
Bu, özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek, üretim ve ihracat döngüsü uzun olan firmalar açısından önemli.
Çünkü ihracatçı açısından kredi faizinin yanında kredi üzerindeki vergi yükü de toplam finansman maliyetini artırıyor. BSMV’nin kaldırılmasıyla birlikte kredi maliyetinde doğrudan bir düşüş meydana geliyor.
Örneğin:
Finansman maliyetinin yüzde 23,95 olduğu varsayıldığında ve BSMV’nin yüzde 5 olduğu standart yapı dikkate alındığında, yalnızca faiz üzerinden oluşan BSMV yükü teorik olarak maliyeti yüzde 25,15 seviyesine taşıyabilecek bir etki yaratıyor.
Dolayısıyla istisna, özellikle yüksek tutarlı ve uzun vadeli kredilerde ihracatçı açısından milyonlarca liralık maliyet avantajına dönüşebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise BSMV’nin kaldırılmasının faiz oranını değiştirmediği, faiz üzerinden doğabilecek vergi yükünü ortadan kaldırdığıdır.
5 milyar TL günlük limit önemli
Düzenlemenin BSMV boyutu kadar önemli diğer tarafı ise reeskont kredi programının kapasitesinin ciddi şekilde artırılmış olması.
300 milyon TL’den 5 milyar TL’ye çıkarılan günlük limit, yaklaşık 16,7 katlık bir artış anlamına geliyor.
Bu durum reeskont kredisinin artık yalnızca sınırlı sayıdaki ihracatçı için kullanılan bir finansman aracı olmaktan çıkarılıp daha geniş bir ihracatçı kitlesine ulaştırılmasının hedeflendiğini gösteriyor.
TCMB’nin reeskont kredileri, vadeli ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetlerden doğan alacakların bankalar aracılığıyla Merkez Bankası reeskontuna götürülmesi yoluyla ihracatçıya finansman sağlanmasına dayanıyor.
İhracatçı açısından ne değişiyor?
Yeni düzenlemeyi yalnızca “vergi istisnası” olarak görmek eksik olur.
Aslında üç ayrı kanal aynı anda çalışıyor:
1. Kredi maliyeti düşüyor.
BSMV istisnasının genişletilmesi özellikle uzun vadeli kredilerde finansman yükünü azaltıyor.
2. Krediye erişim kapasitesi artıyor.
Günlük limitin 5 milyar TL’ye çıkarılması, programın toplam kullandırım kapasitesini ciddi biçimde büyütüyor.
3. İhracatçının bilançosu rahatlıyor.
Finansman maliyetinin düşmesi, ihracatçı şirketlerin faiz giderlerini azaltarak faaliyet kârlılığı ve nakit akışı üzerinde olumlu etki yaratabilir.
Bu nedenle düzenleme sadece bankacılık sektörü açısından değil, sanayi şirketlerinin maliyet yapısı ve ihracat rekabetçiliği açısından da önemli.
“Ucuz kredi” tek başına yeterli mi?
Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.
Reeskont kredilerinin maliyetinin düşürülmesi ihracatçı için önemli bir avantaj olsa da, krediye erişimin fiilen ne kadar kolaylaşacağı bankaların tahsis politikalarına ve ihracatçıların kredi değerliliğine de bağlı.
Dolayısıyla 5 milyar TL’lik günlük limitin artırılması tek başına yeterli değil. Bu kaynağın özellikle finansmana erişimde zorlanan KOBİ’lere, emek yoğun sektörlere ve ihracat potansiyeli yüksek firmalara ne ölçüde ulaşacağı kritik olacak.
TCMB’nin reeskont uygulamalarında son dönemde KOBİ’lerin erişimini ve ihracat performansını dikkate alan mekanizmalar da öne çıkıyor.
Bankalar açısından da önemli
Düzenlemenin bir başka boyutu ticari bankalar.
Reeskont kredileri bankalar üzerinden kullandırıldığı için BSMV istisnasının kapsamının genişletilmesi, bankaların ihracatçı müşterilerine sunduğu reeskont finansmanının maliyet yapısını etkiliyor.
Bu nedenle yeni düzenleme “ihracatçıya vergi indirimi”nden ziyade, TCMB kaynaklı sübvansiyon niteliğindeki uygun maliyetli finansmanın vergi ayağının da güçlendirilmesi olarak okunabilir.
Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında da reeskont kredilerinin ihracat finansmanındaki temel politika araçlarından biri olduğu ve ihracatçıların finansmana erişiminin artırılmasının yatırım, üretim, istihdam ve ihracat hedefleri açısından önem taşıdığı vurgulanıyor.
Büyük resim: Türkiye ihracat finansmanını ucuzlatmaya çalışıyor
Son düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin ihracat finansmanı politikasında belirgin bir yön görülüyor:
Daha yüksek kredi limiti + daha düşük finansman maliyeti + daha az döviz kısıtı + vergi avantajı.
Bu politika özellikle küresel ticarette rekabetin arttığı bir dönemde ihracatçıların maliyet avantajını koruması açısından önem taşıyor.
Nitekim Ticaret Bakanlığı’nın son açıklamalarında yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının 405,3 milyar dolara yükseldiği belirtilirken, reeskont kredilerinde finansman koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi.
Bankavitrini yorumu
Yeni BSMV istisnası tek başına büyük bir devrim değil; ancak son dönemde reeskont kredilerinde yapılan düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde önemli bir finansman paketi ortaya çıkıyor.
Buradaki kritik soru artık “ihracatçıya ucuz kredi verilecek mi?” değil, “bu ucuz kaynağa hangi ihracatçı ne kadar ve ne hızla ulaşabilecek?”
Çünkü yüksek faiz ortamında yüzde 23,95 maliyetle sağlanan ve BSMV avantajı da bulunan reeskont finansmanı, piyasa koşullarına kıyasla oldukça önemli bir avantaj yaratıyor. Ancak avantajın ihracatçı şirketlerin gerçek finansman maliyetine yansıması için bankaların kredi tahsis süreçlerinin de bu mekanizmayla uyumlu çalışması gerekiyor.
Sonuç olarak 5 Eylül düzenlemesi, ihracatçıların finansman maliyetini aşağı çeken; özellikle uzun vadeli finansmanda etkisi daha fazla hissedilecek yeni bir destek mekanizması niteliğinde.
Erol Taşdelen
Perakende devlerinde kârlılık alarmı: BİM pozitif ayrıştı
Perakende devlerinde kârlılık alarmı: BİM pozitif ayrıştı, sektör ciro büyütürken faaliyet kârını kaybediyor
Yayınlanma:
5 gün önce|
01/09/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Türkiye’nin büyük organize perakende şirketlerinin 2026 ilk yarı bilançoları, sektör açısından dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Ciro ve brüt kâr üretmeye devam eden şirketlerin önemli bölümü, mağaza giderleri, personel maliyetleri, kiralar, lojistik ve diğer operasyonel giderler sonrasında faaliyet kârı üretemiyor. BİM ise hem güçlü özkaynak yapısı hem de pozitif faaliyet kârlılığıyla rakiplerinden belirgin biçimde ayrışıyor. CarrefourSA ve Bizim Toptan’da negatif özkaynak ise bilanço açısından ayrıca dikkat çekiyor.
Türkiye’de yüksek enflasyonun, yüksek faizlerin, ücret artışlarının ve işletme giderlerinin en fazla hissedildiği sektörlerden biri perakende oldu. Marketlerin kasalarından geçen para artıyor; ancak artan ciro aynı ölçüde kâra dönüşmüyor.
Migros, BİM, ŞOK Marketler, CarrefourSA ve Bizim Toptan’ın 30 Haziran 2026 tarihli KAP finansal tabloları birlikte incelendiğinde, şirketlerin büyüklükleri ve iş modelleri farklı olsa da ortak sorun açık biçimde görülüyor: Brüt kâr var, ancak faaliyet giderlerinden sonra kâr büyük ölçüde eriyor.
A101 ise kamuya açık ayrıntılı finansal tablolarını paylaşmadığı için karşılaştırmanın dışında tutuldu.
Önce önemli bir metodoloji notu
Paylaşılan karşılaştırma tablosundaki “faaliyet kârı” satırında bazı şirketlerde farklı finansal tablo kalemlerinin kullanıldığı görülüyor. Örneğin BİM için tabloda yer alan 13,097 milyar TL, KAP’taki “Finansman Geliri/Gideri Öncesi Faaliyet Kârı” rakamıdır. BİM’in aynı dönemdeki Esas Faaliyet Kârı ise 8,050 milyar TL’dir. KAP verilerine göre BİM’in 449,7 milyar TL hasılatına karşılık 85,8 milyar TL brüt kârı ve 15,1 milyar TL net dönem kârı bulunuyor.
Benzer şekilde ŞOK için grafikteki 86,1 milyar TL’lik satış tutarı altı aylık kümülatif tutar değil, dönem içindeki daha dar gelir tablosu sütunundan alınmış görünüyor. KAP’ın 2026/06 kümülatif tablosunda ŞOK’un altı aylık hasılatı 167,8 milyar TL, brüt kârı 32,47 milyar TL, esas faaliyet zararı ise 7,41 milyar TL seviyesinde. Dolayısıyla şirketleri karşılaştırırken aynı muhasebe kalemlerini esas almak daha doğru olacaktır.
Bu düzeltme yapıldığında dahi ana sonuç değişmiyor: Beş şirket içinde 2026’nın ilk yarısında esas faaliyet kârı üreten tek şirket BİM.
BİM: Sektörün açık ara en güçlü bilançosu
BİM’in 30 Haziran 2026 itibarıyla toplam varlıkları yaklaşık 428,6 milyar TL, toplam özkaynakları ise 203,1 milyar TL düzeyinde. Toplam yükümlülükler 225,4 milyar TL. Başka bir ifadeyle şirket varlıklarının yaklaşık yüzde 47’sini özkaynakla finanse ediyor. Dönen varlıkların 152,4 milyar TL, kısa vadeli yükümlülüklerin ise 147,7 milyar TL olması da diğer birçok rakibe göre daha dengeli bir kısa vadeli finansman yapısına işaret ediyor.
BİM’in ilk altı aylık hasılatı 449,7 milyar TL, brüt kârı 85,8 milyar TL oldu. Brüt kâr marjı yaklaşık %19,1 düzeyinde. Esas faaliyet kârı yaklaşık 8,05 milyar TL ile pozitif. Finansman öncesi faaliyet kârı ise 13,1 milyar TL’ye ulaşıyor. Net dönem kârı 15,1 milyar TL.
Buradaki kritik nokta yalnızca kârın miktarı değil. BİM, düşük brüt marjla çalışan indirim marketi modeline rağmen gider yapısını brüt kârının altında tutabiliyor. Bu, organize perakendede belki de şu anda en önemli rekabet avantajı.
BİM’in modeli; sınırlı ürün çeşidi, yüksek stok dönüşü, güçlü özel marka penetrasyonu, satın alma ölçeği, daha standart mağaza yapısı ve maliyet kontrolü üzerine kurulu. Enflasyonist ortamda bu modelin avantajı daha da belirginleşiyor.
Migros: Yüksek brüt marj yetmiyor
Migros ilk yarıda 241,3 milyar TL hasılat ve 55,75 milyar TL brüt kâr açıkladı. Brüt kâr marjı yaklaşık %23,1 ile karşılaştırmadaki en yüksek oranlardan biri.
Buna rağmen esas faaliyet sonucu 10,86 milyar TL zarar. Şirket dönem sonunda yalnızca yaklaşık 1,08 milyar TL net kâr açıklayabildi. KAP verileri bu güçlü brüt kâra rağmen operasyonel giderlerin esas faaliyet seviyesinde ciddi baskı yarattığını gösteriyor.
Burada çok önemli bir paradoks var: Migros’un brüt marjı BİM’den yaklaşık 4 puan yüksek olduğu halde BİM faaliyet kârı üretirken Migros faaliyet zararı yazıyor. Bu fark bize perakendecilikte yalnızca satın alma-satış marjının değil, mağaza işletme modelinin de belirleyici olduğunu gösteriyor.
Hipermarket ve süpermarket ağı, daha geniş ürün çeşidi, daha büyük mağazalar, personel yoğunluğu, enerji, lojistik, e-ticaret ve teslimat altyapısı doğal olarak daha yüksek faaliyet giderleri yaratıyor.
Migros’un 250,1 milyar TL toplam varlığına karşılık 93,9 milyar TL özkaynağının bulunması ise bilanço tarafında önemli bir tampon sağlıyor. Dolayısıyla Migros’taki temel sorun şimdilik bilanço sermayesinden çok operasyonel kârlılığın yeniden güçlendirilmesi olarak görünüyor.
ŞOK: Ciro büyüyor ama zarar da devam ediyor
ŞOK’un resmi KAP tablosunda 2026 ilk altı aylık satışları 167,78 milyar TL. Şirketin brüt kârı 32,47 milyar TL; brüt kâr marjı yaklaşık %19,4. Ancak esas faaliyet zararı 7,41 milyar TL. Net dönem zararı ise 1,35 milyar TL seviyesinde.
Şirketin kamuya yaptığı açıklamada ilk yarı satışlarının reel bazda yıllık yaklaşık %7 arttığı ve mağaza sayısının 11.175’e ulaştığı belirtiliyor.
Sorun tam da burada ortaya çıkıyor: Mağaza büyümesi ve ciro büyümesi tek başına değer yaratmaya yetmiyor.
ŞOK’un 124,1 milyar TL toplam varlığına karşılık 84,1 milyar TL yükümlülüğü var. Özkaynaklar yaklaşık 40 milyar TL düzeyinde. Kısa vadeli yükümlülüklerin 68,5 milyar TL’ye çıkması, işletme sermayesi yönetiminin önemini artırıyor.
Şirket hâlâ pozitif özkaynak taşıyor; dolayısıyla CarrefourSA ve Bizim Toptan kadar sert bir bilanço alarmı söz konusu değil. Ancak faaliyet zararının kalıcı hale gelmemesi gerekiyor.
CarrefourSA: Sorun artık yalnızca kârlılık değil, sermaye yapısı
CarrefourSA’nın bilançosu karşılaştırmanın en dikkat çekici tablolarından birini oluşturuyor.
Şirketin toplam varlıkları yaklaşık 42,66 milyar TL iken toplam yükümlülükleri 47,59 milyar TL.
Sonuç: Özkaynak eksi 4,94 milyar TL.
Kısa vadeli yükümlülükler 42,68 milyar TL’ye ulaşırken dönen varlıklar yalnızca 17,83 milyar TL seviyesinde. Başka bir ifadeyle şirketin cari oranı yaklaşık: 0,42
Bu oran kısa vadeli finansman baskısının büyüklüğünü gösteriyor.
CarrefourSA ilk altı ayda 43,59 milyar TL ciro ve 9,81 milyar TL brüt kâr elde etti. Brüt kâr marjı yaklaşık %22,5 gibi oldukça güçlü bir düzeyde olmasına rağmen esas faaliyet zararı 4,73 milyar TL, net dönem zararı ise 3,61 milyar TL oldu.
Dolayısıyla CarrefourSA’da problem satış marjından çok daha aşağıda ortaya çıkıyor. Brüt kârın neredeyse yarısının üzerinde bir tutar faaliyet seviyesinde kayboluyor. Bu nedenle CarrefourSA bilançosunda artık yalnızca “Ne kadar satış yaptı?” sorusu yeterli değil.
Asıl sorular: Faaliyet giderleri neden bu kadar yüksek? Negatif özkaynak nasıl düzeltilecek? İşletme sermayesi nasıl finanse edilecek?
Bizim Toptan: Negatif özkaynak kırmızı alarm
Bizim Toptan daha küçük ölçekli olmasına rağmen bilanço göstergeleri açısından dikkatle izlenmesi gereken bir başka şirket.
30 Haziran itibarıyla toplam varlıklar 14,03 milyar TL, toplam yükümlülükler ise 14,25 milyar TL.
Toplam özkaynak: -220 milyon TL.
Üstelik 12,30 milyar TL’lik kısa vadeli yükümlülüğe karşılık sadece 6,84 milyar TL dönen varlık bulunuyor. İlk altı ayda şirketin hasılatı 19,85 milyar TL, brüt kârı 3,21 milyar TL oldu.
Esas faaliyet zararı: 1,264 milyar TL.
Net dönem zararı: 500,5 milyon TL.
Bizim Toptan’ın brüt kâr marjı yaklaşık %16,2 ile karşılaştırmadaki en düşük oranlardan biri.
Toptan satış modelinin doğası gereği düşük marj anlaşılabilir. Ancak düşük brüt marj, yüksek faaliyet gideri ve negatif özkaynak aynı anda ortaya çıktığında finansal kırılganlık hızla artıyor.
Rakamların anlattığı asıl hikâye
Aynı muhasebe tanımıyla, yani “Esas Faaliyet Kârı/Zararı” üzerinden baktığımızda tablo yaklaşık olarak şöyle:
| Şirket | 2026/6 hasılat | Brüt kâr marjı | Esas faaliyet sonucu | Net sonuç | Özkaynak |
|---|---|---|---|---|---|
| BİM | 449,7 milyar TL | %19,1 | +8,05 milyar TL | +15,09 milyar TL | +203,1 milyar TL |
| Migros | 241,3 milyar TL | %23,1 | -10,86 milyar TL | +1,08 milyar TL | +93,9 milyar TL |
| ŞOK | 167,8 milyar TL | %19,4 | -7,41 milyar TL | -1,35 milyar TL | +40,0 milyar TL |
| CarrefourSA | 43,6 milyar TL | %22,5 | -4,73 milyar TL | -3,61 milyar TL | -4,94 milyar TL |
| Bizim Toptan | 19,9 milyar TL | %16,2 | -1,26 milyar TL | -0,50 milyar TL | -0,22 milyar TL |
KAP verileri şirketlerin bilanço yapılarını da birbirinden keskin biçimde ayırıyor. BİM’in toplam yükümlülüklerinin varlıklara oranı yaklaşık %52,6 iken bu oran Migros’ta %62,4, ŞOK’ta %67,7 seviyesinde. CarrefourSA ve Bizim Toptan’da ise negatif özkaynak nedeniyle yükümlülükler toplam varlıkları aşmış durumda.
Perakendede yeni problem: Ciro değil gider enflasyonu
Sektörde yıllardır şirketler “ciro büyümesi” üzerinden değerlendirildi. Ancak yüksek enflasyon ortamında nominal ciro büyümesi giderek anlamını kaybediyor.
Bugün marketçilikte kritik gösterge artık satışların ne kadar arttığı değil: Her 100 TL satıştan faaliyet giderleri sonrasında kaç TL kaldığı.
Personel ücretleri, kira, elektrik, lojistik, kredi kartı komisyonları, dağıtım merkezi giderleri, teknoloji yatırımları, mağaza bakım giderleri ve yeni mağaza açılış maliyetleri brüt kârı hızla tüketiyor. Bu nedenle şirket 100 milyar TL ilave ciro yaparken gerçekte daha fazla ekonomik değer üretmeyebilir.
Hatta büyüdükçe daha fazla zarar ediyor olabilir. ŞOK örneğinde mağaza ağı ve satışlar büyürken faaliyet zararının devam etmesi bu nedenle özellikle izlenmeli.
Enflasyon muhasebesi de tabloyu okumayı zorlaştırıyor
Bir başka önemli nokta TMS 29 kapsamında uygulanan enflasyon muhasebesi.
Örneğin ŞOK’un faaliyet raporlarında rakamlar TMS 29 etkisi dahil sunuluyor. İlk çeyrek raporunda şirket 76,3 milyar TL net satışa karşılık 3,73 milyar TL faaliyet zararı açıklarken, net parasal pozisyon kazancı yaklaşık 5,15 milyar TL’ye ulaşmıştı.
Bu nedenle özellikle enflasyonist ekonomilerde: Net kâr ile esas faaliyet performansı birbirinden ayrılarak okunmalı.
Bir şirket faaliyetlerinden zarar ettiği halde parasal pozisyon kazancı, yatırım gelirleri veya diğer bilanço kalemleri sayesinde dönem sonunda net kâr açıklayabilir. Migros’un 10,9 milyar TL esas faaliyet zararına rağmen yaklaşık 1,1 milyar TL net kâr açıklaması buna iyi bir örnek.
Dolayısıyla “şirket kâr etti” demek tek başına operasyonların sağlıklı olduğunu göstermiyor.
BİM neden ayrışıyor?
BİM’in performansında birkaç yapısal unsur öne çıkıyor: yalın mağaza modeli, yüksek satış hacmi, sınırlı ürün çeşitliliği, yüksek stok dönüş hızı, özel markaların ağırlığı, güçlü satın alma gücü, düşük operasyonel karmaşıklık ve görece güçlü özkaynak yapısı.
Aslında BİM en yüksek brüt marja sahip şirket değil. Migros ve CarrefourSA’nın brüt marjları daha yüksek.
Fakat BİM’in farkı: Brüt kârı faaliyet kârına çevirebilmesi.
Perakendede bundan daha önemli bir gösterge yok.
Negatif özkaynak göz ardı edilmemeli
CarrefourSA ve Bizim Toptan açısından en kritik konu faaliyet zararından bile önce bilanço yapısı olabilir. CarrefourSA’nın özkaynağı -4,94 milyar TL, Bizim Toptan’ın ise yaklaşık -220 milyon TL seviyesinde.
Negatif özkaynak tek başına şirketin ödeme güçlüğünde olduğu anlamına gelmez; perakende şirketleri tedarikçi finansmanı ve hızlı stok dönüşü sayesinde düşük işletme sermayesiyle uzun süre faaliyet gösterebilir. Ancak negatif özkaynak ile faaliyet zararının aynı dönemde devam etmesi mutlaka yakından izlenmesi gereken bir kombinasyondur.
Çünkü zarar sürdükçe sermaye açığı büyür.
Türkiye perakendesinin problemi satış yapmak değil, sattığından para kazanmak
2026 ilk yarı bilançolarından çıkan en önemli sonuç bu. Türkiye’nin büyük perakendecileri yüz milyarlarca liralık satış yapıyor.
Kasalar dolu.
Mağazalar kalabalık.
Ciro büyüyor.
Ancak bilançonun biraz aşağısına indiğimizde görüntü değişiyor.
Migros faaliyet zararı yazıyor.
ŞOK faaliyet zararı yazıyor.
CarrefourSA faaliyet zararı yazıyor ve özkaynağı negatif.
Bizim Toptan faaliyet zararı yazıyor ve özkaynağı negatife geçmiş durumda.
BİM ise pozitif faaliyet kârı ve güçlü özkaynak yapısıyla rakiplerinden ayrışıyor.
Bu nedenle 2026 perakende sektörünü değerlendirirken artık “Hangi şirket daha çok satış yaptı?” sorusundan çok şu soruyu sormak gerekiyor: “Hangi şirket yaptığı satıştan gerçekten para kazanabiliyor?”
30 Haziran 2026 bilançosunda bu sorunun cevabı oldukça net görünüyor: BİM.
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
Not: A101 ayrıntılı kamuya açık bilanço ve gelir tablosu yayımlamadığından karşılaştırmaya dahil edilmemiştir. Karşılaştırmada şirketlerin KAP’ta yayımlanan 2026/06 finansal tabloları esas alınmıştır. CarrefourSA’nın verileri konsolide olmayan, diğer karşılaştırılan şirketlerin verileri ise konsolide finansal tablolardır
BANKA HABERLERİ
Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler
Bankaların yumuşak karnı: Nakit karşılıklı krediler gerçekten yeterince denetlendi mi? Para bankada, kredi yine bankadan… Peki paranın gerçek kaynağını kim araştırıyor?
Yayınlanma:
1 hafta önce|
30/08/2026Yazan:
Erol Taşdelen
25 yıl Bankacılık deneyimi, 7 yıllık Mahkemelere Bankacı Bilirkişisi olarak yüzlerce ağırlıklı Dolandırıcılık Raporları hazırlamış biri olarak Kara Para aklama yöntemlerinden biri olan Bankalardaki “Nakit Karşılıklı Kredileri” mercek altınması gerektiğini yıllardır yazdım. Bu konuyu biraz daha derinlemesine ele alalım:
Bankacılık sisteminde en risksiz kredilerden biri gibi görünen bir kredi türü vardır: nakit karşılıklı, mevduat rehni karşılığı veya nakit teminatlı krediler.
Müşterinin bankada parası vardır. Bu para mevduat, döviz hesabı, vadeli hesap veya başka bir likit finansal varlık olarak bankaya rehnedilir. Banka da bu varlığın belli bir oranına kadar müşteriye kredi açar. Klasik kredi riski açısından bakıldığında banka için son derece güvenli bir işlemdir.
Çünkü müşteri krediyi ödemezse banka elindeki nakit teminatı kullanabilir.
Tam da burada çok önemli bir soru ortaya çıkıyor: Banka kredi riskini çok iyi kontrol ederken, teminat olarak aldığı nakdin nereden geldiğini aynı derinlikte kontrol ediyor mu?
Daha önemlisi: BDDK denetimleri, banka teftiş kurulları, iç kontrol birimleri ve MASAK uyum mekanizmaları nakit karşılıklı kredileri yalnızca “kredi riski düşük işlemler” olarak mı görüyor, yoksa fonun gerçek kaynağına kadar gidiyor mu?
Çünkü uluslararası kara para aklama literatürü bize çok önemli bir şey söylüyor: Bir kredi gerçek bir banka tarafından kullandırılmış olabilir; ama kredinin arkasındaki teminatın kaynağı suç geliri ise kredi işlemi paranın geçmişini temizleyen bir perdeye dönüşebilir.
MASAK’ın kendi yayımladığı aklama yöntemleri arasında da “oto-finans borç yöntemi – loan-back” açık biçimde bulunuyor. MASAK, offshore yapılara taşınan suç gelirinin daha sonra kredi görüntüsü altında sahibine geri döndürülmesini bilinen aklama yöntemlerinden biri olarak tanımlıyor.
OECD ve FATF kaynaklarında bunun bir başka versiyonu “back-to-back loan”, yani karşılıklı/arka arkaya kredi yapıları olarak karşımıza çıkıyor. OECD’ye göre mevcut bir banka mevduatının veya başka bir nakit varlığın teminat gösterilmesiyle üçüncü taraf finans kuruluşundan alınan kredi, teminatın suç gelirinden oluşması halinde aklama mekanizmasının parçası haline gelebiliyor.
Dolayısıyla sorun kredi değil.
Sorun, krediye kaynak teşkil eden teminatın ekonomik kökenidir.
Nakit karşılıklı kredi nasıl bir “kaynak maskeleme aracına” dönüşebilir?
Basit bir örnek düşünelim:
Bir şirketin veya kişinin banka hesabında 10 milyon dolar bulunuyor. Paranın ekonomik kaynağı konusunda soru işaretleri olduğunu varsayalım. Bu kişi 10 milyon doları doğrudan başka bir ülkeye gönderdiğinde karşı taraftaki banka şu soruyu sorabilir:
“Bu 10 milyon dolar nereden geldi?”
Ticaret mi? Mal satışı mı? Şirket sermayesi mi? Gayrimenkul satışı mı? Temettü mü? Miras mı? Borç mu? Başka bir ekonomik faaliyet mi?
Ancak aynı para bir Türk bankasında teminat haline getirilip bunun karşılığında kredi kullandırıldığında müşterinin bilançosunda ve banka hareketlerinde yeni bir katman ortaya çıkar: BANKA KREDİSİ.
Yurt dışına giden fonun işlem açıklamasında veya şirket kayıtlarında artık “kredi” bulunabilir.
Karşı ülkedeki banka açısından bakıldığında da görünürde düzenli bir finansal kaynak vardır: Türkiye’de lisanslı bir banka tarafından kullandırılmış kredi.
Fakat kritik AML sorusu hâlâ cevaplanmamıştır: Kredinin kaynağı banka olabilir; peki bankanın krediyi verirken aldığı nakit teminatın kaynağı nedir? İşte finansal suçlarla mücadelede source of funds ile source of wealth ayrımı burada önem kazanıyor. Paranın son çıktığı hesap yalnızca ilk katmandır.
Gerçek bir AML incelemesi paranın ekonomik kökenine kadar gitmek zorundadır.
MASAK’ın şüpheli işlem göstergeleri aslında tehlikeyi yıllardır tarif ediyor
MASAK’ın yayımladığı şüpheli işlem göstergelerinde bu dosya açısından son derece dikkat çekici başlıklar bulunuyor.
Örneğin; yüksek meblağlı kredi veya borcun makul açıklama olmadan kısa sürede kapatılması, kredinin nerede kullanılacağı konusunda ikna edici bilgi sunulamaması, işletmenin faaliyetiyle orantısız hesap hareketleri, olağan dışı sınır ötesi para transferleri, birbirine yakın tutarlardaki paraların kısa aralıklarla ülkeye girip çıkması, yurt dışındaki hesapların kredi ilişkilerinde teminat olarak kullanılması şüpheli işlemler arasında sayılıyor.
Bu göstergeler yan yana konulduğunda aslında şu prensip ortaya çıkıyor: Bankanın “müşterim kredi kullandı” demesi AML incelemesini bitirmemeli; tam tersine bazı durumlarda incelemenin başlangıcı olmalıdır.
ABD bankacılık sisteminin AML denetim rehberlerinde de nakit teminatlı krediler özel risk göstergeleri arasında.
FFIEC rehberinde; üçüncü kişiye ait mevduatla teminatlandırılan krediler, kaynağı bilinmeyen fonla oluşturulan mevduata karşı kredi verilmesi, ekonomik amacı olmayan ve bankaya hemen hemen hiç kredi riski yaratmadan yüksek komisyon kazandıran krediler şüpheli işlem göstergeleri arasında sıralanıyor.
Asıl denetlenmesi gereken şey kredi dosyası değil, paranın yolculuğu
Klasik banka teftiş mantığında kredi dosyasına bakılır: Müşteri kim? Limit ne? Teminat yeterli mi? Rehin düzgün kurulmuş mu? Kredi sınıflandırması doğru mu? Karşılık ayrılması gerekiyor mu? Yetki limitlerine uyulmuş mu?
Bunlar elbette önemlidir.
Fakat nakit karşılıklı kredilerde denetimin bundan çok daha ileri gitmesi gerekir. Çünkü kredi riski neredeyse sıfırken AML riski yüksek olabilir.
Denetçinin sorması gereken asıl sorular şunlardır: Teminat olan para bankaya nereden geldi?
Kaç gün önce geldi? Yurt dışından mı geldi? Başka bankadan mı aktarıldı? Başka bir krediden mi oluştu? Şirketin ticari faaliyetleri bu büyüklükte para yaratabilecek durumda mı? Para geldikten ne kadar sonra rehnedildi? Rehin karşılığında kredi hangi hesaba geçti? Kredi aynı gün başka bankaya aktarıldı mı? Orada tekrar mevduat veya teminat oldu mu? Kredi başka bir finansal ürüne yatırıldı mı? Aynı nihai faydalanıcı farklı şirketlerle zinciri tekrarladı mı?
İşte gerçek denetim burada başlıyor.
Son söz
Nakit karşılıklı kredi bankanın bilançosu açısından belki de en güvenli kredi türlerinden biridir.
Fakat kara para aklama ve finansal kaldıraç açısından en fazla dikkat edilmesi gereken kredi türlerinden biri de olabilir.
Çünkü bankanın açısından güvenli olan şu formül: “Param teminatta, dolayısıyla kredim güvende” kamu otoritesi açısından yeterli değildir.
Kamu otoritesinin sorması gereken soru şudur: “Teminattaki o para nereden geldi?”
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.053)
- BANKA ANALİZLERİ (152)
- BANKA HABERLERİ (3.625)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (597)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.981)
- GÜNCEL (4.584)
- GÜNDEM (3.567)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (147)
- ŞİRKETLER (2.737)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (582)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.486)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (831)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (119)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (61)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (94)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- OpenAI'da yaprak dökümü sürüyor: Bir yönetici daha ayrıldı 25/08/2026
- İran'dan kritik iki temas 25/08/2026
- Halkbank'a 1,1 milyar dolarlık ilave kaynak 25/08/2026
- IMF Başkanı Georgieva: Küresel ekonomi enerji şokuna direniyor 25/08/2026
- İran'dan ekonomik savaş çıkışı 25/08/2026
- SpaceX'te yeni üs yatırımı planı 25/08/2026
- Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kabine toplantısı sonrası açıklamalar 25/08/2026
- Anthropic'ten yatırımcılara devasa 'pazar' sunumu 25/08/2026
- "Hürmüz'deki mayınlar temizlendi" 25/08/2026
- Sektörel güven endeksleri geriledi 25/08/2026
SON YAZILAR
- Kontrolmatik’te ödeme krizi büyüyor 05/09/2026
- İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem 05/09/2026
- Fonlarda vergi ayarı: Yüzde 10 stopaj resmen başladı 05/09/2026
- Enflasyon düşüyor ama hayat pahalılığı bitmiyor 03/09/2026
- Piyasalar soluklandı: Zayıf istihdam Fed korkusunu törpüledi. Gözler TÜİK’te 03/09/2026
- Perakende devlerinde kârlılık alarmı: BİM pozitif ayrıştı 01/09/2026
- SPK’dan patron satışlarına fren 01/09/2026
- Yeni SPK düzenlemesinde hangi hisseler öne çıkabilir? 31/08/2026
- Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler 30/08/2026
- Takas İstanbul risk yönetiminde kuralları değiştiriyor 29/08/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini5 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
