Diken, muhalefetin ‘vurgun’ ve ‘manipülasyon’ olarak nitelendirdiği borsadaki son 70 günlük süreçte sert çıkış yakalayıp sonra inen altı hisseyi inceledi. Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin tavsiyesine uyup bankaya yatırım yapanların kayıpları yüzde 70’lere kadar vardı.
Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, 23 Ağustos’ta “Döviz kuru ve diğer emtialarda dengeli bir seyir var. Getirisi enflasyonun altında. Vatandaşlara şu an en çok getiriyi getiren Borsa İstanbul. Vatandaşlarımızın nereye kanalize olacağı çok açık” diyerek vatandaşlara borsa yatırımı önermişti.
Nebati, Borsa İstanbul’da işlem gören şirketlere 1-18 Ağustos arasında 13,6 milyar lira (750 milyon dolar) yabancı yatırım girdiğini belirtmişti. Bu şartlarda ‘coşan’ Nebati vatandaşa borsayı önermişti.
Nebati 3 Eylül’de borsanın kırdığı rekorlardan ve yatırımcının duyduğu güvenden bahsederek borsanın reklamını da yapmıştı.
Nebati son olarak 11 Eylül’de “Sermaye piyasalarımız her geçen gün güven tazeliyor, geleceğe güvenle bakıyor. Borsamız haftayı dolar bazında 17 yılın en güçlü rallisiyle geride bıraktı, 3.521,38 puanla haftayı sonlandırdı. BIST 100 endeksi iki aydır rekor üstüne rekor tazeliyor. Öyle ki, bu yükseliş, Temmuz 2005’ten bu yana en güçlü ralliye işaret ediyor” diyerek borsanın yine reklamını yapmıştı.
Ama Nebati’nin yatırım tavsiyesinden bir gün sonra Borsa İstanbul’da işler tersine döndü.
Bankacılık endeksi, 12 Eylül’den bu yana yüzde 36 değer kaybetti. Borsa şüpheli şekilde yükselirken yatırımda ‘hevesli’ konuşan Nebati, düşüş sonrasındaysa henüz bir açıklama yapmış değil.
Hafta başında toplanan ‘borsa zirvesi’ sonrası Bloomberg ajansına konuşan bir hükümet yetkilisi, son 12 aydaki piyasa işlemlerinin inceleneceğini söylemişti.
Kılıçdaroğlu rakam verdi
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ysa son bir aydır borsayı takipte olduğu belirttiği açıklamalarında ”Borsada soyulan küçük yatırımcı da telafi edilecek” diyordu.
Partisinin İzmir’deki çalışma toplantısında konuşan Kılıçdaroğlu, ”Son bir uyarı yapacağım. Türkiye tarihin en büyük borsa manipülasyonlarına şahit oluyoruz. Küçük yatırımcı soyuluyor” diyerek ilk defa borsadaki ‘vurgun’a dair rakam verdi: “Piyasada yatırımcının buharlaşan parası dün itibariyle 5-5,5 milyar dolardı. Aracı kurumların teminat açığı şeklinde ortaya çıkan batıklarıysa 3-4 milyar lirayı buldu. Bir SPK yetkilisi Bloomberg’e ‘Sistematik risk yok’ diyor. Açık ve net söylüyorum. SPK yalan söyler mi maalesef yalan söylüyor. Uyardım daha önce uyardım. İzliyorum, notumu alıyorum dedim. Blöf yapmıyorum.”
Altı hissede düşüş ağır
Kılıçdaroğlu’nun işaret ettiği ‘manipülasyon’ sürecinde en çok düşen şirketlerden altı hisseyi inceledik. Hisselerin ekonomistler tarafından ‘sıra dışı’ olarak nitelenen yükseliş hareketi temmuz ortasında başlıyor. Daha sonra Nebati’nin 23 Ağustos’taki ‘yatırım tavsiyesiyle’ bir ralli daha başlıyor. Ama 12 Eylül’de bu durum tersine dönüyor.
İş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. hisseleri 13 Temmuz’da 15,12 TL’den alıcı buldu. Bu tarihte ortalama hacim 4,5 milyon TL’ydi. Hisse 2 Ağustos’ta 20,62 TL’yse zirve yaptı. 23 Ağustos 17,45 TL seviyesindeki hisse fiyatı, 12 Eylül’de 19,20’ye kadar yükseldi. Ama ani düşüş sonrası 23 Eylül itibariyle fiyat 10,11 TL’ye kadar indi. Hisselerde 1-2 Ağustos tarihinde hacim yaklaşık 21 milyon TL arttı. Daha sonra 23 Ağustos’a kadar 4,1 milyona TL’ye düşen işlem hacmi, Nebati’nin konuşması sonrası üç günde tekrar 17 milyonu görerek dalgalı bir seyir izledi. Nebati’nin borsaya yatırım tavsiyesi sonrası 12 Eylül’de bu hisselere yatırım yapan bir kişi yüzde 47,34 kaybetti.
İş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. hisselerinin seyri. Grafikler: Google Finance
Şekerbank 13 Temmuz’da 1,05 TL’den alıcı buldu. Ardından başlayan yükselişle hisse 23 Ağustos’ta 3,82’ye kadar fırladı. Bu noktadan sonra hisse fiyatı 6 Eylül’de 5,13’e kadar çıktı. 12 Eylül’de başlayan düşüşten etkilenen hisse iki gün sonra toparlansa da tutunamadı. Şu an Şekerbank hisseleri 2,53 TL’den satılıyor. Son bir aydaki kayıp yüzde 33. 6 Eylül’de bu hisseden alan bir yatırımcı yüzde 50,68 kaybetti.
Şekerbank hissesi.
Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) 13 Temmuz’daki fiyatı 2 TL. 23 Ağustos’ta 4,45 TL seviyesine gelen hisse Nebati’nin konuşması sonrası hızlı bir yükselişe geçerek 6 Eylül’de 7,19 TL oldu. 12 Eylül’deyse hisse fiyatı 7,02’ydi. TSKB hisseleri kapanışta 2,91 TL. 6 Eylül’de bu hisselere yatırım yapan bir kişinin şu an kaynı yüzde 69,54.
TSKB
Kamu bankası Halkbank‘sa en sert yükseliş ve inişi kaydeden hisselerden. 13 Temmuz’da 4,80 TL seviyesindeydi. 23 Ağustos’ta 6,14 TL seviyesindeki hissenin fiyatı Nebati’nin konuşması sonrası 12 Eylül’de 15,13 TL’ye kadar çıktı. İşlem hacminde 31 Ağustos’tan 1 Eylül’e 380 milyonluk TL’lik artış görülmesi dikkati çekiyor. Halkbank hisseleri kapanışta 7,53 liraydı.
Halkbank, aktif hisse geri alım programı çerçevesinde 20 Eylül’de 8,85 milyon lotluk hisse geri aldı. Hisse fiyatı 5 TL’nin altındayken yapılmayan geri alımın 8 TL’nin üzerindeyken yapılması ‘birilerini kurtarma adımı’ olarak yorumlandı. Bazı uzmanlar, aracı kurumlardaki teminat sıkışıklığını aşmak için bu hamlelerin geldiğini belirtiyor.
Eski Borsa İstanbul genel müdürü Hakan Atilla, eski yöneticisi olduğu Halkbank’ın hisselerini geri alması hakkında ‘zamanlama manidar’ dedi.
12 Eylül’de bu hisseye yönelip kendilerini enflasyona karşı korumak isteyenler yüzde 50,23 kaybetti.
Halkbank hissesinin seyri
13 Temmuz’da 3,53 TL olan Vakıfbank hissesi 40 günlük yükselişle 23 Ağustos 5,14 TL seviyesine geldi. Bu noktada Nebati’nin yatırım tavsiyesi sonrası ralliye giren hisse 12 Eylül 14,24 TL’ye zirvesini gördü. Hissenin şu anki fiyatıysa 7,70. Devlete ait bu bankanın hisselerine güvenip 12 Eylül’de yatırım yapanlar şu an yüzde 45,92 kaybetmiş durumda.
Vakıfbank hisselerinin grafiği
Akbank hisseleri 13 Temmuz’da 7,96 TL seviyesindeydi. 23 Ağustos’ta Nebati’nin konuşmasına kadar 11,48 TL’ye çıkan hisse 12 Eylül 17,51 TL’yi gördü. Bu tarihte diğer hisselerle birlikte sert bir şekilde inen Akbank 11,28 TL’den haftayı kapattı. Yani hisse fiyatında 11 gündeki aşağı yönlü değişim yüzde 35,57 oldu.
Akbank
Bankacılık endeksi
Bankacılık endeksi, yukarıda 13 Temmuz olarak baz aldığımız tarihte 1.931 seviyesindeydi. Endeks Nebati’nin 23 Ağustos’taki ‘yatırım’ tavsiyesi öncesi yukarı yönlü sert yükselişini başlattı. Endeksin hacmi 22 Temmuz’dan 12 Eylül’e kadar dört kat arttı. 22 Ağustos’ta 2.905 olan endeks 23 Ağustos’ta 3.131 seviyesine ulaştı. Daha sonraysa 12 Eylül’de 4.844 seviyesini gördü. Endeks 12 Eylül’de bu yana yüzde 37,55 kayıpla haftayı 3.025’ten kapadı.
Ekonomist Atabay: Küçük yatırımcı ezilecek
Bu tabloyu değerlendiren ekonomist Güldem Atabay, böylesi durumlarda kamu devreye girdiğinde bunları yapanların yasaklanıp cezalandırıldığını ama şu an hisse geri alımlarıyla bu manipülasyonları yapanların kurtarıldığını söyledi.
Atabay şunları söyledi: ”Bu işleri yapanlar CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun söylediği gibi aslında biliniyor. Hep ‘organize iş mi’ diye konuşuluyor. Ancak ‘damat bey’e kadar giden ekipler konuşulsa da bunları tamamen bilmiyoruz. Benim gördüğüm sermaye piyasası mahvedildi, tahvil piyasası mahvedildi. En sanal bir iyileşme yansıtmak için borsa yükseliş yaratılmaya çalışıldı. Bu işler seçime kadar yapılacak ve küçük yatırımcı ezilecek. Kurumların öldürüldüğü, SPK’nın da bu işe kapı açtığı bir ortamdayız”.
Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Son yıllarda attığımız adımlarla da Akbank Mobil’i KOBİ’lerimizin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdik ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdik” dedi
Kredi Garanti Fonu (KGF) ve Akbank, KGF kefaletli kredi başvurusunu dijital kanala taşıyan yeni işbirliğini imza töreniyle duyurdu.
İstanbul’da düzenlenen imza törenine, Akbank Genel Müdürü Kaan Gür ile KGF Genel Müdürü Hasan Basri Kurt katıldı.
Törende duyurulan işbirliğiyle KGF kefaletli kredi, uçtan uca dijital kanala taşındı. Akbank’ın Dijital KGF Kredisi sayesinde KOBİ’ler, daha önce yalnızca şubeden yürütülebilen KGF kefaletli kredi süreçlerini artık Akbank Mobil’den tamamlayabilecek.
Yeni uygulama, özellikle teminat desteğine ihtiyaç duyan KOBİ’lerin krediye hızlı ve uçtan uca dijital bir süreçle erişmesini sağlayarak önemli bir kolaylık sunuyor. Şahıs firmaları 2,2 milyon liraya, tüzel firmalarsa 5 milyon liraya kadar sunulan kredilerden 36 aya varan vade imkanıyla Akbank Mobil üzerinden yararlanabiliyor.
KGF kefaletli kredide dijital dönüşüm
Etkinlikte konuşan Akbank Genel Müdürü Gür, teknolojiyi, işletmelerinin hayatını kolaylaştırmak için kullandıklarını söyledi.
Gür, son yıllarda attıkları adımlarla Akbank Mobil’i KOBİ’lerin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdiklerini ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdiklerini dile getirdi.
İşbirliğiyle müşterilerinin Dijital KGF kredisine Akbank Mobil üzerinden dakikalar içinde ulaşabildiğine dikkati çeken Gür, böylece KGF kefaletli kredinin Türkiye’de ilk kez tamamen dijital bir süreçle sunulduğunu anlattı.
Gür, KGF’nin bu yenilikçi uygulamayı hayata geçirirken ilk işbirliğini Akbank ile gerçekleştirmesinden dolayı büyük bir mutluluk duyduklarının altını çizdi.
KGF Genel Müdürü Hasan Kurt da temel ödevlerinin KOBİ’lerin finansmana etkin erişimini sağlamak olduğunu söyledi.
Türkiye’nin istihdam ve büyümede bel kemiğini oluşturan işletmelerin hem yatırım hem de işletme sermaye ihtiyaçlarını karşılamak üzere bankalarla yoğun bir çalışma yürüttüklerini vurgulayan Kurt, uçtan uca dijital bir kefalet sürecini Akbank ve KGF işbirliği ile hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti.
Kurt, yoğun ve titiz bir çalışma sürecini birlikte yürüttüklerini ve bu sonucun ortaya çıktığını dile getirerek, karşılıklı güven ve profesyonel sorumluluk içinde yürüyen süreçte Akbank Genel Müdürü Gür’ün konunun her adımının takipçisi olduğunu sözlerine ekledi.
Kamu Bankası Çalışanına Yok, Bazı Meslek Gruplarına Var… Tartışma Büyüyor
Türkiye’de yeşil pasaport (hususi damgalı pasaport) uzun yıllardır belirli kamu görevlileri ve bazı özel statülü meslek gruplarına tanınan önemli bir ayrıcalık olarak uygulanıyor. Son dönemde ise bu kapsamın genişletilmesine yönelik peş peşe kanun teklifleri TBMM’ye sunulurken; ülke ekonomisinin en stratejik sektörlerinden biri olan bankacılık sektörünün bu hakkın tamamen dışında bırakılması sektör içinde yeniden tartışılmaya başlandı. Meclis gündemine mühendislerden mimarlara, diş hekimlerinden veteriner hekimlere kadar birçok meslek grubu için yeşil pasaport teklifleri gelirken, yaklaşık 200 bini aşkın bankacıyı temsil eden sektör için bugüne kadar benzer bir düzenleme bulunmuyor.
Bankacılar neden bu talebi dile getiriyor?
Bankacılık artık yalnızca kredi kullandıran klasik bir sektör olmaktan çıktı.
Bugün bankacılar;
Uluslararası finans kuruluşlarıyla çalışıyor,
Avrupa ve ABD’deki regülasyonları takip ediyor,
Basel kriterleri,
AML/KYC,
FATF,
ESG,
Dijital bankacılık,
Yapay zeka,
Siber güvenlik,
SWIFT,
uluslararası ödeme sistemleri gibi konularda sürekli yurtdışı temasları yürütüyor.
Özellikle;
dış ticaret finansmanı,
proje finansmanı,
yatırım bankacılığı,
sendikasyon kredileri,
ihracat finansmanı,
fintech iş birlikleri
gibi alanlarda çalışan binlerce bankacı yıl içerisinde çok sayıda uluslararası seyahat gerçekleştirmek zorunda kalıyor.
Bankacılık sektörü temsilcilerine göre bu durum, yeşil pasaport talebinin temel gerekçelerinden biri haline geliyor.
Kamu bankalarında çalışanlar da alamıyor
İşin dikkat çeken yönlerinden biri ise;
Türkiye’nin en büyük kamu bankaları olan;
Ziraat Bankası
Halkbank
VakıfBank
çalışanlarının büyük bölümünün de yeşil pasaport hakkına sahip olmaması.
Sadece özelleştirme öncesi belirli statülerde görev yapan bazı eski personeller için geçmişten gelen özel hükümler bulunurken, günümüzde göreve başlayan kamu bankası çalışanları bu kapsamın dışında kalıyor.
Bu nedenle sektör içinde; “Kamu adına çalışan bankacıya bile yeşil pasaport verilmezken, farklı birçok meslek grubu için yeni teklifler hazırlanıyor” eleştirileri dile getiriliyor.
Kimler bugün Yeşil Pasaport alabiliyor?
Mevcut mevzuata göre başlıca gruplar şunlar:
Kamu kesimi
1., 2. ve 3. derece devlet memurları
Aynı derecedeki bazı sözleşmeli kamu görevlileri
Emekli olduktan sonra bu hakkı koruyan kamu görevlileri
Siyasi görevler
Eski milletvekilleri
Eski bakanlar
Yerel yönetimler
Büyükşehir belediye başkanları
İl ve ilçe belediye başkanları (görev süresince)
Devlet sporcuları
Uluslararası başarı kazanmış devlet sporcuları
İhracatçılar
Belirli ihracat hacmini sağlayan ihracatçı firmaların yetkilileri de belirli kontenjanlar dahilinde hususi damgalı pasaport alabiliyor.
TBMM’de hangi meslek grupları için teklifler var?
Son dönemde Meclis’e sunulan teklifler incelendiğinde kapsamın giderek genişletilmeye çalışıldığı görülüyor.
Mühendisler
En az 15 yıl kıdeme sahip TMMOB üyeleri için yeşil pasaport verilmesini öngören teklif İçişleri Komisyonu’nda bekliyor.
Mimarlar
Mühendislerle birlikte teklif kapsamında yer alıyor.
Diş Hekimleri
15 yıl kıdeme sahip diş hekimleri için teklif verildi.
Veteriner Hekimler
Aynı teklif içerisinde bulunuyor.
Avukatlar
Belirli kıdeme sahip avukatlara yönelik farklı kanun teklifleri de Meclis gündemine taşındı.
Bankacılar neden kapsam dışında?
Aslında bankacılık;
Türkiye’nin finansal istikrarını yöneten,
ihracatı finanse eden,
yatırımları organize eden,
dış finansmanı sağlayan,
uluslararası sermaye girişlerinde kritik rol oynayan
stratejik sektörlerden biri.
Bugün;
sendikasyon kredileri,
Eurobond işlemleri,
IFC,
EBRD,
Dünya Bankası,
Asya Altyapı Yatırım Bankası,
uluslararası yatırım fonları
ile sürekli temas halinde çalışan binlerce bankacı bulunuyor.
Buna rağmen sektör çalışanlarının hiçbirinin meslekleri nedeniyle yeşil pasaport hakkı bulunmuyor.
Dünyadaki uygulamalar ne gösteriyor?
Birçok ülkede pasaport ayrıcalıkları daha çok diplomatik statüye bağlı olarak veriliyor.
Ancak iş insanlarına ve stratejik sektör çalışanlarına;
hızlı vize,
uzun süreli çok girişli vizeler,
fast-track uygulamaları,
güvenilir yolcu programları
gibi kolaylıklar sağlanıyor.
Türkiye’de ise bu kolaylıkların önemli bölümü ihracatçılar için uygulanırken bankacılık sektörü aynı kapsamda değerlendirilmiyor.
Sektörün ekonomik büyüklüğü
Türk bankacılık sektörü;
yaklaşık 200 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor,
Türkiye ekonomisinin finansmanını yürütüyor,
yüz milyarlarca dolarlık dış finansman işlemlerini organize ediyor,
ihracat finansmanının ana aktörü konumunda bulunuyor.
Bu nedenle sektör temsilcileri; “uluslararası rekabet gücü açısından bankacılara da belirli kriterlerle yeşil pasaport verilmesi gerektiğini” savunuyor.
Olası model ne olabilir?
Tüm bankacılara sınırsız bir hak yerine;
örneğin;
en az 15 yıl kıdeme sahip,
BDDK lisanslı bankalarda çalışan,
uluslararası işlemlerde görev yapan,
belirli unvan seviyesine ulaşmış
bankacılar için kademeli bir model oluşturulabileceği ifade ediliyor.
Benzer kriterler ihracatçılar ve bazı meslek grupları için zaten uygulanıyor.
Bankavitrini Analizi
Kamu yönetimi, yeşil pasaportu yıllar içinde yalnızca kamu görevlilerine özgü bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp belirli ekonomik ve mesleki katkı sağlayan grupları da kapsayacak şekilde genişletmeye başladı.
Mühendisler, mimarlar, diş hekimleri, veteriner hekimler ve avukatlar için peş peşe teklifler hazırlanırken; Türkiye ekonomisinin finansmanını sağlayan bankacılık sektörünün bu tartışmaların dışında kalması dikkat çekiyor.
Özellikle kamu bankalarında görev yapan ve kamu adına uluslararası finansal ilişkileri yöneten profesyoneller açısından da bu durum “eşitlik” tartışmasını beraberinde getiriyor.
Bankacılara yeşil pasaport verilmesi, yalnızca bir seyahat kolaylığı değil; Türkiye’nin finans sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırabilecek, finans diplomasisini destekleyebilecek ve sektör çalışanlarına verilen kurumsal değerin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde TBMM gündemine bankacılık sektörü için de benzer bir kanun teklifinin gelip gelmeyeceği, finans çevrelerinin yakından takip edeceği başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.
Alınmayan Hizmet İçin Chargeback (Ters İbraz) Hakkı Gündemde
Son dönemde özellikle dil okulları, yaz okulları, üniversite hazırlık programları ve özel eğitim kurumlarına kayıt yaptıran çok sayıda Türk öğrenci ve veli; vize reddi, okulun kapanması, programın iptal edilmesi, eğitimin başlamaması veya vaat edilen hizmetin sunulmaması gibi nedenlerle önemli mağduriyetler yaşamaya başladı.
Bu mağduriyetlerin önemli bir bölümünde ödemeler kredi kartı ile gerçekleştirildi.
Oysa birçok tüketicinin bilmediği önemli bir hak bulunuyor: Kredi kartıyla ödenen ancak karşılığında hizmet alınamayan eğitim ücretleri için bankaya “Chargeback (Ters İbraz / Harcama İtirazı)” başvurusu yapılabiliyor.
Bankacılık sektörü açısından bu süreç oldukça teknik olmakla birlikte, uluslararası kart kuruluşlarının kuralları tüketicilere önemli korumalar sağlıyor.
Bankaya Başvurmak İlk Adım
Öncelikle unutulmaması gereken konu şudur: Burada dava açılması ilk aşama değildir.
İlk yapılması gereken işlem; Ödemeyi yapılan kredi kartını çıkaran bankaya harcama itirazında bulunmaktır.
Bu işlem bankacılık sektöründe;
Chargeback
Ters İbraz
Harcama İtirazı
Dispute
olarak adlandırılır.
Chargeback Nedir?
Chargeback; Kart sahibinin; “Ben bu hizmeti alamadım” veya “Satıcı sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmedi” iddiasıyla bankasından yaptığı resmi geri ödeme talebidir.
Burada dikkat edilmesi gereken konu; Bu hak yalnızca dolandırıcılık işlemleri için değildir.
Aynı zamanda;
hizmet verilmemesi
eksik hizmet
iptal edilen organizasyon
kapanan okul
hiç başlamayan eğitim
gibi durumlarda da kullanılabilir.
Eğitim Hizmeti İçin de Geçerlidir
Visa ve Mastercard kurallarına göre; “Hizmet sunulmaması” chargeback sebeplerinden biridir.
Bu nedenle;
yurtdışı dil okulu
üniversite
yaz okulu
eğitim danışmanlığı
sertifika programı
gibi eğitim hizmetleri de kapsam içine girebilir.
Hangi Durumlarda Para Geri Alınabilir?
En sık karşılaşılan örnekler şunlar:
1- Okul hiç açılmadı
Ödeme yapıldı.
Ancak okul faaliyet göstermedi.
2- Eğitim başlamadı
Kayıt yapıldı.
Ancak eğitim verilmedi.
3- Vize reddi sonrası okul ücret iadesi yapmadı
Bazı sözleşmelerde; Vize reddinde ücret iadesi yazmasına rağmen ödeme yapılmayabiliyor.
4- Okul iflas etti
Faaliyet durduğu için hizmet alınamadı.
5- Danışman firma ortadan kayboldu
Ödeme alınmasına rağmen okul kaydı yapılmadı.
6- Eğitim çevrimiçine çevrildi
Yüz yüze eğitim vaat edilmesine rağmen tamamen farklı hizmet sunuldu.
7- Eğitim iptal edildi
Program hiç başlamadı.
Banka Süreci Nasıl İşliyor?
Süreç genel olarak şu şekilde ilerliyor.
1. Kart sahibi bankaya başvuruyor.
Belgelerini sunuyor.
↓
2. Banka inceleme yapıyor.
↓
3. Kart kuruluşuna (Visa/Mastercard) başvuruyor.
↓
4. İşlem iş yerine iletiliyor.
↓
5. İş yeri savunma yapıyor.
↓
6. Haklı bulunursa ücret karta iade ediliyor.
Bankaya Hangi Belgeler Verilmeli?
Ne kadar güçlü belge sunulursa başarı ihtimali de o kadar yükseliyor.
Örneğin;
ödeme dekontu
kredi kartı ekstresi
okul sözleşmesi
kayıt belgesi
kabul mektubu
e-postalar
okulun iptal yazısı
vize reddi
hizmet verilmediğine ilişkin belgeler
danışman firma yazışmaları
ücret iadesinin reddedildiğini gösteren cevaplar
başvuru dosyasına eklenebilir.
Süre Sınırı Var mı?
Evet.
Chargeback işlemlerinde süre önemlidir.
Kart kuruluşlarının kurallarına göre başvuru süreleri işlem türüne göre değişebilmekle birlikte, hizmetin verilmesi gereken tarihten itibaren belirli süreler içinde itiraz edilmesi gerekir.
Bu nedenle mağduriyet oluşur oluşmaz bankaya başvurmak önem taşır.
Gecikme, hak kaybına yol açabilir.
Banka Başvuruyu Reddederse Ne Olur?
Her ret kararı kesin değildir.
Tüketici;
ek belge sunabilir,
yeniden değerlendirme talep edebilir,
tüketici hakem heyeti veya mahkemeye başvurabilir (uyuşmazlığın niteliğine göre),
gerekirse uluslararası kart kuralları kapsamında bankanın süreci nasıl yürüttüğünü sorgulayabilir.
Havale ile Ödeyenler Aynı Hakka Sahip mi?
Hayır.
Burada önemli fark oluşuyor.
Kredi kartı
Chargeback uygulanabilir.
Havale
Chargeback mekanizması yoktur.
Bu durumda;
sözleşme hükümleri,
hukuk davaları,
icra yolları
ön plana çıkmaktadır.
Dolayısıyla kredi kartıyla ödeme yapanlar önemli bir avantaja sahip olabiliyor.
Yurt Dışı Eğitim Sektöründe Yeni Risk
Son yıllarda;
artan döviz kuru,
bazı eğitim kurumlarının mali sorunları,
vize süreçlerinin uzaması,
öğrenci sayılarındaki dalgalanma
nedeniyle uluslararası eğitim sektöründe iptal edilen program sayısı da arttı.
Özellikle pandemi sonrası birçok ülkede eğitim modeli değişirken, bazı okullar hibrit veya çevrimiçi modele geçti.
Bu durum da yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden oldu.
Bankalar Açısından Risk
Chargeback sayısındaki artış; bankalar açısından da operasyonel yük oluşturuyor.
İhraççı banka; müşterisini korurken, iş yeri bankası (Acquirer) ise satıcıyı temsil ediyor.
Dolayısıyla;
belge incelemeleri
uluslararası kart kuralları
zaman yönetimi
hukuki değerlendirmeler
önem kazanıyor.
Eğitim Kurumları Açısından Sonuç
Chargeback oranı yükselen kurumlar;
daha yüksek komisyon ödeyebilir,
riskli iş yeri olarak sınıflandırılabilir,
ödeme alma kabiliyetini kaybedebilir,
kart kabul sözleşmeleri sona erebilir.
Bu nedenle eğitim kurumlarının sözleşme hükümlerine uygun davranmaları ve iptal/iade süreçlerini şeffaf yürütmeleri kritik önem taşıyor.
Uzmanlar Ne Öneriyor?
Uzmanlar, yurt dışı eğitim hizmeti satın almadan önce şu noktalara dikkat edilmesini öneriyor:
Sözleşmede iade koşullarını ayrıntılı okuyun.
Vize reddi halinde uygulanacak prosedürü yazılı olarak teyit edin.
Ödemeleri mümkünse kredi kartıyla yapın.
Tüm yazışmaları saklayın.
Hizmet sunulmadığında beklemeden bankanıza harcama itirazında bulunun.
Başvurunuza mümkün olduğunca fazla belge ekleyin.
Bankacılık Sektörü Açısından Değerlendirme
Dijital ödemelerin hızla arttığı günümüzde kredi kartı yalnızca bir ödeme aracı değil, aynı zamanda tüketici açısından önemli bir koruma mekanizması sunuyor.
Uluslararası kart sistemlerinin geliştirdiği Chargeback (Ters İbraz) uygulaması, tüketicilerin hiç alamadıkları veya sözleşmeye uygun şekilde sunulmayan hizmetler nedeniyle mağdur olmalarını önlemeyi amaçlıyor.
Özellikle yurt dışı eğitim, turizm, havayolu, etkinlik organizasyonları ve dijital hizmetlerde bu mekanizma her geçen yıl daha fazla kullanılıyor.
Bankalar açısından ise bu süreç, hem müşteri memnuniyetini korumak hem de uluslararası kart kuruluşlarının kurallarına uyum sağlamak bakımından büyük önem taşıyor.
Özet
Yurt dışında eğitim almak amacıyla kayıt yaptıran ancak çeşitli nedenlerle eğitim hizmetinden yararlanamayan öğrenciler ve veliler için kredi kartıyla yapılan ödemelerde chargeback (ters ibraz) önemli bir hukuki ve finansal başvuru yolu olabilir. Ancak her olay kendi sözleşmesi, ödeme şekli ve hizmetin sunulmama nedenine göre ayrı değerlendirilir. Başvurunun güçlü belgelerle ve gecikmeden yapılması, sürecin başarı şansını artırır.
Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Chargeback başvurularının kabulü; Visa ve Mastercard kuralları, kartı çıkaran bankanın incelemesi, iş yerinin savunması ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Her hizmetin otomatik olarak iade edileceği anlamına gelmez.