Son aylarda kiminle konuşsam aynı cümleyle başlıyor:
“Böyle bir dönemi hiç yaşamadık…”
İnşaatçı, sanayici, ihracatçı, bankacı, esnaf, beyaz yakalı, taksici, emekli…
Toplumun her kesimi aynı tespitte birleşmiş durumda.
Ve herkes kendi açısından haklı.
30 yıllık finans deneyimim bana şunu söylüyor:
Türkiye ekonomisi özellikle son üç yıldır derin ve uzun bir durgunluk döneminden geçiyor.
Eskiden krizler daha kısa sürerdi.
Bazı sektörler yara alırken bazıları ayakta kalırdı.
Bu kez öyle olmadı.
İlk kez neredeyse tüm sektörler aynı anda yavaşladı.
Sanayi, imalat, ticaret, inşaat, hizmetler… Hepsinde tablo benzer.
Talep düştü, maliyetler yükseldi.
Finansman giderleri arttı, kârlılıklar eridi.
İş hacimleri reel olarak geriledi, maaşlı çalışanlar enflasyona yenik düştü.
2026’da tünelin ucundaki ışık görünür mü?
Evet, umut var… ama belirsizlik de çok.
Çünkü mesele sadece iç dinamikler değil artık.
Küresel fotoğraf da kararmış durumda:
• Yüksek enflasyon
• Yüksek faiz
• Kur baskısı
• Artan maliyetler ve yoğun rekabet
• Jeopolitik riskler
• Küresel talep daralması
• Tedarik zinciri kırılmaları
• Savaşlar ve öngörülemezlik
Dünya küçülürken riskler büyüdü.
Belirsizlik arttı.
Bu şartlarda hâlâ üretmeye, istihdam yaratmaya, ihracat yapmaya, borcunu ödemeye ve moralini korumaya çalışan yüz binlerce firma sahibine büyük saygı duyuyorum.
Artık mesele “kâr etmek” değil;
Varlığı koruyabilmek.
Peki karamsarlığa gerek var mı?
Hayır.
Bu dünya bir imtihan dünyasıdır.
Kimi ailesiyle, kimi eşiyle, kimi yoklukla, kimi varlıkla sınanır.
Ama şunu da unutmamak gerekir:
Ölüm dışında her şeyin çaresi vardır.
Zorluklar yeni fırsatların başlangıcıdır.
Bu dönemde fark yaratanlar ise şunlardır:
✔ Soğukkanlı kalanlar
✔ Sermayesini koruyanlar
✔ Risk analizini doğru yapanlar
✔ Doğru hamleyi doğru zamanda, doğru ekiple yapanlar
Bu dönemde şirketler ne yapmalı?
🩸 Nakit akışını profesyonelce yönetmek
🩸 Maliyetleri en ince detayına kadar kontrol etmek
🩸 Katma değerli ürünlere yönelmek
🩸 Yata, kata, eşe değil Ar-Ge’ye yatırım yapmak
🩸 Pazar çeşitliliği sağlamak
🩸 Pazarlama ve satışa öncelik vermek
🩸 İhracat kapasitesini artırmak
🩸 Profesyonel insan kaynakları yapısı kurmak
🩸 Verimlilik, dijitalleşme ve işbirliği kültürünü geliştirmek
🩸 Şirket içinde sürdürülebilir bir iletişim sistemi kurmak
Çünkü artık “büyüme” değil “denge” dönemi başladı.
Ayakta kalanlar, yarın başlayacak yükselişin doğal kazananları olacak.
Ekonomik dalgalar hep vardı, hep olacak.
Mesele, o dalgalar arasında yönünüzü kaybetmeden ilerleyebilmek.
Belki de kendimize sormamız gereken asıl soru şu:
“Böyle bir dönemi hiç yaşamadık.”
— Evet.
Peki “Böyle bir dönemde neyi farklı yapabiliriz?”
İşte gerçek farkı yaratan soru budur.
Ali COŞKUN-Finans Danışmanı
[email protected]