GÜNDEM
Bütün sorular için EYT rehberi
Emeklilik Yaşa Takılanlar (EYT) için yasal düzenlemenin birkaç gün içinde açıklanması bekleniyor. Düzenleme daha sonra Meclis’e gidecek. Milyonlarca kişiyi yakından ilgilendiren düzenleme konusunda çok sayıda sorunun yanıtı aranıyor. Düzenlemede yaş sınırı olacak mı? EYT maaş hesaplaması nasıl yapılacak? İşverene EYT desteği nedir? EYT ile emekli olan aynı iş yerinde çalışabilir mi, ikinci kez emekli olabilir mi? EYT sonrası işveren zorunlu emekli eder mi? gibi soruların yanıtları “EYT Rehberinde”
Yayınlanma:
4 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Emeklilikte yaşa takılanları (EYT) ilgilendiren yasal düzenlemenin ana hatlarının bu hafta açıklanması bekleniyor.
Kamuoyunu duyurulmasının ardından TBMM’ye sunulacak çalışma sonrasında milyonlarca çalışanın iş düzeni etkilenecek. Yasal düzenlemeyle birlikte emekliliğe hak kazanmasına karşın gerekli yaş sınırını karşılamayan yüzbinlerce çalışana emeklilik yolu açılacak.
Düzenleme uzun yıllardır beklenmesine karşın, EYT kapsamında emekli olup işlerine devam etmek isteyenlerin durumu, işverenlerin emeklilik hakkı kazanan personeli çalıştırmaya devam edip etmeyeceği, emekli olup işe dönmek isteyenlerin durumu da belirsizdi ve bunlar da kısa sürede netleşecek.
Emekli olup çalışmaya devam edebilir misiniz? EYT düzenlemesi sonrası tazminatınızı almadan çalışmaya devam edebilir misiniz, EYT düzenlemesinden sonra istifa etmeden emekli olabilir misiniz? gibi çok sayıda sorunun yanıtı merak ediliyordu. NTV düzenleme sonrasında yanıtı aranacak sorular için kapsamlı bir EYT rehberi hazırladı. İşte sorular ve yanıtlarla EYT rehberi.

EYT NEDİR?
8 Eylül 1999 tarihine kadar sigortalılık süresini ve prim gününü tamamlayan çalışanlar emekli olabiliyordu. Fakat kanunda yapılan değişiklik ile bu iki kriterin yanına bir de yaş kriteri eklendi. Böylelikle 1999’da yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Kanunu’nda yapılan değişiklikle emekli olma yaşı değişti.
Kanundaki değişiklik öncesinde kadınlarda 20 yıl, erkeklerde ise bu değişiklik öncesi 5000 gün prim şartı ve 25 yıl sigortalılık süresi yeterliydi. 5000 gün prim yaklaşık olarak 13.5 yıla denk düşerken 18 yaşında çalışmaya başlayan bir kadın 38, 18 yaşında çalışmaya başlayan bir erkekse 43 yaşında emekli olabiliyordu.
1 Ocak 1972 doğumlu, 1 Temmuz 1994’te ilk kez sigortalı işe başlayan bir erkek işçi, çalışmaya başladığı dönemde yürürlükte olan kanun gereği 5000 prim gününü ve 25 yıl sigortalılık süresini tamamladıktan sonra emekli olabiliyordu. İşçi; 25 yıllık sigortalılık süresini tamamladığı 1 Temmuz 2019 tarihinde, 5000 prim günü ödemesini de tamamlandıysa 47 yaşında emekli olabiliyordu. Fakat 1999 yılında yapılan kanun değişikliğiyle aynı işçi 5750 gün prim ödeme, 55 yaş ve 25 yıl sigortalılık şartlarını yerine getirdiği takdirde emekli olabiliyor. Yıl bazında hesaplanırsa işçinin emekliliği 8 yıl ötelendi 750 gün fazladan prim ödemesi gerekti.
EYT TARTIŞMASI NASIL BAŞLADI?
EYT sebebiyle emeklilik tarihleri ötelenen kişiler, 1999 yılında yapılan değişikliğin geçmişe dönük uygulamasının kaldırılmasını talep ediyor. Yani 1999 öncesinde çalışmaya başlayanlar, prim gün sayılarını ve sigortalılık sürelerini doldurduklarında yaşlarına bakılmaksızın emekli olmak istiyor. Emeklilik yaşı kaç, sorusunun cevabı kadınlar ve erkekler için farklı olurken sigortalılık süresi, sigortanın yapıldığı tarih ve ödenen prim günü yaşı etkileyen faktörler olarak karşımıza çıkıyor.
EYT EMEKLİLİK ŞARTLARI NEDİR?
– 8 Eylül 1999 tarihinden önce sigorta kaydının bulunması,
– 5000 günlük prim ödemesinin tamamlanması,
– Kadınlar için 20, erkekler için 25 yıl sigortalılık süresinin dolması gerekir. Tüm bu konuların yasal düzenlemenin açıklanması sonrasında kesin halini alması bekleniyor.
Emeklilikte yaşa takılanlar için maaş hesaplamasında şu 3 dönem önemli;
– 1999 yılı öncesi
– 1999 – 2008 yılları arası
– 2008 yılı sonrası
Bu üç dönemdeki hesaplamalar yapıldıktan sonra emeklilikte yaşa takılanlar için maaş hesaplaması yapılır. Yani emekli maaşı hesaplaması, çalışanın sigortalılık dönemindeki tüm kazançlar dikkate alınarak hesaplanır.
EYT MAAŞ HESABINDA NEYE BAKILIR?
EYT maaş hesaplaması yapılırken şu kriterler dikkate alınır:
– İşçinin aylık kazancı,
– İşçinin çalıştığı yıl,
– İşçinin yaşının dolmasını beklerken ödediği fazladan prim miktarı,
– Çalışanın çalışma süresine ara verip vermediği,
– Çalışma süreleri, etkenleri göz önüne alınır.
EYT HERKESİ KAPSIYOR MU?
EYT yasasına tabi olan her çalışan emekli olamayacak. 8 Eylül 1999 tarihinden önce var olan sigortalılık süresi ve prim günü şartı halihazırda geçerlidir. Prim günü ya da sigortalılık süresi eksik olan çalışanlar, bu eksikliklerini tamamladıktan sonra emekli olmak için başvurabilir.Tüm bu konuların yasal düzenlemenin açıklanması sonrasında kesin halini alması bekleniyor ancak hükümetin açıklamaları genel olark geniş bir kitlenin uygulamadan yararlanacağını gösteriyor.
EYT İÇİN KAÇ GÜN LAZIM?
2019 yılında kadınlar için 20 yıllık sigortalılık süresi tamamlandığı için kadın çalışanlar yalnızda prim günü şartını yerine getirerek emekli olabilir. Erkekler içinse 25 yıllık süre bazı sigortalılar için henüz tamamlanmamıştır. 1997, 1998, 1999 yıllarında işe girenler 25 yıllık sürelerini 2022, 2023, 2024 yıllarında tamamlar ve böylelikle emekli olabilir. Emeklilikte yaşa takılanlar arasından sigortalılık süresini en son tamamlayacak erkek ise 8 Eylül 2024’te emekli olabilecek süreye ulaşabilir. Eksik primi tamamlamak için çeşitli formüller bulunur. İşte bu formüllerden biri:
Kısmi emeklilik:
8 Eylül 1999 tarihinden önce sigortalı olan, fakat emeklilikte yaşa takılan biri 3600 gün prim ödeme şartı ile birlikte yaş şartını yerine getirdiği takdirde emekli olabilir. 8 Eylül 1999 tarihinden önce sigortalı olan bir kadın çalışan 50 yaşına geldiyse ve 10 yıllık sigorta primi ödediyse; erkek çalışan ise aynı sigorta primini ödemesi ile birlikte 55 yaşını doldurduysa emekli olabilir.
ASKERLİK BORÇLANMASI EYT’Yİ ETKİLER Mİ?
Evet. Erkekler için askerlik ve emeklilik birbirini etkileyebilir. Eğer askerlik sigorta tarihinden önce yapıldıysa, borçlandığınız gün kadar işe giriş tarihi de geri çekilir. Erkekler askerde geçirdikleri günleri satın alarak prim günlerine ekleyebilir. Fakat yapılan düzenlemeyle askerlik borçlanması EYT kapsamında yer almazsa sigortalı çalışanlar ödedikleri borçlanma tutarını geri alabilir. Ancak askerlik borçlanması ile ilgili henüz netleşen bir durum söz konusu değil.
EYT’DE KIDEM TAZMİNATI KİM ÖDER?
İşveren öder. EYT’liler de mevcut sisteme göre kıdem tazminatı alacak. Emekli olan çalışanlar son işyerindeki çalışma süresi için kıdem tazminatı alacaklar. Her bir çalışma yılı için 30 günlük (brüt) ücreti tutarında kıdem tazminatı verilecek. Kıdem tazminatı tavanını (güncel tavan 15.371 lira) aşan ücrete sahip çalışanlara ise her bir çalışma yılı için tavan tutarı kadar tazminat ödemesi yapılacak. Emekli olacak sayısına göre işverene ek yük getirmemesi için taksitle ödeme gibi uygulamalara gidilmesi de söz konusu olabilir.
Emeklilikte yaşa takılanlar da mevcut sisteme göre kıdem tazminatından yararlanabilir. Çalışanlar son iş yerlerindeki çalışma süreleri için kıdem tazminatı alabilirken, her çalışma yılı için 30 günlük brüt ücret tutarında kıdem tazminatı verilir. Bu noktada emekli olacak kişi sayısı da önemli. İş yerinde emekli olacak kişi sayısı fazlaysa kıdem tazminatlarının taksitle ödenmesi söz konusu olabilir. Bu konuda net bir bilgi de henüz mevcut değil. Çalışmalar sırasında işverenlere EYT yükünün hafifletilmesi için tazminatın taksitle ödenmesi ve düşük faiz fon desteği verilmesi gündeme geldi. Bakanlık bu konuda yaptığı açıklamada, işverenleri rahatlatmak için bu düzenlemelerin yapılacağını söyledi. Yasal düzenlemenin açıklanmasının ardından işverenlere yönelik çalışmanın da açıklanması bekleniyor.
İŞVERENE EYT DESTEĞİ NEDİR?
Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) ile ilgili düzenleme çalışmaları devam ederken bu noktada hükümetten hem EYT’lileri hem de işverenleri ilgilendiren iki önemli destek açıklaması yapıldı. Bunlardan birincisi tazminatlarla ilgili olurken diğeri ise çalışan emeklilerin primiyle ilgili oldu.
Bilindiği gibi 1475 sayılı Yasa’nın 14. maddesi gereğince emeklilik kıdem tazminatı gerektiren durumlardan birisi. Yasa gereği kıdem tazminatı alabilmek için çalışanların kendi istek ve kusuru dışında işten çıkartılması gerekiyor. Ancak kendi isteği ile ayrılanların kıdem tazminatı alabilmesinin de yolu var. Bunlardan birisi de emeklilik. Yani emeklilik sebebiyle işten ayrılacak birisi kıdem tazminatını alabiliyor. Burada tek şart en az bir yıl çalışmak gerekiyor. Dolayısıyla EYT düzenlemesi sonrasında emeklilik hakkı kazanacak olan sigortalılar işlemleri başlatabilmek için iş yerlerinden ayrılacaklar. Bu yüzden de kıdem tazminatı talep edebilecekler. İşverenler önemli bir sayıda EYT’linin tazminat talebini karşılamakta zorlanacakları gerekçesiyle açıklama yapmışlardı. Hükümet bu noktada işverenlere kıdem tazminatlarını ödemeleri için Kredi Garanti Fonu (KGF) destekli düşük faiz ve uzun vadeli tazminat kredisi için çalışmalara başladı. Bu sayede hem işverenler tazminat yükünü hafifletmiş olacak hem de emekli olacak EYT’liler için bir kıdem tazminatı sorunu yaşanmayacak. EYT’lilerin kıdem tazminatları garanti altına alınmış olacak.
İkinci destek ise yine emekli olacak EYT’lilerin daha sonra çalışmaya devam etmeleriyle ilgili geldi. Bilindiği gibi yasalarımızda emekli olduktan sonra çalışmanın önünde bir engel bulunmuyor. Emekli olan sigortalılar daha sonra Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP) ödenerek herhangi bir iş yerinde çalışabiliyor ya da kendi işlerini yürütebiliyor. Çalıştıkları için de emekli maaşları kesilmiyor. Burada tek istisna kamuda çalışmak. Emekliler kamuda çalışırlarsa emekli maaşları kesiliyor.
Bu noktada emekli olduktan sonra çalışanlar için ödenen primlerde işverenin yükü biraz daha fazla. Çalışanın prim oranı düşerken işverenin ödediği primin oranı yükseliyor. Bu yüzden işverenlere EYT’lileri çalıştırmaları hâlinde 5 puanlık prim desteği de verilecek. Böylece emekli olduktan sonra çalışanlar ile diğer çalışanlar arasındaki prim farkı da ortadan kalkmış olacak. Prim oranları iki grup için şöyle belirleniyor:
Normal çalışan
İşçi SGK primi: Yüzde 14
İşçi işsizlik sigortası primi: Yüzde 1
İşveren SGK primi: Yüzde 15,5
İşveren işsizlik sigortası primi: Yüzde 2
Emekli çalışan
Kısa Vadeli Sigorta Kolları Primi İşveren Payı: Yüzde 2
Sosyal Güvenlik Destek Primi İşveren Payı: Yüzde 22,5
Sosyal Güvenlik Destek Primi İşçi Payı: Yüzde 7,5
Bu tabloya bakıldığında işverenin yüzde 22,5 olan prim yükü 5 puanlık indirim ile yüzde 17,5 olarak belirlenecek ve toplamda oran yüzde 19,5 olacak. Bu iki destek ile ilgili düzenlemenin de EYT yasası ile birlikte devreye girmesi bekleniyor. EYT düzenlemesinin ise aralık ayı sonuna doğru Meclis’e gelmesi bekleniyor. Düzenleme 8 Eylül 1999 öncesinde sigortalı olarak çalışmaya başlamış ve prim ödemiş vatandaşları kapsıyor. 1999 yılında getirilen yaş şartı dolayısıyla emeklilikleri gecikmiş olan bu vatandaşlar çıkartılacak düzenleme ile şartları taşımaları hâlinde emeklilik hakkına kavuşacak. Şartları yerine getirmemiş olanlar ise şartları tamamladıklarında emeklilik hakkına kavuşacaklar.
EYT İLE EMEKLİ OLANLAR ÇALIŞMAYA DEVAM EDEBİLİR Mİ?
Evet. Ancak işveren isterse devam edebilirler. Emeklilik için işçinin istifası durumunda işçi ile işveren arasındaki özel hukuk ilişkisi biter. Yani sözleşme ortadan kalkar. Bu durumda işveren isterse bir bölüm çalışanla devam eder, istemezse devam etmez. Emekli olanların tamamını da istemeleri durumunda çalıştırabilir. Kısaca söz işverenindir. Yönetim hakkını kullanarak istediğini devam ettirir, istediğini ettirme
EYT İÇİN FAZLA MESAİ NASIL HESAP EDİLECEK?
Farklı bir hesap yöntemi yok. Fazla mesai için yürürlükte olan mevzuattan herhangi bir farklılık yok. EYT’li olmak fark ettirmiyor. Fazla mesai düzenlemesinin EYT ile bir ilgisi yok. Fazla mesai yapan da yapmayan da bu değişiklikten eşit şekilde yararlanır.
EYT İÇİN İSTİFA ETMEK Mİ GEREKLİ?
Evet. EYT düzenlemesi sonrasında gerekli sigortalılık ve prim koşullarını yerine getiren kişiler, emekli olmak isterlerse muhakkak “emeklilik sebebiyle istifa” etmek zorundadırlar. İşyeri de işten çıkışı “emeklilik sebebiyle istifa” kodundan SGK’ya bildirmelidir. Hem çalışayım hem de emekli aylığımı aynı anda bağlatayım gibi bir sistem bulunmuyor. Mevzuatta yeri yok böyle bir talebin.
EYT’Lİ İKİNCİ KEZ EMEKLİ OLABİLİR Mİ?
İşten ayrılış nedenlerine bağlı olarak hak kazanabilirler ama tekrar emeklilik nedeniyle kazanamazlar. Yani EYT sebebiyle ayrılıp emekli aylığını bağlatan bir çalışan, tekrar çalışmaya başladığında ikinci kez çalışmaya başladığı andan itibaren en az bir yılı o işyerinde geçirmelidir. Bu koşula bağlı olarak işinden haklı nedenle fesih ile ayrılmış ya da işveren hizmet sözleşmesini geçerli nedenle sonlandırmışsa kıdem tazminatını en son çalıştığı süre üzerinden alır. Ancak çalışanın emekliliği sebep göstererek tekrar o işyerinden kendisinin ayrılması durumunda ikinci kez kıdem tazminatı ödenmez. Emeklilik durumunda sadece bir kez kıdem tazminatı ödenir.
EYT SONRASI İŞE DÖNEBİLİR MİYİM?
Evet. Ancak, işverenle aralarında yaptıkları anlaşmaya bağlıdır. EYT sonrasında işyerinden ayrılıp emekli aylığı bağlatan kişiyle iş yeri arasında özel hukuk ilişkisi sonlanmıştır. Bu nedenle işveren yeni bir ücret önerebilir. Hatta bu ücret daha önce ödenen ücretin altında bile olabilir. Bu durumda işverene herhangi bir yaptırım uygulanamaz. Bu tamamen yeni bir iş ilişkisi olarak algılanacağı için, işçi ile işverenin karşılıklı anlaşmasına bağlıdır.
EYT’Lİ OLUP ÇALIŞANLARIN MAAŞI ARTAR MI?
Ücretlerinin brüt veya net olarak belirlenmesine göre farklılaşabilir. Eğer mevcut ücreti kıdem tazminatı tavanına yakın olacak şekilde artmışsa emekli aylığı olumlu olarak etkilenir
EYT’Lİ OLUP EMEKLİ OLMADAN ÇALIŞMAYA DEVAM EDENLERİN TAZMİNATI NE OLACAK?
Eğer son ayrılış tarihinde kıdem tazminatına hak kazandıracak bir neden varsa tüm süre ve son ücret üzerinden, yoksa EYT’li olunduğu tarihteki ücret ve süre üzerinden faiz yürütülerek tazminat ödenir.
EYT HAKKI KAZANIP ÇALIŞMAYA DEVAM EDENLERİN TAZMİNATI DAHA MI YÜKSEK OLUR?
Yukarıdaki iki ihtimale göre değişir. Yani ücret geliri artacaksa, kıdem tazminatı tavanına yakın gelir elde edilecekse tazminat elbette daha yüksek olur.
EYT EKSİK PRİM NASIL HESAPLANIR?
EYT yasası çıktığında prim ve süre açısından eksikleri olanlar bunları tamamlayarak sisteme girebilecek ve emeklilik hakkı kazanacak. Primini doldurup sigortalılık süresini doldurmayanların beklemesi gerekecek. Düzenleme Eylül 1999 öncesini kapsadığı için Eylül 2024’e kadar tüm EYT’liler sigortalılık süresini doldurmuş olacak. Düzenlemeye bağlı olarak değişecektir. Eğer düzenleme 8 Eylül 1999 öncesinde daha önce var olan kadınlarda 20 erkeklerde 25 yıl sigortalılık süresi ve 5000 prim günü doldurma koşulunu getirirse, EYT mağdurlarının tamamı bu düzenlemeden yararlanır. Ancak sigortalılık süresi ve 5000 prim günü tamamlanmışsa, eğer tamamlanmamışsa, ne zaman bu koşullar yerine getirilirse o gün emekli aylığı için talepte bulunabilirler.
EYT’DE SSK BAĞ-KUR AYRIMI VAR MI?
EYT’nin kapsamı belirlenirken sigorta kolları (SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı) açısından bir ayırım söz konusu olmayacak. Bağ-Kur kapsamında işyeri açan, şirket ortağı olup primini donduranlar bu süreleri canlandırarak prim gün sayısını primlerine ekletebilecek.
EYT’DE BORÇLANMA HAKKI VAR MI?
Salgınla mücadele döneminde kısa çalışmaya ayrılan, ücretsiz izne çıkarılan çalışanların bir kısmı prim günü eksik olduğu için düzenlemeden gecikmeli yararlanmak durumunda kalabilir. Bu sürelere ilişkin borçlanma hakkı verilmesi söz konusu olabilir. EYT kapsamında emekli olacaklar son işyerlerinden oradaki çalışma süresi için kıdem tazminatı alacak.
EYT DÜZENLEMESİ HANGİ YILI KAPSAYACAK?
Prim günü, sigortalılık süresi dolup da yaşı bekleyenlere yönelik bir düzenleme olacak. Prim gün sayısını doldurduğu halde sigortalılık süresi tamamlanmayanların bu süreyi beklemesi gerekiyor. Düzenleme 8 Eylül 1999 öncesini kapsadığı için 8 Eylül 2024’e kadar bütün EYT’lilerin sigortalılık süresi tamamlanmış olacak. Prim eksiği olanlar da borçlanma yoluyla tamamlayabilir.
EYT KAMU ÇALIŞANLARI İÇİN VAR MI?
Kamu kurum ve kuruluşlarında da emeklilik için yaş koşulu bulunuyor. Kamuda emeklilik için yaş haddi 65 olup, 15 hizmet yılını dolduranlar 61 yaş şartıyla emekli olabiliyor.
EYT’Lİ OLDUĞU İÇİN İŞVEREN EMEKLİ EDEBİLİR Mİ?
İş Kanunu’na göre, emeklilik nedeniyle iş sözleşmesini sonlandırma hakkı çalışanın inisiyatifinde bulunuyor. İşverenin bir çalışanı zorla emekli etmesi söz konusu değil. İşveren EYT düzenlemesine göre işçiyi işten çıkaramaz. Kişi EYT’li olduğu için işten çıkarılamaz. Eğer çıkarırsa çalışan iş mahkemesinde dava açabilir. İşyerinin büyüklüğüne göre işe iade davası ve tazminat davaları açı
EYT SONRASI HERKES AYNI EMEKLİ MAAŞI MI ALACAK, EYT SONRASI EMEKLİ MAAŞI NASIL HESAPLANACAK?
EYT düzenlemesi nasıl çıkarsa çıksın emekli aylığının miktarı kişiye özel olacak. Emekli aylığı hesaplanırken, 2000 öncesi, 2000-2008 arası ve 2008 sonrası hizmetler için ayrı ayrı asgari aylık kuralları uygulanıyor. 2000 öncesindeki hizmetler için emekli aylığında alt sınır, en düşük prime esas kazancın yüzde 70’inden az olamıyor. 2000-2008 döneminde bu oran asgari ücretin yüzde 35’ine düşürüldü. 2008 sonrası dönem için asgari ücretin yüzde 35’i uygulanıyor. Bakmakla yükümlü olunan kişiler varsa aylıkları asgari ücretin yüzde 40’ından az olamıyor. EYT’liler başvuruda bulunduğunda bu üç dönem için ayrı ayrı “tam aylık” hesaplanacak. Daha sonra her bir dönemdeki çalışma süresi toplam prim gününe bölünerek o dönem için “kısmi aylık” tutarı hesaplanıyor. Üç dönemin kısmı aylığı toplanarak emekli aylığı bağlanıyor.
EYT İÇİN BORÇLANMA OLACAK MI? EYT BORÇLANMASI NASIL YAPILACAK?
Salgınla mücadele döneminde Mart 2020’den itibaren kısa çalışma, nisandan itibaren de ücretsiz izin uygulamasına gidilmişti. Uygulama haziran ayı sonuna kadar sürmüştü. Kısa çalışmaya ayrılanlara kısa çalışma ödeneği, ücretsiz izne çıkartılanlara da nakdi ücret desteği verildi. Kısa çalışma uygulaması, ücretsiz izne çıkartılanların bazıları prim günü eksik olduğu için ocakta uygulamaya girecek EYT düzenlemesinden daha geç yararlanmak durumunda kalabilir. Bu nedenle yaşanacak olası gecikmeyi önlemek için bu sürelere borçlanma imkânı verilmesi gerekiyor.
EYT İÇİN BAŞVURU SÜRESİ VAR MI?
EYT yasasının kapsamı, başvuru şartları, uygulanma şekli teknik çalışmalar sonrası netleşecek. Tarih, prim, yıl, tazminat, aylık bağlama işlemleri gibi ayrıntılar da yasal düzenleme Meclis’e geldiğinde kamuoyu ile paylaşılacak. Başvuru için verilecek süreyi de aynı şekilde değerlendirmek gerekir.
İlginizi Çekebilir
Dernek ve Vakıflarda Güven Krizi: Yönetici İstismarı Bağışları, Kurumsal İtibarı ve Toplumsal Dayanışmayı Nasıl Çökertiyor?
Haber Analiz | Bankavitrini.com
Dernek ve vakıflar, toplumun en önemli sosyal sermaye kurumları arasında yer alır. Eğitimden sağlığa, kültür-sanattan afete kadar birçok alanda kamu hizmetini tamamlayıcı rol üstlenirler. Bu kurumların en büyük sermayesi ise para değil, güvendir.
Ancak son yıllarda gerek Türkiye’de gerekse dünyada bazı dernek ve vakıflarda ortaya çıkan yönetim zafiyetleri, usulsüzlük iddiaları, çıkar çatışmaları ve kişisel menfaat amaçlı uygulamalar yalnızca ilgili kurumu değil, aynı alanda faaliyet gösteren tüm sivil toplum kuruluşlarını olumsuz etkilemektedir.
Araştırmalar, bağışçıların en önemli karar kriterinin “kuruma duyulan güven” olduğunu gösteriyor. Güven kaybı yaşandığında bağışlar azalıyor, gönüllüler uzaklaşıyor, sponsorlar geri çekiliyor ve kurumların uzun yıllarda oluşturduğu itibar kısa sürede yok olabiliyor.
Dernek ve vakıfların gerçek sermayesi paradan önce güvendir
Bir şirket müşteri kaybettiğinde reklam yaparak yeni müşteri bulabilir.
Bir banka sermayesini artırabilir.
Bir sanayi şirketi yeni yatırımcı bulabilir.
Ancak; bir dernek veya vakıf güvenini kaybettiğinde yerine koyması en zor varlığını kaybetmiş olur.
Çünkü bağış;
- zorunlu değildir,
- tamamen gönüllülük esasına dayanır,
- güven ortadan kalktığında ilk kesilen kaynak haline gelir.
Yönetici istismarının en sık görülen biçimleri
Her usulsüzlük mutlaka suç teşkil etmeyebilir; ancak etik açıdan ciddi güven kaybına yol açabilecek uygulamalar şunlardır:
Mali istismar
- bağışların amacı dışında kullanılması
- kayıt dışı harcamalar
- şeffaf olmayan muhasebe
- belge eksiklikleri
Yetki istismarı
- kararların tek kişi tarafından alınması
- yönetim kurulunun devre dışı bırakılması
- aile bireylerinin yönetimde yoğunlaşması
Çıkar çatışması
- yöneticilerin kendi şirketlerinden mal veya hizmet alınması
- yakın akrabalara iş verilmesi
- ihalesiz alımlar
İtibar istismarı
- kurum adının kişisel kariyer için kullanılması
- siyasi veya ticari çıkar sağlanması
- bağışçı bilgilerinin amacı dışında kullanılması
Güven kaybının ilk etkisi bağışlarda görülür
Bağışçı psikolojisi oldukça nettir.
Bağış yapan kişi şunu düşünür: “Param gerçekten ihtiyaç sahiplerine ulaşıyor mu?”
Bu sorunun cevabı net değilse;
- düzenli bağışlar durur,
- yeni bağışçı kazanımı zorlaşır,
- kurumsal sponsorlar uzaklaşır,
- uluslararası fonlar risk görmeye başlar.
Akademik çalışmalar, dolandırıcılık veya varlık kötüye kullanımı haberlerinin ardından bağışların düştüğünü; etkin şeffaflık, kayıpların telafisi ve yönetişim reformlarının ise güveni kısmen yeniden tesis edebildiğini göstermektedir.
En büyük zarar masum dernek ve vakıflara olur
Bir kurumdaki skandal; aynı alanda çalışan yüzlerce dürüst kuruluşu da etkiler.
Örneğin;
Bir çocuk vakfında yaşanan mali usulsüzlük haberi; diğer çocuk vakıflarının da bağışlarını azaltabilir.
Bir sağlık derneğindeki skandal; tüm sağlık STK’larına duyulan güveni zayıflatabilir.
Bu durum literatürde “güven bulaşıcılığı” olarak da değerlendirilmektedir.
Gönüllüler de kurumdan uzaklaşır
Bağış kadar önemli diğer unsur; gönüllü insan kaynağıdır.
Güven kaybı yaşayan kurumlarda;
- uzmanlar görev almak istemez,
- genç gönüllüler ayrılır,
- yönetim kurullarına kaliteli isim bulmak zorlaşır.
Sonuçta kurum yalnızca finansal değil; aynı zamanda insan sermayesini de kaybeder.
Kurumsal sponsorlar neden çekilir?
Büyük şirketler; Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) bütçelerini aktarırken şu kriterlere bakar:
- bağımsız denetim
- mali raporlar
- yönetişim yapısı
- itibar riski
- şeffaflık
Şüpheli görülen kurumlar sponsorluk listelerinden çıkarılabilir.
Çünkü sponsor şirket de kendi marka değerini korumak ister.
Uluslararası fonlar ilk olarak yönetişime bakıyor
Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, uluslararası kalkınma kuruluşları; yalnızca proje kalitesine değil; aynı zamanda;
- yönetim yapısına,
- iç kontrol sistemine,
- etik kurallara,
- çıkar çatışması politikalarına,
- bağımsız denetime
büyük önem veriyor. Güçlü iç kontrol, risk yönetimi ve bağımsız denetim mekanizmalarının yolsuzluk ve kaynak israfı riskini azalttığı uluslararası standartlarda vurgulanmaktadır.
Dünyadan dikkat çeken örnekler
Amerikan Kızılhaçı (American Red Cross)
Bazı afet bağışlarının kullanımına ilişkin eleştiriler sonrası kurum uzun süre kamuoyu baskısıyla karşılaştı.
Wounded Warrior Project (ABD)
Yönetim harcamaları ve lüks harcama iddiaları bağışlarda ciddi düşüşe neden oldu.
Oxfam
Bazı ülkelerde yaşanan etik skandallar sonrasında;
- bağışlarda azalma,
- üst yönetim değişikliği,
- kapsamlı yönetişim reformları gündeme geldi.
Bu örnekler, tek bir yönetişim krizinin küresel ölçekte itibar kaybına yol açabileceğini gösteriyor.
İyi yönetişim nasıl sağlanır?
Uzmanlara göre güçlü bir dernek veya vakıfta şu mekanizmalar bulunmalıdır:
- bağımsız denetim
- düzenli faaliyet raporları
- kamuya açık mali tablolar
- yönetim kurulu etkinliği
- etik komitesi
- çıkar çatışması politikası
- ihbar mekanizması
- görev sürelerinin sınırlandırılması
- profesyonel iç kontrol sistemi
- dijital bağış izleme altyapısı
OECD, dürüstlük kültürünün ve yönetişim mekanizmalarının sadece yasal düzenlemelerden değil, bunların etkin uygulanmasından beslendiğini vurgulamaktadır.
Türkiye açısından çıkarılacak dersler
Türkiye’de binlerce dernek ve vakıf; eğitim, sağlık, afet, kültür, çevre ve sosyal yardım alanlarında çok önemli çalışmalar yürütüyor.
Ancak birkaç olumsuz örnek; bütün sektörün itibarını zedeleyebiliyor.
Bu nedenle;
- şeffaflık
- hesap verebilirlik
- bağımsız denetim
- profesyonel yöneticilik
- güçlü iç kontrol
artık bir tercih değil, kurumsal sürdürülebilirliğin temel şartı haline gelmiş durumda.
Sonuç
Dernek ve vakıfların en büyük varlığı sahip oldukları bina, araç veya banka hesapları değildir.
Asıl sermayeleri; toplumun güvenidir.
Bu güvenin kaybedilmesi;
- bağışların azalmasına,
- gönüllülerin uzaklaşmasına,
- kurumsal sponsorların çekilmesine,
- uluslararası fonların kesilmesine,
- sosyal projelerin durmasına,
- en önemlisi ise toplumun dayanışma kültürünün zayıflamasına neden olur.
Bir yöneticinin kısa vadeli kişisel çıkarı için yaptığı hata, yalnızca temsil ettiği kuruma değil; aynı amaca hizmet eden yüzlerce dürüst sivil toplum kuruluşuna da zarar verebilir. Bu nedenle güçlü yönetişim, etik yönetim ve hesap verebilirlik; dernek ve vakıflar için yalnızca hukuki bir yükümlülük değil, varlıklarını sürdürebilmelerinin temel güvencesidir.
BANKA HABERLERİ
Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin
Yayınlanma:
4 gün önce|
19/07/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Kamu Bankası Çalışanına Yok, Bazı Meslek Gruplarına Var… Tartışma Büyüyor
Türkiye’de yeşil pasaport (hususi damgalı pasaport) uzun yıllardır belirli kamu görevlileri ve bazı özel statülü meslek gruplarına tanınan önemli bir ayrıcalık olarak uygulanıyor. Son dönemde ise bu kapsamın genişletilmesine yönelik peş peşe kanun teklifleri TBMM’ye sunulurken; ülke ekonomisinin en stratejik sektörlerinden biri olan bankacılık sektörünün bu hakkın tamamen dışında bırakılması sektör içinde yeniden tartışılmaya başlandı. Meclis gündemine mühendislerden mimarlara, diş hekimlerinden veteriner hekimlere kadar birçok meslek grubu için yeşil pasaport teklifleri gelirken, yaklaşık 200 bini aşkın bankacıyı temsil eden sektör için bugüne kadar benzer bir düzenleme bulunmuyor.
Bankacılar neden bu talebi dile getiriyor?
Bankacılık artık yalnızca kredi kullandıran klasik bir sektör olmaktan çıktı.
Bugün bankacılar;
- Uluslararası finans kuruluşlarıyla çalışıyor,
- Avrupa ve ABD’deki regülasyonları takip ediyor,
- Basel kriterleri,
- AML/KYC,
- FATF,
- ESG,
- Dijital bankacılık,
- Yapay zeka,
- Siber güvenlik,
- SWIFT,
- uluslararası ödeme sistemleri gibi konularda sürekli yurtdışı temasları yürütüyor.
Özellikle;
- dış ticaret finansmanı,
- proje finansmanı,
- yatırım bankacılığı,
- sendikasyon kredileri,
- ihracat finansmanı,
- fintech iş birlikleri
gibi alanlarda çalışan binlerce bankacı yıl içerisinde çok sayıda uluslararası seyahat gerçekleştirmek zorunda kalıyor.
Bankacılık sektörü temsilcilerine göre bu durum, yeşil pasaport talebinin temel gerekçelerinden biri haline geliyor.
Kamu bankalarında çalışanlar da alamıyor
İşin dikkat çeken yönlerinden biri ise;
Türkiye’nin en büyük kamu bankaları olan;
- Ziraat Bankası
- Halkbank
- VakıfBank
çalışanlarının büyük bölümünün de yeşil pasaport hakkına sahip olmaması.
Sadece özelleştirme öncesi belirli statülerde görev yapan bazı eski personeller için geçmişten gelen özel hükümler bulunurken, günümüzde göreve başlayan kamu bankası çalışanları bu kapsamın dışında kalıyor.
Bu nedenle sektör içinde; “Kamu adına çalışan bankacıya bile yeşil pasaport verilmezken, farklı birçok meslek grubu için yeni teklifler hazırlanıyor” eleştirileri dile getiriliyor.
Kimler bugün Yeşil Pasaport alabiliyor?
Mevcut mevzuata göre başlıca gruplar şunlar:
Kamu kesimi
- 1., 2. ve 3. derece devlet memurları
- Aynı derecedeki bazı sözleşmeli kamu görevlileri
- Emekli olduktan sonra bu hakkı koruyan kamu görevlileri
Siyasi görevler
- Eski milletvekilleri
- Eski bakanlar
Yerel yönetimler
- Büyükşehir belediye başkanları
- İl ve ilçe belediye başkanları (görev süresince)
Devlet sporcuları
Uluslararası başarı kazanmış devlet sporcuları
İhracatçılar
Belirli ihracat hacmini sağlayan ihracatçı firmaların yetkilileri de belirli kontenjanlar dahilinde hususi damgalı pasaport alabiliyor.
TBMM’de hangi meslek grupları için teklifler var?
Son dönemde Meclis’e sunulan teklifler incelendiğinde kapsamın giderek genişletilmeye çalışıldığı görülüyor.
Mühendisler
En az 15 yıl kıdeme sahip TMMOB üyeleri için yeşil pasaport verilmesini öngören teklif İçişleri Komisyonu’nda bekliyor.
Mimarlar
Mühendislerle birlikte teklif kapsamında yer alıyor.
Diş Hekimleri
15 yıl kıdeme sahip diş hekimleri için teklif verildi.
Veteriner Hekimler
Aynı teklif içerisinde bulunuyor.
Avukatlar
Belirli kıdeme sahip avukatlara yönelik farklı kanun teklifleri de Meclis gündemine taşındı.
Bankacılar neden kapsam dışında?
Aslında bankacılık;
- Türkiye’nin finansal istikrarını yöneten,
- ihracatı finanse eden,
- yatırımları organize eden,
- dış finansmanı sağlayan,
- uluslararası sermaye girişlerinde kritik rol oynayan
stratejik sektörlerden biri.
Bugün;
- sendikasyon kredileri,
- Eurobond işlemleri,
- IFC,
- EBRD,
- Dünya Bankası,
- Asya Altyapı Yatırım Bankası,
- uluslararası yatırım fonları
ile sürekli temas halinde çalışan binlerce bankacı bulunuyor.
Buna rağmen sektör çalışanlarının hiçbirinin meslekleri nedeniyle yeşil pasaport hakkı bulunmuyor.
Dünyadaki uygulamalar ne gösteriyor?
Birçok ülkede pasaport ayrıcalıkları daha çok diplomatik statüye bağlı olarak veriliyor.
Ancak iş insanlarına ve stratejik sektör çalışanlarına;
- hızlı vize,
- uzun süreli çok girişli vizeler,
- fast-track uygulamaları,
- güvenilir yolcu programları
gibi kolaylıklar sağlanıyor.
Türkiye’de ise bu kolaylıkların önemli bölümü ihracatçılar için uygulanırken bankacılık sektörü aynı kapsamda değerlendirilmiyor.
Sektörün ekonomik büyüklüğü
Türk bankacılık sektörü;
- yaklaşık 200 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor,
- Türkiye ekonomisinin finansmanını yürütüyor,
- yüz milyarlarca dolarlık dış finansman işlemlerini organize ediyor,
- ihracat finansmanının ana aktörü konumunda bulunuyor.
Bu nedenle sektör temsilcileri; “uluslararası rekabet gücü açısından bankacılara da belirli kriterlerle yeşil pasaport verilmesi gerektiğini” savunuyor.
Olası model ne olabilir?
Tüm bankacılara sınırsız bir hak yerine;
örneğin;
- en az 15 yıl kıdeme sahip,
- BDDK lisanslı bankalarda çalışan,
- uluslararası işlemlerde görev yapan,
- belirli unvan seviyesine ulaşmış
bankacılar için kademeli bir model oluşturulabileceği ifade ediliyor.
Benzer kriterler ihracatçılar ve bazı meslek grupları için zaten uygulanıyor.
Bankavitrini Analizi
Kamu yönetimi, yeşil pasaportu yıllar içinde yalnızca kamu görevlilerine özgü bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp belirli ekonomik ve mesleki katkı sağlayan grupları da kapsayacak şekilde genişletmeye başladı.
Mühendisler, mimarlar, diş hekimleri, veteriner hekimler ve avukatlar için peş peşe teklifler hazırlanırken; Türkiye ekonomisinin finansmanını sağlayan bankacılık sektörünün bu tartışmaların dışında kalması dikkat çekiyor.
Özellikle kamu bankalarında görev yapan ve kamu adına uluslararası finansal ilişkileri yöneten profesyoneller açısından da bu durum “eşitlik” tartışmasını beraberinde getiriyor.
Bankacılara yeşil pasaport verilmesi, yalnızca bir seyahat kolaylığı değil; Türkiye’nin finans sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırabilecek, finans diplomasisini destekleyebilecek ve sektör çalışanlarına verilen kurumsal değerin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde TBMM gündemine bankacılık sektörü için de benzer bir kanun teklifinin gelip gelmeyeceği, finans çevrelerinin yakından takip edeceği başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.
BANKA HABERLERİ
Yurt Dışı Eğitim mağdurları: Chargeback ile Para İadesi Alabilir
Yurt Dışındaki Okula Kayıt Yaptırıp Eğitim Alamayan Öğrenciler Dikkat! Kredi Kartıyla Ödenen Eğitim Ücretleri Geri Alınabilir mi?
Yayınlanma:
5 gün önce|
18/07/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Alınmayan Hizmet İçin Chargeback (Ters İbraz) Hakkı Gündemde
Son dönemde özellikle dil okulları, yaz okulları, üniversite hazırlık programları ve özel eğitim kurumlarına kayıt yaptıran çok sayıda Türk öğrenci ve veli; vize reddi, okulun kapanması, programın iptal edilmesi, eğitimin başlamaması veya vaat edilen hizmetin sunulmaması gibi nedenlerle önemli mağduriyetler yaşamaya başladı.
Bu mağduriyetlerin önemli bir bölümünde ödemeler kredi kartı ile gerçekleştirildi.
Oysa birçok tüketicinin bilmediği önemli bir hak bulunuyor: Kredi kartıyla ödenen ancak karşılığında hizmet alınamayan eğitim ücretleri için bankaya “Chargeback (Ters İbraz / Harcama İtirazı)” başvurusu yapılabiliyor.
Bankacılık sektörü açısından bu süreç oldukça teknik olmakla birlikte, uluslararası kart kuruluşlarının kuralları tüketicilere önemli korumalar sağlıyor.
Bankaya Başvurmak İlk Adım
Öncelikle unutulmaması gereken konu şudur: Burada dava açılması ilk aşama değildir.
İlk yapılması gereken işlem; Ödemeyi yapılan kredi kartını çıkaran bankaya harcama itirazında bulunmaktır.
Bu işlem bankacılık sektöründe;
- Chargeback
- Ters İbraz
- Harcama İtirazı
- Dispute
olarak adlandırılır.
Chargeback Nedir?
Chargeback; Kart sahibinin; “Ben bu hizmeti alamadım” veya “Satıcı sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmedi” iddiasıyla bankasından yaptığı resmi geri ödeme talebidir.
Burada dikkat edilmesi gereken konu; Bu hak yalnızca dolandırıcılık işlemleri için değildir.
Aynı zamanda;
- hizmet verilmemesi
- eksik hizmet
- iptal edilen organizasyon
- kapanan okul
- hiç başlamayan eğitim
gibi durumlarda da kullanılabilir.
Eğitim Hizmeti İçin de Geçerlidir
Visa ve Mastercard kurallarına göre; “Hizmet sunulmaması” chargeback sebeplerinden biridir.
Bu nedenle;
- yurtdışı dil okulu
- üniversite
- yaz okulu
- eğitim danışmanlığı
- sertifika programı
gibi eğitim hizmetleri de kapsam içine girebilir.
Hangi Durumlarda Para Geri Alınabilir?
En sık karşılaşılan örnekler şunlar:
1- Okul hiç açılmadı
Ödeme yapıldı.
Ancak okul faaliyet göstermedi.
2- Eğitim başlamadı
Kayıt yapıldı.
Ancak eğitim verilmedi.
3- Vize reddi sonrası okul ücret iadesi yapmadı
Bazı sözleşmelerde; Vize reddinde ücret iadesi yazmasına rağmen ödeme yapılmayabiliyor.
4- Okul iflas etti
Faaliyet durduğu için hizmet alınamadı.
5- Danışman firma ortadan kayboldu
Ödeme alınmasına rağmen okul kaydı yapılmadı.
6- Eğitim çevrimiçine çevrildi
Yüz yüze eğitim vaat edilmesine rağmen tamamen farklı hizmet sunuldu.
7- Eğitim iptal edildi
Program hiç başlamadı.
Banka Süreci Nasıl İşliyor?
Süreç genel olarak şu şekilde ilerliyor.
1. Kart sahibi bankaya başvuruyor.
Belgelerini sunuyor.
↓
2. Banka inceleme yapıyor.
↓
3. Kart kuruluşuna (Visa/Mastercard) başvuruyor.
↓
4. İşlem iş yerine iletiliyor.
↓
5. İş yeri savunma yapıyor.
↓
6. Haklı bulunursa ücret karta iade ediliyor.
Bankaya Hangi Belgeler Verilmeli?
Ne kadar güçlü belge sunulursa başarı ihtimali de o kadar yükseliyor.
Örneğin;
- ödeme dekontu
- kredi kartı ekstresi
- okul sözleşmesi
- kayıt belgesi
- kabul mektubu
- e-postalar
- okulun iptal yazısı
- vize reddi
- hizmet verilmediğine ilişkin belgeler
- danışman firma yazışmaları
- ücret iadesinin reddedildiğini gösteren cevaplar
başvuru dosyasına eklenebilir.
Süre Sınırı Var mı?
Evet.
Chargeback işlemlerinde süre önemlidir.
Kart kuruluşlarının kurallarına göre başvuru süreleri işlem türüne göre değişebilmekle birlikte, hizmetin verilmesi gereken tarihten itibaren belirli süreler içinde itiraz edilmesi gerekir.
Bu nedenle mağduriyet oluşur oluşmaz bankaya başvurmak önem taşır.
Gecikme, hak kaybına yol açabilir.
Banka Başvuruyu Reddederse Ne Olur?
Her ret kararı kesin değildir.
Tüketici;
- ek belge sunabilir,
- yeniden değerlendirme talep edebilir,
- tüketici hakem heyeti veya mahkemeye başvurabilir (uyuşmazlığın niteliğine göre),
- gerekirse uluslararası kart kuralları kapsamında bankanın süreci nasıl yürüttüğünü sorgulayabilir.
Havale ile Ödeyenler Aynı Hakka Sahip mi?
Hayır.
Burada önemli fark oluşuyor.
Kredi kartı
Chargeback uygulanabilir.
Havale
Chargeback mekanizması yoktur.
Bu durumda;
- sözleşme hükümleri,
- hukuk davaları,
- icra yolları
ön plana çıkmaktadır.
Dolayısıyla kredi kartıyla ödeme yapanlar önemli bir avantaja sahip olabiliyor.
Yurt Dışı Eğitim Sektöründe Yeni Risk
Son yıllarda;
- artan döviz kuru,
- bazı eğitim kurumlarının mali sorunları,
- vize süreçlerinin uzaması,
- öğrenci sayılarındaki dalgalanma
nedeniyle uluslararası eğitim sektöründe iptal edilen program sayısı da arttı.
Özellikle pandemi sonrası birçok ülkede eğitim modeli değişirken, bazı okullar hibrit veya çevrimiçi modele geçti.
Bu durum da yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden oldu.
Bankalar Açısından Risk
Chargeback sayısındaki artış; bankalar açısından da operasyonel yük oluşturuyor.
İhraççı banka; müşterisini korurken, iş yeri bankası (Acquirer) ise satıcıyı temsil ediyor.
Dolayısıyla;
- belge incelemeleri
- uluslararası kart kuralları
- zaman yönetimi
- hukuki değerlendirmeler
önem kazanıyor.
Eğitim Kurumları Açısından Sonuç
Chargeback oranı yükselen kurumlar;
- daha yüksek komisyon ödeyebilir,
- riskli iş yeri olarak sınıflandırılabilir,
- ödeme alma kabiliyetini kaybedebilir,
- kart kabul sözleşmeleri sona erebilir.
Bu nedenle eğitim kurumlarının sözleşme hükümlerine uygun davranmaları ve iptal/iade süreçlerini şeffaf yürütmeleri kritik önem taşıyor.
Uzmanlar Ne Öneriyor?
Uzmanlar, yurt dışı eğitim hizmeti satın almadan önce şu noktalara dikkat edilmesini öneriyor:
- Sözleşmede iade koşullarını ayrıntılı okuyun.
- Vize reddi halinde uygulanacak prosedürü yazılı olarak teyit edin.
- Ödemeleri mümkünse kredi kartıyla yapın.
- Tüm yazışmaları saklayın.
- Hizmet sunulmadığında beklemeden bankanıza harcama itirazında bulunun.
- Başvurunuza mümkün olduğunca fazla belge ekleyin.
Bankacılık Sektörü Açısından Değerlendirme
Dijital ödemelerin hızla arttığı günümüzde kredi kartı yalnızca bir ödeme aracı değil, aynı zamanda tüketici açısından önemli bir koruma mekanizması sunuyor.
Uluslararası kart sistemlerinin geliştirdiği Chargeback (Ters İbraz) uygulaması, tüketicilerin hiç alamadıkları veya sözleşmeye uygun şekilde sunulmayan hizmetler nedeniyle mağdur olmalarını önlemeyi amaçlıyor.
Özellikle yurt dışı eğitim, turizm, havayolu, etkinlik organizasyonları ve dijital hizmetlerde bu mekanizma her geçen yıl daha fazla kullanılıyor.
Bankalar açısından ise bu süreç, hem müşteri memnuniyetini korumak hem de uluslararası kart kuruluşlarının kurallarına uyum sağlamak bakımından büyük önem taşıyor.
Özet
Yurt dışında eğitim almak amacıyla kayıt yaptıran ancak çeşitli nedenlerle eğitim hizmetinden yararlanamayan öğrenciler ve veliler için kredi kartıyla yapılan ödemelerde chargeback (ters ibraz) önemli bir hukuki ve finansal başvuru yolu olabilir. Ancak her olay kendi sözleşmesi, ödeme şekli ve hizmetin sunulmama nedenine göre ayrı değerlendirilir. Başvurunun güçlü belgelerle ve gecikmeden yapılması, sürecin başarı şansını artırır.
Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Chargeback başvurularının kabulü; Visa ve Mastercard kuralları, kartı çıkaran bankanın incelemesi, iş yerinin savunması ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Her hizmetin otomatik olarak iade edileceği anlamına gelmez.
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.039)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.603)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (579)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.978)
- GÜNCEL (4.522)
- GÜNDEM (3.557)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.722)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.466)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (821)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (114)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (57)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (93)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Tesla'nın kârı ikinci çeyrekte beklentilerin altında kaldı 22/07/2026
- Amazon, yapay zeka biriminde işten çıkarmaya gitti 22/07/2026
- Erakçi: ABD saldırısına destek verenler meşru hedef olacak 22/07/2026
- Güney Kore'den Hürmüz iddialarına yalanlama 22/07/2026
- "İran'ın petrol satamadığı bölgede kimse petrol satamaz" 22/07/2026
- AB'den Paramount-Warner Bros. anlaşmasına şartlı onay 22/07/2026
- Musk, yapay zekayla "The Odyssey" çekeceğini duyurdu 22/07/2026
- Çin ve ASEAN'dan enerji işbirliğini güçlendirme kararı 22/07/2026
- Reel kesimin döviz açığı Mayıs'ta 204,4 milyar dolar oldu 22/07/2026
- İç talep göstergesi Temmuz'da sert gerilemeye işaret etti 22/07/2026
SON YAZILAR
- Altın ve Gümüş: Nerede kalmıştık? 22/07/2026
- Savaşın gölgesinde gözler yeniden teknoloji devlerinin bilançolarında 21/07/2026
- Finansman giderleri/faaliyet karı oranı 2025’te de çok yüksek 21/07/2026
- İSO, “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” Araştırmasının Sonuçlarını Açıkladı 21/07/2026
- Ekonomide “Ruj Etkisi” Nedir? 20/07/2026
- KGF Akbank Mobil’de 20/07/2026
- HANGİ SEKTÖRLERE YATIRIM YAPMALI, HANGİLERİNE YAPMAMALI ? 20/07/2026
- Dernek ve Vakıflarda Güven Krizi 19/07/2026
- Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin 19/07/2026
- Şirkete Değil, Kariyerinize Sadık Kalın 18/07/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
