Connect with us

GÜNDEM

Bütün sorular için EYT rehberi

Emeklilik Yaşa Takılanlar (EYT) için yasal düzenlemenin birkaç gün içinde açıklanması bekleniyor. Düzenleme daha sonra Meclis’e gidecek. Milyonlarca kişiyi yakından ilgilendiren düzenleme konusunda çok sayıda sorunun yanıtı aranıyor. Düzenlemede yaş sınırı olacak mı? EYT maaş hesaplaması nasıl yapılacak? İşverene EYT desteği nedir? EYT ile emekli olan aynı iş yerinde çalışabilir mi, ikinci kez emekli olabilir mi? EYT sonrası işveren zorunlu emekli eder mi? gibi soruların yanıtları “EYT Rehberinde”

Yayınlanma:

|

Emeklilikte yaşa takılanları (EYT) ilgilendiren yasal düzenlemenin ana hatlarının bu hafta açıklanması bekleniyor.

Kamuoyunu duyurulmasının ardından TBMM’ye sunulacak çalışma sonrasında milyonlarca çalışanın iş düzeni etkilenecek. Yasal düzenlemeyle birlikte emekliliğe hak kazanmasına karşın gerekli yaş sınırını karşılamayan yüzbinlerce çalışana emeklilik yolu açılacak.

Düzenleme uzun yıllardır beklenmesine karşın, EYT kapsamında emekli olup işlerine devam etmek isteyenlerin durumu, işverenlerin emeklilik hakkı kazanan personeli çalıştırmaya devam edip etmeyeceği, emekli olup işe dönmek isteyenlerin durumu da belirsizdi ve bunlar da kısa sürede netleşecek.

Emekli olup çalışmaya devam edebilir misiniz? EYT düzenlemesi sonrası tazminatınızı almadan çalışmaya devam edebilir misiniz, EYT düzenlemesinden sonra istifa etmeden emekli olabilir misiniz? gibi çok sayıda sorunun yanıtı merak ediliyordu. NTV düzenleme sonrasında yanıtı aranacak sorular için kapsamlı bir EYT rehberi hazırladı. İşte sorular ve yanıtlarla EYT rehberi. 

EYT NEDİR? 

8 Eylül 1999 tarihine kadar sigortalılık süresini ve prim gününü tamamlayan çalışanlar emekli olabiliyordu. Fakat kanunda yapılan değişiklik ile bu iki kriterin yanına bir de yaş kriteri eklendi. Böylelikle 1999’da yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Kanunu’nda yapılan değişiklikle emekli olma yaşı değişti.

Kanundaki değişiklik öncesinde kadınlarda 20 yıl, erkeklerde ise bu değişiklik öncesi 5000 gün prim şartı ve 25 yıl sigortalılık süresi yeterliydi. 5000 gün prim yaklaşık olarak 13.5 yıla denk düşerken 18 yaşında çalışmaya başlayan bir kadın 38, 18 yaşında çalışmaya başlayan bir erkekse 43 yaşında emekli olabiliyordu.

1 Ocak 1972 doğumlu, 1 Temmuz 1994’te ilk kez sigortalı işe başlayan bir erkek işçi, çalışmaya başladığı dönemde yürürlükte olan kanun gereği 5000 prim gününü ve 25 yıl sigortalılık süresini tamamladıktan sonra emekli olabiliyordu. İşçi; 25 yıllık sigortalılık süresini tamamladığı 1 Temmuz 2019 tarihinde, 5000 prim günü ödemesini de tamamlandıysa 47 yaşında emekli olabiliyordu. Fakat 1999 yılında yapılan kanun değişikliğiyle aynı işçi 5750 gün prim ödeme, 55 yaş ve 25 yıl sigortalılık şartlarını yerine getirdiği takdirde emekli olabiliyor. Yıl bazında hesaplanırsa işçinin emekliliği 8 yıl ötelendi 750 gün fazladan prim ödemesi gerekti.

8 Eylül 1999 tarihinde 4447 sayılı Kanun ile birlikte kadınlarda emeklilik yaşı 58, erkeklerde 60 oldu. 2008 yılına gelindiğinde ise ilk kez sigortalı olarak işe başlayacaklar için 5510 sayılı Kanun ile emeklilik yaşı 65’e yükseltildi. Emeklilikte yaşa takılanlar (eyt) ; sigorta başlangıç tarihi 9 Eylül 1999’dan önce olanları ve emekli olmak için gereken prim günü ve sigortalılık süresi şartını sağlamış olsa dahi yaşından dolayı emekli olamayanları kapsar. Kendilerine ” EYT mağduru” diyen kişiler yaşlarından dolayı emekli olamıyor. Rakamlara bakıldığında ise Türkiye’de yaklaşık 6 milyon kişinin EYT’li olarak sayılabilir.
En açık ifadeyle emeklilik sigortası girişi 8 Eylül 1999 tarihinden önce olan kişiler EYT kapsamında yer alıyor. Yaş ve tarihle ilgili son durum yasal düzenlemenin açıklanmasından sonra net haline kavuşacak.

EYT TARTIŞMASI NASIL BAŞLADI? 

EYT sebebiyle emeklilik tarihleri ötelenen kişiler, 1999 yılında yapılan değişikliğin geçmişe dönük uygulamasının kaldırılmasını talep ediyor. Yani 1999 öncesinde çalışmaya başlayanlar, prim gün sayılarını ve sigortalılık sürelerini doldurduklarında yaşlarına bakılmaksızın emekli olmak istiyor. Emeklilik yaşı kaç, sorusunun cevabı kadınlar ve erkekler için farklı olurken sigortalılık süresi, sigortanın yapıldığı tarih ve ödenen prim günü yaşı etkileyen faktörler olarak karşımıza çıkıyor.

EYT EMEKLİLİK ŞARTLARI NEDİR?

– 8 Eylül 1999 tarihinden önce sigorta kaydının bulunması,
– 5000 günlük prim ödemesinin tamamlanması,
– Kadınlar için 20, erkekler için 25 yıl sigortalılık süresinin dolması gerekir. Tüm bu konuların yasal düzenlemenin açıklanması sonrasında kesin halini alması bekleniyor.

EYT MAAŞ HESAPLAMASI NASIL YAPILIR? 

Emeklilikte yaşa takılanlar için maaş hesaplamasında şu 3 dönem önemli;

– 1999 yılı öncesi
– 1999 – 2008 yılları arası
– 2008 yılı sonrası

Bu üç dönemdeki hesaplamalar yapıldıktan sonra emeklilikte yaşa takılanlar için maaş hesaplaması yapılır. Yani emekli maaşı hesaplaması, çalışanın sigortalılık dönemindeki tüm kazançlar dikkate alınarak hesaplanır.

EYT MAAŞ HESABINDA NEYE BAKILIR? 

EYT maaş hesaplaması yapılırken şu kriterler dikkate alınır:

– İşçinin aylık kazancı,
– İşçinin çalıştığı yıl,
– İşçinin yaşının dolmasını beklerken ödediği fazladan prim miktarı,
– Çalışanın çalışma süresine ara verip vermediği,
– Çalışma süreleri, etkenleri göz önüne alınır.

EYT HERKESİ KAPSIYOR MU? 

EYT yasasına tabi olan her çalışan emekli olamayacak. 8 Eylül 1999 tarihinden önce var olan sigortalılık süresi ve prim günü şartı halihazırda geçerlidir. Prim günü ya da sigortalılık süresi eksik olan çalışanlar, bu eksikliklerini tamamladıktan sonra emekli olmak için başvurabilir.Tüm bu konuların yasal düzenlemenin açıklanması sonrasında kesin halini alması bekleniyor ancak hükümetin açıklamaları genel olark geniş bir kitlenin uygulamadan yararlanacağını gösteriyor.

EYT İÇİN KAÇ GÜN LAZIM?

2019 yılında kadınlar için 20 yıllık sigortalılık süresi tamamlandığı için kadın çalışanlar yalnızda prim günü şartını yerine getirerek emekli olabilir. Erkekler içinse 25 yıllık süre bazı sigortalılar için henüz tamamlanmamıştır. 1997, 1998, 1999 yıllarında işe girenler 25 yıllık sürelerini 2022, 2023, 2024 yıllarında tamamlar ve böylelikle emekli olabilir. Emeklilikte yaşa takılanlar arasından sigortalılık süresini en son tamamlayacak erkek ise 8 Eylül 2024’te emekli olabilecek süreye ulaşabilir. Eksik primi tamamlamak için çeşitli formüller bulunur. İşte bu formüllerden biri:

Kısmi emeklilik:

8 Eylül 1999 tarihinden önce sigortalı olan, fakat emeklilikte yaşa takılan biri 3600 gün prim ödeme şartı ile birlikte yaş şartını yerine getirdiği takdirde emekli olabilir. 8 Eylül 1999 tarihinden önce sigortalı olan bir kadın çalışan 50 yaşına geldiyse ve 10 yıllık sigorta primi ödediyse; erkek çalışan ise aynı sigorta primini ödemesi ile birlikte 55 yaşını doldurduysa emekli olabilir.

ASKERLİK BORÇLANMASI EYT’Yİ ETKİLER Mİ?

Evet. Erkekler için askerlik ve emeklilik birbirini etkileyebilir. Eğer askerlik sigorta tarihinden önce yapıldıysa, borçlandığınız gün kadar işe giriş tarihi de geri çekilir. Erkekler askerde geçirdikleri günleri satın alarak prim günlerine ekleyebilir. Fakat yapılan düzenlemeyle askerlik borçlanması EYT kapsamında yer almazsa sigortalı çalışanlar ödedikleri borçlanma tutarını geri alabilir. Ancak askerlik borçlanması ile ilgili henüz netleşen bir durum söz konusu değil.

EYT’DE KIDEM TAZMİNATI KİM ÖDER?

İşveren öder. EYT’liler de mevcut sisteme göre kıdem tazminatı alacak. Emekli olan çalışanlar son işyerindeki çalışma süresi için kıdem tazminatı alacaklar. Her bir çalışma yılı için 30 günlük (brüt) ücreti tutarında kıdem tazminatı verilecek. Kıdem tazminatı tavanını (güncel tavan 15.371 lira) aşan ücrete sahip çalışanlara ise her bir çalışma yılı için tavan tutarı kadar tazminat ödemesi yapılacak. Emekli olacak sayısına göre işverene ek yük getirmemesi için taksitle ödeme gibi uygulamalara gidilmesi de söz konusu olabilir.

Emeklilikte yaşa takılanlar da mevcut sisteme göre kıdem tazminatından yararlanabilir. Çalışanlar son iş yerlerindeki çalışma süreleri için kıdem tazminatı alabilirken, her çalışma yılı için 30 günlük brüt ücret tutarında kıdem tazminatı verilir. Bu noktada emekli olacak kişi sayısı da önemli. İş yerinde emekli olacak kişi sayısı fazlaysa kıdem tazminatlarının taksitle ödenmesi söz konusu olabilir. Bu konuda net bir bilgi de henüz mevcut değil. Çalışmalar sırasında işverenlere EYT yükünün hafifletilmesi için tazminatın taksitle ödenmesi ve düşük faiz fon desteği verilmesi gündeme geldi. Bakanlık bu konuda yaptığı açıklamada, işverenleri rahatlatmak için bu düzenlemelerin yapılacağını söyledi. Yasal düzenlemenin açıklanmasının ardından işverenlere yönelik çalışmanın da açıklanması bekleniyor.

İŞVERENE EYT DESTEĞİ NEDİR? 

Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) ile ilgili düzenleme çalışmaları devam ederken bu noktada hükümetten hem EYT’lileri hem de işverenleri ilgilendiren iki önemli destek açıklaması yapıldı. Bunlardan birincisi tazminatlarla ilgili olurken diğeri ise çalışan emeklilerin primiyle ilgili oldu.

Bilindiği gibi 1475 sayılı Yasa’nın 14. maddesi gereğince emeklilik kıdem tazminatı gerektiren durumlardan birisi. Yasa gereği kıdem tazminatı alabilmek için çalışanların kendi istek ve kusuru dışında işten çıkartılması gerekiyor. Ancak kendi isteği ile ayrılanların kıdem tazminatı alabilmesinin de yolu var. Bunlardan birisi de emeklilik. Yani emeklilik sebebiyle işten ayrılacak birisi kıdem tazminatını alabiliyor. Burada tek şart en az bir yıl çalışmak gerekiyor. Dolayısıyla EYT düzenlemesi sonrasında emeklilik hakkı kazanacak olan sigortalılar işlemleri başlatabilmek için iş yerlerinden ayrılacaklar. Bu yüzden de kıdem tazminatı talep edebilecekler. İşverenler önemli bir sayıda EYT’linin tazminat talebini karşılamakta zorlanacakları gerekçesiyle açıklama yapmışlardı. Hükümet bu noktada işverenlere kıdem tazminatlarını ödemeleri için Kredi Garanti Fonu (KGF) destekli düşük faiz ve uzun vadeli tazminat kredisi için çalışmalara başladı. Bu sayede hem işverenler tazminat yükünü hafifletmiş olacak hem de emekli olacak EYT’liler için bir kıdem tazminatı sorunu yaşanmayacak. EYT’lilerin kıdem tazminatları garanti altına alınmış olacak.
İkinci destek ise yine emekli olacak EYT’lilerin daha sonra çalışmaya devam etmeleriyle ilgili geldi. Bilindiği gibi yasalarımızda emekli olduktan sonra çalışmanın önünde bir engel bulunmuyor. Emekli olan sigortalılar daha sonra Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP) ödenerek herhangi bir iş yerinde çalışabiliyor ya da kendi işlerini yürütebiliyor. Çalıştıkları için de emekli maaşları kesilmiyor. Burada tek istisna kamuda çalışmak. Emekliler kamuda çalışırlarsa emekli maaşları kesiliyor.
Bu noktada emekli olduktan sonra çalışanlar için ödenen primlerde işverenin yükü biraz daha fazla. Çalışanın prim oranı düşerken işverenin ödediği primin oranı yükseliyor. Bu yüzden işverenlere EYT’lileri çalıştırmaları hâlinde 5 puanlık prim desteği de verilecek. Böylece emekli olduktan sonra çalışanlar ile diğer çalışanlar arasındaki prim farkı da ortadan kalkmış olacak. Prim oranları iki grup için şöyle belirleniyor:
Normal çalışan

İşçi SGK primi: Yüzde 14
İşçi işsizlik sigortası primi: Yüzde 1
İşveren SGK primi: Yüzde 15,5
İşveren işsizlik sigortası primi: Yüzde 2
Emekli çalışan

Kısa Vadeli Sigorta Kolları Primi İşveren Payı: Yüzde 2
Sosyal Güvenlik Destek Primi İşveren Payı: Yüzde 22,5
Sosyal Güvenlik Destek Primi İşçi Payı: Yüzde 7,5
Bu tabloya bakıldığında işverenin yüzde 22,5 olan prim yükü 5 puanlık indirim ile yüzde 17,5 olarak belirlenecek ve toplamda oran yüzde 19,5 olacak. Bu iki destek ile ilgili düzenlemenin de EYT yasası ile birlikte devreye girmesi bekleniyor. EYT düzenlemesinin ise aralık ayı sonuna doğru Meclis’e gelmesi bekleniyor. Düzenleme 8 Eylül 1999 öncesinde sigortalı olarak çalışmaya başlamış ve prim ödemiş vatandaşları kapsıyor. 1999 yılında getirilen yaş şartı dolayısıyla emeklilikleri gecikmiş olan bu vatandaşlar çıkartılacak düzenleme ile şartları taşımaları hâlinde emeklilik hakkına kavuşacak. Şartları yerine getirmemiş olanlar ise şartları tamamladıklarında emeklilik hakkına kavuşacaklar.

EYT İLE EMEKLİ OLANLAR ÇALIŞMAYA DEVAM EDEBİLİR Mİ? 

Evet. Ancak işveren isterse devam edebilirler. Emeklilik için işçinin istifası durumunda işçi ile işveren arasındaki özel hukuk ilişkisi biter. Yani sözleşme ortadan kalkar. Bu durumda işveren isterse bir bölüm çalışanla devam eder, istemezse devam etmez. Emekli olanların tamamını da istemeleri durumunda çalıştırabilir. Kısaca söz işverenindir. Yönetim hakkını kullanarak istediğini devam ettirir, istediğini ettirme

EYT İÇİN FAZLA MESAİ NASIL HESAP EDİLECEK?

Farklı bir hesap yöntemi yok. Fazla mesai için yürürlükte olan mevzuattan herhangi bir farklılık yok. EYT’li olmak fark ettirmiyor. Fazla mesai düzenlemesinin EYT ile bir ilgisi yok. Fazla mesai yapan da yapmayan da bu değişiklikten eşit şekilde yararlanır.

EYT İÇİN İSTİFA ETMEK Mİ GEREKLİ?

Evet. EYT düzenlemesi sonrasında gerekli sigortalılık ve prim koşullarını yerine getiren kişiler, emekli olmak isterlerse muhakkak “emeklilik sebebiyle istifa” etmek zorundadırlar. İşyeri de işten çıkışı “emeklilik sebebiyle istifa” kodundan SGK’ya bildirmelidir. Hem çalışayım hem de emekli aylığımı aynı anda bağlatayım gibi bir sistem bulunmuyor. Mevzuatta yeri yok böyle bir talebin.

EYT’Lİ İKİNCİ KEZ EMEKLİ OLABİLİR Mİ?

İşten ayrılış nedenlerine bağlı olarak hak kazanabilirler ama tekrar emeklilik nedeniyle kazanamazlar. Yani EYT sebebiyle ayrılıp emekli aylığını bağlatan bir çalışan, tekrar çalışmaya başladığında ikinci kez çalışmaya başladığı andan itibaren en az bir yılı o işyerinde geçirmelidir. Bu koşula bağlı olarak işinden haklı nedenle fesih ile ayrılmış ya da işveren hizmet sözleşmesini geçerli nedenle sonlandırmışsa kıdem tazminatını en son çalıştığı süre üzerinden alır. Ancak çalışanın emekliliği sebep göstererek tekrar o işyerinden kendisinin ayrılması durumunda ikinci kez kıdem tazminatı ödenmez. Emeklilik durumunda sadece bir kez kıdem tazminatı ödenir.

EYT SONRASI İŞE DÖNEBİLİR MİYİM?

Evet. Ancak, işverenle aralarında yaptıkları anlaşmaya bağlıdır. EYT sonrasında işyerinden ayrılıp emekli aylığı bağlatan kişiyle iş yeri arasında özel hukuk ilişkisi sonlanmıştır. Bu nedenle işveren yeni bir ücret önerebilir. Hatta bu ücret daha önce ödenen ücretin altında bile olabilir. Bu durumda işverene herhangi bir yaptırım uygulanamaz. Bu tamamen yeni bir iş ilişkisi olarak algılanacağı için, işçi ile işverenin karşılıklı anlaşmasına bağlıdır.
EYT’Lİ OLUP ÇALIŞANLARIN MAAŞI ARTAR MI?  

Ücretlerinin brüt veya net olarak belirlenmesine göre farklılaşabilir. Eğer mevcut ücreti kıdem tazminatı tavanına yakın olacak şekilde artmışsa emekli aylığı olumlu olarak etkilenir

EYT’Lİ OLUP EMEKLİ OLMADAN ÇALIŞMAYA DEVAM EDENLERİN TAZMİNATI NE OLACAK?  

Eğer son ayrılış tarihinde kıdem tazminatına hak kazandıracak bir neden varsa tüm süre ve son ücret üzerinden, yoksa EYT’li olunduğu tarihteki ücret ve süre üzerinden faiz yürütülerek tazminat ödenir.

EYT HAKKI KAZANIP ÇALIŞMAYA DEVAM EDENLERİN TAZMİNATI DAHA MI YÜKSEK OLUR?

Yukarıdaki iki ihtimale göre değişir. Yani ücret geliri artacaksa, kıdem tazminatı tavanına yakın gelir elde edilecekse tazminat elbette daha yüksek olur.
EYT EKSİK PRİM NASIL HESAPLANIR? 

EYT yasası çıktığında prim ve süre açısından eksikleri olanlar bunları tamamlayarak sisteme girebilecek ve emeklilik hakkı kazanacak. Primini doldurup sigortalılık süresini doldurmayanların beklemesi gerekecek. Düzenleme Eylül 1999 öncesini kapsadığı için Eylül 2024’e kadar tüm EYT’liler sigortalılık süresini doldurmuş olacak. Düzenlemeye bağlı olarak değişecektir. Eğer düzenleme 8 Eylül 1999 öncesinde daha önce var olan kadınlarda 20 erkeklerde 25 yıl sigortalılık süresi ve 5000 prim günü doldurma koşulunu getirirse, EYT mağdurlarının tamamı bu düzenlemeden yararlanır. Ancak sigortalılık süresi ve 5000 prim günü tamamlanmışsa, eğer tamamlanmamışsa, ne zaman bu koşullar yerine getirilirse o gün emekli aylığı için talepte bulunabilirler.
EYT’DE SSK BAĞ-KUR AYRIMI VAR MI?

EYT’nin kapsamı belirlenirken sigorta kolları (SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı) açısından bir ayırım söz konusu olmayacak. Bağ-Kur kapsamında işyeri açan, şirket ortağı olup primini donduranlar bu süreleri canlandırarak prim gün sayısını primlerine ekletebilecek.
EYT’DE BORÇLANMA HAKKI VAR MI? 

Salgınla mücadele döneminde kısa çalışmaya ayrılan, ücretsiz izne çıkarılan çalışanların bir kısmı prim günü eksik olduğu için düzenlemeden gecikmeli yararlanmak durumunda kalabilir. Bu sürelere ilişkin borçlanma hakkı verilmesi söz konusu olabilir. EYT kapsamında emekli olacaklar son işyerlerinden oradaki çalışma süresi için kıdem tazminatı alacak.
EYT DÜZENLEMESİ HANGİ YILI KAPSAYACAK?

Prim günü, sigortalılık süresi dolup da yaşı bekleyenlere yönelik bir düzenleme olacak. Prim gün sayısını doldurduğu halde sigortalılık süresi tamamlanmayanların bu süreyi beklemesi gerekiyor. Düzenleme 8 Eylül 1999 öncesini kapsadığı için 8 Eylül 2024’e kadar bütün EYT’lilerin sigortalılık süresi tamamlanmış olacak. Prim eksiği olanlar da borçlanma yoluyla tamamlayabilir.
EYT KAMU ÇALIŞANLARI İÇİN VAR MI? 

Kamu kurum ve kuruluşlarında da emeklilik için yaş koşulu bulunuyor. Kamuda emeklilik için yaş haddi 65 olup, 15 hizmet yılını dolduranlar 61 yaş şartıyla emekli olabiliyor.
EYT’Lİ OLDUĞU İÇİN İŞVEREN EMEKLİ EDEBİLİR Mİ? 

İş Kanunu’na göre, emeklilik nedeniyle iş sözleşmesini sonlandırma hakkı çalışanın inisiyatifinde bulunuyor. İşverenin bir çalışanı zorla emekli etmesi söz konusu değil. İşveren EYT düzenlemesine göre işçiyi işten çıkaramaz. Kişi EYT’li olduğu için işten çıkarılamaz. Eğer çıkarırsa çalışan iş mahkemesinde dava açabilir. İşyerinin büyüklüğüne göre işe iade davası ve tazminat davaları açı
EYT SONRASI HERKES AYNI EMEKLİ MAAŞI MI ALACAK, EYT SONRASI EMEKLİ MAAŞI NASIL HESAPLANACAK? 

EYT düzenlemesi nasıl çıkarsa çıksın emekli aylığının miktarı kişiye özel olacak. Emekli aylığı hesaplanırken, 2000 öncesi, 2000-2008 arası ve 2008 sonrası hizmetler için ayrı ayrı asgari aylık kuralları uygulanıyor. 2000 öncesindeki hizmetler için emekli aylığında alt sınır, en düşük prime esas kazancın yüzde 70’inden az olamıyor. 2000-2008 döneminde bu oran asgari ücretin yüzde 35’ine düşürüldü. 2008 sonrası dönem için asgari ücretin yüzde 35’i uygulanıyor. Bakmakla yükümlü olunan kişiler varsa aylıkları asgari ücretin yüzde 40’ından az olamıyor. EYT’liler başvuruda bulunduğunda bu üç dönem için ayrı ayrı “tam aylık” hesaplanacak. Daha sonra her bir dönemdeki çalışma süresi toplam prim gününe bölünerek o dönem için “kısmi aylık” tutarı hesaplanıyor. Üç dönemin kısmı aylığı toplanarak emekli aylığı bağlanıyor.
EYT İÇİN BORÇLANMA OLACAK MI? EYT BORÇLANMASI NASIL YAPILACAK?

Salgınla mücadele döneminde Mart 2020’den itibaren kısa çalışma, nisandan itibaren de ücretsiz izin uygulamasına gidilmişti. Uygulama haziran ayı sonuna kadar sürmüştü. Kısa çalışmaya ayrılanlara kısa çalışma ödeneği, ücretsiz izne çıkartılanlara da nakdi ücret desteği verildi. Kısa çalışma uygulaması, ücretsiz izne çıkartılanların bazıları prim günü eksik olduğu için ocakta uygulamaya girecek EYT düzenlemesinden daha geç yararlanmak durumunda kalabilir. Bu nedenle yaşanacak olası gecikmeyi önlemek için bu sürelere borçlanma imkânı verilmesi gerekiyor.
EYT İÇİN BAŞVURU SÜRESİ VAR MI? 

EYT yasasının kapsamı, başvuru şartları, uygulanma şekli teknik çalışmalar sonrası netleşecek. Tarih, prim, yıl, tazminat, aylık bağlama işlemleri gibi ayrıntılar da yasal düzenleme Meclis’e geldiğinde kamuoyu ile paylaşılacak. Başvuru için verilecek süreyi de aynı şekilde değerlendirmek gerekir.

Okumaya devam et

GÜNCEL

Çipten Uçağa, Yazılımdan Finansa: Çin Küresel Sistemi Yeniden Kuruyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Çin son 15–20 yılda özellikle teknoloji, savunma, finansal altyapı ve stratejik sanayilerde “Batı’ya bağımlılığı azaltma” stratejisi izliyor.

Madde madde anlatalım:


ÇİN GERÇEKTEN NEYİ TERK EDİYOR?

1. GPS yerine BeiDou

Bu büyük ölçüde doğru.

BeiDou Navigation Satellite System bugün küresel kapsama sahip ve özellikle:

  • Çin ordusu
  • lojistik şirketleri
  • akıllı telefon üreticileri
  • Kuşak & Yol ülkeleri tarafından yoğun kullanılıyor.

Ama:

  • Dünya hâlâ ağırlıklı olarak GPS kullanıyor.
  • Apple, Samsung, Huawei cihazları çoğunlukla çoklu sistem kullanıyor:
    • GPS
    • GLONASS
    • Galileo
    • BeiDou birlikte çalışıyor.

Yani “GPS öldü” doğru değil. Ancak Çin artık Amerikan GPS’ine bağımlı değil.

2. Boeing yerine COMAC C919

Burada da gerçek eğilim var.

COMAC tarafından geliştirilen COMAC C919 gerçekten ciddi sipariş aldı.

Ama kritik detay:

  • Motorlar büyük ölçüde Batı teknolojisine dayanıyor.
  • Aviyoniklerde hâlâ dış bağımlılık var.
  • Boeing ve Airbus’ın küresel servis ağıyla rekabet etmek çok zor.

Dolayısıyla:

  • Çin iç pazarında Boeing’i zorlayabilir.
  • Ama küresel liderliği kısa vadede devralamaz.

3. Amerikan çiplerini terk etti

Bu kısmen doğru, kısmen propaganda.

Huawei ve Yangtze Memory Technologies büyük ilerleme kaydetti.

Ancak:

  • Çin hâlâ ileri seviye EUV litografi makinelerinde Batı’ya bağımlı.
  • ASML olmadan en ileri çipleri üretmek çok zor.
  • Nvidia ve TSMC seviyesine tam erişim henüz yok.

Fakat ABD yaptırımları Çin’i:

  • “ithal et” modelinden
  • “yerli üret” modeline zorladı.

Bu da uzun vadede Amerika için stratejik geri tepebilir.

4. Windows yerine UOS

UnionTech UOS gerçekten devlet kurumlarında yaygınlaşıyor.

Ama:

  • Çin tamamen Windows’u bırakmış değil.
  • Kurumsal yazılım ekosistemi hâlâ Microsoft bağımlı alanlar içeriyor.

Bu daha çok: “stratejik alanlarda yerli alternatif yaratma” politikasıdır.

5. Siemens yerine Çin tıbbi cihazları

Bu alan Çin’in gerçekten hızlı yükseldiği sektörlerden biri.

United Imaging Healthcare MR, CT ve PET cihazlarında küresel oyuncu hâline geldi.

Ama:

  • Siemens
  • GE Healthcare
  • Philips

hâlâ üst segmentte çok güçlü.

Yine de fiyat avantajı nedeniyle Çin ciddi pazar payı alıyor.

6. Elektrikli araçlar ve batarya devrimi

Bu konuda Çin gerçekten dünyanın merkezine oturdu.

BYD bugün:

  • batarya
  • EV üretimi
  • tedarik zinciri
  • nadir toprak elementleri

alanlarında dev güç.

Tesla’nın piyasa değerindeki dalgalanmanın tek nedeni Çin değil:

  • faizler
  • rekabet
  • marj düşüşü
  • satış yavaşlaması da etkili.

Ama şu gerçek: Çin artık otomotivde “takip eden” değil, “oyunu belirleyen” ülke.

7. Oracle yerine OceanBase

Ant Group tarafından geliştirilen OceanBase özellikle yüksek işlem hacimli finansal sistemlerde başarılı.

Bu alan kritik çünkü:

  • veri egemenliği
  • yaptırım riski
  • SWIFT benzeri bağımlılıklar ülkeleri yerli çözümlere yöneltiyor.

8. CAD ve endüstriyel yazılım

Burada Çin’in ilerlemesi gerçek.

Ancak:

  • Siemens NX
  • CATIA
  • SolidWorks gibi Batı yazılımları hâlâ dünya standardı.

Çin’in hedefi: “yaptırım gelirse üretim durmasın.”

Yani mesele sadece maliyet değil: jeopolitik dayanıklılık.

9. Dolar yerine RMB

Bu en kritik maddelerden biri.

Chinese yuan kullanımının arttığı doğru.

Özellikle:

  • Rusya
  • İran
  • Körfez
  • BRICS hattı

dolar bağımlılığını azaltmaya çalışıyor.

Ama gerçek tablo:

  • Küresel rezervlerin çoğu hâlâ dolar.
  • SWIFT sistemi hâlâ dominant.
  • ABD tahvil piyasası hâlâ merkezde.

Yani: “Dolar çöktü” yanlış, ama “alternatif arayışı başladı” doğru.

10. GMO tohumları terk etti

Çin gıda güvenliğini stratejik konu olarak görüyor.

Yuan Longping hibrit pirinç çalışmalarıyla Çin için çok önemli bir figür.

Ama:

  • Çin hâlâ büyük tarım ithalatçısı.
  • Özellikle soya bağımlılığı sürüyor.

Tam bağımsızlık henüz yok.

11. Amerikan sosyal medyasını terk etti

Bu ifade yanıltıcı.

Çin zaten:

  • Facebook
  • X
  • Instagram
  • YouTube

gibi platformları uzun süredir engelliyor.

Onun yerine:

  • WeChat
  • Douyin
  • Xiaohongshu

gibi kendi ekosistemini kurdu.

Bu dijital egemenlik modeli: “internetin parçalanması” trendinin önemli örneği.

12. Batı askeri teknolojisini terk etti

Çin savunma sanayisinde muazzam ilerledi.

Özellikle:

  • hipersonik füze
  • drone
  • deniz gücü
  • elektronik harp alanlarında.

Ancak ABD:

  • uçak motorları
  • denizaltılar
  • küresel üs ağı
  • savaş tecrübesi gibi alanlarda hâlâ büyük üstünlüğe sahip.

ASIL MESELE NE?

Bu metnin özeti aslında şu: Çin artık “dünyanın ucuz fabrikası” olmak istemiyor.

Hedef:

  • teknoloji sahibi olmak
  • finansal altyapıyı kontrol etmek
  • enerji zincirini yönetmek
  • dolar bağımlılığını azaltmak
  • yaptırımlara dayanıklı sistem kurmak.

Bu nedenle Çin’in modeli artık: “Made in China” değil, “Controlled by China” aşamasına geçiyor.

BATI HEGEMONYASI ÇÖKÜYOR MU?

Bu kadar hızlı değil.

Ama dünya:

  • tek kutuplu Amerikan sisteminden
  • çok kutuplu teknoloji/finans rekabetine gidiyor.

Yeni mücadele:

  • çip
  • veri
  • ödeme sistemi
  • yapay zekâ
  • enerji
  • tedarik zinciri
  • rezerv para üzerinden yaşanıyor.

Yani artık savaş sadece tankla değil:

  • işletim sistemiyle,
  • veri merkeziyle,
  • batarya teknolojisiyle,
  • ödeme altyapısıyla yapılıyor.

TÜRKİYE AÇISINDAN EN KRİTİK SORU

Türkiye hangi ekosisteme entegre olacak?

  • ABD/NATO finans-teknoloji sistemi mi?
  • Çin merkezli alternatif blok mu?
  • Yoksa ikisi arasında denge mi?

Önümüzdeki 10 yılda:

  • bankacılık,
  • ödeme sistemleri,
  • enerji,
  • savunma,
  • otomotiv,
  • çip yatırımları bu tercihten doğrudan etkilenecek.

Okumaya devam et

Gülbeyaz Gergün

ABD’nin Yeni Ortadoğu Planı: İsrail Merkezli Güvenlik ve Ticaret Koridoru

Yayınlanma:

|

ABD’nin bölge ülkelerine yaymaya çalıştığı ve kamuoyunda “İbrahim Anlaşmaları / Abraham Accords” olarak bilinen süreç, sadece İsrail ile diplomatik normalleşme anlaşması değildir. Aslında bu proje; Ortadoğu’nun güvenlik, enerji, ticaret, teknoloji ve askeri mimarisini yeniden kurma planıdır. Özünde ise İsrail’in bölgesel meşruiyetini kalıcı hale getirmek ve İran eksenli dengeyi kırmak vardır.

Abraham (İbrahim) Anlaşmaları Nedir?

2020’de ABD arabuluculuğunda başlayan süreçte;

  • Birleşik Arap Emirliği
  • Bahreyn
  • Fas
  • Sudan

İsrail ile diplomatik ilişki kurdu veya normalleşme anlaşması yaptı. Daha sonra süreç; Saudi Arabia, Qatar, Türkiye, Pakistan gibi ülkelere doğru genişletilmeye çalışıldı.

ABD açısından hedef yalnızca “barış” değildir.

Asıl hedefler:

  • İsrail’in bölgesel izolasyonunu bitirmek
  • İran’a karşı ortak blok oluşturmak
  • Çin’in Kuşak-Yol etkisini sınırlamak
  • Rusya’nın Ortadoğu etkisini azaltmak
  • Enerji ve ticaret koridorlarını İsrail merkezli yeniden şekillendirmek
  • Körfez sermayesini İsrail teknolojisi ile entegre etmek
  • Ortadoğu’da ABD maliyetini düşürüp “yerel ortaklı güvenlik sistemi” kurmak olarak görülüyor.

Bu anlaşmalar gerçekte neleri kapsıyor?

1. Diplomatik Normalleşme

  • Büyükelçilik açılması
  • Resmi ilişkiler
  • Vize ve uçuş anlaşmaları
  • Turizm ve ticaret

2. Güvenlik ve İstihbarat İşbirliği

Asıl kritik bölüm burasıdır.

  • Ortak hava savunma sistemi
  • İran füze/dron tehdidine karşı entegrasyon
  • İsrail teknolojilerinin Körfez’e satılması
  • Siber güvenlik paylaşımı
  • İstihbarat koordinasyonu

Birçok uzman bu yapıyı “Ortadoğu NATO’su” olarak tanımlıyor.

3. Enerji ve Ticaret Koridorları

Projelerin temelinde şu düşünce var:

Körfez petrolü + İsrail teknolojisi + Hindistan üretimi + ABD güvenlik şemsiyesi

Bu nedenle:

  • Hindistan-Ortadoğu-Avrupa koridorları,
  • liman projeleri,
  • demiryolu hatları,
  • enerji boru hatları,
  • veri merkezleri,
  • finans merkezleri

bu planın parçası olarak görülüyor.

İsrail’in Doğu Akdeniz enerji merkezi yapılması hedefleniyor.

4. Filistin Meselesinin İkinci Plana İtilmesi

En tartışmalı boyut budur.

Eskiden Arap dünyasının temel yaklaşımı: “Önce Filistin sorunu çözülsün, sonra İsrail tanınsın.”

Abraham süreci ise bunu tersine çevirdi: “Önce İsrail ile normalleşelim, Filistin sonra konuşulur.”

Bu nedenle çok ciddi toplumsal tepki oluşuyor. Özellikle Gazze savaşları sonrası kamuoyu baskısı arttı.

ABD niçin şimdi hızlandırmak istiyor?

2025-2026 İran-İsrail gerilimi ve savaş riski sonrası Washington şu sonucu gördü:

  • ABD artık bölgeyi tek başına yönetemiyor
  • İran tamamen çökmedi
  • Körfez ülkeleri ABD korumasına eskisi kadar güvenmiyor
  • Çin ekonomik olarak çok güçlendi
  • Rusya bölgesel nüfuzunu sürdürüyor

Bu nedenle ABD:

  • İsrail’i merkeze koyan,
  • Arap sermayesini entegre eden,
  • İran’ı çevreleyen,
  • Çin’i sınırlayan

yeni bölgesel mimari kurmaya çalışıyor.

Kazanan Ülkeler Kimler Olabilir?

1. İsrail

En büyük stratejik kazanan.

Kazanımları:

  • Bölgesel meşruiyet
  • Yeni pazarlar
  • Körfez sermayesi
  • Güvenlik işbirliği
  • İran’a karşı geniş cephe
  • Enerji ve lojistik merkez olma şansı

İsrail için bu süreç, 1948 sonrası en büyük diplomatik dönüşümlerden biri olarak görülüyor.

2. Birleşik Arap Emirliği

Büyük ekonomik kazanç hedefliyor.

Özellikle:

  • teknoloji,
  • yapay zekâ,
  • savunma sanayi,
  • finans,
  • siber güvenlik,
  • turizm

alanlarında İsrail ile entegrasyon kuruyor.

Dubai’nin bölgesel finans merkezi rolünü güçlendirme hedefi var.

3. Suudi Arabistan

Henüz tam katılmadı ancak süreçte kilit ülke.

Sudi Arabistan:

  • ABD’den güvenlik garantisi,
  • gelişmiş silah sistemleri,
  • nükleer teknoloji,
  • yatırım avantajları

karşılığında normalleşmeye yaklaşabilir.

Ancak Filistin konusu nedeniyle içeride büyük toplumsal risk taşıyor.

4. Hindistan

Sessiz kazananlardan biri olabilir.

Çünkü:

  • Körfez bağlantısı güçlenir
  • Avrupa ticaret koridoru açılır
  • Çin’e alternatif lojistik rota oluşur

Kaybedebilecek Ülkeler ve Yapılar

1. İran

En büyük jeopolitik baskı altında kalabilecek ülke.

Çünkü:

  • çevrelenme riski artıyor
  • Körfez’de yalnızlaşma ihtimali oluşuyor
  • İsrail-Arap güvenlik ağı genişliyor

Bu nedenle İran bu süreci “anti-İran bloklaşması” olarak görüyor.

2. Filistin Yönetimi ve Hamas

En büyük siyasi kaybedenlerden biri olabilir.

Çünkü:

  • Arap ülkelerinin önceliği değişiyor
  • Filistin meselesi ikinci plana düşüyor
  • ekonomik ve diplomatik baskı artıyor

Bu durum Gazze savaşları sonrası ciddi toplumsal kırılma yarattı.

3. Türkiye

Türkiye açısından tablo karmaşık.

Olası avantajlar:

  • Bölgesel ticaret entegrasyonu
  • Enerji projeleri
  • Körfez sermayesi ile yeni işbirliği
  • ABD ile ilişkileri yumuşatma fırsatı

Riskler:

  • İsrail merkezli yeni enerji haritasında dışlanma
  • Doğu Akdeniz’de denge kaybı
  • Filistin konusunda iç kamuoyu baskısı
  • İran ile denge siyasetinin zorlaşması

Türkiye’nin bu süreçte tamamen karşıt değil ama “temkinli denge” politikası izlediği görülüyor.

Bu plan başarılı olur mu?

En büyük sorun:

  • halkların önemli bölümünün İsrail’e tepkili olması
  • Gazze savaşlarının yarattığı öfke
  • İran faktörü
  • mezhep ve jeopolitik rekabetler

Devlet elitleri ile halk arasında ciddi görüş farkı bulunuyor.

Bu nedenle anlaşmalar:

  • ekonomik olarak ilerleyebilir,
  • güvenlik alanında derinleşebilir,
  • fakat toplumsal meşruiyet sorunu yaşayabilir.

Özetle

Abraham / İbrahim Anlaşmaları:

  • sadece “barış anlaşması” değil,
  • Ortadoğu’nun yeni ekonomik ve askeri düzen projesidir.

Merkezinde:

  • İsrail’in korunması,
  • İran’ın dengelenmesi,
  • Çin-Rusya etkisinin sınırlandırılması,
  • enerji ve ticaret koridorlarının yeniden kurulması vardır.

Kazananlar:

  • İsrail
  • Körfez finans merkezleri
  • ABD savunma-sanayi sistemi
  • Hindistan merkezli yeni ticaret koridorları

Risk yaşayanlar:

  • İran
  • Filistin hareketleri
  • bölgesel denge siyaseti yürüten ülkeler
  • halk baskısı yüksek Arap yönetimleri olabilir.

Okumaya devam et

GÜNCEL

Medeni Kanundan Siyasete: “Mutlak Butlan” CHP’ye Nasıl Uygulandı?

CHP’de “Mutlak Butlan” Depremi: 3 Yıl Sonra Yönetim Nasıl Düştü? Türkiye Siyasetinde Bir İlk: Mahkeme Kararıyla Parti Yönetimi Değişti… Kurultay İptali Krizi: CHP’de Hukuk mu, Siyaset mi Kazandı? CHP Kararında Son Sözü Kim Söyleyecek? Yargıtay, AYM ve AİHM Süreci…

Yayınlanma:

|

Yazan:

CHP’de yaşanan “mutlak butlan” krizi, Türkiye siyasi tarihinin en sıra dışı hukuk-siyaset krizlerinden biri haline geldi. Çünkü ilk kez büyük bir siyasi partinin kurultayı, Medeni Hukuk’taki “kesin hükümsüzlük” kavramı üzerinden tartışmaya açıldı.

“Mutlak Butlan” Ne Demek?

“Mutlak butlan”, bir hukuki işlemin daha doğduğu anda ağır hukuka aykırılık taşıdığı için baştan itibaren geçersiz sayılması anlamına gelir. Yani hukuk açısından “hiç doğmamış” kabul edilir. Türk Medeni Kanunu ve Borçlar Hukuku’nda sık kullanılan bu kavram; irade fesadı, emredici hukuk kurallarına aykırılık, kamu düzeninin ihlali gibi durumlarda uygulanır.

Normalde bu kavram daha çok:

  • evlilik işlemleri,
  • şirket genel kurulları,
  • dernek-vakıf kararları,
  • ticari işlemler

için kullanılırdı.

CHP davasıyla birlikte ilk kez bu kadar güçlü biçimde bir siyasi parti kurultayına uygulanması tartışması ortaya çıktı. Çünkü siyasi partiler özel hukuk tüzel kişisi sayılsa da aynı zamanda anayasal kurum niteliği taşıyor. Bu nedenle “Medeni Kanun mantığı siyasi partilere uygulanabilir mi?” sorusu hukukun merkezine oturdu.

Süreç Nasıl Başladı? Kronolojik Özet

1. 4-5 Kasım 2023 Kurultayı

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı yapıldı.

Kurultayda:

  • Özgür Özel genel başkan seçildi.
  • Kemal Kılıçdaroğlu seçimleri kaybetti.

Ancak kurultayın hemen ardından:

  • bazı delegelerin yönlendirildiği,
  • oy karşılığı menfaat sağlandığı,
  • para dağıtıldığı,
  • siyasi vaatlerde bulunulduğu

iddiaları ortaya atıldı.

2. İl Kongreleri de Tartışmaya Açıldı

Dava sadece genel kurultayla sınırlı kalmadı.

Özellikle:

  • İstanbul İl Kongresi,
  • bazı delegasyon seçimleri,
  • liste süreçleri

mahkemeye taşındı.

Davacılar şunu savundu: “Delege iradesi sakatlanmıştır.”

Yani delegelerin özgür iradesiyle oy kullanmadığı iddia edildi.

3. Asliye Hukuk Süreci

İlk derece mahkemesinde dava görüldü.

İlk aşamada:

  • bazı talepler reddedildi,
  • bazıları usul yönünden değerlendirildi.

Ancak dosya daha sonra istinafa taşındı.

4. 2025-2026 Döneminde “Mutlak Butlan” Tartışması Büyüdü

2025 boyunca:

  • hukukçular,
  • siyasetçiler,
  • eski yargı mensupları

şu soruyu tartıştı: “Bir siyasi partinin kurultayı mutlak butlanla iptal edilebilir mi?”

Bir görüş: “Siyasi Partiler Kanunu buna izin vermez” dedi.

Diğer görüş: “Siyasi partiler de hukuk tüzel kişisidir; ağır usulsüzlük varsa butlan uygulanabilir” görüşünü savundu.

Mahkeme Neye Karar Verdi?

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, 2026 Mayıs ayında kritik karar verdi.

Kararda:

  • 38. Olağan Kurultay’ın mutlak butlanla sakat olduğu,
  • yani baştan itibaren geçersiz sayıldığı,
  • sonrasında yapılan olağan ve olağanüstü kurultayların da iptal edildiği belirtildi.

Mahkeme ayrıca:

  • mevcut yönetimin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına,
  • kurultay öncesi yönetimin göreve dönmesine hükmetti.

Peki “3 Yıl Sonra Nasıl Görevden Alındılar?”

Asıl kritik nokta bu.

Çünkü mahkeme: “Kurultay en başından itibaren yok hükmündedir” yorumu yaptı.

Bu nedenle hukuk tekniğinde şöyle bir sonuç doğdu:

Eğer işlem “mutlak butlan” ise:

  • süre işlemez,
  • işlem sonradan meşrulaşmaz,
  • aradan zaman geçmesi geçersizliği ortadan kaldırmaz.

Yani mahkeme: “Bu yönetim aslında hukuken hiç doğmamıştı” mantığıyla hareket etti.

İtirazlar Neden Yapılıyor?

Karara yönelik çok ciddi hukuki itirazlar var.

1. “Siyasi Partiler Kanunu’nda Butlan Yok” İtirazı

Muhalif hukukçular diyor ki:

  • Siyasi partiler özel statülüdür.
  • Parti kurultayları Medeni Kanun’daki şirket genel kurulu gibi değerlendirilemez.
  • Siyasi Partiler Kanunu’nda “mutlak butlan” açıkça düzenlenmemiştir.

Bu yüzden kararın “kanuni dayanağının zayıf olduğu” savunuluyor.

2. “İstinaf Mahkemesi Bu Kararı Veremezdi” İtirazı

En büyük tartışmalardan biri de bu.

Eleştirilere göre:

  • istinaf mahkemesi,
  • ilk derece mahkemesi gibi davranarak,
  • yönetim değişikliği doğuran tedbir kararı verdi.

Bazı hukukçular bunun:

  • usule aykırı,
  • yetki aşımı,
  • içtihat çelişkisi olduğunu söylüyor.

3. “Demokrasiye Yargı Müdahalesi” Eleştirisi

Karşı çıkanlar ayrıca:

  • milyonlarca seçmenin iradesinin,
  • mahkeme yoluyla şekillendirildiğini,
  • bunun siyasal alanı daralttığını savunuyor.

Kararı Savunanlar Ne Diyor?

Kararı savunan hukuk çevreleri ise:

  • delegelerin iradesinin fesada uğratıldığını,
  • seçim sürecinin demokratik olmadığını,
  • kamu düzeninin ihlal edildiğini iddia ediyor.

Onlara göre: “Demokrasi sadece sandık değildir; temiz seçim süreci gerekir.”

Mahkeme de kararında:

  • emredici hukuk kurallarına aykırılık,
  • delege iradesinin sakatlanması,
  • usulsüzlük iddiaları üzerinde durdu.

Son Kararı Kim Verecek?

Şu an hukuki süreç tam anlamıyla bitmiş değil.

Muhtemel aşamalar:

  1. Bölge Adliye Mahkemesi süreci
  2. Yargıtay incelemesi
  3. Gerekirse Anayasa Mahkemesi başvurusu
  4. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi süreci

özellikle:

  • siyasi örgütlenme hakkı,
  • seçme-seçilme hakkı,
  • parti içi demokrasi başlıklarında yeni tartışmalar doğurabilir.

Nihai anlamda iç hukukta son sözü büyük ölçüde Yargıtay söyleyecek gibi görünüyor.

Ancak konu anayasal hak boyutuna taşınırsa: Anayasa Mahkemesi ve ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürece dahil olabilir.

Bu Karar Neden Tarihi?

Çünkü Türkiye’de ilk kez:

  • bir ana muhalefet partisinin kurultayı,
  • “mutlak butlan” kavramıyla,
  • geriye etkili biçimde yok sayıldı.

Bu nedenle karar:

  • sadece CHP meselesi değil,
  • Türkiye’de siyasi partilerin hukuk statüsü,
  • yargının siyasal alana müdahalesi,
  • parti içi demokrasi,
  • seçim meşruiyeti açısından da emsal niteliği taşıyan tarihi bir kırılma olarak değerlendiriliyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.