ŞİRKETLER
Derbinin galibi Fenerbahçe
Fenerbahçe, Spor Toto Süper Lig’in 13. haftasındaki derbi maçta ezeli rakibi Galatasaray’ı 2-1 yendi.
Yayınlanma:
5 yıl önce|
Yazan:
BankaVitriniGalatasaray, Spor Toto Süper Lig’in 13. haftasındaki derbi maçta ezeli rakibi Fenerbahçe’yi konuk etti.
Maçın 11. dakikasında Galatasaray gole yaklaştı. Kerem Aktürkoğlu’nun pasında topla buluşan Feghouli’nin sağ çaprazdan ceza sahasına girdikten sonra yaptığı vuruşta kaleci Berke Özer meşin yuvarlağı kornere çeldi.

16. dakikada Galatasaray öne geçti. Kendi yarı alanından aldığı topla hızlı çıkan Kerem Aktürkoğlu, pasını Morutan’a verdikten sonra ceza sahasına koşusunu sürdürdü. Çok adamla gelen sarı-kırmızılılarda ceza yayı içinde Morutan’dan yeniden topu alan Kerem, penaltı noktası gerisinden yaptığı plase vuruşla meşin yuvarlağı filelerle buluşturdu: 1-0

20. dakikada İrfan Can Kahveci’nin ceza yayının solundan çıkardığı sert şutta meşin yuvarlağı kaleci Muslera kontrol etti.
31. dakikada Fenerbahçe beraberliği sağladı. Galatasaray’ın rakip yarı alanda tüm oyuncularıyla baskı kurduğu sırada topu alan İrfan Can Kahveci, kendi yarı sahasından savunmanın arkasına sarkan Mesut Özil’e uzun ve isabetli pas gönderdi. Uzun süre meşin yuvarlağı süren Mesut, ceza sahasına girdikten sonra kaleci Muslera ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda yaptığı vuruşla ağları havalandırdı: 1-1
Karşılaşmanın ilk yarısı, 1-1 sona erdi.

İkinci yarı
57. dakikada Galatasaray ikinci gole çok yaklaştı. Kerem Aktürkoğlu’nun pasında sol kanattan ceza sahasına sokulan Van Aanholt, kaleci Berke Özer ile karşı karşıya kaldı. Hollandalı futbolcu, şut çekmek yerine pasını kale sahası önüne hareketlenen takım arkadaşlarına çıkardı. Ancak savunmaya hızlı dönen Kim Min-jae, Halil Dervişoğlu’ndan önce müdahale ettiği topu taca atarak rakibinin fileleri havalandırmasına engel oldu.

62. dakikada hızlı gelişen Fenerbahçe atağında Mert Hakan Yandaş’ın pasıyla ceza sahası sağ çaprazında topla buluşan İrfan Can Kahveci’nin vurduğu meşin yuvarlak, kaleci Muslera’da kaldı.
69. dakikada ani gelişen Galatasaray atağında Taylan Antalyalı, kendi yarı sahasından aldığı topu bir süre sürdükten sonra pasını Cicaldau’ya verdi. Rumen oyuncunun sağ çaprazdan ceza sahasına girdikten sonra uzak direğe yaptığı plase vuruşta, kaleci Berke Özer meşin yuvarlağı kornere çeldi.

78. dakikada Van Aanholt’un soldan ortasında Cicaldau’nun ceza sahası içinde çıkardığı şutta meşin yuvarlak, Kim Min-jae’den döndü.
81. dakikada Galatasaray önemli bir gol fırsatından yararlanamadı. Berkan Kutlu’nun orta saha çizgisinin hemen gerisinden savunmanın arkasına pasında topla buluşan Diagne’nin ceza sahasına girdikten sonra yaptığı vuruşta kaleci Berke, meşin yuvarlağa ayaklarıyla müdahale ederek gole izin vermedi.

84. dakikada Galatasaray’da Mbaye Diagne’nin attığı gol, Video Yardımcı Hakem (VAR) incelemesinin ardından iptal edildi. Van Aanholt’un ceza sahası dışından sol çaprazdan kullandığı serbest atışta Diagne, penaltı noktası gerisinden yaptığı kafa vuruşuyla meşin yuvarlağı filelerle buluşturdu. VAR odasının uyarısıyla pozisyonu saha kenarında izleyen Halil Umut Meler, Diagne’nin kafa vuruşundan önce Berisha’ya faul yaptığı gerekçesiyle golü iptal etti.

90+4. dakikada Fenerbahçe öne geçti. Rossi’nin sağdan pasında topla buluşan Crespo’nun, sağ çaprazdan ceza sahasına girdikten sonra yaptığı sert vuruşta meşin yuvarlak kaleci Muslera’nın müdahalesine rağmen yan direğe de çarparak ağlara gitti: 1-2

Fenerbahçe, karşılaşmadan 2-1 galip ayrıldı.

Fenerbahçe, bu sonuçla puanını 23’e çıkardı. Galatasaray ise 21 puanda kaldı.
Galatasaray deplasmanında üst üste 7. kez yenilmedi
Fenerbahçe, Galatasaray deplasmanında üst üste 7. maçından da yenilgisiz ayrıldı.

Ligde rakibi karşısında deplasmanda son mağlubiyetini 2014-2015 sezonunda yaşayan Fenerbahçe, üst üste 7. maçını da kaybetmedi.
Sarı-lacivertliler, son olarak 18 Ekim 2014 yılında rakibine 2-1 mağlup olmuştu.
Mesut derbide golünü attı
Fenerbahçe’nin dünyaca ünlü yıldız futbolcusu Mesut Özil, Galatasaray derbisinde ilk kez gol sevinci yaşadı.

Ligde 5. kez bir maça bu sezon 11’de başlayan deneyimli oyuncu, attığı bu golle ligdeki gol sayısını 4’e çıkardı.
Crespo siftah yaptı
Fenerbahçe’nin orta saha oyuncusu Miguel Crespo, sarı-lacivertli formayla ilk golüne imza attı.

Sezon başında sarı-lacivertli takıma transfer olan ve istikrarlı forma şansı bulamayan 25 yaşındaki Portekizli orta saha oyuncusu, Fenerbahçe formasıyla ilk gol sevincini Galatasaray karşısında yaşadı.
Mert Hakan cezalı duruma düştü
Fenerbahçe’nin orta saha oyuncusu Mert Hakan Yandaş, cezalı duruma düştü.
27 yaşındaki futbolcu, Galatasaray derbisine 3 sarı kartla çıkmıştı.

Karşılaşma öncesinde sınırda bulunan oyuncu, 35. dakikada gördüğü sarı kartla cezalı duruma düştü.
Mert Hakan, deplasmanda Göztepe ile oynanacak maçta forma giyemeyecek.
Pereira kart gördü
Fenerbahçe’nin Portekizli teknik direktörü Vitor Pereira, derbi karşılaşmasında kart gördü.

İlk yarının bitiş düdüğünün ardından hakem Halil Umut Meler’e itirazda bulunan 53 yaşındaki çalıştırıcı, sarı kartla cezalandırıldı.
Tisserand kızardı
Fenerbahçe’nin tecrübeli stoperi Marcel Tisserand, Galatasaray derbisinde kırmızı kartla oyundan atıldı.
Maçın 24. dakikasında sarı kart gören Tisserand, 83. dakikada ikinci sarı kartını görerek kırmızı kartla oyun dışında kaldı.

Fenerbahçeli oyunculardan büyük sevinç
Fenerbahçeli futbolcular, maçın bitiş düdüğüyle büyük sevinç yaşadı.
Orta sahada toplanan sarı-lacivertliler, daha sonra boş deplasman tribününe giderek sevinç gösterilerinde bulundu.
Fenerbahçeli futbolcular ve teknik ekibin bu sevinç gösterisinin ardından Galatasaraylı taraftarlar rakiplerini protesto etti.
Futbolcular, soyunma odası tüneline giderken yabancı madde atılması nedeniyle zor anlar yaşadı.
Vitor Pereira: Taraftarlarımızın ruhunu sahaya yansıttık
Fenerbahçe’nin teknik direktörü Vitor Pereira, karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında, kendileri için çok önemli bir maça çıktıklarını belirtti.
Maç için çok çalıştıklarını ve iyi hazırlandıklarını vurgulayan Pereira, “Taraftarlarımızın ruhunu sahaya yansıttık. Aile olmak, birlik olmaktan geçer. Takımım çok savaştı, çok çalıştı. 1-0 geri düştük, 10 kişi kalmamıza rağmen maçı çevirdik. Bu yüzden bu sonuç için çok mutluyum.” ifadelerini kullandı.
Galibiyeti hak ettiklerini anlatan Portekizli çalıştırıcı, şöyle devam etti:
“Toplar her zaman direkten dönmez. Her zaman penaltı kaçmaz. Bu şekilde iyi çalışan takımın şansı bir yerde dönecekti. Oyuncularımla gurur duyuyorum. Buraya gerekçe saymaya gelmedim. Şampiyon olmaya geldim. İşlerin iyi gitmediğini düşündüğümde değişiklik yapılması gerektiğini düşünürsem yaparım. Bizim farklı sistemlerde oynamamız gerekiyor. Dörtlü savunmayı çalıştıracak fazla vaktimiz yoktu ama oyuncularım iyi bir performans sergiledi. Ailelerimiz biz acı çektiğimizde acı çekiyor. Biz takım olarak bir aileyiz. Taraftarlarımız bizimle seviniyor, bizimle üzülüyor ama bizim zor zamanlarda birlik olmayı bilmemiz lazım. Ben buraya geri dönerken bu birlikteliği hissettiğim için döndüm.”
Önlerinde çok fazla maç olduğunu ve yine puanlar kaybedebileceklerini aktaran Pereira, “Aile olarak kuvvetli şekilde durabilirsek hedefimize ulaşabiliriz. Ben buraya şampiyon olmaya geldim. Zor zamanlarda birlikte kalmamız gerekiyor. Birlikte olursak sezon sonunda uzun zamandır beklediğimiz şampiyonluğa ulaşabiliriz. Benim için sistemden ziyade önemli olan takım davranışlarıdır. Büyük takım olarak birden fazla sistemde oynamamız gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Uyguladıkları stratejinin kendilerine maç kazandırdığını ifade eden 53 yaşındaki teknik adam, şunları kaydetti:
“Hiç şüphe yok ki başkanın gösterdiği destek çok önemli. Ben ve ekibim daha önce şampiyon olduğumuz takımlarda başkanın desteğinin önemini gördük. Taraftarlarımız çok duygusal, çok tutkulu ve takımlarına aşık. Kimin ne kadar çalıştığını, kulübe ne kadar yardım ettiğini görmek gerekir. Kimse bu evrede şampiyon olmuyor ya da şampiyonluğu kaybetmiyor. Birçok insana göre Trabzonspor şampiyon olarak görünüyor ama daha çok maç var. Biz Avrupa oynuyoruz. Kimse bunu konuşmuyor ama bu çok önemli. Şampiyonlar sezonun bu evresinde belirlenmez, sezon sonunda belirlenir. Kim daha kaliteli, istikrarlı görüntü sergiliyor ve ortaya karakter koyuyorsa o şampiyon oluyor.”
Her takımın kötü anlarının olabileceğini dile getiren Pereira, “Trabzon’da oynadığımız maçta 1 kişi eksik kaldık ve son dakikalarda yediğimiz penaltı golüyle mağlup olduk. 60 dakika 10 kişi oynamıştık ve yorucu bir maçtı. Sonra yine yorucu bir Avrupa maçı oynadık. Sonra Alanya ile oynadığımız maçta çok iyiydik, hak ettik ama olmadı. Bunların hepsi bir hafta içinde oldu. Konya’da 10. dakikada 2-0 yenik duruma düştük. Bu durumda reaksiyon göstermek çok zor. Sadece Fenerbahçe için değil tüm takımlar için çok zor.” şeklinde görüş belirtti.
Konyaspor deplasmanında birçok oyuncusunun sakatlandığını aktaran Pereira, “Kayserispor maçı çok üzücüydü ama bugün cevap verme şansı yakaladık. Futbol budur, sahaya karakter koymanız gerekir ve bu takımda da bu var. Mental olarak içinde olduğumuz dönem bizim için ağırdı. Dışarıdan da baskı geldi ama önemli olan içinizde ne hissettiğinizdir. Biz hep birlikte kaldık ve kulüp için en iyisini istedik. Grup olarak çalıştık ve bugün sahada cevap verdik. Birlik olduğumuzu gösterdik.” diye konuştu.
Pereira, sözlerini Ferdi Kadıoğlu’nun performansına ilişkin şu soruyu yanıtlayarak tamamladı:
“Ferdi, gerçekten çok zeki bir oyuncu. Modern futbol, atak ve defans anında takımların farklı sistemlere dönüşebilmesini öngörüyor. Bu yüzden oyuncularınızın zeki olması ve farklı pozisyonları oynayabilmesi gerekir. Ferdi, geleceği olan, zeki ve kaliteli bir oyuncu. Farklı sistem ve pozisyonlara adapte olabilen bir oyuncu.”
Galatasaray Yardımcı Antrenörü Ateş: Biz Galatasaray’ız, ayağa kalkarız
Karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısına, teknik direktör Fatih Terim’in kırmızı kart görmesi nedeniyle yardımcı antrenör Necati Ateş katıldı.
Maç hakkında değerlendirmede bulunan Ateş, “Öncelikle ilk toplantımı böyle yapmak istemezdim. Daha iyi hayal etmiştim. Kazanarak konuşsaydım daha iyi olurdu. Çok pozisyona girdiğimiz, direkten dönen ve kalenin içinden çıkan pozisyonlar oldu. Maça verilmeyen gol ve verilen pozisyonlar damga vurdu. Sonra içeride izlediğimiz zaman aynı pozisyonda bizim golümüzü iptal etti, son dakikada Serdar’ın Berkan’ı itmesini VAR hakeminin çağırmaması inanılır gibi değil. Attıkları birinci golde herkes ofsayta bakıyor ama Kerem’e itme pozisyonu var. Oraya bakılmıyor.” ifadelerini kullandı.
Karşılaşmanın hakemi Halil Umut Meler’in yönetimine eleştiride bulunan Necati Ateş, şöyle devam etti:
“Biz ivme yakalamışız, oyunu oraya yıkmışız, bir pozisyonla değişebiliyor. Hakem bu oyunu maalesef çevirebiliyor. Kerem’in pozisyonunda faul oldu. Avantaj oynatsa ve top bize gelse Diagne’nin pozisyonu büyük ihtimal penaltı. Oyunu okuyamıyor. Kırmızı kart onu kurtaracağı için oyunu durduruyor. Yoksa devamında Diagne’nin pozisyonu penaltı. İptal edilen golde 4 dakika 40 saniye oyun durdu. Süre tuttuk. Sonunda 7 dakika uzatma verdi. Bunları izleyince kenardan hocamız da çok sinirleniyor haliyle. Hocayı atabilmek için kovalıyorlar. Sinirler yükseldiği zaman da atıyor hocayı. Gerçekten sıkıntılı bir maç oynadık. Biz Galatasaray’ız, ayağa kalkarız. İkinci yarıya her zaman iyi başlar ve devamını getiririz.”
Karşılaşmanın ardından Fenerbahçeli futbolcuların saha ortasında yaşadıkları galibiyet sevinciyle ilgili Ateş, “Mutlaka biz orada olayları yatıştırmaya çalıştık. Onlar da çok fazla sevindiler. Oyuncularımızın bazıları sinirlendi. Bakacağız. İkinci yarıda deplasmanda kazandığımız maçta bakalım biz nasıl sevinç yaşayacağız göreceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
AA
Kontrolmatik’te ödeme krizi büyüyor: Borçlanma araçlarında ikinci dalga
Kontrolmatik’te Mayıs ayında başlayan borç ödeme sorunu Eylül ayında yeni bir halkaya dönüştü. Şirketin 100 milyon TL nominal değerli finansman bonosunun anapara ve kupon ödemesi yapılamazken, aynı gün bir başka tahvilin kupon ödemesi de gerçekleştirilemedi. Böylece şirketin vadesinde yerine getiremediği borçlanma aracı yükümlülükleri 1 milyar TL’yi aştı. Asıl dikkat çekici tablo ise şirket bilançosundaki yüksek finansal borç, düşük nakit ve kısa vadeli yükümlülük baskısı.
Kontrolmatik Teknoloji Enerji ve Mühendislik A.Ş.’de borç ödeme krizi yeniden gündemde.
Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun (MKK) 4 Eylül 2026 tarihli bildirimine göre şirket tarafından ihraç edilen TRFKNTR92611 ISIN kodlu 100 milyon TL nominal değerli finansman bonosunun itfa ve kupon ödemesi vadesinde gerçekleştirilemedi.
Aynı gün TRSKNTR32719 ISIN kodlu tahvilin kupon ödemesi de şirketin gerekli tutarı MKK sistemine aktarmaması nedeniyle yatırımcılara ödenemedi.
Bu gelişme tek başına değerlendirildiğinde bir tahvil ödeme problemi gibi görünebilir. Ancak Kontrolmatik’in son dört aylık ödeme takvimine bakıldığında çok daha önemli bir tablo ortaya çıkıyor.
Mayıs’ta başlayan süreç Eylül’de devam ediyor
Kontrolmatik’in borçlanma araçlarında ilk büyük ödeme sorunu 15 Mayıs 2026’da yaşandı.
Şirketin;
- TRSKNTR52618 kodlu tahvilinin 250 milyon TL anaparası,
- TRFKNTR52615 kodlu finansman bonosunun 200 milyon TL anaparası
ile bunlara ilişkin son kupon ödemeleri gerçekleştirilemedi.
İki aracın toplam anaparası 450 milyon TL, kuponlarla birlikte vadesinde yapılamayan ödeme ise yaklaşık 502,2 milyon TL oldu.
Daha önemlisi, şirket aynı gün banka kredilerinin yeniden yapılandırılması için Halkbank ve VakıfBank’a başvurduğunu KAP’a açıkladı.
Şirket, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun Geçici 32. maddesi kapsamındaki Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması çerçevesinde mevcut banka kredilerinin yeniden yapılandırılmasını istedi. Amaç; borçları yeni bir ödeme takvimine bağlamak, operasyonların devamlılığını sağlamak ve özellikle varlık satışları yoluyla mali yapıyı güçlendirmek olarak açıklandı.
Haziran: İki kupon daha ödenemedi
Sorun Mayıs ayıyla bitmedi.
5 Haziran 2026’da TRFKNTR92611 ve TRSKNTR32719 kodlu iki borçlanma aracının kupon ödemeleri de gerçekleştirilemedi. Her iki aracın nominal değeri 100’er milyon TL ve dönemsel kupon oranı yüzde 11,59 seviyesindeydi. İki kuponun toplam tutarı yaklaşık 23,18 milyon TL oldu.
Bu gelişmenin ardından söz konusu borçlanma araçları Borsa İstanbul Borçlanma Araçları Piyasası’nda Gözaltı Pazarı’na alındı.
Temmuz: 400 milyon TL’lik bono da ödenemedi
Bu kez 3 Temmuz 2026’da 400 milyon TL nominal değerli TRFKNTR72613 kodlu finansman bonosunun itfa ve kupon ödemeleri gerçekleştirilemedi.
Bononun dönemsel kupon oranı yüzde 15,32 idi. Yaklaşık 61,28 milyon TL kupon ile 400 milyon TL anapara dikkate alındığında vadesinde yapılamayan toplam ödeme yaklaşık 461,28 milyon TL seviyesine ulaştı.
Ve şimdi Eylül…
4 Eylül’de yeni 100 milyon TL’lik halka
4 Eylül’de vadesi gelen 100 milyon TL nominal değerli TRFKNTR92611 finansman bonosunun hem anaparası hem de kuponu ödenemedi.
Aynı gün TRSKNTR32719’un kuponu da ödenemedi.
Böylece Kontrolmatik’te: 15 Mayıs → 5 Haziran → 3 Temmuz → 4 Eylül olmak üzere dört ayrı kritik ödeme tarihinde aksama yaşandı.
Bugünkü iki kuponun tutarı ayrıca hesaplanmadan dahi, bu tarihlerde vadesinde gerçekleştirilemeyen anapara ve kupon ödemeleri 1,08 milyar TL’yi aşmış durumda.
Buradaki kritik nokta şu: Artık mesele tek bir tahvilin ödenememesi değil; şirketin borç servis kapasitesinin süreklilik gösteren biçimde zorlanmasıdır.
Borsa İstanbul neden Yakın İzleme Pazarı’na aldı?
Kontrolmatik açısından bir başka önemli gelişme de 18 Haziran 2026’da yaşandı. Borsa İstanbul, KONTR paylarını Yıldız Pazar’dan çıkararak Yakın İzleme Pazarı’na aldı.
Kararın dayanağı Kotasyon Yönergesi’nin 35/1-d maddesi oldu. Bu düzenleme, finansman sıkıntısını gösteren derecede vadesi geçmiş finansal, ticari, kamu veya personel borçlarının bulunması gibi durumlarda şirket paylarının Yakın İzleme Pazarı’na alınabilmesine imkân tanıyor.
Bu karar, piyasaya verilen önemli bir mesajdı: Kontrolmatik’teki ödeme problemi artık yalnızca şirket ile alacaklıları arasındaki özel bir finansman meselesi olarak görülmüyor; yatırımcıların korunmasını gerektirecek ölçüde piyasa düzenlemesi konusu haline gelmiş durumda.
Kredi notu da alarm veriyor
Mayıs ayındaki ödeme aksaklığının ardından Kontrolmatik’in uzun vadeli ulusal kurum kredi notu B- (tr)/Negatif’ten prD (tr)/Negatif’e indirildi. “prD” seviyesine geçiş, şirketin finansal yükümlülüklerini yerine getirme konusunda temerrüt/ödeme problemi yaşadığını gösteren çok daha ağır bir kredi risk sinyali.
Bu nedenle Eylül ayında yaşanan yeni ödeme aksaklığı, yatırımcı açısından Mayıs’taki gelişmeden bağımsız değerlendirilemez.
Kaynaklar: KAP, MKK, Borsa İstanbul ve Kontrolmatik finansal raporları ile güncel piyasa haberleri taranarak hazırlanmıştır
BANKA HABERLERİ
İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem
İhracatçıya reeskont kredisi desteğinde yeni dönem: BSMV istisnası genişletildi
Yayınlanma:
1 gün önce|
05/09/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Kısa ve uzun vadeli reeskont kredilerinin tamamı BSMV istisnası kapsamına alındı. Finansman maliyeti yüzde 23,95 olan reeskont kredilerinde vergi yükünün kaldırılması, ihracatçıların kredi maliyetini aşağı çekecek. Günlük kredi limiti de 5 milyar TL’ye yükseltilmiş durumda.
İhracatçıların uzun süredir beklediği finansman maliyetini azaltacak önemli bir düzenleme yürürlüğe girdi. 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde uygulanan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) istisnasının kapsamı genişletildi.
Düzenlemeyle daha önce kısa vadeli reeskont kredileri açısından uygulanan istisna, uzun vadeli reeskont kredilerini de kapsayacak şekilde genişletildi. Böylece TCMB kaynaklı reeskont kredilerinin tamamında ihracatçı açısından önemli bir maliyet kalemi ortadan kaldırılmış oldu.
Ticaret Bakanlığı da düzenlemenin amacını, ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmak ve finansman maliyetlerini düşürmek olarak açıkladı.
Reeskont kredisinde maliyet yüzde 23,95
Düzenlemenin önemini anlamak için reeskont kredilerindeki son değişikliklere bakmak gerekiyor.
TCMB ile Ticaret Bakanlığı’nın ihracat finansmanına yönelik çalışmaları kapsamında reeskont kredilerinde son dönemde önemli iyileştirmeler yapıldı. Reeskont kredilerinin finansman maliyeti yüzde 23,95’e indirildi.
Bunun yanında;
- Daha önce 300 milyon TL olan günlük reeskont kredi limiti 5 milyar TL’ye çıkarıldı.
- Firma başına günlük kredi limiti 45 milyon TL’den 60 milyon TL’ye yükseltildi.
- Yabancı para cinsi reeskont kredi limiti 5 milyon dolara çıkarıldı.
- Toplam reeskont kredi programı bütçesi 1 milyar dolar olarak oluşturuldu.
- Reeskont kredilerinde ilave döviz alma zorunluluğu kaldırıldı.
- Net ihracatçı uygulaması yerine “ihracatçı skoru” uygulamasına geçildi.
TCMB’nin önceki düzenlemeleri de reeskont kredilerinde firmaların finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik olmuştu. Örneğin 2025 sonunda TL reeskont kredilerinin günlük limiti artırılmış, firma başına günlük limit 60 milyon TL’ye yükseltilmiş ve YP reeskont kredilerinde firma limiti 5 milyon dolara çıkarılmıştı.
Asıl kritik değişiklik: Uzun vadeli kredi de istisna kapsamında
Yeni düzenlemenin ihracatçı açısından en önemli tarafı ise vade ayrımının ortadan kaldırılması.
Ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde artık yalnızca kısa vadeli krediler değil, uzun vadeli reeskont kredileri de BSMV istisnasından yararlanabilecek.
Bu, özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek, üretim ve ihracat döngüsü uzun olan firmalar açısından önemli.
Çünkü ihracatçı açısından kredi faizinin yanında kredi üzerindeki vergi yükü de toplam finansman maliyetini artırıyor. BSMV’nin kaldırılmasıyla birlikte kredi maliyetinde doğrudan bir düşüş meydana geliyor.
Örneğin:
Finansman maliyetinin yüzde 23,95 olduğu varsayıldığında ve BSMV’nin yüzde 5 olduğu standart yapı dikkate alındığında, yalnızca faiz üzerinden oluşan BSMV yükü teorik olarak maliyeti yüzde 25,15 seviyesine taşıyabilecek bir etki yaratıyor.
Dolayısıyla istisna, özellikle yüksek tutarlı ve uzun vadeli kredilerde ihracatçı açısından milyonlarca liralık maliyet avantajına dönüşebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise BSMV’nin kaldırılmasının faiz oranını değiştirmediği, faiz üzerinden doğabilecek vergi yükünü ortadan kaldırdığıdır.
5 milyar TL günlük limit önemli
Düzenlemenin BSMV boyutu kadar önemli diğer tarafı ise reeskont kredi programının kapasitesinin ciddi şekilde artırılmış olması.
300 milyon TL’den 5 milyar TL’ye çıkarılan günlük limit, yaklaşık 16,7 katlık bir artış anlamına geliyor.
Bu durum reeskont kredisinin artık yalnızca sınırlı sayıdaki ihracatçı için kullanılan bir finansman aracı olmaktan çıkarılıp daha geniş bir ihracatçı kitlesine ulaştırılmasının hedeflendiğini gösteriyor.
TCMB’nin reeskont kredileri, vadeli ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetlerden doğan alacakların bankalar aracılığıyla Merkez Bankası reeskontuna götürülmesi yoluyla ihracatçıya finansman sağlanmasına dayanıyor.
İhracatçı açısından ne değişiyor?
Yeni düzenlemeyi yalnızca “vergi istisnası” olarak görmek eksik olur.
Aslında üç ayrı kanal aynı anda çalışıyor:
1. Kredi maliyeti düşüyor.
BSMV istisnasının genişletilmesi özellikle uzun vadeli kredilerde finansman yükünü azaltıyor.
2. Krediye erişim kapasitesi artıyor.
Günlük limitin 5 milyar TL’ye çıkarılması, programın toplam kullandırım kapasitesini ciddi biçimde büyütüyor.
3. İhracatçının bilançosu rahatlıyor.
Finansman maliyetinin düşmesi, ihracatçı şirketlerin faiz giderlerini azaltarak faaliyet kârlılığı ve nakit akışı üzerinde olumlu etki yaratabilir.
Bu nedenle düzenleme sadece bankacılık sektörü açısından değil, sanayi şirketlerinin maliyet yapısı ve ihracat rekabetçiliği açısından da önemli.
“Ucuz kredi” tek başına yeterli mi?
Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.
Reeskont kredilerinin maliyetinin düşürülmesi ihracatçı için önemli bir avantaj olsa da, krediye erişimin fiilen ne kadar kolaylaşacağı bankaların tahsis politikalarına ve ihracatçıların kredi değerliliğine de bağlı.
Dolayısıyla 5 milyar TL’lik günlük limitin artırılması tek başına yeterli değil. Bu kaynağın özellikle finansmana erişimde zorlanan KOBİ’lere, emek yoğun sektörlere ve ihracat potansiyeli yüksek firmalara ne ölçüde ulaşacağı kritik olacak.
TCMB’nin reeskont uygulamalarında son dönemde KOBİ’lerin erişimini ve ihracat performansını dikkate alan mekanizmalar da öne çıkıyor.
Bankalar açısından da önemli
Düzenlemenin bir başka boyutu ticari bankalar.
Reeskont kredileri bankalar üzerinden kullandırıldığı için BSMV istisnasının kapsamının genişletilmesi, bankaların ihracatçı müşterilerine sunduğu reeskont finansmanının maliyet yapısını etkiliyor.
Bu nedenle yeni düzenleme “ihracatçıya vergi indirimi”nden ziyade, TCMB kaynaklı sübvansiyon niteliğindeki uygun maliyetli finansmanın vergi ayağının da güçlendirilmesi olarak okunabilir.
Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında da reeskont kredilerinin ihracat finansmanındaki temel politika araçlarından biri olduğu ve ihracatçıların finansmana erişiminin artırılmasının yatırım, üretim, istihdam ve ihracat hedefleri açısından önem taşıdığı vurgulanıyor.
Büyük resim: Türkiye ihracat finansmanını ucuzlatmaya çalışıyor
Son düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin ihracat finansmanı politikasında belirgin bir yön görülüyor:
Daha yüksek kredi limiti + daha düşük finansman maliyeti + daha az döviz kısıtı + vergi avantajı.
Bu politika özellikle küresel ticarette rekabetin arttığı bir dönemde ihracatçıların maliyet avantajını koruması açısından önem taşıyor.
Nitekim Ticaret Bakanlığı’nın son açıklamalarında yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının 405,3 milyar dolara yükseldiği belirtilirken, reeskont kredilerinde finansman koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi.
Bankavitrini yorumu
Yeni BSMV istisnası tek başına büyük bir devrim değil; ancak son dönemde reeskont kredilerinde yapılan düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde önemli bir finansman paketi ortaya çıkıyor.
Buradaki kritik soru artık “ihracatçıya ucuz kredi verilecek mi?” değil, “bu ucuz kaynağa hangi ihracatçı ne kadar ve ne hızla ulaşabilecek?”
Çünkü yüksek faiz ortamında yüzde 23,95 maliyetle sağlanan ve BSMV avantajı da bulunan reeskont finansmanı, piyasa koşullarına kıyasla oldukça önemli bir avantaj yaratıyor. Ancak avantajın ihracatçı şirketlerin gerçek finansman maliyetine yansıması için bankaların kredi tahsis süreçlerinin de bu mekanizmayla uyumlu çalışması gerekiyor.
Sonuç olarak 5 Eylül düzenlemesi, ihracatçıların finansman maliyetini aşağı çeken; özellikle uzun vadeli finansmanda etkisi daha fazla hissedilecek yeni bir destek mekanizması niteliğinde.
Erol Taşdelen
Perakende devlerinde kârlılık alarmı: BİM pozitif ayrıştı
Perakende devlerinde kârlılık alarmı: BİM pozitif ayrıştı, sektör ciro büyütürken faaliyet kârını kaybediyor
Yayınlanma:
5 gün önce|
01/09/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Türkiye’nin büyük organize perakende şirketlerinin 2026 ilk yarı bilançoları, sektör açısından dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Ciro ve brüt kâr üretmeye devam eden şirketlerin önemli bölümü, mağaza giderleri, personel maliyetleri, kiralar, lojistik ve diğer operasyonel giderler sonrasında faaliyet kârı üretemiyor. BİM ise hem güçlü özkaynak yapısı hem de pozitif faaliyet kârlılığıyla rakiplerinden belirgin biçimde ayrışıyor. CarrefourSA ve Bizim Toptan’da negatif özkaynak ise bilanço açısından ayrıca dikkat çekiyor.
Türkiye’de yüksek enflasyonun, yüksek faizlerin, ücret artışlarının ve işletme giderlerinin en fazla hissedildiği sektörlerden biri perakende oldu. Marketlerin kasalarından geçen para artıyor; ancak artan ciro aynı ölçüde kâra dönüşmüyor.
Migros, BİM, ŞOK Marketler, CarrefourSA ve Bizim Toptan’ın 30 Haziran 2026 tarihli KAP finansal tabloları birlikte incelendiğinde, şirketlerin büyüklükleri ve iş modelleri farklı olsa da ortak sorun açık biçimde görülüyor: Brüt kâr var, ancak faaliyet giderlerinden sonra kâr büyük ölçüde eriyor.
A101 ise kamuya açık ayrıntılı finansal tablolarını paylaşmadığı için karşılaştırmanın dışında tutuldu.
Önce önemli bir metodoloji notu
Paylaşılan karşılaştırma tablosundaki “faaliyet kârı” satırında bazı şirketlerde farklı finansal tablo kalemlerinin kullanıldığı görülüyor. Örneğin BİM için tabloda yer alan 13,097 milyar TL, KAP’taki “Finansman Geliri/Gideri Öncesi Faaliyet Kârı” rakamıdır. BİM’in aynı dönemdeki Esas Faaliyet Kârı ise 8,050 milyar TL’dir. KAP verilerine göre BİM’in 449,7 milyar TL hasılatına karşılık 85,8 milyar TL brüt kârı ve 15,1 milyar TL net dönem kârı bulunuyor.
Benzer şekilde ŞOK için grafikteki 86,1 milyar TL’lik satış tutarı altı aylık kümülatif tutar değil, dönem içindeki daha dar gelir tablosu sütunundan alınmış görünüyor. KAP’ın 2026/06 kümülatif tablosunda ŞOK’un altı aylık hasılatı 167,8 milyar TL, brüt kârı 32,47 milyar TL, esas faaliyet zararı ise 7,41 milyar TL seviyesinde. Dolayısıyla şirketleri karşılaştırırken aynı muhasebe kalemlerini esas almak daha doğru olacaktır.
Bu düzeltme yapıldığında dahi ana sonuç değişmiyor: Beş şirket içinde 2026’nın ilk yarısında esas faaliyet kârı üreten tek şirket BİM.
BİM: Sektörün açık ara en güçlü bilançosu
BİM’in 30 Haziran 2026 itibarıyla toplam varlıkları yaklaşık 428,6 milyar TL, toplam özkaynakları ise 203,1 milyar TL düzeyinde. Toplam yükümlülükler 225,4 milyar TL. Başka bir ifadeyle şirket varlıklarının yaklaşık yüzde 47’sini özkaynakla finanse ediyor. Dönen varlıkların 152,4 milyar TL, kısa vadeli yükümlülüklerin ise 147,7 milyar TL olması da diğer birçok rakibe göre daha dengeli bir kısa vadeli finansman yapısına işaret ediyor.
BİM’in ilk altı aylık hasılatı 449,7 milyar TL, brüt kârı 85,8 milyar TL oldu. Brüt kâr marjı yaklaşık %19,1 düzeyinde. Esas faaliyet kârı yaklaşık 8,05 milyar TL ile pozitif. Finansman öncesi faaliyet kârı ise 13,1 milyar TL’ye ulaşıyor. Net dönem kârı 15,1 milyar TL.
Buradaki kritik nokta yalnızca kârın miktarı değil. BİM, düşük brüt marjla çalışan indirim marketi modeline rağmen gider yapısını brüt kârının altında tutabiliyor. Bu, organize perakendede belki de şu anda en önemli rekabet avantajı.
BİM’in modeli; sınırlı ürün çeşidi, yüksek stok dönüşü, güçlü özel marka penetrasyonu, satın alma ölçeği, daha standart mağaza yapısı ve maliyet kontrolü üzerine kurulu. Enflasyonist ortamda bu modelin avantajı daha da belirginleşiyor.
Migros: Yüksek brüt marj yetmiyor
Migros ilk yarıda 241,3 milyar TL hasılat ve 55,75 milyar TL brüt kâr açıkladı. Brüt kâr marjı yaklaşık %23,1 ile karşılaştırmadaki en yüksek oranlardan biri.
Buna rağmen esas faaliyet sonucu 10,86 milyar TL zarar. Şirket dönem sonunda yalnızca yaklaşık 1,08 milyar TL net kâr açıklayabildi. KAP verileri bu güçlü brüt kâra rağmen operasyonel giderlerin esas faaliyet seviyesinde ciddi baskı yarattığını gösteriyor.
Burada çok önemli bir paradoks var: Migros’un brüt marjı BİM’den yaklaşık 4 puan yüksek olduğu halde BİM faaliyet kârı üretirken Migros faaliyet zararı yazıyor. Bu fark bize perakendecilikte yalnızca satın alma-satış marjının değil, mağaza işletme modelinin de belirleyici olduğunu gösteriyor.
Hipermarket ve süpermarket ağı, daha geniş ürün çeşidi, daha büyük mağazalar, personel yoğunluğu, enerji, lojistik, e-ticaret ve teslimat altyapısı doğal olarak daha yüksek faaliyet giderleri yaratıyor.
Migros’un 250,1 milyar TL toplam varlığına karşılık 93,9 milyar TL özkaynağının bulunması ise bilanço tarafında önemli bir tampon sağlıyor. Dolayısıyla Migros’taki temel sorun şimdilik bilanço sermayesinden çok operasyonel kârlılığın yeniden güçlendirilmesi olarak görünüyor.
ŞOK: Ciro büyüyor ama zarar da devam ediyor
ŞOK’un resmi KAP tablosunda 2026 ilk altı aylık satışları 167,78 milyar TL. Şirketin brüt kârı 32,47 milyar TL; brüt kâr marjı yaklaşık %19,4. Ancak esas faaliyet zararı 7,41 milyar TL. Net dönem zararı ise 1,35 milyar TL seviyesinde.
Şirketin kamuya yaptığı açıklamada ilk yarı satışlarının reel bazda yıllık yaklaşık %7 arttığı ve mağaza sayısının 11.175’e ulaştığı belirtiliyor.
Sorun tam da burada ortaya çıkıyor: Mağaza büyümesi ve ciro büyümesi tek başına değer yaratmaya yetmiyor.
ŞOK’un 124,1 milyar TL toplam varlığına karşılık 84,1 milyar TL yükümlülüğü var. Özkaynaklar yaklaşık 40 milyar TL düzeyinde. Kısa vadeli yükümlülüklerin 68,5 milyar TL’ye çıkması, işletme sermayesi yönetiminin önemini artırıyor.
Şirket hâlâ pozitif özkaynak taşıyor; dolayısıyla CarrefourSA ve Bizim Toptan kadar sert bir bilanço alarmı söz konusu değil. Ancak faaliyet zararının kalıcı hale gelmemesi gerekiyor.
CarrefourSA: Sorun artık yalnızca kârlılık değil, sermaye yapısı
CarrefourSA’nın bilançosu karşılaştırmanın en dikkat çekici tablolarından birini oluşturuyor.
Şirketin toplam varlıkları yaklaşık 42,66 milyar TL iken toplam yükümlülükleri 47,59 milyar TL.
Sonuç: Özkaynak eksi 4,94 milyar TL.
Kısa vadeli yükümlülükler 42,68 milyar TL’ye ulaşırken dönen varlıklar yalnızca 17,83 milyar TL seviyesinde. Başka bir ifadeyle şirketin cari oranı yaklaşık: 0,42
Bu oran kısa vadeli finansman baskısının büyüklüğünü gösteriyor.
CarrefourSA ilk altı ayda 43,59 milyar TL ciro ve 9,81 milyar TL brüt kâr elde etti. Brüt kâr marjı yaklaşık %22,5 gibi oldukça güçlü bir düzeyde olmasına rağmen esas faaliyet zararı 4,73 milyar TL, net dönem zararı ise 3,61 milyar TL oldu.
Dolayısıyla CarrefourSA’da problem satış marjından çok daha aşağıda ortaya çıkıyor. Brüt kârın neredeyse yarısının üzerinde bir tutar faaliyet seviyesinde kayboluyor. Bu nedenle CarrefourSA bilançosunda artık yalnızca “Ne kadar satış yaptı?” sorusu yeterli değil.
Asıl sorular: Faaliyet giderleri neden bu kadar yüksek? Negatif özkaynak nasıl düzeltilecek? İşletme sermayesi nasıl finanse edilecek?
Bizim Toptan: Negatif özkaynak kırmızı alarm
Bizim Toptan daha küçük ölçekli olmasına rağmen bilanço göstergeleri açısından dikkatle izlenmesi gereken bir başka şirket.
30 Haziran itibarıyla toplam varlıklar 14,03 milyar TL, toplam yükümlülükler ise 14,25 milyar TL.
Toplam özkaynak: -220 milyon TL.
Üstelik 12,30 milyar TL’lik kısa vadeli yükümlülüğe karşılık sadece 6,84 milyar TL dönen varlık bulunuyor. İlk altı ayda şirketin hasılatı 19,85 milyar TL, brüt kârı 3,21 milyar TL oldu.
Esas faaliyet zararı: 1,264 milyar TL.
Net dönem zararı: 500,5 milyon TL.
Bizim Toptan’ın brüt kâr marjı yaklaşık %16,2 ile karşılaştırmadaki en düşük oranlardan biri.
Toptan satış modelinin doğası gereği düşük marj anlaşılabilir. Ancak düşük brüt marj, yüksek faaliyet gideri ve negatif özkaynak aynı anda ortaya çıktığında finansal kırılganlık hızla artıyor.
Rakamların anlattığı asıl hikâye
Aynı muhasebe tanımıyla, yani “Esas Faaliyet Kârı/Zararı” üzerinden baktığımızda tablo yaklaşık olarak şöyle:
| Şirket | 2026/6 hasılat | Brüt kâr marjı | Esas faaliyet sonucu | Net sonuç | Özkaynak |
|---|---|---|---|---|---|
| BİM | 449,7 milyar TL | %19,1 | +8,05 milyar TL | +15,09 milyar TL | +203,1 milyar TL |
| Migros | 241,3 milyar TL | %23,1 | -10,86 milyar TL | +1,08 milyar TL | +93,9 milyar TL |
| ŞOK | 167,8 milyar TL | %19,4 | -7,41 milyar TL | -1,35 milyar TL | +40,0 milyar TL |
| CarrefourSA | 43,6 milyar TL | %22,5 | -4,73 milyar TL | -3,61 milyar TL | -4,94 milyar TL |
| Bizim Toptan | 19,9 milyar TL | %16,2 | -1,26 milyar TL | -0,50 milyar TL | -0,22 milyar TL |
KAP verileri şirketlerin bilanço yapılarını da birbirinden keskin biçimde ayırıyor. BİM’in toplam yükümlülüklerinin varlıklara oranı yaklaşık %52,6 iken bu oran Migros’ta %62,4, ŞOK’ta %67,7 seviyesinde. CarrefourSA ve Bizim Toptan’da ise negatif özkaynak nedeniyle yükümlülükler toplam varlıkları aşmış durumda.
Perakendede yeni problem: Ciro değil gider enflasyonu
Sektörde yıllardır şirketler “ciro büyümesi” üzerinden değerlendirildi. Ancak yüksek enflasyon ortamında nominal ciro büyümesi giderek anlamını kaybediyor.
Bugün marketçilikte kritik gösterge artık satışların ne kadar arttığı değil: Her 100 TL satıştan faaliyet giderleri sonrasında kaç TL kaldığı.
Personel ücretleri, kira, elektrik, lojistik, kredi kartı komisyonları, dağıtım merkezi giderleri, teknoloji yatırımları, mağaza bakım giderleri ve yeni mağaza açılış maliyetleri brüt kârı hızla tüketiyor. Bu nedenle şirket 100 milyar TL ilave ciro yaparken gerçekte daha fazla ekonomik değer üretmeyebilir.
Hatta büyüdükçe daha fazla zarar ediyor olabilir. ŞOK örneğinde mağaza ağı ve satışlar büyürken faaliyet zararının devam etmesi bu nedenle özellikle izlenmeli.
Enflasyon muhasebesi de tabloyu okumayı zorlaştırıyor
Bir başka önemli nokta TMS 29 kapsamında uygulanan enflasyon muhasebesi.
Örneğin ŞOK’un faaliyet raporlarında rakamlar TMS 29 etkisi dahil sunuluyor. İlk çeyrek raporunda şirket 76,3 milyar TL net satışa karşılık 3,73 milyar TL faaliyet zararı açıklarken, net parasal pozisyon kazancı yaklaşık 5,15 milyar TL’ye ulaşmıştı.
Bu nedenle özellikle enflasyonist ekonomilerde: Net kâr ile esas faaliyet performansı birbirinden ayrılarak okunmalı.
Bir şirket faaliyetlerinden zarar ettiği halde parasal pozisyon kazancı, yatırım gelirleri veya diğer bilanço kalemleri sayesinde dönem sonunda net kâr açıklayabilir. Migros’un 10,9 milyar TL esas faaliyet zararına rağmen yaklaşık 1,1 milyar TL net kâr açıklaması buna iyi bir örnek.
Dolayısıyla “şirket kâr etti” demek tek başına operasyonların sağlıklı olduğunu göstermiyor.
BİM neden ayrışıyor?
BİM’in performansında birkaç yapısal unsur öne çıkıyor: yalın mağaza modeli, yüksek satış hacmi, sınırlı ürün çeşitliliği, yüksek stok dönüş hızı, özel markaların ağırlığı, güçlü satın alma gücü, düşük operasyonel karmaşıklık ve görece güçlü özkaynak yapısı.
Aslında BİM en yüksek brüt marja sahip şirket değil. Migros ve CarrefourSA’nın brüt marjları daha yüksek.
Fakat BİM’in farkı: Brüt kârı faaliyet kârına çevirebilmesi.
Perakendede bundan daha önemli bir gösterge yok.
Negatif özkaynak göz ardı edilmemeli
CarrefourSA ve Bizim Toptan açısından en kritik konu faaliyet zararından bile önce bilanço yapısı olabilir. CarrefourSA’nın özkaynağı -4,94 milyar TL, Bizim Toptan’ın ise yaklaşık -220 milyon TL seviyesinde.
Negatif özkaynak tek başına şirketin ödeme güçlüğünde olduğu anlamına gelmez; perakende şirketleri tedarikçi finansmanı ve hızlı stok dönüşü sayesinde düşük işletme sermayesiyle uzun süre faaliyet gösterebilir. Ancak negatif özkaynak ile faaliyet zararının aynı dönemde devam etmesi mutlaka yakından izlenmesi gereken bir kombinasyondur.
Çünkü zarar sürdükçe sermaye açığı büyür.
Türkiye perakendesinin problemi satış yapmak değil, sattığından para kazanmak
2026 ilk yarı bilançolarından çıkan en önemli sonuç bu. Türkiye’nin büyük perakendecileri yüz milyarlarca liralık satış yapıyor.
Kasalar dolu.
Mağazalar kalabalık.
Ciro büyüyor.
Ancak bilançonun biraz aşağısına indiğimizde görüntü değişiyor.
Migros faaliyet zararı yazıyor.
ŞOK faaliyet zararı yazıyor.
CarrefourSA faaliyet zararı yazıyor ve özkaynağı negatif.
Bizim Toptan faaliyet zararı yazıyor ve özkaynağı negatife geçmiş durumda.
BİM ise pozitif faaliyet kârı ve güçlü özkaynak yapısıyla rakiplerinden ayrışıyor.
Bu nedenle 2026 perakende sektörünü değerlendirirken artık “Hangi şirket daha çok satış yaptı?” sorusundan çok şu soruyu sormak gerekiyor: “Hangi şirket yaptığı satıştan gerçekten para kazanabiliyor?”
30 Haziran 2026 bilançosunda bu sorunun cevabı oldukça net görünüyor: BİM.
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
Not: A101 ayrıntılı kamuya açık bilanço ve gelir tablosu yayımlamadığından karşılaştırmaya dahil edilmemiştir. Karşılaştırmada şirketlerin KAP’ta yayımlanan 2026/06 finansal tabloları esas alınmıştır. CarrefourSA’nın verileri konsolide olmayan, diğer karşılaştırılan şirketlerin verileri ise konsolide finansal tablolardır
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.053)
- BANKA ANALİZLERİ (152)
- BANKA HABERLERİ (3.625)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (597)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.981)
- GÜNCEL (4.584)
- GÜNDEM (3.567)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (147)
- ŞİRKETLER (2.737)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (582)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.486)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (831)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (119)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (61)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (94)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- OpenAI'da yaprak dökümü sürüyor: Bir yönetici daha ayrıldı 25/08/2026
- İran'dan kritik iki temas 25/08/2026
- Halkbank'a 1,1 milyar dolarlık ilave kaynak 25/08/2026
- IMF Başkanı Georgieva: Küresel ekonomi enerji şokuna direniyor 25/08/2026
- İran'dan ekonomik savaş çıkışı 25/08/2026
- SpaceX'te yeni üs yatırımı planı 25/08/2026
- Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kabine toplantısı sonrası açıklamalar 25/08/2026
- Anthropic'ten yatırımcılara devasa 'pazar' sunumu 25/08/2026
- "Hürmüz'deki mayınlar temizlendi" 25/08/2026
- Sektörel güven endeksleri geriledi 25/08/2026
SON YAZILAR
- Kontrolmatik’te ödeme krizi büyüyor 05/09/2026
- İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem 05/09/2026
- Fonlarda vergi ayarı: Yüzde 10 stopaj resmen başladı 05/09/2026
- Enflasyon düşüyor ama hayat pahalılığı bitmiyor 03/09/2026
- Piyasalar soluklandı: Zayıf istihdam Fed korkusunu törpüledi. Gözler TÜİK’te 03/09/2026
- Perakende devlerinde kârlılık alarmı: BİM pozitif ayrıştı 01/09/2026
- SPK’dan patron satışlarına fren 01/09/2026
- Yeni SPK düzenlemesinde hangi hisseler öne çıkabilir? 31/08/2026
- Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler 30/08/2026
- Takas İstanbul risk yönetiminde kuralları değiştiriyor 29/08/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini5 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
