Connect with us

GÜNCEL

Dijital yetkinlik maaşları olumlu yönde etkiliyor

Yayınlanma:

|

Uluslararası üst düzey işe alım ve danışmanlık şirketi Michael Page tarafından hazırlanan 2023 yılı Maaş Araştırması, yılın ilk çeyrek sonuçları belli oldu. Şirketin her yıl düzenli olarak hazırladığı bu çalışmada Türkiye’deki on farklı sektördeki firmaların ciroları, sektörleri ve pazar eğilimleri dikkate alınarak mevcut maaş durumuna ve sektörde talep gören rollere ayna tutuluyor.

Bu araştırmanın sonuçları, 2022 ve 2023 ilk çeyreği boyunca geliştirilen çeşitli işe alım süreçleri, müşteri toplantıları, aday görüşmeleri ve deneyimlerin derlenmesine dayanıyor. Enflasyonda yaşanan değişkenlikler sebebiyle, bu maaş̧ analizleri 2023 yılının ilk çeyrek verilerini yansıtıyor. Piyasa koşulları gereği 2023 yılının ikinci çeyreği için tekrar gözden geçirilmesi planlanıyor.

Michael Page Türkiye Genel Müdürü Fatih Cömert ve sektörlere göre uzmanlaşmış olan Yönetim Kurulu Üyeleri Çağla Şengöz Altaş, Deniz Çakırgil Sezen ve Melih Mümünoğlu, Maaş Araştırması’na göre ortaya çıkan tabloyu şöyle özetliyorlar.

Bankacılık & Finansal Hizmetler

Pandemi döneminde bankacılık sektöründe dijitalleşme projeleri hızlandı. Sigorta, varlık yönetimi ve menkul kıymet şirketleri de bu trendi takip ediyor. Bunun yanında RPA ve yapay zeka araçları hayatımızda kaçınılmaz bir yer edinmeye başladı. Böylece, finansal hizmetler de bu araçları süreçlerine uygulamaya başladı. Dijital dönüşüm, mobil ürün yöneticisi/sahibi pozisyonları günümüzde en çok talep gören rollerdir. Varlık yönetimi ve menkul kıymet şirketlerinin büyümesi nedeniyle lisanslı portföy yöneticileri de şirketler tarafından tercih edilmektedir. Hizmet olarak bankacılık, açık bankacılık gibi alanlar da son zamanlarda gündeme geliyor. Sigorta sektöründe, yeni UFRS17 kuralları çerçevesinde bu alanı iyi bilen aktüerler başta olmak üzere adaylar yoğun talep görüyor. Veriye dayalı analizin ön plana çıkmasıyla birlikte mevcut pozisyonların yanı sıra veri bilimi deneyimi veya bilgisi olan adaylar da aranıyor. Artık beklentiler sadece yüksek maaşlarla da sınırlı kalmıyor, uzaktan veya hibrit çalışmaya izin veren ve gelecekte onlara küresel fırsatlar sunan şirketler, yüksek nitelikli adayların öncelikli tercihleri arasında bulunuyor.

Bu sektörde en az deneyimli uzman yılda en fazla brüt 450 bin TL baz maaş alırken, 12 yılı aşkın deneyime sahip yöneticinin baz maaşı aynı koşullarda 1.300.000 TL civarındadır.

Satış ve Pazarlama

Satış & Pazarlama rollerinde, özellikle endüstri ve üretim, hızlı tüketim malları, perakende gibi sektörlerde bu alandaki işe alımların son dönemde hareketlendiğini gözlemliyoruz. Maaşların özellikle dijital ve e-ticaret rollerinde ve teknoloji deneyimi gerektiren satış rollerinde yukarıya doğru ivme kazandığını gözlemliyoruz. Satış müdürü, pazarlama müdürü, dijital pazarlama müdürü, e-ticaret müdürü gibi rollere çok fazla talep oluyor. Satış veya pazarlama deneyimi, çok iyi derecede İngilizce seviyesi, sektör bilgisi temelde aranılan özellikler oluyor. Ayrıca dijitale uyum, yeni teknolojileri takip edebilme yetkinliği de bu profillerde aranılıyor. İletişim becerileri, çoklu görev alabilmek ve proaktif olmak ve yeni değişikliklere uyum sağlamak gibi sosyal beceriler adayların tercih edilmesini kolaylaştırıyor.

Bu sektörde en az deneyimli çalışan en fazla yıllık brüt 400 bin TL baz maaş alırken, 12 yıldan fazla deneyime sahip çalışanın baz maaşı yıllık brüt 1.500.000 TL ye ulaşıyor.

Finans

Finans rollerinde yoğunluğun devam ettiğini gözlemliyoruz. Maaş aralıklarını göz önünde bulundurduğumuzda ise rakamların sektörel olarak ciddi değiştiğini gözlemliyoruz. Muhasebe müdürü, finansal kontrolör (tecrübeli ve daha az tecrübeli), finansal planlama, analiz ve strateji ağırlıklı rollere çok fazla talep olmaktadır. Finans rollerinde en belirleyici konu İngilizce seviyesidir. Son dönemler ayrıca sektör bilgisi de aranılan özellikler arasına girmeye başladı. Bunun sebebi de finans rollerinin diğer fonksiyonlarla daha yakın iletişimde olmasının beklenmesidir.

Bu sektörde en az deneyimli çalışan en fazla yıllık brüt 420 bin TL baz maaş alırken, 12 yıldan fazla deneyime sahip çalışanın baz maaşı yıllık brüt 1.700.000 TL ye ulaşıyor.

Sağlık & Yaşam Bilimleri

Sağlık ve Yaşam Bilimlerinde maaşların 2022 yılına oranla daha stabil olduğu söylenebilir. Çift haneli maaş artışları devam etmekle birlikte ara dönem zam sıklığının azaldığı söylenebilir. Sağlık Bakanlığı’nın 2022 ikinci çeyrek itibariyle hekimlerin koşullarını iyileştirmesi ile birlikte yeniden kamuya dönüş biraz hız kazandı. Medikal müdür, bölgesel medikal müdür gibi roller için danışmanlık talebinde artış gözlemleniyor. Kişisel bakım ve gıda takviyeleri portföyü bulunan şirketlerde ise ağırlıklı pazarlama müdürü, kilit müşteri yöneticiliği gibi hem pazarlama hem satış pozisyonlarına talep oluşuyor. Ayrıca satış gücü etkinliği, sağlık ekonomisi, pazar erişimi, proje, marka ve müşteri yöneticiliği ve iş geliştirme rolleri gündemde olan ve talep gören roller arasında. Bu sektörde çalışan profesyonellerde gözlemlenen en belirgin özellikler ve aynı zamanda temel beklentiler, dijitale uyum, Avrupa ve Türkiye regülasyonları takibi, teknik altyapı üzerine geliştirilen sosyal beceriler, yine ileri derecede İngilizce dil bilgisi, proje ve uçtan uca süreç yönetimi ve ilişki yönetimi şeklinde sıralanabilir. Bu sektörde en az deneyimli çalışan en fazla yıllık brüt 500 bin TL baz maaş alırken, 12 yıldan fazla deneyime sahip çalışanın baz maaşı yıllık brüt 1.750.000 TL ye ulaşıyor.

İnsan Kaynakları

Piyasada bir çok firmada ekipler yeniden kurulmaya ve genişletilmeye devam etmektedir. Özellikle İK rollerinde bir artış olduğunu gözlemliyoruz. Değişen ve gelişen satış ve pazarlama bakış açısının katkısıyla insan kaynakları alanında ihtisaslaşan rollerin çeşitliği de artıyor. Bu sektörde en az deneyimli çalışan en fazla yıllık brüt 400 bin TL baz maaş alırken, 12 yıldan fazla deneyime sahip çalışanın baz maaşı yıllık brüt 1.600.000 TL ye ulaşıyor.

Perakende

Perakende sektöründe hem mağaza hem merkez ofis alanında rollere talep artıyor. Sektörün dinamiği gereği, çalışan sirkülasyonunun oranının da yüksek olduğundan işe alım tarafında sürekli hareketlilik göze çarpıyor. Son dönemde özellikle mağaza satış, bölge satış, pazarlama, dijital pazarlama ve e-ticaret rollerine çok fazla talep oluyor. Sektörel deneyim, dinamik yapı, iletişim kabiliyetleri, uyum sağlama yetkinlikleri , çok iyi İngilizce bilgisi adaylarda aranan özelliklerin başında geliyor. Bu sektörde en az deneyimli çalışan en fazla yıllık brüt 450 bin TL alırken, 12 yıldan fazla deneyime sahip çalışanın baz maaşı yıllık brüt 1.200.000 TL üzerine ulaşıyor.

Bilgi Teknolojileri

Yazılım geliştirme pozisyonları her zaman en çok talep gören rollerden biridir, ancak teknoloji endüstrisi, ERP rolleri gibi BT uygulamaları için işe alım ihtiyaçlarının yanı sıra derin teknoloji rolleri için artan bir talep olduğunu göstermektedir. İş zekası ve veri rollerinin de önemi giderek artmaktadır. Yeni teknolojilerin de katkısıyla firmalar kendilerini yeni dillere ve araçlara adapte ediyorlar. Bu nedenle, küçük farklılıklar işe alım konuları haline gelmeye başladı ve şimdi teknoloji işe alımında yeni kategoriler olarak var oldu. Blockchain, bulut ve güvenlik de dahil olmak üzere derin teknolojinin artması, tüm işverenlerin ilgisini çekiyor. Bilgi güvenliği ve siber güvenlik, finans ve ödeme firmalarının temel finansal çözümlerinin detaylandırıldığı ve geliştirildiği için hiç bu kadar önemli olmamıştı. Piyasadaki en yaygın iş ilanları arasında proje yöneticileri, ürün sahipleri, veri bilimcileri, tam yığın geliştiricileri, BI rolleri, oyun geliştiricileri ve ERP danışmanları bulunur. Kalite güvence rolleri ve iş analistleri de yüksek talep görmektedir ve sıklıkla işe alınmaktadır. Gerekli teknik eğitimle güncel kalmak, yeni teknolojiler ve araçlar işyerine entegre edilmeye devam ettiği için adaylar için çok önemlidir.

Farklı teknik beceri setine bağlı olarak değişmekle birlikte, yetenekler için yıllık brüt paketler, direktör seviyesine kadar çalışanın alanına, deneyimine ve uzmanlığına bağlı olarak 400.000 TL – 1.800.000 TL arasında bir ölçekte yer almaktadır.

Tedarik Zinciri ve Lojistik

Son iki yıl içinde özellikle satın alma ve tedarik zinciri pozisyonları oldukça önem kazandı ve 2023 yılında da firmaların öncelik verdiği departmanlardan biri haline geldi. Otomotivden kimya sektörüne kadar farklı sektörlerde yer alan global ve yerel firmalar, bu departmanlarda en uygun adaylara yer vermek istiyor. Buna bağlı olarak pozisyonların maaşlarında geçen yıla göre ciddi bir artışın olduğunu gözlemlemekteyiz. İşverenler, tedarik zinciri alanında özellikle maliyetleri azaltma ve karlılığı maksimize etmek amacıyla, satın alma süreçlerinde sürdürülebilirliği sağlayabilecek yeni yetenekleri kadrolarına katmak istiyor. Ayrıca, lojistik operasyon süreçlerini en optimum seviyede gerçekleştirebilecek lojistik mühendisi/lojistik operasyon yöneticisi pozisyonlarında alımlar gerçekleştiriliyor. Şirketler, lojistik maliyetlerini düşürmek için, lojistik alanında operasyonel süreçlere güçlü ve inovatif bir bakış açısıyla yaklaşabilecek aday arayışındalar. Bu sektörde çalışan profesyonellerde gözlemlenen en belirgin özellikler ve temel beklentiler ise; sürdürülebilirlik yaklaşımı, yenilikçi bakış, dijital süreçlere uyum, etkin iletişim becerisi ve ileri düzeyde İngilizce bilgisi olarak sıralanıyor. Bu sektörde en az deneyimli çalışan en fazla yıllık brüt 450 bin TL alırken, 12 yıldan fazla deneyime sahip çalışanın baz maaşı yıllık brüt 1.500.000 TL üstüne ulaşıyor.

Mühendislik & Üretim

Endüstri 4.0’ın hayatımıza girmesi sonrasında, üretim ve üretime bağlı fonksiyonlar pozitif yönde ivme kazandı. 2022 yılındaki bu ivme, 2023’ün ilk çeyreğinde de gözlemleniyor. Bu bağlamda mühendislik ve üretim sektörü, Covid-19 sonrasında da büyümeye devam ediyor. Sektörün getirileri göz önünde bulundurulduğunda yalın üretim tekniklerinin yaygınlaşması, üretimde sürekli iyileştirmenin faydaları göze çarpıyor. Talep gören rollerin başlıcaları; üretim, kalite, Ar-Ge pozisyonları ile proses ve yalın üretim mühendisleri geliyor. Adaylarda aranan en temel özellikler ise teknik açıdan yetkinliğin yanı sıra, yeniliklere uyum sağlama ve iletişim becerileri ve yabancı dil bilgisi. Yalın üretim metodolojileri üzerinde uzmanlaşmış profiller, genel itibariyle ön plana çıkıyor.

Bu sektörde en az deneyimli çalışan en fazla yıllık brüt 400 bin TL alırken, 12 yıldan fazla deneyime sahip çalışanın baz maaşı yıllık brüt 1.700.000 TL üstüne ulaşıyor.

Bölüm Sekreteri & Yönetici Asistanı:

Sektörden bağımsız olarak yöneticilerin daha nitelikli asistana ihtiyaç duyma durumları son dönemde oldukça arttı. Bunun başlıca nedeni ise artık yöneticilerin kendi iş yüklerini paylaşabilecekleri, bir nevi sağ kol ya da iş ortağı olarak görebilecekleri kişilerle çalışma istekleri ve ihtiyaçlarıdır. Eskiden daha organizasyon temelli işlerin yeterli görüldüğü bu pozisyonda artık belli ölçülerde işin içine dahil olma beklentisi gözlemlenmektedir. Asistan pozisyonu için teknoloji ve yabancı dil bilgisi gibi donanımlar önem kazanıyor. Genç neslin teknolojiye olan ilgisinden, vizyonundan ve dinamizminden faydalanmak isteyen yöneticiler fazla olmakla birlikte genç neslin bu mesleği fazla tercih etmediğini görmekteyiz. Nitelikli asistan sayısının az ve sirkülasyonun yüksek olması piyasadaki ücretlerinin yükselmesine neden oluyor. Bu pozisyonun doğası gereği kişiler bu pozisyonda kalarak, diğer pozisyonlardakilerden farklı olarak kariyer hayatları boyunca üst düzey yönetici seviyesindeki rollere geçememektedir. Ve ancak bir iş değişikliği esnasında ücret paketlerini yükseltme şansı elde etmekteler, bu da ufak farklılıklar için bile iş değişikliği yapabilecekleri sonucunu doğurmaktadır. Bu durum yine sektörden bağımsız olarak, pozisyonlar arasında geniş ücret aralıklarına neden olmaktadır. Bu sektörde en az deneyimli çalışan en fazla yıllık brüt 380 bin TL alırken, 12 yıldan fazla deneyime sahip çalışanın baz maaşı yıllık brüt 740 bin TL ye ulaşıyor.

Okumaya devam et

BORSA

Kontrolmatik’te ödeme krizi büyüyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kontrolmatik’te ödeme krizi büyüyor: Borçlanma araçlarında ikinci dalga

Kontrolmatik’te Mayıs ayında başlayan borç ödeme sorunu Eylül ayında yeni bir halkaya dönüştü. Şirketin 100 milyon TL nominal değerli finansman bonosunun anapara ve kupon ödemesi yapılamazken, aynı gün bir başka tahvilin kupon ödemesi de gerçekleştirilemedi. Böylece şirketin vadesinde yerine getiremediği borçlanma aracı yükümlülükleri 1 milyar TL’yi aştı. Asıl dikkat çekici tablo ise şirket bilançosundaki yüksek finansal borç, düşük nakit ve kısa vadeli yükümlülük baskısı.

Kontrolmatik Teknoloji Enerji ve Mühendislik A.Ş.’de borç ödeme krizi yeniden gündemde.

Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun (MKK) 4 Eylül 2026 tarihli bildirimine göre şirket tarafından ihraç edilen TRFKNTR92611 ISIN kodlu 100 milyon TL nominal değerli finansman bonosunun itfa ve kupon ödemesi vadesinde gerçekleştirilemedi.

Aynı gün TRSKNTR32719 ISIN kodlu tahvilin kupon ödemesi de şirketin gerekli tutarı MKK sistemine aktarmaması nedeniyle yatırımcılara ödenemedi.

Bu gelişme tek başına değerlendirildiğinde bir tahvil ödeme problemi gibi görünebilir. Ancak Kontrolmatik’in son dört aylık ödeme takvimine bakıldığında çok daha önemli bir tablo ortaya çıkıyor.

Mayıs’ta başlayan süreç Eylül’de devam ediyor

Kontrolmatik’in borçlanma araçlarında ilk büyük ödeme sorunu 15 Mayıs 2026’da yaşandı.

Şirketin;

  • TRSKNTR52618 kodlu tahvilinin 250 milyon TL anaparası,
  • TRFKNTR52615 kodlu finansman bonosunun 200 milyon TL anaparası

ile bunlara ilişkin son kupon ödemeleri gerçekleştirilemedi.

İki aracın toplam anaparası 450 milyon TL, kuponlarla birlikte vadesinde yapılamayan ödeme ise yaklaşık 502,2 milyon TL oldu.

Daha önemlisi, şirket aynı gün banka kredilerinin yeniden yapılandırılması için Halkbank ve VakıfBank’a başvurduğunu KAP’a açıkladı.

Şirket, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun Geçici 32. maddesi kapsamındaki Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması çerçevesinde mevcut banka kredilerinin yeniden yapılandırılmasını istedi. Amaç; borçları yeni bir ödeme takvimine bağlamak, operasyonların devamlılığını sağlamak ve özellikle varlık satışları yoluyla mali yapıyı güçlendirmek olarak açıklandı.

Haziran: İki kupon daha ödenemedi

Sorun Mayıs ayıyla bitmedi.

5 Haziran 2026’da TRFKNTR92611 ve TRSKNTR32719 kodlu iki borçlanma aracının kupon ödemeleri de gerçekleştirilemedi. Her iki aracın nominal değeri 100’er milyon TL ve dönemsel kupon oranı yüzde 11,59 seviyesindeydi. İki kuponun toplam tutarı yaklaşık 23,18 milyon TL oldu.

Bu gelişmenin ardından söz konusu borçlanma araçları Borsa İstanbul Borçlanma Araçları Piyasası’nda Gözaltı Pazarı’na alındı.

Temmuz: 400 milyon TL’lik bono da ödenemedi

Bu kez 3 Temmuz 2026’da 400 milyon TL nominal değerli TRFKNTR72613 kodlu finansman bonosunun itfa ve kupon ödemeleri gerçekleştirilemedi.

Bononun dönemsel kupon oranı yüzde 15,32 idi. Yaklaşık 61,28 milyon TL kupon ile 400 milyon TL anapara dikkate alındığında vadesinde yapılamayan toplam ödeme yaklaşık 461,28 milyon TL seviyesine ulaştı.

Ve şimdi Eylül…

4 Eylül’de yeni 100 milyon TL’lik halka

4 Eylül’de vadesi gelen 100 milyon TL nominal değerli TRFKNTR92611 finansman bonosunun hem anaparası hem de kuponu ödenemedi.

Aynı gün TRSKNTR32719’un kuponu da ödenemedi.

Böylece Kontrolmatik’te: 15 Mayıs → 5 Haziran → 3 Temmuz → 4 Eylül olmak üzere dört ayrı kritik ödeme tarihinde aksama yaşandı.

Bugünkü iki kuponun tutarı ayrıca hesaplanmadan dahi, bu tarihlerde vadesinde gerçekleştirilemeyen anapara ve kupon ödemeleri 1,08 milyar TL’yi aşmış durumda.

Buradaki kritik nokta şu: Artık mesele tek bir tahvilin ödenememesi değil; şirketin borç servis kapasitesinin süreklilik gösteren biçimde zorlanmasıdır.

Borsa İstanbul neden Yakın İzleme Pazarı’na aldı?

Kontrolmatik açısından bir başka önemli gelişme de 18 Haziran 2026’da yaşandı. Borsa İstanbul, KONTR paylarını Yıldız Pazar’dan çıkararak Yakın İzleme Pazarı’na aldı.

Kararın dayanağı Kotasyon Yönergesi’nin 35/1-d maddesi oldu. Bu düzenleme, finansman sıkıntısını gösteren derecede vadesi geçmiş finansal, ticari, kamu veya personel borçlarının bulunması gibi durumlarda şirket paylarının Yakın İzleme Pazarı’na alınabilmesine imkân tanıyor.

Bu karar, piyasaya verilen önemli bir mesajdı: Kontrolmatik’teki ödeme problemi artık yalnızca şirket ile alacaklıları arasındaki özel bir finansman meselesi olarak görülmüyor; yatırımcıların korunmasını gerektirecek ölçüde piyasa düzenlemesi konusu haline gelmiş durumda.

Kredi notu da alarm veriyor

Mayıs ayındaki ödeme aksaklığının ardından Kontrolmatik’in uzun vadeli ulusal kurum kredi notu B- (tr)/Negatif’ten prD (tr)/Negatif’e indirildi. “prD” seviyesine geçiş, şirketin finansal yükümlülüklerini yerine getirme konusunda temerrüt/ödeme problemi yaşadığını gösteren çok daha ağır bir kredi risk sinyali.

Bu nedenle Eylül ayında yaşanan yeni ödeme aksaklığı, yatırımcı açısından Mayıs’taki gelişmeden bağımsız değerlendirilemez.

Kaynaklar: KAP, MKK, Borsa İstanbul ve Kontrolmatik finansal raporları ile güncel piyasa haberleri taranarak hazırlanmıştır

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem

İhracatçıya reeskont kredisi desteğinde yeni dönem: BSMV istisnası genişletildi

Yayınlanma:

|

Kısa ve uzun vadeli reeskont kredilerinin tamamı BSMV istisnası kapsamına alındı. Finansman maliyeti yüzde 23,95 olan reeskont kredilerinde vergi yükünün kaldırılması, ihracatçıların kredi maliyetini aşağı çekecek. Günlük kredi limiti de 5 milyar TL’ye yükseltilmiş durumda.

İhracatçıların uzun süredir beklediği finansman maliyetini azaltacak önemli bir düzenleme yürürlüğe girdi. 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde uygulanan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) istisnasının kapsamı genişletildi.

Düzenlemeyle daha önce kısa vadeli reeskont kredileri açısından uygulanan istisna, uzun vadeli reeskont kredilerini de kapsayacak şekilde genişletildi. Böylece TCMB kaynaklı reeskont kredilerinin tamamında ihracatçı açısından önemli bir maliyet kalemi ortadan kaldırılmış oldu.

Ticaret Bakanlığı da düzenlemenin amacını, ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmak ve finansman maliyetlerini düşürmek olarak açıkladı.

Reeskont kredisinde maliyet yüzde 23,95

Düzenlemenin önemini anlamak için reeskont kredilerindeki son değişikliklere bakmak gerekiyor.

TCMB ile Ticaret Bakanlığı’nın ihracat finansmanına yönelik çalışmaları kapsamında reeskont kredilerinde son dönemde önemli iyileştirmeler yapıldı. Reeskont kredilerinin finansman maliyeti yüzde 23,95’e indirildi.

Bunun yanında;

  • Daha önce 300 milyon TL olan günlük reeskont kredi limiti 5 milyar TL’ye çıkarıldı.
  • Firma başına günlük kredi limiti 45 milyon TL’den 60 milyon TL’ye yükseltildi.
  • Yabancı para cinsi reeskont kredi limiti 5 milyon dolara çıkarıldı.
  • Toplam reeskont kredi programı bütçesi 1 milyar dolar olarak oluşturuldu.
  • Reeskont kredilerinde ilave döviz alma zorunluluğu kaldırıldı.
  • Net ihracatçı uygulaması yerine “ihracatçı skoru” uygulamasına geçildi.

TCMB’nin önceki düzenlemeleri de reeskont kredilerinde firmaların finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik olmuştu. Örneğin 2025 sonunda TL reeskont kredilerinin günlük limiti artırılmış, firma başına günlük limit 60 milyon TL’ye yükseltilmiş ve YP reeskont kredilerinde firma limiti 5 milyon dolara çıkarılmıştı.

Asıl kritik değişiklik: Uzun vadeli kredi de istisna kapsamında

Yeni düzenlemenin ihracatçı açısından en önemli tarafı ise vade ayrımının ortadan kaldırılması.

Ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde artık yalnızca kısa vadeli krediler değil, uzun vadeli reeskont kredileri de BSMV istisnasından yararlanabilecek.

Bu, özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek, üretim ve ihracat döngüsü uzun olan firmalar açısından önemli.

Çünkü ihracatçı açısından kredi faizinin yanında kredi üzerindeki vergi yükü de toplam finansman maliyetini artırıyor. BSMV’nin kaldırılmasıyla birlikte kredi maliyetinde doğrudan bir düşüş meydana geliyor.

Örneğin:

Finansman maliyetinin yüzde 23,95 olduğu varsayıldığında ve BSMV’nin yüzde 5 olduğu standart yapı dikkate alındığında, yalnızca faiz üzerinden oluşan BSMV yükü teorik olarak maliyeti yüzde 25,15 seviyesine taşıyabilecek bir etki yaratıyor.

Dolayısıyla istisna, özellikle yüksek tutarlı ve uzun vadeli kredilerde ihracatçı açısından milyonlarca liralık maliyet avantajına dönüşebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise BSMV’nin kaldırılmasının faiz oranını değiştirmediği, faiz üzerinden doğabilecek vergi yükünü ortadan kaldırdığıdır.

5 milyar TL günlük limit önemli

Düzenlemenin BSMV boyutu kadar önemli diğer tarafı ise reeskont kredi programının kapasitesinin ciddi şekilde artırılmış olması.

300 milyon TL’den 5 milyar TL’ye çıkarılan günlük limit, yaklaşık 16,7 katlık bir artış anlamına geliyor.

Bu durum reeskont kredisinin artık yalnızca sınırlı sayıdaki ihracatçı için kullanılan bir finansman aracı olmaktan çıkarılıp daha geniş bir ihracatçı kitlesine ulaştırılmasının hedeflendiğini gösteriyor.

TCMB’nin reeskont kredileri, vadeli ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetlerden doğan alacakların bankalar aracılığıyla Merkez Bankası reeskontuna götürülmesi yoluyla ihracatçıya finansman sağlanmasına dayanıyor.

İhracatçı açısından ne değişiyor?

Yeni düzenlemeyi yalnızca “vergi istisnası” olarak görmek eksik olur.

Aslında üç ayrı kanal aynı anda çalışıyor:

1. Kredi maliyeti düşüyor.
BSMV istisnasının genişletilmesi özellikle uzun vadeli kredilerde finansman yükünü azaltıyor.

2. Krediye erişim kapasitesi artıyor.
Günlük limitin 5 milyar TL’ye çıkarılması, programın toplam kullandırım kapasitesini ciddi biçimde büyütüyor.

3. İhracatçının bilançosu rahatlıyor.
Finansman maliyetinin düşmesi, ihracatçı şirketlerin faiz giderlerini azaltarak faaliyet kârlılığı ve nakit akışı üzerinde olumlu etki yaratabilir.

Bu nedenle düzenleme sadece bankacılık sektörü açısından değil, sanayi şirketlerinin maliyet yapısı ve ihracat rekabetçiliği açısından da önemli.

“Ucuz kredi” tek başına yeterli mi?

Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.

Reeskont kredilerinin maliyetinin düşürülmesi ihracatçı için önemli bir avantaj olsa da, krediye erişimin fiilen ne kadar kolaylaşacağı bankaların tahsis politikalarına ve ihracatçıların kredi değerliliğine de bağlı.

Dolayısıyla 5 milyar TL’lik günlük limitin artırılması tek başına yeterli değil. Bu kaynağın özellikle finansmana erişimde zorlanan KOBİ’lere, emek yoğun sektörlere ve ihracat potansiyeli yüksek firmalara ne ölçüde ulaşacağı kritik olacak.

TCMB’nin reeskont uygulamalarında son dönemde KOBİ’lerin erişimini ve ihracat performansını dikkate alan mekanizmalar da öne çıkıyor.

Bankalar açısından da önemli

Düzenlemenin bir başka boyutu ticari bankalar.

Reeskont kredileri bankalar üzerinden kullandırıldığı için BSMV istisnasının kapsamının genişletilmesi, bankaların ihracatçı müşterilerine sunduğu reeskont finansmanının maliyet yapısını etkiliyor.

Bu nedenle yeni düzenleme “ihracatçıya vergi indirimi”nden ziyade, TCMB kaynaklı sübvansiyon niteliğindeki uygun maliyetli finansmanın vergi ayağının da güçlendirilmesi olarak okunabilir.

Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında da reeskont kredilerinin ihracat finansmanındaki temel politika araçlarından biri olduğu ve ihracatçıların finansmana erişiminin artırılmasının yatırım, üretim, istihdam ve ihracat hedefleri açısından önem taşıdığı vurgulanıyor.

Büyük resim: Türkiye ihracat finansmanını ucuzlatmaya çalışıyor

Son düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin ihracat finansmanı politikasında belirgin bir yön görülüyor:

Daha yüksek kredi limiti + daha düşük finansman maliyeti + daha az döviz kısıtı + vergi avantajı.

Bu politika özellikle küresel ticarette rekabetin arttığı bir dönemde ihracatçıların maliyet avantajını koruması açısından önem taşıyor.

Nitekim Ticaret Bakanlığı’nın son açıklamalarında yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının 405,3 milyar dolara yükseldiği belirtilirken, reeskont kredilerinde finansman koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi.

Bankavitrini yorumu

Yeni BSMV istisnası tek başına büyük bir devrim değil; ancak son dönemde reeskont kredilerinde yapılan düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde önemli bir finansman paketi ortaya çıkıyor.

Buradaki kritik soru artık “ihracatçıya ucuz kredi verilecek mi?” değil, “bu ucuz kaynağa hangi ihracatçı ne kadar ve ne hızla ulaşabilecek?”

Çünkü yüksek faiz ortamında yüzde 23,95 maliyetle sağlanan ve BSMV avantajı da bulunan reeskont finansmanı, piyasa koşullarına kıyasla oldukça önemli bir avantaj yaratıyor. Ancak avantajın ihracatçı şirketlerin gerçek finansman maliyetine yansıması için bankaların kredi tahsis süreçlerinin de bu mekanizmayla uyumlu çalışması gerekiyor.

Sonuç olarak 5 Eylül düzenlemesi, ihracatçıların finansman maliyetini aşağı çeken; özellikle uzun vadeli finansmanda etkisi daha fazla hissedilecek yeni bir destek mekanizması niteliğinde.

Ticaret Bakanlığı · TCMB

Okumaya devam et

BORSA

Fonlarda vergi ayarı: Yüzde 10 stopaj resmen başladı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Maliye’nin geçtiğimiz haftalarda gündeme gelen “sıcak para” düzenlemesi Resmî Gazete’de yayımlandı. Cumhurbaşkanı Kararı ile para piyasası fonlarından elde edilen kazançlarda, özellikle kurumsal yatırımcılar açısından yüzde 10 stopaj dönemi başladı. Ancak düzenleme bireysel yatırımcıları kapsamıyor.

Cumhurbaşkanı’nın 4 Eylül 2026 tarihli ve 11734 sayılı Kararı, 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı. Kararla, Gelir Vergisi Kanunu’nun geçici 67’nci maddesi kapsamında uygulanan tevkifat oranlarında değişikliğe gidildi.

Kritik değişiklik: Para piyasası fonlarında yüzde 10 stopaj

Yeni düzenlemeyle;

  • Kurumlar Vergisi mükelleflerinin
  • Sermaye piyasası mevzuatına göre kurulmuş yatırım fonları ve yatırım ortaklıklarıyla benzer nitelikte olduğu Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen mükelleflerin,
  • Para piyasası fonu katılma paylarından
  • Ve unvanında “para piyasası” ibaresi bulunan serbest fonlardan

elde ettikleri kazançlara yüzde 10 stopaj uygulanacak.

Buna karşılık aynı kapsamdaki mükelleflerin, bu düzenleme kapsamındaki para piyasası fonları dışındaki söz konusu kazançlarında yüzde 0 stopaj uygulaması korunuyor.

Asıl hedef kurumsal ve yabancı sermaye

Düzenlemenin en dikkat çekici tarafı, bireysel yatırımcı ile kurumsal yatırımcı arasında ayrım yapılması.

Gerçek kişilerin para piyasası fonlarından elde ettiği kazançlara ilişkin mevcut stopaj uygulaması bu kararla değiştirilmiyor. Para piyasası fonlarında gerçek kişiler için halihazırda uygulanan oran yüzde 17,5 seviyesinde bulunuyor. Yeni yüzde 10’luk düzenleme ise ağırlıklı olarak kurumsal yatırımcıların para piyasası fonlarındaki getirilerini hedefliyor.

Bu yönüyle karar, “vatandaşın fon kazancına yeni vergi geldi” şeklinde okunmamalı.

Yerli şirket için vergi yükünden çok zamanlama değişiyor

Düzenlemenin yerli kurumlar açısından önemli bir teknik ayrıntısı bulunuyor.

Daha önce para piyasası fonu kazançlarında stopaj yapılmaması, bu kazançların vergiden tamamen istisna olduğu anlamına gelmiyordu. Kurumların elde ettiği kazanç kurum kazancına dahil ediliyor ve geçici vergi ile kurumlar vergisi hesabında dikkate alınıyordu.

Yeni yüzde 10’luk stopajın ise yerli kurumlar açısından geçici vergi ve nihai kurumlar vergisinden mahsup edilebilmesi, düzenlemenin etkisini daha çok verginin ödenme zamanlaması ve nakit akışı açısından önemli hale getiriyor. Bu ayrım daha önce kamuoyuna yansıyan düzenleme çalışmalarında da özellikle vurgulanmıştı.

Yabancı yatırımcı açısından daha kritik

Düzenlemenin finansal piyasalar açısından asıl önemli tarafı ise yabancı kurumsal yatırımcılar.

Yerli kurum açısından yüzde 10’luk kesinti mahsup mekanizması nedeniyle esas etki nakit akışı ve verginin zamanlaması üzerinde olurken, yabancı yatırımcı açısından yüzde 10 stopajın nihai vergileme niteliği taşıması söz konusu.

Bu nedenle kararın, Türkiye’ye kısa vadeli sermaye girişlerinde kullanılan para piyasası fonlarının cazibesini bir miktar azaltması beklenebilir.

Nitekim düzenleme hazırlıkları kamuoyuna ilk yansıdığında Maliye’nin hedefinin, para piyasası fonlarında yoğunlaşan kısa vadeli sermayeyi daha uzun vadeli ve üretken yatırımlara yönlendirmek olduğu aktarılmıştı.

Eski fonlar da tamamen kapsam dışında değil

Kararın en önemli ayrıntılarından biri de geçiş hükmü.

Düzenleme yalnızca karar tarihinden sonra alınacak fonları ilgilendirmiyor. Kararda, kararın yayımlandığı tarihten önce iktisap edilmiş para piyasası fonu katılma paylarının elden çıkarılması halinde, kararın yayımından elden çıkarma tarihine kadar geçen döneme isabet eden kazanç kısmına da yüzde 10 stopaj uygulanacağı açıkça belirtiliyor.

Yani sistem kabaca şöyle çalışacak: Fon daha önce alındı → eski döneme ait kazanç korunuyor → 5 Eylül 2026 sonrası döneme denk gelen kazanç → yüzde 10 stopaj kapsamına giriyor.

Bu ayrıntı özellikle yüksek tutarlı kurumsal fon portföyleri açısından önemli.

Maliye neden para piyasası fonlarına yöneldi?

Burada düzenlemenin yalnızca “vergi toplama” amacıyla açıklanması eksik kalır. Para piyasası fonları, yüksek faiz ortamında şirketler ve büyük yatırımcılar açısından likit, günlük nakde dönüşebilen ve görece düşük riskli bir park alanı haline geldi.

Dolayısıyla kısa vadeli sermaye; mevduat → para piyasası fonu → repo / DİBS / kısa vadeli sermaye piyasası araçları gibi kanallarda hareket edebiliyor.

Maliye’nin burada yaptığı hamle, kısa vadeli sermayenin vergi maliyetini artırarak yatırımcı davranışını değiştirmeyi hedefliyor.

Özellikle yabancı yatırımcı açısından artık hesap şu olacak: Fon getirisi – yüzde 10 stopaj = net getiri

Bu hesap, Türkiye’ye kısa vadeli giren yabancı sermayenin alternatif yatırım araçlarını yeniden değerlendirmesine neden olabilir.

Bankalar ve portföy yönetim şirketleri açısından ne anlama geliyor?

Düzenlemenin bir başka etkisi de fon tercihlerinde değişim yaratabilir.

Kurumsal yatırımcı açısından para piyasası fonlarının net getirisi düşerken, vergisel açıdan daha avantajlı olan diğer sermaye piyasası araçlarının göreceli cazibesi artabilir.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde; Para piyasası fonları → tahvil/bono → hisse senedi → daha uzun vadeli yatırım araçları arasında portföy kaymaları görülebilir.

Ancak bunun boyutunu belirleyecek temel faktör sadece vergi olmayacak. Faiz seviyesi, TL’nin seyri, enflasyon beklentileri ve yabancı yatırımcının kur beklentisi de belirleyici olacak.

Bankavitrini.com analizi: “Sıcak paraya ince ayar”

Bu kararın bence en önemli mesajı yüzde 10’luk oran değil, sermayenin vadesine ilişkin verilen mesajdır.

Maliye, para piyasası fonlarında bekleyen kısa vadeli kurumsal sermayeye şunu söylüyor: “Türkiye’de kısa vadeli ve yüksek likiditeli yatırım yapabilirsin ancak bunun vergisel maliyeti artık sıfır değil” özellikle yabancı yatırımcı açısından bu oldukça önemli.

Çünkü yabancı sermayenin Türkiye’ye gelmesi kadar hangi vadede geldiği de ekonomi yönetimi açısından kritik.

Kısa vadeli sermaye;

  • Merkez Bankası likiditesini rahatlatabilir,
  • TL varlıklara talep yaratabilir,
  • rezerv dinamiklerine katkı sağlayabilir.

Ancak aynı sermaye hızlı biçimde çıkışa da dönebilir.

Dolayısıyla düzenleme, “sermayeyi kovmak” değil, sermayenin vadesini ve kullanım alanını değiştirmek amacı taşıyan bir vergi ayarı olarak okunabilir.

Fakat bir risk de var

Vergi maliyetinin artırılması kısa vadeli sermayeyi otomatik olarak uzun vadeli yatırımlara dönüştürmez.

Eğer yatırımcı açısından tahvil, hisse senedi veya doğrudan yatırımın risk-getiri dengesi yeterince cazip değilse, yatırımcı sadece başka bir ürüne geçmek yerine Türkiye’den çıkmayı da tercih edebilir. Bu nedenle düzenlemenin başarısı, yalnızca toplanacak vergiyle değil; “Para piyasası fonundan çıkan paranın nereye gittiğiyle” ölçülecek.

Eğer para piyasası fonlarından çıkan kurumsal sermaye Borsa İstanbul’a, uzun vadeli tahvillere, şirket finansmanına ve doğrudan yatırımlara yönelirse düzenlemenin ekonomi politikası açısından hedefi gerçekleşmiş olacak.

Ancak para Türkiye dışına çıkarsa, düzenleme kısa vadeli sermayenin vadesini uzatmak yerine sermaye çıkışını hızlandırma riski taşıyabilir.

Dolayısıyla yüzde 10’luk stopaj, basit bir vergi değişikliği değil; Türkiye’nin kısa vadeli sermaye politikasında önemli bir yön değişikliğinin işareti.

11734 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı hakkında yayımlanan mevzuat metni

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.