ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Dışarıda gerilim, içeride iyimserlik: TL varlıklar ‘ışıldıyor’
Yayınlanma:
7 ay önce|
Yazan:
BankaVitrini
Kısa bir molanın ardından tekrar ‘sahalara’ geri döndük. Müsadenizle, çok da konular bayatlamadan, geçen haftanın kısa bir özetini yaparak yeni güne ve gelişmelere konsantre olmaya çalışacağım. Yarından itibaren de eski rutinimize geri döneceğiz.
Kanaatimce, Türk mali piyasaları açısından geçen haftanın en önemli gündem başlığını TCMB’nin yılın ilk Enflasyon Raporu teşkil etti. Ocak ayında enflasyonun neredeyse %5’e yakın gelmesi, Şubat ayına yönelik öncü verilerin de gıda ve ramazan ayı kaynaklı %3 civarında geleceği endişesi piyasaların Rapora daha da yakından bakmasına neden oldu. TCMB’nin 2026 için ara hedefinin %16 olduğu bir ortamda, daha yılın ilk iki ayında %8 civarında gelecek olan enflasyon sonrası, Enflasyon Raporu bir miktar da olsa sancılı bir şekilde takip edildi. Başkan Karahan, 2026 yıl sonu enflasyon tahmininin önceki rapordaki %13-19 bandından %15-21 aralığına yükseltirken, orta nokta tahmini hâliyle %16’dan yukarı kaydı. Yine de, TCMB’nin %16 olan ara hedefini resmî olarak koruduğunu gördük.
Tahminlerdeki yukarı yönlü revizyonun arka planında ise gıda fiyatlarındaki oynaklık, hizmet grubunun TÜFE sepetindeki artan ağırlığı, uzun bir süredir enflasyonun müsebbibi olarak görünen kira, eğitim yer yer de sağlık olarak ön plana çıktı. Özellikle, gıda tarafında yaşanan enflasyonist baskının arka planında yapısal sorunlar olduğunu not etmek gerekiyor. Mesela geçen hafta TÜİK tarafından açıklanan 2025 yılı nüfus istatistiklerine göre, il ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı neredeyse %94 olmuş. Daha basit bir anlatımla, gıda için (üretim) köyde insan kalmamış! Bu veri bile başlı başına arz sorunu doğururken, kent merkezlerine yönelik göç sonrası, konut cephesinde başgösteren arz sorunu da hâliyle kira enflasyonunu yukarı itiyor.
Eğitim ve sağlığa da neredeyse servet ödediğimizi unutmamak gerekiyor. Bizim çocukluğumuzda eğitim kalitesinin ne kadar yüksek olduğunun ve devlet okullarına gittiğimizin altını çizmem gerekiyor. Okula servet ödemeyince, bu sefer ikinci çocuğu yapmayı daha rahat düşünebiliyorsunuz! Nüfus artış hızının neden düştüğünü bir de bu gözle değerlendirmek gerekiyor. Hülâsa, meselelerin köküne inmeden, enflasyonun kalıcı bir şekilde %20’nin altına inmesini biraz hayalcilik olarak görüyorum.
Mesela geçen hafta izin nedeniyle ilk kez gittiğim Amsterdam’da da konut sektöründe sorun olduğunu ve kiraları ya da konaklamanın ciddi mânâda pahalı olduğunu gözlemledim. Hatta meşhur kanallarının yana park edilen gemi evler de dikkatimden kaçmadı. Talebin çok hızlı artması ama arzın (yeni ev yapımının) aynı hızda artmaması tıpkı Türkiye’de olduğu üzere sorunun kökünde yatan ana neden olarak ön plana çıkıyor.
Konuyu çok da dağıtmadan, Merkez Bankası Başkanı Karahan’ın gıda konusunda yapmış olduğu yorumlar biraz kafamızı kurcalasa da, piyasaya ‘gerçekçi’ mesajlar vermesi TL ve TL cinsi varlıkları destekledi. Sıkı duruşun kararlılıkla süreceği vurgusu, faiz indirimlerinde sürecin daha yavaş ilerleyeceğine işaret ediyor. Bu minvalde, TCMB’nin Şubat enflasyonunu da gördükten sonra, 12 Mart tarihinde düzenlenecek olağan PPK toplantısı öncesinde gidişattan rahatsızlık duymaması hâlinde, 50-75 baz puan civarında bir indirime soyunabileceğini düşünüyoruz. Büyük resimde, TL’nin bu yıl dolar karşısında değer kaybedeceğini lâkin yıl sonu enflasyon beklentisi olan %24’ten daha az kaybedeceğini, bunun da enflasyondan daha az değer kaybederek TL’nin reel olarak güçlenmeye devam edeceğini mânâsına geldiğinin altını çizmemiz gerekiyor!
Gerek ekonomi cephesinde, gerekse de siyasî ya da diplomatik cephede yaşanan olumlu gelişmeleri birlikte ele alınca, yabancı yatırımcının Türkiye ilgisinin devam ettiğini söylememiz gerekiyor. ABD-Türkiye ilişkilerinde yaşanan iyileşmenin, önümüzdeki aylarda CAATSA yaptırımlarının kalkması ile taçlanabileceğini göz ardı etmiyoruz. Halkbank ve S-400 meselelerine de bir formül bulunacağını düşünürken, özellikle CAATSA yaptırımlarının kalkması ve F-35 programına geri dönüş, Türkiye için sadece askerî değil, büyük bir yatırım hikâyesi yaratacağını da düşünüyoruz. Bu minvalde Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olası bir ABD ziyaretinin kulislerde konuşulduğu, iç siyasette ise tansiyonun düşme eğiliminde olduğunu not etmemiz gerekiyor. Bu gelişmeleri birlikte ‘okursak’, BIST100 ana endeksi geçen haftayı %5’e yakın yükselişle tamamlarken, bankacılık endeksinde yükseliş %8’e vardı. Tahvil faizlerinde bir miktar düşüş olurken, CDS risk primi de 215 baz puan civarına geriledi. USDTRY kuru ise otoritenin kontrolünde 43,70 seviyelerine bebek adımlarıyla da olsa yükseldi.
Kıymetli metallerde çok uzun bir süredir taşıdığımız uzun pozisyonlardan geride bıraktığımız haftalarda çıkmamız ardından yönümüzü Borsa İstanbul’a çevirmiştik. Şimdilik hisse senedi pozisyonlarımızın oldukça iyi gittiğinin altını çizmemiz gerekiyor. Ucuz kaldığı görüşünden de hareketle alımlara sahne olan hisse senetlerinde biz Akbank, THY, Turkcell ve Koç Holding tarafında pozisyonlanırken, konuyu TCMB’nin haftalık verileriyle bağlamak isteriz. Şöyle ki, 6 Şubat ile biten haftada, yabancının Türkiye ilgisinin ivme kaybetmekle birlikte korunduğunu gördük. Söz konusu haftada yabancı yatırımcıların hisse, DİBS ve eurobond alımları toplamda 745 milyon dolar olurken, büyük resmi görmek adına grafiklere dört haftalık hareketli ortalamayı da ekledik. Yabancının Türkiye ilgisinin Aralık ayından beri korunduğunu aşağıdaki grafikten takip edebilirsiniz.
Yine TCMB verilerine göre, yurt içi yerleşiklerin mütemadiyen artan kıymetli metal âşkının 6 Şubat ile birlikte (yaşanan vahşi volatilite sonrası) duraksadığını gördük. Altının ons fiyatının 5 bin dolar seviyesine oturmasıyla TCMB’nin net yabancı para pozisyonunun 70 milyar dolar seviyesine gerilediğini görüyoruz (zirve geçen haftalarda neredeyse 84 milyar dolar ile görülmüştü.).
Öte yandan, TCMB, Piyasa Katılımcıları Anketinin Şubat ayı sonuçlarını açıkladı. Yıl sonu TÜFE enflasyon beklentisi %23,23’ten %24,11 seviyesine yükselirken (TCMB tahmin aralığının tavanını %21’e çekti), 12 ay sonrasına ilişkin beklenti ise %22,20’den hafif de olsa %22,10 seviyesine geriledi. 24 ay sonrasına ilişkin TÜFE enflasyon beklentisi ise yine hafifçe %16,94’ten %17,11 seviyesine yükseldi. Yıl sonu USDTRY kuru beklentisi 51,17’den 51,09’a gerilerken, 12 ay sonrasına ilişkin beklenti ise 51,89’dan 52,39’a yükselmiş. 2026 sonu politika faiz beklentisi hafifçe yükselerek %29 seviyesine gelmiş. Bizim beklentilerimiz de piyasadan pek de uzak olmadığını not edelim. Anketin diğer detaylarını aşağıdaki grafikten görebilirsiniz.
Dönelim yurt dışı piyasalara. Powell’ın koltuğu için aday gösterilen Warsh’un bilanço küçültme yönünde planı, piyasaları geçen hafta rahatsız etti. Pandemi döneminde 9 trilyon dolara kadar yükselen Fed’in bilançosu, son verilere göre 6,6 trilyon dolar düzeyinde yer alıyor. Lâkin, Fed’in hazine tahvilleri almaması ve bilanço küçültmeyi tercih etmesi, faiz hadlerini yukarıya itebileceğini göz ardı etmemek gerekiyor; bu yönde bir adım Trump’ın planlarıyla örtüşmediğini peşinen belirtelim. Hatırlatma yapmak gerekirse, Kasım ayında yapılacak ara seçimlere kadar faizlerin gerilemesi için Trump yönetiminin şartları zorlayacağını, neredeyse varlıklarının yarısını hisse senetlerinde tutan ABD vatandaşlarının ise mutlu olmaları için endekslerde gerilmeye de mümkün mertebe izin vermek istemeyeceklerini düşünüyoruz.
Şubat ayının ilk iki haftasını %4’e yakın düşüşle tamamlayan Nasdaq endeksi, teknoloji hisselerinde genel hatlarıyla egemen olan limoni havayı anlatmaya fazlasıyla yetiyor. Dolar zayıflığına ayak uydurmayan Bitcoin’in ise biraz sancılı bir süreçten geçtiğini hep birlikte gözlemliyoruz. Bitcoin’in Nasdaq ile korelasyonunun yüksek olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor. Son dönemlerde gözden düşen amiral gemisi Bitcoin’i biz de 88 bin dolar seviyesinde verdiği mücadeleyi kaybetmesi ardından aşağı yönlü bir bakış açısıyla takip ediyoruz. Bu minvalde 15 bin dolar seviyesinden başlayan ve 125 bin dolar seviyesinde biten yükseliş sürecinin en önemli düzeltme seviyesinin aşağıda 58 bin dolar seviyesinde olduğunu düşünüyoruz (bakınız grafik). Bu seviyenin altını ‘uçurum’ olarak görürken, öte yandan düşüşün bittiğine kanaat getirmemiz durumunda ise uzun pozisyon açmak için tereddüt etmeyeceğiz. Bitcoin Altın rasyosunun da aşırı satım seviyelerine geldiğinin altını çizelim!
Amazon hisseleri üst üste dokuzuncu işlem gününü de düşüşle tamamlayarak 2006 yılından bu yana en uzun kayıp serisine imza attığını görüyoruz. Uzun bir süredir geminin yelkenlerini âdeta şişiren teknoloji rizgârının sembollerinden biri olan Amazon’daki bu zayıflama, Nasdaq ve teknoloji endeksleri açısından da kritik bir kırılganlık sinyali veriyor. Teknoloji hisselerindeki çözülme endeksler üzerinde baskı kurarken, bu hafta 1 trilyon doları aşan piyasa değeriyle dikkat çeken Walmart’ın bilançosunun tüketici talebinin nabzını tutacağını düşünüyoruz.
Walmart’ın bilançosunun yanı sıra, ABD’de bu hafta açıklanacak 4. çeyrek büyüme verisi ve Fed’in favori enflasyon göstergesi PCE’nin de ekonomi yavaşlıyor mu yoksa dengeleniyor mu sorusuna yanıt vereceğini düşünüyoruz. Geride kaldığımız hafta gecikmeli olsa da açıklanan ABD istihdam verisi beklentilere göre daha kuvvetli gelince faiz indirim öngörüleri törpülenmişti (ya da sert bir resesyon ihtimali zayıfladı.). Öte yandan, yine geçen hafta açıklanan enflasyon verisinin de piyasaları heyecanlandırmadığını not edelim. Bu sabah itibariyle, Fed’in 18 Mart tarihinde sonuçlanacak olağan FOMC toplantısında faizleri sabit tutacağına kesin gözüyle bakılırken, Haziran ayı ile birlikte yılın geriye kalanı için toplam 62 baz puan faiz indirimi öngörülüyor.
Geride bıraktığımız hafta Japonya’da erken genel seçimi Başbakan Takaichi’nin partisinin çoğunluğu elde ederek kazanması, YEN ve Nikkei üzerinde belirleyici oldu. YEN haftayı dolar karşısında değer kazanarak tamamlarken, genişlemeci politikaları ile bilinen Takaichi’nin galibiyeti ardından gösterge endeks Tokyo borsası hafta genelini %5 yükselişle tamamladı. Benzer bir şekilde, geride bıraktığımız hafta %8 yükselen Güney Kore ve %6 yükselen Tayvan borsaları, yeni gün ve hafta başlangıcında tatiller nedeniyle (Çin, Güney Kore, Tayvan kapalı konumda) hacimsiz ve sakin bir seyir izlerken, Japonya’nın dördüncü çeyrekte sadece %0,1 büyümesi (beklenti %1,6) Tokyo piyasasındaki güçlü ralliyi gölgeledi. Çin’in tatilde olması, emtia fiyatları üzerinde -azalan talep- aşağı yönlü baskı kurabilir. ABD piyasalarının da bugün Başkanlar Günü tatili nedeniyle kapalı konumda olacağını not edelim.
Çin’in ABD tahvillerindeki payı her geçen gün azalırken, rezerv tercihini ABD tahvillerinden altına doğru kaydırdığını görüyoruz. Altının ons fiyatı ilk kez 5 bin dolar üzerinde haftalık kapanışa imza atarken, teknik mânâda 5,100 dolar seviyesinin üzerinde günlük kapanış durumunda, yeniden uzun pozisyon almak için kolları sıvamayı deneyeceğiz. Bu sabah altının ons fiyatı haftaya 4,975 dolar seviyesinden başlarken, gümüşün ons fiyatı ise 75 dolar seviyelerine geri çekildiğini görüyoruz. Özellikle, gümüş cephesinde çok kısa bir süre içerisinde yaşanan sert çöküş ardından kafamızın eskisi kadar rahat olamadığının altını kalınca çizmemiz gerekiyor.
Reuters haberine göre, ABD ordusu, Başkan Trump’ın talimatı hâlinde İran’a karşı haftalar sürebilecek kapsamlı bir askerî operasyon ihtimaline hazırlandığını okuyoruz. Olası bir operasyonun yalnızca nükleer tesislerle sınırlı kalmayıp devlet ve güvenlik altyapısını da hedef alabileceği belirtiliyor. ABD Dışişleri Bakanı Rubio diplomatik çözümün zor olduğunu ifade etse de, tüm seçeneklerin masada olduğunu anlıyoruz. İran, ABD ile Cenevre’de süren nükleer görüşmelerde yaptırımların kaldırılması karşılığında petrol-doğalgaz projeleri, madencilik yatırımları ve uçak alımları gibi somut ekonomik kazanımlar içeren bir anlaşma arayışında olduğunu belirtirken, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumu seyreltmeye açık olabileceği sinyalini de verdi. Özetle taraflar masada ekonomik çıkar temelli bir uzlaşı zemini ararken, sahada askerî hazırlıklar müzakere gücünü artıran bir kaldıraç olarak kullanılıyor.
Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Rubio, Münih Güvenlik Zirvesi sonrası Slovakya ve Macaristan’ı kapsayan Orta Avrupa turuna çıkarak Trump yönetiminin bölgeyle ilişkileri güçlendirme mesajını verdiğini görüyoruz. Slovakya’da Başbakan Fico ile enerji ve savunma iş birliğini görüşen Rubio, Macaristan’da ise Trump’a yakınlığıyla bilinen Viktor Orban ile bir araya gelecek. Her iki ülkenin Rus enerji kaynaklarına bağımlılığı ve Moskova ile temaslarını sürdürmesi dikkat çekerken, NATO’nun 2035’e kadar GSYH’nin %5’i savunma harcaması hedefi ve Ukrayna politikası görüşmelerin ana başlıkları arasında yer aldı. Rubio, Avrupa’ya yönelik eleştirilerini sürdürse de ulusal çıkarlar örtüştüğünde güçlü ortaklık vurgusu yaparak birlik mesajı verdiğini not edelim. AB’nin geleceğinin risk altında olduğu bilinci güçlenirken, savunma harcamalarının arttığı veya daha da artacağı bir ekosistemde, mutlak surette savunma sanayi temalı yatırım araçlarının portföylerde bulunması gerektiğini düşünüyoruz. Bu cenahta en büyük ETF olan ITA takip edilebilir (2025 yılı getirisi %48).
Bitcoin
FED Bilanço Büyüklüğü
TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi
Menkul Kıymet İstatistikleri
TCMB Net Yabancı Para Pozisyonu
Kıymetli Maden Depo Hesaplarının Toplam YP Mevduat içinde Payı
Gerçek Kişi Kıymetli Maden Depo Hesaplarının Toplam YP Mevduat içinde Payı
Gerçek Kişi Kıymetli Maden Depo Hesaplarında Değişim
Emre Değirmencioğlu
İlginizi Çekebilir
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Bessent’in faiz hamlesi: DXY geriliyor, kıymetli metaller, Bitcoin yükseliyor
Yayınlanma:
2 hafta önce|
21/08/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD Hazine Bakanı Bessent, uzun vadeli tahvillerde gelecek çeyrekte işlem başına 2 milyar dolardan en az 4 milyar dolara çıkarılan geri alımların daha da büyütülebileceğini söyledi. Bessent, 20 yılın zirvesine çıkan uzun vadeli faizlerin ABD ekonomisinin temel görünümünü tam olarak yansıtmadığını savunurken; Ortadoğu’da devam eden savaş, yaz ayları nedeniyle azalan işlem hacmi ve belki de en önemlisi yapay zekâ yatırımları için hızlanan şirket tahvil ihraçlarının piyasadaki likidite havuzunu iyice kuruttuğuna dikkat çekti. ABD Hazinesi’nin hamlesi ardından ilk etapta %5,34 seviyesinden %5,18’e kadar gerileyen uzun vadeli tahvil faizleri, bu sabah yeniden %5,25 seviyesine toparlanırken, düşüş de beklentimize paralel kalıcı olmadı.
ABD Hazinesi’nin piyasalara vermiş olduğu mesajı iyi anlamak gerekiyor. Hazine tahvil piyasasındaki likiditeyi desteklemek ve faizlerin daha fazla yükselmesini engellemek için daha aktif bir rol üstlenmeye hazır oldu yönünde güçlü bir duruş sergilerken, bu hamle kamu borcunun 40 trilyon doları aştığı ve yıllık faiz giderlerinin ise şimdiden yaklaşık 1,2 trilyon dolara ulaştığı bir dönemde geldi! Yani konuyu sadece likidite kuruması olarak düşünmemek gerekiyor. Bessent her ne kadar bütçe harcamalarında yeni tasarruf adımları geleceğini söylese de, uzun vadeli faizlerin kalıcı biçimde gerilemesi için piyasanın ABD’nin borç ve bütçe görünümünde daha somut bir iyileşme görmesi gerekecek.
Bu noktada sıklıkla hatırlattığımız büyük resmi gözden kaçırmamak gerekiyor. ABD, Çin ile küresel liderlik için ciddi bir mücadeleye girişirken, Başkan Trump da bir iş insanı refleksiyle düşük kredi faizleri istiyor, fabrika çarklarının dönmesini, üretimin yeniden ABD’ye gelmesini ve istihdamın artmasını hedefliyor. Bu doğrultuda bir taraftan tarifeleri artırırken, diğer taraftan ekonomi yönetimi üzerinden daha zayıf bir dolar ile rekabet avantajı elde etmeye çalışıyor. Ancak gelinen noktada son altı aydır dolar değer kazanırken, piyasa faizleri de yukarıda gördüğümüz üzere yaklaşık 20 yılın zirvesine yükselmiş durumda.
Tam da bu nedenle, tecrübeli ve saygın bir hazineci olan Bessent’i hafife almamak gerektiğini düşünüyoruz. Scott Bessent’in 1992 yılında George Soros’un fonunda çalışırken İngiliz sterlinine karşı yapılan büyük bahiste önemli rol oynayan ve İngiltere Merkez Bankası’nı “Kara Çarşamba”ya götüren yatırımcılardan biri olduğunu yeri gelmişken bir kez daha hatırlatayım. Bu açıdan Amerikan Hazinesi’nin tahvil geri alım miktarını artırma kararını, nicelik olarak çok büyük olmasa da verdiği mesaj bakımından önemli buluyoruz.
ABD Hazinesi’nin adımı sonrasında dolarda başlayan değer kaybının devam edebileceğini düşünüyoruz. Savaş döneminde artan dolar likiditesi talebiyle son bir yılın zirvesine çıkan DXY endeksinin artık kademeli bir geri çekilme sürecine girebileceği kanaatindeyiz. Teknik anlamda uzun süredir önem verdiğimiz 100,50 seviyesini aşarak bizi huzursuz eden DXY, bu sabah 98,7 seviyesine kadar gerileyerek son üç ayın en düşük seviyesini gördü.
Kâğıt ve mürekkep sistemine baş kaldıran ve ocak ayı sonunda 5.600 dolar seviyesine kadar soluksuz yükselen altının ons fiyatı ise savaş döneminde artan likidite ihtiyacı, Warsh’un bilanço daraltması ve faiz artırımı yönündeki şahin açıklamalarıyla sert bir düzeltme sürecine girmiş, yapay zekâ şirketlerinin artan nakit ihtiyacı da satış baskısını artırmıştı. Gelinen noktada Fed’in faiz artırmasının zorlaştığı, uzun vadeli faizlerde ise kontrolün giderek zorlaştığı bir ortamda, altın gibi bu tür dönemleri fiyatlayan bir numaralı korunma aracının piyasalar tarafından yeniden hatırlandığını düşünüyoruz.
Bu minvalde, altının ons fiyatı piyasaların yakından takip ettiği 200 günlük hareketli ortalama olan 4,510 dolar seviyesinin üzerine yükselirken, gecelik kapanışın da bu teknik seviyenin üzerinde gerçekleşmesi hareketi teyit etti. Altın 4,540 dolar seviyesine kadar yükselirken, 5,600 dolar zirvesi ile 3,492 dolar dibini baz alan Fibonacci düzeltme seviyelerine göre yukarıda ilk önemli direnci 4,576 dolar seviyesinde görüyoruz. Her ne kadar orta vadeli hedeflerimiz çok daha yukarıda olsa da, son günlerde de vurguladığımız üzere V tipi, soluksuz bir yükseliş beklemiyoruz. Bu çerçevede, gelecek hafta düzenlenecek merkez bankalarının zirvesi niteliğindeki Jackson Hole toplantılarının da fiyatlamalar açısından önemli olacağını not etmek isteriz. Göz bebeğimiz gümüş ise 200 günlük hareketli ortalamanın geçtiği 71,95 dolar seviyesine henüz ulaşamasa da, bu sabah 69 dolar seviyesini test ederek son iki ayın zirvesine yükseldi. Kıymetli metallerde yükseliş isteğinin devam edeceğini düşünürken (bakınız grafik), uzun pozisyonlarımızı da korumaya devam ediyoruz.
Kripto cephesinde ise amiral gemisi Bitcoin, bu hafta şimdilik %20’ye yakın yükseliş kaydederek 75 bin dolar seviyesine kadar çıkarken, bir süredir 71 bin dolar olarak işaret ettiğimiz hedef seviyesini de süratle geride bıraktı. Teknik açıdan, 15,600 dolar seviyesinden başlayan ve 126 bin dolara kadar uzanan rallinin %50 Fibonacci düzeltme seviyesi olan 71 bin doların aşılması sonrasında bir sonraki önemli hedefin 84 bin dolar olduğunu düşünüyoruz (bakınız grafik).
Para birimleri liginde ise DXY cephesindeki geri çekilmeye paralel EURUSD paritesi 1,17 seviyesine yükselerek son üç ayın zirvesini test ederken, kraliyet aslanı sterlin de 1,3660 seviyesine ulaşarak son altı ayın en yüksek seviyesini gördü. Dolar zayıflığı devam ettiği müddetçe her iki paritede de yükseliş eğiliminin korunmasını bekliyoruz. GBP cephesinde haftalık kapanışın 1,3700 seviyesinin üzerinde gerçekleşmesi hâlinde, 1,40’lı seviyelerin yeniden gündeme gelebileceğini düşünüyoruz.
EUR ve GBP paritelerinde yaşanan sert yükselişe hafta sonu fonlama etkisinin de eklenmesiyle EURTRY kuru 56,30, GBPTRY kuru ise 65,50 seviyesine kadar yükseldi. Türk insanının bir numaralı yatırım araçlarından biri olan gram altın da 7 bin TL seviyesini test ederek yatırımcısının yüzünü güldürdü. Altın fiyatlarındaki yükselişin Türkiye ekonomisini pek çok kanaldan etkilediğinin altını kalınca çizmek gerekiyor. Artan servet etkisi, otomobilden beyaz eşyaya, konuttan diğer dayanıklı tüketim kalemlerine kadar iç talebi destekleyen bir unsur hâline geliyor. Bu nedenle ekonomik aktiviteyi, daha doğrusu iç talebi soğutmaya çalışan TCMB açısından kıymetli metal fiyatlarındaki yükseliş çok da iyi bir haber değil. Nitekim her perşembe olduğu üzere dün TCMB tarafından açıklanan haftalık verilerde de altının ayak izlerini net bir şekilde gördük.
Şöyle ki rezervlerin büyük bir kısmının altın olduğu düşünülürse, altın fiyatlarında yaşanan yukarı yönlü hareket TCMB’nin döviz alımları ile birleşince, TCMB’nin net yabancı para pozisyonu 19 Ağustos valörlü işlemlerde 51,2 milyar dolar seviyesine kadar yükselerek savaşın başladığı günlerdeki seviyesine kadar yükseldi. Haftalık verilere göre Liralaşma stratejisi devam ederken, TL mevduatın toplam mevduat içinde payı %62 seviyesine kadar yükseldi. Yabancının hisse senedi alımı ivme kazanırken, BIST100 ana endeksi ayın ilk üç haftasında %7 değer kazandı. USDTRY kuru bebek adımlarıyla 48,00 seviyesine gelirken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %40,87 seviyesinde kalarak önemli bir değişim göstermedi. Piyasalar TCMB’den normalleşme kapsamında Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyetini (AOFM) %40’dan %37’ye getirmesini beklerken, dün dört ay sonra ilk kez açtığı tahvil alımı ile piyasa faizini aşağıya çekti. CDS risk primi 223 baz puanla önemli bir değişim göstermedi.
Yeni güne başlarken, Bessent’in uzun vadeli tahvil faizleriyle giriştiği mücadele kendi içinde daha genişlemeci bir politika zeminine dönüşürken, kıymetli metallerden kripto varlıklara kadar uzanan sert değer kazanım eğilimi de korunuyor. Jeopolitik risklerde anlamlı bir değişim yaşanmamasına paralel Brent petrolün varil fiyatı 94 dolar seviyesine yükseldi. ABD Hazine Bakanı Bessent, İran’a yönelik “tarihin en ağır yaptırımlarının” devreye alınacağını ve paketin detaylarının pazartesi günü açıklanacağını söyledi. Washington, ekonomik baskıyı en üst seviyeye çıkararak İran’ı müzakere masasına zorlamayı ve yeni büyük çaplı askerî operasyonlara ihtiyaç bırakmamayı hedefliyor. Ancak burada önemli bir noktayı da unutmamak gerekiyor: İran, on yıllardır ağır yaptırımlar altında yaşamaya alışmış bir ekonomi.
ABD borsaları dün geceyi %1 civarında düşüşle tamamlarken, bu sabah Pasifik’in diğer yakasında havanın nispeten daha ılımlı olduğunu görüyoruz. Gösterge endeks Nikkei, Orta Doğu’da devam eden belirsizlik, yükselen petrol fiyatları ve yeniden güçlenen enflasyon endişeleriyle %0,3 gerilerken, haftalık kaybı %4’e yaklaşarak son bir ayın en kötü performansına yöneldi. Bölgenin diğer borsalarında ise %0,5 civarında yükselişler izlenirken, ABD vadeli endekslerinde de hafif alıcılı bir seyir dikkat çekiyor. Mali piyasaların gündeminde bugün içeride kapasite kullanım oranı, reel kesim güven endeksi ve tüketici güven endeksi; dışarıda ise İngiltere perakende satışlar ile Almanya, Euro Bölgesi ve ABD imalat PMI verileri takip edilecek.
Altın
Gümüş
Bitcoin
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
ABD Hazinesi’nden piyasalara ‘morfin’, kıymetli metaller yeniden sahnede
Yayınlanma:
2 hafta önce|
20/08/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD tahvil piyasasında son haftalarda artan satış baskısının ardından dün Hazine Bakanlığı devreye girmek zorunda kaldı. Otuz yıllık gösterge ABD tahvil faizinin hafta başında %5,34 ile neredeyse son 20 yılın zirvesine çıkmasının ardından Hazine, 10-30 yıl vadeli tahvillerde yaptığı geri alımların büyüklüğünü işlem başına 2 milyar dolardan en az 4 milyar dolara çıkaracağını açıkladı. Haberle birlikte 30 yıllık faiz %5,20 civarına, 10 yıllık faiz ise %4,65 seviyesine geriledi.
Hükûmetler artık finansman bulmak için, yapay zekâ yatırımlarını finanse etmek amacıyla büyük miktarda borçlanan teknoloji şirketleriyle de aynı havuzdan para çekiyor. Likidite daralınca yatırımcıların ilk yaptığı şey ise en kolay nakde çevirebildikleri varlıkları satmak oldu. Altın, gümüş ve Bitcoin bu nedenle geçtiğimiz 4-5 ay boyunca satış baskısına maruz kaldı. Hatırlayacağınız üzere, ocak sonunda 5,600 dolar seviyesine kadar soluksuz yükselen altın, artan bütçe açıkları ve kamu borçlarına karşı zayıf dolar temasını fiyatlıyordu. Ardından Fed başkanlığı için Kevin Warsh isminin öne çıkması ve Warsh’un bilanço küçültme ile %2 enflasyon hedefini güçlü biçimde vurgulaması bu hikâyeyi bozdu. Şubat sonunda savaşın başlaması, enerji fiyatlarının yükselmesi ve dolar likiditesine olan ihtiyacın artması da tabloyu ağırlaştırdı.
Sonuçta altın yaklaşık beş ayda zirvesinden %30 gerileyerek 3,942 dolara, gümüş ise zirvesinden %50’den fazla düşerek 54 dolar seviyesine kadar geldi. Son bir ayda Fed’in faiz artırmakta zorlanacağının ve Warsh’un aslında şahin görünümlü bir güvercin olduğunun iyice anlaşılmasıyla faiz artırım beklentileri de yumuşadı. Beklentileri karşılamayan enflasyon ve istihdam verileri faiz artışı ihtimalini iyice zayıflatınca altın yeniden 4,500 dolar, gümüş ise 67 dolar seviyesine dayandı. Dün ABD Hazinesi’nin tahvil geri alımlarını artırması da miktar olarak büyük olmasa bile piyasalara önemli bir mesaj verdi!
ABD ekonomi yönetimi, uzun vadeli faizlerin %5,34 ile neredeyse son 20 yılın zirvesine çıkmasıyla artık ağrı eşiğine daha fazla dayanamadı. Kasım ayında yapılacak ara seçimler yaklaşırken, Trump’ın onay oranının da başkanlığının en düşük seviyesi olan %33’e gerilemesi, ekonomi yönetimi üzerindeki baskıyı daha da artırdı. Zayıf dolar, düşük faiz ve ucuz petrol isteyen Trump’ın neredeyse tüm isteklerinin tersine döndüğü bir dönemde, hisse senedi piyasalarında ilave bir bozulmanın önüne geçmek adına Hazine de elindeki araçları kullanmaya başladı. Daha önce de altını çizdiğimiz üzere, ABD hanehalkının servetinin büyük bir bölümünün hisse senetlerinde olduğu bir ortamda, piyasalarda sert ve kalıcı bir bozulmaya kolay kolay izin verilmesini beklemiyoruz. Hazine’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını iki katına çıkarmasını da biraz bu gözle okumak gerekiyor. Sorunu kökünden çözmese de, en azından şimdilik ağrıları dindirecek morfinin de verilmiş olduğunu not etmek isteriz.
Teknik bir bakış açısıyla, altın için 4,510 dolar civarındaki 200 günlük ortalamaların önem arz edeceğini düşünüyoruz. Tam iki buçuk aydır 200 günlük ortalamaların altında olan altının ilk nazarda bu seviyeyi geçeceğini devamında ise kademeli bir şekilde yeniden 5,000 dolar seviyesini hedefleyeceğini düşünüyoruz. Gümüşte ise kısa vadede 71 dolar, devamında 80 dolar seviyesini takip edeceğiz. Kıymetli metallerdeki mevcut uzun pozisyonlarımızı sırasıyla 4,510 ve 71 doların üzerinde bir kapanışla daha da kuvvetlendireceğiz. Savaşla birlikte doların kazandığı güvenli liman kimliğinin, devamında enflasyon endişeleri ve şahin görünümlü Warsh nedeniyle unuttuğumuz USD debasement, yani doların satın alma gücünün zaman içinde aşınması temasına yeniden yerini bırakacağını düşünüyoruz. Mademki her şeyin fiyatı dolarla ölçülüyor, terazinin bir kefesi değer kaybetmeye mahkûmsa, diğer kefede hikâyesi olan her şeyin değer kazanmasını bekliyoruz. Ancak yüksek kamu borcu, bütçe açıkları ve savaşın enerji fiyatları üzerinden yarattığı enflasyon baskısı ortadan topyekûn kalkmış değil. Her ne kadar Hazine piyasayı rahatlatmak adına morfin verse de, sorunlar hâlâ masa üzerinde durmaya devam ediyor. Bu nedenle V tipi bir yükseliş de beklenmemelidir.
ABD’nin kamu borcu ilk kez 40 trilyon dolar sınırını aşarken, artışın hızı da artık dikkat çekmeye başladı. Borcun daha beş ay önce 39 trilyon dolar seviyesinde olduğunu hatırlatalım. Pandemi harcamaları, vergi indirimleri ve giderek büyüyen sosyal güvenlik ve sağlık giderleri bütçe açığını kalıcı hâle getirdi. ABD yılda yaklaşık 1,1 trilyon dolar faiz öderken, faiz giderleri de bütçenin en büyük kalemlerinden biri hâline geldi. Borç büyüdükçe yatırımcılar bu borcu taşımak için daha yüksek faiz talep ediyor. Dün Hazine’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını neden iki katına çıkardığını da böylece daha iyi anlayabiliyoruz. Faizlerin yüksek kalması bir yandan borcu çevirmenin maliyetini artırırken, diğer yandan yatırımların önündeki en büyük engellerden biri olarak duruyor. Neden kıymetli metallerin ateşli bir savunucusu olduğumuzun cevabı da aslında bu paragrafta yatıyor. Kâğıt ve mürekkep sistemine başkaldırı!
ABD Hazinesi piyasaların moralini düzeltirken, Moderna tarafından ise günün diğer önemli haberi geldi. Moderna ve Merck’in birlikte geliştirdiği kişiye özel mRNA kanser aşısı ileri aşama klinik çalışmada başarılı sonuç verirken, Moderna hisseleri dün gün içinde %175’e kadar yükseldi. Bu sonuç yalnızca şirket açısından değil, mRNA teknolojisinin kanser tedavisinde kullanılabileceğini göstermesi açısından da önem arz ediyor. Bir tarafta risk iştahı denince akla gelen teknoloji hisselerine gelen alımlar, diğer tarafta ise Moderna’nın başarısının akciğer, meme ve pankreas kanseri gibi diğer tümörlerde yürütülen mRNA çalışmalarına yönelik beklentileri artırmasıyla Nasdaq Biyoteknoloji Endeksi dün geceyi rekor seviyelerde tamamladı.
ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvillerde geri alım miktarını iki katına çıkarması küresel piyasalarda kısa sürede rahatlama yarattı. ABD’deki uzun vadeli tahvil faizlerindeki düşüşe Avrupa ve Japonya tahvil faizleri de eşlik etti. Dolar endeksi %1’e yakın gerileme kaydederek 99 seviyesinin altına gerilerken, ABD borsaları da faizlerdeki gerilemeden destek bularak geceyi sınırlı da olsa yükselişle tamamladı. Jeopolitik risklerde herhangi bir değişiklik olmamasına paralel petrolün varil fiyatı 92 dolar seviyelerinde bekle-gör stratejisine geçerken, kripto aleminde ise amiral gemisi Bitcoin olumlu havaya paralel 64 bin dolar seviyelerinde var olan prangalarından kurtularak 70 bin dolar seviyesine dayandı. Teknik mânâda bir süredir 71 bin dolar seviyesini hedefliyoruz (bakınız grafik).
Dün akşam geç saatlerde açıklanan Fed’in temmuz toplantısının tutanakları, enflasyon konusunda endişelerin belirgin şekilde arttığını gösterdi. Fed faizi %3,50-%3,75 aralığında sabit tutarken, üç üye 25 baz puanlık faiz artışı istedi. Tutanaklara göre birçok üye, enflasyon %2 hedefine doğru gerilemezse faiz artırmanın gerekli olacağını düşündüklerini okuduk. Üstelik toplantıda faiz indirimi yönünde destekten hiç söz edilmemesi, Fed içindeki tartışmanın son bir yılda ne kadar değiştiğini gösterdi. Buna karşılık yukarıda da değindiğim üzere son dönemde açıklanan veriler enflasyonda bir miktar yavaşlamaya işaret ederken, temmuz ayında şirketlerin beklenmedik şekilde istihdam azaltması işgücü piyasasına ilişkin endişeleri de artırdı. Bu beklentiler ışığında, Fed’in eylül toplantısında faizi sabit tutacağına yönelik beklentiler artarken, sene sonuna yönelik faiz artırım fiyatlaması ise bu sabah 22 baz puan ile güncelliğini koruyor.
Yeni güne başlarken, ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını artırmasıyla faizlerde yaşanan düşüş, Asya piyasalarına da rahatlama getirdi. Güney Kore borsası KOSPI dün %6’ya yakın gerilemesinin ardından bu sabah %6’nın üzerinde yükselişle kayıplarını telafi ederken, Japonya’da Nikkei endeksi %1’den fazla değer kazandı. EURUSD paritesi 1,17 seviyesine dayanarak neredeyse son üç ayın zirvesine gelirken, hafta sonu fonlama etkisiyle EURTRY kuru 56,00, GBPTRY kuru ise 65,25 seviyesini test etti. Yurdum insanının bir numaralı yatırım aracı olan gram altının 7 bin TL seviyesine dayanarak yatırımcısının yüzünü güldürdü. Altın fiyatları Türkiye’yi pek çok yönden etkiliyor. Her perşembe olduğu üzere bugün TCMB’nin haftalık raporunda rezervlerin altın etkisiyle nasıl olumlu mânâda yükseldiğini göreceğiz.
Türkiye cephesinde USDTRY kuru bebek adımlarıyla 48,00 seviyesinin kıyısına kadar gerilerken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41 seviyesinin altına geriledi. CDS risk primi ise 223 baz puanla önemli bir değişim göstermezken, hisse senetleri tarafında dün yükseliş isteğinin egemen olduğunu gördük. Borsa İstanbul ana endeksi dün günü şaşırtıcı bir şekilde %2,4 yükselişle tamamlarken, bankacılık hisseleri de benzer oranlarda yükseliş kaydetti. ABD tahvil piyasasındaki rahatlamanın küresel risk iştahına nefes aldırmasıyla bugün TL ve TL cinsi varlıkların da talep görmesini bekliyoruz.
BloombergHT’nin haberine göre Maliye Bakanlığı, yabancı ve kurumsal yatırımcıların özellikle para piyasası fonlarında yoğunlaşan işlemlerini mercek altına alıp bazı önlemler geliştirmeyi planlıyor. Öte yandan, İsrail’in Suriye’nin kuzeyine yönelik hava saldırıları ve Türkiye’ye yönelik açıklamalarının yarattığı rahatsızlık haber akışında devam ediyor. Mali piyasaların gündeminde bugün veri akışı zayıf görünüyor. Türkiye’de merkezi yönetim borç stoku takip edilebilir.
ABD 30 Yıllık Faiz vs Gümüş
Bitcoin
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Risk iştahı zayıfladı: Küresel borç yükü büyürken savaş enflasyonu besliyor
Yayınlanma:
3 hafta önce|
19/08/2026Yazan:
BankaVitrini
Küresel mali piyasaların gündeminde tahvil piyasalarında devam eden satış baskısı ilk sırada yer alıyor. ABD’de 30 yıllık tahvil faizi dün %5,34 seviyesine gelerek yaklaşık 20 yılın zirvesini test ederken, bu sabah hafif de olsa geri çekilerek %5,27 seviyesine gevşedi. Almanya’da 30 yıllık gösterge tahvil faizi 2011 yılından bu yana en yüksek seviyesine çıkarken, Japonya’da ise 10 yıllık faiz %3 seviyesine yaklaşarak son 20 senenin zirvesine yükseldi. Dünya genelinde giderek artan kamu borçları yatırımcıları tedirgin ederken, yatırımcılar bu borcu taşımak için daha yüksek faiz talep ediyor.
Sorunun bir diğer ayağında ise giderek artan borçlanma ihtiyacı var. Bütçe açıkları büyürken ABD’nin kamu borcu 40 trilyon dolara yaklaşmış durumda. Üstelik hükûmetler artık kaynak bulmak için yapay zekâ yatırımlarını finanse etmek amacıyla büyük miktarlarda borçlanan teknoloji şirketleriyle de yarışıyor. Hürmüz’de devam eden çözümsüzlük nedeniyle Brent petrolün 90 doların üzerinde kalması da enflasyon riskini canlı tutunca, uzun vadeli tahviller üzerindeki baskı daha da artıyor.
Yükselen tahvil faizlerinin etkisi ise tahvil piyasasıyla sınırlı kalmıyor. Devletin borçlanma maliyeti arttıkça şirket ve konut kredileri pahalanıyor, yatırımlar zorlaşıyor ve yüksek faiz hisse senetlerinin cazibesini azaltıyor. Nitekim tahvil faizlerindeki yükseliş hisse senetlerinin de tadını kaçırmaya başladı. ABD’de önde gelen endeksler gerilerken, risk iştahı denince akla gelen ve teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq endeksi geceyi %1,3 düşüşle tamamladı. Yeni güne başlarken satış baskısının Pasifik’in diğer yakasına da yansıdığını görüyoruz. Asya’da teknoloji ve yarı iletken hisseleri ABD borsalarına paralel satış baskısına boyun eğdi. Japonya borsası Nikkei bu sabah %2,5 gerilerken, bir süredir sessiz bir seyir izleyen Güney Kore borsası KOSPI bültenimizi yazdığımız erken saatlerde %5,5 geriledi. Anthropic’in yıllıklandırılmış gelirinin temmuz sonunda 65 milyar doları aşmasına rağmen beklentilerin gerisinde kalması da yapay zekâ hisselerindeki temkinli havayı artırdı.
ABD borsalarının vadeli işlemlerinde hafif de olsa kırmızı renk bu sabah da dikkat çekerken, risk iştahındaki zayıflamaya rağmen doların değer kazanmaması dikkatimizi çekti. DXY hafif de olsa gerilerken, USDJPY paritesi kritik 160 seviyesinin sınırında kalmaya devam etti. EURUSD paritesi 1,1585 ile dünkü seviyelerinden pek de uzaklaşmadı. Tahvil ve hisse senedi piyasalarında satışlar öne çıkarken DXY’nin de değer kazanmamasından hareketle, yatırımcıların nereye sığındığı sorusuna net bir cevap veremiyoruz. Zira kıymetli metallerin de bu sabah pek de iyimser bir seyir izlemediğini not etmemiz gerekiyor. Faiz getirisi olmayan lâkin küresel borç sorunlarının arttığı bir ekosistemde talep görmesini beklediğimiz ons altın dün günü %2’ye yakın düşüşle 4,328 dolar seviyesinden tamamlarken, gümüş ise %4’e yakın geri çekilmeyle 63 dolar seviyelerinin diplerini test etti. Altın her ne kadar bu sabah 4,355 dolar seviyesine varan bir toparlanma kaydetse de kıymetli metallerde tatsız havanın korunduğunu söylememiz gerekiyor. Kripto aleminde ise Bitcoin hâlen 64 bin dolar seviyelerinde yatay seyrini koruyor.
Bugün gözler Fed’in temmuz ayı toplantı tutanaklarına çevrildi. Üyelerin enflasyon ve faizlerin bundan sonraki seyri konusunda ne düşündüğüne dair ipuçları piyasaların radarında olacaktır. Son dönemde istihdamın zayıflaması ve enflasyonun görece ılımlı gelmesi, Fed’den yeni faiz artışı beklentilerini azalttı. Bu sabah vadeli faiz kontratlarında eylül toplantısına yönelik beklentinin faizlerin sabit bırakılması yönünde olduğunu görürken, sene sonuna kadar toplam 22 baz puan artırım fiyatlanıyor. Hatırlanacağı üzere geçen haftalarda iki kez 25 baz puan faiz artırımı bekleyen piyasa, bu sabah itibarıyla neredeyse tek bir 25 baz puanlık artırıma geri döndü. Piyasaların yavaş da olsa Fed Başkanı Warsh’un şahin görünümlü bir güvercin olduğunu ve özellikle ABD’de ara seçimlere üç ay kalmışken faiz artırmakta oldukça zorlanacağını kabul etmeye başladığını düşünüyoruz.
ABD ile İran arasındaki diplomasi trafiği ise çıkmaza girerken, ABD Başkanı Trump, İran’la devam eden ya da planlanan herhangi bir görüşme olmadığını söyledi. İran ise Hürmüz Boğazı’nın açılması için ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukayı kaldırması, petrol yaptırımlarını gevşetmesi, dondurulan varlıkları serbest bırakması ve askerî tehditlere son vermesi gerektiğini belirterek geri adım atmaya yanaşmadı. Altı aya yaklaşan savaşta geçici ateşkesin de pazartesi günü sona ermesiyle yakın vadede yeni bir anlaşma ihtimali iyice zayıflamış görünüyor.
Türkiye cephesinde ise dün görece sakin bir seyrin egemen olduğunu gördük. Yurtdışı borsalarda var olan satıcılı havaya rağmen BİST100 ana endeksi yatay seyrederken, yaz etkisi ve düşen hacimlerin de etkili olduğunu düşünüyoruz. USDTRY kuru bebek adımlarıyla 47,93 seviyesine gelirken, Hazine borçlanmaları sorunsuz geçti. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41 seviyesinde kalırken, CDS risk primi ise 224 baz puana hafif de olsa yükseldi. Ekonomi programında revizyon hazırlığı iddialarına ilişkin dün Hazine cephesinden resmî bir açıklama gelirken, tahminlerimize paralel olarak dedikodu mekanizmasının ömrü pek uzun olmadı.
Son günlerde İsrail’in Suriye’nin kuzeyine yönelik hava saldırıları ve Türkiye’ye yönelik açıklamaları tansiyonu artırdı. ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye ile Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail’in İdlib kırsalında, Türkiye sınırına yakın Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’ne düzenlediği saldırıya ilişkin açıklamalarda bulundu. Barrack, ABD’nin Türkiye, İsrail ve Suriye arasında bir çatışmayı önleme mekanizması kurmaya çalıştığını ifade etti.
Uzun vadeli faizlerde sene başına göre değişim
Emre Değirmencioğlu
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.053)
- BANKA ANALİZLERİ (152)
- BANKA HABERLERİ (3.625)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (597)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.981)
- GÜNCEL (4.584)
- GÜNDEM (3.567)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (147)
- ŞİRKETLER (2.737)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (582)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.486)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (831)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (119)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (61)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (94)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- OpenAI'da yaprak dökümü sürüyor: Bir yönetici daha ayrıldı 25/08/2026
- İran'dan kritik iki temas 25/08/2026
- Halkbank'a 1,1 milyar dolarlık ilave kaynak 25/08/2026
- IMF Başkanı Georgieva: Küresel ekonomi enerji şokuna direniyor 25/08/2026
- İran'dan ekonomik savaş çıkışı 25/08/2026
- SpaceX'te yeni üs yatırımı planı 25/08/2026
- Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kabine toplantısı sonrası açıklamalar 25/08/2026
- Anthropic'ten yatırımcılara devasa 'pazar' sunumu 25/08/2026
- "Hürmüz'deki mayınlar temizlendi" 25/08/2026
- Sektörel güven endeksleri geriledi 25/08/2026
SON YAZILAR
- Kontrolmatik’te ödeme krizi büyüyor 05/09/2026
- İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem 05/09/2026
- Fonlarda vergi ayarı: Yüzde 10 stopaj resmen başladı 05/09/2026
- Enflasyon düşüyor ama hayat pahalılığı bitmiyor 03/09/2026
- Piyasalar soluklandı: Zayıf istihdam Fed korkusunu törpüledi. Gözler TÜİK’te 03/09/2026
- Perakende devlerinde kârlılık alarmı: BİM pozitif ayrıştı 01/09/2026
- SPK’dan patron satışlarına fren 01/09/2026
- Yeni SPK düzenlemesinde hangi hisseler öne çıkabilir? 31/08/2026
- Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler 30/08/2026
- Takas İstanbul risk yönetiminde kuralları değiştiriyor 29/08/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini5 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
















