Connect with us

ŞİRKETLER

Dört büyükler borç batağında

Bankalar Birliği anlaşmasıyla uzun vadeye yayılan ama 9 milyar TL’den 11.3 milyar TL’ye yükselen kulüplerin finansal borcu sürdürülebilir olmaktan uzaklaşıyor. Negatif özsermayeler sadece son 1 yılda yüzde 39 büyüdü. Daha yüksek kar elde edecek bir model kurulamazsa kulüpler Bankalar Birliği anlaşmalarıyla bile açmaza girebilir.

Yayınlanma:

|

Lig başladı. Transferler, elden çıkarılan futbolcular, gelen yeni yıldızlar ve ilk iki hafta performansları da görüldü. Fakat sahadaki performanslar ne olursa olsun ligin uzun vadede kaderini belirleyecek olan şey Türk kulüplerinin finansal performansları olacak. Çünkü transfer limitlerini de, gelecekte Avrupa kupalarında gösterilecek performansları da belirleyecek olan şey kulüplerin mali durumu olacak. Borsa şirketlerinin ilk yarıyıl mali tablolarıyla beraber futbol kulüpleri ve sportif A.Ş.’lerin de mayıs finansal performansları açıklandı. Ve maalesef manzara hiç de iç açıcı görünmüyor

EN YÜKSEK NAKİT FENERBAHÇE VE BEŞİKTAŞ’TA

Görünüşe göre lige en yüksek nakitle giren kulüp Fenerbahçe oldu. Kasasında 139 milyon TL nakitle 2022 Mayıs ayını kapatan Fenerbahçe’yi 134 milyon TL nakitle Beşiktaş izledi. Galatasaray ise geçen yılın aynı döneminde kasasında bulunan 160 milyon TL nakde karşılık bu yıl mayıs ayında 5.5 milyon TL’lik bir nakitle sezonu açtı. Trabzonspor’un kasasında olan nakit miktarı ise 21.5 milyon TL civarındaydı. Elbette kulüplerin kasasında bulunan na- kit paraların tamamı kullanılabilir durumda değil. Çünkü borçlarına karşı bloke olan kısımlar var. Örneğin Beşiktaş için bu rakam 9 milyon TL, Fenerbahçe için 31 milyon TL, Galatasaray için 1.5 milyon TL ve Trabzonspor içinse 523 bin TL. Öte yandan Beşiktaş’ın vadesiz mevduat hesaplarında 106 milyon TL karşılığı döviz, 28 milyon TL ise TL bulunuyor. Fenerbahçe’nin vadesiz mevduat hesaplarında bulunan para ise 140 milyon TL’ye yakın. Galatasaray’ın vadesiz TL mevduatta 23 milyon TL’si, vadeli mevduatta ise 32.5 milyon TL’si var. Trabzonspor’un vadeli ve vadesiz mevduat hesaplarından bulunan toplam para 17 milyon TL’den biraz fazla.

BORÇ TOPLAMI 11.3 MİLYAR TL’YE ULAŞTI

Şimdi gelelim bilançolarda dananın kuyruğunun koptuğu noktaya. Yani borçlar kısmına. Dört büyüklerin “Nefes aldırdı” dediği Bankalar Birliği anlaşmasıyla dört büyüklerin kısa vadeli finansal kredileri sıfırlandı. Fakat önümüzdeki 12 ay içerisinde ödeyeceği banka borçları hiç de öyle sıfırlanmış falan değil. Örneğin Beşiktaş’ın 12 ay içerisinde ödeyeceği banka kredisi 167 milyon TL, Fenerbahçe’nin 691 milyon TL, Galatasaray’ın 490 milyon TL, Trabzonspor’un ise 203 milyon TL. Burada anlaşmanın en çok rahatlattığı kulüp, 2021 yılının mayıs ayı itibariyle 2 milyar TL’lik kısa vadeli banka kredisi ödemesiyle karşı karşıya olan fakat anlaşmayla 12 ay içerisinde ödeyeceği kısa vadeli banka kredisi taksidi sıfırlanan Fenerbahçe. Bu yıl ve önümüzdeki yılın yarısına kadar yapılacak kredi ödemelerinin çoğu faiz ödemelerinden oluşuyor. Bankalar Birliği anlaşması, ilk yıl anapara ödemesiz bir anlaşma olarak karşımıza çıksa da faiz ödemeleri de oldukça çarpıcı rakamlara denk düşüyor. Ayrıca borcu uzun vadeye yaymış olmanın da bir başka ciddi handikapı ilerleyen kalemlerde karşımıza çıkıyor.

Beşiktaş’ın kısa ve uzun vadeli ödeyeceği toplam banka kredisi borcu yüzde 21 artışla 2.9 milyar TL’den 3.5 milyar TL’ye, Fenerbahçe’ninki yüzde 34 artışla 2.9 milyar TL’den 3.9 milyar TL’ye, Galatasaray’ınki yüzde 21 artışla 2.2 milyar TL’den 2.7 milyar TL’ye, Trabzonspor’unki ise yüzde 14 artışla 1 milyar TL’den 1.2 milyar TL’ye çıkmış durumda. Toplamda 11.3 milyar TL’lik bir finansal borç. Dile kolay. Üstelik geçmiş tecrübelerin gösterdiği kadarıyla proje değil zarar üreten mali yapılarla bu borçlar ödenmeye çalışılacak.

Peki hangi gelirlerle?

Pandemi nedeniyle bir önceki sezon gelirleri dibe vuran futbol kulüplerinin hasılatları 2022/05 döneminde ise hızlı artış trendine girmiş. Beşiktaş 1.3, Fenerbahçe ve Galatasaray ise 1.2 milyar TL civarında hasılar yaratırken, son şampiyon Trabzonspor’un gelirleri ise 867 milyon TL’ye çıkmış. Geçen yıla göre en hızlı hasılat artışı yüzdesel olarak Beşiktaş’ta (yüzde 160).

Gelirlerin alt kırılımına baktığımızda en çok dikkat çeken nokta, yayın gelirlerindeki dibe vuruş. Dört büyükler arsında son sezonun şampiyonu Trabzonspor haricinde yayın gelirinde düşüş yaşamayan yok. Beşiktaş’ın yayın gelirleri yüzde 35, Fenerbahçe’nin yüzde 10, Galatasaray’ın yüzde 28 gerilemiş durumda. Maç hasılatı ve kombine kart, loca gelirlerinde çok ciddi bir artış olsa da bu yanılsamadan başka bir şey değil. Bir önceki sezon pandemi nedeniyle kapalı olan statlara yeniden gelen kısıtlı sayıdaki seyircinin geri dönüşünü gösteriyor sadece.

Burada dört büyükler için istikrarlı ve kayda değer artış gösteren tek gelir kalemi sponsorluk ve reklam gelirleri. Dört büyüklerin sponsorluk, reklamlar ve isim, lisans haklarından elde ettiği gelir 731 milyon TL’den 1.4 milyar TL’ye yani iki katına çıkmış. Bu kalemde son yıl en yüksek artışı yakalayan kulüp Fenerbahçe. Geçen yıla göre artış yüzde 139. Onu yüzde 86 artışla Galatasaray izliyor. Trabzon ve Beşiktaş ise yüzde 55’er artış yakalamış görünüyor.

Giderler kaleminde ise önlenemez bir artış var. Geçen yıl futbolcu, teknik ekip, menajer ve diğer personellere toplam 1.7 milyar TL ücret ödeyen dört büyükler, bu yıl ise bu rakamı 3 milyar TL’nin üzerine çıkardı. En yüksek ücret artışıyla karşı karşıya kalan kulüp yüzde 203’lük artışla Beşiktaş olurken, onu yüzde 98’lik artışla Trabzonspor izledi. Fenerbahçe ücret artışlarını yüzde 59 ile, Galatasaray ise yüzde 18 ile sınırlı tuttu.

NET ZARARI AZALAN TEK KULÜP GALATASARAY

Gelir eksi gider eşittir kar. Basit denklem. Peki bu denklemde durum ne? Dört büyüklerin istisnasız hepsi bağımsız denetçilerin şartlı görüş verdiği şirketler. Bunun en önemli sebebi ise “borca batıklık şüphesi”. En azından denetçiler böyle yazmış. Bu borca batıklıktan çıkabilmek içinse istikrarlı ve tatmin edici bir gelir projeksiyonu gerekiyor. Peki kulüpler bunu karşılayabilecek karlar yaratabiliyor mu?

Dört büyükler arasında brüt kar yaratabilen tek şirket Fenerbahçe oldu. Onu performans açısından geçen yılki 278 milyon TL’lik brüt zararını 16 milyon TL brüt zarara düşüren Galatasaray izliyor. Beşiktaş brüt kardan 307 milyon TL brüt zarara dönerken Trabzonspor’un brüt zararı ise 210 milyon TL’ye çıkmış durumda. Esas faaliyet yani futbol faaliyetlerinde zararlar ise yine sadece Fenerbahçe ve Galatasaray’da düşmüş. Beşiktaş ve Trabzonspor’da ise futbol faaliyetlerinden zararlar giderek büyüyor.

Bir de bunlara net finansman yani kredilerden kaynaklı zararlar eklenince dört büyükler arasında net zararı iyileşme gösteren tek bir kulüp kalıyor: Galatasaray. Dört büyüklerin yıllık net zararı toplam 1.6 milyar TL’ye ulaşmış durumda. Yani zaten ekside olan kasalar her geçen daha da eksiye gidiyor.

GELİRLERİN 5İLA13 KATI KADAR TEMLİK

Yayın gelirleri, lisanslı ürün satışları, maç hasılatları, kombine kart satışları, futbolcu yetiştirme ve kiralama gelirleri, Türkiye Kupası, sponsorluk ve reklam gelirleri, isim hakkı ve lisans hakkı gelirleri, UEFA kupaları katılım ve performans gelirleri veya dışarıya verilen futbolculardan transfer gelirlerinin tamamı 4 milyar TL. Yani bu gelirlerin büyük bölümü ücretlere gidiyor. Üstelik bu kulüplerin gelirleri üzerinde, yıllık gelirlerinin 5 katı ile 13 katı arasında değişen oranlarda temlik var. Beşiktaş’ın yayın gelirlerinin üzerinde 12 milyar 860 milyon TL’lik, isim haklarının üzerinde ise 699 milyon TL’lik temlik var. Fenerbahçe’nin yayın gelirleri üzerindeki temlik 14.8 milyar TL, isim hakları üzerindeki temlik ise 498 milyon TL. Galatasaray’ın temlik altında olan gelirleri 5.5 milyar TL. Trabzonspor’da toplam temlik tutarı 5.9 milyar TL. Yani 4 büyüklerin gelecek yıllarda elde edeceği gelirlerin üzerinde toplam 39 milyar TL’lik temlik var.

YILDIZ OYUNCU TRANSFERLERİ GÜZEL DE YA KULÜPLERİN MAAŞ BÜTÇELERİ

Şimdi de gelelim bizim taraftarlar olarak izlerken, başkanlar ve yönetimlerden transfer beklerken pek de düşünmediğimiz ama gelecekteki diğer giderlere. Her taraftar tuttuğu takımın kadrosunu yıldız futbolcularla doldurmasını beklerken rakip takım büyük transferler yaptığında yönetimlere veryansın ediyor. Fakat işin mali tarafında yönetilmesi gereken ve çığ gibi büyüyen ödenecek futbolcu, menajer, bonservis giderlerini kimse umursamıyor. Son zamanlarda sosyal medyada sıkça duyduğumuz laf ise şu: Bana ne, ben taraftarım, benim cebimden mi çıkıyor? Şimdi okuyacaklarından sonra ileride tutacağı bir takım kalıp kalmayacağını da düşünmesi gerekiyor her futbol meraklısının. Fenerbahçe, Trabzonspor, Galatasaray önümüzdeki 4-5 futbol sezonunda futbolculara yıllar itibariyle ödenecek olan garanti ücretleri açıklamış. Beşiktaş’ın bilançosunda ise bu kalemi bulamadık.

FENERBAHÇE 5 SEZONDA 1.2 MİLYAR TL’Yİ AŞTI

Önce Fenerbahçe’den yola çıkalım. Sadece 2022-2023 yani içinde bulunduğumuz sezonda ödeyeceği toplam garanti ücret geçen sezon 433 milyon TL iken bu sezon 569 milyon TL’ye çıkmış. Önümüzdeki toplam 5 sezonda ödeyeceği toplam garanti ücret 1.2 milyar TL. Üstelik bu rakamlar, Jorge Jesus, Joao Pedro, Luan Peres gibi transferlerden önceki rakamlar. Bilanço açıklanma tarihinden sonra gelen bu üç ismi ekleyip, Kim Min Jae’nin bonservisle gönderilmesi nedeniyle bu isme ödenen yıllık ücret çıkarıldığında önümüzdeki 5 sezonda ödenecek toplam garanti ücret 1.34 milyar TL’ye çıkıyor.

GALATASARAY 1 MİLYAR SINIRINA DAYANDI

Galatasaray’da dört sezonun bilançosu yazılmış. Bu rakam önceki sezon 290 milyon TL’den bu sezon 284 milyon TL’ye düşmüş. Fakat elbette bu rakam yanıltıcı. Çünkü Ryan Babel, Sofian Feghouli gibi yüksek yıllık ücretli kontratlardan çıkılmış verileri gösterirken yeni gelen transferleri kapsamıyor. Örneğin bu rakamlara Okan Buruk, Abdülkerim Bardakçı, Kazımcan Karataş, Sergio Oliveira, Seferovic, Leo Dubois, Midtsjö, Lucas Torreira, Dries Mertens gibi isimlerin gelişini ekleyip, Marcao, Diagne, Mostafa Mohamed, Aytaç Kara, Morutan gibi isimlerin gidişini çıkardığımızda Galatasaray’ın dört sezonluk toplam garanti ücret ödemeleri toplamı 982 milyon TL’ye çıkıyor.

ŞAMPİYON KADRONUN FIRTINAYA MALİYETİ

Trabzonspor’da ise zaten şampiyonluk kadrosu kurmanın maliyeti mevcut verilerde bile oldukça çarpıcı görünüyor. 2021 sezonu başlarken 594 milyon TL garanti ücretle başlayan Trabzonspor, bu yıl aynı döneme gelindiğinde 927 milyon TL’lik bütçeye ulaşmış. Daha sonra yaşananlara bakarsak: Denswill, Eren Elmalı, Doğucan Haspolat, Jens Stryger Larsen, Trezeguet gelmiş. Cem Akpınar, Diabate, Kouassi, Erce Kardeşler, Flavio, Yunus Mallı, Abdülkadir Parmak, Batuhan Kör, Berat Özdemir gitmiş. Sonuçta Trabzonspor’un yıllık garanti ücret ödemesi 1 milyar 150 milyon TL’ye ulaşmış. Trabzonspor’un yaptığı yeni futbolcu anlaşmalarında menajerlerle ilgili yöntemi de oldukça ilginç. Trabzonspor futbolcuların menajerlerine olan ödemeleri, futbolcunun Trabzonspor’dan alacağı yıllık ücretlerin yüzde 5’ini menajerlik ücreti olarak ödeme konusunda anlaşmış. Yani futbolcu maaş bütçesi büyüdükçe menajerlere ödenecek para da büyüyor. Ayrıca bu bilançolar hazırlanıp yayımlandıktan sonra yapılan bir sürü de transfer var. Bunlar bu hesaplamalara dahil değil. Üstelik daha da transfer sezonu kapanmış değil. Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor taraftarları Belotti’lerin, Icardi’lerin, Maxi Gomes’lerin, Dembele’lerin, Shomurodov’ların, Hakim Ziyech’lerin, Amiri’lerin hayalini kuruyor. Bunlardan birkaçı bile gelse maaş bütçelerinin yıllık yüzde 10-20 artışı söz konusu olacak. Daha da vahim olan durum, bu rakamlar sadece garanti ücretleri kapsıyor. Yani örneğin transfer edilen futbolcuların kulüplerine yapılacak bonus ödemelerini, futbolculara yapılacak maç başı bonuslar henüz eklenmemiş hali. Bunların sonuçlarını da 2023 Mayıs bilançolarında göreceğiz.Şu anda Trabzonspor, Galatasaray, Fenerbahçe’nin toplam garanti ücret bütçesi önümüzdeki sezonlar dahil 3.5 milyar TL.

Dünya – Barış ERKAYA

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İHRACATÇIYA YÜZDE 3 KUR DESTEĞİNDE KURALLAR DEĞİŞTİ

Yayınlanma:

|

Yazan:

TCMB’nin yeni uygulaması 1 Ekim itibarıyla başladı. Döviz almama taahhüdü kaldırılırken yerine %10’luk döviz pozisyon sınırı getirildi. Destek artık firmanın yarattığı katma değerle sınırlandırılacak. 2026’nın son üç ayında yıllık limitlerin yalnızca dörtte biri kullanılabilecek.

Bankavitrini – Özel Haber

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) ihracatçı ve döviz kazandırıcı hizmet sunan firmalara yönelik Döviz Dönüşüm Desteği uygulamasında 1 Ekim 2026 itibarıyla yeni dönem başladı.

Ağustos ayında yapılan düzenlemenin ayrıntıları netleşirken, yeni sistemde yalnızca dövizini Türk lirasına çeviren firmaya destek verilmesi anlayışından, üretim, istihdam ve katma değer yaratma kapasitesini de dikkate alan bir modele geçildi.

TCMB de 28 Eylül’de yayımladığı analizinde yeni uygulamanın daha kapsayıcı ve katma değeri esas alan bir yapıya kavuştuğunu açıkladı.

%3’lük destek devam ediyor

Döviz dönüşüm desteğinin temel oranı %2 olarak korunurken, geçici olarak uygulanan %3’lük destek oranı 31 Ocak 2027’ye kadar devam edecek.

Başka bir ifadeyle, uygun koşulları sağlayan firma TCMB’ye sattığı destek kapsamındaki dövizin TL karşılığı üzerinden bu dönemde %3 oranında destek alabilecek. Ancak yeni sistemde kritik nokta, firmanın istediği miktarda dövizi destek kapsamında satamayacak olması.

Çünkü artık destek tutarı ve döviz satış limiti firmanın yarattığı katma değerle ilişkilendiriliyor.

“Döviz alma” şartı kalktı, yerine %10 sınırı geldi

Yeni düzenlemenin firmalar açısından en önemli değişikliklerinden biri, daha önce uygulanan “dönüşüm sonrasında 1 ay döviz/altın almama” şartının kaldırılması.

Bunun yerine firmalara döviz pozisyon oranı sınırı getirildi. Yeni uygulamada firmanın likit döviz varlıklarının, net satış hasılatı ile toplam aktiflerinden yüksek olanına oranının %10’u aşmaması gerekiyor.Bu değişiklik özellikle bilançosunda yüksek miktarda likit döviz bulunduran şirketler açısından önemli.

Artık banka açısından sadece: “Firma döviz aldı mı?” sorusu değil, “Firmanın bilançosundaki likit döviz pozisyonu ne kadar?” sorusu da önem kazanacak.

Desteğin miktarı artık firmanın “katma değerine” bağlı

Yeni sistemin en dikkat çekici tarafı ise destek kapsamında satılabilecek döviz miktarının firmanın yarattığı katma değerle sınırlandırılması.

TCMB’nin hesabında iki temel unsur dikkate alınıyor: Faaliyet kârı + işgücü maliyeti

Faaliyet kârı, firmanın Gelir İdaresi Başkanlığı’na bildirdiği yıllık gelir tablosundan alınırken, işgücü maliyeti SGK kayıtlarındaki çalışanlar için ödenen maaş/ücret ve primlerin 12 aylık toplamından oluşuyor. Faaliyet kârı negatif olan firmalarda ise kâr tutarı sıfır kabul ediliyor.

Dolayısıyla zarar eden ancak yüksek istihdam maliyeti bulunan bir şirket de tamamen sistemin dışında kalmıyor.

Örnek: 100 milyon TL katma değer yaratan firma

Bir şirketin;

  • Faaliyet kârı: 40 milyon TL
  • 12 aylık işgücü maliyeti: 60 milyon TL olsun.

Firmanın dikkate alınan katma değeri:

40 + 60 = 100 milyon TL olacak.

Bu rakam, firmanın destek kapsamında satabileceği döviz tutarının belirlenmesinde esas alınacak.

Burada önemli bir ayrım var: 100 milyon TL katma değer, 100 milyon TL destek anlamına gelmiyor.

%3’lük destek oranında 100 milyon TL’lik dönüşümün destek karşılığı: 3 milyon TL oluyor.

Ayrıca yıllık toplam destek tutarı 100 milyon TL ile sınırlandırılmış durumda.

2026’nın son üç ayında limit dörtte bire düşüyor

Yeni sistemin ilk uygulama dönemi açısından dikkat edilmesi gereken en önemli ayrıntılardan biri de 2026 yılına ilişkin geçiş hükmü.

1 Ekim-31 Aralık 2026 döneminde yıllık olarak hesaplanan katma değer tutarının ve yıllık destek üst sınırının yalnızca dörtte biri dikkate alınacak.

Bu nedenle yıllık destek üst sınırı olan 100 milyon TL, 2026’nın son üç ayında: 25 milyon TL olarak uygulanacak.

Aynı şekilde firmanın yıllık katma değerine göre hesaplanan limit de 2026 son çeyreğinde dörtte bir oranında dikkate alınacak.

Yeni sistem doğrudan ihracatçı olmayan üreticiyi de kapsıyor

Düzenlemenin reel sektör açısından bir başka önemli boyutu ise tedarikçi firmalar.

Bir şirket ihracatı doğrudan kendisi gerçekleştirmiyor, ürünlerini aracı ihracatçı üzerinden ihraç ediyorsa, belirli koşulların sağlanması halinde döviz dönüşüm desteğinin tedarikçi firmaya doğrudan ödenebilmesinin önü açıldı.

TCMB, bu düzenlemeyle doğrudan ihracatçı olmayan daha fazla tedarikçi firmanın destekten yararlanmasının amaçlandığını belirtiyor.

Bu değişiklik özellikle ihracatını dış ticaret şirketleri veya aracı ihracatçılar üzerinden yapan üreticiler açısından önem taşıyor.

44 bin firma destekten yararlandı

TCMB’nin verilerine göre uygulamanın başladığı 2023 yılından bugüne yaklaşık 44 bin firmaya döviz dönüşüm desteği sağlandı.

Destekten yararlanan firmaların toplam ihracatçı firmalar içindeki payı da 2026 yılında %34’e ulaştı.

TCMB, yeni düzenlemeyle bu oranın daha da artmasını bekliyor.

Merkez Bankası’nın analizine göre yeni sistem özellikle daha önce döviz almama taahhüdü nedeniyle destekten yararlanamayan, ancak yüksek katma değer üreten firmaların da sisteme dahil olabilmesini amaçlıyor.

TCMB’nin yeni modelindeki temel değişiklikler

Konu 1 Ekim 2026 sonrası
Destek oranı %3 – 31 Ocak 2027’ye kadar
Temel destek oranı %2
Döviz almama taahhüdü Kaldırıldı
Döviz pozisyon sınırı %10
Firma satış limiti Katma değerle ilişkilendirildi
Katma değer hesabı Faaliyet kârı + işgücü maliyeti
Yıllık destek tavanı 100 milyon TL
2026 son çeyrek destek tavanı 25 milyon TL
Tedarikçi firma Belirli şartlarla doğrudan destek alabilecek

Bankacılık açısından yeni dönem: Kontrol yükü artıyor

Yeni düzenleme yalnızca ihracatçı firmaların hesaplama yöntemini değiştirmiyor.

Bankaların kontrol fonksiyonu da önem kazanıyor.

Çünkü artık firmanın;

  • döviz pozisyonu,
  • ihracat bedelinin kaynağı,
  • destek kapsamında satılabilecek döviz miktarı,
  • katma değer hesabı,
  • gerekli mali belgeleri birlikte değerlendirilecek.

Bu da döviz dönüşüm desteğini bankalar açısından basit bir döviz alış-satış işleminden çıkararak firma ve bilanço bazlı bir kontrol mekanizmasına dönüştürüyor.

Asıl değişiklik: “Dövizini getirene” değil, “katma değer yaratana” daha fazla alan

Yeni sistemin arkasındaki temel yaklaşım TCMB’nin kendi açıklamasında açık biçimde ortaya konuluyor.

Merkez Bankası, yeni uygulamayla desteği “yurt içinde üretim ve istihdam yoluyla daha fazla katma değer oluşturan ve net döviz satım eğilimi yüksek firmalara” yönlendirmeyi hedeflediğini belirtiyor.

Bu açıdan bakıldığında yeni modelde üç kriter öne çıkıyor:

1. Döviz pozisyonu

Firma bilançosunda ne kadar likit döviz taşıyor?

2. Katma değer

Firma ne kadar faaliyet kârı ve istihdam yaratıyor?

3. Döviz dönüşümü

Firma elde ettiği yurt dışı kaynaklı dövizin ne kadarını TL’ye çeviriyor?

Dolayısıyla sistem, klasik anlamdaki “dövizini bozdur, %3 primi al” mekanizmasından daha farklı bir yapıya dönüşüyor.

İhracatçı yeni dönemde nelere dikkat etmeli?

1 Ekim itibarıyla destekten yararlanmak isteyen firmaların özellikle şu dört başlığı kontrol etmesi gerekiyor:

• Döviz pozisyon oranı %10’un üzerinde mi?

• Faaliyet kârı ve işgücü maliyeti ne kadar?

• Bu rakamlara göre destek kapsamında satılabilecek döviz limiti ne?

• 2026 son çeyreğinde bu limitin yalnızca dörtte biri kullanılabilecek mi?

Bunlara ek olarak, aracı ihracatçı üzerinden çalışan üreticilerin de tedarikçi olarak doğrudan destek alma koşullarını ayrıca değerlendirmesi gerekiyor.

Bankavitrini’nin notu

Yeni düzenleme, döviz dönüşüm desteğinde önemli bir paradigma değişikliğine işaret ediyor.

Eski sistemin odağında “döviz alma” davranışı varken, yeni sistemin odağı “döviz pozisyonu + katma değer + istihdam” üçlüsüne kayıyor.

Bu nedenle özellikle yüksek ihracat yapan şirketlerin yalnızca ihracat rakamlarına değil, bilanço yapısına, faaliyet kârlılığına ve işgücü maliyetine de bakarak destek kapasitesini hesaplaması gerekiyor.

TCMB açısından ise hedef, desteğin rezervlere yaptığı katkının daha kalıcı hale gelmesi ve desteğin yüksek katma değer yaratan firmalara daha fazla ulaşması.

Kaynak: TCMB – Döviz Dönüşüm Desteğinde Yeni Dönem

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

TCMB’den KOBİ kredilerinde gevşeme: Sınır yüzde 5’e çıktı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), KOBİ kredilerinin büyüme sınırını yüzde 4,5’ten yüzde 5’e yükseltti. TL zorunlu karşılıklarda bloke tesis oranları da düşürüldü. Düzenleme, kredi kanalında kontrollü bir gevşeme adımı olarak öne çıktı.

TCMB, 1 Ekim 2026 tarihli 2026-43 sayılı Makroihtiyati Çerçeve Basın Duyurusu ile bankaların kredi kullandırma kapasitesini etkileyen iki önemli değişiklik yaptı.

Buna göre KOBİ kredileri için uygulanan yüzde 4,5’lik büyüme sınırı yüzde 5’e yükseltildi. Böylece bankaların KOBİ’lere kullandırabileceği kredi hacmindeki izin verilen büyüme oranı 0,5 puan artırılmış oldu.

İkinci adım: Bankaların likiditesi rahatlayacak

TCMB aynı duyuruda Türk lirası zorunlu karşılıklarda bloke tesis oranlarının düşürüldüğünü açıkladı. Merkez Bankası, değişikliğin amacını makrofinansal istikrarı ve bankaların likidite yönetimini desteklemek olarak açıkladı.

Bu düzenleme, KOBİ kredi büyüme limitinin artırılmasıyla birlikte değerlendirildiğinde, bankaların kredi verme tarafında önceki döneme göre bir miktar daha fazla hareket alanına kavuşması anlamına geliyor.

KOBİ kredilerinde önce sıkılaştırma yapılmıştı

TCMB, 23 Mayıs 2026’da KOBİ’lere kullandırılan TL kredilerinin sekiz haftalık büyüme sınırını yüzde 5’ten yüzde 4,5’e indirmişti. Aynı düzenlemede KOBİ dışı işletme kredilerinin büyüme sınırı da yüzde 3’ten yüzde 2’ye çekilmişti.

1 Ekim’deki yeni kararla KOBİ kredilerinde söz konusu sınır yeniden yüzde 5’e yükseltilmiş oldu.

Sanayici ve KOBİ açısından ne değişecek?

Yeni düzenleme, KOBİ kredilerinde kredi musluğunun tamamen açılması anlamına gelmiyor. Ancak önceki yüzde 4,5’lik sınıra göre bankalara daha yüksek kredi büyütme imkânı tanıyor.

Özellikle yüksek finansman maliyetleri ve krediye erişimde yaşanan sıkıntılar dikkate alındığında, düzenlemenin KOBİ’lerin işletme sermayesi ve yatırım finansmanına erişimini bir miktar kolaylaştırması beklenebilir. Bunun ne ölçüde gerçekleşeceği ise bankaların kredi iştahına, faiz oranlarına ve firma bazındaki risk değerlendirmelerine bağlı olacak.

Önemli nokta: TCMB’nin duyurusunda zorunlu karşılıklardaki bloke tesis oranlarının düşürüldüğü belirtilirken, bu duyuruda yeni oranların ayrıntısı yer almadı.

Bankacılık sektörü açısından mesaj

TCMB’nin son hamlesi, yıl içinde KOBİ kredilerinde uygulanan sıkılaştırmanın kısmen geri alınması ve bankaların likidite koşullarının desteklenmesi şeklinde okunabilir. Ancak bu adım, genel kredi politikasında kapsamlı bir gevşeme ilanı değil; KOBİ kredileri ve bankacılık likiditesi tarafında hedefli bir düzenleme niteliğinde.

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

150 Milyon TL Kredi Hayali Kurmayın! KOSGEB’de Limit Böyle Eriyor

KOSGEB’in 150 Milyon TL’lik Kredi Desteğinde Kritik Detay: Reklamdaki Rakamı Tam Kullanamayabilirsiniz!

Yayınlanma:

|

KOSGEB’in istihdam odaklı destek programında açıklanan KOBİ firmaları için 50 milyon TL ve KOBİ Dışı Ticari Firmalar için 150 milyon TL’lik kredi limitleri, işletmeler tarafından “kullanılabilecek kesin kredi tutarı” olarak algılanmamalı.

Çünkü açıklanan üst limitler, bazı işletmeler için çeşitli kriterler nedeniyle aşağı çekilebiliyor.

Daha önce aynı kapsamda kredi kullanıldıysa, kullanılan tutar yeni limitten düşülüyor. Bunun yanında işletmenin toplam borçluluğu da kredi tutarını etkileyebiliyor. Toplam borcun işletme kârının 3 katını aşması halinde ayrıca kesinti uygulanıyor.

“150 milyon TL kredi alırım” diye plan yapmayın!

Bu nedenle işletmelerin finansal planlamasını yalnızca KOSGEB’in açıkladığı üst limit üzerinden yapmaması gerekiyor.

Kredinin üst limitinden tam yararlanabilmek için;

  • Daha önce bu kapsamda kullandırım yapılmamış olması,
  • İşletmenin borçluluk seviyesinin düşük olması,
  • KOSGEB’in diğer başvuru ve uygunluk kriterlerinin sağlanması önem taşıyor.

Özetle; “KOSGEB 150 milyon TL kredi veriyor” demek, her işletmenin hesabına 150 milyon TL aktarılacağı anlamına gelmiyor.

Krediyi tam kullanırım diye plan yapmayın; önce işletmenizin geçmiş kullandırımını ve borçluluk oranını kontrol edin.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.