Connect with us

Erol Taşdelen

DÖVİZ MEVDUAT BANKALARIN KABUSU OLDU

Yayınlanma:

|

Merkez Bankası açıklamasına bakarsak, “2021 yılı Aralık ayında “liralaşma stratejisi” kapsamında yabancı para mevduattan Türk lirası mevduata dönüşümü desteklemeye başlamış ve Türk lirası mevduat tercihinin güçlenmesi yönünde önemli bir adım atmıştır. Devreye alınan bu uygulama neticesinde banka bilançolarındaki Türk lirası payı artarken, bankaların fonlama vadesi uzamış ve uygulama banka bilançolarını güçlendirerek finansal istikrarı desteklemiştir” şeklinde, bankaların Dövize talebin kısılması ve TL’ye dönülmesi için seri şeklinde yaptırımlar uygularken ana gerekçe %70’lere kadar ulaşan Dolarizasyonun önünün alınması olarak belirtiliyor. Kur Korumalı Mevduat – KKM’nin ana mantığı ve savunması da dolarizasyonun önüne geçmekti. Vergilerden Hazine aracılığı ile Bütçeden ödenen milyarları ve Merkez Bankası’ndan ödenen tutarları göz ardı edersek kısmen başarılı oldu da!

Bankalara yaptırımla o kadar arttı ki “Serbest Piyasa Ekonomisinden” uzaklaşmak; “Kontrollü Piyasa” kurallarının uygulamaya konduğuna yönelik eleştiriler de kendiliğinden geldi. Bankaları temsil eden Türkiye Bankalar Birliği’nin yaptırımlara yönelik sesi çıkmayınca bazı banka CEO’ları da kişisel çıkış yapmaya başladı. Özellikle Kasım sonundaki iki Genel Müdür-CEO’ların söylemleri son dönemdeki yaratılan havanın bankalar üzerinde nasıl bir ortam yarattığı konusunda da ip uçları verdi.

Kasım ayı sonunda; Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran’ın “TL mevduat oranının %50 altına çekilmesi ile ilgili zorlamayla bir yere vardırılacak konu olmadığını ve mudi tercihlerine saygılı olunması gerektiğini” sözleri ile rahatsızlığı dile getirdi. Aran sözlerinde, “Bir kere serbest piyasanın dinamiklerinden uzaklaşmaya başladığınız zaman aşırı regülasyon kaçınılmaz hale geliyor. Belirsizlik ve regülasyon birbirini doğuran bir şey. Piyasanın kendi dengelenme mekanizmaları var. Yıllardır alışık olduğu ve ekonomideki yanlışlıkları düzelten doğal dengeleme mekanizmaları var. O dengeleme mekanizmaları doğal ortamında işler” ifadeleri de yer aldı.

Aynı günlerde; Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş de benzer ifadeler kullandı. Ateş, son dönemde bankaların yurt dışından getirdiği döviz miktarında 69 milyar dolarlık devasa azalma yaşandığını belirterek, “Bizim bu dövize ihtiyacımız var. Sermaye hareketlerini asla kısıtlamayıp ferah bırakmak zorundayız” beyanında bulunarak; “Sermaye hareketlerinin Türkiye’de daima serbest olma zarureti vardır. Türkiye olarak sermaye hareketlerini asla kısıtlamayıp ferah bırakmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

TL MEVDUATI %50 ALTINA ÇEKEMEYEN BANKALARA CİDDİ CEZALAR GELDİ

Banka CEO’larını rahatsız eden durum TCMB’nin açıkladığı başta Döviz Mevduat ile ilgili cezai uygulamalar olduğu kesin.

TCMB nezdindeki zorunlu karşılık ve ihbarlı döviz mevduat hesaplarında döviz olarak tutulan tutarlar üzerinden tahsil edilmek üzere yıllık %5 oranında belirlenen ve yıl sonuna kadar dönüşüm oranlarına göre farklılaştırılan komisyon uygulamasına 23 Aralık itibarıyla son verilmesine; oranların kademeli uygulanmasına karar verildi.

Bankalar TL mevduat payı %50 altında kalırsa %8, %50-60 arasında ise %3, %60 üzerinde ise %0 komisyon ödeyecek.

Bankaların ayrıca TL mevduat payının toplam içindeki payına göre tahvil karşılığı ayırma yükümlülükleri de bulunuyor. Hem komisyon cezası ödeyeceksin, hem de düşük faizli Tahvil alacaksın. Tabi bankalar piyasayı en iyi takip eden birimler olduğu için iki gün sonra tahvil faiz oranları arttığında aldıkları Tahvillerden ne kadar zarar edeceklerini hesaplamakta zorlanıyorlar.

Bu düzenleme ile bankaların bugünkü koşullarda TCMB nezdinde 50 milyar TL civarında ek komisyon cezası ile karşı karşıya kalmış durumdalar. Bankaların yılın on ayında 335 milyar TL Net Kar açıkladığı düşünüldüğünde; yıl sonu oluşacak tahmini 450 milyar TL’lik karlılığın %10’a yakın cezayı komisyon olarak ödeme durumu ile karşı karşıya kalmış durumdalar. Bankaların Vergilerinin % 20’den %25’e çıkarıldığı düşünüldüğünde ödenecek verginin yarısı kadar ceza komisyon ödeme tehlikesi ile karşı karşıya kalmaları CEO’lar özelinde; bankaları ister istemez rahatsız ediyor.

Değişiklikler tesisi 6 Ocak 2023 tarihinde başlayan 23 Aralık 2022 hesaplama tarihinden itibaren geçerli olacak. Asıl rahatsızlıklardan biri de Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran’ın belirttiği TL Mevduat hedefinin tutulması için müşterilere döviz bozulması için baskı yapılması yönünde, sahada karşılığının ağır olabileceği ve müşterilerin olası kur hareketliliğinde zarar edebilme potansiyeline aracı olma rahatsızlığı ciddi kaygı uyandırmış durumda. Komisyon ödememek için müşteriler üzerinde baskı kurmanın ileride ne kadar yıkıcı olabileceğin de görüyorlar.

TL MEVDUAT HEDEFİ TUTAN BANKA VAR MI?

Başta şunu belirtelim ki Toplam Mevduatının %60’ı TL mevduat olup da hiç komisyon cezası ödemeyecek banka yok gibi. En azından aşağıda benim incelediğim bankalar arasında TL mevduat oranı %60’ın üzerinde yer alan banka yok. O zaman %50 üzerinde olup da %50-60 arasında yer alan bankalar %3 komisyon banko gibi. Asıl sorun %50  altında kalıp %8 komisyon cezası ödeyecek olan bankalar.  O zaman bankalarda daha yakalım.

ÖZER YERLİ VE YABANCI SERMAYELİ BANKALARIN DURUMU NASIL?

TCMB, toplam mevduat içinde TL mevduatın payını %50’nin üstüne çıkaramayan bankaların zorunlu karşılıklarına %8 komisyon uygulayacak. Özel yerli ve yabancı sermayeli bankalara baktığımızda komisyon cezası potasına girmeyen banka nerde ise yok gibi.

Bankaların yayınladıkları 2022 üçüncü çeyrek ( 30.09.2022 ) mali verilerine göre; örneğin dört büyüklerden sadece YAPI ve  KREDİ BANKASI Toplam Mevduat içinde TL Mevduatın payı %50,8 burun ucu ile %8 cezadan kurtulup %3 komisyon cezası ile kurtuluyor. AKBANK’ın TL Mevduat oranı %45,1 olurken; GARANTİ BBVA % 44,3 seviyesinde; T.İŞ BANKASI ise % 38,7 gibi bir oranda TL Mevduata sahip.

Komisyon cezası ödememeye en yakın banka ise ANADOLUBANK. Zira ANADOLUBANK’ın TL Mevduat oranı %57 ve %60’lık orana en yakın banka konumunda. Orta ölçekli bankalardan TEB ise %53,4 orana sahip.

KATILIM BANKALARINDA DURUM NASIL?

2022 üçüncü çeyrek mali verilere göre; Katılım bankalarından ZİRAAT KATILIM %50 üzerinde TL oranı mevduata sahip tek banka konumumda ve %52,6 orana sahip. VAKIF KATILIM %44,8 orana sahipken diğer Katılım Bankaları %40 altında yer alıyor. En az TL Mevduat oranı %31,7 ile EMLAK KATILIM olurken; KUVEYT TÜRK’ün oranı %35,1 düzeyinde. Katılım Bankalarında KKM karşılığı Ticari krediler açarak durumu tersine çevirmek için büyük çaba içindeler. KKM karşılığı kredi için firmalara %12’den 1 yıl vadeli spot kredi teklifleri havalarda uçuyor.

KAMU BANKALARINDA DURUM NASIL?

Kamu bankaları diğer bankalara göre biraz daha rahat durumda. Fakat üç kamu bankası de TCMB’nin hedeflediği %60’lık TL Mevduat oranının altında yer alıyor. Kamu Bankalarından HALKBAK ve VAKIFBANK %52,8 oranda seyrederken %50’nin altında yer alan banka ise %46,9 ile T. ZİRAAT BANKASI oldu. Kamu Bankaları da KKM karşılığı Ticari krediler açarak durumu tersine çevirmek için büyük çaba içindeler. KKM karşılığı kredi için firmalara %12’den 1 yıl vadeli spot kredi teklifleri havalarda uçuyor. KKM’deki şaşırtıcı dalgalanmalarda bu tür kredilerin katkısı büyük biline!

SEKTÖR ORTALAMASI NASIL?

BDDK’nın 2022 / 9.ay sektör verilere göre Bankalardaki Toplam Mevduatın %46,3’lük kısmı TL Mevduat olarak bulunurken; onuncu ay olan Ekim ayında %1’lik artış ile %47,3’lük seviyeye yükselmiş durumda. Bu oranlar ise TCMB’nin “liralaşma stratejisi”nde hedefi olan %60’ın oldukça gerisinde bulunuyor. Kur Korumalı Mevduat – KKM’deki artışın durması hatta kan kaybederek azalmaya başlaması ile Dövize oluşacak talebin, Borsa ve Altına yönelmesi için büyük gayretler var. Zira, KKM’deki kur karının azalması hatta ortadan kalkması buradaki yatırımcıları da arayış içine itmiş durumda. KKM’de 2 Aralık itibarıyla biriken 78,5 milyar USD karşılığı; 1 trilyon 463 milyar TL’lik tutar döviz üzerinde ciddi tehdit oluşturuyor. 25 Kasım – 2 Aralık arasında KKM’de 7,8 milyar TL çıkış oldu.

KKM ile ucuz maliyetli para toplayıp faiz yükünü Hazine ve Merkez Bankası üzerinde yer alırken; bankalar ses çıkarmadı hatta övgüler yapıldı ama iş cepten para çıkışa gelince rahatsız oluyorlar. Şu ana kadar Katılım Bankaları dahil Hazine aracılığı ile ödenen Kar Payını helalliği ile ilgili bir açıklama duymadık. Diyanetin bile KKM’lerde taraf olduğunu ibretlikle izledik. Faizsiz İslami Bankacılık Danışma Kurulu‘nun hangi gerekçeler ile ana geliri Halkın vergilerinden oluşan Hazine’nin ve Merkez Bankasının KKM hesaplarına yaptığı ödemeler için  “icazet belgesi uygunluğu”  verdiğini merak ediyorum, yayınlarlar ise sevinirim. Buna imza atanların dini gerekçelerini çok merak ediyorum açıkçası.

BANKALAR TL MEVDUATI ARTIRMAK İÇİN NELER YAPIYOR?   

TL mevduatta ciddi yığılma olan bankalardan İŞBANK gibi bankaların bizzat CEO ağzından, “müşterilere bu yönde baskı yapmayacaklarını ve müşteri tercihlerine saygı göstereceklerini”  belirtmesinden bu yönde bir çalışma için girmeyeceğini öğrenmiş olduk. Şubelerde müşterilere yönelik bu yönde bir baskı ve ikna konuşmaları da yok. Fakat diğer bankalarda durum bu kadar net değil. Başta Kamu ve Katılım Bankaları olmak üzere çoğu bankada Dövizden TL’ye dönülmesi için müşteriler üzerinde baskı yaratılmış durumda. Bu da genelde son bir yılda döviz kurlarının sabit kalması, fazla kar edilmemesi üzerinden yapıldığı gibi ağırlıklı KKM hesapları açılması yönünde müşteriler ile telefon trafiği artmış durumda. Ticari tarafta da “dövizi bozdurup KKM hesap acıkarak döviz tutarını garanti altına almalarına karşılık %11-12 oranlarında TL Kredi verilebileceği görüşmeleri artmış durumda” bunu yaparlarsa müşterilerin faiz giderini vergilerden düşeceği için vergi avantajı vs de kazanacağı dile getirilirken son aylarda olmayan bir yıl vadeli spot krediler de bu tür kredilerde sunulan seçeneklerden. Ticari müşteri bu sayede %11-12’den kredi kullanmış oluyor. KKM sayesinde Döviz Mevduat TL muhasebeleştirilerek bankaca kamufle ediliyor; müşteri ucuz ve bir yıl vadeli krediye ulaşıyor; KKM hacmi düşmediği için ( hatta arttığı için ) Hazine ve Merkez Bankası memnun oluyor. Bankanın TL mevduatı arttığı için ödeyeceği ceza komisyonu düşüyor. Oyunda mutlu son kısaca ama kağıt üzerinde bu; fiili olarak değişen bir şey yok aslında. Yapay Mevduat olur mu, oluyor işte!  Üstelik KKM yapmayacaksa TL mevduata %30’lara kadar faiz teklif edilebiliyor. TL mevduat faizlerin uçacağı; Döviz Mevduata eksi faiz uygulanacağı döneme girmek için köprüden önce son çıkıştayız biline. Mevduatta kampanya ayağına %29 ile cam kuleye ilk taş atıldı devamı gelir artık! Kredilerin bir %25-30’lık kısmının, kredi vadesince,  vadesizde bırakılması uygulaması Merkez Banaksının uyarısına rağmen bazı bankalar devam ediyor. Baktılar iş uyarıda kaldı “devam” dediler. Banka Hazineleri başta 10:00-16:00 dışında işlem yapılmaması, müşterilere döviz satılmaması yönünde nerede ise kıskaç altına alınmış durumda.

KREDİLERDE MERKEZ BANKASININ HEDEFİ AŞILDI

Merkez Bankası 20.08.2022 tarihli Resmi Gazete’nin 31929 sayısında yayınladığı 2022/23 nolu Tebliğ ile;“30 Aralık 2022 tarihi itibarıyla 29 Temmuz 2022 tarihine göre yüzde 10 kredi büyüme oranını aşan kredi tutarı kadar menkul kıymetin bir yıl boyunca tesis edilmesi” cümlesi bankalar için ciddi fren göreceği bekleniyordu ama bankalar, yukarıda anlattığım KKM’li nakit karşılıklı Krediler ile bu yaptırımı da aşmışlar gibi gözüküyor.

29 Temmuzda bankalardaki kredi hacmi 6 trilyon 494 milyar TL idi. Demek ki 2022 sonuna kadar 650 milyar TL kredilerde büyüme alanı vardı. 5 Aralık itibarıyla Kredi hacmi 7 trilyon 294 milyar TL ve bankalar 29 Temmuzdan sonra 800 milyar TL kredilerde büyümüş. Başka bir ifade ile bankalar yıl sonu hedefini kredilerde  150 milyar TL aşmış durumda. Piyasa kredi için iyice sıkışmışken bu yöndeki yaptırım nedeni ile bazı bankalarda Aralık sonunda kredilerde küçülme de yaşayabiliriz.

Erol TAŞDELENEkonomist, Bankacılık Uzmanı     www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

BANKACILIK SEKTÖRÜ KATILIM BANKASI FORMATINA DÖNÜŞTÜ, PİYASALAR KİLİT

Erol TAŞDEEN, henüz medyanın dillendirmediği Bankacılık Sektörünün Katılım Bankası formatına nasıl sokulduğu; Bankacılık sektöründeki liyakatsız yapının reel piyasayı nasıl kitlediğini; yanlış konulan teşhisin nasıl piyasayı işin içinden çıkılamaz hale getirdiğini somut örneklerle ele aldı.

Yayınlanma:

|

2023’e sorunları kartopu gibi büyüterek girdik

2023’e girerken bankalar üzerinden “Liralaşma Stratejisi” ile dolarizasyonun önüne geçilmesi için Ticari Firmalar üzerinden “sıkı para/kredi politikası” uygulanıyor. Başta teşhisi yanlış koyunca tedavi de farklı hastalıklara neden oluyor. Şu andaki durum birilerinin kalkıp; “firmalar kredi kullanıp döviz alıyor, o nedenle dövize talebi kontrol edemiyoruz” teşhisi ile başladı. Çözüm olarak da Ticari firmalara kredi vermeyelim gidip döviz almasın şeklinde olunca piyasa tam anlamı ile kilitlendi. Piyasa şu an bu mantık(sız) tespitin sıkıntısını  yaşıyor.

Dolarizasyon seviyesi henüz TCMB’nin hedeflediği %40’lar altı düzeyinden çok uzak. Banka mevduatları en don 2014 yılını %37,3 oran ile yapancı para payı ile kapamıştı. Son iki yıl %70’lere kadar çıktı. Zira, KKM her ne kadar Dolarizasyona fren görevi gördü ise de dövize endeksli bir yapısı düşünüldüğünde fiili olarak değişen bir şey yok aslında. TL’ye güvenin sağlanması zorlayıcı tedbirler ile olmayacağını yaşayarak öğreniyoruz. Bankalar üzerinden yapılan “Liralaşma Politikası” sıkı şekilde uygulamaya devam etmesi reel piyasaları tehdit eder hale gelmiş durumda. Ticari yasakları daha önce yazmıştım.  Özellikle, 250 milyon TL ciro ve 250 çalışandan fazla istihdam sağlayan Ticari Segment firmalara verilen Ticari krediler için getirilen karşılıklar kararnamesi bankaların en büyük sıkıntılarından biri oldu, elini kolunu bağlamış durumda yüzmeye çalışıyorlar.

Sektör Katılım Bankaları gibi çalışacak hale getirildi

Bankacılık Sektöründeki ana kurumları yöneten, karar alıp düzenleyen kurumların Üst Yöneticileri Katılım Bankaları kökenli olunca buldukları çözümler de bu mantık(sızlıkla) oldu. Her yönetici kendi deneyimi ile karar alır teorisini yaşayarak deneyimliyoruz. Oysa bu kararlar şu anda piyasayı kitlemiş durumda da bu dönemin adı henüz konmadı. Tam anlamı ile liyakatsızlığın piyasaları ne hale getirdiğini yaşayarak öğreniyoruz.

Sektörde Katılım Bankaları hakim hale getirilemeyince; Sektör Katılım Bankaları gibi çalışacak hale getirildi. En somut hali; Fatura ibraz etmeden Ticari kredi kullanılamaz hale geldi. Bu durum firmaların kredi, leasing, maaş ödemeleri gibi ödemelerde kredi bulamadığı gibi, nakit sıkıntısı yarattı. Piyasada firmalar arasında nakit akışı da bozmuş durumda. Üzerine ödemelerin döviz yapılmasının yasaklanması hatta TL faturaları üzerine döviz kuru dahi yazılamaması döviz üzerinden fiyatlama yapan tekstil, metal, kimya gibi sektörlerde firmalar arasından kur farkı kaynaklı ödeme borç/alacak ilişkisini sorunlar çıkmaya başladı. Üstelik döviz çek ödeme yasağını üzerinden aylarca geçmesine rağmen;  TL ödenen döviz çeklerinde uygulanacak kur bile belli değil. Çeki tahsil eden firma bankadan tahsil ettiği kur üzerinden muhasebe kaydı tutarken; çeki veren firma MB kuru üzerinden muhasebe tutabiliyor.  Aynı gün 5 ayrı firmaya 10.000 USD çek yaz 5’inin kuru da farklı muhasebeleşiyor. Buyurun çıkın işin içinden.

Türk bankacılığında ilk defa “Rating Notu yüksek” diye firmalar kredi kullanamaz hale geldi. Firmaların başarılı finansal yönetimi cezalandırılır hale geldi. Açıklanan KGF Paketinde de “yüksek rating notu” olan firmalara kredi verilmeyeceği ilk defa açık açık yazıldı. Üzerine Ticari kredilerdeki sıkılaştırma Ticari firmaları çaresiz hale getirirken faaliyetine devam etmesi için şartları da zorlaştırmış durumda. Başta dedim ya teşhis yanlış konunca tedavi de yanlış oluyor. Sanayi sektörü 2022’de 5 kat artan Enerji maliyetlerini taşıyamaz hale gelmiş durumda. Sanayide Enerji tüketimin düşmesi ilk olumsuz sinyalleri verdi aslında. Çoğu firma küçülme planları yaparken işin faturası yine emekçilere çıkacak gibi. Ticari firmalar kredi bulmakta zorlanınca üretimi yavaşlatmaya başladı. Gaziantep, Denizli, Bursa, Uşak, Çerkezköy gibi Sanayi merkezlerde işçi çıkarmalar başlanmış durumda. Ekonomi Kurmaylarda Rating yüksek firmanın mali durumu iyi, likit ödemeleri kendisi yapsın gibi garip bir mantık(sızlık) var. Bu pazarcının “önce çürük elmaları satayım” mantığı ile aynı; satılmaması halinde iyi elmaların da zamanla çürüyeceğini öngöremiyor. Bu mantık(sızlıkta) iki hata var. Birincisi, Ratingi yüksek gözüken firmaların notu en erken 2-3 çeyrek öncesi halini gösteriyor. Bu ortamda bu süre çok uzun ve geçen sürede firmanın durumu bozulmuş olabilir. İkincisi, firmanın anlık mali pozisyonu; bulunduğu sektör, mevsimsellik gereği likit olabilir. Bunları öngörmeden genelleme yapıp “Rating notu yüksek firmaya kredi vermeyin” demek Piyasalardan ne kadar da kopulduğunu; firmaların, sektörlerin nakit akış bilgisinden ne kadar uzaklaşıldığının da belgesi aslında. Bu günlerde garip garip kredi politikaları gelişti. Sadece Rating notu yüksek olan firma kredi bulmakta zorlanmıyor ki; hangi birini yazacağımızı şaşırıyoruz. KKM yapan firmaya (ki vergi avantajı ile teşvik eden de kendileri) kredi vermeme; firma veya firma ortaklarında mevduat olan firmaya kredi vermeme; İhracat Taahhüt kapamada gecikme olan firmaya kredi vermeme (hadi buna “normal” diyelim ama nedeni de önemli; varsayalım firma Ukrayna ile çalışıyordu, mücbir sebep var, firmanın suçu ne); proforma fatura kabul edilmeyip illa “fatura” olmadan kredi kullandırmama (adamlar düzenleme yapıyor, piyasada ödeme yapılmadan fatura kesilemeyeceğini bilmeyecek kadar piyasada uzaklar); kredi ödemesi, leasing ödemesi, ücret ödemesi gibi ödemeler için kredi kullandırılmaması ilk defa bu dönemde yaşanıyor. Her şey bir yana Katılım Bankaları ortak karar alıp “Doğalgaz ödemesi” için kredi kullandırmamaya başladı. Neymiş doğalgaz önce tüketilip sonra ödeme yapılıyormuş. Katılım bankalarında önce mal alınıp firmaya verilmesi gerekirmiş. Abi iyi misiniz bu zamana kadar verilen kredilerde hülle mi yaptınız; aklınız/imanınız, iş ahlakınız bu sıkışık dönede mi aklınıza geldi. Kısaca, sektör koptu gidiyor! Ortalık toz duman! Sessiz bir bekle gör moduna girdi piyasalar neyi bekliyorsak! Fırtına öncesi sessizlik mi; ölü toprağını sessizliği mi bilen yok!

Medya mı? İstanbul’un işgalinde “meleklerin cinsiyetini” tartışan Bab-ı Ali medyasından farkı yok! Kusura bakmasınlar Piyasalarda yangın var elde cımbız kaş düzeltiyorlar. Bu kadar vahim durum. %300 devalüasyon olan bir ekonomide kimse başarı hikayesi anlatmasın. İnandırıcılığınız vatandaşın pazara, markete girene kadar sürer.

Konumuza dönelim; Ekonomiden sorumlu kurmaylar KOBİ’leri desteklediklerini her fırsatta dillendiriyor ama KOBİ’lerin hemen hemen hepsinin ana damalarının Orta/Büyük Ticari Firmalara bağlı olduklarını atlıyorlar. Bu denklemde; her Ticari firmanın yüzlerce KOBİ firmaya iş verdiği atlanıyor. Her Ticari firmanın yavaşlaması yüzlerce KOBİ’nin ticari hayatını bitireceği unutulmamalı. Ticari Segment dediğimiz; KOBİ dışı büyük ölçekli firmalar ( 250 çalışandan fazla istihdam edenler ve ciroları 250 milyon TL’yi geçenler ) toplam firmalar içinde sayıları 2021’de %1 bile değil. Buna karşılık istihdamın %29’unu sağlıyor. Personel maliyetinin %51,7’sine katlanıyor. Firma cirolarının %56’sını bu grup yapıyor. Üretim değerinin %62,7’si bunlarda. Faktör maliyetiyle katma değerin %64,5’ini bu firmalar sağlıyor. Ülke ihracatını Ticari firmalar sırtlıyor. Sayıları az ama ağırlıkları binlerce KOBİ’den fazla kısaca.

Lafı uzatmayacağım; son aylarda bankalar üzerinden uygulanan özellikle Ticari Firmalar için ağır kredi şartlarında, piyasa gerçeklerine uygun, reel sektörün nakit döngüsünü rahatlatacak gevşeme olmaz ise Mart ayı sonuna gelmeden, çoğu Ticari firmalarda küçülme kaçınılmaz olacak! Merkez Bankasının uyarısına rağmen bazı bankalar hala kredilerde %30’lara varan vadesiz bloke istiyor. Bu koşulları kabul eden firma ya batmıştır ya da krediyi ödemeyecektir, biline!  Reel piyasada da Zombi Firmalar ortalıkta dolaşır hale gelmiş durumda! İş bu kadar ciddi ve tehlikeli boyuta gelmiş durumda; uygulanan banka kredi strateji ile bu filmin sonu iyi bitmez.

Erol TAŞDELEN – Bankacılık Uzmanı, Ekonomist     www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

BANKA ANALİZLERİ

BANKACILIK SEKTÖRÜ 2022 YILIDAKİ KAR PATLAMASINA KARŞILIK PANİKTE

Yayınlanma:

|

BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU – BDDK Bankacılık sektörü 2022 yılı mali verileri açıkladı. 2021’de 93 milyar TL Net Karlılık açıklayan sektör; 2022 sonunda karlılığını %366 artırarak 433 milyar TL Net Karlılık açıkladı.

2021 Aralık aylık bazda 17,6 milyar TL Net kar yapan sektör, 2022 Aralık ayında ise 2,5 kat artış ile 44,4 milyar TL Net Karlılığı yakaladı.

Bilanço büyümeye devam etti

2021 yıl sonunu 9,2 trilyon Aktif Büyüklük ile kapatan sektör 2022 yılında %56 büyüme ile 14,3 trilyon bilanço büyüklüğüne ulaştı. 2021 sonunda 4,9 trilyon TL olan Nakdi Krediler ise %55 artış ile 7,6 trilyon TL seviyesine yükselirken;  Takipteki Krediler 3 milyar TL artışla 163 milyar TL seviyesini korudu. Buna karşılık ön izleme, yakın izlemede, takip edilip; yapılandırılan kredilerden oluşan Sorunlu Krediler ise Haziran ayında 860 milyar TL’yi ( 46 milyar USD ) geçmesi Sektörün yumuşak karnı olarak kendini gösteriyor. 2022 yılında Beklenen Zarar Karşılıkları da 258 milyar TL’den 370 milyar TL’ye yükselirken son 1 ayda 25,5 milyar TL artmış durumda.

2021 sonunda 5,3 trilyon TL olan Mevduat toplamı da %67 artış ile 2022’de 8 Trilyon 862 milyar TL seviyesine ulaştı. Bankalarda bulunan Mevduatın %35,5’ine denk gelen 3,1 trilyon TL ise vadesiz mevduattan oluşuyor. Vadesiz oluşturulmasında her ne kadar Ekim sonuna doğru TCMB’nin uyarısı ile yapısı değişse de Ticari kredilerin %25-30’luk kısmının kredi vadesince vadesizde tutma koşulu sonucu kredilerden yaratılan mevduatın etkisi büyük oldu. Enflasyon ortamında bankalardaki mevduatın artması ise Türk Bankacılık sektörünün müşterilere dayatmasından ne kadarının oluşturulduğunun tespiti yönünde bir çalışma TCMB ve BDDK tarafından yapılmış değil.

Net Karlılık % 366 arttı

Bankacılık sektörü bilanço büyümesinden daha fazla karlılık artışı yaptı. 2021 yılında 265 milyar TL Net Faiz Gelir sağlayan sektör; 2022 yılında 764 milyar TL seviyesine ulaşarak %188 artış gerçekleştirdi. Bunda KKM hesaplarında faizlerin sabitlenmesinin önemli katkısı oldu. Zira, bankalardaki tasarruf mevduatlarının üçte biri KKM’ye dönerek  yıl sonunu kısmı düşüş ile 1 trilyon 385 milyar TL seviyesinde kapamış durumda. Bankaların elinde bulunan yüksek faiz ile alınan Devlet Tahvilleri ise faizlerin düşmesi nedeni ile karlılıkta önemli katkısı oldu. Bankalar 2021 yılında 160 milyar TL Faiz Dışı Gelir elde ederken; 2022 yılında bu gelirini %95 artırarak 312 milyar TL seviyesine yükseltti. Bunda kredi faizlerin düşmesi nedeni ile kredi koşullarında dış ticaret paketi, sigorta, masrafsızlık paketi gibi komisyon gelirleri artıracak koşulların krediye bağlanmasının da etkisi büyük oldu.

Kar artışına rağmen CEO’ların yüzleri gülmüyor

Bankacılık Sektöründeki bu Kar artışına rağmen; TCMB’nin BDDK’nın ani düzenlemeleri sonucu; Kredi alanının daralması, Kredi – Mevduat Karşılıklar şartlarının hızlı ve  sık sık değişmesi; Finans sektöründe Vergi oranının %20’den %25’e çıkması; Uzun Vadeli Tahvil almaya zorlanmaları ve ileride bu Tahvillerden zarar etme olasılığı; seçim sürecinde bankaların aktif kullanılacağı algısı girilmesi; Enflasyon muhasebesine geçilememesi; Sorunlu Kredi potansiyeli; BİST’de bankalar üzerinde spekülatif işlemler gibi nedenlerle yüksek gözüken karlılıklara rağmen yüzler gülmediği gibi; orta-uzun vadede yaşanan kaygılar daha sık  dile getirmeye başladılar. Diğer taraftan, sektörün çevirmesi gereken ciddi hacimde Sendikasyon Kredilerinin de maliyetleri artması, ana parayı dahi çevirememesi, sendikasyon çevirme oranlarının %60’lara kadar gerilemesi; bankalar üzerinde yeni stres merkezi oluşturmuş durumda.

Sektör Katılım Bankaları formatına sokuldu

Ticari Kredilerde Sektörün Katılım Bankası formatına sokulup sadece fatura karşılığı kredi kullandırılabilmesi “fatura kaosu” yaratırken; Ticari segment firmaların bankalara fatura sunamadıkları leasing taksiti, kredi geri ödemeleri, maaş ödemeleri için ana harcamalarda kredi kullanamaması reel piyasaları da tam anlamı ile germiş durumda. Kanun koyucu bu uygulamayı sadece Kamu bankalarında yapsaydı bu kadar tepki gelmezdi fakat tüm sektöre dayatması bankacıları da rahatsız etmiş durumda. Tüm çabalara karşı KKM dışında Dolarizasyonun önüne geçmek için yeni ürünler sunulamaması bunun yerine bankalar üzerinden Ticari Kredilere fren uygulamalar içine girmesi özellikle Sanayi firmalarında küçülme sürecini de beraberinde getirdi. Sanayide Enerji tüketimi azalırken, küçülme anlayışı ile birlikte işten çıkarmalar da başlamış durumda. Bankacılık üzerinden dolarizasyonun faturası Ticari Segment firmalara çıkarılırken, ithalatın %80’ni hammadde olan reel piyasada tam karşılığının olmaması da iş dünyasında huzursuzluk yaratmış durumda. Firmalara döviz almayın demek faaliyetinizi küçültün demekle eş anlamlı gelmekte. Ocak ayı sonunda Ticari Segment Kredi faizleri de %28-30 seviyesine yükselmiş durumda. İlk defa bu dönemde Rating Notu yüksek olan firmalar da kredi kullanmakta zorlanıyor. Bankacılık tarihinde ilk defa “Rating notu yüksek” diye kredi vermeme deneyimi yaşıyor. Zira, ekonomi kurmaylar açıklanan yeni KGF Paketinde dahi Rating notu yüksek firmaların desteklenmemesi reel piyasa şaşkınlıkla karşıladı. Bu kararlarla finansal yönetimi iyi yapan firmalar da cezalandırılmış oldu. Sorunlar kar topu gibi büyüyerek kontrol edilemez noktaya doğru giderken reel piyasalarda yıkıcı etkiler başlamış durumda!

Erol TAŞDELEN – Bankacılık Uzmanı, Ekonomist   www.bankavitrini.com

Konu ile ilgili yazılar: 

TİCARİ KREDİLERDE FATURA KAOSU – BankaVitrini

BANKALARDA KOBİ DIŞI TİCARİ KREDİLER NİÇİN DURDU? – BankaVitrini

TİCARİ YASAKLAR FİRMALARI ‘ŞAK’ DİYE DURDURABİLİR – BankaVitrini

TEKSTİLDE ÇİN KABUSU – BankaVitrini

YANLIŞ KARARLAR YATIRIMCIYI VURDU – BankaVitrini

BANKALARDA ‘KREDİ BLOKELİ KREDİ’ DÖNEMİ BAŞLADI – BankaVitrini

Okumaya devam et

EKONOMİ

TİCARİ YASAKLAR FİRMALARI ‘ŞAK’ DİYE DURDURABİLİR

Yayınlanma:

|

Firmaların kredi kullanımda yaşadıkları sorunları ayrıntıları ile daha önce yazmıştım. Bankalar aracılığı ile Ticari Firmalara getirdiği yasaklar şirketleri finans kaynaklarına ulaşmakta zorlarken; hızlı bir şekilde faaliyetini yürütemez hale doğru gidiyor. Ticari firmalar popüler deyimler “şak” diye durursa şaşırmayın. Uyarması benden! Piyasa, “Kontrollü Ekonomi Modele” geçmiş durumda, bunun “sürdürülebilir olmadığı” dillendirilmiyor ama itiraz eden de yok!

Bu tespiti abartılı bulanlar için Ticari Yasakları sıralayalım o zaman:

TİCARİ YASAKLAR -1: Firma adına kredi ile binek araç için kredisi yasak. Kamyon, otobüs, kepçe alabilirsin. Patronlar yakında Kamyonlar ile işe gidip gelirse şaşırmayın.

TİCARİ YASAKLAR -2: Firma adına Gayrimenkul (Arsa, Fabrika) ve Araç alımı için Leasing dahil “döviz kredisi” yasak.

TİCARİ YASAKLAR -3: Firma faaliyeti için kullandığı -makine alımı krediler dahil- kredi alabilirsin ama kredilerin ödenmesi için kredi alamazsın. Kira ödemeleri için kredi alabilirsin ama Taksiti “kira ödemesi” olan Leasing taksitleri dahil ödemeleri kredi ile ödeyemezsin yasak. Kısaca, aldığın kredileri “Nasıl ödersen öde” diyor ekonomi yönetimi! Şu an firmalar için en sıkıntılı yasakların başında bu geliyor.

TİCARİ YASAKLAR -4: TCMB sürekli uyarmasına rağmen, bankalara kredinin bir kısmını vadesiz bloke ettirmeden kredi kullanımı yapamıyorsun.  İkinci defa uyarmasına rağmen yıllık kredilerde %4’lere varan komisyonlar, Dış Ticaret Paketi gibi ek paket ücretleri ve sigorta zorunluluğu havalarda uçuşuyor. Bunları kabul etmeden kredi kullanamazsın!

TİCARİ YASAKLAR -5: Dövizli çek yazabilirsiniz ama döviz ile tahsilatı yasak. 2022 yılı için her işlem için 118.500 TL’ye kadar para cezası var. Tekrarında 2 katı ceza. İçlerinde Kamu bankalarının da olduğu bazı bankalar “sorumluluk müşteriye ait” diyerek döviz çeklerini döviz olarak ödüyor. TCMB yasakta Bankaları cezada unutulmuş demek ki!

TİCARİ YASAKLAR-6: Vatandaşın ve Ticari firmaların yurt dışına 50.000 USD ve 10 milyon TL üzeri tutarlarda para transferi belgesiz yasak! Yok öyle kafana göre para gönderme. Aslında bankalar 50.000 USD üzeri transferleri MASAK’a raporluyorlardı ama TCMB üzerini çizerek bunu niçin vurguladı anlayan olmadığı gibi kafaları da karıştırdı. Yurtdışından Para girişlerinde açıklama, belge, bilgi vs gerek yok. Son yıllarda defalarca uzatılan “Varlık Barışı” devam ediyor, “nereden buldun” diye kaynağı sorulmuyor, getirilen paraya üstelik vergi de ödemiyorsunuz! Gri listeye girmemizde bu uygulamanın etkisi büyük oldu!

TİCARİ YASAKLAR-7: Ticari firmaların “faturasız” kredi kullanımı yasak. Buradaki sıkıntı bazı bankaların “proforma fatura” ile kredi kullandırmayıp illa faturanın kendisini istemeleri. Piyasadan o kadar uzaklar ki Faturanın ödeme yapıldıktan sonra kesildiğini bile bilmiyorlar, kredi kullanıp ödeme yapmadan fatura kestiremeyen firmadan fatura isteniyor karşı firma da ödeme almadan fatura kesmiyor. Tam bir yumurta tavuk hikayesi yaşanıyor şu an. İlla da fatura istenecek ise firmalara hatta 2-3 ay süre verilmeli öyle ticari mallar var ki ödemeyi yapsanız da malı 2-3 ay sonra alabiliyorsunuz. Tıpkı araçlar alımlarında yaşanan durum gibi. Sanayide bazı girdi mallar piyasada yok üstelik ödeme yapmanıza rağmen. Kısaca, “Firmalara önce fatura getir sonra kredi al” demek piyasalardan en kadar kopulduğunun da belgesi niteliğinde aslında. Dahi Döviz faturaları yasakladınız, faturada kur yazılmasını niye yasaklandı piyasa çözmüş değil. “Liralaşmanın psikolojik etkisi” savunma olamaz, zira özelikle makina ve kimya gibi ithalata dayalı ürünlerin döviz üzerinden fiyatlandığı herkes biliyor. Firmalar arası davalarda kur yazılmayan faturalar ciddi sorun olacak. Getirilen yasağın piyasada karşılığı yok. Uygulanmada da ciddi sorunlar yaşanıyor.

TİCARİ YASAKLAR-8: 10 tane firmanız da olsa 1’i Ticari kapsamına giriyor ise diğerleri KOBİ kapsamında kredi kullanamıyor! Önceden firma bazında olan yasaklar genişletilerek grup olarak değerlendirmeye başladı.

TİCARİ YASAKLAR-9: Ticari segment firmalar, NET İHRACATÇI ( ihracatı ithalatından en az %10 fazla ) değilse bankalardan TL kredi kullanamaz! Daha sonra Leasingler de dahil edildi! Yazmaya gerek yok ama aylardır İhracatı olmayan firma veya Net İhracatçı olmayan firma yeni Pazar bulsa da bunun için kredi kullanamıyor. Buradaki başka bir saçmalık sadece kullanım anında değil; bazı bankaların kredi vadesi boyunca NET İHRACATÇI olunacağı için Taahhütname istemeleri. İyi de İthalatın %80’ni hammadde olan bir ülkede firmaların zaman zaman pozisyonlarının değişebileceğini bile analiz edemediğinizi gösterir bu istek. Özellikle Sanayicinin, Döviz harcamadan döviz kazanamayacağı hala anlaşılmadı mı?

TİCARİ YASAKLAR-10: Eskiden rating notu düşük olana bankalar kredi vermezdi, şimdi “rating notunuz yüksek” diye vermiyor! Neymiş, rating notu en düşük ile en yüksek olan firmaya kredi verilmeyecekmiş. Düşük olanı anladım da yüksek rating firmaya kredi verilmemesinin mantığını anlamadım. Belli ki, piyasalardan uzak birileri bu firmaların rating notları yüksek olduğuna göre mali durumları da iyidir, likittir ödemeleri bünyeden yapsınlar gibi piyasada karşılığı olmayan bir düşünce içine girilmiş. Bu firmalar “önce ratingi düşüreceksin sonra kredi almayı hak edeceksin” demenin mantıksızlığını görmüş olduk. Bu yasak da, Piyasalardan iyice kopulduğunun belgesi niteliğinde. 25 yıllık bankacılık, 6 yıllık Piyasa deneyimim ile bu Mantığı hala çözemedim.

TİCARİ YASAKLAR-11: Aldığın kredi ile döviz alamazsın. İyi de Ticari firma Döviz ödemesini nasıl yapacak. Örneğin ödeme vadesi gelmiş döviz kredilerini nasıl ödeyecek? Akreditif ödemeleri için önceden döviz almak isterse buna nasıl engel olursunuz? İhracat bedeliniz geldi kafanıza göre kullanmanız yasak. Önce %40‘lık kısmını Merkez Bankası’na satış yapacaksınız. Tekrar döviz almak istediğinizde aradaki makas kadar zarar kaçınılmaz. Merkez Bankası Reeskont Kredisi kullanmışsanız durum daha da vahim; gelen İhracat bedelinizin %70‘ini bozdurma zorunluluğu var. Merkez Bankasına bozdurulan %40’a ek olarak %30’unu da piyasadaki bankalara bozdurmak zorunlu; üstelik bozdurulan para ile bir ay boyunca Döviz almak da yasak!

TİCARİ YASAKLAR-12 : Ticari firmanın Kredi kullanırken firmanızdaki dövize kadar beyan ediyorsunuz. Yabancı Para varlıklarınız son dönem Aktif büyüklüğünüz ya da cironuzdan büyük olanın %5’ini geçemeyecek de ondan. Geçmesi halinde TL Kredi kullanmanız yasak!

Bu yasaklar ve buraya yazmadığım (bazı bankaların kafalarına göre ek taahhütname istemeleri, düzenlemeleri yanlış yorumlamaları gibi ) yan yasakları alt alta koyunca işin ne kadar vahim olduğu anlaşılıyor. Alıştıra alıştıra getirilen yasaklar sayesinde piyasa kredilerde kitlenmiş, firmalar arasında nakit akışları bozulmuş durumda, piyasalarda tam bir “kredi kaosu” hali var. Ticari firmalar, bankalarda “Kredi limitim” var diye güvenmiyor artık, zira bu günlerde krediniz hesaba geçene kadar hiçbir kredi kesin değil! Firma finans servisleri hiç bu kadar zorlanmamışlardı. Bankalar aracılığı ile konulan yasaklar piyasada işlerin canlı kalacağını düşünen var ise peşin peşin söyleyeyim bu durumun sürdürülebilir olmadığı da yakında deneylemiş olacağız. Firmalar, parite ile mi boğuşsun; kur belirsizliğinde nasıl pozisyon alacağına mı odaklansın; yurt dışı piyasasındaki daralmaya göre pozisyon mu alsın; maliyetlerdeki hızlı değişmeye mi kafa yorsun derken şimdi de “krediye ulaşamama sorunu” ile karşı karşıya. Sorun o kadar büyük ki diğer sorunların önüne geçmiş durumda! Durum firmaları “şak diye stop” ( teknik deyimle sudden stop ) noktasına doğru götürüyor, biline!

Farkında olmadan; Firmalar için ciddi “Stres Testi” yapılıyor. “Dövize talebi kısalım” derken, piyasanın nefesi kısıldı; yapılmaması gereken ne kadar hata varsa yapılıyor, bakalım “fırtına öncesi sessizlik” konulu filmin sonu ne olacak?

Erol TAŞDELEN – Ekonomist, Bankacılık Uzmanı      www.bankavitrini.com

Daha detaylı bilgi için referans yazılar:

SANAYİDE ‘sudden stop-ani duruş’ YAŞARSAK ŞAŞIRMAYIN! – BankaVitrini

BANKALARDA KOBİ DIŞI TİCARİ KREDİLER NİÇİN DURDU? – BankaVitrini

DÖVİZ MEVDUAT BANKALARIN KABUSU OLDU – BankaVitrini

TİCARİ KREDİLERDE FATURA KAOSU – BankaVitrini

MERKEZ BANKASI BANKALARI 4 KONUDA NİÇİN UYARDI? – BankaVitrini

YANLIŞ KARARLAR YATIRIMCIYI VURDU – BankaVitrini

BANKALARDA ‘KREDİ BLOKELİ KREDİ’ DÖNEMİ BAŞLADI – BankaVitrini

SANAYİCİ BANKALAR KARŞISINDA SAVUNMASIZ BIRAKILDI – BankaVitrini

Okumaya devam et

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.