Ülkemizde kredi veren kurumların başında bankalar geliyor. Bankaların kime, ne kadar kredi vereceği kanunla belirlenmiştir.
Örneğin, bir bankanın özkaynaklarının ne kadarını tek bir kişiye veya gruba tahsis edebileceği, hangi kredilerin “büyük kredi” sayılacağı hatta çalışanlarına ya da ilişkili oldukları şirketlere verilecek limitler bellidir.
Peki kredi kullanan taraf için böyle bir düzenleme var mı?
Bir şirketin maksimum ne kadar borçlanabileceğine dair bir yasa maddesi hiç gördünüz mü?
Bütün dünyada ekonomik sistemler; bireyleri, şirketleri ve devletleri aşırı borçlandırma üzerine kuruludur. Kaydi işlemlerle yaratılan kaynaklarla herkes borçlandırılır ve sisteme bağımlı hale getirilir.
Sonuçta “borç alan emir alır.”
Dünyada toplam borç, toplam kaynağın çok üzerinde seyretmektedir.
Ülkemizde bireysel sınırlamalar getirildi. Şahıs gelirlerinin 5 katını aşmayacak şekilde kredi kartı limiti kısıtlandı. Bu çok geç atılmış ama doğru bir adımdı. Çünkü finansal okuryazarlığı çok düşük bireyler, olmayan paralarını harcamaya teşvik edilmişti.
Şirketlerimiz için ise tablo çok daha vahimdir. Şirketlerimizde de “Kurumsal Finansal Okuryazarlık“ oldukça düşüktür.
Genel olarak Bilanço dengesi;
💣 %30 özkaynak – %70 yabancı kaynak şeklindedir.
Yani şirketlerin asıl patronu çoğu zaman firma sahipleri değil bankalardır. Bankalar, şirketlerin gayrı resmi ortağı durumdalar.
Bankalar kredi musluklarını tamamen kısarsa, şirketlerin en az %80’i ayakta kalamaz.
Şirketler fakir, patronlar zengindir.
Bankalar kimseye zorla para vermiyor denilebilir mi?
Binlerce bilanço – gelir tablosu incelemiş biri olarak Türkiye’de firmaların batma nedenlerinin başında aşırı kredi borçlanması geliyor.
O zaman soru şu:
Nasıl bankalara özkaynaklarına göre kredi kullandırım sınırı konuluyorsa, şirketlere de özkaynaklarına göre çatı bir kredi limiti getirilmelidir. Mesela firma özkaynaklarının en fazla 3 katı kadar kredi kullanabilir. Belli bir ciro ve aktif büyüklüğüne ulaşan firmalardan başlanılmalıdır.
Bir firmanın özkaynak büyüklüğüne göre üst kredi limiti ve bu limiti TCMB belirlemelidir.
Bu limiti şirket ister tek bir bankadan, isterse 10 bankadan kullanılsın ama toplamda çatı kredi limiti aşılmamalıdır.
Böylece şirket sahipleri de şirketten para çekmek yerine özkaynağı artırmaya teşvik edilir.
Şirketlerimiz sadece patron şirketi değildir;
🩸Sağladıkları istihdamla
🩸Ödedikleri vergilerle
🩸Getirdikleri ihracat bedelleriyle
🩸Gelecek nesillere bırakılacak iş imkanlarıyla
Milli değerlerdir.
Nasıl ki devlet vatandaşını finansal açıdan koruma altına alıyorsa, şirketleri de aşırı borç yükünden koruyacak mekanizmalar geliştirmelidir. Şirketlere konkordato aldırmak çözüm değildir.
Bir şirketin ayakta kalması sadece patronunun değil çalışanının, ailesinin ve ülkenin geleceğinin güvence altında olması demektir.
Bu yüzden şirketlerimizi korumak aslında ülkenin refahını korumaktır…
Ali COŞKUN-Finans Danışmanı
[email protected]