Connect with us

GÜNCEL

Fuat Tosyalı: “Önlem Alınmazsa Çelik Sektöründe Telafisi İmkansız Tahribat Yaşanır”

Yayınlanma:

|

Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, ekonomilerin barometresi olarak görülen çelik sektöründe Türkiye’nin Çin’den gelen ürünlere karşı iç piyasayı korumak için önlem almasının şart olduğunu söyledi. Tosyalı, “Bu sektör, endüstri bittiği zaman da geri kalkamaz” uyarısında bulundu.

Türkiye’nin çelik sektörün­de yaşanan gelişmelere çok daha stratejik ve makro bir bakış açısıyla ele alması gerektiği­ni vurgulayan Tosyalı Holding Yö­netim Kurulu Başkanı Fuat Tos­yalı, “Çinli üreticilerin dampingli çelik ihracatı gün geçtikçe artıyor” dedi. Fuat Tosyalı, Türkiye’nin çelik ithalatındaki artışa da dik­kat çekerek “Bu şartlarda iyileş­tirici yatırım mümkün olmadığı gibi, varılanın da korunması im­kansız hale geldi. Çelik sektö­rü her sene sadece mevcut olanı koruyabilmek için ciddi yatırım yapmak zorunda. Önlem alın­mazsa Türkiye çelik sektörü tela­fisi imkansız tahribatlar yaşaya­cak” diye konuştu.

Dünya Çelik Birliği’nin (World Steel Association) açıkladığı verilere göre Tosyalı Holding, 9,12 milyon tonluk sıvı çelik üretimiyle Türkiye’nin en büyük Avrupa’nın 3’üncü büyük dünyanın ise 50 büyük çelik üreticisinden biri.

Fuat Tosyalı, çelik sektörü­nün ülke ekonomileri açısından en stratejik sektörlerden biri ve ekonomilerin barometresi olarak görüldüğüne işaret ederek “Demir-çelik üreten bir ülke için sektörün kendi içinde güçlü olması, dışa bağımlılığı azaltır, stratejik ürünlerin üretiminde sürekliliği sağlar. Sektördeki yerli üretim kapasitesi, ülkenin ithal mallara olan bağımlılığını düşürürken, stratejik sektörlerdeki dışa bağımlılığı da önemli ölçüde azaltır” ifadeleriyle sektörün önemi­ne işaret etti.

ABD Başkanı Trump’ın göreve gelmesi ile çıkan tarife savaşları ve ülkenin çelik sektörünü koru­mak için koyduğu gümrük vergi­lerinin yüksekliğine değinen Tos­yalı, sorular üzerine iç piyasada yaşanan gelişmeleri şöyle anlattı: “Çin ekonomisinde çok büyük bir hacme sahip olan inşaat sek­töründeki sorunlar demir-çelik sektörünü bu ülke özelinde zor­larken, dünyayı da endirekt olarak etkiliyor. Çünkü Çin hem en büyük demir-çelik üreticisi hem de en büyük tüketici. İç taleple­rindeki zayıflık sebebiyle Çinli üreticilerin dampingli çelik ih­racatı gün geçtikçe artıyor. Bu da başta Avrupa olmak üzere tüm bölgeleri ve ülkeleri tehdit ediyor.”

 

Çin ile olan ticaret açığı 50 milyar doları aştı

“Amerika’ya mal satamayan dünyada çelik üretimi fazla olan ülkeler, başka pazar arayışları­na girdi. Bu arada en serbest pa­zar Türkiye” diyen Tosyalı Hol­ding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, “Türkiye’nin çelik it­halatı patladı ve Çin’le olan tica­ret açığı şu son 6-7 ayda 50 mil­yar doların üzerine çıktı. Bunun çok büyük oranı çelik ithalatı. Yani bir yanda Amerika, ‘çelik üretimi olmayan bir ülkenin bağımsızlı­ğından söz edilemez’ diyor. Avru­pa Birliği kotalar koydu, kendi çe­lik sektörünü koruyabilmek adına bu dönemde kotaları daha da sıkı­laştırdı. Çin Avrupa’ya da satamı­yor, Amerika’ya da satamıyor ama Türkiye’ye rahatlıkla satabiliyor. Bu da sektörde büyük baskı oluş­turuyor. İhtiyaç fazlası ürünlerini uluslararası piyasalara düşük fi­yatla yönlendirmesi, küresel fiyat dengesini bozuyor ve haksız reka­beti derinleştiriyor”

Hem Amerika’daki hem Avru­pa’daki çelik endüstrisinin teşvik­le buna karşılık Türk çelik endüst­risinin ise ‘sıfır’ teşvikle kuruldu­ğunu hatırlatan Tosyalı, “Avrupa Kömür Çelik Topluluğu AKÇT anlaşması uyarınca Türki­ye’de hiçbir dönemde hiçbir teşvik kararnamesinde çelik endüstrisine teşvik verilemez. Yani şunlara teşvik veriyo­ruz, bunlara teşvik ve­riyoruz, yeni bir teş­vik şeyi falan de­nir. En dipte çelik sektörü haric ya­zar. Yani Türk çelik üretici­si tamamen ken­di maharetiyle, öz kaynaklarıyla kur­duğu çelik endüstrisinin şu an kapasitesini de kullanamıyor ve zor durumda” diye konuştu.

Bu endüstri bittiği zaman geri kalkamaz

Tosyalı Holding’in İskende­run’da son çelik yatırımının 4 mil­yar dolardan fazla olduğunun da altını çizen Tosyalı, “Yatırım yapı­yorsunuz ama sizin üretim mali­yetinizden aşağı adam Çin’den ge­tirip önünüze yığıyor. Bir üretim varken, Çin’den dampingli ürünü getirip ülkeye sokmak hiçbir ma­tematiğe, hesaba uymuyor. Bu me­seleye bakarken de daha stratejik, makro bir yerden bakmalıyız. Me­sela diyelim ki çelik fiyatı 100 dolar artsın… Bunun bir buzdolabında­ki çelik maliyetine yansıması ner­den bakarsan bak 10 doları bulmaz. Çünkü kullanılan miktar yüksek değil. Ama çelik üreticisi milyon ton üretiyor, bir ölçek üretimi var ve her bir tondaki fark 100 milyon dolar yapar. O sermaye ile kendi­ni yenileyebilir. Yeni bir yatırıma geçer. Yeni bir teknolojiye geçer. Ama 100 dolar zararına satarsa da her sene o sermayesini o kadar kay­beder. Ve bu sektör, endüstri bitti­ği zaman da geri kalkamaz. Bugün artık Türkiye’de çelik gibi yatırım maliyeti yüksek ağır sanayi yatırı­mını yapabilen ne mutlu ki şirket­lerimiz var. Ve bu çelik sanayicile­ri hakikaten mucizeler yaratıyor. Türkiye’nin bütün gelişimine uy­gun yeni ürünlere yatırım yapıyo­ruz, yapılıyor. Ama bunlar olurken Çin’de pazar daralmasından kay­naklı üretim fazlasını getirip bura­ya boca ediyorlar. Şimdi bu endüst­riyi kaybedersek geri kalkamaz ki. Geri yerine ikame olacak yeni bir sanayici bulamayız. Şurada zem­bille para bulsanız, milyar dolar bulsanız, demir çelik gibi zor bir sektöre girmek kimin aklına gelir?”

Çin hazır pazara gelip konuyor

Türkiye pazarının önemini anla­tırken de Tosyalı, Afrika pazarına da değindi. Tosyalı şu değerlendir­meyi yaptı: “Amerika bütün dünya­ya vergileri arttırınca Çin’e pazar kalmadı. Şimdi Türkiye öyle ya da böyle, her şeye rağmen çok büyük bir pazar. Çünkü bir yandan alıyor, bir yandan işliyor, satıyor. Türki­ye çok dinamik bir pazar yani Afri­ka’da üç yüz milyon nüfusu var ama Türkiye’nin tükettiğinin dörtte bi­rini tüketmiyor. Türkiye endüstri­leşmiş, çok güzel sanayi kümelen­mesi olan bir ülke. Ve biz bütün bu sanayi kümelenmesine çelikte te­darik ediyoruz. Hazır bu pazara ge­lip konuyor. Yarın Çin devleti, ken­di sanayisine, yeter artık kardeşim sizi sübvanse etmeyeceğim ben çe­kiliyorum dese nasıl olacak? Bu en­düstri de batmış olursa yani bu sür­dürülebilirliği sağlamamız lazım.”

Togg, Türkiye için gerçekten tarihi bir kilometre taşı

Togg’un dünyanın en önemli fuarlarından biri olan Münih’teki mobilite fuarındaki lansmanına ilişkin haberlerimiz geçen hafta peş peşe yayınlandı. Fuarın en gözde stantlarından biri haline gelen Togg yeni renkleriyle de katılımcıların dikkatini çekti. Tosyalı Holding, Togg ve BMC’nin Yönetim Kurulu Bakanı Fuat Tosyalı ile Togg sohbetimizden bugüne işin girişim ve vizyon tarafı kaldı. Fuat Tosyalı, sözleriyle Togg’un 7 yıllık yolculuğunun izdüşümünü şöyle anlattı:

Herkes için gurur kaynağı olacağını biliyorduk: “50 yılı aşkın bir süredir bizzat sanayinin içinde yer almış biri olarak gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki Togg ülkemiz için gerçekten tarihi bir kilometre taşı. Bundan 7 yıl önce, Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla bir yola çıkıldı. Bazıları buna inanmadı ama biz 60 yıllık yerli ve milli otomobil rüyamızı gerçeğe dönüştüreceğiz dedik ve çok şükür bu hedefi gerçekleştirdik. Bu işe baş koyanlar yolun ne kadar zor olduğunu en başından itibaren biliyordu. Türkiye’nin beş büyük grubu, böyle bir yolculuğun ne kadar meşakkatli olacağını bilecek kadar iş dünyasında tecrübe sahibiydi. Ama en başından itibaren bunun ülkemiz için bir ilk olacağını; elde edilecek başarının sadece taşın altına elini koyanlar için değil, uzun vadede herkes için bir gurur kaynağı olacağını biliyorduk. Çünkü bu bireysel ya da kurumsal bir başarıdan çok; ülke için yeni bir endüstrinin doğuşu, yeni bir soluk ve yeni bir heyecan demekti.”

Kaynak: Dünya Gazetesi

Okumaya devam et

BORSA

SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borç sermayeye dönüştü, tartışma büyüdü

SASA Polyester’in 3 Haziran 2026 tarihinde açıkladığı Paya Dönüştürülebilir Tahvil (PDT) dönüşüm kararı, sermaye piyasalarında son dönemin en çok tartışılan işlemlerinden biri haline geldi. Şirket açısından bilançoyu güçlendiren bu adım, hisse yatırımcıları açısından ise “pay sulanması”, “değer kaybı” ve “güven erozyonu” tartışmalarını beraberinde getirdi.

Özellikle SASA Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim M. Turhan’ın geçmiş dönemde yaptığı açıklamalar nedeniyle yatırımcı tepkilerinin önemli bölümü şahsında toplandı.

Peki SASA ne yaptı, kim kazandı, kim kaybetti?

SASA ne yaptı?

Şirketin açıklamasına göre;

  • Yurt dışında ihraç edilen PDT sahipleri dönüşüm haklarını kullandı.
  • 37,3 milyon Euro nominal değerli tahvil hisseye dönüştürüldü.
  • Bunun karşılığında yeni paylar ihraç edildi.
  • Mevcut ortakların rüçhan hakları tamamen kısıtlandı.
  • Şirket sermayesi yaklaşık 785 milyon TL artırıldı.

Teknik olarak bakıldığında şirketin borcu azaldı ve özkaynakları güçlendi. Finansal açıdan değerlendirildiğinde bu işlem, borcun sermayeye dönüştürülmesi nedeniyle şirket bilançosunu rahatlatan bir yapı oluşturdu.

Şirket açısından olumlu sonuçlar

PDT dönüşümü sonrasında SASA’nın elde ettiği avantajlar şöyle sıralanabilir:

1. Döviz borcu azaldı

Tahvil yükümlülüğünün bir bölümü ortadan kalktı.

2. Finansal kaldıraç düştü

Borç/özkaynak dengesi iyileşti.

3. Faiz yükü azaldı

Gelecekteki finansman maliyetleri üzerinde olumlu etki oluştu.

4. Nakit çıkışı önlendi

Şirket tahvil geri ödemesi yapmak yerine hisse vererek yükümlülüğünü kapattı.

Yönetim perspektifinden bakıldığında bu işlem rasyonel ve bilanço güçlendirici bir finansman yöntemi olarak görülebilir.

Peki yatırımcı neden rahatsız oldu?

Sorunun cevabı “seyrelme etkisi” olarak adlandırılan süreçte yatıyor. Yeni hisseler üretildiğinde mevcut ortakların şirket içindeki pay oranı küçülür.

Buna sermaye piyasalarında “dilution” yani sulanma denilir.

Yatırımcıların itiraz ettiği temel nokta şu: Şirket borcunu azaltırken bunun maliyetinin önemli bir kısmı mevcut hissedarlara yansıtıldı.

Özellikle küçük yatırımcı açısından ortaya çıkan etkiler:

  • Hisse başına düşen şirket değeri geriledi.
  • Arz edilen pay miktarı arttı.
  • Satış baskısı oluştu.
  • Hisse fiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı meydana geldi.
  • Portföy değerleri eridi.

Büyük tartışma: Tahvil yatırımcısı avantajlı mı oldu?

Piyasadaki eleştirilerin önemli bölümü bu noktada yoğunlaşıyor.

Tahvil yatırımcısı:

  • Önceden belirlenmiş şartlarla dönüşüm hakkı elde etti.
  • Belirli fiyat avantajına sahip oldu.
  • Hisseye dönüşüm sırasında daha korunaklı bir pozisyonda bulundu.

Borsa yatırımcısı ise:

  • Açık piyasadan hisse aldı.
  • Fiyat düşüşünün tüm riskini taşıdı.
  • Seyrelme etkisini doğrudan yaşadı.

Bu nedenle sosyal medyada sıkça dile getirilen görüşlerden biri şu oldu: “Şirket kurtarıldı ama küçük yatırımcı korunamadı.”

İbrahim M. Turhan neden hedef haline geldi?

Aslında kararın sahibi tek başına İbrahim M. Turhan değil. PDT ihracı ve dönüşüm süreçleri yönetim kurulu kararıyla ve SPK mevzuatı çerçevesinde yürütülüyor.

Ancak yatırımcı tepkilerinin önemli kısmı Turhan’a yöneldi. Çünkü İbrahim M. TUrhan aynı zamanda SASA Yönetim Kurulu Üyesi olması açıklamaları da yatırımcı o hassasiyet ile algıladı. Açıklamalar ile fiili duurm örtüşmeyip hisse değeri daha düşünce küçük yatırımcı dah afazla zarar etti; tartışmalar da bu noktada alevlendi.

Bunun birkaç nedeni bulunuyor.

1. Sürecin kamuoyundaki yüzü oldu

PDT mekanizmasını en fazla anlatan isimlerden biri İbrahim M. Turhan’dı.

2. Beklentiler ile sonuçlar uyuşmadı

Yatırımcılar açıklamalar sonrasında hisse üzerinde bu kadar güçlü bir baskı beklemiyordu.

3. Satış baskısı öngörülemedi

Piyasada oluşan fiyat hareketleri yatırımcıların hesaplarının ötesine geçti.

4. Güven sorunu oluştu

Hisse fiyatındaki sert düşüşler sonrasında yatırımcılar açıklamaların yeterince risk içermediğini düşünmeye başladı.

Yatırımcılar yanıltıldı mı?

Bu soru bugün en çok tartışılan konu.

Ancak hukuki açıdan bakıldığında;

“Yanıltma”, “manipülasyon”, “yanlış yönlendirme” gibi kavramların oluşabilmesi için SPK tarafından yapılacak inceleme ve hukuki süreçlerin sonuçlanması gerekir.

Bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış herhangi bir SPK kararı veya yargı hükmü bulunmamaktadır.

Bu nedenle; “Yatırımcılar kesin olarak yanıltıldı” demek de, “Hiçbir sorun yaşanmadı” demek de mümkün değildir.

Ancak yatırımcı algısında ciddi bir güven kaybı oluştuğu açıktır.

Asıl sorun ne?

Bu olay aslında Türkiye sermaye piyasalarının kronik sorunlarından birini yeniden gündeme getirdi: Finansal mühendislik ile yatırımcı iletişimi arasındaki kopukluk.

Şirket yönetimleri bilanço açısından doğru kararlar alabilir.

Ancak bu kararların;

  • Küçük yatırımcıya etkileri,
  • Riskleri,
  • Olası fiyat baskıları,
  • Seyrelme sonuçları,

yeterince açık anlatılmadığında piyasalarda güven sorunu ortaya çıkıyor.

Sonuç

SASA’nın PDT dönüşümü şirket açısından bakıldığında borcu azaltan ve özkaynakları güçlendiren başarılı bir bilanço operasyonu olarak görülebilir.

Ancak borsa yatırımcısı açısından tablo çok daha farklıdır.

Payların seyrelmesi, hisse fiyatındaki sert düşüşler ve oluşan güven kaybı nedeniyle küçük yatırımcı önemli ölçüde zarar gördüğünü düşünüyor.

Bugün yaşanan tartışmanın merkezinde yalnızca bir sermaye artırımı değil; şeffaflık, yatırımcı iletişimi ve kurumsal güven meselesi bulunuyor.

Sermaye piyasalarında para kaybı telafi edilebilir.

Ancak yatırımcı güveni kaybedildiğinde onu geri kazanmak çok daha zor oluyor.

Bankavitrini.com Analiz

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi

Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.

Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.

Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.

Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.

Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.

Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.

‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.

– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:

‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, 500 milyon dolar tutarında ve yüzde 8,25 faiz oranıyla sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, vadesi 10,5 yıl, faiz yenileme tarihi 5,5 yıl olan ihracın coğrafi dağılımı yüzde 73 Birleşik Krallık, yüzde 18 Avrupa, yüzde 4 Amerika, yüzde 4 Orta Doğu ve yüzde 1 Asya şeklinde gerçekleşti.

Geniş tabanlı yatırımcı talebiyle emir defteri 1,2 milyar doların üzerine ulaşırken, güçlü talep sayesinde fiyatlama başlangıç seviyesine kıyasla 25 baz puan daralarak, yüzde 8,25 seviyesinde oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 500 milyon dolar tutarındaki sermaye benzeri tahvil ihracını başarıyla tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

’22 Haziran’da itfa edilecek (15 Mayıs’ta geri çağrılan) diğer Tier 2 ihracımız öncesinde, yatırımcılardan gelen güçlü ön talebi değerlendirerek, uygun piyasa koşullarında harekete geçtik. Sermaye benzeri borçlanma işlemlerinde geri çağırma haklarımızı istikrarlı biçimde kullanmamız da yatırımcı nezdinde olumlu karşılandı. Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz.’

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.