Connect with us

BANKA HABERLERİ

Erol Taşdelen yazdı: GES’de sıfır KDV şart, Teşvikler devam etmeli

Yayınlanma:

|

TÜRKİYE’DE GÜNEŞ ENERJİ SANTRALLERİ

Türkiye’de 2000’lerde GES’ler dillendirilmeye başlasa da fiiliyatta 2020’den sonra büyük GES projeleri; Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları-YEKA ihaleleri, Çatı GES projeleri ile hayatımıza hızlı bir giriş yaptı.

Elektrik üretiminde Güneş Enerjisinin payı %10’ları 2024’de yeni geçti. Kısaca, bu alanda yolun daha başındayız.

Türkiye’de alternatif Elektrik üretimine bakıldığında Yeşil Enerjinin toplam içinde payının artmasına rağmen yetersiz olduğu, Doğalgaz gibi kontrolümüz dışında, dışa bağımlı üretimin bile Güner Enerjisi üretimin 2 katından fazla olduğu dolayısı ile bu alanda dışa bağımlılığı azaltmak için hızlı yol almamız gerektiğini gösteriyor. GES yatırımının kendi maliyetini karşılama süresi 2-3 yıla indiği düşünüldüğünde sanayici için maliyetleri düşürmeye yönelik öncelikli yatırımlar sıralamasında yerini almış durumda.

Türkiye’de kaç panel imalatı ne durumda?

Güneş Enerjisi Santralleri (GES) yatırımları son 2 yılda hızla artmaya başladı. GES’lerde önemli ana unsur da Güneş Panelleri. Türkiye’de 89 panel imalatçı firma mevcut. Şu an en az 80’ni aktif imalat yapar durumda. Bir panel imalatçı fabrikada en az 150 kişi çalışıyor. Sektör imalatta en az 15.000 kişi istihdam sağlıyor. Düzenlemeden sonra çoğu üretici üretim kapasitesini düşürmüş durumda. Sektör, GES panel üretimi için gerekli olan hammadde, özellikle fotovoltaik hücreler ve silikon gibi malzemelerin ithalata bağımlı.

Çatı GES fabrika ihtiyaçları için yeterli mi?

Fabrika Çatılarının GES ile kaplanması maalesef fabrika elektrik ihtiyacını karşılar kapasitede olmuyor. Bir fabrika çatı GES’de 5 dönümlük çatı alanda 1 MWp elektrik üretimi yapılabiliyor ki, gece de imalat yapan bir sanayi fabrika ise bu elektrik üretimi yetersiz kalıyor.

Arazi GES geçiş çok gecikti, daha yolun başındayız?

Arazi GES için izinlerde Türkiye olarak çok geciktik. 2023 yılında buna izinler çıktı. Fakat arazinin tespit edilmesi gerilim hatlara ve trafoların yeterli olmasına göre belirlendiği için her istediğiniz yeri buna uygun hale getiremiyorsunuz. Bir de burayı uygun hale getirip lisansları almanız da ciddi maliyet, çünkü onaylandığı halde burası sanayi imalat yeri ticarethane statüsünü alıyor. Arazide ise sehpalar şeklinde 25 derece acı ile yapılmakta dolayısı ile sevdaların birbirini gölge etmeyecek şekilde konumlanmış olması bakım işletme yolları imar mevzuatı çerçevesinde yoldan 5 m2 çekme mesafesi gibi unsurlardan sebep 11-12.000 m2 alan gerekiyor. Buralar ticarethane olduğu için zarar görmemesi için en az 1 bekçi de istihdam ediliyor. Bekçiye aynı zamanda ufak teknik müdahaleleri de yapacak eğitim veriliyor. Arazide mevcut tarla vasıflı arazi imar planına sokuluyor, ruhsatlandırılıyor, iskan alınıyor, arazinin statüsü arsa vasfına dönüyor. “Yenilenebilir Enerji Tesisi” yazacak bu yerlerin tapusunda. Tabi tüm işlemler için ciddi maliyet.

Türkiye’nin yıllık GES talebi ne kadar?

Türkiye şu an 3 GWh (3000 MW ) GES talebi mevcut. Henüz GES yatırımları çok yetersiz. Örneğin, Almanya 1 yıllık Enerjisini depolar hale gelmişken Türkiye henüz depolama aşamasına geçemedi bile. Daha yolun çok başındayız.

Türkiye’de piyasada en büyükler kim?

Türkiye’de Güneş Enerjisi Santralleri (GES) sektöründe faaliyet gösteren önemli firmalar arasında Kalyon PV, Zorlu Enerji, Talesun Solar, GENSED (Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği) Üyesi Firmalar, Smart Energy, CW Enerji, Akfen Yenilenebilir Enerji, Borusan EnBW Enerji, GES Anonim Şirketi ilk akla gelenler.

Yerli Panel üretimi ne kadar?

Yerli panel üretimi 39 GWh talebin oldukça üzerinde dolayısı ile çoğu firma ihracat yapabilmek için arayış içine girdi. Sektörde talep fazlasından doğal bir eleme olması kaçınılmaz aslında. Eprom Enerji, Göktekin Enerji, Esenboğa Enerji, Konkordato başvurusunda bulundu. Çok dillendirilmiyor ama kamuoyunca yakından bilinen bazı firmalarında finans sıkıntısı yaşadığını sektör içindekiler biliyor.

Yalnızca Yerli Hücre üretimi ile üretilen panellere teşvik gelmesi sektörü nasıl etkiledi?

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 24.08.2024 tarihinde yayınladıkları Yatırımlarda Devlet Yardımlarının Uygulanmasına İlişkin Tebliğ ile Türkiye’de üretilmeyen panellerde yerli hücre kullanılma koşulu getirdi. Peki yerli hücre ile panel üreten var. Var! Tek firma: KALYON PV! Kalyon PV, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından düzenlenen Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) ihalelerinde kazanan firmalardan biridir.  Devlet eli ile yapılan yeni düzenlemede panel imalatında TEKEL yaratıldı iyi mi! Türkiye’de Panel üretim lisansı olan 89 firma arasında sadece KALYON PV hücre üretimi yapıyor. İthalatı önleyelim derken GES’de TEKEL yaratmış olduk. GES yatırımları bıçak gibi kesilir hale geldi. Teşvik hazırlığı yapan firmaların evraklar ellerinde kaldı.

KALYON PV’nin hücre imalatı yeterli mi?

Yerli Panel üretiminde tekel konumuna getirilen KALYON PV’nin hücre üretimi yeterli değil. Zira, 3 GWh talebe karşılık KALYON PV’nin panel üretimi yaklaşık 1 GWh dolayında, bunun ne kadarının yerli üretim hücreler ile yapıldığı ise henüz netleşmiş değil. Ama tüm ülke ihtiyacını karşılamadığı biliniyor. İmalat talebi karşılamadığı için yerli hücreyi KALYON PV ürünleri piyasada  watt başına0,28-0,30 cent’ten fiyatlanır hale geldi. Oysa, diğer paneller watt başına  0,17-0,18 cent dolayında. Al size enflasyonu besleyen bir enden daha. Avrupa ülkelerinde bu maliyet 10 cent’e kadar düştü. %20 vergiyi ekleyince üstelik teşvikten de çıkarılınca GES yatırımcı sanayicinin maliyetleri nerede ise 2 katına çıktı.  KALYON PV ürünlerine yönelik diğer önemli bir eleştiri de piyasadaki en iyi ve verimli hücre olmadığı yönünde. Zira, test sonuçlarını karşılaştırıyorum KALYON PV ürünlerinden daha verimli global ölçekteki panel üreticileri mevcut. Hal böyle iken devlet eli ile tekel yaratılarak bir taraftan GES yatırımı yapan sanayicinin yatırım maliyeti artırılırken, diğer taraftan da daha verimsiz panellere mahkum hale getiriliyor. KALYON PV gibi büyük projeler, devlet tarafından sağlanan finansal teşviklerden yararlanılmıştır. Bu teşvikler arasında düşük faizli krediler, vergi indirimleri ve hibe programları yer alır. Bu kapsamda, KALYON PV’nin performansı hızlı bir şekilde kalıcı ve tekel sürdürülebilirliğini sağladı.

Tekelleşme Anayasaya aykırı

Devlet eli ile Güneş Enerjisi Santralleri (GES) Panel imalatında TEKEL yaratılması açıkça Anayasamızın 167. Maddesine de aykırı. Anayasamızın Madde 167 – “Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda fiili veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler” ifadeleri ile piyasa güvence altına alınmışken; GES panel imalatında devlet eli ile TEKEL yaratılmış durumda. Rekabet Kurumu’nun ana görevlerinden biri de piyasada TEKEL oluşmasının önüne geçmesi şeklidedir. Dolayısı ile GES’de yapılan yerli hücre koşulu haksız yere rekabeti bozan bir ortam oluşturdu. GES imalat temsilcileri, “teşvik düzenlemesinin 1 Ocak 2025’e ertelenmesi gerektiğini, aksi takdirde, sektörde konkordato ilanlarının yaygınlaşacağını” belirtiyor.

Sanayici yatırım maliyetleri artmış durumda, düzenlemeden zararlı çıktı

Yerli hücre dışındaki panellerin teşvik kapsamından çıkarılması sanayici de ciddi zarar eder hale geldi. Bir defa watt başına 0,17-18 cent’e aldığı panelleri Kanyon’dan alması halinde maliyet 0,28-30 cent’e yükseldi. Diğer bir kaybı da yerli hücreli ürünlerin yetersizliği piyasada mal sıkıntısı da yaratacağı için montaj süreci uzayacak ve  Enerji kayıplarına neden olacak. 2024 kışında yatırımını bitirmeyi planlayan fabrikalar 2024 yaz güneşini de kaçıracağı için nerede ise 1 yıllık bir GES Enerji kaybı ile karşı karşıya kaldı. Zira, yazın günlerin uzaması ve güneş etkisi ile GES verimi kıyaslanmayacak kadar kıymetli.

GES yatırımlarının yavaşlamasında TEİAŞ rolü

TEİAŞ’ın mevcut kapasiteyi artırmaması, altyapı yatırımlarını yavaşlatması Sanayicilerin GES yatırımlarını da yavaşlatmakta. Dağıtım ağındaki yetersizlikler GES önünde ciddi engel olmuş durumda.

Yerli hücre üretiminin yatırım maliyeti ne kadar?

Yerli panel hücre yatırımının maliyeti yaklaşık 150-300 milyon USD. Bu kadar büyük yatırımını şu an panel üreten firmaların tek başına yapması çok zor. Fakat zaman verilir se 3-4 firma bir araya gelip ortak yatırım yapması mümkün. Yeni düzenlemelere hazırlıksız yakalanan panel üreticilerin bir araya gelip yerli hücre imalat yapma koşullarını da zor duruma sokmuş durumda.

Panel imalatçılarını iflaslar yaşanacak

Mevcut durum 89 panel imalat lisansı alan firmayı sıkıntılı hale getirmiş durumda. Zaten talebin kat ve kat üzerinde panel imalatı, kar marjlarının düşmesi söz konusu iken diğer taraftan da panellerin teşvik dışında bırakılması sektörde ciddi rahatsızlık yarattı. Yatırımlarını dahi finans edememiş konumundaki çoğu firma bu ani değişikliğe hazırlıksız yakalandı. En az 15.000 istihdam sağlayan sektörden sadece kendi çalışanları değil, montaj hattında çalışanlarla birlikte 250 binden fazla çalışanı da olumsuz etkileyecek.

Panel İmalatçıları Yatırım Teşvik Belgeli-YTB ile İhracat Sayılan Satış ve Teslimler Hakkında Tebliğ (İhracat: 2005/2) kapsamında haklar kullanıyor; D3 Belgesi özel bir imtiyaz belgesiyle gümrük, gözetim ve hatta KDV gibi vergilerinden özel muafiyet sağlanarak hammadde ithal ederek müşteriye uygun maliyetlerle Panel satılabiliyordu. Yeni düzenleme ile bu belgeler ile avantaj da ortadan kalkmış oldu.

Emekleme aşamasındaki GES yatırımları devam etmeli

Enerji maliyetlerini aşağıya çekmek için GES yatırımı devam etmeli. Son yıllarda tekstil başta olmak üzere Mısır gibi ülkelere yatırımlarını kaydırmada Türkiye’de Enerji maliyetlerinin yüksekliği direkt etkili oldu. Mısır’da Sanayi Elektrik maliyeti %56, Doğalgaz maliyeti %29 daha ucuz. Sadece Mısır’a sanayi yatırımı 2,5 milyar USD’yi geçti ve bu ülkede 90 bin istihdam sağladı. Yazık!

Genel Maliyet içinde Panel Maliyeti ne kadar?

GES yatırımında Panellerin maliyeti genel maliyetin %45-50’sini oluşturuyor. Dolayısı ile yatırımın yarısını oluşturan panel maliyetindeki düzenleme direkt yatırımcının maliyetini de etkiliyor.

Güneş enerjisi projeleri nasıl finanse ediliyor?

GES yatırımların çoğu Özkaynaklar yafa Banka-Leasing gibi finansal kuruluşlar tarafından Proje bazlı finans sağlanıyor. EXİMBANK ve Kamu bankaları bu tür projelere 1-2 yıl ödemesiz 10 yıla kadar kredi vadesi sağlayan finans seçenekleri sunuyor. Bankaları yurt dışından kullandıkları krediler genelde Yeşil Finansman, Hibrit Fİnansman koşulu ile olduğu için bankaların çoğu bu alandaki finansmana sıcak bakıyor. Faiz oranlarının artması ise yatırımcılar için ciddi maliyet oluştursa da özellikle ihracatçı firmaların 2024’de değişken faizli döviz kredi tercih etmeleri zamanın ruhuna da uygun. Bazı GES imalatcı ve yapımcı firmalar müşterilerine finans kaynakları yönünden danışmanlık hizmeti de vermeye başlaması bu alanda müşterileirn işini de kolaylaştırıyor.

Sürdürülebilir yatırımlarda vergi niçin var?

Dünyanın birçok ülkesinde GES yatırımlarına ciddi sürdürülebilir destek ve vergi avantajı sağlanıyor. Türkiye’deki bankalar yurt dışından buldukları sendikasyon kredilerin son yıllarda nerede ise tamamı sürdürülebilir alanlarda kullanılma üzere verilir hale geldi. EXİMBANK dahil bankalar GES yatırım kredi vermek için istekli.  GES yatırımda %20 KDV mevcut. Kurumlar vergisinden de istisna değil, olmalı mı kesinlikle. Özellikle Avrupa’ya ihracat yapan firmaların Sürdürülebilir Enerji kullanmaları ciddi avantaj sağlayacak.

GES iletim ve dağıtım maliyetleri artırıldı

Maç oynanırken kurallar değişti, “lisansız üretimlerde” başlangıçta iletim ve dağıtım bedeli 5 bin -10 bin TL iken 150-300 bin TL’ye artırıldı. Ortalama 1  MWp üretimde 5- 10 bin $ iletim bedeline artırıldı bu da 20 -30 kat artışa karşılık geliyor bu beklenmedik artış yatırımcıyı caydırıcı etki yapmaya başladı. Bu konuda açılmış davalar var. Yerliler kaybetti, yabancılar tahkime gitti.

GES yatırımda Sanayici “KDV kalkmalı” diyor

Sanayici öztüketim için yapılan GES yatırımlarda teşviklerin devam etmesi, yerli hücre şartının gevşetilmesini; yatırımdaki %20 KDV’nin kaldırılmasını talep ederken bu yatırımların vergi istisna kapsamında olmasını da talep ediyor.

Panel imalatçıları KDV’de TEKEL’de kalkmalı

Panel imalatçıları da başta anayasaya ve Serbest Piyasa ekonomisi düzenlemelerine aykırı olan devlet eli ile yaratılan KALYON PV’ye sağlanan TEKEL avantajının iptal edilerek eşit rekabet koşullarının yaratılmasını talep ediyor. Sektörün henüz yatırım aşamasında olduğu için bu tür yasal düzenlemenin erken ve rekabeti bozduğunu öne sürüyorlar ki çok haklılar. Sektör temsilcileri Panelde KDV’nin kalkması sektörü rahatlatacağı konusunda da sanayiciler ile aynı çizgide buluşmuş durumda. Hücre bazlı teşvik daraltılmasında da ciddi zararlarının olduğunu en azından eldeki stokların bitirilmesi, evrakları hazırlanan teşvik başvurularının tamamlanması için öncelikli olarak teşviklerde ek süre verilmesi gerektiği üzerinde sanayicilerle birlikte hemfikirler.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist      www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem

İhracatçıya reeskont kredisi desteğinde yeni dönem: BSMV istisnası genişletildi

Yayınlanma:

|

Kısa ve uzun vadeli reeskont kredilerinin tamamı BSMV istisnası kapsamına alındı. Finansman maliyeti yüzde 23,95 olan reeskont kredilerinde vergi yükünün kaldırılması, ihracatçıların kredi maliyetini aşağı çekecek. Günlük kredi limiti de 5 milyar TL’ye yükseltilmiş durumda.

İhracatçıların uzun süredir beklediği finansman maliyetini azaltacak önemli bir düzenleme yürürlüğe girdi. 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde uygulanan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) istisnasının kapsamı genişletildi.

Düzenlemeyle daha önce kısa vadeli reeskont kredileri açısından uygulanan istisna, uzun vadeli reeskont kredilerini de kapsayacak şekilde genişletildi. Böylece TCMB kaynaklı reeskont kredilerinin tamamında ihracatçı açısından önemli bir maliyet kalemi ortadan kaldırılmış oldu.

Ticaret Bakanlığı da düzenlemenin amacını, ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmak ve finansman maliyetlerini düşürmek olarak açıkladı.

Reeskont kredisinde maliyet yüzde 23,95

Düzenlemenin önemini anlamak için reeskont kredilerindeki son değişikliklere bakmak gerekiyor.

TCMB ile Ticaret Bakanlığı’nın ihracat finansmanına yönelik çalışmaları kapsamında reeskont kredilerinde son dönemde önemli iyileştirmeler yapıldı. Reeskont kredilerinin finansman maliyeti yüzde 23,95’e indirildi.

Bunun yanında;

  • Daha önce 300 milyon TL olan günlük reeskont kredi limiti 5 milyar TL’ye çıkarıldı.
  • Firma başına günlük kredi limiti 45 milyon TL’den 60 milyon TL’ye yükseltildi.
  • Yabancı para cinsi reeskont kredi limiti 5 milyon dolara çıkarıldı.
  • Toplam reeskont kredi programı bütçesi 1 milyar dolar olarak oluşturuldu.
  • Reeskont kredilerinde ilave döviz alma zorunluluğu kaldırıldı.
  • Net ihracatçı uygulaması yerine “ihracatçı skoru” uygulamasına geçildi.

TCMB’nin önceki düzenlemeleri de reeskont kredilerinde firmaların finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik olmuştu. Örneğin 2025 sonunda TL reeskont kredilerinin günlük limiti artırılmış, firma başına günlük limit 60 milyon TL’ye yükseltilmiş ve YP reeskont kredilerinde firma limiti 5 milyon dolara çıkarılmıştı.

Asıl kritik değişiklik: Uzun vadeli kredi de istisna kapsamında

Yeni düzenlemenin ihracatçı açısından en önemli tarafı ise vade ayrımının ortadan kaldırılması.

Ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde artık yalnızca kısa vadeli krediler değil, uzun vadeli reeskont kredileri de BSMV istisnasından yararlanabilecek.

Bu, özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek, üretim ve ihracat döngüsü uzun olan firmalar açısından önemli.

Çünkü ihracatçı açısından kredi faizinin yanında kredi üzerindeki vergi yükü de toplam finansman maliyetini artırıyor. BSMV’nin kaldırılmasıyla birlikte kredi maliyetinde doğrudan bir düşüş meydana geliyor.

Örneğin:

Finansman maliyetinin yüzde 23,95 olduğu varsayıldığında ve BSMV’nin yüzde 5 olduğu standart yapı dikkate alındığında, yalnızca faiz üzerinden oluşan BSMV yükü teorik olarak maliyeti yüzde 25,15 seviyesine taşıyabilecek bir etki yaratıyor.

Dolayısıyla istisna, özellikle yüksek tutarlı ve uzun vadeli kredilerde ihracatçı açısından milyonlarca liralık maliyet avantajına dönüşebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise BSMV’nin kaldırılmasının faiz oranını değiştirmediği, faiz üzerinden doğabilecek vergi yükünü ortadan kaldırdığıdır.

5 milyar TL günlük limit önemli

Düzenlemenin BSMV boyutu kadar önemli diğer tarafı ise reeskont kredi programının kapasitesinin ciddi şekilde artırılmış olması.

300 milyon TL’den 5 milyar TL’ye çıkarılan günlük limit, yaklaşık 16,7 katlık bir artış anlamına geliyor.

Bu durum reeskont kredisinin artık yalnızca sınırlı sayıdaki ihracatçı için kullanılan bir finansman aracı olmaktan çıkarılıp daha geniş bir ihracatçı kitlesine ulaştırılmasının hedeflendiğini gösteriyor.

TCMB’nin reeskont kredileri, vadeli ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetlerden doğan alacakların bankalar aracılığıyla Merkez Bankası reeskontuna götürülmesi yoluyla ihracatçıya finansman sağlanmasına dayanıyor.

İhracatçı açısından ne değişiyor?

Yeni düzenlemeyi yalnızca “vergi istisnası” olarak görmek eksik olur.

Aslında üç ayrı kanal aynı anda çalışıyor:

1. Kredi maliyeti düşüyor.
BSMV istisnasının genişletilmesi özellikle uzun vadeli kredilerde finansman yükünü azaltıyor.

2. Krediye erişim kapasitesi artıyor.
Günlük limitin 5 milyar TL’ye çıkarılması, programın toplam kullandırım kapasitesini ciddi biçimde büyütüyor.

3. İhracatçının bilançosu rahatlıyor.
Finansman maliyetinin düşmesi, ihracatçı şirketlerin faiz giderlerini azaltarak faaliyet kârlılığı ve nakit akışı üzerinde olumlu etki yaratabilir.

Bu nedenle düzenleme sadece bankacılık sektörü açısından değil, sanayi şirketlerinin maliyet yapısı ve ihracat rekabetçiliği açısından da önemli.

“Ucuz kredi” tek başına yeterli mi?

Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.

Reeskont kredilerinin maliyetinin düşürülmesi ihracatçı için önemli bir avantaj olsa da, krediye erişimin fiilen ne kadar kolaylaşacağı bankaların tahsis politikalarına ve ihracatçıların kredi değerliliğine de bağlı.

Dolayısıyla 5 milyar TL’lik günlük limitin artırılması tek başına yeterli değil. Bu kaynağın özellikle finansmana erişimde zorlanan KOBİ’lere, emek yoğun sektörlere ve ihracat potansiyeli yüksek firmalara ne ölçüde ulaşacağı kritik olacak.

TCMB’nin reeskont uygulamalarında son dönemde KOBİ’lerin erişimini ve ihracat performansını dikkate alan mekanizmalar da öne çıkıyor.

Bankalar açısından da önemli

Düzenlemenin bir başka boyutu ticari bankalar.

Reeskont kredileri bankalar üzerinden kullandırıldığı için BSMV istisnasının kapsamının genişletilmesi, bankaların ihracatçı müşterilerine sunduğu reeskont finansmanının maliyet yapısını etkiliyor.

Bu nedenle yeni düzenleme “ihracatçıya vergi indirimi”nden ziyade, TCMB kaynaklı sübvansiyon niteliğindeki uygun maliyetli finansmanın vergi ayağının da güçlendirilmesi olarak okunabilir.

Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında da reeskont kredilerinin ihracat finansmanındaki temel politika araçlarından biri olduğu ve ihracatçıların finansmana erişiminin artırılmasının yatırım, üretim, istihdam ve ihracat hedefleri açısından önem taşıdığı vurgulanıyor.

Büyük resim: Türkiye ihracat finansmanını ucuzlatmaya çalışıyor

Son düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin ihracat finansmanı politikasında belirgin bir yön görülüyor:

Daha yüksek kredi limiti + daha düşük finansman maliyeti + daha az döviz kısıtı + vergi avantajı.

Bu politika özellikle küresel ticarette rekabetin arttığı bir dönemde ihracatçıların maliyet avantajını koruması açısından önem taşıyor.

Nitekim Ticaret Bakanlığı’nın son açıklamalarında yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının 405,3 milyar dolara yükseldiği belirtilirken, reeskont kredilerinde finansman koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi.

Bankavitrini yorumu

Yeni BSMV istisnası tek başına büyük bir devrim değil; ancak son dönemde reeskont kredilerinde yapılan düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde önemli bir finansman paketi ortaya çıkıyor.

Buradaki kritik soru artık “ihracatçıya ucuz kredi verilecek mi?” değil, “bu ucuz kaynağa hangi ihracatçı ne kadar ve ne hızla ulaşabilecek?”

Çünkü yüksek faiz ortamında yüzde 23,95 maliyetle sağlanan ve BSMV avantajı da bulunan reeskont finansmanı, piyasa koşullarına kıyasla oldukça önemli bir avantaj yaratıyor. Ancak avantajın ihracatçı şirketlerin gerçek finansman maliyetine yansıması için bankaların kredi tahsis süreçlerinin de bu mekanizmayla uyumlu çalışması gerekiyor.

Sonuç olarak 5 Eylül düzenlemesi, ihracatçıların finansman maliyetini aşağı çeken; özellikle uzun vadeli finansmanda etkisi daha fazla hissedilecek yeni bir destek mekanizması niteliğinde.

Ticaret Bakanlığı · TCMB

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler

Bankaların yumuşak karnı: Nakit karşılıklı krediler gerçekten yeterince denetlendi mi? Para bankada, kredi yine bankadan… Peki paranın gerçek kaynağını kim araştırıyor?

Yayınlanma:

|

25 yıl Bankacılık deneyimi, 7 yıllık Mahkemelere Bankacı Bilirkişisi olarak yüzlerce ağırlıklı Dolandırıcılık Raporları hazırlamış biri olarak Kara Para aklama yöntemlerinden biri olan Bankalardaki “Nakit Karşılıklı Kredileri” mercek altınması gerektiğini yıllardır yazdım. Bu konuyu biraz daha derinlemesine ele alalım:

Bankacılık sisteminde en risksiz kredilerden biri gibi görünen bir kredi türü vardır: nakit karşılıklı, mevduat rehni karşılığı veya nakit teminatlı krediler.

Müşterinin bankada parası vardır. Bu para mevduat, döviz hesabı, vadeli hesap veya başka bir likit finansal varlık olarak bankaya rehnedilir. Banka da bu varlığın belli bir oranına kadar müşteriye kredi açar. Klasik kredi riski açısından bakıldığında banka için son derece güvenli bir işlemdir.

Çünkü müşteri krediyi ödemezse banka elindeki nakit teminatı kullanabilir.

Tam da burada çok önemli bir soru ortaya çıkıyor: Banka kredi riskini çok iyi kontrol ederken, teminat olarak aldığı nakdin nereden geldiğini aynı derinlikte kontrol ediyor mu?

Daha önemlisi: BDDK denetimleri, banka teftiş kurulları, iç kontrol birimleri ve MASAK uyum mekanizmaları nakit karşılıklı kredileri yalnızca “kredi riski düşük işlemler” olarak mı görüyor, yoksa fonun gerçek kaynağına kadar gidiyor mu?

Çünkü uluslararası kara para aklama literatürü bize çok önemli bir şey söylüyor: Bir kredi gerçek bir banka tarafından kullandırılmış olabilir; ama kredinin arkasındaki teminatın kaynağı suç geliri ise kredi işlemi paranın geçmişini temizleyen bir perdeye dönüşebilir.

MASAK’ın kendi yayımladığı aklama yöntemleri arasında da “oto-finans borç yöntemi – loan-back” açık biçimde bulunuyor. MASAK, offshore yapılara taşınan suç gelirinin daha sonra kredi görüntüsü altında sahibine geri döndürülmesini bilinen aklama yöntemlerinden biri olarak tanımlıyor.

OECD ve FATF kaynaklarında bunun bir başka versiyonu “back-to-back loan”, yani karşılıklı/arka arkaya kredi yapıları olarak karşımıza çıkıyor. OECD’ye göre mevcut bir banka mevduatının veya başka bir nakit varlığın teminat gösterilmesiyle üçüncü taraf finans kuruluşundan alınan kredi, teminatın suç gelirinden oluşması halinde aklama mekanizmasının parçası haline gelebiliyor.

Dolayısıyla sorun kredi değil.

Sorun, krediye kaynak teşkil eden teminatın ekonomik kökenidir.

Nakit karşılıklı kredi nasıl bir “kaynak maskeleme aracına” dönüşebilir?

Basit bir örnek düşünelim:

Bir şirketin veya kişinin banka hesabında 10 milyon dolar bulunuyor. Paranın ekonomik kaynağı konusunda soru işaretleri olduğunu varsayalım. Bu kişi 10 milyon doları doğrudan başka bir ülkeye gönderdiğinde karşı taraftaki banka şu soruyu sorabilir:

“Bu 10 milyon dolar nereden geldi?”

Ticaret mi? Mal satışı mı? Şirket sermayesi mi? Gayrimenkul satışı mı? Temettü mü? Miras mı? Borç mu? Başka bir ekonomik faaliyet mi?

Ancak aynı para bir Türk bankasında teminat haline getirilip bunun karşılığında kredi kullandırıldığında müşterinin bilançosunda ve banka hareketlerinde yeni bir katman ortaya çıkar: BANKA KREDİSİ.

Yurt dışına giden fonun işlem açıklamasında veya şirket kayıtlarında artık “kredi” bulunabilir.

Karşı ülkedeki banka açısından bakıldığında da görünürde düzenli bir finansal kaynak vardır: Türkiye’de lisanslı bir banka tarafından kullandırılmış kredi.

Fakat kritik AML sorusu hâlâ cevaplanmamıştır: Kredinin kaynağı banka olabilir; peki bankanın krediyi verirken aldığı nakit teminatın kaynağı nedir? İşte finansal suçlarla mücadelede source of funds ile source of wealth ayrımı burada önem kazanıyor. Paranın son çıktığı hesap yalnızca ilk katmandır.

Gerçek bir AML incelemesi paranın ekonomik kökenine kadar gitmek zorundadır.

MASAK’ın şüpheli işlem göstergeleri aslında tehlikeyi yıllardır tarif ediyor

MASAK’ın yayımladığı şüpheli işlem göstergelerinde bu dosya açısından son derece dikkat çekici başlıklar bulunuyor.

Örneğin; yüksek meblağlı kredi veya borcun makul açıklama olmadan kısa sürede kapatılması, kredinin nerede kullanılacağı konusunda ikna edici bilgi sunulamaması, işletmenin faaliyetiyle orantısız hesap hareketleri, olağan dışı sınır ötesi para transferleri, birbirine yakın tutarlardaki paraların kısa aralıklarla ülkeye girip çıkması, yurt dışındaki hesapların kredi ilişkilerinde teminat olarak kullanılması şüpheli işlemler arasında sayılıyor.

Bu göstergeler yan yana konulduğunda aslında şu prensip ortaya çıkıyor: Bankanın “müşterim kredi kullandı” demesi AML incelemesini bitirmemeli; tam tersine bazı durumlarda incelemenin başlangıcı olmalıdır.

ABD bankacılık sisteminin AML denetim rehberlerinde de nakit teminatlı krediler özel risk göstergeleri arasında.

FFIEC rehberinde; üçüncü kişiye ait mevduatla teminatlandırılan krediler, kaynağı bilinmeyen fonla oluşturulan mevduata karşı kredi verilmesi, ekonomik amacı olmayan ve bankaya hemen hemen hiç kredi riski yaratmadan yüksek komisyon kazandıran krediler şüpheli işlem göstergeleri arasında sıralanıyor.

Asıl denetlenmesi gereken şey kredi dosyası değil, paranın yolculuğu

Klasik banka teftiş mantığında kredi dosyasına bakılır: Müşteri kim? Limit ne? Teminat yeterli mi? Rehin düzgün kurulmuş mu? Kredi sınıflandırması doğru mu? Karşılık ayrılması gerekiyor mu?  Yetki limitlerine uyulmuş mu?

Bunlar elbette önemlidir.

Fakat nakit karşılıklı kredilerde denetimin bundan çok daha ileri gitmesi gerekir. Çünkü kredi riski neredeyse sıfırken AML riski yüksek olabilir.

Denetçinin sorması gereken asıl sorular şunlardır: Teminat olan para bankaya nereden geldi?

Kaç gün önce geldi? Yurt dışından mı geldi? Başka bankadan mı aktarıldı? Başka bir krediden mi oluştu? Şirketin ticari faaliyetleri bu büyüklükte para yaratabilecek durumda mı? Para geldikten ne kadar sonra rehnedildi? Rehin karşılığında kredi hangi hesaba geçti? Kredi aynı gün başka bankaya aktarıldı mı? Orada tekrar mevduat veya teminat oldu mu? Kredi başka bir finansal ürüne yatırıldı mı? Aynı nihai faydalanıcı farklı şirketlerle zinciri tekrarladı mı?

İşte gerçek denetim burada başlıyor.

Son söz

Nakit karşılıklı kredi bankanın bilançosu açısından belki de en güvenli kredi türlerinden biridir.

Fakat kara para aklama ve finansal kaldıraç açısından en fazla dikkat edilmesi gereken kredi türlerinden biri de olabilir.

Çünkü bankanın açısından güvenli olan şu formül: “Param teminatta, dolayısıyla kredim güvende” kamu otoritesi açısından yeterli değildir.

Kamu otoritesinin sorması gereken soru şudur: “Teminattaki o para nereden geldi?”

Erol TAŞDELEN – Ekonomist   www.bankavitrini.com

 

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

DenizBank’tan karbon yoğun sektörlere dönüşüm finansmanı

DenizBank, sürdürülebilir finansman kapsamını genişletmek ve emisyon yoğun sektörlerin dönüşümünü desteklemek üzere, ana hissedarı Emirates NBD ile birlikte Geçiş Finansmanı Çerçevesi’ni yayımladı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

 Türkiye’de ilk kez ayrı bir kılavuz doküman olarak yayımlanan Geçiş Finansmanı Çerçevesi; yüksek emisyonlu sektörlerin karbonsuzlaşmasına katkı sağlayan faaliyetlerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve sınıflandırılması için sistematik bir metodoloji ortaya koyuyor.

DenizBank Genel Müdürü Recep Baştuğ, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Düşük karbonlu ekonomiye geçiş, bugün yalnızca iklim hedefi değil; ülkelerin büyüme modelleri ve rekabet gücü üzerinde belirleyici bir unsur. Ülkemizde de özellikle AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın mali yükümlülüklerinin başlamasıyla, ihracatçı sektörlerimiz açısından dönüşüm ihtiyacı daha kritik hale geldi. Bu noktadaki rolümüz ve amacımız, uzun soluklu bir finansman ortağı olarak dönüşüm sürecindeki şirketlerin yanında yer almak. Ana hissedarımız ile birlikte hayata geçirdiğimiz Geçiş Finansmanı Çerçevemizle, özellikle yeşil dönüşümü zor sektörlerdeki şirketlerin kendi somut dönüşüm hedeflerini finanse etmesine imkan tanıyan bir yaklaşım sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde de düşük karbonlu ekonomiye adil ve kapsayıcı geçiş için reel sektörün uzun vadeli finansman ihtiyaçlarına çözüm üretmeyi sürdüreceğiz.”

Geçiş Finansmanı Çerçevesi Hakkında

Geçiş Finansmanı Çerçevesi, üretim, demir-çelik, çimento, madencilik, gayrimenkul, ulaştırma ve tarım başta olmak üzere karbon yoğun ve emisyon azaltımı zor sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin, Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu geçiş yolları doğrultusunda karbonsuzlaşmasını desteklemeyi amaçlıyor.

ICMA İklim Geçiş Finansmanı El Kitabı ve İklim Geçiş Tahvili Kılavuzu ile Kredi Piyasası Birliği (LMA), Asya Pasifik Kredi Piyasası Birliği (APLMA) ve Kredi Sendikasyonları ve Alım Satım Birliği (LSTA) tarafından yayımlanan uluslararası rehberler dikkate alınarak hazırlanan Çerçeve’nin uluslararası standartlarla uyumu, bağımsız dış değerlendirici DNV tarafından sağlanan İkinci Taraf Görüşü ile destekleniyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.