Connect with us

ŞİRKETLER

GÜLER SABANCI’DAN CUMHURİYETİN 100.YIL MESAJI

Güler Sabancı’dan “Cumhuriyetin 100. Yılına Girerken Tamamlanmamış Bir Meselemiz Var” mektubu
Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, “Cumhuriyetin 2. yüzyılına girerken kazanımlarımıza değil, başaramadıklarımıza da odaklanmalı, kendini gösteren eşitsizliklerle mücadele etmek için titizlikle çalışmaya devam etmeliyiz” dedi. Güler Sabancı’nın metninde oldukça fazla imla hatası ise tartışma konusu oldu.

Yayınlanma:

|

Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, ‘Cumhuriyetin ikinci yüzyılına girerken sadece kazanımlarımıza değil, başaramadıklarımıza da odaklanmalı ve pek çok alanda kendini gösteren eşitsizliklerle mücadele etmek için titizlikle çalışmaya devam etmeliyiz.’ ifadesini kullandı.

Sabancı Vakfı’ndan yapılan açıklamaya göre, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Cumhuriyetin 100. yılına girerken Cumhuriyetin yeni yüzyılına dair kararlarını, beklentilerini ve umutlarını dile getirmek amacıyla bir mektup yayımladı.

Geçen yıl bu kapsamda ilk mektubunu paylaşan Sabancı’nın bu yılki mektubunun başlığı ‘Cumhuriyetin 100. Yılına Girerken Tamamlanmamış Bir Meselemiz Var‘ oldu.

Açıklamada mektuptaki görüşlerine yer verilen Güler Sabancı, son yıllarda peş peşe gelen salgın, savaş ve ekonomik zorlukların, herkesin geleceğe dair beklentilerinde belirsizlik ve güvensizliğe yol açtığını ve eşitsizliklerin derinleşmesine sebep olduğunu belirtti.

Hem ülkede hem dünyada eşitsizliklerden en fazla etkilenen grupların başında ise yine kadınlar ve kız çocuklarının geldiğini vurgulayan Sabancı, ‘Ekonomik zorluklar, bakım yükü, şiddet ve cinsiyet temelli ön yargıların artmasıyla işe, eğitime ve sosyal hayata erişim konularında daha da geriye düştük.

Ülkemizin kurucusu, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetin temellerinin atıldığı dönemde ‘Yalnız erkeklerin ilerlemesiyle o millet yükselemez.’ sözüyle kadınların hayatın her alanında eşit bir konumda bulunmasının gelişmiş bir toplum için vazgeçilmez olduğunun altını çizmiş ve kadınların bu mücadelede önünü açmıştı. Ancak Cumhuriyetimizin 100. yılına girerken bugüne kadar elde ettiğimiz kazanımlara rağmen hala olmamız gereken noktada değiliz.’ ifadelerini kullandı.

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2022 yılında yayımladığı Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu gibi birçok raporun da kabul edilemez nitelikteki bu durumu tüm ciddiyetiyle gözler önüne serdiğini belirten Sabancı, ‘Kaybedecek daha fazla zamanımız yok. Cumhuriyetin ikinci yüzyılına girerken sadece kazanımlarımıza değil, başaramadıklarımıza da odaklanmalı ve pek çok alanda kendini gösteren eşitsizliklerle mücadele etmek için titizlikle çalışmaya devam etmeliyiz.’ değerlendirmesinde bulundu.

– “Kız çocuklarının eğitiminde olmamız gereken noktada değiliz”

Güler Sabancı, kız çocuklarının eğitime katılması için önlerinde bulunan bariyerlerin kalkması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

‘Fırsatların, ancak tüm çocuklar için eşitlik ilkesiyle ortaya koyulduğunda kıymet kazandığına inanıyoruz. Kız çocuklarının hayat boyu karşılarına çıkarılan toplumsal cinsiyet rolleriyle mücadele edebilecek özgüvene kavuşması ve çocukların eşitlikçi bir bakış açısıyla büyüyebilmesi için özellikle ailelere önemli bir görev düşüyor. Ailede başlayan eşitliğin, eğitim sisteminde de aynı şekilde desteklenmesi gerekiyor.

Ne mutlu ki ülkemizde kız çocuklarının eğitime erişimi konusunda kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının çabaları sayesinde önemli kazanımlar elde ettik. Zorunlu eğitim kademelerinde okullaşma oranlarımız yüzde 90’lara ulaştı. Ancak okullaşma oranlarının artması kadar üzerine hassasiyetle eğilmemiz gereken bir diğer konu ise eğitimin niteliği ve öğretmenlerin desteklenmesidir. Bununla birlikte kız çocuklarının eğitimi özelinde de çözülmesi gereken önemli meseleler var.

Bugün çeşitli sebeplerden okula gidemeyen yüz binlerce kız çocuğu olduğunu biliyoruz. UNICEF’e göre dünya genelinde 129 milyon kız çocuğu okula gidemiyor. Bununla mücadele edebilmek için kız çocuklarının eğitimde kalmasının önünde engel olabilecek erken yaşta ve zorla evlilikler, ev içi bakım yükü, regl tabusu, engellilik, yoksulluk gibi durumların üstünün kapanmaması ve bu meselelere göz yumulmaması gerekiyor.

Başta aileler olmak üzere özel sektör, kamu, akademi ve sivil toplum olarak, kız çocuklarının eşitlikçi bir anlayışla nitelikli bir eğitim alması ve meslek sahibi olması için önlerini açacak itici güç olmalı ve bunun için var gücümüzle, taviz vermeden çalışmalıyız.’

– ‘Bilim ve teknolojide kadınlar eşit şekilde var olmalı’

Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Sabancı, kız çocuklarının kendilerine fırsat verildiğinde dünyayı değiştirecek başarılar elde ettiğine değinerek, yeni yüzyılda üzerine daha çok eğilinmesi gereken bir diğer konunun ise kız çocuklarının istedikleri meslekleri seçebilmeleri ve daha az temsil edildikleri bilim, teknoloji, mühendislik, matematik gibi alanlarda da ilerleyebilmelerini sağlamak olduğunu vurguladı.

Bilim ve teknolojinin hızla ilerlediği belirten Sabancı, kız çocuklarının meslek seçiminde hala önlerine çıkarılan toplumsal cinsiyet rolleriyle mücadele etmek zorunda kaldığını ifade etti.

Sabancı, Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’na göre Türkiye’de yükseköğrenimde STEM alanlarını tercih eden kadınların oranının sadece yüzde 14 olduğunu aktararak, şöyle devam etti:

‘Cumhuriyetin 100. yılına girerken bu oranı asla kabul edemeyiz. Kız çocuklarının kendilerine STEM alanında hedefler koyabilmesi için yine eğitimin niteliğinin artırılması için çalışmak, kızları bu alana girmeye teşvik etmek ve mesleklerdeki cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele edebilmek için bu konuyu sürekli gündemde tutmak gerektiğine inanıyorum. Çünkü biliyoruz ki; kız çocuklarına fırsat verildiğinde, hayallerinin peşinden koşup dünyayı değiştirecek başarılar elde ediyorlar.

Atatürk’ün mirası ‘genç cumhuriyetin’ ilk kadın tıp doktoru olan merhum Safiye Ali’den, ilk kadın sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’a, dünyada ilk kez kara deliğin görüntülenmesini sağlayan astrofizikçi Prof. Dr. Feryal Özel’den, pandeminin yönünü değiştirecek aşıyı geliştiren Prof. Dr. Özlem Türeci’ye kadar, tüm dünyaya ilham veren kadınların başarılarını gururla takip ediyoruz.’

Sabancı Vakfı’nın 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nde yayınladığı ve gerçek bir hikayeye dayanan filminde Sivas’ın Kolluca köyündeki kadın doktorların tüm ülkeye örnek olması gerektiğini belirten Sabancı, şunları kaydetti:

‘Kız çocuklarına inandığımızda ve onların önlerindeki engelleri kaldırdığımızda geleceğin başarılı ve ilham veren kadınlarına dönüştüklerini görüyoruz. Bunu en iyi gözlemlediğimiz yerlerden biri Sivas’ın Kolluca köyü oldu. Sabancı Vakfı olarak bu yıl 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nde fırsat eşitliğinin önemine değindiğimiz ‘Bir Kız Çocuğu Değişir, Dünya Değişir’ mesajıyla ülkemizden içimizi ısıtan gerçek bir hikayeyi ekranlara taşıdık. Hikayemizde bir kız çocuğunun tıp fakültesini kazanmasıyla köydeki diğer kız çocuklarına, ailelerine, çevresine örnek olmasını ele aldık.

Bugün 200 nüfuslu Sivas’ın Kolluca köyü onlarca kadın doktor yetiştirdiyse, bunu kız çocuklarının azmi ve onlardaki potansiyeli görüp onlara cesaret veren ve fırsatlar sunan aileleri mümkün kıldı. İnanıyoruz ki hayallerinin peşinden gitmesi için fırsat verilen bir kız çocuğunun hayatındaki küçük bir değişim, kartopu misali büyüyecek ve ülkesini, hatta dünyayı değiştirme gücüne sahip olacak. Bizlerin görevi de iyi örnekleri çoğaltmak, daha fazla görünür kılarak, başka ailelerin ve başka köylerin cesaretini artırmaktır.’

– “Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak doğru bir iş kararıdır”

Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, kadınların istihdama katılımının artmasının şirketleri de pozitif olarak etkilediğini belirterek, ‘Eğitimle birlikte, kadınların çalışma hayatında da var olmasının temel bir hak ve toplumsal gelişme için itici güç olduğunu biliyoruz. Küresel verilere baktığımızda, son 30 yılda kadınların iş gücüne katılımlarının artması sadece kendilerinin sosyo-ekonomik durumlarını değil; ailelerini, çevrelerini ve tüm toplumu etkiliyor’ değerlendirmesinde bulundu.

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün yürüttüğü bir araştırmaya göre, toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik iç politikaları olan, kadınların iş gücüne katılımını destekleyen şirketlerde verimlilik ve itibarın yüzde 60 artış gösterdiğini aktaran Sabancı, sözlerini şöyle sürdürdü:

‘Pek çok şirkette yapılan benzer araştırmalar gösteriyor ki şirketler açısından toplumsal cinsiyet eşitliğini desteklemek ve kadınların eşit şekilde istihdama katılımını sağlamak ‘doğru bir iş kararıdır‘. Önümüzdeki dönemde de doğruyu ve başarıyı arayan iş dünyasının azimle çalışan eğitimli kadınları iş hayatına kazandırmak için daha güçlü adımlar atacağına eminim. İş hayatında kadınların daha fazla yer alması, kariyerlerinde üst basamaklara gelmesi ve özellikle STEM alanlarında kadın oranlarının artması için iş dünyasının çekici bir güç olacağına inanıyorum.

Bugüne kadar olduğu gibi, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında da kadınların ve kız çocuklarının hayatın her alanında eşit şekilde var olması için ısrarla, suyun taşı delmesi misali bir kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Üzerimize düşen görev, başta kadın hareketi olmak üzere eşitlik mücadelesi veren sivil toplum kuruluşlarını desteklemek, iyi örnekleri görünür kılmak, devlet kurumları, özel sektör ve akademi paydaşlarıyla iş birliği içerisinde olmaktır.

Mektubumun başında da söylediğim gibi, yarım kalmış bir mesele olan bu eşitlik mücadelesinde artık kaybedecek daha fazla zamanımız yok. Hepinize bu yolda eşitlikçi bir toplum hayaliyle emin adımlar atacağımız mutlu bir yıl diliyor, Cumhuriyetimizin yüzüncü yılını kutluyorum.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Doç. Dr. Atilla Çifter: “Enflasyon mücadelesi sadece para politikasına yüklenmiş durumda”

Yayınlanma:

|

Yazan:

Faiz oranın sabit tutulması ile birlikte 31 Mart seçimleri sonrası ekonomik beklentiler merak konusu oldu. Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi, Ekonomist Doç. Dr. Atilla Çifter, yaptığı değerlendirmede mevcut tabloda %50’nin altında bir yıl sonu enflasyonun gözükmediğine değindi. Bunun en önemli nedenini enflasyon mücadelesinin sadece para politikasına yüklenmesine bağladı. Maliye politikası tarafında bir enflasyon mücadelesi olmadığını belirterek, “Mehmet Şimşek atandığı zaman lüks ve gereksiz harcamaların kısılması gerektiğini söyledi. Ama bu gerçekleşmedi. Ocak ayında da bütçe dengesi eksi 150 milyar TL bir açık verdi. Dolayısıyla piyasa %42’ler seviyesinde bir enflasyon beklemesine rağmen Merkez Bankası beklentiyi %36’da tutuyor.” dedi. Enflasyonun öncelikli kaynağının maliyet tarafında olduğuna işaret eden Doç. Dr. Atilla Çifter, “Şu anda baz etkisine güveniliyor. Mayıs’ta zirve yapıp ardından aşağı doğru gelmesinden bahsediyoruz. Yılın ortasından sonra kısa bir süre baz etkisiyle enflasyon düşecek. Ancak eksik makro ekonomi politikasıyla enflasyon hedefinin sağlanması zor görünüyor. %50’nin altında bir oranın, TÜİK’in açıkladığı TÜFE’de pek mümkün gözükmüyor.” değerlendirmesini yaptı.

“Piyasa, makro modelle karar almıyor”

Doç. Dr. Atilla Çifter, enflasyon beklentilerindeki bu ciddi sapmaların piyasanın tam olarak bir makro modelle karar almamasına bağlıyor. Çifter’e göre, piyasa ne beklenmesi istiyorsa onun kararını alıyor. Örneğin tüketiciye hissettiğiniz enflasyon nedir? Beklediğiniz enflasyon nedir? diye sorduğunuzda, tüketicinin beklediği enflasyonun gerçek enflasyona yakın bir oran çıkıyor. Bu piyasanın öngörüyse hiç tutmuyor. Dünyada ise makro modellerle öngörüler yapıldığını ve buna göre olması gerekenin ne olduğunu söylediğini kaydetti.

1 Nisan itibariyle ne olacak?

Seçimlerin ardından 1 Nisan itibariyle ertelenen kemer sıkma politikasının devreye alınacağına ilişkin bir beklenti olduğunu dile getiren Çifter, bunun Mehmet Şimşek’in açıklamaları üzerinde oluştuğunu ifade etti. Altınbaş Üniversitesinden Çifter, “Ekonomi yönetimi bütçe tutturmak yerine vergilendirme, kredi kartı ve diğer harcamalar üzerinden talebi kısmaya yönelik bir adım atabilir. Bu da enflasyonu baskılayan bir etki yaratır.” öngörüsünde bulundu. Ancak bu yöntemin yükü halka yüklediği izlenimi verdiğini söyleyerek, “Haziran ayında Hafize Gaye Erkan’ın atanması ile yaklaşık olarak 7-8 aylık sürede yapılan faiz artışının dışında döviz kurunun tekrar sıkılmaya devam etmesi de bir nevi kontrollü kur görüntü veriyor.” diye konuştu.

“Çözüm, doğru makro politikalara dönmek”

Türkiye’de 2002’ den itibaren döviz kurunun serbest piyasada belirlendiğini hatırlatan Çifter, 2018’den itibaren ise döviz kurunu tutarak enflasyonla mücadele etme anlayışı olduğunu söyledi. Bu dönemde uygulanan makro politikaların hatalı olduğuna dikkat çeken Çifter, “Makro denge ve döviz kurunun daha yüksek olması gerekiyor. Yani Türk lirasının normalde makro denge seviyesi şu anda 31’in çok çok üzerinde.” dedi. Çözümün ise doğru makro politikalara dönmek olduğunun söyleyen Çifter, önerilerini şöyle dile getirdi: “Hukukun üstünlüğü, basın özgürlüğü ve demokrasi anlayışının Avrupa Birliği’ne tam üyelik sürecindeki gibi işletilmesi. Yani dış kaynak çekecek adımların bir an önce atılması. Buna rağmen enflasyon mücadelesine, maliye politikası olmadan sadece döviz kurunu belli bir bantta tutarak devam edilirse, gerilme ve kurda şok artış yaşanabilir.” uyarısında bulundu.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Perakendecilerden kredi kartı taksit kısıtlamasına karşı

Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel, kredi kartları ile ilgili düzenleme gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Öncel, “Kartla harcamaya yeni sınırlama perakendeciyi ve vatandaşı zorlar. Dolayısıyla en azından belli bir limitin altındaki kartlı alışverişe ve tüketici kredisine yeni sınırlama getirilmemesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Enflasyonla mücadele kapsamında kredi kartı harcamalarına yeni sınırlama getirileceği yönündeki haberler perakende sektöründe yakından takip ediliyor. Kredi kartı ile harcamalara sınırlamanın perakendeciyi ve tüketiciyi zorlayacağı belirtiliyor.

Birleşmiş Markalar Derneği’nin (BMD) üyeleri arasında yaptığı Ocak ayı anketinin sonuçları kamuoyu ile paylaşıldı. Anketi değerlendiren BMD Başkanı Sinan Öncel, Ocak ayının hem adet satışı, hem de ciro anlamında Aralık ayına göre daha zayıf geçtiğini bildirdi. Ankete katılan üye markaların üçte ikisinin Aralık ayına göre Ocak’ta hem adet satışının, hem de cirosunun gerilediğini bildiren Öncel, şöyle devam etti:

“Önceki yıllardaki deneyimlerimizden de ocak ayının genel olarak aralık ayına göre daha zayıf geçtiğini biliyoruz. Dolayısıyla anketten çıkan sonucu normal karşılamak gerekiyor. Burada bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Organize perakende markaları 2023’te önemli yatırımlar yaptı. Kimi yeni mağaza açtı, kimi mevcutları yeniledi ya da e-ticaret kapasitesini büyüttü.

Diğer taraftan maliyetler çok fazla artıyor. Kira, genel giderler ve işçiliğin yanı sıra ham madde ve diğer operasyonel maliyetlerimizde yüksek oranlı artışlar var. Her marka maliyet artışını fiyatlarına yansıtamıyor. Firma yeterli ciroya ulaşamadığında krediyle çarkı çevirmesi gerekiyor. Yüzde 40-45 kredi faiziyle borcu döndürmek sürdürülebilir bir çözüm değil.”

“Taksitli alışveriş, tüketiciye bir nebze de olsa nefes aldırıyor.”

Öncel kredi kartı ile harcamalara sınırlamanın perakendeciyi ve tüketiciyi zorlayacağına dikkat çekerek şunları söyledi; “Vatandaş yüksek enflasyon ortamında ihtiyaç alışverişini imkânları ölçüsünde öne çekiyor. Sabit ve dar gelirli acil ihtiyaç duyduğu bir ürünü peşin almaya bütçesi yetmediğinde kredi kartından taksit seçeneğini kullanıyor. Yüksek enflasyon ortamında kredi kartıyla taksitli alışveriş, tüketiciye bir nebze de olsa nefes aldırıyor. Başka bir ifade ile kredi kartına taksit imkânı vatandaşa enflasyona karşı bir koruma kalkanı oluşturuyor. Kartlı alışveriş kayıtdışılıkla mücadelede de önemli bir enstrüman olarak karşımıza çıkıyor. Kartla harcamaya yeni sınırlama perakendeciyi ve vatandaşı zorlar. Dolayısıyla en azından belli bir limitin altındaki kartlı alışverişe ve tüketici kredisine yeni sınırlama getirilmemesi gerektiğini düşünüyoruz.”

 

Okumaya devam et

GÜNCEL

Elektrikte zam beklentisi serbest tüketici hakkını gündeme getirdi

Elektrikte 2024 için 950 kilovatsaat olarak belirlenen serbest tüketici limiti, elektrik tedarikçisini seçme özgürlüğünü daha çok tüketici için erişilebilir kıldı. Güncel veriler, serbest tüketici hakkını kullananların sayısının bir ayda %15 arttığını gösterdi.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından 2024 için 950 kilovatsaat olarak belirlenen serbest tüketici (ST) limiti, daha çok tüketicinin elektrik tedarikçisini seçme özgürlüğünü beraberinde getirdi. Bu durum, güncel verilere de yansıdı. Enerji Piyasaları İşletme A.Ş.’nin (EPİAŞ) Şeffaflık Platformu’ndan edinilen veriler, serbest tüketici hakkını kullanan tüketici sayısının şubat ayında %15,65 arttığını gösterdi. Ocak 2023 – Ocak 2024 arasındaki değişim oranı ise %22,32 artış olarak kayıtlara geçti.

Konuyla ilgili değerlendirmelerini paylaşan Reges Elektrik Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Ünal, “Tüketicilere elektrik tedarikçilerini seçme özgürlüğü veren serbest tüketici limiti, düzenli olarak düşürülüyor. Bu da elektrik piyasasını daha rekabetçi hale getiriyor. Bu rekabet, tüketiciler için daha iyi deneyim ve daha maliyet etkin tarifeler anlamına geliyor. Aylık değişimin %15 olması, limitin daha da aşağı çekilmesinin açık göstergelerinden biri” dedi.

Serbest tüketicilerin çoğu İstanbul’un Avrupa Yakası’nda

EPİAŞ Şeffaflık Platformu’nun verilerine göre, serbest tüketici hakkından yararlanan abone gruplarında ilk sırayı ticarethaneler ve sanayi kuruluşları aldı. ST hakkının en çok hizmet sektöründeki işletmelerin ve ticarethanelerin yoğunlukta olduğu İstanbul’un Avrupa Yakası’nda kullanıldığı görüldü. Ocak 2024 itibarıyla Avcılar, Beyoğlu, Küçükçekmece, Bayrampaşa, Fatih ve Kağıthane, İstanbul’da serbest tüketici hakkının en çok kullanıldığı ilçeler oldu.

Tüketicilerin tedarikçi seçme eğilimindeki artışın bir sebebinin de 31 Mart yerel seçimlerinden sonra enerji fiyatlarında görülebilecek fiyat düzenlemeleri olabileceğine dikkat çeken Mustafa Ünal, “Elektrik, işletmeler için önemli bir gider kalemi. Elektrik tedarikçileri, müşterilerine ulusal piyasadan daha iyi tarifeler sunabiliyor. Ticaret işletmeler ve sanayi kuruluşları da, en esnek elektrik abonelik modellerini ve en avantajlı elektrik tedarik hizmetini sunan elektrik tedarikçisini seçmeye yöneliyor. İstanbul’un yanı sıra Ankara’da Çankaya ve Gaziantep’te Şehitkamil ilçeleri de ST hakkından yararlanılması açısından dikkat çekiyor” ifadelerini kullandı.

4 milyonu aşkın hak sahibi, serbest tüketici hakkını kullanmıyor

Serbest tüketici hakkına yönelik bilinirliğin zaman içinde arttığını belirten Reges Elektrik Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Ünal, “Elektrik tedariği pazarı, henüz doygunluktan çok uzak. Şubat 2024 itibarıyla serbest tüketici hakkını kullanmayan hak sahiplerinin sayısı 4 milyonun üzerinde. Kullananların toplama oranı ise %3,38 seviyesinde. Yalnızca ticarethane profil abone grubunda bu oran %7,35 olarak ölçülüyor.

Reges Elektrik olarak, ulusal ve uluslararası pazarda faaliyet gösteren saygın bir şirketiz. Elektrik tedarik lisansımızı Şubat 2022’de aldık. Geçtiğimiz yılın başında saatlik 3,5 megavat seviyesindeki portföyümüzü, bir yılda 10 katına, ciromuzu ise 1 milyar TL’nin üzerine çıkardık. 2024 itibarıyla bini aşkın ticari işletmeye hizmet veriyoruz. Müşteri odaklı yaklaşımımızla, 2024’ün ilk çeyreğinde, bu potansiyeli yüksek pazarda %52 büyümeyi hedefliyoruz” diye konuştu.

“Güvenilir bir tedarikçi ve stratejik iş ortağıyız”

Ticari işletmelerin elektrik maliyetlerini iyileştirmeyi amaç edindiklerini vurgulayan Mustafa Ünal, değerlendirmelerini şu ifadelerle sonlandırdı: “Reges Elektrik olarak, maliyetlerin giderek arttığı, işletmeler için her gider kaleminin kritik önem arz ettiği bir dönemde, stratejik iş ortağı olarak konumlanıyoruz. Özgürleşen ve serbestleşen enerji piyasasında saatlik, dönemlik ve piyasa fiyatlarına uyarlanmış hesaplı elektrik tarifelerimizle, müşterilerimizin maliyetlerini dengelemelerini kolaylaştırıyoruz. Güvenli, güvenilir, çevre dostu ve kesintisiz elektrik tedariğine öncülük ediyor; daha yeşil, temiz, serbest ve teknolojiden yararlanan bir elektrik piyasası için çalışıyoruz. Nitelikli ve dinamik ekibimiz, enerji piyasasının yapısal sorunlarını %100 müşteri memnuniyeti yaklaşımıyla çözüyor. %60’ı bulan kadın istihdamımız ve yenilenebilir enerjiye yönelik yatırımlarımızla da müşterilerimizin güven ve gururla tercih ettiği elektrik tedarikçisi olarak konumlanıyoruz.”

Okumaya devam et

KATEGORİ

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

ALTIN – DÖVİZ

Altın Fiyatları

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www bankavitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.