Connect with us

EKONOMİ

Güven endeksi perakende ticaret ve inşaat sektörlerinde düştü

Yayınlanma:

|

Mevsim etkilerinden arındırılmış güven endeksi 2021 Ocak ayında 2020 Aralık ayına göre; hizmet sektöründe %2,9 artarken, perakende ticaret sektöründe %0,1 ve inşaat sektöründe %5,2 azaldı.

Mevsim etkilerinden arındırılmış sektörel güven endeksleri, Ocak 2021


Mevsim etkilerinden arındırılmış sektörel güven endeksleri, alt endeksleri ve değişim oranları, Ocak 2021

Okumaya devam et

EKONOMİ

TÜSİAD Başkanı Turan: Rasyonel politika çerçevesini bütün disipliniyle sürmeli

Yayınlanma:

|

Yazan:

Koç Üniversitesi ve TÜSİAD ortaklığı ile oluşturulan Ekonomik Araştırma Forumu (EAF) tarafından “2024 yılında Türkiye Ekonomisi” konferansı düzenlendi. Konferansın açılışında konuşan TÜSİAD Başkanı Orhan Turan, Türkiye ekonomisinin tüm dünyada olduğu gibi fazlasıyla zorlu bir dönem geçirdiğini söylerken, bu dönemde Türkiye’nin tercih ettiği politikalar nedeniyle dünyadan ve özellikle akran ülkelerden önemli ölçüde ayrıştığına işaret etti.

Yatırım yapmak zorlaştı

Bu tercihlerin Türkiye’yi enflasyon dinamiklerinin belirgin şekilde bozulduğu, yatırım yapmanın hayli zorlaştığı ve ancak aşırı tüketerek büyüyebilen bir sonuca ittiğine dikkat çeken Turan, “Yine bu süreç ihracatta ve yatırımlarda da önemli ivme kaybına sebep oldu. Bugün geldiğimiz noktada ise problemlerimizi tespit etmeye ve çözmeye çalıştığımız bir dönemdeyiz” dedi.

Yeni ekonomi yönetiminin, ekonomi politikalarında gözle görülür bir değişimi beraberinde getirdiğini anlatan Turan, para politikasında enflasyonla mücadele konusunda geleneksel ve dünya çapında kabul görmüş ekonomi politikalarına geri dönülmesinin hem yerel hem de ulusal ölçekte ılımlı bir hava oluşturduğuna işaret etti.

Enflasyon mücadelesi dengeli olmalı

Ekonomide bugüne kadar biriktirilen riskler sonucunda doğan maliyetin giderilmesi için rasyonel politika çerçevesini bütün disipliniyle sürdürülmesi gerektiğini vurgulayan Turan, şöyle devam etti:

“Çok iyi farkındayız ki enflasyon ile mücadelede para politikasının sosyal politikalar ve maliye politikasıyla desteklenmesi gerekiyor. Normale dönmek için çaba sarfettiğimiz bu süreç sadece enflasyonun düşürülmesi açısından değil bu süreçte doğacak maliyetin toplum üzerindeki olumsuz etkilerinin dengeli şekilde yönetilmesi açısından da son derece önemlidir.”

Ekonomik istikrar ve öngörülebilirlik için atılan doğru adımların kararlılıkla ve istişare içerisinde devam ettirilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Turan, “Para politikası bacağında enflasyon ile mücadelede önemli adımlar atıldı, atılıyor. İş dünyası olarak son dönemde atılan bu adımların her ne kadar zorlu bir döneme işaret etse de gerekli olduğuna inanıyoruz. Ekonomiyi biraz daha soğutmamız gerekiyor. Döviz rezervi biriktirme stratejimiz de devam etmeli. Bu kazanımların etkilerini risk primi gibi göstergelerde takip ediyoruz. 2024 yılında enflasyonun, Merkez Bankamızın da işaret ettiği üzere, yılın ikinci yarısından itibaren düşüşe geçmesini bekliyoruz” diye konuştu.

Hukuk devleti tüm kurumlarıyla etkin işlemeli

Para politikasındaki sıkı duruşun etkin şekilde devam etmesi gerektiğine işaret eden Turan, küresel ekonomik görünüm nedeniyle ihracatta önümüzdeki dönemde hızlı bir toparlanmanın şimdilik olası olmadığını, ancak ithalat talebinin gerilemesi ile döviz ihtiyacı tarafında önemli bir sorun beklemediklerini söyledi. Mevcut görünüme ve beklentilere paralel olarak, toparlanma sürecinin kararlılıkla devam etmesi halinde, ekonomik büyümenin bir müddet gerileyeceğini öngörüyoruz. Ancak bu mücadelede kararlılığımızı koruyabilirsek çok daha sağlıklı bir büyüme patikasına oturacağımızı umuyoruz” ifadelerini kullandı.

Ekonomide temel taşları yerine oturtmak ve daha da önemlisi bunu ileriye taşımak için makroekonomik istikrar, öngörülebilirlik, hukuk devleti ve yapısal reformlar başlıkları üzerine istişare edilmesi ve hızla uygulamaya geçilmesi gerektiğini vurgulayan Turan, “İkinci yüzyılımıza yakışan başlıkları gündeme alabilmek için hukuk devletinin tüm kurum ve kurallarıyla etkin işlemesi kritik önemde. Bunun yanında eğitim, işgücü, vergi, enerji gibi alanlarda yapısal reformlar elzem” diyerek sözlerini tamamladı.

Okumaya devam et

EKONOMİ

Prof. Dr. Eğilmez: Enflasyonda 22 öncesine döndük!

Yayınlanma:

|

Yazan:

Daha önce enflasyon üzerine birçok kez yazı yazdım, tanımları vermeye çalıştım ve Türkiye’de hangi tür enflasyonun var olduğunu açıklamaya çalıştım. Son olarak, dünyanın her tarafında enflasyonun yükselmeye başlamasıyla birlikte ortaya çıkan bazı yeni tür enflasyon görünümlerini yazdım. Bunlar: skimpflasyon (kaliteyi düşürüp fiyatı aynı tutmak yoluyla yaratılan gizli enflasyon), shrinkflasyon (miktarı azaltıp fiyatı aynı tutmak yoluyla yaratılan gizli enflasyon), greedflasyon (yüksek enflasyonun da ötesine geçerek yapılan fiyat artışlarının yol açtığı enflasyon) olarak adlandırılıyor. Fiyatlar genel düzeyinin (yani fiyatlarının çoğunun) sürekli olarak yükselmesini enflasyon olarak tanımladığımız için greedflasyon dışındakilerin fiyat artışı değil de enflasyon türü olarak tanımlanabilmesi için kalite düşüşünün veya miktar azaltılmasının süreklilik taşıması gerektiğine dikkat çekelim. Petrol dışarıdan ithal edildiği için dünyada petrol fiyatlarının artışına ve TL’nin dolar karşısındaki değer kaybına paralel olarak benzin fiyatları sürekli bir artış içinde olduğundan bu artışlar enflasyonun yükselmesine yol açan nedenler arasındadır. Buna karşılık eğer TL dolar karşısında değer kaybetmese ve dünyada petrol fiyatları değişmese ama hükümet benzin üzerindeki KDV’yi mesela 5 puan artırsa bu bir defalık fiyat artışına yol açacağı için bunu enflasyon artışı olarak değil fiyat artışı olarak değerlendirmek gerekir.

Enflasyon asıl olarak ya üretim maliyetlerinin sürekli olarak yükselmesinin (arz ya da maliyet enflasyonu) ya da talepteki sürekli artışların (talep enflasyonu) fiyatlara yansımasıyla ortaya çıkar. Bu ikisi dışındaki bütün enflasyon ve enflasyon benzeri olgular bu ikisinin türevleridir. Bunları bir tablo halinde gösterelim:

Fiyatlar burada sayılanlardan başka nedenlerle de artabilir. Örneğin bir malın moda olması çok talep edilmesine ve fiyatının artmasına neden olabilir. Ya da bir mala herhangi bir nedenle talep artışı gelmesi o malın fiyatının artmasına yol açabilir. Ne var ki bunlar, yukarıda değindiğimiz gibi bir defalık (sürekli olmayan) ya da tek malla sınırlı fiyat artışları olacağı için enflasyon değil fiyat artışı olarak sınıflandırılır.

Bir de yanlış ekonomi politikasının yarattığı enflasyon artışı var. Diyelim ki bir ekonomide enflasyon ve merkez bankası faizi yüzde 20 iken ve enflasyon artma eğilimi içindeyken merkez bankası faizi artırmak ya da en azından sabit tutmak gerekirken düşürmeye, hatta bununla da yetinmeyerek piyasa faizlerinin de düşürülmesi yönünde baskı yapmaya başlamış olsun. Bunun sonucu olarak bankaların mevduata vereceği faiz, reel olarak negatif olmaya (enflasyonun altında kalmaya) başlamışsa insanların tasarruf yapması için bir neden kalmaz. Çünkü bu durumda faiz alsalar bile satın alma güçlerini koruyamayacaklar demektir. O zaman ellerine geçen parayı harcamaya başlarlar. Talep artmaya ve talep enflasyonu oluşmaya başlar. Enflasyon yükseldiğinde yani paranın iç değeri düşmeye başladığında ister istemez dış değeri de düşer, kur yükselir. Kur yükselişi ithal mal ve girdi fiyatlarını o da üretim maliyetlerini yükseltir. Böylece talep tarafından başlayan enflasyon maliyetlere de yansıyarak bir kısır döngüye dönüşür. Böyle bir ortamda bir yandan da seçimler gibi çeşitli nedenlerle para arzı artışı ortaya çıkarsa kısır döngü giderek büyür.

Bazı ekonomilerde bu enflasyon türlerinin birkaç tanesi bir arada bulunur. Böyle bir durumda tedavi o enflasyon türüne göre yapılır. Örneğin talep enflasyonu varsa faizler artırılır, para arzı kısılır ya da girdi fiyatları artışı kaynaklı bir maliyet enflasyonu söz konusuysa o maliyetlerin düşürülmesi için vergi oranı düşürülebilir.

Türkiye’de bugünkü ortamda bu tabloda sayılan nedenlerin ve enflasyon türlerinin tamamı mevcuttur. Buna multiflasyon (çoklu enflasyon) diyebiliriz. Multiflasyonu düşürebilmek için bir veya iki önlemden çok ötesi gerekir. Bu sorunu çözmenin yolu kapsamlı bir program uygulamak ve geleceğe ilişkin beklentileri olumlu hale dönüştürecek adımları atmaktan geçer. Türkiye, 2001 krizine girdiğinde enflasyon oranı bugünküne yakındı. Toplum, aynen bugünkü gibi geleceğe ilişkin karamsar beklentiler içindeydi. Kriz sonrası uygulanmaya başlayan kapsamlı istikrar programıyla birlikte görünüm değişmeye ve gelecek beklentileri düzelmeye başladı ve enflasyon üç yılın sonunda tek haneye düşürüldü. Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu enflasyon sorununu çözebilmesi için benzer kapsamda bir programı uygulamaya koyması gerekiyor. İşin en acı tarafı 22 yıl sonra dönüp dolaşıp benzer bir programı uygulamak zorunda kalmamızdır.

Prof. Dr. Mahfi Eğilmez

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Hakan Aran kredi kartı kısıtlama hazırlığına tepki gösterdi

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, Türkiye’de çok sıkı para politikasının uygulandığını belirterek, kredi kartı ve ihtiyaç kredilerine getirilmesi planlanan düzenlemelerde ise düşük limitli kartlar ile 100 bin lira altı ihtiyaç kredilerine kısıtlama getirmenin akıldan bile geçmemesi gerektiğini söyledi.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Aran, İş Bankası’nın Uluslararası Bodrum Bale Festivali’ne sponsorluk anlaşmasının tanıtıldığı basın toplantısı sonrasında BloombergHT’nin sorularını yanıtladı. Hakan Aran, ihtiyaç kredisinde 100 bin liraya kadar, kredi kartlarında ise asgari ücret limiti 20 bin liraya kadar olanları tedbir tartışmalarının dışında bırakılması gerektiğine işaret ederek “Bence bunlar hayatın ayrılmaz bir parçası. Buralara bir kısıt getirmek akıldan geçmemeli. Kredi kartı ve ihtiyaç kredisinde yüksek limitli olan, tüketim konusunda daha lüks tüketime dönük olan, ithal tüketime yönelik harcamaları engelleyecek tedbirler olmalı. Düşük ile yüksek limitli olanları ayırarak düzenleme yapmak mantıklı olur yoksa tedbirler toplumda karşılığını bulmaz sürdürülemez de” diye konuştu.

Çok sıkı para politikası uygulanıyor

Enflasyonla mücadele etmek ve 3 yılda enflasyonu yönetilebilir seviyeye indirmenin ortak hedef olduğunu dile getiren Aran, temel politika değişikliğinin de enflasyonla mücadeleyi önceliklendirme üzerine kurulu olduğunu kaydetti. Aran, “Sıkı para politikası uygulanıyor, faiz artık güçlü bir enstrüman olarak kullanılıyor ama faizin yanında miktarsal sıkılaştırma, seçici kredi politikalarıyla da faizin ağırlığı artırılıyor. Bankalar olarak biz şu anda çok önemli miktarları zorunlu karşılık olarak yatırıyoruz ve bunun 15 gün öncesine kadar nemalanmıyor olması aslında verdiğimiz faizlerin bize ne kadar bize maliyetinin yukarda olduğunu gösteriyordu. Biz yüzde 45 verdiğinizde bankaya maliyeti yüzde 60’a geliyor, bu çok bankalar için ciddi bir sıkılaşma. Bu sıkılaşmanın dozunu dikkate alırsak parasal sıkılaşma için sadece faize bakmamak lazım. Arkasındaki makroihtiyati düzenlemelerle bakıldığında ülkemizde çok sıkı para politikası uygulandığını ve bunun enflasyonda mücadelede başarı getireceğine inananlardanım” dedi.

Tasarruf sahibi TL’ye inanmazsa…

Aran, zorunlu karşılıklara faiz ödemesinin henüz kağıt üzerinde olduğunu alıp alamayacaklarının da belli olmadığını belirterek şöyle devam etti: “Çünkü çok agresif hedefe bağlı. Bu müşterilerin TL’ye inanmasına bağlı, müşterilerin mevduatlarını samimi olarak sadece KKM’de değil TL faizlerin kendisine enflasyondan daha fazla kazandıracağına inanıp standart TL mevduatta değerlendirmesine bağlı. Ülke olarak tasarruf sahibinin TL’ye inandırmayı başarabilecek miyiz hep birlikte göreceğiz. Zorunlu karşılıklara faiz maliyeti azaltan faktör olduğu için bankalar eskiden verdiğinin daha üzerinde faiz verebilecek ve ekonominin dengeye gelmesi tasarruf sahiplerinin TL’ye inanması için faizlerin enflasyona karşı kendilerini koruduğu hissi uyandırması çok önemli. Bu duyguyu uyandırır bu dengeyi tutturabilirsek başarırız, tasarruf sahibi inanmazsa başarı güçleşir.”

Kredi mevduat marjlarında ilk 9 aylık bir dönemde bir değişiklik beklemeyen Aran, “Herhangi şekilde rahatlama göremeyeceğiz. Ancak yılın son çeyreğinde Merkez Bankası enflasyon hedefini tutturacağını gördüğü zaman, o noktadan sonra faiz indirimi gündeme gelebilir. Ekim ve sonrasında bizim marjlarımız rahatlayacaktır yoksa bu yıl çok sıkışık geçecek yıl olacak” dedi.

Enflasyon düşene kadar reel sektör finans sıkıntısı devam edecek

2024 yılında bankalarda en önemli sorunun tasarruf sahiplerini TL mevduata inandırmanın yanı sıra bu kredi oranlarıyla doğru müşteriye kredi kullandırarak kredi büyümesini sağlamak olduğunu söyleyen Aran, şöyle devam etti:

“Bu mevduat tarafından daha zor. Bu maliyet oranlarında kredi kullanmada bir iştahsızlık var. Kredide yatay seyreden bir yıldayız. Kredi kullandırmak mümkün olmazsa da bu karlılıkları yapabilmek mümkün olmayacak. Hem kredi kullanan hem de kredi kullandıranın karlılığını devam ettirmesi için bu döngüyü kırmamız gerekiyor. Döngüyü kırmak enflasyonun düşmesiyle olacak. Enflasyon düşene kadar reel sektör finans sektörünün sıkıntılı hali bekleyişi devam edecek sabırlı olmak lazım.”

Ticari kredilerde de ayrım yapılması gerektiğine işaret eden Aran, “Yatırım, ihracat, turizm, tarım gibi stratejik alanları diğerlerinden ayırmak gerekiyor. Bize döviz getirecek olan ihracat, turizm kredilerinde kısa vadede cazip oranlarla kampanya yapılacaktır, kredi olacaktır. Limitlerine kısıtlama getirmek kaydıyla bu alanda faaliyetlerin devamı sağlanacaktır. Ticarideki darboğaz genele yayılmayacak, ihracat, yatırım, turizm başlığı hariç olmak üzeri diğer alanlarda işletme sermayesinde zorluk yaşanabilir. O zorluk da yılın son çeyreğine kadar devam eder. Kredi almak yerine kapasite azaltmayı tercih ediyorlar, sağlıklı bir tercih. Bu da yüzde 3,5 büyümeye getirecek ve bu büyüme ile enflasyonla mücadeleyi önceliklendirebilir ve ülke olarak bunun üzerinden gelebiliriz. Tedbirli olmaya devam etmesi gereken dönemdeyiz” diye konuştu.

Dövize dönenlerde hayal kırıklığı yaratma olasılığını yüksek

Aran, vatandaşın döviz tercihini anlayabildiğini her ne kadar genel seçim olmasa da seçimlerden önce döviz pozisyonu alanların geçmişten tecrübelerle kazançlı çıktığını gördüğünü dile getirerek şöyle konuştu: “Bu genel seçim değil yerel seçim. Bu beklentilerin seçim sonrasında gerçekleşmeme olasılığının dövize dönenlerde hayal kırıklığı yaratma olasılığını yüksek buluyorum. Dövize geçici anlayabiliyorum çünkü geçen sene de seçim öncesi bu pozisyon alındı ve sonrası bu pozisyonu alanlar haklı çıktı. Geçmiş dönemde öğrenilmiş olan davranış kalıbı var, bunu yerel seçime uyguluyor vatandaşımız. Ama yerel seçimin genel seçim gibi sonuçlanmayacağını, ekonomi politikasının öncesinde rasyonel zemine geldiğini, sıkı para politikası devam ederken uluslararası oyuncuların da Türkiye’ye farklı bakmaya başladığını geçen yıldan farklı konşoktürde olduğumuzu bilmemiz gerekiyor. Döviz pozisyon alanları anlıyorum ama bu pozisyonu alanlar karlı çıkmayacak.”

Öncelik enflasyonda

Aran, İş Bankası’nın 2024 yılına güçlü bir serbest karşılık ayırarak girdiğini belirterek “10 milyar lira serbest karşılık ayırıyoruz. Bu 2024’ü nasıl yönetmemiz gerektiğinin göstergesi. 10 milyar lira serbest karşılık hesaplamalarda dikkate aldığımızda özkaynak karlılığının yüzde 38,6 olduğunu görüyoruz. Bu seviyede öz kaynak karlılığı bankacılık sektöründe hiç kolay değil özellikle 2023 gibi zor bir yılda. Yüzde 38,6 özkaynak karlılığı, yüzde 4,5 aktif karlılığı kıymetli ve ülkemizde bankacılık sektörünün ne kadar güçlü olduğunu dünyadan ayrıştığını gösteriyor” dedi.

Sektörün uzun yıllardır zorlukları çok iyi yönetmeye alıştığını dile getiren Aran, “Sektör olarak müşterileri korumayı, yanında olmayı, bankanın gücünü müşterinin gücü haline getirmeyi ve birlikte zorlukları aşmayı biliyoruz. Karlılıklarda daralma olabilir hep beraber sıkıntı yaşayabiliriz ve ama döngüyü yani yüksek kur, yüksek enflasyon, yüksek ücret artışları döngüsünü kırabiliriz. İlk kırmamız gereken enflasyon bunu kırdığımız anda asıl düzlüğe çıkacağız umuyorum. Enflasyonla mücadelede başarılı olarak bu döngüyü kıracağız” diye konuştu.

Okumaya devam et

KATEGORİ

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

ALTIN – DÖVİZ

Altın Fiyatları

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www bankavitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.