Halkbank, 2021 yıl sonu itibarıyla aktif büyüklüğünü 2020 yılına göre yüzde 32,5 artırarak 901,2 milyar TL’ye taşıdı. Banka, toplam kredilerini geçen yıla göre yüzde 29,5 artışla 730,5 milyar TL’ye yükseltti. Halkbank, toplam mevduatını da yüzde 36,9 artırarak, 625,9 milyar TL seviyesine getirdi.Banka 1,5 milyar TL Net Kar açıkladı.
‘Önce Halk Sonra Bankayız’ misyonuyla finansal kaynaklarını ülke ekonomisinin öncelikli ihtiyaçlarına yönlendiren Halkbank, 2021’de ekonomik olduğu kadar sosyal tarafı da güçlü çalışmalara imza attı. Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, “Türkiye ekonomisinin güçlü büyüme ortaya koyduğu, ivmesi yüksek bir yılı geride bıraktık. Halkbank olarak biz de bu ivmeye katkı sağladık ve 901,2 milyar TL’ye ulaşanaktif büyüklükle 4’üncü, kredilerde 3’üncü, mevduat hacmimizle de bankacılık sektörünün 2’nci büyük bankası konumuna geldik. Ülkemize yönelik sorumluluğumuzu yerine getirirken, toplam kredilerimizi 730,5 milyar TL’ye yükselterek dinamik ekonomimize desteğimizi sürdürdük” dedi.
Her koşulda esnafımızın yanında durmaya, aynı heyecanla devam edeceğiz
“2021 yılının genel görünümünü, küresel düzeyde pek çok sektörde ağırlığını hissettiren pandemi etkisinin aşılması yönündeki çabalar oluşturdu” diyen Osman Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Finans sektörünün kritik düzeyde önemli görev üstlendiği bu dönemde özellikle kamu bankaları, ekonomik hareketliliği canlı tutmak için esnafa, küçük işletmelere, şirketlere ve bireysel müşterilerine finansman desteği sağlamıştır. Ülkemizde bu sürecin kilit oyuncularından biri de Halkbank olmuştur. Türkiye’nin ekonomi politikası çerçevesinde ve temel misyonumuz doğrultusunda esnaf-sanatkâr ve KOBİ’lerin her zaman yanında olduğumuzu tekrar gösterdik. 2021’de 245 bin esnafımıza 33 milyar TL’yi aşan kredi kullandırdık. 2002 yılından günümüze kadar ise 3,3 milyon esnafımıza kredi desteği sunarken, 194,4 milyar TL’ye ulaşan kredi imkânı sağladık. Geçmişte olduğu gibi gelecekte de her koşulda esnafımızın yanında durmaya, aynı heyecanla devam edeceğiz.”
KOBİ’lerin lider bankası
Ekonomiye katkısı sadece esnaf ve sanatkâr kesimiyle sınırlı kalmayan Halkbank’ın ticari nitelikli kredileri içindeki KOBİ payını yüzde 53 gibi yüksek bir seviyeye taşıdıklarını ifade eden Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, “2017’den bu yana KOBİ’lerin lider bankası olarak %19,5 pazar payına sahibiz. Reel sektörün kredi finansman erişimine destek olmaya hiç ara vermedik.” açıklamasını yaptı.
88 bin 500 kadın girişimciye 8,6 milyar TL
‘Üreten Kadının Bankası’ anlayışıyla 2021 yılında 88 bin 500 kadın girişimciye 8,6 milyar Türk Lirasını aşan finansman sunduklarını aktaran Halkbank Genel Müdürü, “Üreten Kadınlar Toplantılarımızla neredeyse her meslek grubundan kadın girişimcinin hayatına ve pek çok kadın kooperatifine olumlu katkılarda bulunma şansını yakaladık; desteklerimizin yatırıma, üretime, istihdama ve ihracata dönüştüğüne tanıklık ettik. 2022’de ilk ‘Halkbank Üreten Kadınlar Yarışması’nı düzenleyerek, desteğimizi finansal olduğu kadar pazarlama, iletişim ve eğitim noktasında da genişleteceğiz” diye konuştu.
Şube dışı kanallardan yapılan işlemler yüzde 96’yı aştı
Dijitalleşme yatırımlarını aksatmadan sürdürdüklerini belirten Osman Arslan, “2021’de Mobil bankacılık ve internet bankacılığı uygulamalarımızı tamamen yeniledik. Mobil bankacılığımız %20 daha hızlandı. 2021 yılında yapılan iyileştirme ve eklenen yeni fonksiyonlarla toplam fonksiyon sayımız 400’e ulaştı. Tüm bunların sonucunda mobil ve internet bankacılığını içeren dijital kanallarımızdan gerçekleştirilen bankacılık işlemlerinin oranı %87’ye yükselirken, şube dışı toplam işlem oranımız %96’yı aşmıştır. 2022 yılında şube dışı hizmet modellerimizi çeşitlendirerek müşterilerimizin her an bankamızı yanlarında hissetmelerini sağlamaya devam edeceğiz. Bu yıl, 4,5 milyona ulaşan aktif dijital müşteri sayımızı da 6 milyona çıkarmayı hedefliyoruz ” paylaşımında bulundu.
Tüm hizmet birimlerine Sıfır Atık Belgesi
Halkbank, bankacılık sektörüne örnek olacak bir atılım daha gerçekleştirerek, Türkiye’nin 81 ilindeki 1055 hizmet biriminin her biri için Sıfır Atık Belgesi aldı. Kendi operasyonlarında ve paydaşlarının iş alanlarında sürdürülebilirlik ilkesini temel esas olarak gözettiklerini vurgulayan Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, “Tüm bu çalışmalarımızla bankamızın büyümesi ve ülkemizin kalkınması yolunda kapsayıcı ve katılımcı bir anlayışla özgün hizmetlere imza attığımız bir yılı tamamladık. 2022’de de finansman imkân ve çözümlerimizle müşterilerimizin ve Türkiye ekonomisinin hizmetinde olmayı sürdüreceğiz” dedi.
Türkiye İş Bankası, uluslararası sermaye piyasalarında 500 milyon dolar tutarında, 12 yıl vadeli ve 7. yılda erken geri ödeme opsiyonlu katkı sermaye niteliğinde yeni bir eurotahvil ihracı gerçekleştirdi.
Bankadan yapılan açıklamaya göre, işlemin kupon faiz oranı, ihraca gelen güçlü talep sayesinde ilk açıklanan gösterge seviyenin 35 baz puan altında, yüzde 8,40 olarak belirlendi.
Geniş bir coğrafyaya yayılmış uluslararası yatırımcıların ilgi gösterdiği işlemde eurotahvillerin yüzde 46’sı İngiltere’ye, yüzde 20’si Avrupa’ya, yüzde 17’si ABD’ye, yüzde 16’sı Orta Doğu’daki yatırımcılara ve yüzde 1’i Asya’daki yatırımcılara satıldı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ebru Özşuca, jeopolitik belirsizliklerin ve küresel piyasalardaki dalgalanmaların yüksek seyrettiği bir dönemde gerçekleştirilen bu işlemin, uluslararası yatırımcıların hem Türkiye ekonomisine hem de İş Bankasına duyduğu güveni bir kez daha teyit ettiğini belirtti.
Özşuca, Orta ve Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgelerine bugüne kadar gerçekleştirilen en uzun vadeli katkı sermaye niteliğindeki piyasa işleminin, bu özelliğiyle uluslararası sermaye piyasaları açısından önemli bir referans niteliği taşıdığını kaydetti.
– Uluslararası yatırımcılardan güçlü talep
İşlemin, güçlü yatırımcı talebi sayesinde son dönemde uluslararası sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlerde görülen seviyelerin altında bir yeni ihraç primiyle tamamlandığını vurgulayan Özşuca, bunun İş Bankasının güçlü finansal yapısına, uluslararası yatırımcı tabanının derinliğine ve uzun yıllara dayanan güven ilişkisine duyulan inancın somut bir göstergesi olduğunu anlattı.
Özşuca, son bir yıl içerisinde uluslararası piyasalarda toplamda 1,5 milyar dolar tutarında üç ayrı katkı sermaye nitelikli Eurotahvil ihracını başarıyla gerçekleştirdiklerine dikkati çekerek, bankanın sermaye yapısını daha da güçlendiren uzun vadeli bu kaynakların reel sektörün finansman ihtiyaçlarının desteklenmesine katkı sağlayacağını aktardı.
Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Son yıllarda attığımız adımlarla da Akbank Mobil’i KOBİ’lerimizin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdik ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdik” dedi
Kredi Garanti Fonu (KGF) ve Akbank, KGF kefaletli kredi başvurusunu dijital kanala taşıyan yeni işbirliğini imza töreniyle duyurdu.
İstanbul’da düzenlenen imza törenine, Akbank Genel Müdürü Kaan Gür ile KGF Genel Müdürü Hasan Basri Kurt katıldı.
Törende duyurulan işbirliğiyle KGF kefaletli kredi, uçtan uca dijital kanala taşındı. Akbank’ın Dijital KGF Kredisi sayesinde KOBİ’ler, daha önce yalnızca şubeden yürütülebilen KGF kefaletli kredi süreçlerini artık Akbank Mobil’den tamamlayabilecek.
Yeni uygulama, özellikle teminat desteğine ihtiyaç duyan KOBİ’lerin krediye hızlı ve uçtan uca dijital bir süreçle erişmesini sağlayarak önemli bir kolaylık sunuyor. Şahıs firmaları 2,2 milyon liraya, tüzel firmalarsa 5 milyon liraya kadar sunulan kredilerden 36 aya varan vade imkanıyla Akbank Mobil üzerinden yararlanabiliyor.
KGF kefaletli kredide dijital dönüşüm
Etkinlikte konuşan Akbank Genel Müdürü Gür, teknolojiyi, işletmelerinin hayatını kolaylaştırmak için kullandıklarını söyledi.
Gür, son yıllarda attıkları adımlarla Akbank Mobil’i KOBİ’lerin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdiklerini ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdiklerini dile getirdi.
İşbirliğiyle müşterilerinin Dijital KGF kredisine Akbank Mobil üzerinden dakikalar içinde ulaşabildiğine dikkati çeken Gür, böylece KGF kefaletli kredinin Türkiye’de ilk kez tamamen dijital bir süreçle sunulduğunu anlattı.
Gür, KGF’nin bu yenilikçi uygulamayı hayata geçirirken ilk işbirliğini Akbank ile gerçekleştirmesinden dolayı büyük bir mutluluk duyduklarının altını çizdi.
KGF Genel Müdürü Hasan Kurt da temel ödevlerinin KOBİ’lerin finansmana etkin erişimini sağlamak olduğunu söyledi.
Türkiye’nin istihdam ve büyümede bel kemiğini oluşturan işletmelerin hem yatırım hem de işletme sermaye ihtiyaçlarını karşılamak üzere bankalarla yoğun bir çalışma yürüttüklerini vurgulayan Kurt, uçtan uca dijital bir kefalet sürecini Akbank ve KGF işbirliği ile hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti.
Kurt, yoğun ve titiz bir çalışma sürecini birlikte yürüttüklerini ve bu sonucun ortaya çıktığını dile getirerek, karşılıklı güven ve profesyonel sorumluluk içinde yürüyen süreçte Akbank Genel Müdürü Gür’ün konunun her adımının takipçisi olduğunu sözlerine ekledi.
Kamu Bankası Çalışanına Yok, Bazı Meslek Gruplarına Var… Tartışma Büyüyor
Türkiye’de yeşil pasaport (hususi damgalı pasaport) uzun yıllardır belirli kamu görevlileri ve bazı özel statülü meslek gruplarına tanınan önemli bir ayrıcalık olarak uygulanıyor. Son dönemde ise bu kapsamın genişletilmesine yönelik peş peşe kanun teklifleri TBMM’ye sunulurken; ülke ekonomisinin en stratejik sektörlerinden biri olan bankacılık sektörünün bu hakkın tamamen dışında bırakılması sektör içinde yeniden tartışılmaya başlandı. Meclis gündemine mühendislerden mimarlara, diş hekimlerinden veteriner hekimlere kadar birçok meslek grubu için yeşil pasaport teklifleri gelirken, yaklaşık 200 bini aşkın bankacıyı temsil eden sektör için bugüne kadar benzer bir düzenleme bulunmuyor.
Bankacılar neden bu talebi dile getiriyor?
Bankacılık artık yalnızca kredi kullandıran klasik bir sektör olmaktan çıktı.
Bugün bankacılar;
Uluslararası finans kuruluşlarıyla çalışıyor,
Avrupa ve ABD’deki regülasyonları takip ediyor,
Basel kriterleri,
AML/KYC,
FATF,
ESG,
Dijital bankacılık,
Yapay zeka,
Siber güvenlik,
SWIFT,
uluslararası ödeme sistemleri gibi konularda sürekli yurtdışı temasları yürütüyor.
Özellikle;
dış ticaret finansmanı,
proje finansmanı,
yatırım bankacılığı,
sendikasyon kredileri,
ihracat finansmanı,
fintech iş birlikleri
gibi alanlarda çalışan binlerce bankacı yıl içerisinde çok sayıda uluslararası seyahat gerçekleştirmek zorunda kalıyor.
Bankacılık sektörü temsilcilerine göre bu durum, yeşil pasaport talebinin temel gerekçelerinden biri haline geliyor.
Kamu bankalarında çalışanlar da alamıyor
İşin dikkat çeken yönlerinden biri ise;
Türkiye’nin en büyük kamu bankaları olan;
Ziraat Bankası
Halkbank
VakıfBank
çalışanlarının büyük bölümünün de yeşil pasaport hakkına sahip olmaması.
Sadece özelleştirme öncesi belirli statülerde görev yapan bazı eski personeller için geçmişten gelen özel hükümler bulunurken, günümüzde göreve başlayan kamu bankası çalışanları bu kapsamın dışında kalıyor.
Bu nedenle sektör içinde; “Kamu adına çalışan bankacıya bile yeşil pasaport verilmezken, farklı birçok meslek grubu için yeni teklifler hazırlanıyor” eleştirileri dile getiriliyor.
Kimler bugün Yeşil Pasaport alabiliyor?
Mevcut mevzuata göre başlıca gruplar şunlar:
Kamu kesimi
1., 2. ve 3. derece devlet memurları
Aynı derecedeki bazı sözleşmeli kamu görevlileri
Emekli olduktan sonra bu hakkı koruyan kamu görevlileri
Siyasi görevler
Eski milletvekilleri
Eski bakanlar
Yerel yönetimler
Büyükşehir belediye başkanları
İl ve ilçe belediye başkanları (görev süresince)
Devlet sporcuları
Uluslararası başarı kazanmış devlet sporcuları
İhracatçılar
Belirli ihracat hacmini sağlayan ihracatçı firmaların yetkilileri de belirli kontenjanlar dahilinde hususi damgalı pasaport alabiliyor.
TBMM’de hangi meslek grupları için teklifler var?
Son dönemde Meclis’e sunulan teklifler incelendiğinde kapsamın giderek genişletilmeye çalışıldığı görülüyor.
Mühendisler
En az 15 yıl kıdeme sahip TMMOB üyeleri için yeşil pasaport verilmesini öngören teklif İçişleri Komisyonu’nda bekliyor.
Mimarlar
Mühendislerle birlikte teklif kapsamında yer alıyor.
Diş Hekimleri
15 yıl kıdeme sahip diş hekimleri için teklif verildi.
Veteriner Hekimler
Aynı teklif içerisinde bulunuyor.
Avukatlar
Belirli kıdeme sahip avukatlara yönelik farklı kanun teklifleri de Meclis gündemine taşındı.
Bankacılar neden kapsam dışında?
Aslında bankacılık;
Türkiye’nin finansal istikrarını yöneten,
ihracatı finanse eden,
yatırımları organize eden,
dış finansmanı sağlayan,
uluslararası sermaye girişlerinde kritik rol oynayan
stratejik sektörlerden biri.
Bugün;
sendikasyon kredileri,
Eurobond işlemleri,
IFC,
EBRD,
Dünya Bankası,
Asya Altyapı Yatırım Bankası,
uluslararası yatırım fonları
ile sürekli temas halinde çalışan binlerce bankacı bulunuyor.
Buna rağmen sektör çalışanlarının hiçbirinin meslekleri nedeniyle yeşil pasaport hakkı bulunmuyor.
Dünyadaki uygulamalar ne gösteriyor?
Birçok ülkede pasaport ayrıcalıkları daha çok diplomatik statüye bağlı olarak veriliyor.
Ancak iş insanlarına ve stratejik sektör çalışanlarına;
hızlı vize,
uzun süreli çok girişli vizeler,
fast-track uygulamaları,
güvenilir yolcu programları
gibi kolaylıklar sağlanıyor.
Türkiye’de ise bu kolaylıkların önemli bölümü ihracatçılar için uygulanırken bankacılık sektörü aynı kapsamda değerlendirilmiyor.
Sektörün ekonomik büyüklüğü
Türk bankacılık sektörü;
yaklaşık 200 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor,
Türkiye ekonomisinin finansmanını yürütüyor,
yüz milyarlarca dolarlık dış finansman işlemlerini organize ediyor,
ihracat finansmanının ana aktörü konumunda bulunuyor.
Bu nedenle sektör temsilcileri; “uluslararası rekabet gücü açısından bankacılara da belirli kriterlerle yeşil pasaport verilmesi gerektiğini” savunuyor.
Olası model ne olabilir?
Tüm bankacılara sınırsız bir hak yerine;
örneğin;
en az 15 yıl kıdeme sahip,
BDDK lisanslı bankalarda çalışan,
uluslararası işlemlerde görev yapan,
belirli unvan seviyesine ulaşmış
bankacılar için kademeli bir model oluşturulabileceği ifade ediliyor.
Benzer kriterler ihracatçılar ve bazı meslek grupları için zaten uygulanıyor.
Bankavitrini Analizi
Kamu yönetimi, yeşil pasaportu yıllar içinde yalnızca kamu görevlilerine özgü bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp belirli ekonomik ve mesleki katkı sağlayan grupları da kapsayacak şekilde genişletmeye başladı.
Mühendisler, mimarlar, diş hekimleri, veteriner hekimler ve avukatlar için peş peşe teklifler hazırlanırken; Türkiye ekonomisinin finansmanını sağlayan bankacılık sektörünün bu tartışmaların dışında kalması dikkat çekiyor.
Özellikle kamu bankalarında görev yapan ve kamu adına uluslararası finansal ilişkileri yöneten profesyoneller açısından da bu durum “eşitlik” tartışmasını beraberinde getiriyor.
Bankacılara yeşil pasaport verilmesi, yalnızca bir seyahat kolaylığı değil; Türkiye’nin finans sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırabilecek, finans diplomasisini destekleyebilecek ve sektör çalışanlarına verilen kurumsal değerin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde TBMM gündemine bankacılık sektörü için de benzer bir kanun teklifinin gelip gelmeyeceği, finans çevrelerinin yakından takip edeceği başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.