Connect with us

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

İktisatbank Analiz : Faizin 7 harikası: 1. Venezuela 3. Arjantin 7. Türkiye

Yayınlanma:

|

Dün sonuçlanan TCMB’nin olağan Mart ayı Para Politikası Kurulu toplantısında, politika faizi, piyasa tahminlerinin üzerinde 200 baz puan artırarak %19 seviyesiye yükseltildi.

TCMB’nin kararı nicelikten ziyade nitelik olarak ele alınırsa, Banka’nın enflasyonla mücadelede ‘kararlılık’, piyasa ile iletişimide ‘öngörülebilirlik’, faiz artırabilir mi tereddütünü yerle yeksan ettiğini ve en önemlisi ‘kredibilite’ tesis ettiğini görüyoruz.

Piyasa beklentisinin ‘ötesinde’ ve ‘önden yüklemeli’ ve ‘güçlü’ bir şekilde atılan adım, ‘gerekirse daha da sıkılaştırma’ yapılabileceği ibaresi ile de taçlandırılması, ileriye yönelik rehberlik anlamında da oldukça önemli bir yönlendirme.  

Haliyle, bu kadar güçlü bir karar ve beraberinde politika metni, piyasalarca olumlu karşılanarak USDTRY kurunun %3,5’e yakın bir düşüşle 7,29 seviyesine kadar gün içinde itti. Banka hisselerine gelen alımlarla XBANK endeksi %2 yükselirken (ana endeks %0,7 düştü), yabancı nezdinde Türkiye riskini gösteren 5 yıl vadeli CDS 300 baz puana geriledi.

Özetle, piyasa konsensusunun üzerinde bir hamleye imza atan TCMB, Türk Lirası’nın dünya liginden olumlu anlamda ayrışmasına neden oldu. Enflasyonun kontrol altına henüz alınamaması ve beraberinde ABD tahvil faizlerinin yükseldiği bir ekosistemde, TCMB’nin pandemi riskine rağmen güçlü ve zor bir karara imza attığını görüyoruz.

Ancak, faizi durmadan artırmanın da tek ilaç olduğunu düşünmemek gerekiyor. Türkiye, dünya faiz liginde 7. sıraya yükseldi. Faizin artış patikasında olmasına rağmen, henüz içeride döviz tevidat hesaplarında çözülme göremiyoruz! Bu nedenle, faiz kararı zaman kazandırıcı bir ilaç olarak görülmeli, pek çok alanda normalleşme adımları ile güvenin hızla tesis edilmesi gerekiyor.

Dün gün içerisinde, ABD 10 yıllık tahvil faizinin %1,75’e kadar yükselmesi ile küresel mali piyasalar bir gün aradan sonra yeninde ciddi bir satış baskısına maruz kaldı. Risk iştahının göstergesi olarak son zamanlarda takip edilen ABD borsası Nasdaq, %3 değer kaybetti.

Öte yandan, hatırlanacağı üzere, OPEC+’nın bir türlü üretim artışında mutabık kalamaması ve aşıların verdiği itici güçle son 14 ayın zirvesine yürüyen Brent cinsi ham petrol, hem küresel satış baskısı hem de dünyada yeniden filizlenen 3. dalga korkusu ile dün gün içinde %10’a yakın düşüş kaydetti.

Altının ons fiyatı, güvercin FED ardından dün sabah güne 1,750 dolar seviyesini test ederek başlaması ardından, gün içinde artan küresel risk-off moduna paralel yeniden 1,720 seviyesine varan bir geri çekilme kaydetti. Bu satıraları yazdığımız sabah erken saatlerde 1,735 dolara toparlandığını görüyoruz. Altında 2 kademe – 1,695 ve 1,745 – uzun pozisyondayız. Zarar kes seviyemiz 1,695.

Gümüş ile ilgili son 4 aydır her düşüşü uzun pozisyon alma için fırsat olarak okuyoruz. Gümüşle ilgili beklentimiz olumlu. Teknik manada, XAGUSD paritesinde 26,40-26,50 bölgesi önemli. Üzerinde haftalık kapanış yapabilirse, önümüzdeki haftalarda 28 dolar seviyesini hedefleyebileceğini  öngörüyoruz.

Her hafta Perşembe günü TCMB tarafından açıklanan verilere göre, yurtdışı yerleşikler, hisse senedi piyasasında üst üstte 8 haftadır nette satıcı konumunda. Dün BIST100 endeksi, gün içinde 1,589 puan seviyesini test ederek tüm zamanların zirvesine yükseldi. Yerli yatırımcının desteğinin borsayı ne kadar daha yukarı taşıyabileceğini bilemiyoruz!

Hatırlanacağı üzere, AB liderleri Aralık’ta Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki tartışmalı sularda doğalgaz aramak adına gerçekleştirdiği “yetki verilmemiş sondaj faaliyetleri” nedeniyle mal varlıklarının dondurulması ve seyahat yasakları getirilmesi teklifinde bulunmuştu. Dün Reuters haberine göre, AB, Türkiye’ye yönelik yaptırım kararlarını askıya aldı. Haberde Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha yapıcı bir ton takınması, Almanya Başbakanı Merkel’in daha uzlaşmacı bir yaklaşımı desteklemesi ve Türkiye ile Yunanistan arasında beş yıl aradan sonra ilk defa doğrudan görüşmelerin gerçeklemesi genel havanın değişmesini sağladı. 25-26 Mart’ta düzenlenecek zirvenin de artık Türkiye’ye karşı bir restleşme şeklinde geçmemesi bekleniyor. Olumlu bir haber!

Yeni gün başlangıcında, ABD tahvil faizlerinin %1,70 seviyesine doğru hafif de olsa geri çekilmesine rağmen, Asya piyasalarının günü pek de hoş karşılamadıklarını görüyoruz. Asya genelinde %1’in üzerinde düşüşler görülürken, ABD borsalarının vadeli endeksleri, dün akşamki sert satış baskısının yaralarını sarmaya çalışarak hafif de olsa yükseliş kaydetti.

Haftanın son iş gününde, veri takvimini süsleyen önemli bir gelişme görülmüyor. Dün sonuçlanan İgiltere ve bu sabah Japonya Merkez Bankası toplantılarından da, elle tutulur bir sonuç çıkmadı.

İKTİSAT BANKASI

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Prof. Dr. BORATAV: Dolar hegemonyasının sonu? Bir bankerin görüşleri

Dolar hegemonyasına son veren dönüşüm başlamaktadır. İyimser beklentilerle izleyeceğiz.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Başlıkta sözü edilen banker Zoltan Pozsar’dır. İsviçre’nin dev yatırım bankası Credit Suisse’in Kısa Vadeli Yatırım Stratejileri Bölümü’nün yöneticisi olduğunu öğreniyoruz.

Adını duymamıştım. Rusya’nın Ukrayna işgaline karşı Batı ittifakının uyguladığı yaptırımlar sonrasında Credit Suisse raporları olarak (12 Mart, 2 Ağustos, 17 Aralık, 29 Aralık 2022 tarihli) dört makale yayımladı.

En azından bir banker için “aykırı” metinler…  İkisinin başlığı, kapsamları hakkında bir fikir vermekte: “Yeni bir dünya para düzeninin doğuşuna tanık oluyoruz” ve “Savaş ekonomisine hoş geldiniz”.

Dünya sisteminin bugünkü sorunlarına ışık tutan özellikleri var. Aktararak değerlendirmek istedim.

Enflasyon sorunu

Yazar, Credit Suisse’te yöneticidir. En azından “görev duygusu gereği”, enflasyon sorunu üzerinde odaklanıyor.

Sözünü ettiğim yazılar, Ukrayna savaşının başlamasını izliyor. Savaş, yatırım bankası Credit Suisse’in müşterileri açısından ayrıca önem taşıyor. Pozsar onlara hitap ederek şu tespitleri ileri sürüyor. “Savaş, meta (commodity) akımlarını aksatır. Metaları, fabrikaları denetleyenler enflasyonu da yönlendirir. Enflasyonu yönlendirenler faiz oranlarını denetler. Faizler de genel olarak finansal servetin düzeyini belirlemiş olur.

Milyarlarca dolarlık finansal servet sahipleri sıradan rantiyelerden farklıdır. Onlar için finansal varlıklarının düzeyini korumak, artırmak öncelik taşır. Faizlerin yükselmesi, sıradan rantiyeleri sakinleştirir; ama finansal varlıklar (örneğin tahviller) değer yitirir.

Peki savaşın katkısı nedir? Meta üretimi aksar; arzı kısılır; enflasyon tetiklenir. Yazar, savaş öncesindeki düşük enflasyon döneminin nedenlerini ve nimetlerini de hatırlatıyor.

“Düşük enflasyonlu dünya üç sütuna dayanmaktaydı: Ucuz göçmen emeği ABD’de hizmet sektörü ücretlerinin durgun seyretmesini sağlıyordu. Çin’den ithal edilen ucuz tüketim malları düşük ücretlilerin geçim düzeyini destekliyordu. Rusya’nın ucuz doğal gazı da Alman sanayiine ve genel olarak AB’ye güç veriyordu.”

“Bu sayede Amerikalılar dünyanın sunabildiği tüm ucuz nesneleri tüketmekteydi. Finansal varlık zenginleri, parasal genişlemeden yararlanıyor; ucuz Rus enerjisi ile Avrupa’da üretilen nitelikli ürünlere de ulaşabiliyordu. Yoksul aileler de Çin’den gelen ucuz malların hepsini alıyordu. Rusya ve Çin bu makro-ekonomik barışın kefilleri olmaktaydı.” 

Makro-ekonomik barışa ABD son verdi

Pozsar’ın “makro-ekonomik barış” olarak adlandırdığı ortamın belirleyici özelliği fiyat istikrarıdır. Parasal genişleme mal piyasalarına akarak enflasyonu beslemez.  Finansal varlıklara kayar; onları şişirir ve finans kapitali ihya eder.

Yazara göre “düşük enflasyon dünyasının çöküşü, ulusalcı (“nativist”) ve jeopolitik” etkenlere bağlanmalıdır. “Trump’ın göçmen-karşıtı politikaları ABD istihdamında iki milyonluk gerilemeye yol açtı. Çin’e açılan ticaret savaşı korumacı tarifelerle başladı; teknolojik savaşa dönüştü; sonunda ulusal bir politika oldu.”

Uluslararası işgücü ve ticaret akımlarını etkileyen bu şoklara jeopolitik katkı ABD’den geldi: “Putin’in Avrupa’yı ucuz Rus gazına bağımlı kılma çabası, güç dengesini ABD aleyhine değiştirmeyi hedefliyordu. ABD Kuzey Akımı 2’yi baltalayarak engelledi. NATO’nun Avrupa’daki güçler dengesini bozması da Ukrayna’daki sıcak savaşa yol açtı.”

İki taraf da hızla ekonomik anlamda ‘silahlandı’. ABD dolar silahını kullandı; Rusya ise metaları… Savaş ekonomisine hoş geldiniz. Artık devlet başkanları önemlidir; merkez bankalarının başkanları değil. Bugünkü enflasyon arz ve jeopolitik ile ilgilidir; ulusal taleple değil. Anlamak için Friedman’ı değil, Brzezinski’yi okumak gerekiyor.

Dolar hegemonyasını zedeleyen eylemler

Bugünkü biçimi ile 1971’de oluşan dolar hegemonyası, Bretton Woods II olarak da anılır. ABD’nin üretken gücü aşınmış; kronik cari işlem açıkları vermeye başlamıştır. 21’nci yüzyılda Çin “dünya fabrikası” olur. Rusya ve OPEC ülkeleri ise petrol, doğal gaz ve ham madde ihracatçıları olarak öne çıkar. Bu ülkeler, astronomik cari işlem fazlalarını ABD hazine bonolarına ve hisse senetlerine akıtarak dolar hegemonyasına destek de olurlar.

Pozsar’a göre “Batı, Rusya’nın dolar rezervlerine el koyunca Bretton Woods II’nin dayanakları çöktü”. ABD girişimi ile Venezuela ve Afganistan merkez bankalarına karşı uygulanan benzer operasyonlar önemli görülmedi. Rusya’nın 300 milyar dolarlık rezervinin FED ve Batı merkez bankaları tarafından bloke edilmesi ise niteliksel bir fark yarattı.

“Dolar emperyalizmi” üzerindeki katkılarıyla tanınan Michael Hudson bu adımı “dolarlaşmış dünya son buluyor; Amerikan imparatorluğu kendisini yok ediyor” diye değerlendirmişti.

Zoltan Pozsar da ona katılıyor. O nedenle yeni bir para sistemi gündemdedir.

Bretton Woods III’ü kim, nasıl inşa edecek?

ABD’nin belirleyici katkıları nedeniyle Bretton Woods II son bulmaktadır. Yenisi, hangi özelliklerle, kimler tarafından kurulacaktır?

Pozsar, bu sorulara temel bir ikilemden hareket ederek yanıt arıyor: Yeni para sistemi, sermaye hareketleri tarafından mı, meta üretiminin zincirleri içinde mi belirlenecektir? Pozsar’a göre meta üretiminin iki büyük merkezi olan “Çin ve Rusya arasındaki özel ilişki bir finansal gündem de taşıyarak Bretton Woods III’ü de biçimlendirmektedir. Yeni ve çok kutuplu dünyanın inşacıları, yeni üyelerinin katılımıyla BRICS’tir.

Bugün Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’dan oluşan BRICS’e yeni katılımlar gündemdedir. İki aday olan İran ve Suudi Arabistan’ın üyeliği halinde, sanayi, tarım, madencilik, petrol, doğal gaz üretimini dünya ticaretine taşıyan dev bir blok oluşacaktır. Pozsar’a göre “metalar bizden, sorunlar sizden kaynaklanıyor” sloganı ile dolar hegemonyasına karşı çıkacak durumdadır.

Zoltan Pozsar, Şi Jinping’in Aralık 2022’de Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) üyeleri ile yaptığı toplantıya bu çerçeve içinde büyük önem veriyor. İlk adım dış ticaretin ulusal paralarla yürütülmesidir. Suudi petrolünün Çin’in ulusal parası olan yuan karşılığında ihraç edilmesi gibi…

Çin Suudi Arabistan’a karşı dış ticaret açığı verirse ne olacak? Şi Jinping iki çözüm öneriyor. Birincisi Çin’e petrol, doğal gaz ihraç eden GCC ülkeleri ile 3-5 yıllık bir ekonomik işbirliğidir. Yuan fazlalarının kullanılacağı bir yatırım programı söz konusudur. “Temiz enerji altyapısı” ile başlayıp uzay sanayiine ulaşan geri ve ileri bağlantıları kapsayan programın finansmanı yuan fazlaları ile karşılanacaktır.

Şi’nin önerdiği ikinci yöntem halen işlemektedir. Çin Merkez Bankası ile diğer merkez bankaları arasındaki swap sözleşmelerini birleştiren bir “köprü” kurulmuştur. Pozsar bu “köprü”nün işlevini (galiba farazî) bir örnekle açıklıyor. Hindistan Rusya’dan petrol ithalatının bir bölümünü BAE parası olan “dirhem” ile ödeyebilir. BAE Merkez Bankası sözü geçen “köprü anlaşması” üyelerinden biridir. Bu sayede Rusya Hindistan’dan alacağını Çin Merkez Bankası’ndan tahsil edebilir ve Batı bankalarının yaptırımlarına muhatap olmaz.

Şi Jinping’in sözünü ettiği “merkez bankaları köprüsü”, anlaşılan Çin Merkez Bankası’nın oluşturduğu dijital yuan’ı kullanmaktadır. Moskova’daki Avrasya Ekonomik Komisyonu ise doğrudan doğruya bir uluslararası rezerv para tasarımı üzerinde çalışmakta; Çin de bu çalışmaya katılmaktadır. 1944’te inşa edilen Bretton Woods I müzakerelerinde, birikimli dış dengesizliklerin düzenlenmesinde bir uluslar-üstü para birimi (“bancor”) tartışılmış; sonuç ise ABD’nin altın rezervlerine bağlanan dolar olmuştu.

Bugünkü çalışmalar yeni bir para birimi ile sonuçlanırsa katılan ülke paralarının göreli ağırlığı, uluslararası ticaretteki payları ile bağlantılı olmalıdır. Pozsar da makalelerinde bu seçeneğe yatkın görünmektedir.

Dolar hegemonyasına son veren dönüşüm başlamaktadır. İyimser beklentilerle izleyeceğiz.

Prof. Dr. Korkut BORATAV – sol.org.tr

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

TCMB ‘katlı’ kur sistemine geçti!

Yayınlanma:

|

Yazan:

TCMB, ticari hayatta da liralaşma stratejisini desteklemek adına, hafta başında işaret ettiğimiz üzere ‘katlı’ kur sistemine geçti.

Yurtdışı kaynaklı dövizlerin (hem ihracat hem de turizm gelirleri) TL’ye dönüşümünü destekleme kararı verildi. Yurtdışı kaynaklı dövizlerin TCMB’ye satışı sırasında, taahhüt karşılığında TL’ye çevrilen tutarın %2’si kadar döviz dönüş desteği verilecek. Öte yandan, firmalar yurda getirdikleri dış kaynaklı dövizlerin en az %40’ni TCMB’ye sattıktan sonra (en az ifadesinden %100’e kadar da satabileceklerini anlıyoruz) dövizin kalan kısmını kur korumalı dönüşüm hesabına değerlendirilebilecek, TL’ye çevrilen tutarın tutarın %2’si kadar döviz dönüşüm desteği alabilecek. %2 döviz dönüşüm desteğini de bir miktar netleştirmek gerekirse, örneğin TCMB’nin o gün için açıkladığı resmî döviz kuru 18,80 ile, bu destek vesilesi ile ihracatçının döviz satış kuru ~19,18 olacak.

Katlı Kur Nedir?

(Multiple exchange rate) Çeşitli mal ile hizmet ithal ve ihracı ya da sermaye hareketlerinde uygulanan döviz kuru­nun, bir dış ticaret politikası aracı ola­rak farklı düzeylerde uygulanmasına “katlı kur sistemi” denir. Kur farklılaş­tırmasını gerçekleştiren piyasa güçleri değil, dış ticaret politikasını yürütme yetkisini elde tutan kamu otoritesidir. Türkiye’de 1950 ile 1981 arasındaki bazı yıllarda katlı kur uygulamasına başvurulmuştur.

Resim

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

KKM’DE 48 MİLYAR LİRALIK ŞOK DÜŞÜŞ

Yayınlanma:

|

BDDK verilerine göre bir yılını tamamlayan KKM hesaplarda yılın son haftasında şok düşüş yaşandı.  23 Aralık’ta Kur Korumalı Mevduat-KKM hesaplarda 1 trilyon 463 milyar TL tutarında mevduat varken 30 Aralık tarihinde 1 trilyon 415 milyar TL olarak açıklandı. Yılın son haftasında KKM hesaplarda bu veriler ile 48 milyar TL ( yabancı para karşılığı 2,8 milyar USD ) düşüş yaşanırken KKM hesaplarda bugüne kadar en yüksek haftalık düşüş de yaşandı.

KKM’den çıkan vatandaş döviz almadı

23 Aralık tarihinde Gerçek Kişilerdeki Yabancı Para Mevduat 136,5 milyar USD 30 Aralık’ta ufak bir gerileme ile 136,2 milyar USD’ye gerilemesine rağmen KKM’den çıkan Vatandaşın Döviz almadığının da göstergesi oldu. KKM hesapların açılabilme süresi 31 Aralık 2023’e kadar uzatılmıştı. Hazine ve Maliye Bakanı Nebati Kasım ayındaki bütçe sunumunda KKM hesaplarına Hazineden 91,6 milyar TL destek ödemesi yapıldığını açıklamıştı. TCMB’nin desteği ise henüz net olarak bilinmiyor.

KKM hesaplar millete maliyetine değdi mi?

2022’de YP/TL kurun bastırılmasında ana unsur hiç kuşkusuz  78 milyar USD karşılığına denk gelen 1,4 trilyon TL’nin biriktiği KKM Hesaplar oldu. KKM hesapların bankalara Hazine ve Merkez Bankasından kaynak transferi olduğu düşünüldüğünde bu hesapların sadece Kamu Bankalarında olması gerektiği görüşümü halen koruyorum. Hatta tüm KKM hesaplar Kamu Bankalarına devir edilmeli! Hazine ve Merkez Bankası’ndan milyarlarca lira para transferi yapılan ve bankaların tarihi kar rekorunu yakalamasının en önemli aracı haline gelen KKM’ler bu nedenle baştan beri sadece Kamu Bankalarında olmalıydı. Hazinenin dolayısı ile merkezi bütçe aracılığı ile vergilerimizin milyarlarca lirasını yiyip bitiren KKM’ler aracılığı ile bankalara aktarılmasına değip değmediği konusundaki kuşkularımı ve ürünün yanlış olduğu düşüncemi de halen koruyorum. En azından KKM sadece döviz hesaplarını kapsamalı; TL mevduattan dönüş olmamalıydı. Bu hesapların vergiden muaf olmasındaki istisna kaybını da düşündüğümüzde millete ciddi yük olduğu kesin! KKM hesaplara ekonomistlerin niçin karşı çıktığını daha önce detaylı yazmıştım. Kısaca, bankalara ve parası olana aktardığımız milyarlarca lira; katlandığımız maliyet ile aldığımız sonuç; ödediğimiz fatura ile orantılı mı, tartışılır!

Ticari Mevduat ne durumda

23 Aralık’ta bankalardaki Toplam Mevduat 8 trilyon 787 milyon TL iken, 8 trilyon 865 milyar TL’ye yükseldi. Toplam Mevduatın USD bazlı Yabancı Para Mevduat ise 221,4 milyar USD’den 218,7 milyar USD’ye düşerek 2,7 milyar USD gerilediği görüldü. Yabancı Paradaki asıl düşüşün Ticari hesaplardan kaynaklandığı da ortaya çıktı. Zira, 23 Aralık’ta  79,7 milyar USD olan Ticari Yabancı Para Mevduatın 30 Aralık’ta 2,1 milyar USD düşerek 77,6 milyar USD’ye düştüğü görüldü. Ticari Mevduat düşüşünde bankaların Ticari kredilerde sert fren yapmasının da etkisi olduğu tahmin ediliyor. Ticari Mevduat Yabancı para düşmesi sonucu; Merkez Bankası’nın bankalara “50 bin USD ile 10 milyon TL ve üzeri para çıkışlarında belge isteyin” uyarısının da boşa olmadığı ortaya çıkmış oldu.

Para nereye gider?

Bu durumda geriye KKM’den çıkan paranın nereye gideceği sorgulanırken döviz dışında en büyük alternatifin Gayrimenkul, Altın, Gümüş ve Borsa olması beklentilerini artırdı. Dövizin yukarı yönlü hafif hareketlenmeye başlaması ve olası KKM’den dönen paraların dövize yönelmesi ise ekonomi kurmayların hiç istemediği bir durum. Bu nedenle önümüzdeki dönemde Borsanın cazip hale getirilmesi için Emekli ve Varlık Fonları dahil daha aktif kullanılması beklenmekte. Erken seçin söylentilerinin arttığı haftada KKM çıkışlarının seyri önemli hale gelirken piyasalardaki etkilerini de görmüş olacağız.  Diğer taraftan, 11 Kasım’da bankalardaki Döviz mevduat karşılığı 239 milyar USD idi; 30 Aralıkta 218 milyar USD’ye geriledi. 50 günde 21 milyar USD’lik bir gerileme söz konusu. Bu paranın nereye gittiği ile ilgili ise henüz resmi bir açıklama yok. Büyük sorulardan biri de bu: Bu para nereye gitti?

Erol TAŞDELEN – Ekonomist    www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.