Connect with us

GÜNCEL

KARDAK KRİZİNDEN SANAYİCİLİĞE: ÇETİN AİLESİ

Yayınlanma:

|

Ülkemiz ile Yunanistan arasında yaşana gelen sayısız ada sorunu içinde kamuoyunda çok yakından takip edilen Kardak Krizi’nden iki hafta sonra görev dönüşü düşen helikopterde iyi yetişmiş 5 silahlı kuvvetler mensubu yaşamını yitirirken, hayata son anda tutunan SAT komando Ahmet Çetin için kaza sağ kalmanın ötesinde de anlamlar taşıyordu.

16 Şubat 1996’daki kazada aldığı ağır yaralar uzun süreli tedavilerle iyileşirken, harp gazisi Çetin çok sevdiği Türk Silahlı Kuvvetleri’yle geçeceğini sandığı ömründe keskin bir dönüş yaşayacaktı. Mesleğine ilişkin planları tamamen bozulmuştu. 11 yıldır görev yaptığı Deniz Kuvvetleri’nde sahada görev almasına darbeli vücudu izin vermeyecekti. Tedavi sonrası SAT eğitmenliği teklifini ise, “SAT büyük bir hizmet alanıdır. Öğretmen, öğrencisinin karşısında tam sağlıklı olarak çıkabilmelidir” düşüncesiyle kibarca reddedecek, gönülsüz de olsa TSK’dan ayrılacaktı.

Ahmet Çetin, aldığı kararların ardından sanayi şehri olan Çerkezköy’e yerleşti. Sıfırdan iş yaşamına atıldı. Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi’nde Ulusoy Holding’e ait dönemin en modern fabrikasında, Ulusoy Tekstil’de başladığı yeni işinde ilk işinin meziyetleri sayesinde hızla ilerledi. İdari müdür olarak girdiği Ulusoy Tekstil’de kısa sürede yükseldi, genel müdür yardımcısı oldu.

Ahmet Çetin o günlere ilişkin, “Yılmaz Ulusoy’un ve ekibinin çok desteklerini gördüm. Yılmaz Bey’in adeta manevi oğlu oldum. Zamanla ayrılma vaktinin geldiğini gördüm, izin istedim. Kurduğu işinde de desteklerini hep gördüm. Ulusoy Tekstil’in genel müdürlüğünü yürüten Can Yürüten’in hala daha büyük desteklerini görüyorum” diyor.

Kendi şirketini kurar, ilk adımı uzmanlık alanı olan güvenlik işi ile adım atar, ardından personel taşımacılığı ve temizlik alanlarında da hizmet sektöründe ticari faaliyetlere başlar, 1998 Haziran ayında adım attığı iş yaşamında hızlı yol alır.

Çetin Group, şimdi hizmet sektöründe Türkiye’nin en büyük yerli şirketlerinden biri olarak faaliyet yürütüyor. Güvenlik, temizlik ve taşımacılık alanlarındaki yarattığı istihdam 11 bini, toplam istihdamı ise 12 bini buluyor. Ailenin ikinci kuşağı Atakan Çetin’in de aşağıdaki satırlarda kariyer öyküsüne değineceğim şekliyle gruba katılmasıyla sanayi de de büyüyerek yola devam ediyor.

Atak Kozmetik, atağa kalkacak

Türkiye’nin en büyük ve başarı ile yönetilen sanayi bölgelerinden Çerkezköy OSB’deki işyerinde görüştüğümüz Ahmet Çetin’i bir hayli yoğun bir mesaide buldum. Kendi işlerinin yanı sıra seçim sürecindeki Çerkezköy Ticaret ve Sanayi Odası’nda başkan adaylığından kaynaklandığını öğrendim bu yoğunluğun. Bir dönemi başkanvekili olarak geçen iki dönem meclisinde bulunduğu Çerkezköy TSO yönetimi adaylığından ziyade işleri odaklı sorduğum sorularıma samimi yanıtlar aldım kendisinden. 2004’te girdiği kozmetik alanında, biri Birleşik Arap Emirlikleri’nde olmak üzere 3 fabrikası var. Ödüllü bir ihracatçı; son iki yıl da üst üste yapmış oldukları oda kokuları ihracatı 20 milyon doların üzerine çıkan kozmetik şirketi kurucusu olduğu Atak Kozmetik. ABD’den, Avrupa’ya Hindistan’a uzanan pazar ağında büyük firmalara ve zincir mağazalara her türlü kozmetik ürünü satışı gerçekleştiriyor. Kozmetik sektörüne ve bu alandaki modern tesislerine çok güveniyor ve yeni yatırımlar devreye giriyor. 8,5 milyon dolarlık bütçe ile Atak Kozmetik’in kapasitesi iki katına çıkarılıyor. Mevcut kapasitenin artmasının yanı sıra krem ve güneş yağları üretimi yapılacak. Hedefini, 2023’te ihracat sıralamasında ilk sırada yer almak olarak koyuyor.

İkinci nesil Avrupa’da şirket satın alıyor

Ahmet Çetin, grupta yönetim kurulu başkanı, sözcü aynı zamanda satış ve pazarlama ağırlıklı işlerden sorumlu. Eşi Seval Çetin finansın ve mali işlerin başında. Koç Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde kısmi başarı burslu olarak lisans eğitimini tamamlayan, üzerine Köln Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler öğrenimi gören Atakan Çetin, kimya devi Alman Henkel’de başladığı iş deneyimini farklı alanda değerlendirmek için anne babasının kapısını çalar. Anne baba, grupta veliaht olarak gördükleri ve mevcut işlerin başına geçeceğini düşündükleri oğulları Atakan Çetin’den ‘yeni bir iş alanına yatırım yapma niyetim var. Ödemek koşuluyla sizden sermaye desteği bekliyorum” önerisiyle karşılaşır. Bu noktada devreye gireyim. Belki kendileri de hesaplamamış olabilir. Babasının kendi işini kurmasından tam 20 yıl sonra 2017’de Atakan Çetin de kendi işini kurmak için düğmeye basmıştır. Mobilya aksesuarları ve ekipmanları konusunda düşündüğü yatırım için istediği sermaye desteği de babasının Atak ‘ı kurarken yatırdığı miktar kadardır. 1.2 milyon dolarlık destek ile istediği alanda işe başlar Atakan Çetin. İspanya’dan, İtalya’dan danışmanlık destekleri alır, Ar-Ge odaklı yenilikçi ürünler yaratan bir fabrika kurar. Başa baş giden yüksek teknolojili fabrika, iki yılın ardından kar getirmeye başlar. 2021’den itibaren de Atakan Çetin, ailesinden aldığı maddi desteğin ödemesine başlar. Borç saydığı yatırım desteğinin ödemesini 2023 yılı temmuz ayına kadar bitirmeyi planlar.

Atakan Çetin’in 160 çalışana ulaşan Çemobsan şirketinin, ihracat odaklı başlayan iş serüveninde iç pazara da yöneldiğini, yanı sıra İtalya’da bir fabrika ve marka satın almak üzere olduğunu öğrendim. Yurt dışında Almanya başta olmak üzere yüksek kalite ve yenilik arayan ülkelerin iyi markalarına ihracat yapan Atakan Çetin ve ekibi, şimdi yurt içinde de aynı başarıyı göstermek için kolları sıvamış. Bana da hayallerinin peşinden koşan, kendi ayakları üzerinde duran ve aynı zamanda ‘borcuna sadık’ olan Atakan Çetin ve ekibine başarılar dilemek düşüyor.

Okumaya devam et

BORSA

SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borç sermayeye dönüştü, tartışma büyüdü

SASA Polyester’in 3 Haziran 2026 tarihinde açıkladığı Paya Dönüştürülebilir Tahvil (PDT) dönüşüm kararı, sermaye piyasalarında son dönemin en çok tartışılan işlemlerinden biri haline geldi. Şirket açısından bilançoyu güçlendiren bu adım, hisse yatırımcıları açısından ise “pay sulanması”, “değer kaybı” ve “güven erozyonu” tartışmalarını beraberinde getirdi.

Özellikle SASA Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim M. Turhan’ın geçmiş dönemde yaptığı açıklamalar nedeniyle yatırımcı tepkilerinin önemli bölümü şahsında toplandı.

Peki SASA ne yaptı, kim kazandı, kim kaybetti?

SASA ne yaptı?

Şirketin açıklamasına göre;

  • Yurt dışında ihraç edilen PDT sahipleri dönüşüm haklarını kullandı.
  • 37,3 milyon Euro nominal değerli tahvil hisseye dönüştürüldü.
  • Bunun karşılığında yeni paylar ihraç edildi.
  • Mevcut ortakların rüçhan hakları tamamen kısıtlandı.
  • Şirket sermayesi yaklaşık 785 milyon TL artırıldı.

Teknik olarak bakıldığında şirketin borcu azaldı ve özkaynakları güçlendi. Finansal açıdan değerlendirildiğinde bu işlem, borcun sermayeye dönüştürülmesi nedeniyle şirket bilançosunu rahatlatan bir yapı oluşturdu.

Şirket açısından olumlu sonuçlar

PDT dönüşümü sonrasında SASA’nın elde ettiği avantajlar şöyle sıralanabilir:

1. Döviz borcu azaldı

Tahvil yükümlülüğünün bir bölümü ortadan kalktı.

2. Finansal kaldıraç düştü

Borç/özkaynak dengesi iyileşti.

3. Faiz yükü azaldı

Gelecekteki finansman maliyetleri üzerinde olumlu etki oluştu.

4. Nakit çıkışı önlendi

Şirket tahvil geri ödemesi yapmak yerine hisse vererek yükümlülüğünü kapattı.

Yönetim perspektifinden bakıldığında bu işlem rasyonel ve bilanço güçlendirici bir finansman yöntemi olarak görülebilir.

Peki yatırımcı neden rahatsız oldu?

Sorunun cevabı “seyrelme etkisi” olarak adlandırılan süreçte yatıyor. Yeni hisseler üretildiğinde mevcut ortakların şirket içindeki pay oranı küçülür.

Buna sermaye piyasalarında “dilution” yani sulanma denilir.

Yatırımcıların itiraz ettiği temel nokta şu: Şirket borcunu azaltırken bunun maliyetinin önemli bir kısmı mevcut hissedarlara yansıtıldı.

Özellikle küçük yatırımcı açısından ortaya çıkan etkiler:

  • Hisse başına düşen şirket değeri geriledi.
  • Arz edilen pay miktarı arttı.
  • Satış baskısı oluştu.
  • Hisse fiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı meydana geldi.
  • Portföy değerleri eridi.

Büyük tartışma: Tahvil yatırımcısı avantajlı mı oldu?

Piyasadaki eleştirilerin önemli bölümü bu noktada yoğunlaşıyor.

Tahvil yatırımcısı:

  • Önceden belirlenmiş şartlarla dönüşüm hakkı elde etti.
  • Belirli fiyat avantajına sahip oldu.
  • Hisseye dönüşüm sırasında daha korunaklı bir pozisyonda bulundu.

Borsa yatırımcısı ise:

  • Açık piyasadan hisse aldı.
  • Fiyat düşüşünün tüm riskini taşıdı.
  • Seyrelme etkisini doğrudan yaşadı.

Bu nedenle sosyal medyada sıkça dile getirilen görüşlerden biri şu oldu: “Şirket kurtarıldı ama küçük yatırımcı korunamadı.”

İbrahim M. Turhan neden hedef haline geldi?

Aslında kararın sahibi tek başına İbrahim M. Turhan değil. PDT ihracı ve dönüşüm süreçleri yönetim kurulu kararıyla ve SPK mevzuatı çerçevesinde yürütülüyor.

Ancak yatırımcı tepkilerinin önemli kısmı Turhan’a yöneldi. Çünkü İbrahim M. TUrhan aynı zamanda SASA Yönetim Kurulu Üyesi olması açıklamaları da yatırımcı o hassasiyet ile algıladı. Açıklamalar ile fiili duurm örtüşmeyip hisse değeri daha düşünce küçük yatırımcı dah afazla zarar etti; tartışmalar da bu noktada alevlendi.

Bunun birkaç nedeni bulunuyor.

1. Sürecin kamuoyundaki yüzü oldu

PDT mekanizmasını en fazla anlatan isimlerden biri İbrahim M. Turhan’dı.

2. Beklentiler ile sonuçlar uyuşmadı

Yatırımcılar açıklamalar sonrasında hisse üzerinde bu kadar güçlü bir baskı beklemiyordu.

3. Satış baskısı öngörülemedi

Piyasada oluşan fiyat hareketleri yatırımcıların hesaplarının ötesine geçti.

4. Güven sorunu oluştu

Hisse fiyatındaki sert düşüşler sonrasında yatırımcılar açıklamaların yeterince risk içermediğini düşünmeye başladı.

Yatırımcılar yanıltıldı mı?

Bu soru bugün en çok tartışılan konu.

Ancak hukuki açıdan bakıldığında;

“Yanıltma”, “manipülasyon”, “yanlış yönlendirme” gibi kavramların oluşabilmesi için SPK tarafından yapılacak inceleme ve hukuki süreçlerin sonuçlanması gerekir.

Bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış herhangi bir SPK kararı veya yargı hükmü bulunmamaktadır.

Bu nedenle; “Yatırımcılar kesin olarak yanıltıldı” demek de, “Hiçbir sorun yaşanmadı” demek de mümkün değildir.

Ancak yatırımcı algısında ciddi bir güven kaybı oluştuğu açıktır.

Asıl sorun ne?

Bu olay aslında Türkiye sermaye piyasalarının kronik sorunlarından birini yeniden gündeme getirdi: Finansal mühendislik ile yatırımcı iletişimi arasındaki kopukluk.

Şirket yönetimleri bilanço açısından doğru kararlar alabilir.

Ancak bu kararların;

  • Küçük yatırımcıya etkileri,
  • Riskleri,
  • Olası fiyat baskıları,
  • Seyrelme sonuçları,

yeterince açık anlatılmadığında piyasalarda güven sorunu ortaya çıkıyor.

Sonuç

SASA’nın PDT dönüşümü şirket açısından bakıldığında borcu azaltan ve özkaynakları güçlendiren başarılı bir bilanço operasyonu olarak görülebilir.

Ancak borsa yatırımcısı açısından tablo çok daha farklıdır.

Payların seyrelmesi, hisse fiyatındaki sert düşüşler ve oluşan güven kaybı nedeniyle küçük yatırımcı önemli ölçüde zarar gördüğünü düşünüyor.

Bugün yaşanan tartışmanın merkezinde yalnızca bir sermaye artırımı değil; şeffaflık, yatırımcı iletişimi ve kurumsal güven meselesi bulunuyor.

Sermaye piyasalarında para kaybı telafi edilebilir.

Ancak yatırımcı güveni kaybedildiğinde onu geri kazanmak çok daha zor oluyor.

Bankavitrini.com Analiz

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi

Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.

Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.

Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.

Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.

Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.

Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.

‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.

– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:

‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, 500 milyon dolar tutarında ve yüzde 8,25 faiz oranıyla sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, vadesi 10,5 yıl, faiz yenileme tarihi 5,5 yıl olan ihracın coğrafi dağılımı yüzde 73 Birleşik Krallık, yüzde 18 Avrupa, yüzde 4 Amerika, yüzde 4 Orta Doğu ve yüzde 1 Asya şeklinde gerçekleşti.

Geniş tabanlı yatırımcı talebiyle emir defteri 1,2 milyar doların üzerine ulaşırken, güçlü talep sayesinde fiyatlama başlangıç seviyesine kıyasla 25 baz puan daralarak, yüzde 8,25 seviyesinde oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 500 milyon dolar tutarındaki sermaye benzeri tahvil ihracını başarıyla tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

’22 Haziran’da itfa edilecek (15 Mayıs’ta geri çağrılan) diğer Tier 2 ihracımız öncesinde, yatırımcılardan gelen güçlü ön talebi değerlendirerek, uygun piyasa koşullarında harekete geçtik. Sermaye benzeri borçlanma işlemlerinde geri çağırma haklarımızı istikrarlı biçimde kullanmamız da yatırımcı nezdinde olumlu karşılandı. Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz.’

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.