ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Kral kaybetmeye mahkûm!
Yayınlanma:
3 ay önce|
Yazan:
BankaVitrini
ABD ile İran arasında İslamabad’da yapılan uzun müzakerelerden anlaşma çıkmadı. Yaklaşık 6 haftadır süren çatışmaların ardından 11 yıl aradan sonra ilk defa aynı masaya oturan taraflar, ateşkese rağmen kalıcı çözüm sağlayamayarak birbirini suçlamak suretiyle masadan kalktı. ABD, İran’dan nükleer silah geliştirmeyeceğine dair net taahhüt isterken, İran ise güven eksikliği, yaptırımların kaldırılması ve bölgesel talepler (özellikle Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol) konusunda geri adım atmadı.
Görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Trump, Hürmüz Boğazı’nı abluka altına alma talimatı vererek gerilimi ciddi şekilde tırmandırdı. Ateşkesin korunması şimdilik kritik görülse de, anlaşma sağlanamaması, jeopolitik risklerin kısa vadede yüksek kalacağına ve piyasalarda temkinli seyrin süreceğine işaret ediyor. Diplomasi kanallarının tam olarak kapanmasa da, sürecin şimdilik tıkandığını söylememiz gerekiyor. Görüşmeler sürerken, İsrail’in Lübnan’ı bombalamaya devam ettiğini de not etmemiz gerekiyor.
Piyasalar hâliyle yeni güne pek de iyimser bir görünümle başlamıyor. Hürmüz Boğazı üzerinden enerji akışının sekteye uğrayabileceği endişesiyle Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı %8 artışla 103 dolar seviyesine yükselirken, doların kısmen de olsa değer kazandığını görüyoruz. Bir kez daha, riskten kaçınma isteğinde piyasalar güvenli liman olarak doları tercih ederken, EURUSD paritesi 1,1670 seviyesine geriledi. Güvenli liman talebinin artmasına rağmen, risk-off modunda tercih edilmeyen altının ons fiyatı, haftayı kapattığı 4,747 dolar seviyesinden ilk nazarda %2’ye yakın gerileyerek 4,643 dolar seviyesine kadar sarksa da, bültenimizi yazdığımız sabah erken saatlerde 4,715 dolar seviyesine toparlandı. Gümüşün ons fiyatı da benzer bir şekilde %4’e yakın gerileme kaydederek 74,20 dolar seviyelerine kadar geri çekildi. Gümüş, altına nazaran daha dirençli bir seyir izlerken, teknik mânâda 73 dolar üzerinde tutunmasını önemsiyoruz. Altın cephesinde ise 4,640 dolar seviyesini aşağıda takip edeceğiz (bakınız grafikler).
Risk iştahındaki zayıflama hisse senetlerine de olumsuz yansıdı. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde %1’e yakın gerileme görülürken, Pasifik’in diğer ucunda da benzer bir tablonun hâkim olduğunu görüyoruz. Gösterge endeks Tokyo borsası %1 gerilerken, Güney Kore ve Hong Kong endeksleri %1,5’e yakın geriledi. Para birimleri liginde Euro’nun yanı sıra, Avustralya doları, Sterlin ve Japon Yeni de değer kaybetti. Petrolün 100 dolar üzerinde kalıcılık sağlaması, enflasyon beklentilerini yeniden yukarı çekerken, merkez bankalarından beklenen faiz indirimleri başka bahara kaldığı gibi yerini de faiz artırım ihtimaline terk etmeye başladığını görüyoruz.
Madem gündem oldukça yoğun ve yoğun kalmaya da devam edecek gibi görünüyor, bugün mevcut gürültü patırtıdan biraz uzaklaşarak farklı bir bakış açısı geliştirmeye çalışmak isterim. Trump’ın savaş öncesi dönemde arzuladığı üç temel argümanın da pekâlâ tersine gittiğini görüyoruz. Trump, fabrika bacalarının tütmesi, çarkların dönmesi ve iş adamının krediye kolay ulaşımını talep ederek faizlerin ve sıkı parasal koşulların gevşetilmesini talep ederek devamlı Fed Başkanı Powell’ı hedef alırken, gelinen noktada doların piyasa faizinin yükseldiğini görüyoruz (10 yıllık ABD tahvil faizi son 1 ayda 50 baz puan yükseldi). Öte yandan, doların değer kaybetmesiyle rekabet üstünlüğü elde ederek ABD’nin cari işlemler açığını kapatmak isterken, savaş döneminde likit kalma arzusunun bir tezahürü olarak ne var ne yok sat dolar al talebinin güçlenmesiyle bu amacının da boşa çıktığını görüyoruz (DXY son 2 ayda %5 değer kazandı). Öte yandan, akaryakıt fiyatlarının düşmesini isterken, ABD’de dizel fiyatının 6 dolar/galon seviyesine yükselerek, 2022 yılında Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden bu yana en yüksek seviyeye geldiğini görüyoruz.
Pompa fiyatlarında yaşanan artışın ve bunun yanı sıra savaşın tedarik zincirini alt üst etmesiyle hammade fiyatları sert bir şekilde yükselirken, bunun en güncel yansımasını da haftanın son iş günü ABD’de açıklanan makroekonomik verilerde gördük. ABD’de TÜFE enflasyonu Mart ayında %3,3 seviyesine yükselirken, enflasyona en büyük etki eden kalemin %10’dan fazla artan enerji fiyatları olduğunu not edelim. Bu etkiyi elbette hepimiz önceden tahmin etsek de, dolaylı olarak yarattığı ikincil etkileri ise zaman ilerledikçe göreceğiz. Öte yandan, ABD’de Michigan Üniversitesi Tüketici Güven Endeksi 1952 yılından bu yana en düşük seviyeye ulaştı. Daha basit bir anlatımla, tüketici güveni rekor düşük seviyeye gerilerken, yıllık enflasyon sadece bir ayda yaklaşık 1 puan artış kaydetti (%2,4’ten %3,3’e). Bu veri setinin ve yaşanan gelişmelerin, Kasım ara dönem seçimleri öncesinde Trump’ı her geçen gün daha zor duruma düşürdüğünü göz ardı etmeyelim.
İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kontrol etme isteği âdeta dünyanın boğazını sıkarken, küresel ekonomiyi de özellikle gıda ve enerji başlıklarının gölgesinde çöküşün eşiğine getirdi. Avrupa’da jet yakıt stoğu tükenmeye yüz tuttuğunu okuyoruz. Öte yandan geçen hafta canlı yayına katılan Bakan Şimşek, süreci “dünya 2. Dünya Savaşından bu yana en ciddi şokla karşı karşıya” diyerek özetlediğinin altını çizelim. Sevimsiz başlıklar olan resesyon veya stagflasyon riskinin yüksek perdeden konuşulduğu bir ekosistemde, Fed’in enflasyon konusunda bekle ve gör stratejisi benimseyeceğini, Powell’ın görev süresinin önümüzdeki ay dolmasının ardından Kevin Warsh’un direksiyonun başına geçmesiyle yönetim kurulunu faiz konusunda ikna edip edemeyeceğini hep birlikte takip edeceğiz.
Yukarıda kaleme aldığım gelişmelerden de anlaşılacağı üzere, işler ABD ve Trump yönetimi için hiç de yolunda gitmiyor. Ekonomik tarafta yaşanan gelişmelerin dışında, sürecin şimdilik tam bir başarısızlıkla ilerlediğini de söylememiz gerekiyor. İran’ın dinî lideri şehit edilmiş olsa da, ABD’nin talep ettiği rejim değişikliğinin gerçekleşmediği gibi, İran nükleer programından da geri adım atmadı. Hatta, İran’ın füze kapasitesini yok etme gibi önemli bir hedefinin de gerçekleşmediğini görüyoruz.
Trump’ın geride bıraktığımız hafta, bir sabah 6 bin yıllık bir medeniyeti yok edeceği yönünde Papa’nın bile tepkisini çeken ve çok ileri giden açıklamaları ardından, neredeyse aynı gün İran’ın sunduğu plan üzerinden müzakere etmeyi kabul etmesi, aslında ne kadar da açmaz ya da çıkmaz içinde olduğunu açık bir şekilde gösteriyor. Ya kendisine çok güveniyor, ya İran’ı çok küçümsedi ya da kendisine -özellikle İsrail’in- yanlış bilgi verdiğini düşünüyorum. Sosyal medyada yer alan ve Epstein dosyaları üzerinde tehdit edildiği yönünde teyide muhtaç konu başlığını ise şimdilik bir kenara bırakıyorum.
Konuya biraz da jeopolitik taraftan yaklaşırsak, bu savaşın da bir gün biteceği görüşünden hareketle, enerji arzının beşte birinin geçtiği bu hassas su geçidine dünyanın mutlak surette alternatif arayacağını düşünüyoruz. Bu minvalde, Türkiye’nin coğrafik konumu itibariyle potansiyelini mutlak surette değerlendirmesi gerektiğini düşünüyoruz. Trump, ABD’nin süper gücüne zarar gelmemesi için okları Avrupa üzerine çevireceğini, bu minvalde NATO’nun da anlamını yitirmiş bir ittifak hâline gelebileceğini düşünüyoruz. Bu görüşümüzde de yalnız olmadığımızı da peşinen belirtmek isterim. ABD’nin İran savaşında önemi bir mühimmat stoğu tüketmesini Çin ve Rusya uzaktan da olsa memnuniyetle takip ettiğini de göz ardı etmememiz gerekiyor. Hatta, Çin’in sessiz kalmasını da olumsuz bir başlık olarak okumamak gerekiyor. Hazır yeri gelmişken, Napolyon’a atfedilen meşhur ifadeyi de hatırlatmak isterim. “Düşmanın hata yaparken asla ona engel olma.”
Özetlemek gerekirse, ABD’nin Orta Doğu’da soyunduğu çılgınlığın sonu ABD için pek de iyi bitmeyeceğini düşünüyoruz. Hatta bir adım daha ileri gidersek, ‘mutlu son’ ile bitmeyeceği gibi Amerikan hegemonyasının da sonunun yazıldığını düşünüyoruz. Bu noktadan hareketle, savaş öncesi döneme bir süre sonra geri döneceğimizi, zayıf ABD Doları temasının ivme kazanacağını, doların (DXY) yeniden değer kaybedeceğini, teminat tamamlama ya da kârdaki pozisyonları mecburiyetten kapatma zorunluluğunun ortadan kalkmasıyla risk iştahının geri döneceğini, başta gümüş, devamında değer saklama araçları olan altın ve bitcoinin yeniden değer kazanacağını düşünüyorum. Bir diğer deyişle, ABD dolarının küresel rezervlerdeki payını yeniden azalmaya yüz tutacağının altını çizmek isterim. Gelinen noktada, merkez bankaları başta altına yönelip farklı para birimlerine geçtikçe, doların ağırlığının son 25 yılın en düşük seviyelerine gerilediğini de tekrar hatırlatmak isterim. Doların zayıflamasını bir seçenek değil, zorunluluk olarak görüyoruz!
Yurt dışına geniş açıdan baktıktan sonra, yüzümüzü Türk mali piyasalarına çevirelim. Türkiye cephesinde, savaşın patlak vermesiyle yabancı yatırımcıların hızlı pozisyon kapatmaları dikkat çekerken, rezerv kompozisyonunun üçte ikisinin altın olması nedeniyle, altın fiyatlarının değerleme etkisi de rezervler üzerinde baskı kurdu. Bu gelişmelerin etkisiyle TCMB’nin net yabancı para pozisyonu, yalnızca 22 iş günü içinde 70 milyar dolardan 8 milyar dolara kadar sert bir düşüş gösterdi. Ancak geçen hafta sağlanan ateşkes ortamı, hem piyasa algısını hem de rezerv dinamiklerini hızlı şekilde tersine çevirdi. 9 Nisan valörlü işlemlerde, TCMB’nin bir günde 8 milyar dolar rezerv biriktirdiğini görürken, swap ve hazine dövizleri hâriç net pozisyonun da 21,5 milyar dolar seviyesine toparlandığını görüyoruz (bakınız grafik). Söz konusu süreçte otoritenin kuru ne pahasına olursa olsun savunacağına yönelik inanışla yurt içi yerleşiklerin döviz talep etmediğini, yurt dışı yerleşiklerin ise gittiği gibi geri geldiklerini görüyoruz. Demek ki, savaşın yeniden ivme kazanmaması kaydıyla, TCMB’nin kaybettiği rezervlerini süratle yerine koyacağını söylemek pek de hatalı olmayacaktır. Bu bağlamda, döviz kuruna yönelik endişe duymadığımızın da altını bir kez daha çizmek isteriz. Sene sonu USDTRY kuruna yönelik beklentimiz 52-53 seviyesinde bulunuyor.
USDTRY kuru haftanın ilk işlem gününde (yarın valörlü işlemlerde) 44,70’li seviyelere yükselirken, Borsa İstanbul ana endeksi haftayı %9 yükselişle tamamladı (bankacılık endeksi %12 yükseldi). CDS risk primi 330 baz puan seviyesini test ettiği geçen haftalara nazaran 240 seviyesine gerilerken, riskin azalmasının yurt dışı borçlanma maliyetini de azaltacak önemli bir faktör olduğunu not edelim. Tüm bunlar cereyan ederken, cuma gece saatlerinde kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, normal takviminin dışında aldığı bir kararla, Türkiye’nin kredi notu görünümünü pozitiften durağana çevirdi. Kararın arka planında savaşın etkileri ve gerileyen rezervler yer aldı. Böylelikle, tüm uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’yi durağan notta tuttuğunu söyleyelim. Kararın piyasa yansımasının olmayacağını, rezervlerin dipten dönmesinin daha büyük mutluluk yaratacağını düşünüyoruz.
Macaristan’dan dün yapılan seçimlerde, Peter Magyar 16 yıldır iktidarda olan Viktor Orban’ı tarihi bir yenilgiyle devirdi. Seçime yönelik yüksek katılımı değişim isteğinin en güçlü göstergesi olarak değerlendiriyoruz. Seçim sonucu ardından ülkenin AB ile ilişkilerinde normalleşme, Ukrayna’ya destek ve içerde yargı ile kurumsal reformların önünü de açılabileceğini düşünüyoruz. Özetle, seçim sonuçlarını AB’nin geleceği açısından olumlu olarak değerlendiriyoruz. Ekonomi politikalarının daha öngörülebilir bir eksende ilerleyeceği beklentisiyle Macaristan’ın CDS risk primi gerilerken, para birimi HUF’un da diğer gelişen ülke para birimlerine kıyasla pozitif ayrıştığını ve dolar karşısında son 4 yılın en iyi seviyesine geldiğini görüyoruz.
Gözler savaşın etkisinde olsa da, ABD’de bilanço sezonu başlıyor. Goldman Sachs, JPMorgan Chase gibi büyük bankaların açıklamaları ekonominin gidişatı açısından kritik bilgiler sunacaktır. Mali piyasaların gündeminde bugün ise Türkiye’de cari işlemler dengesi takip edilecektir.
TCMB Net Yabancı Para Pozisyonu
TCMB Net Yabancı Para Pozisyonunda Yaşanan Günlük Değişim
Gümüş
Altın
DXY
Emre Değirmencioğlu
İlginizi Çekebilir
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Altın ve Gümüş: Nerede kalmıştık?
Yayınlanma:
19 saat önce|
22/07/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD borsaları teknoloji hisseleri öncülüğünde yaşanan güçlü toparlanmanın yardımıyla geceyi yükselişle tamamladı. En büyük 500 şirketin işlem gördüğü S&P 500 endeksi %1’e yakın yükselerek üç günlük düşüş serisini sonlandırırken, toparlanmaya özellikle yarı iletken hisseleri öncülük etti. Nasdaq Bileşik endeksinin %1,3 yükselmesinin ardından iyimser havanın Pasifik’in diğer ucuna da yansıdığını görüyoruz. Asya’da bu sabah alımlar hız kazanırken, çip üreticilerinin ağırlıkta olduğu Güney Kore KOSPI endeksi %5 yükseldi. Japonya’da gösterge endeks Tokyo borsası %2 prim yaparken, Güney Kore’nin temmuz ayının ilk bölümünde yarı iletken ihracatının yaklaşık üç katına çıkması ve Tayvan’dan gelen güçlü sipariş verileri, yapay zekâ temalı teknoloji hisselerine yönelik iyimserliği yeniden canlandırdı.
Jeopolitik cephede ise Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’de Suudi petrol tankerlerini hedef alabileceği yönündeki tehditleri nedeniyle Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı 92 dolar seviyesine yükselirken, piyasalarda belirgin bir riskten kaçış eğilimi de görülmedi. Yatırımcılar dikkati yeniden şirket bilançolarına çevirirken, bugün açıklanacak Alphabet ve Tesla sonuçları, yapay zekâ yatırımlarının şirket kârlılığına etkisi açısından yakından takip edilecektir. Diğer taraftan dolar değer kazanırken, sepet kur DXY 101,20 seviyesine varan bir yükseliş kaydetti. İngiltere’nin yeni başbakanı ve Hazine Bakanı şimdilik yeterli heyecan yaratamazken, birkaç gün önce 1,3560 seviyesine yükselen GBPUSD paritesi 1,3370 seviyelerine geri çekildi.
Piyasaların kılavuzu konumunda ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,63 seviyesine gelerek son iki ayın en yüksek seviyesini test ederken, gelecek hafta gerçekleştirilecek olağan Fed toplantısı öncesinde faizlerin sabit bırakılması ana beklenti olmayı sürdürüyor. Fed faiz vadeli kontratları yıl sonuna kadar toplam 38 baz puanlık ilave sıkılaşma ihtimalini fiyatlamaya devam ederken, Ekim toplantısında artırım ihtimali %77 seviyesinde fiyatlandırılıyor. Faiz getirisi olmayan kıymetli metaller, Fed’in yeni başkanının isminin telaffuz edildiği 29 Ocak’tan bu yana (yaklaşık beş aydır) neredeyse her fırsatta satış baskısıyla karşı karşıya kaldı. Son günlerde ise yeniden hayat belirtisi göstermeye başladı. Yükselişin fitilini büyük önem verdiğimiz 54 dolar seviyesinin test edilmesiyle ateşleyen gümüş bu sabah 60 dolar seviyesini test ederken, benzer bir şekilde altının da ons fiyatı 4,140 dolar seviyesine dayanarak teknik mânâda düşüş serisini sonlandırdı. Dün gümüşte açtığımız ilk kademe uzun pozisyonumuza bugün altını da ekleyeceğiz. Unutmayın, bir enstrüman sadece yükselirken alınır! Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin bu sabah 66 bin dolar seviyesinin üzerine yerleşti.
Büyük resimde ise, piyasaların Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik riskleri tamamen göz ardı etmese de, odağını yeniden teknoloji şirketlerinin bilançolarına ve yapay zekâ temasına çevirdiğini görüyoruz. Bu minvalde petrol fiyatları son altı haftanın zirvesini test etse de, risk iştahının bozulmadığı ve yukarıda da görüleceği üzere, kıymetli metallerin daha fazla satış baskısıyla karşı karşıya kalmadığını görüyoruz. Ya da ekonomi ile jeopolitikanın yavaş yavaş ayrışmaya başladığın altını çizmemiz gerekiyor. Haber akışında, ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun diplomatik çözüm arayışını sürdürmeye hazır olduklarına dair mesaj verirken, buna karşın sahadaki gerilim tırmanmaya devam ediyor. Yemen’deki Husiler, uluslararası denizcilik şirketlerine gönderdikleri resmî uyarıda Suudi Arabistan limanlarına yükleme veya boşaltma yapan gemilerin hedef alınabileceğini bildirirken, bu uyarının ardından Asya’ya petrol taşıyan üç Suudi tanker rotasını değiştirdi.
İran’ın Hürmüz Boğazı’na yönelik tehditleriyle birlikte Kızıldeniz’de de risklerin artması, küresel enerji arzı açısından iki kritik deniz geçidini aynı anda baskı altına aldı. Enerji arzına ilişkin riskler ön planda kalsa da, piyasalar bir yandan diplomatik girişimlerden gelebilecek ateşkes sinyallerini, diğer yandan enerji arzını sekteye uğratabilecek somut gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdürüyor. Diplomasi kapısı tamamen kapanmış görünmese de çatışmanın maliyeti ve ekonomik etkilerinin de giderek büyüdüğünü görüyoruz. Pentagon, İran savaşının ABD’ye bugüne kadar 37,5 milyar dolara mal olduğunu açıklarken, ek bütçe talebi Washington’da yaklaşan ara seçimler öncesinde siyasî tartışmaları da beraberinde getirdi. Savaş karşıtı sesler her geçen gün yükseliyor. Başkan Trump savaşta hayatını kaybeden Amerikan askerlerinin sayısının on sekize yükseldiğini açıkladı.
Türkiye cephesinde ise ismi büyük yabancı kurumlardan birinin dün USDTRY kuru ile ilgili kaleme aldığı rapor gündemi oldukça meşgul etti. Goldman Sachs, TCMB’nin önümüzdeki dönemde döviz kurunda daha fazla değer kaybına izin verebileceği ve yıl sonuna kadar %20’lerin ortasında bir yükseliş yaşanabileceği öngördü. Açıkçası raporun mevcut beklentilere kıyasla hangi yeni bilgiyi sunduğunu görmekte zorlandık. Uzun bir süredir bizim de sene sonu için kur beklentimiz yaklaşık 52,00 seviyesinde bulunuyor. Bu da zaten sene başına göre bakılırsa (43,00 – 52,00) yaklaşık %20 düzeyinde bir yükselişe işaret ediyor. Dolayısıyla Goldman’ın raporu, mevcut beklentilerden belirgin şekilde ayrışan yeni bir hikâye sunmaktan ziyade, piyasada zaten konuşulan temel senaryoyu teyit ediyor. Kaldı ki, yabancı kurum raporlarının zaman içinde değişen ekonomik ve jeopolitik gelişmelere bağlı olarak sık sık revize edildiğini de geçmişte defalarca gördük!
Yabancı bir kurumda uzun bir süre çalışan biri olarak bu raporları da nasıl yazdıklarını yakından bilsem de, ayrı bir tartışma konusu olduğundan bu noktaya hiç değinmeyeceğim. Dün Türk mali piyasaları günü limoni bir şekilde tamamladı. Ana endeks %0,7 gerilerken, bankacılık hisseleri %0,8 oranında düştü. XBANK’ın son 20 günde neredeyse %20 gerilediğinin altını çizmek gerekiyor. USDTRY kuru kamunun kontrolünde 47,20 seviyelerine gelirken, 5 yıl vadeli CDS risk primi 240 baz puanla son altı haftanın en yüksek seviyesine geldi. Petrol fiyatlarının seyri, net enerji ithalatçısı olan Türkiye’nin cari açık ve enflasyonla savaşını pekâlâ desteklemiyor. Her ne kadar manşete bakarak petrol fiyatlarının 92 dolar seviyesine gelerek son altı haftanın zirvesini test ettiğini söylerken, rafineri fiyatlarındaki yüksek seyrin daha da belirgin bir hâl aldığını ve arz sorunlarının başta motorin olmak üzere rafineri ürünlerini ciddi şekilde olumsuz etkilediğini not etmek gerekiyor. Bu minvalde, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi de tıpkı petrol fiyatları gibi %41,81 seviyesine yükselerek son altı haftanın zirvesini test etti.
Türkiye cephesinde dün siyasi gelişmeler de ön plana çıktı. CHP’den ayrılan Özgür Özel, bugün yeni partisini kuracağını açıklarken, çok sayıda milletvekilinin yeni oluşuma katılabileceği beklentisi siyasi gündemin ilk sırasına yerleşti. Mali piyasaların gündeminde ise bugün İngiltere’de enflasyon rakamları, Türkiye’de ise kapasite kullanım oranı ile reel kesim güven endeksi takip edilebilir.
Altın
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Savaşın gölgesinde gözler yeniden teknoloji devlerinin bilançolarında
Yayınlanma:
2 gün önce|
21/07/2026Yazan:
BankaVitrini
Dün KKTC Mali piyasaları 20 Temmuz Özgürlük ve Barış Bayramı nedeniyle kapalı konumdaydı. Bayramımız öncelikle kutlu olsun. Kıbrıs’ta son günlerde hareketli seyir dikkat çekiyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 27-29 Temmuz tarihlerinde dayı ziyaret etmesi bekleniyor. İki liderle ayrı görüşmelerin ardından üçlü zirve gerçekleştirilecek. BM, taraflar arasında diyaloğu yeniden canlandırmayı ve ağustos sonu veya eylül ayında yeni bir gayriresmî 5+1 toplantısı için ortak zemin oluşturmayı amaçlıyor. Sürecin seyrinin, Kıbrıs meselesinde önümüzdeki dönemin diplomatik takvimi açısından belirleyici olacağını düşünüyoruz.
Öte yandan, KKTC-Türkiye arasında doğalgaz hattı için ilk imzalar atıldı. İmzalanan mutabakat zaptı kapsamında Türkiye’den deniz altı boru hattıyla KKTC’ye doğalgaz ulaştırılması hedefleniyor. Projenin hayata geçmesiyle enerji arz güvenliğinin güçlenmesi, elektrik üretim maliyetlerinin düşmesi ve sanayi ile turizm sektörünün rekabet gücünün artması amaçlanıyor. Rum basınında projenin geniş yankı bulduğunu görüyoruz. NATO Zirvesi’nde Türkiye’nin gövde gösterisinin ardından, bazı yorumlarda, su ve elektrik projelerinin ardından doğalgaz hattının da tamamlanmasıyla KKTC’nin enerji alanında ciddi bir avantaj elde edebileceği, mevcut eğilimin sürmesi halinde Güney Kıbrıs’ın gelecekte KKTC’den daha ucuz elektrik temin etmek zorunda kalabileceği değerlendirmelerine yer verildi.
Büyük resme baktığımızda ise Avrupa’nın Rus gazına alternatif arayışı devam ederken, Doğu Akdeniz kaynaklarının KKTC üzerinden Türkiye’ye, oradan da Avrupa pazarına ulaştırılması, mesafe ve maliyet açısından en rasyonel güzergâhlardan biri olacağı enerji uzmanları tarafından değerlendiriliyor. Ancak bölgedeki jeopolitik dengeler ve siyasi anlaşmazlıklar, ekonomik açıdan en verimli görülen bu rotanın hayata geçirilmesinin önündeki en büyük engel olmayı sürdürüyor. Bu sürecin, KKTC’nin uluslararası alandaki k gündemin merkezinde onumuna da olumlu katkı sağlamasını temenni ediyoruz.
Küresel mali piyasaların gündeminde ise ABD-İran savaşının gündemin merkezinde yer tutmaya devam ediyor. ABD ordusunun Mart ayından bu yana ilk kez can kaybı yaşaması ardından jeopolitik riskler yeniden tırmanırken, Hürmüz Boğazı’nda petrol tankerlerine yönelik saldırılar ve bölgedeki enerji altyapısını hedef alan gelişmeler, arz güvenliğine ilişkin endişeleri yeniden artırdı. Tansiyonun barometresi konumunda Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dün gün içinde 91 doların üzerine yükselse de, diplomatik temasların yeniden başlayabileceği beklentisiyle kazanımlarının önemli bir bölümünü geri verdi.
Petrol fiyatlarındaki yükselişe rağmen küresel risk iştahında belirgin bir bozulma yaşanmaması dikkat çekiyor. Cuma günü teknik açıdan önemli gördüğümüz 100,50 seviyesini bir kez daha test eden dolar endeksi (DXY), buradan gelen tepki alımlarıyla 100,90 seviyesine toparlandı. Enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon endişelerini yeniden gündeme taşımasıyla, piyasaların para politikası beklentileri açısından yakından izlediği ABD 2 yıllık tahvil getirisi de hafif yükselerek %4,20 seviyesine çıktı. Vadeli kontratlar yıl sonuna kadar toplam 33 baz puanlık faiz artışını fiyatlarken, ekim toplantısında faiz artırımı olasılığı %71 seviyesinde bulunuyor.
Faiz getirisi olmayan kıymetli metallerde ise altının ons fiyatı 4,040 dolar seviyesine yükselirken, gümüşün ise geçen hafta büyük bir önemle takip ettiğimiz 54 dolar seviyelerini test ederek toparlanmaya başladığını görüyoruz. Gümüşte son günlerde fiyatın gerilemesine rağmen teknik analizde sıklıkta rastladığımız güç göstergesi olan RSI göstergesinin gerilememesi, hatta yükselmesi, dibin test edilmiş olabileceğine işaret ediyor. Teknik mânâda aşağıdaki grafikten de görülebileceği üzere bu sabah 58 dolar seviyesine yaklaşan gümüşte, eğer beklenmedik olumsuz bir gelişme olmazsa yukarı yönlü isteğin artmaya başlayacağını düşünüyoruz. Böyle bir durumda yukarıda ilk seviye olarak 63 doları hedefleyeceğiz. Bugün kademeli olarak uzun pozisyona geçmek için hazırlıklara başlayacağız.
Gümüşte yukarı yönlü hareketlilik dikkatimizi çekmeye devam ederken, altın tarafında da benzer bir hareketten söz etmek adına yukarıda 4,100 dolar seviyesinin üzerinde kapanış görmek isteyeceğiz. Aşağıdaki grafikten de görüleceği üzere, Bloomberg Emtia Endeksinin genelinde yeniden yükseliş isteğinin tırmandığını görüyoruz. Öte yandan, dört haftadır yükseliş isteği sergileyen lâkin bir türlü 65 bin dolar seviyesinin üzerine yerleşemeyen Bitcoin bu sabah 65,500 dolar seviyelerine kadar gelerek kıymetli metallerdeki yükselişe eşlik ettiğinin altını çizmek isteriz.
Yemen’deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan’a deniz ablukası ilan etmesi, ABD-İran savaşının Kızıldeniz’e yayılma riskini artırdı. Henüz Bab el-Mendep Boğazı’nın tamamen kapandığına dair bir bilgi bulunmazken, olası saldırılar veya sevkiyatların aksaması, Hürmüz Boğazı’ndaki kayıplara ek olarak küresel petrol arzı, navlun ve sigorta maliyetleri üzerinde baskı yaratabileceğini düşünüyoruz. Buna karşılık İran ile ABD arasında ateşkes arayışlarının sürmesi, petrol fiyatlarındaki ilk yükselişin sınırlı kalmasını sağladı. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dün gün boyu 86-91 dolar geniş bandında hareket ettikten bu sabah 88 dolar seviyelerinde dengelendiğini görüyoruz.
ABD borsaları dün geceyi yatay tamamlarken, yeni gün başlangıcında, Pasifik’in diğer ucunda iyimser bir seyir görüyoruz. Orta Doğu’da ateşkes için yürütülen arabuluculuk girişimlerinin yanı sıra petrol fiyatlarını bir aylık zirveden aşağı gevşemesiyle gösterge endeks Tokyo borsası %2,5 yükselirken, gözlerin üzerine çevrili olduğu ve dün %4,5 gerileyen Güney Kore borsası KOSPI bu sabah %4,5 yükseliş kaydetti. ABD borsalarının da vadeli işlemlerinde yükseliş isteği göze çarparken, Nasdaq vadelisinde %1 yükseliş dikkat çekiyor.
Jeopolitik riskler ve petrol fiyatlarındaki oynaklık yakından takip edilirken, piyasaların odağı ikinci çeyrek bilanço sezonuna çevrilmiş durumda. Bu hafta Alphabet, Tesla, Intel ve IBM başta olmak üzere teknoloji devlerinin açıklayacağı finansal sonuçlar, yıl boyunca yapay zekâ temasıyla yükselen piyasaların yönü açısından kritik önemle takip edilecektir. Alphabet’in yeni yapay zekâ çipleri geliştirdiğine yönelik haber akışı teknoloji sektörüne alım getirdi. Ancak beklentilerin oldukça yükseldiği mevcut ortamda, şirketlerin yalnızca kârlılık rakamları değil, gelecek döneme ilişkin verecekleri mesajlar da piyasalarda belirleyici olacaktır.
Avrupa siyasetinde ise İngiltere’de yeni dönem resmen başladı. İşçi Partisi lideri Keir Starmer’ın görevden ayrılmasının ardından başbakanlık koltuğuna oturan Manchester eski Belediye Başkanı Andy Burnham, son 10 yılda yedinci başbakan oldu. Siyasî istikrarsızlığa son verme sözü veren Burnham, 40 yılın en büyük değişimini hedefleyen yeni bir siyasi ve ekonomik model hazırlayacağını açıkladı. İlk aşamada hayat pahalılığı, konut sorunu ve zayıf ekonomik büyümeye odaklanacağını söylerken, piyasa fiyatlamasına bakarsak GBPUSD paritesi 3 gündür gerileyerek 1,3430 seviyelerine geri çekildi. İngiltere borsası FTSE100 de benzer bir şekilde günü %0,7 oranında düşüşle tamamladı. Bu arada dün gece saatlerinde, daha önce 2002-2007 yılları arasında Hazine’de görev yapan Savunma eski Bakanı John Healey’i maliye bakanı olarak atadı. Healey, yatırımcılar ve parlamenterler tarafından deneyimli ve güven veren bir isim olarak karşılandığını haber akışında okuyoruz. Bugün İngiltere piyasalarının Healey atamasını nasıl fiyatlayacağını takip edeceğiz.
TCMB, Piyasa Katılımcıları Anketi’nin Temmuz ayı sonuçlarına göre, sene sonu TÜFE beklentisi ve on iki ay sonrasına ilişkin beklenti hemen hemen önemli bir değişim göstermeden sırasıyla %29,21 ve %23,95 oldu. Sene sonu USDTRY kuru beklentisi 51,55 olurken, sene sonuna kadar katılımcılar TCMB’den 230 baz puan faiz indirimi beklerken (%37’den %34,70), Perşembe günü sonuçlanacak olağan PPK toplantısında ise faizlerin sabit tutulacağı tahmin ediliyor (bakınız grafik).
Türk mali piyasaları geçen hafta tahterevalli misali inişli çıkışlı bir seyir izlemişti. Küresel arenada cereyan eden olumsuzluklar ve iç siyasette artan endişeler ön plana çıkarken, NATO Zirvesi ardından yeşeren ABD yaptırımlarının kalkacağı beklentisi, S-400 ve F-35 meseleleri ön planda kalmaya devam etti. Dün BIST100 ana endeksi günü %0,7 oranında artışla tamamlarken, bankacılık endeksi %1,6 geriledi. USDTRY kuru kamunun kontrolünde 47,20 seviyelerine gelirken, yurt içi yerleşiklerin TL ilgisinin devam ettiğini görüyoruz. TCMB’nin Cuma valörlü işlemlerde 38 milyar dolar seviyesine yükselen net yabancı para pozisyonu, pazartesi valörlü işlemlerde -hafta sonu riski- 33,7 milyar dolar seviyesine geriledi. Altın fiyatlarının derleme etkisiyle rezervler üzerinde olumsuz etki doğurması, net pozisyon üzerinde baskı kuruyor. CDS risk primi uzun bir aradan sonra 220-230 baz puan seviyelerini terk ederek 240 baz puana yükseldi.
23. FIFA Dünya Kupası’nın finalinde İspanya, uzatma dakikalarında bulduğu golle Arjantin’i 1-0 mağlup ederek tarihindeki ikinci Dünya Kupası şampiyonluğunu kazandı. Maç boyunca oyunun kontrolünü elinde tutan İspanya, üstün futbolunu son bölümde skora yansıtmayı başarırken, bu zaferle şampiyonluk sayısını ikiye çıkararak Fransa ve Uruguay’ı yakaladı. Arjantin ise üç şampiyonlukta kaldı. Böylece Dünya Kupası tarihindeki denge de Avrupa lehine biraz daha bozuldu. Avrupa ülkeleri toplam 13, Güney Amerika temsilcileri ise 10 şampiyonluğa ulaştı. Turnuvanın ardından Paraguay ve Arjantin eleştirilen odağına yerleşti.
TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi
TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi – USDTRY ve TÜFE
Gümüş
Bloomberg Emtia Endeksi
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Küresel risk iştahı zayıf. Savaşın gölgesinde satış baskısı teknolojiye sıçradı
Yayınlanma:
6 gün önce|
17/07/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD ile İran arasındaki gerilim yeniden hız kazandı. ABD ordusu, İran’ın özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki askerî kapasitesini zayıflatmayı hedefleyen yeni hava saldırıları düzenlerken; İran da bölgedeki ABD üslerine füze ve İHA saldırılarıyla karşılık verdi. Çatışmaların yeniden tırmanmasıyla Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği büyük ölçüde dururken, İran’ın, ABD’nin enerji altyapısını hedef alması durumunda Kızıldeniz’deki Bab el-Mendeb Boğazı’nı da baskı unsuru olarak kullanabileceği belirtiliyor. Bu gelişmeler enerji arzına ilişkin endişeleri artırırken, petrol fiyatları yüksek seyrini koruyor. Brent cinsi ham petrol 85 dolar seviyesinde denge bulsa da, son iki haftada %20’den fazla yükseliş kaydettiğini hatırlatalım. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, önümüzdeki haftalarda gerilimin düşmemesi hâlinde küresel enerji arzı açısından ciddi risklerin oluşabileceği uyarısında bulundu.
İran ve ABD’nin geçen ay sağlanan ateşkes öncesindeki noktaya geri döndüğünü görüyoruz. Önümüzdeki günlerde yeniden müzakere masası etrafında bir araya gelinemezse, çatışmaların daha da tırmanmasından endişe ediyoruz. Hâliyle bu görünüm, küresel piyasalarda risk iştahını baskılamaya devam ediyor. Bu bağlamda son ayların zayıf halkası konumunda kıymetli metallerde satış baskısının sürdüğünü görüyrouz. Altındaki son zayıflığı yalnızca Fed’in faiz artırımına bağlamanın da zayıf bir argüman olduğunu düşünüyoruz. Faiz getirisi sunmayan kıymetli metaller faizlerin arttığı dönemlerde genellikle baskı altında kalsalar da, ezber bozarcasına Fed’in faizleri artırdığı dönemlerde de değer kazanabildiklerini daha önce de tecrübe ettik.
Son aylarda yaşadığımız baskının temel nedeni ise Orta Doğu’da savaşın yarattığı likidite sıkışıklığı olarak ön plana çıkıyor. Gemilerin yüzmediği, uçakların rahatça uçamadığı, tedarik zincirlerinin kırıldığı bir ekosistemde, turizm gelirlerinin bile sarsılması hâliyle bütçe açıklarını artırarak likidite ihtiyacını da ön plana çıkarıyor. Küresel dolar likiditesinin sıkıştığı durumlarda, altın rezervleri dâhil çeşitli varlıklarda otoritelerin satışa yönelmesini normal karşılamak gerekiyor. En basit örneği çok uzaklarda aramamak gerekiyor. Savaşın en yoğun hissedildiği geçen aylarda TCMB’nin yüklü altın satışları ister istemez altın fiyatlarının seyrini olumsuz yönde etkilemişti. Hülâsa, jeopolitik gerilim sürdüğü ve dolar likiditesi üzerindeki baskı devam ettiği müddetçe kıymetli metallerin yönünü yukarıya çevirmekte zorlanacağını düşünüyoruz. Haftalık kapanışın bizlere önemli ipuçları sunacağını da unutmamak gerekiyor. Bu bağlamda, teknik bir bakış açısıyla bu sabah 55 dolar seviyesinin altını test eden gümüşte asıl hareketin başladığı 54,35 dolar seviyesini büyük bir dikkatle takip edeceğiz. Dört bin dolar seviyesinin altını test eden altında ise 3,950 dolar seviyesi kritik destek konumunda olduğunu hatırlatalım.
ABD borsalarının dün geceyi düşüşle tamamlarken, teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq Bileşik endeksi %1,5 geriledi. Micron, Dell, Broadcom gibi ön planda olan teknoloji hisseleri %5’in üzerinde gerilerken, Netflix’in üçüncü çeyrek için açıkladığı finansallar piyasa beklentilerinin altında kaldı: şirket hisseleri geceyi %8’in üzerinde değer kaybıyla tamamladı. Bu sabah Pasifik’in diğer cephesinde ekranların koyu kırmızıya boyandığını görüyoruz. Gösterge endeks Tokyo borsası ve teknoloji ağırlıklı Tayvan borsasında düşüş %4,5’i aşarken, son dönemlerin flaş ismi hatta son günlerde tahterevalli tarzı bir görünüm sunan Güney Kore borsası KOSPI her ne kadar bu sabah kapalı konumda olsa da, tepeden düşüşün %30 seviyesine geldiğini not edelim. ABD borsalarının da vadeli işlemlerinde düşüş isteğinin korunduğunu görüyoruz. Nasdaq vadelisi %1 daha gerilerken, yarı iletken hisselerindeki satış baskısının genele yayıldığını söylememiz gerekiyor.
Jeopolitik risklerin yeniden yükselmesiyle petrol fiyatları haftalık bazda %11’in üzerinde prim yapmaya hazırlanırken, zayıf ABD enflasyon verilerinin etkisiyle Fed’in yıl sonuna kadar yalnızca 27 baz puanlık faiz artırımı yapacağını fiyatlamaya devam ediyor. Ani bir faiz artırım ihtimali için takip edilen 29 Temmuz toplantısına yönelik beklenti ise %10 seviyesine kadar geriledi. Daha önce de sıklıkla belirttiğimiz üzere, Fed’in yeni başkanı Warsh’un kurumu yeniden şekillendirmeye hazırlandığını ve enflasyona karşı sıfır tolerans anlayışıyla şahin bir duruş sergilediğini görüyoruz. Buna karşın ay başından bu yana açıklanan ABD istihdamı ile tüketici ve üretici enflasyonu verileri, sanılanın aksine büyük çaplı bir enflasyon sorununa işaret etmiyor. Bu minvalde, yapay zekâ devriminin neler getireceği, Trump’ın dünyayı nereye sürükleyeceğinin bilinmediği bir ekosistemde, Fed Başkanı Warsh da beklenti yönetimini sıkı tutmaya çalışarak şahin tonunu korusa da, faiz artışının kolay bir seçenek olmayacağını düşünüyoruz.
Bu bağlamda, dolarda yaşanan son dönemdeki güçlenmeden elbette çekinsek de, ya da teknik mânâda dolar endeksinin (DXY) 100,50 seviyesinin üzerinde kalması bizler mutlu etmese de, yükseliş isteğinin devam etmemesi gerektiğini düşünüyoruz. ABD insanının servetinde hisse senetlerinin ne kadar büyük bir yer tuttuğunu geçen günlerde paylaşmıştık. Kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesi hisse senetlerinde yaşanacak büyük çaplı bir düşüş hâliyle seçmen nezdinde ciddi bir varlık kaybı yaratması, Trump’ın hiç de arzulamadığı bir tabloya neden olabilir. Tüm bu gelişmeleri birlikte değerlendirdiğimizde, savaşın aslında kimseye faydası olmadığını çok net bir şekilde söylememiz gerekiyor.
Türkiye cephesinde ise bir günlük tatil ardından dün ılımlı bir günün geride kaldığına şahitlik ettik. TCMB’nin rezerv pozisyonu iyileşmeye devam ederken, S-400 mevzusu ve CAATSA yaptırımlarıyla ilgili olumlu beklentilerin ışığında BİST100 ana endeksi günü %1,2 artıda tamamladı. Endeks üzerinde ağırlığı bulunan halka açık bir faktoring şirketindeki son üç günlük taban serisi borsadaki yükselişi sınırlandırdı. Enerji fiyatlarının gölgesine rağmen iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi hafif de olsa gerileyerek %41,15 seviyesine gevşerken, TCMB’nin önümüzdeki hafta düzenlenecek olağan PPK toplantısında faiz oranlarını sabit bırakacağını düşünüyoruz.
USDTRY kuru pazartesi valörlü işlemlerde hafta sonu fonlama faizinin de etkisiyle 47,15 seviyesine yükseldi. Türk insanının bir numaralı yatırım aracı olan gram altın 6 bin TL seviyesine gerilerken, altın fiyatlarında yaşanan düşüşün Türkiye ekonomisini pek çok kanaldan olumsuz etkilediğinin de altını çizmek gerekiyor. Bugün TCMB ve BDDK’nın haftalık verilerini takip edeceğiz. Makro cephede ise Türkiye’de konut satışları, Euro bölgesi TÜFE, ABD yeni konut inşaatları, sanayi üretimi ve Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi takip edilebilir.
Emre Değirmencioğlu
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.039)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.603)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (579)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.978)
- GÜNCEL (4.522)
- GÜNDEM (3.557)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.722)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.466)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (821)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (114)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (57)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (93)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Tesla'nın kârı ikinci çeyrekte beklentilerin altında kaldı 22/07/2026
- Amazon, yapay zeka biriminde işten çıkarmaya gitti 22/07/2026
- Erakçi: ABD saldırısına destek verenler meşru hedef olacak 22/07/2026
- Güney Kore'den Hürmüz iddialarına yalanlama 22/07/2026
- "İran'ın petrol satamadığı bölgede kimse petrol satamaz" 22/07/2026
- AB'den Paramount-Warner Bros. anlaşmasına şartlı onay 22/07/2026
- Musk, yapay zekayla "The Odyssey" çekeceğini duyurdu 22/07/2026
- Çin ve ASEAN'dan enerji işbirliğini güçlendirme kararı 22/07/2026
- Reel kesimin döviz açığı Mayıs'ta 204,4 milyar dolar oldu 22/07/2026
- İç talep göstergesi Temmuz'da sert gerilemeye işaret etti 22/07/2026
SON YAZILAR
- Altın ve Gümüş: Nerede kalmıştık? 22/07/2026
- Savaşın gölgesinde gözler yeniden teknoloji devlerinin bilançolarında 21/07/2026
- Finansman giderleri/faaliyet karı oranı 2025’te de çok yüksek 21/07/2026
- İSO, “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” Araştırmasının Sonuçlarını Açıkladı 21/07/2026
- Ekonomide “Ruj Etkisi” Nedir? 20/07/2026
- KGF Akbank Mobil’de 20/07/2026
- HANGİ SEKTÖRLERE YATIRIM YAPMALI, HANGİLERİNE YAPMAMALI ? 20/07/2026
- Dernek ve Vakıflarda Güven Krizi 19/07/2026
- Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin 19/07/2026
- Şirkete Değil, Kariyerinize Sadık Kalın 18/07/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu











