Connect with us

BANKA HABERLERİ

Kredi Patlaması Krizin Sessiz Habercisidir

Yayınlanma:

|

Finansal tarih bize aynı dersi tekrar tekrar verir: Kredi musluğu hızla açıldığında, ilk bakışta büyüme gelir; ancak kredi kalitesi bozulduğunda, birkaç yıl sonra fatura bankalara, reel sektöre ve topluma çıkar.

IMF ve BIS çalışmalarına göre finansal krizlerin önemli bölümü, özel sektör kredi büyümesinin hızlandığı, kredi standartlarının gevşediği ve kaldıraç oranlarının yükseldiği dönemlerden sonra ortaya çıkıyor. BIS, sistemik krizlerin çoğunlukla özel sektör kredi patlamalarından önce geldiğini ve “kredi/GSYH açığı”nın erken uyarı göstergesi olarak kullanıldığını vurguluyor.

Asıl Risk: Kredi Vermek Değil, Krediyi Yanlış Vermektir

Bankacılığın özü kredi vermektir. Ancak sorun, kredinin üretime, nakit akışına ve geri ödeme kapasitesine göre değil; büyüme hedefi, pazar payı, siyasi yönlendirme, bilanço şişirme veya kısa vadeli kâr hırsı ile verilmesidir.

Tarihsel örnekler aynı kalıbı gösteriyor:

Uyarı Sinyali Sonuç
Kredi büyümesi reel gelirden hızlı artar Borçluluk şişer
Teminat değeri gelir kapasitesinin önüne geçer Balon oluşur
Kısa vadeli kaynakla uzun vadeli kredi verilir Vade uyumsuzluğu doğar
Kredi notlarına aşırı güvenilir Risk yanlış fiyatlanır
Regülasyon baskısıyla kredi dağıtılır Tahsilat sorunu büyür
Bankalar “nasıl kredi veririm?”e odaklanır “Nasıl geri alırım?” unutulur

IMF’nin küresel finansal kriz sonrası değerlendirmelerinde de kredi patlamalarının krize dönüşmesinde iki mekanizma öne çıkar: borç alan ve borç veren tarafta kaldıraç artışı ile kredi standartlarında gevşeme.

2008 Krizi: “Kredi Notu Var” Diye Risk Yok Sayıldı

2008 küresel finansal krizi, kredi tarihinin en açık derslerinden biridir. ABD’de mortgage kredileri, ödeme gücü zayıf hanehalklarına kadar genişletildi. Bu krediler menkul kıymetleştirildi, paketlendi, yüksek kredi notlarıyla yatırımcılara satıldı.

Sorun şuydu: Sistem, borçlunun gerçekten ödeme yapıp yapamayacağını değil, kredinin nasıl dağıtılıp devredileceğini önemsedi.

Bu yapı şu zinciri doğurdu:

Gevşek kredi → artan konut fiyatları → daha çok kredi → menkul kıymetleştirme → yanlış notlama → küresel bulaşma → bankacılık krizi

Dünya Bankası da 2008 sonrası düzenleme tartışmalarında piyasa disiplini, denetim ve gözetimdeki eksikliklerin krizin temel unsurları arasında olduğunu belirtiyor.

Bugünün Yeni Riski: Banka Dışı Kredi ve Özel Kredi Piyasası

Kredi riski artık sadece bankaların bilançosunda değil. Özel kredi fonları, varlık yöneticileri, sigorta şirketleri ve gölge bankacılık kanalları yeni risk alanı haline geldi.

FSB’nin 2026 uyarılarına göre özel kredi piyasası 1,5–2 trilyon dolar büyüklüğe ulaştı; bazı ölçümlerde bu rakam daha yüksek hesaplanıyor. Reuters’ın aktardığı FSB değerlendirmesinde, artan temerrütler, düşük şeffaflık, gevşeyen kredi değerlendirme süreçleri ve bankalarla özel kredi fonları arasındaki bağlantılar sistemik risk olarak öne çıkıyor.

Bu, 2008’in birebir tekrarı değil; fakat zihniyet benzer: Risk dağıtılıyor gibi görünürken, aslında sistemin farklı köşelerinde birikiyor.

Türkiye İçin Ders: Kredi Büyümesi Kadar Kredi Kalitesi de İzlenmeli

Türkiye’de bankacılık sistemi güçlü sermaye yapısı ve düzenleme tecrübesiyle birçok ülkeye göre dayanıklı görünse de, yüksek faiz, reel sektör nakit sıkışıklığı ve bireysel borçluluk kredi kalitesi açısından yakından izlenmesi gereken başlıklardır.

BDDK’nın 30 Nisan 2026 haftalık verilerine göre bankacılık sektöründe toplam kredi hacmi 25,55 trilyon TL seviyesindedir. Aynı veri setinde tüketici kredileri ve bireysel kredi kartları toplamı 6,33 trilyon TL’ye ulaşmıştır.

BDDK aylık bülteninde takipteki alacakların 2026 verilerinde yükseliş eğilimi göstermesi, kredi kalitesinin sadece büyüme rakamlarıyla değil, tahsilat performansıyla birlikte okunması gerektiğini ortaya koyuyor.

Bankalar İçin 10 Erken Uyarı Sorusu

  1. Kredi büyümesi müşteri nakit akışından mı, bilanço şişmesinden mi geliyor?
  2. Firma kâr ediyor mu, yoksa krediyi eski borcu çevirmek için mi kullanıyor?
  3. Teminat satılsa bile kredi tahsil edilebilir mi?
  4. Kısa vadeli mevduatla uzun vadeli kredi finanse ediliyor mu?
  5. Kredi notu firmanın gerçek riskini yansıtıyor mu?
  6. Sektörde talep daralması var mı?
  7. Firma finansman giderini faaliyet kârıyla karşılayabiliyor mu?
  8. Kredi büyümesi regülasyon baskısı veya kampanya hedefiyle mi yapılıyor?
  9. Grup şirketleri arasında borç aktarımı var mı?
  10. Banka krediyi verirken çıkış stratejisini de yazılı hale getirdi mi?

Kredi Musluğu Açılırken Tahsilat Kapısı Unutulmamalı

Finansal tarihin dersi nettir: Kredi verirken herkes iyimserdir; kriz çıktığında herkes teminatçı olur. Oysa iyi bankacılık, krediyi en hızlı veren değil; kredinin geri dönüşünü en baştan doğru analiz eden bankacılıktır.

Bugünün kredi büyümesi, yarının takipteki alacağına dönüşmemelidir.

Bunun yolu da kredi kararlarında şu basit ilkeye dönmekten geçer: Kredi, teminata değil; nakit akışına verilir.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist   www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Garanti BBVA, 2,64 milyar TL’lik takipteki alacağını sattı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Garanti BBVA, 2,64 milyar TL’lik takipteki alacağını 555 milyon TL’ye sattı

Garanti BBVA, takipteki krediler portföyünde bulunan yaklaşık 2,64 milyar TL anapara ve akdi faiz bakiyesine sahip tahsili gecikmiş alacaklarını, toplam 555 milyon TL bedelle varlık yönetim şirketlerine sattı.

Banka tarafından yapılan açıklamaya göre satışlar beş ayrı portföy halinde gerçekleştirildi. Portföyleri Gelecek Varlık Yönetimi A.Ş., Met-ay Varlık Yönetim A.Ş. ve Dünya Varlık Yönetim A.Ş. satın aldı.

Satışa konu alacaklar; kredi, kredi kartı, destek kredisi, çek hesabı, taksitli kredi ve kredili mevduat hesabı alacaklarının yanı sıra bunlara bağlı masraf hesapları ve diğer tahsili gecikmiş alacaklardan oluşuyor.

Beş portföyde 2,64 milyar TL alacak

Garanti BBVA’nın açıkladığı satışların ayrıntıları şöyle:

Portföy tarihi Anapara + akdi faiz bakiyesi Satış bedeli Alıcı
20 Temmuz 2026 246,7 milyon TL 79 milyon TL Gelecek Varlık Yönetimi
21 Temmuz 2026 541,4 milyon TL 150 milyon TL Gelecek Varlık Yönetimi
22 Temmuz 2026 796,7 milyon TL 196 milyon TL Gelecek Varlık Yönetimi
23 Temmuz 2026 529,8 milyon TL 90 milyon TL Met-ay Varlık Yönetim
24 Temmuz 2026 526,8 milyon TL 40 milyon TL Dünya Varlık Yönetimi
TOPLAM 2,641 milyar TL 555 milyon TL

Böylece banka, 2 milyar 641 milyon 357 bin TL büyüklüğündeki takip alacağı portföyünü 555 milyon TL nakit bedelle elinden çıkarmış oldu.

Portföyün satış oranı yüzde 21

Satış rakamları dikkat çekici bir başka sonucu da ortaya koyuyor.

Toplam satış bedelinin, açıklanan anapara ve akdi faiz bakiyesine oranı yaklaşık yüzde 21 seviyesinde gerçekleşti.

Başka bir ifadeyle, her 100 TL’lik takip alacağı yaklaşık 21 TL bedelle varlık yönetim şirketlerine devredildi.

Ancak burada önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor: Bankanın açıkladığı bakiye, anapara ve akdi faiz bakiyesini ifade ediyor. Tahsil kabiliyeti, teminat yapısı, borçluların ödeme gücü ve portföyün yaşlandırması gibi unsurlar bilinmeden satış fiyatını doğrudan “yüzde 79 zarar” olarak değerlendirmek doğru olmaz.

En büyük portföy Gelecek Varlık’a

Satışlarda en büyük payı Gelecek Varlık Yönetimi aldı.

Şirket üç ayrı portföy için toplam 425 milyon TL ödeme yaparken, bu portföylerin toplam anapara ve akdi faiz bakiyesi yaklaşık 1,585 milyar TL oldu.

Met-ay Varlık Yönetim yaklaşık 529,8 milyon TL’lik portföyü 90 milyon TL’ye, Dünya Varlık Yönetimi ise yaklaşık 526,8 milyon TL’lik portföyü 40 milyon TL’ye satın aldı.

Özellikle son portföyde satış fiyatının bakiye içerisindeki oranının oldukça düşük olması dikkat çekiyor. 526,8 milyon TL’lik portföyün 40 milyon TL’ye satılması, yaklaşık yüzde 7,6’lık bir satış oranına karşılık geliyor.

Bankalar takipteki kredileri neden satıyor?

Bankaların tahsili gecikmiş alacaklarını varlık yönetim şirketlerine satması bankacılık sektöründe olağan bir bilanço yönetimi uygulaması.

Bu işlemler bankalara tahsilat süreci uzayan dosyaları bilançodan çıkarma, operasyonel ve hukuki takip maliyetlerini azaltma, sorunlu kredi portföyünü küçültme ve alacakların gelecekteki belirsiz tahsilatı yerine peşin nakit elde etme imkânı sağlıyor.

Varlık yönetim şirketleri açısından ise denklem farklı çalışıyor. Şirketler alacakları nominal değerlerinin oldukça altında satın alarak uzun vadede borçlulardan gerçekleştirecekleri tahsilatın satın alma maliyetinin üzerine çıkmasını hedefliyor.

Bu nedenle portföylerin hangi fiyatla satıldığı kadar, ilerleyen dönemde ne kadarının tahsil edilebildiği de varlık yönetim sektörünün kârlılığı açısından önem taşıyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

DenizBank 4,41 milyar TL’lik sorunlu kredi portföyünü sattı

Yayınlanma:

|

Yazan:

DenizBank, kanuni takip hesaplarında izlenen toplam 4,41 milyar TL anapara büyüklüğündeki tahsili gecikmiş alacak portföylerinin satışını tamamladı. Bireysel ve ticari kredilerden oluşan portföyler Gelecek, Birikim, Dünya, Emir, Adil, Sümer ve Met-Ay Varlık Yönetim şirketlerine devredildi. Bankanın sorunlu kredileri bilanço dışına çıkarma yönündeki bu hamlesi, bankacılık sektöründe artan tahsili gecikmiş alacak satışlarını yeniden gündeme taşıdı.

4,41 milyar TL’lik tahsili gecikmiş alacak el değiştirdi

DenizBank tarafından yapılan açıklamaya göre, bankanın kanuni takip hesaplarında bulunan toplam 4.410.257.248 TL bakiye anapara tutarındaki tahsili gecikmiş alacak portföyünün varlık yönetim şirketlerine satış ve devir sözleşmelerinin imza süreci tamamlandı.

Satışlar ağırlıklı olarak bireysel kredi portföylerinden oluşurken, ticari nitelikteki sorunlu krediler de varlık yönetim şirketlerine devredildi.

DenizBank’ın daha önce ilan ettiği satış takviminde portföylerin 25 Haziran–8 Temmuz 2026 arasında incelenmesi, tekliflerin 9 Temmuz’a kadar alınması ve ihalenin 10 Temmuz 2026’da açık artırma yöntemiyle yapılması planlanmıştı.

Portföyleri hangi şirketler aldı?

DenizBank’ın açıklamasında yer alan devirlere göre önemli büyüklükteki portföyler şu varlık yönetim şirketlerine geçti:

Varlık yönetim şirketi Portföy anapara tutarı Portföy
Gelecek Varlık Yönetimi 404.482.425 TL Bireysel 1
Gelecek Varlık Yönetimi 425.801.499 TL Bireysel 8
Birikim Varlık Yönetimi 346.334.596 TL Bireysel 3
Birikim Varlık Yönetimi 314.248.322 TL Bireysel 10
Birikim Varlık Yönetimi 400.808.580 TL Tarım-İşletme 2
Dünya Varlık Yönetimi 314.447.778 TL Bireysel 9
Emir Varlık Yönetimi 247.471.621 TL Bireysel 1
Adil Varlık Yönetim 426.421.978 TL Bireysel 5
Sümer Varlık Yönetimi 426.141.078 TL Bireysel 2
Sümer Varlık Yönetimi 345.598.739 TL Bireysel 4

Bunların yanında açıklamada 419.333.978 TL’lik Bireysel 5 ve 419.166.655 TL’lik Bireysel 6 portföylerinin de satış kapsamında bulunduğu görülüyor.

KAP açıklamaları da ihale sürecindeki satışları doğruluyor. Örneğin Gelecek Varlık, DenizBank’ın 10 Temmuz ihalesinde 425,7 milyon TL büyüklüğündeki bir bireysel portföyü kazandığını açıklamıştı. Bir başka KAP açıklamasında ise 426,4 milyon TL’lik bireysel portföyün ihalesinin kazanıldığı duyurulmuştu.

DenizBank neden sorunlu kredilerini satıyor?

Bankaların tahsili gecikmiş kredileri varlık yönetim şirketlerine satmasının arkasında temel olarak bilanço temizliği ve tahsilat operasyonunun devredilmesi bulunuyor.

Bir kredi kanuni takibe düştüğünde banka açısından yalnızca tahsilat problemi ortaya çıkmıyor. Aynı zamanda karşılık ayrılması, operasyonel takip maliyetleri, hukuk giderleri ve bilanço kalitesi üzerinde baskı oluşuyor.

Sorunlu kredinin varlık yönetim şirketine satılmasıyla banka;

  • uzun sürebilecek tahsilat sürecini devrediyor,
  • sorunlu kredi stokunu azaltıyor,
  • bilançosundaki aktif kalitesini iyileştiriyor,
  • hukuk ve tahsilat operasyonunun bir bölümünden çıkıyor,
  • satıştan elde ettiği bedelle sorunlu alacağın bir kısmını nakde dönüştürüyor.

Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: 4,41 milyar TL, kredilerin satış fiyatı değil, satılan portföylerin bakiye anapara büyüklüğü.

Bankanın bu portföyleri varlık yönetim şirketlerine hangi toplam bedelle sattığı açıklanmadığı sürece, 4,41 milyar TL’nin doğrudan DenizBank’ın elde ettiği gelir olarak değerlendirilmesi doğru olmaz.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Çifte Ekspertiz, Çifte Fatura! BDDK’nın Güncellemeyen Limiti Kredi Maliyetlerini Nasıl Katlıyor?

2022’nin 10 Milyon TL Sınırı Bugün Gerçeği Yansıtıyor mu?

Yayınlanma:

|

BDDK’nın Güncellemediği Ekspertiz Limiti Vatandaşa ve Firmalara Ağır Fatura Çıkarıyor

2022 yılında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), bankaların kullandıracağı kredilerde teminat olarak alınan 10 milyon TL üzerindeki gayrimenkuller için iki ayrı ekspertiz raporu alınmasını zorunlu hale getirdi. 17 Eylül 2022 tarihli Yönetmelik ile, 10 milyon TL üzerindeki gayrimenkuller için 30 gün içinde iki farklı değerleme kuruluşundan ekspertiz raporu alınması zorunlu hale getirildi. İki rapor arasında %10’dan fazla fark çıkarsa bu kez üçüncü ekspertiz yaptırılması öngörüldü. Ayrıca aynı yönetmeliğin ilgili maddesinde BDDK’nın bu parasal sınırı değiştirmeye yetkili olduğu da açıkça belirtiliyor.

Düzenlemenin amacı son derece doğruydu. Büyük tutarlı kredilerde teminat değerinin daha sağlıklı belirlenmesi, bankaların zarar görmesinin önlenmesi ve değerleme hatalarının azaltılması hedefleniyordu.

Ancak aradan geçen dört yıl içerisinde Türkiye’de yaşanan yüksek enflasyon ve gayrimenkul fiyatlarındaki olağanüstü artış nedeniyle, 2022’de “çok yüksek değerli” kabul edilen birçok taşınmaz bugün sıradan hale geldi.

Buna rağmen 10 milyon TL’lik eşik hâlâ aynı seviyede bırakıldı.

Sonuçta hem vatandaş hem de reel sektör her kredi işleminde çok yüksek ekspertiz maliyetleriyle karşı karşıya kalıyor.

En Büyük Mağduriyet Firmalarda Yaşanıyor

Asıl sorun bireysel konut kredilerinden çok ticari kredilerde ortaya çıkıyor.

Bugün; sanayi tesisleri, fabrikalar, organize sanayi bölgelerindeki arsalar, oteller, AVM’ler, lojistik depolar, ticari iş merkezleri zaten doğal olarak 10 milyon TL’nin çok üzerinde değerlere sahip.

Dolayısıyla hemen hemen bütün ticari ipotek işlemlerinde çift ekspertiz zorunluluğu uygulanıyor. Bu durum özellikle finansmana erişimin zaten zorlaştığı mevcut ekonomik ortamda şirketlerin kredi maliyetini daha kredi kullanmadan artırıyor.

Finansman Bulmak Zor, Masrafı Daha da Ağır

Bugün birçok firma; yüksek faiz, kredi kısıtları, nakit sıkışıklığı, işletme sermayesi eksikliği ile mücadele ediyor.

Buna bir de kredi kullanabilmek için ödenen yüksek ekspertiz ücretleri ekleniyor. Şirketler daha kredi hesabına para girmeden yüz binlerce lirayı yalnızca ekspertiz masrafı olarak ödemek zorunda kalabiliyor.

Ekspertiz Ücretleri Son Yıllarda Katlandı

2022 yılında ekspertiz ücretleri bugünkü seviyelerin oldukça altındaydı.

Bugün ise özellikle büyük ticari taşınmazlarda; ilk ekspertiz, ikinci ekspertiz, gerekiyorsa üçüncü ekspertiz, KDV, dosya giderleri ile birlikte maliyetler oldukça yüksek seviyelere ulaşıyor.

Bazı büyük ticari taşınmazlarda toplam ekspertiz maliyetinin 150 bin TL’nin üzerine, daha karmaşık projelerde ise bunun da üstüne çıkabildiği ifade ediliyor.

Bu rakamlar, kredi kullanmak isteyen işletmeler açısından ilave bir finansman yükü oluşturuyor.

Aynı Taşınmaz İçin İki Kez Aynı İşlem

Firmaların en fazla eleştirdiği konu ise şu: Aynı taşınmaz üzerinde iki farklı uzman neredeyse aynı incelemeyi yapıyor. Çoğu zaman raporlar birbirine oldukça yakın çıkıyor. Buna rağmen ikinci raporun maliyeti de tamamen kredi kullanan müşteriye yükleniyor.

Dolayısıyla uygulama bankanın riskini azaltırken maliyetini vatandaş ve firmalar üstlenmiş oluyor.

2022’nin 10 Milyonu Bugünün Kaç Milyonu?

Ekonomide enflasyon nedeniyle birçok parasal eşik düzenli olarak güncellenirken; vergi istisnaları, harçlar, cezalar, yeniden değerleme tutarları her yıl artırılıyor.

Ancak ekspertiz yönetmeliğindeki 10 milyon TL sınırının uzun süredir aynı kalması, düzenlemenin kapsadığı işlem sayısını önemli ölçüde artırmış durumda.

Bugün birçok orta ölçekli fabrika, depo veya şehir merkezindeki ticari gayrimenkul bu sınırı rahatlıkla aşabiliyor.

BDDK’nın Güncelleme Yetkisi Bulunuyor

Yönetmelik, parasal eşiğin değiştirilmesine imkân tanıyor.

Bu nedenle sektör şu soruyu soruyor: Risk yönetimi korunurken neden parasal eşik enflasyona göre güncellenmiyor?

Sektörün Beklentileri

Reel sektör temsilcileri ve finans çevrelerinde dile getirilen öneriler şöyle özetleniyor:

  • 10 milyon TL sınırı yeniden değerleme oranına veya Konut Fiyat Endeksi’ne göre otomatik güncellenmeli.
  • Ticari ve bireysel taşınmazlar için farklı eşikler belirlenmeli.
  • İkinci ekspertiz sadece belirli risk kriterlerinin oluştuğu durumlarda zorunlu olmalı.
  • İkinci ekspertiz ücretinin tamamı müşteriye yüklenmemeli; maliyet banka ile paylaşılmalı.
  • Dijital değerleme ve merkezi veri tabanları kullanılarak mükerrer ekspertiz ihtiyacı azaltılmalı.

Özetle

2022 yılında bankacılık sisteminin güvenliğini artırmak amacıyla getirilen çift ekspertiz zorunluluğu, aradan geçen yıllarda değişen ekonomik koşullar nedeniyle hem vatandaş hem de özellikle finansmana erişimde zorlanan reel sektör açısından ciddi bir maliyet unsuruna dönüştü.

Bugün tartışılan konu, çift ekspertiz uygulamasının kaldırılması değil, değişen piyasa koşulları karşısında 10 milyon TL’lik sınırın güncellenerek düzenlemenin yeniden amacına uygun hale getirilmesi. Böyle bir adım, bankaların risk yönetimini zayıflatmadan vatandaşın ve firmaların üzerindeki gereksiz mali yükün azaltılmasına katkı sağlayabilir.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.