Connect with us

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Kripto para milyonerleri bir bir ölüyor

Yeni çağın yükselen trendi olarak görülen kripto para borsasının üzerinde bir lanettir dolaşıyor. Son olarak dijital varlık şirketi Amber Group’u kuran Tiantian Kullander’ın hayatını kaybetmesi, kripto para borsasının milyonerlerinin esrarengiz ölümlerini yeniden gündeme getirdi.

Yayınlanma:

|

Milyarlarca sterlinlik bir kripto para birimi şirketinin kurucu ortağı olan 30 yaşındaki Tiantian Kullander, uykusunda hayatını kaybetti. Dijital varlık şirketi Amber Group’u kuran Tiantian ‘TT’ Kullander, 23 Kasım’da öldüğünde sadece 30 yaşındaydı. TT olarak da bilinen Kullander’ın ölümünü şirket sözcüsü de 27 Kasım Pazar günü doğruladı. Ancak milyoner ismin ölümünün nedeni hakkında herhangi bir ayrıntı paylaşılmadı.

Kullander’ın ölümü, pek çok kişi için sadece talihsiz ve genç yaşta hazin bir son olarak görülse de kripto para borsasıyla ilgilenenler için pek de öyle değil. Çünkü TT, son yıllarda bu alanda milyoner olarak öne çıkıp hayatını kaybeden dördüncü isim.

Hemen hemen hepsi oldukça gençti, parmaklarının ucunda milyarlar vardı ve ölümleriyle beraber her biri arkasında bir yığın soru işareti bıraktı. Peki dijital dünyada milyarlarla oynayan ve esrarengiz bir şekilde hayatını kaybeden o isimler kimler? Tüm yaşananlar aslında kripto para borsasının laneti mi yoksa basit bir tesadüf mü?

TIANTIAN KULLANDER

Sözcü’nün haberine göre; 30 yaşındaki Tiantian Kullander, yakın zamanda değeri 3 milyar dolar olan bir kripto para ticaret platformu olan Amber Group’un kurucu ortağıydı. Şirket, cuma günü yaptığı açıklamada, Kullander’in 23 Kasım’da beklenmedik bir şekilde uykusunda öldüğünü duyurdu.

Singapur merkezli şirket, Kullander’in nerede ve neden hayatını kaybettiğini de açıklamadı.

Tiantian Kullander, genç yaşına rağmen 2019’da Forbes’un 30 yaş altı 30 listesine girmişti.

Derin bilgisi, işbirliği yapma isteği ve başkalarına her zaman yardım etme arzusu sayısız yeni şirkete ve kişiye fayda sağladı. İçgörüleri ve yaratıcılığı birçok projeye, kişiye ve topluluğa ilham verdi.”

Kullander, Amber Group’taki kurucu rolü yanında, ayrıca bir e-spor organizasyonu olan Fnatic’in de yönetim kurulundaydı. Kullander, genç yaşına rağmen 2019’da Forbes’un 30 yaş altı 30 listesine girdi ve Amber Group’un başarısının temel direklerinden biri olarak nitelendi.

TT olarak da bilinen Kullander, son yıllarda bu alanda milyoner olarak öne çıkıp hayatını kaybeden dördüncü isim.

Amber Group’un merkezi Singapur’da ve web sitesinde Atina, Cenevre, Dubai, Hong Kong, İstanbul, Londra, Mexico City, Taipei, Tokyo, Vancouver ve Zürih’te varlık gösterdiği belirtiliyor.

Şirket kısa süre önce 3 milyar dolar (2,4 milyar sterlin) değerindeydi, ancak son aylarda kripto para birimlerinin değerinin düşmesiyle bir darbe almıştı. Amber Group da bu yüzden bu yıl personelinin yüzde 10’unu işten çıkardı.

Kullander’in ölümü, sadece haftalar önce, sektördeki başka bir genç milyonerin Porto Riko’da bir kumsalda boğulmasını hatırlattı.

NIKOLAI MUSHEGIAN

Kullander’ın ölümü akıllara hemen, birkaç hafta önce hayatını kaybeden ve en esrarengiz ölümlerden birine sahip olan Nikolai Mushegian’ı getirdi. 29 yaşındaki Mushegian’ın, ölümünden kısa bir süre önce Twitter’da CIA ve İsrail’in ulusal istihbarat teşkilatı Mossad’ın onu öldüreceğinden endişe duyduğunu belirtmesi de bu ölümü ayrıca esrarengiz hale getirdi.

Nikolai Mushegian, ismini MAKER birimi ile duyurmuştu. Bir dönem MAKER platformunda 8 milyar dolarlık birikim yer alıyordu. Ayrıca BitShares ve Balancer projelerinde de yer almıştı.

Mushegian, ölmeden saatler önce şunları yazmıştı: “CIA, Mossad ve bazı seçkinler, Porto Riko ve Karayip adalarında bir tür seks kaçakçılığıyla şantaj çetesi yürütüyor. Casus olan eski kız arkadaşım ile beni suçlayacaklar. Bana ölümüne işkence edecekler.”

Nikolai Mushegian, ismini MAKER birimi ile duyurmuştu.

Mushegian, CIA ve Mossad’ın kendisini öldüreceğinden korktuğunu tweet attıktan saatler sonra 28 Ekim’de öldü. Ancak Mushegian’ın ailesi, genç adamın ölümünün şüpheli olduğuna inanmadı ve onun geçmişte akıl sağlığı sorunları olduğunu söyledi.

Yine de iş arkadaşlarından bazıları, ölümünün şüpheli olduğunu iddia etti. Kripto milyonerinin, 29 Ekim’de Ashford Beach’te suda bir sörfçü tarafından tamamen giyinik ve cüzdanını da taşırken bulunması bu iddiaları kuvvetlendirdi.

Mushegian’ın ölümü gibi kripto dünyasından bir başka ölüm daha dikkat çekmişti. 2018’de yaşanan olay için hala çeşitli komplo teorileri de üretilmeye devam ediyor. Hatta Netflix bile bir belgeselinde bu konuya değinmişti…

GERALD COTTEN

Evet, Gerald Cotten’in 2018’deki ölümü o kadar çok entrika ve tartışmaya yol açtı ki, Netflix belgeseli Trust No One’da da araştırıldı.

İflas etmiş kripto para firması QuadrigaCX’in 30 yaşındaki kurucusu, 9 Aralık 2018’de eşiyle Hindistan’da balayındayken öldü. Ve milyonlarca dolar değerindeki kripto varlıklarına erişebilen tek kişi de kendisiydi. Cotten’ın hayatını kaybetmesiyle beraber 169 milyon dolar da kayboldu.

Cotten’ın ölümüne pek çok yatırımcı inanmadı ve bunun bir kurmaca olduğunu iddia etti. Ayrıca Cotten’ın ölümünden sadece dokuz gün önce bir vasiyetname imzalaması da ölümüyle ilgili şüpheleri artırdı.

Gerald Cotten’ın hayatını kaybetmesiyle beraber 169 milyon dolar da kayboldu.

Bazı yatırımcılar, gerçekten o olduğunun kanıtlanması için cesedinin mezardan çıkarılmasını bile talep etti. Öldüğü sırada firmasının yaklaşık 115.000 müşterisi vardı.

İnternetteki söylentilerde, Cotten’in aslında hala hayatta olabileceği ve zimmetine geçirdiği paralarla yaşamaya devam ettiği iddia edildi.

Müfettişler, cüzdanların Nisan 2014’ten itibaren yaygın olarak Bitcoin depolamak için kullanıldığını, ancak Nisan 2018’de biri hariç hepsinin aniden boşaldığını ve atıl durumda kaldığını tespit etti. Son cüzdan, Cotten’in ölümünden altı gün öncesine kadar, 3 Aralık’a kadar hala para transfer etmek için kullanılıyordu, ardından da boş bırakıldı.

Vanity Fair’in haberine göre Cotten, 2014 yılında yaptığı bir röportajda şifrelerini bir kağıda yazıp bir bankadaki kasaya kilitlediğini, çünkü bu paraları güvende tutmanın en iyi yolunun bu olduğunu söyledi.

Kanada’dan Globe and Mail’in haberine göre; Cotten ve karısı, balayı için 8 Aralık 2018’de Jaipur’daki otele varıp check-in yaptıktan kısa bir süre sonra Cotten, şiddetli mide ağrısından şikayet etti ve yakındaki bir hastaneye götürüldü ve burada kendisine gezgin ishali teşhisi kondu. 24 saat sonra da öldü. Ölümüyle ilgili şüpheler olmasına rağmen otopsi yapılmadı.

MATTHEW MELLON

Matthew Mellon, Meksika’nın Cancun kentindeki bir uyuşturucu rehabilitasyon kliniğine girmeye hazırlanırken 2018’de kalp krizinden öldü. Değeri 200 milyon doları aşan XRP paralarına sahipti ve kripto para birimlerine erişebilen tek kişiydi.

Mellon, New York City’de Mellon Bank’ın kurucusu Yargıç Thomas Mellon ile Amerikalı bankacı ve Drexel Üniversitesi’nin kurucusu Anthony Joseph Drexel’in soyundan gelen en eski bankacı ailelerden birinin çocuğu olarak dünyaya geldi.

Matthew Mellon, 2018’de kalp krizinden öldüğünde değeri 200 milyon doları aşan XRP paralarına sahipti ve kripto para birimlerine erişebilen tek kişiydi.

Delray Beach, Florida ve Northeast Harbor, Maine arasında büyüdü ve 21 yaşına geldiğinde 25 milyon dolarlık bir miras aldı. Pennsylvania Üniversitesi’ndeki Wharton Okulu’na girdikten sonra moda, telekomünikasyon ve finans alanlarına ilgi duydu.

Bir dönem New York’ta Cumhuriyetçi Parti’nin finans komitesi başkanlığını da yaptı. Bitcoin alıp satarak kripto para birimi kariyeri ile servetini artırdı. Mayıs 2015’te internet aracılığıyla para göndermek için kullanılan bir iletişim protokolü olan Ripple Labs’ın küresel elçisi oldu ve 1 milyar dolarlık bir servete ulaşan XRP için 2 milyon dolar yatırım yaptı.

İlk karısı Tamara Mellon ile 1998 yılında uyuşturucu bağımlıları için düzenlenen bir rehabilitasyon toplantısında tanıştı ve 2000 yılında aralarında Hugh Grant, Liz Hurley gibi isimlerin de bulunduğu gösterişli bir düğünle evlendi.

Nicole ve Matthew Mellon

2006’da bir düğünde ikinci eşi Nicole ile tanıştı ve iki yıl sonra aile dostu Diane Von Furstenberg’in Bahamalar’daki evinde evlendi. Çift daha sonra 2016 yılında boşandı. Mellon’un biri Tamara’dan ve ikisi Nicole’den olmak üzere üç çocuğu bulunuyor.

Ayrıca ayda 100.000 dolar harcadığı ve günde yaklaşık 80 hap aldığı bir OxyContin bağımlılığıyla mücadele etmişti. 2016’da Mellon, bu bağımlılığından doktorları sorumlu tutmuştu.

Mellon’un ölümüyle beraber kaybolan kripto paralara ulaşmak için ailesi hala uğraş veriyor.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Prof. Dr. BORATAV: Dolar hegemonyasının sonu? Bir bankerin görüşleri

Dolar hegemonyasına son veren dönüşüm başlamaktadır. İyimser beklentilerle izleyeceğiz.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Başlıkta sözü edilen banker Zoltan Pozsar’dır. İsviçre’nin dev yatırım bankası Credit Suisse’in Kısa Vadeli Yatırım Stratejileri Bölümü’nün yöneticisi olduğunu öğreniyoruz.

Adını duymamıştım. Rusya’nın Ukrayna işgaline karşı Batı ittifakının uyguladığı yaptırımlar sonrasında Credit Suisse raporları olarak (12 Mart, 2 Ağustos, 17 Aralık, 29 Aralık 2022 tarihli) dört makale yayımladı.

En azından bir banker için “aykırı” metinler…  İkisinin başlığı, kapsamları hakkında bir fikir vermekte: “Yeni bir dünya para düzeninin doğuşuna tanık oluyoruz” ve “Savaş ekonomisine hoş geldiniz”.

Dünya sisteminin bugünkü sorunlarına ışık tutan özellikleri var. Aktararak değerlendirmek istedim.

Enflasyon sorunu

Yazar, Credit Suisse’te yöneticidir. En azından “görev duygusu gereği”, enflasyon sorunu üzerinde odaklanıyor.

Sözünü ettiğim yazılar, Ukrayna savaşının başlamasını izliyor. Savaş, yatırım bankası Credit Suisse’in müşterileri açısından ayrıca önem taşıyor. Pozsar onlara hitap ederek şu tespitleri ileri sürüyor. “Savaş, meta (commodity) akımlarını aksatır. Metaları, fabrikaları denetleyenler enflasyonu da yönlendirir. Enflasyonu yönlendirenler faiz oranlarını denetler. Faizler de genel olarak finansal servetin düzeyini belirlemiş olur.

Milyarlarca dolarlık finansal servet sahipleri sıradan rantiyelerden farklıdır. Onlar için finansal varlıklarının düzeyini korumak, artırmak öncelik taşır. Faizlerin yükselmesi, sıradan rantiyeleri sakinleştirir; ama finansal varlıklar (örneğin tahviller) değer yitirir.

Peki savaşın katkısı nedir? Meta üretimi aksar; arzı kısılır; enflasyon tetiklenir. Yazar, savaş öncesindeki düşük enflasyon döneminin nedenlerini ve nimetlerini de hatırlatıyor.

“Düşük enflasyonlu dünya üç sütuna dayanmaktaydı: Ucuz göçmen emeği ABD’de hizmet sektörü ücretlerinin durgun seyretmesini sağlıyordu. Çin’den ithal edilen ucuz tüketim malları düşük ücretlilerin geçim düzeyini destekliyordu. Rusya’nın ucuz doğal gazı da Alman sanayiine ve genel olarak AB’ye güç veriyordu.”

“Bu sayede Amerikalılar dünyanın sunabildiği tüm ucuz nesneleri tüketmekteydi. Finansal varlık zenginleri, parasal genişlemeden yararlanıyor; ucuz Rus enerjisi ile Avrupa’da üretilen nitelikli ürünlere de ulaşabiliyordu. Yoksul aileler de Çin’den gelen ucuz malların hepsini alıyordu. Rusya ve Çin bu makro-ekonomik barışın kefilleri olmaktaydı.” 

Makro-ekonomik barışa ABD son verdi

Pozsar’ın “makro-ekonomik barış” olarak adlandırdığı ortamın belirleyici özelliği fiyat istikrarıdır. Parasal genişleme mal piyasalarına akarak enflasyonu beslemez.  Finansal varlıklara kayar; onları şişirir ve finans kapitali ihya eder.

Yazara göre “düşük enflasyon dünyasının çöküşü, ulusalcı (“nativist”) ve jeopolitik” etkenlere bağlanmalıdır. “Trump’ın göçmen-karşıtı politikaları ABD istihdamında iki milyonluk gerilemeye yol açtı. Çin’e açılan ticaret savaşı korumacı tarifelerle başladı; teknolojik savaşa dönüştü; sonunda ulusal bir politika oldu.”

Uluslararası işgücü ve ticaret akımlarını etkileyen bu şoklara jeopolitik katkı ABD’den geldi: “Putin’in Avrupa’yı ucuz Rus gazına bağımlı kılma çabası, güç dengesini ABD aleyhine değiştirmeyi hedefliyordu. ABD Kuzey Akımı 2’yi baltalayarak engelledi. NATO’nun Avrupa’daki güçler dengesini bozması da Ukrayna’daki sıcak savaşa yol açtı.”

İki taraf da hızla ekonomik anlamda ‘silahlandı’. ABD dolar silahını kullandı; Rusya ise metaları… Savaş ekonomisine hoş geldiniz. Artık devlet başkanları önemlidir; merkez bankalarının başkanları değil. Bugünkü enflasyon arz ve jeopolitik ile ilgilidir; ulusal taleple değil. Anlamak için Friedman’ı değil, Brzezinski’yi okumak gerekiyor.

Dolar hegemonyasını zedeleyen eylemler

Bugünkü biçimi ile 1971’de oluşan dolar hegemonyası, Bretton Woods II olarak da anılır. ABD’nin üretken gücü aşınmış; kronik cari işlem açıkları vermeye başlamıştır. 21’nci yüzyılda Çin “dünya fabrikası” olur. Rusya ve OPEC ülkeleri ise petrol, doğal gaz ve ham madde ihracatçıları olarak öne çıkar. Bu ülkeler, astronomik cari işlem fazlalarını ABD hazine bonolarına ve hisse senetlerine akıtarak dolar hegemonyasına destek de olurlar.

Pozsar’a göre “Batı, Rusya’nın dolar rezervlerine el koyunca Bretton Woods II’nin dayanakları çöktü”. ABD girişimi ile Venezuela ve Afganistan merkez bankalarına karşı uygulanan benzer operasyonlar önemli görülmedi. Rusya’nın 300 milyar dolarlık rezervinin FED ve Batı merkez bankaları tarafından bloke edilmesi ise niteliksel bir fark yarattı.

“Dolar emperyalizmi” üzerindeki katkılarıyla tanınan Michael Hudson bu adımı “dolarlaşmış dünya son buluyor; Amerikan imparatorluğu kendisini yok ediyor” diye değerlendirmişti.

Zoltan Pozsar da ona katılıyor. O nedenle yeni bir para sistemi gündemdedir.

Bretton Woods III’ü kim, nasıl inşa edecek?

ABD’nin belirleyici katkıları nedeniyle Bretton Woods II son bulmaktadır. Yenisi, hangi özelliklerle, kimler tarafından kurulacaktır?

Pozsar, bu sorulara temel bir ikilemden hareket ederek yanıt arıyor: Yeni para sistemi, sermaye hareketleri tarafından mı, meta üretiminin zincirleri içinde mi belirlenecektir? Pozsar’a göre meta üretiminin iki büyük merkezi olan “Çin ve Rusya arasındaki özel ilişki bir finansal gündem de taşıyarak Bretton Woods III’ü de biçimlendirmektedir. Yeni ve çok kutuplu dünyanın inşacıları, yeni üyelerinin katılımıyla BRICS’tir.

Bugün Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’dan oluşan BRICS’e yeni katılımlar gündemdedir. İki aday olan İran ve Suudi Arabistan’ın üyeliği halinde, sanayi, tarım, madencilik, petrol, doğal gaz üretimini dünya ticaretine taşıyan dev bir blok oluşacaktır. Pozsar’a göre “metalar bizden, sorunlar sizden kaynaklanıyor” sloganı ile dolar hegemonyasına karşı çıkacak durumdadır.

Zoltan Pozsar, Şi Jinping’in Aralık 2022’de Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) üyeleri ile yaptığı toplantıya bu çerçeve içinde büyük önem veriyor. İlk adım dış ticaretin ulusal paralarla yürütülmesidir. Suudi petrolünün Çin’in ulusal parası olan yuan karşılığında ihraç edilmesi gibi…

Çin Suudi Arabistan’a karşı dış ticaret açığı verirse ne olacak? Şi Jinping iki çözüm öneriyor. Birincisi Çin’e petrol, doğal gaz ihraç eden GCC ülkeleri ile 3-5 yıllık bir ekonomik işbirliğidir. Yuan fazlalarının kullanılacağı bir yatırım programı söz konusudur. “Temiz enerji altyapısı” ile başlayıp uzay sanayiine ulaşan geri ve ileri bağlantıları kapsayan programın finansmanı yuan fazlaları ile karşılanacaktır.

Şi’nin önerdiği ikinci yöntem halen işlemektedir. Çin Merkez Bankası ile diğer merkez bankaları arasındaki swap sözleşmelerini birleştiren bir “köprü” kurulmuştur. Pozsar bu “köprü”nün işlevini (galiba farazî) bir örnekle açıklıyor. Hindistan Rusya’dan petrol ithalatının bir bölümünü BAE parası olan “dirhem” ile ödeyebilir. BAE Merkez Bankası sözü geçen “köprü anlaşması” üyelerinden biridir. Bu sayede Rusya Hindistan’dan alacağını Çin Merkez Bankası’ndan tahsil edebilir ve Batı bankalarının yaptırımlarına muhatap olmaz.

Şi Jinping’in sözünü ettiği “merkez bankaları köprüsü”, anlaşılan Çin Merkez Bankası’nın oluşturduğu dijital yuan’ı kullanmaktadır. Moskova’daki Avrasya Ekonomik Komisyonu ise doğrudan doğruya bir uluslararası rezerv para tasarımı üzerinde çalışmakta; Çin de bu çalışmaya katılmaktadır. 1944’te inşa edilen Bretton Woods I müzakerelerinde, birikimli dış dengesizliklerin düzenlenmesinde bir uluslar-üstü para birimi (“bancor”) tartışılmış; sonuç ise ABD’nin altın rezervlerine bağlanan dolar olmuştu.

Bugünkü çalışmalar yeni bir para birimi ile sonuçlanırsa katılan ülke paralarının göreli ağırlığı, uluslararası ticaretteki payları ile bağlantılı olmalıdır. Pozsar da makalelerinde bu seçeneğe yatkın görünmektedir.

Dolar hegemonyasına son veren dönüşüm başlamaktadır. İyimser beklentilerle izleyeceğiz.

Prof. Dr. Korkut BORATAV – sol.org.tr

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

TCMB ‘katlı’ kur sistemine geçti!

Yayınlanma:

|

Yazan:

TCMB, ticari hayatta da liralaşma stratejisini desteklemek adına, hafta başında işaret ettiğimiz üzere ‘katlı’ kur sistemine geçti.

Yurtdışı kaynaklı dövizlerin (hem ihracat hem de turizm gelirleri) TL’ye dönüşümünü destekleme kararı verildi. Yurtdışı kaynaklı dövizlerin TCMB’ye satışı sırasında, taahhüt karşılığında TL’ye çevrilen tutarın %2’si kadar döviz dönüş desteği verilecek. Öte yandan, firmalar yurda getirdikleri dış kaynaklı dövizlerin en az %40’ni TCMB’ye sattıktan sonra (en az ifadesinden %100’e kadar da satabileceklerini anlıyoruz) dövizin kalan kısmını kur korumalı dönüşüm hesabına değerlendirilebilecek, TL’ye çevrilen tutarın tutarın %2’si kadar döviz dönüşüm desteği alabilecek. %2 döviz dönüşüm desteğini de bir miktar netleştirmek gerekirse, örneğin TCMB’nin o gün için açıkladığı resmî döviz kuru 18,80 ile, bu destek vesilesi ile ihracatçının döviz satış kuru ~19,18 olacak.

Katlı Kur Nedir?

(Multiple exchange rate) Çeşitli mal ile hizmet ithal ve ihracı ya da sermaye hareketlerinde uygulanan döviz kuru­nun, bir dış ticaret politikası aracı ola­rak farklı düzeylerde uygulanmasına “katlı kur sistemi” denir. Kur farklılaş­tırmasını gerçekleştiren piyasa güçleri değil, dış ticaret politikasını yürütme yetkisini elde tutan kamu otoritesidir. Türkiye’de 1950 ile 1981 arasındaki bazı yıllarda katlı kur uygulamasına başvurulmuştur.

Resim

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

KKM’DE 48 MİLYAR LİRALIK ŞOK DÜŞÜŞ

Yayınlanma:

|

BDDK verilerine göre bir yılını tamamlayan KKM hesaplarda yılın son haftasında şok düşüş yaşandı.  23 Aralık’ta Kur Korumalı Mevduat-KKM hesaplarda 1 trilyon 463 milyar TL tutarında mevduat varken 30 Aralık tarihinde 1 trilyon 415 milyar TL olarak açıklandı. Yılın son haftasında KKM hesaplarda bu veriler ile 48 milyar TL ( yabancı para karşılığı 2,8 milyar USD ) düşüş yaşanırken KKM hesaplarda bugüne kadar en yüksek haftalık düşüş de yaşandı.

KKM’den çıkan vatandaş döviz almadı

23 Aralık tarihinde Gerçek Kişilerdeki Yabancı Para Mevduat 136,5 milyar USD 30 Aralık’ta ufak bir gerileme ile 136,2 milyar USD’ye gerilemesine rağmen KKM’den çıkan Vatandaşın Döviz almadığının da göstergesi oldu. KKM hesapların açılabilme süresi 31 Aralık 2023’e kadar uzatılmıştı. Hazine ve Maliye Bakanı Nebati Kasım ayındaki bütçe sunumunda KKM hesaplarına Hazineden 91,6 milyar TL destek ödemesi yapıldığını açıklamıştı. TCMB’nin desteği ise henüz net olarak bilinmiyor.

KKM hesaplar millete maliyetine değdi mi?

2022’de YP/TL kurun bastırılmasında ana unsur hiç kuşkusuz  78 milyar USD karşılığına denk gelen 1,4 trilyon TL’nin biriktiği KKM Hesaplar oldu. KKM hesapların bankalara Hazine ve Merkez Bankasından kaynak transferi olduğu düşünüldüğünde bu hesapların sadece Kamu Bankalarında olması gerektiği görüşümü halen koruyorum. Hatta tüm KKM hesaplar Kamu Bankalarına devir edilmeli! Hazine ve Merkez Bankası’ndan milyarlarca lira para transferi yapılan ve bankaların tarihi kar rekorunu yakalamasının en önemli aracı haline gelen KKM’ler bu nedenle baştan beri sadece Kamu Bankalarında olmalıydı. Hazinenin dolayısı ile merkezi bütçe aracılığı ile vergilerimizin milyarlarca lirasını yiyip bitiren KKM’ler aracılığı ile bankalara aktarılmasına değip değmediği konusundaki kuşkularımı ve ürünün yanlış olduğu düşüncemi de halen koruyorum. En azından KKM sadece döviz hesaplarını kapsamalı; TL mevduattan dönüş olmamalıydı. Bu hesapların vergiden muaf olmasındaki istisna kaybını da düşündüğümüzde millete ciddi yük olduğu kesin! KKM hesaplara ekonomistlerin niçin karşı çıktığını daha önce detaylı yazmıştım. Kısaca, bankalara ve parası olana aktardığımız milyarlarca lira; katlandığımız maliyet ile aldığımız sonuç; ödediğimiz fatura ile orantılı mı, tartışılır!

Ticari Mevduat ne durumda

23 Aralık’ta bankalardaki Toplam Mevduat 8 trilyon 787 milyon TL iken, 8 trilyon 865 milyar TL’ye yükseldi. Toplam Mevduatın USD bazlı Yabancı Para Mevduat ise 221,4 milyar USD’den 218,7 milyar USD’ye düşerek 2,7 milyar USD gerilediği görüldü. Yabancı Paradaki asıl düşüşün Ticari hesaplardan kaynaklandığı da ortaya çıktı. Zira, 23 Aralık’ta  79,7 milyar USD olan Ticari Yabancı Para Mevduatın 30 Aralık’ta 2,1 milyar USD düşerek 77,6 milyar USD’ye düştüğü görüldü. Ticari Mevduat düşüşünde bankaların Ticari kredilerde sert fren yapmasının da etkisi olduğu tahmin ediliyor. Ticari Mevduat Yabancı para düşmesi sonucu; Merkez Bankası’nın bankalara “50 bin USD ile 10 milyon TL ve üzeri para çıkışlarında belge isteyin” uyarısının da boşa olmadığı ortaya çıkmış oldu.

Para nereye gider?

Bu durumda geriye KKM’den çıkan paranın nereye gideceği sorgulanırken döviz dışında en büyük alternatifin Gayrimenkul, Altın, Gümüş ve Borsa olması beklentilerini artırdı. Dövizin yukarı yönlü hafif hareketlenmeye başlaması ve olası KKM’den dönen paraların dövize yönelmesi ise ekonomi kurmayların hiç istemediği bir durum. Bu nedenle önümüzdeki dönemde Borsanın cazip hale getirilmesi için Emekli ve Varlık Fonları dahil daha aktif kullanılması beklenmekte. Erken seçin söylentilerinin arttığı haftada KKM çıkışlarının seyri önemli hale gelirken piyasalardaki etkilerini de görmüş olacağız.  Diğer taraftan, 11 Kasım’da bankalardaki Döviz mevduat karşılığı 239 milyar USD idi; 30 Aralıkta 218 milyar USD’ye geriledi. 50 günde 21 milyar USD’lik bir gerileme söz konusu. Bu paranın nereye gittiği ile ilgili ise henüz resmi bir açıklama yok. Büyük sorulardan biri de bu: Bu para nereye gitti?

Erol TAŞDELEN – Ekonomist    www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.