ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Kripto Para
Yayınlanma:
5 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Kripto para değeri, kullanıcıların arz ve talep durumuna göre değişkenlik gösterebilmektedir. Bu nedenle sistem, aynı zamanda bir tür kripto para platformu/sanal borsa olarak kabul edilebilir.
Daha önce; 27.01.2014 tarihinde “Bitcoin: Elektronik Para” ve 14.05.2016 tarihinde de “Bitcoin Çalınır mı” başlıklı iki yazı kaleme almıştık. Aradan geçen zamanda; kripto para ve bu paraların alım satımlarının yapıldığı kripto para platformu/piyasası, yani aracı kurumlarla ilgili yasal düzenlemeye gidilmediği, bu konuda açık bir yasal boşluğun olduğu, fakat ciddi alınmayan veya muhatap görülmeyen, Devletin kontrolü dışında olan kripto/sanal para ve bunların alınıp satıldığı platform ile aracı şirketlere mesafeli durduğu görülmekle, bilişim sisteminde gerçekleşen önlenemez gelişmelerden dolayı bu sessizliğin bir keyfiliğe, kuralsızlığa, güvence yoksunluğuna, malvarlığına karşı işlenecek suçlardan kişilerin korunmamasına, kripto paranın yasal kaydı ve bu paranın alınıp satılmasına aracılık eden firmaların lisanslandırılmamasına veya ruhsatlandırılmamasına yol açtığı anlaşılmaktadır. Bunun yanında teminat yoksunluğu sebebiyle birçok kişinin mağdur olma ihtimalinin gündeme geldiği, nitekim 21 Nisan 2021 ve 23 Nisan 2021 tarihlerinde iki kripto para platformunun, yani kripto para alışverişine aracılık eden firmanın aniden faaliyetlerine son vermesi sebebiyle ciddi mağduriyetlerin ortaya çıktığı, yasal boşluğun ve bankalar veya sigorta şirketlerinde olan güvencelerden yoksun kripto para alışverişlerinin de dijital/kripto/sanal para olarak nitelendirilen kripto para piyasasında yaşanan olumsuzlukları tetiklediği, güven kaybının yaşandığı, bu hadiselerle bir kez daha hukukun teknik gelişmelerin ve bu gelişmelerden kaynaklanan suçlar ile hukuka aykırılıkları geriden takip ettiğinin görüldüğü, ilk kez 16 Nisan 2021 tarihinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın toplam 6 maddeden ibaret ve 30.04.2021 tarihinde yürürlüğe girecek “Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik” adlı bir düzenlemeye gittiği, esasen bu Yönetmeliğin kripto para piyasasına düzenleme ve bu alanda düzen kurma amacından uzak, sırf yasak içerdiği, bunun da kripto para piyasası ve aracı kurumlar üzerinde olumsuz etkisi oluşturduğu görülmektedir. Kanaatimizce; kripto para piyasasını ve alışverişini veya ticaretini yasaklamaktan ziyade, son gelişmeleri de dikkate almak suretiyle bir an evvel yasal düzenlemeye gidilmeli, bu sırada gelir getirici olması açısından da işlem ve/veya kazançtan vergi alınması amaçlanmalıdır.
Esas itibariyle; Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen hırsızlık, güveni kötüye kullanma, bilişim ve dolandırıcılık suçlarının “coin” olarak bilinen kripto paralara göre gözden geçirilip yasal düzenlemeye gidilmesinin gerektiği, “mal”, “taşınır mal”, “gayri maddi varlık” sözlerinden ne anlaşılacağının “kanunilik” ilkesi uyarınca açıklanması, kripto para piyasası ile ilgili koruyucu ve ciddi cezalar öngören yasal düzenlemelere gidilmesinin lüzumu tartışmasızdır.
İşbu yazımızda; kripto paranın tanımına, kripto para ile ilgili hukuki düzenlemelere ve kripto paranın suça konu olup olmayacağına dair açıklama ve değerlendirilmelerde bulunulacaktır.
I- Kripto Para Nedir?
Kripto para piyasasında bilinen ve nerede ise bu piyasanın adını oluşturan “Bitcoin” bir kripto para birimi olarak kripto para piyasasında yer alan ve bu piyasada aracılık eden firmaların alışverişlerine konu olan bir sanal/elektronik para birimidir.
Kripto para; herhangi bir devlet veya merkez bankası tarafından üretilmeyen, bu sistemi kullanan bireylerin ülkelerin tedavüldeki para birimleri ile satın aldığı veya kendiliğinden ürettiği elektronik/sanal paradır. Bu paraların alınıp satılmasına aracılık eden firmalara da “aracı kurum” denilebilir, fakat uygulamada hiçbir özel statüye ve şarta tabi olmadan, lisanslanmadan ve ruhsatlanmadan, teminatsız bir şekilde ve sırf müşteride oluşturdukları güven duygusuna göre kripto para piyasasında yer alan firmaların faaliyette bulundukları görülmektedir. Bu firmalar esasen o kadar önemlidir ki, yapılan kripto para alışverişleri ve oluşturulan cüzdanlar bu firmaların bilgisinde ve kontrolünde bulunmaktadır. Firmalarla ilgili yasal düzenlemeye gidilmedikçe, oluşturulacak sahte kripto paralar veya müşterinin malvarlığını zarara uğratmak kastıyla yapılan veya yapılmış gibi gözüken işlemler, kripto para firmalarının gerçek kişi temsilcilerinin ceza sorumluluğunu gündeme getirecektir. Ancak belirtmeliyiz ki; Türk Ceza Kanunu’nun klasik hükümleri ile yetinmeyip, kripto para piyasasına hitap eden yasal düzenlemelere gidilmeli ve bu tür paralar hukuk sistemi tarafından tanınmak suretiyle sistemin içine alınmalıdır.
Kripto paranın değeri, kullanıcıların arz ve talep durumuna göre değişkenlik gösterebilmektedir. Bu nedenle sistem, aynı zamanda bir tür sanal borsa olarak kabul edilebilir. Devletlerin; kripto parayı elektronik para olarak tanıması ve bu sistemin yaygınlaşması halinde, bu tür paraların değeri daha da artabilir. Ancak sistemin barındırdığı risklerin bu alanda suç işlenmesini kolaylaştıran bir ortam sunması ve kripto paranın yaygınlaşması, fakat değerinin istikrar kazanmaması, mal değeri olarak karşılığının bulunmaması ve suiistimaller dikkate alındığında, değerinin zamanla kullanıcılar tarafından tercih edilmeyecek şekilde azalma ihtimalini de gündeme getirebilir.
Şu an için kripto para, e-ticaret adı ile bilinen internet ortamında yer sağlayıcılar tarafından açılan ve bir anlamda “AVM” olarak tanımlanan alışveriş merkezlerine benzeyen sitelerin içinde yer alan sanal mağazalarda alıcı satıcılar arasında kullanılan bir değerdir. İnternet ortamında yapılan alım satımlarda kullanılan kripto para, gerçekte elle tutulup gözle görülmeyen, herhangi bir matbaa veya darphanede basılmayan para karşılığı değerdir. İnternet ortamında kripto paranın alım satımı yapıldığı gibi, ürün satışlarının karşılığı değer olarak alıcı tarafından satıcıya ödenmekte, satıcı da elde ettiği kripto parayı yine internet ortamında bulunan borsalar aracılığıyla tedavülde olan bir para birimine çevirebilmektedir.
Belirtmeliyiz ki; kripto para ile kontrolsüz alışverişlerin yapılması veya gerçekte yasal gözüken ürünlerin ardına gizlenen yasadışı ürünlerin ticarete, tüketime ve el değişime konu edilmesi mümkündür. Çünkü ulusal ve uluslararası para hareketleri, gerek paranın hareketi ve gerekse gerçekte neyin karşılığında ödendiği konularında kolay takip edilebildikleri halde, kripto paraya dayalı alışverişler için aynı takip ve tespiti yapabilmek pek mümkün değildir. Kazancın vergilendirilmesi ise ayrı bir sorundur. Bu durumda kripto para veya buna benzer sanal para değerleri, uluslararası sözleşmelere konu edilip, ulusların iç hukuklarında düzenlenmeli ve böylece, her türlü para hareketleri kamu kudreti kullanıcısı devletin gözetimi altında yapılmalıdır. Devletler, gelişmelere kayıtsız kalmadan ve hukuki altyapılar oluşturmak suretiyle el değiştirmenin bir değeri ve egemenliğin anlatımı olan her türlü para birimini kontrol altına almalıdır.
Kripto para sistemini kullanabilmek için, kullanıcının bu sisteme üye olması gerekmektedir. Üyelik için kullanıcıdan isim ve e-posta bilgileri talep edilmektedir. Bunun dışında, kullanıcıların paylaşması gereken herhangi bir kişisel bilgi bulunmamaktadır.
Kripto paralar şifrelenerek oluşturulan adreslerde muhafaza edilmektedir. Kullanıcılar; sistem üzerinde sanal cüzdanlar oluşturup, kripto paraları bu cüzdanlarda saklamaktadır. Sistem üzerinden yapılacak kripto para transferleri, kullanıcıların cüzdanlarında bulunan kripto para miktarı ve kullanıcıların sistem üzerindeki tüm hareketleri, “blockchain/blok zinciri” denilen ve kripto para değişimine hizmet eden bir tür sanal deftere kaydedilmektedir. Blokchain sistemiyle oluşturulan sana defterin kendisine özgü bir kimliği bulunmaktadır. Sistem üzerinden gerçekleştirilen işlemlerde gerçek kimlik bilgileri kullanılmadığında, bu işlemlerin kimler tarafından gerçekleştirildiğinin tespiti çok zor olacaktır. Kanaatimizce; hem işlemlerin takibi ve hem de kripto para sahibinin mağdur edilmemesi için, mutlak kontrolü kripto para sahibine ait olan ve aidiyetin veya varlığın tespitinin gerekli olduğu durumda, daha önce oluşturulmuş birkaç güvenlik duvarının aşılması suretiyle bilgilere ulaşılabilmelidir.
Kripto para sistemi üzerinden, saat ve ülke sınırı olmaksızın, istenilen her anda ve her yere para transferi yapılması mümkündür. Bu ödemeler, bir noktadan diğer bir noktaya, banka gibi aracılar olmaksızın yapılmaktadır. Bu gelişme, özellikle bankaları, uluslararası ve ulusal alanda para gönderme usul ve sistemlerini de tehdit etmektedir. Bu tehdit, belki de klasik usullerin değişimine yol açacak ve para transferini daha basit hale getirecek, paranın el değiştirmesi de fiziki olmaktan tümü ile kurtulabilecektir.
Bir kişinin, başka bir kişiye kripto para ile ödeme yapması ve kendisine ödeme yapılan kişinin bu parayı ulusal paraya çevirmek istemesi halinde, kimlik bilgilerinin bir kısmının bildirilmesi gerekebilmektedir. Örneğin, uluslararası transfer işlemlerinde kripto para kabul eden döviz bürosu niteliğinde aracılar bulunmaktadır. Bu aracılar, transfer işlemlerinin tamamlanması için kendisine ödeme yapılan kişinin hesap bilgilerini talep edebilmektedir. Bu durum, kişinin kimlik bilgilerinin gizliliğine istisna teşkil etmektedir.
Kullanıcıların kişisel bilgilerinin ve mali kaynaklarının tespit edilmesinde yaşanan zorluk, sistem vasıtasıyla suç işlenmesini kolaylaştırmaktadır. Sistemin şu anda, uyuşturucu ticareti, internet üzerinden kumar oynanması, kara para aklama gibi fiillerin işlenmesinde kullanıldığı bilgisi bulunmaktadır. Örneğin; FBI tarafından yürütülen çalışmalarda, yabancı bir internet sitesi üzerinden uyuşturucu alım satımının yapıldığı ve bu alışverişlerde kripto para sisteminin de kullanıldığı tespit edilmiş, siteye erişim engellenmiş ve internet sitesinin sahibi hakkında ceza soruşturması başlatılmıştır.
Kripto para sisteminin risklerinden birisi de, kullanıcıların hesaplarının başka bir kullanıcı tarafından ele geçirilmesi veya sistem üzerinde kullanıcı tarafından yanlış veya yanlışlıkla işlem gerçekleştirilmesidir. Kullanıcı hesabının başka bir kullanıcı tarafından ele geçirilmesi halinde, bunu denetleyen, tespit edebilen ve kullanıcıya hesabını geri almasını sağlayan bir yöntem veya mekanizma bulunmamaktadır. Aynı şekilde kullanıcıların işlemleri de geri alınamaz nitelikte olduğundan, yapılan yanlış işlemin geri alınması veya düzeltilmesi mümkün olamamaktadır. Bu meseleler bile, yakın zamanda doğmuş kripto para sisteminin tipik sorunları olarak gözüktüğünden, bu alana hukuk kuralları ile el atılıp düzenin sağlanması gereğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Çünkü önemli olan, hukuka aykırılıklar ve suçların işlenmeden önlenmesi, bu yolla kişi hak ve hürriyetlerinin korunmasıdır.
II- Kripto para ve Yasal Düzenlemeler
Kripto paranın herhangi bir merkez bankası tarafından basılmaması, denetlenememesi, kripto para transferlerini gerçekleştiren tarafların ve transfer işlemlerinin nereden yapıldığının tespitinin nerede ise imkansız olması karşısında, devletlerin bu elektronik parayı tanıyıp tanımayacağı, sistemin kullanımının yasal yaptırımlara tabi tutup tutulmayacağı merak edilmektedir. Bu aşamada Ülkemizde, kripto para sisteminin kullanılmasını yasaklayan yasal düzenleme olmamakla birlikte, bu sistemi tanıyan ve kullanılmasını onaylayan bir düzenleme de bulunmamaktadır. Konuya ilişkin yasal düzenleme bulunmadığından, mevcut mevzuatımızın bu sistem hakkında uygulanıp uygulanamayacağının tartışılması yerinde olacaktır. Ancak belirtmeliyiz ki, kanunla yasaklanmayan ve yaptırımı gösterilmeyen bir eylem veya faaliyetin icrası engellenemez ve yaptırıma da tabi tutulamaz. Demokratik hukuk devleti olmanın tipik bir sonucu, “hukuk devleti” ve “suçta ve cezada kanunilik” ilkelerine bağlı olmaktır. Normlar hiyerarşisinin tepesinde olan Anayasanın 2., 13. ve 38. maddeleri bu bağlılığı net bir şekilde ortaya koymuştur.
6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun, 27.06.2013 tarihli ve 28690 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde, elektronik para ihraç eden kuruluş tarafından kabul edilen fon karşılığı ihraç edilen, bu Kanunda tanımlanan ödeme işlemlerini gerçekleştirmek için kullanılan ve elektronik para ihraç eden kuruluş dışındaki gerçek ve tüzel kişiler tarafından da ödeme aracı olarak kabul edilen parasal değer, elektronik para olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede elektronik para kuruluşu ise, elektronik para ihraç etme yetkisi verilen tüzel kişi olarak tanımlanmıştır. Elektronik para ihraç eden kuruluşlara ilişkin düzenlemeler, Kanunun 18 ve devamı maddelerinde yer almaktadır. Kanunun 18. maddesi uyarınca, bu kuruluşlar yalnızca anonim şirket olarak kurulabilecek, nakden ve her türlü muvazaadan ari ödenmiş sermayesi en az beş milyon Türk Lirası olacak, faaliyetlerini 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda tanımlanan bankalar aracılığıyla yürütecek ve maddede sayılan diğer şartları da yerine getirecektir.
Kanunun 21. maddesinde, bu kuruluşların denetimine ilişkin esaslar düzenlenmiştir. Buna göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, elektronik para kuruluşunun merkezinde, şubesinde, temsilcisinde veya dışarıdan hizmet aldığı diğer kuruluşlarda denetim yapmaya yetkili olacaktır. Kuruluş, bu denetimlerde Kurumun talep edeceği her türlü bilgi ve belge ile defterleri, gizli olsalar bile ibraz etmek ve incelemeye hazır tutmak zorundadır.
Kanunun 26. maddesinin 3. fıkrasında, “Yurtiçi ve yurtdışı yetkili mercilerle denetime, bilgi paylaşımına ve diğer hususlara dair yapılacak iş birliğine ilişkin usul ve esaslar, sistem işleticileri için Bankaca; ödeme ve elektronik para kuruluşları için Kurulca ilgili tarafların görüşü alınmak suretiyle belirlenir.” denilmektedir.
6493 sayılı Kanunun gerekçesinde, elektronik paranın yaygınlaşması, merkez bankalarının para politikaları ile ödeme sistemlerine etkisi yanında ekonomik istikrarın sürdürülmesi bakımından önem taşıması nedenleriyle günümüz ihtiyaçlarına cevap verebilecek düzenlemeler yapılması gerektiği açıklanmışsa da, bu Kanunun kripto para sistemi hakkında uygulanamayacağı kanaatindeyiz. Yukarıda yer verilen hükümler incelendiğinde, elektronik para kuruluşunun yüksek sermaye ile anonim şirket olarak kurulması gerektiği, elektronik paranın sadece izinli kuruluşlar tarafından üretilebileceği, bağımsız denetime tabi olduğu ve faaliyetini 5411 sayılı Kanunda öngörülen bankalar aracılığıyla yürüteceği anlaşılmaktadır.
Kripto para sistemi ise, bir kişi veya bir kurum tarafından değil, sisteme üye olan kullanıcılar tarafından kullanılmakta ve yönlendirilmektedir. Sistem bir tür akıllı telefonlara yüklenen uygulamalar gibi düşünülebilir. Kripto para sistemi, gerçek kimliği bilinmeyen bir kişi tarafından oluşturulan bir uygulamadır ve şu an Dünya üzerinde birçok insan tarafından kullanılmaktadır. Uygulamayı oluşturan kişi, bu uygulamanın yöneticisi konumunda değildir. Uygulama, bireylerin gerçekleştirdiği işlemlerle kendiliğinden yürümektedir. Uygulamanın çalışma şekli gereğince, bir kişinin veya kurumun yönetiminde olması mümkün olmadığından, 6493 sayılı Kanun hükümleri kripto para sistemi için tatbik edilemeyecektir.
Kripto para sisteminin yurtdışında merkezli ve bir firma veya kuruluşun yönetiminde olduğu varsayılsa bile, sistem hakkında 6493 sayılı Kanun hükümleri tatbik edilemez. Yukarıda açıklandığı üzere, Türkiye’de faaliyet gösterecek elektronik para kuruluşları, Kurumun denetimine tabi olacaktır. Kurumun, yurtdışında bulunan bir kuruluşu denetleyemeyeceği açıktır. Ayrıca; Kanunun m.26/3 hükmünde belirtilen işbirliğinin sağlanabilmesi için, kripto para sisteminin merkezi yurtdışında veya yurtiçinde bulunan bir kuruluş olması gerekmektedir. Ancak sistem, bu şartları taşımamaktadır.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun 25.11.2013 tarihli ve 2013/32 sayılı basın açıklamasında, kripto paranın herhangi bir resmi ya da özel kuruluş tarafından ihraç edilmeyen ve karşılığı için güvence verilmeyen bir sanal para birimi olduğu, mevcut yapısı ve işleyişi itibariyle 6493 sayılı Kanun kapsamında elektronik para olarak değerlendirilmediği, dolayısıyla da bu Kanun çerçevesinde gözetim ve denetiminin mümkün görülmediği belirtilmiştir. Nitekim Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından hazırlanan, 31456 sayılı ve 16 Nisan 2021 tarihinde yürürlüğe giren “Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik” adlı düzenleme de incelendiğinde; kripto varlıkların ödemelerde doğrudan veya dolayı şekilde kullanılamayacağı, kripto varlıkların doğrudan veya dolayı şekilde kullanılmasına yönelik hizmet sunulamayacağı, ödeme hizmeti sağlayıcıların kripto varlıklarla ilgili faaliyette bulunamayacağı, iş modeli geliştiremeyecekleri, ödeme ve elektronik para kuruluşlarının, kripto varlıklarla ilgili işlem yapan platformlarla alışveriş yapamayacakları, yani ticari faaliyette bulunamayacakları ifade edilmiştir. Bunun aksi yönde faaliyette bulunanlar hakkında, 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’nun “Ceza hükümleri” başlıklı 68. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde öngörülen adli para cezası uygulanabilecektir. Ayrıca; kripto para hizmeti sunun platformlarla ticari faaliyette bulunan veya bulunmaya devam eden ödeme hizmet sağlayıcıları ile ödeme ve elektronik para kuruluşlarının lisans ve ruhsatlarının iptalleri gündeme gelebilecektir.
Zamanında kullanıcılar; kripto paralarla gerçekleştirilen işlemlerde tarafların kimliklerinin bilinmemesi, bu sanal paraların yasadışı faaliyetlerde kullanılması için uygun bir ortam oluşturduğu, kripto paranın piyasa değerinin değişken olabildiği, dijital cüzdanların çalınabilmesi, kaybolabilmesi veya sahiplerinin bilgileri dışında usulsüz olarak kullanılabilmesi gibi riskler bulunduğu konularında uyarılmıştır. Tuhaf olan, bu uyarıyı yapanın BDDK olması ve konu ile ilgili yasa boşluğu karşısında kamu otoritesinin sessizliğini korumaya devam etmesidir.
Sistemin Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından tanınmaması halinde kripto para, sahte para olarak mı kabul edilecektir? Bu sorunun cevabını, “suçta ve cezada kanunilik” prensibi çerçevesinde bulmak gerekir. Çünkü işlendiği zamanın kanunlarında suç olarak tanımlanmayan ve karşılığında ceza gösterilmeyen fiili icra ettiği gerekçesiyle hiç kimse cezalandırılamaz.
Konu ile ilgili 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 197 ve 198. maddelerinin incelenmesi gerekmektedir. Kanunun 197. maddesinde, memlekette veya yabancı ülkelerde kanunen tedavülde bulunan paranın sahte olarak üretilmesi, ülkeye sokulması, nakledilmesi, muhafaza edilmesi ve tedavüle koyulması suç olarak tanımlanmıştır. Kanunun 198. maddesinde ise, paraya eşit sayılan değerler açıklanmış ve devlet tarafından ihraç edilen kıymetli evrakın ve milli ziynet altınlarının para hükmünde olacağı belirtilmiştir. Kripto paranın herhangi bir ülkede tedavülde bulunan bir para birimi olmaması ve devlet tarafından üretilmemesi nedenleriyle, TCK m.197 ve 198’de konuya ilişkin yeni bir düzenlemeye yer verilmediği sürece, sahte para kapsamında değerlendirilemeyeceği kanaatindeyiz. En önemlisi de, gerek 197 ve gerekse 198. maddede bahsedilen para ve paraya eşit sayılan değerlerin fiziki varlıkları, istenildiklerinde gözle görülebilir ve elle tutulabilir, yani zilyetliğe konu edilebilir özellikleri bulunmaktadır.
Konuyu, 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetinin Korunması Hakkında Kanun ve bu Kanuna dayanılarak düzenlenen Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar kapsamında da değerlendirmek gerekir. 1567 sayılı Kanun çerçeve kanun niteliğinde olup, Türk parasının korunmasına ilişkin esaslar ve yaptırımlar, 32 sayılı Karar ile düzenlenmiştir. 1567 sayılı Kanunda, bu Kanuna dayanılarak düzenlenen Bakanlar Kurulu kararlarında yer alan hükümlere aykırı hareket edenler hakkında uygulanacak yaptırımlar ve suçun konusu genel itibariyle düzenlenmiş, yaptırım uygulanacak fiillerin tespiti ve bunlara ilişkin düzenleme yetkisi ise Bakanlar Kurulu’na verilmiştir.
Anayasanın 38. maddesinin 3. fıkrasına göre; “Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur”. Kanaatimizce, “suçta ve cezada kanunilik” ilkesinin istisnasız bir şekilde uygulanması zorunluluk olup, yürütme organının düzenleyici işlemleri ile suç ve ceza ortaya koyulmaması gerekir. Bu kabul, “Suçta ve cezada kanunilik ilkesi” başlıklı TCK m.2’ye de uygundur.
Bununla birlikte uygulamada, cezanın yasa tarafından belirtilip de suçun tanımının yürütme organı ve idareye bırakıldığı, dayanağını Anayasa m.38’in gerekçesinden alan açık suç normlarını görmekteyiz. Konuya kripto para sistemi açısından baktığımızda, hem Kanunda ve hem de 32 sayılı Kararda bu sistemin uygulanmasına ilişkin elverişli bir hüküm bulunmadığı görülmektedir. Anılan düzenlemeler, temel olarak Türk parası, döviz, menkul kıymetler ve kıymetli eşyanın ithalinde ve ihracında uygulanacak usul ve esaslara ilişkindir.
III- Kripto Para Çalınabilir mi veya Başka Suçlara Konu Olabilir mi?
Bilişim sistemlerinin kullanılması vasıtasıyla hırsızlık suçu nasıl işlenebilir? Elbette ticari sırların izinsiz ele geçirilmesi TCK m.239’da, bilişim sisteminde bulunan verileri başka yere gönderme TCK m.244’de, banka veya kredi kartının izinsiz ele geçirip kötüye kullanma TCK m.245’de suç sayılmıştır. Esasında “Bitcoin” türü doğrudan “para” sayılan, yani kendisi iktisadi değer ifade eden ve bu şekilde el değiştiren kripto varlıkların, yani dijital değerlerin bu üç ceza normunun dışında tutulması gerektiği söylenebilir. Bir eylem; ahlaka, toplumun ortak değer ve kabullerine uygun düşmeyebilir, ayıplanabilir ve bu eylemi icra edenin cezalandırılması gerektiği konusunda ortak bir fikir de olabilir. Ancak “kanunilik” ilkesi var oldukça bunun yolu, o eylemin kanunda suç olarak tanımlanması ve karşılığında ceza öngörülmesinden geçer.
“Bitcoin” türü bir sanal malvarlığının çalınmasının kapsamına girebileceği yegane ceza hükmü, bizce TCK m.244/3 değil, m.142/2-e’dir. Çünkü bu son hüküm, bilişim sisteminin kullanılması suretiyle bir başkasına ait malvarlığının çalınmasını suç olarak düzenlemiştir. Bu fikre karşı, hırsızlık suçunu tanımlayan TCK m.141’in “Bitcoin” türü sanal paraların çalınması eylemini suç saymaya yeterli olmadığı, ayrıca TCK m.244/3’ün bilişim sisteminde var olan verilerin başka yere gönderilmesi eylemini özel olarak saydığı, bu hükmün kripto paraların çalınması eylemine daha uygun düştüğü, çünkü kripto para, yani sanal değerlerin birer dijital veri olduğu, ancak bu konuda hırsızlık suçu kapsamında “kanunilik” ilkesine uygun düşecek bir suç tanımının yapılmasının vaktinin geldiği, aksi halde gelişen bilim ve teknik ile internet karşısında ceza normlarının yetersiz kalacağı söylenebilir.
TCK m.141/1, taşınır bir malın bulunduğu yerden alınmasından bahsederken, malın ne şekilde götürüldüğünü ayrıca tanımlamayıp, taşınır mal üzerinde zilyedinin tasarruf olanağına son verilmesini dikkate alıp, hırsızlık suçu saymıştır. Hükmün gerekçesine göre, “Almak fiilinden maksat, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarının kullanmasının olanaksız hale gelmesidir. Bu tasarruf olanağı ortadan kaldırılınca, suç da tamamlanır”.
Bilişim sisteminde bulunan bir veri, bilgi veya programın izinsiz olarak başka yere gönderilmesi veya bulunduğu yerden alınması hırsızlık suçu olmamakla birlikte, bu yolla başkasına ait para üzerinde zilyedinin tasarruf olanağını kaldırarak, paranın başka yere gönderilmesi hırsızlık suçu kapsamında değerlendirilmelidir. “Suçta ve cezada kanunilik” prensibine aykırılık olmadığı gibi kıyas yasağının ihlal edildiğinden de bahsedilemez. Bilişim sistemini engelleme, bozma, verileri ortadan kaldırma veya değiştirme fiilleri ise, TCK m.244 kapsamında suç sayılmıştır. Verilerle ilgili hükümler içeren TCK m.244 ile kripto paranın çalınması sebebiyle uygulanacak TCK m.142/2-(e)’yi birbirinden ayrı değerlendirmek gerekir.
Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinin 2. fıkranın (e) bendinde; hırsızlık suçunun, bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenmesi halinde failin daha ağır ceza ile cezalandırılmasını gerekli kılan nitelikli hal öngörülerek, son zamanlarda yaygınlaşan, günlük hayatımızın her anına giren, sıklıkla kullanılan internet ve bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılıp, bu yolla hırsızlık suçunun işlenmesinin önüne geçilmesi hedeflenmiştir. Böylece kanun koyucu; internet ve bilişim sistemlerinin kullanmak suretiyle hırsızlık suçunun işlenmesi halinde, internet ve bilişim sistemlerine duyulan güvenin korunmasını, bu gibi sistemlerin öneminin ve kullanımının artırılmasını amaçlamıştır.
Hükümde; bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle zilyedinin rızası olmaksızın başkasına ait taşınır, nakledilebilir ve “taşınır mal” kavramının kanun koyucunun amacına uygun, fakat kıyasa varmayacak yorumu yoluyla aktarılabilir mal” olarak kabulünden hareketle aktarılabilir bir malın (bu kapsamda “sanal para” adı ile bilinen “bitcoin” türü dijital malvarlığının), kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak amacıyla bulunduğu yerden alınması hırsızlık suçunun nitelikli hali sayılmıştır.
TCK m.142/2-e’de; fiilen malın bulunduğu yerden alınması değil, bilişim sistemi kullanılarak hesapta bulunan bir paranın başka bir yere aktarılması veya internet bankacılığı vasıtasıyla hesapta bulunan paranın çekilmesi veya kredi kartı bilgileri yoluyla harcama yapılması gündeme gelebilir. Tüm bunlarda fail; başkasına ait taşınır bir malı bulunduğu yerden fiilen almamakla birlikte, bilişim sistemi sayesinde taşınabilir, transfer edilebilir veya aktarılabilir malın kendisine veya başkasına yarar elde etmek maksadıyla izinsiz şekilde başka bir yere naklini ve kullanılmasını sağlamaktadır.
Fail; hırsızlık suçunun tanımını aşan bir şekilde ve hileli davranışlarla aldatıcı hareketlerde bulunmuşsa, bu durumda hakkında TCK m.158/1-f’de yer alan nitelikli dolandırıcılık, bundan başka banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suretiyle yarar sağlamışsa da bu durumda hakkında TCK m.245’de düzenlenen banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılmasına ilişkin ceza tatbik edilecektir. TCK m.158 ve 245’de yer alan hükümler özel düzenlemeler olup, failin icra hareketleri bu hükümlerde yer alan tanımlara uyduğu takdirde, fail nitelikli hırsızlık suçundan değil, somut olayın özelliklerine göre nitelikli dolandırıcılık veya banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan dolayı sorumlu tutulacaktır.
Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle nitelikli hırsızlık ile nitelikli dolandırıcılık suçlarını birbirinden ayırmak gerekir. Nitelikli dolandırıcılık suçunda, bilişim sistemlerinin kullanması suretiyle hileli davranışlar icra eden fail tarafından mağdurun aldatılması gerekmektedir. Fail, bu şekilde bir aldatma olmaksızın mağdurun rızası hilafına taşınır malını, örneğin parasını kendisinin veya başkasının hakimiyet alanına geçirebilir. İşte bu aşamada nitelikli hırsızlık suçu gündeme gelecektir. Mağdurun sahibi olduğu kripto paranın zilyetliğini, muhafaza etmesi veya belirli bir şekilde kullanması amacıyla aracı kurum kabul edilen kripto para platformuna bıraktığı düşünüldüğünde, TCK m.155/2’de düzenlenen nitelikli güveni kötüye kullanma suçu gündeme gelecektir. “Uzlaştırma” başlıklı Ceza Muhakemesi Kanunu m.253/1-b, 7 uyarınca uzlaştırma kapsamında sayılan bu suçun gerçekleşip gerçekleşmediğinde, kripto paranın zilyetliğinin devri mümkün olmayan gayri maddi varlık olduğu, dolayısıyla “kanunilik” ilkesi gereğince kripto para ile ilgili emniyeti suiistimal, yani güveni kötüye kullanma suçunun işlenemeyeceği ileri sürülebilir. Bu düşünceye katılmadığımızı, malvarlığı ile ilgili duyduğu güven kötüye kullanılan her bir mağdur yönünden, zilyetliği muhafaza veya belirli bir şekilde kullanmak üzere bir başkasına bırakılmış kripto paranın, failin kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyetliği devri amacı dışında tasarrufta bulunduğu veya bu devir olgusunu inkar ettiği anlaşılırsa, hırsızlık suçu yerine güveni kötüye kullanma suçunun varlığı öne çıkabilir. Çünkü hırsızlık suçunda; zilyedinin rızası olmadan taşınır malın kendisine veya başkasına yarar sağlamak amacıyla bulunduğu yerden, platformdan, cüzdandan veya bilişim sisteminden alınması gündeme gelir.
Nitelikli hırsızlık suçu ile banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu arasında da fark vardır. TCK m.245/1’de düzenlenen banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunda fail, başkasına ait bir banka veya kredi kartını her ne şekilde olursa olsun fiilen eline geçirmeli veya bu kart failin tasarruf alanında bulunmalıdır. Fail, kart sahibinin rızası olmaksızın kartı kullanmak veya kullandırtmak suretiyle yarar sağlamalı veya sağlatmalıdır. Burada failin kartı hukuka aykırı ele geçirip geçirmemesi önem taşımaz. Önemli olan, failin her ne şekilde olursa olsun eline geçirdiği kartla, o kartın sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın işlem yapıp yarar sağlamasıdır. Nitelikli hırsızlık suçunda ise, kartın failin elinde olmasına gerek bulunmamaktadır. Zaten kartın failin elinde bulunduğu durumlarda TCK m.245/1 uygulama alanı bulacaktır. Nitelikli hırsızlık suçunda fail, elinde banka veya kredi kartı olmaksızın bilişim sistemini kullanarak, bir hesaptan sahip olduğu bilgiler vasıtasıyla para çekilmesini, kendisinin veya başkasının hesabına havale yapılmasını sağlamayı amaçlamaktadır.
Her ne kadar 158. maddenin 1. fıkrasının (f) bendinde, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık suçunun nitelikli kabul edileceği belirtilmişse de, fiilin dolandırıcılık sayılabilmesi için, fail tarafından mağduru aldatan hileli davranışların ortaya koyulması gerektiği gözardı edilmemelidir. Fail; herhangi bir aldatıcı nitelikte hileli davranışa başvurmaksızın elde ettiği bilgiler vasıtasıyla bilişim sistemi kullanarak, mağdurun banka hesabından kendi hesabına para aktarmışsa, bu durumda sırf bankanın araç olarak kullanılması fiilin nitelikli dolandırıcılık sayılması için yeterli olmayacak, fiil nitelikli hırsızlık suçu kapsamında değerlendirilecektir. Bununla birlikte; baştan dolandırıcılık suçunu işleme kastına sahip failin, elinde, kontrolünde veya ticari faaliyetleri kapsamında olmaksızın kripto para satmış gibi gösterdiği, yani gerçek kayıtlarda olmadığı halde mağdura gösterdiği kayıtta kripto para sattığını ve paranın sahibinin mağdur olduğunu belirttiği, yine piyasa değerinin altında, sözde promosyon yapmak suretiyle kripto para sattığını söylediği durumda, TCK m.157’de tanımlanan dolandırıcılık suçunun gerçekleştiğinden bahsedilebilir ki, burada aynı mağdurla yapılan birden fazla alışveriş kendi içinde TCK m.43/1 kapsamında zincirleme suç olarak değerlendirilip, TCK m.158/1-f tatbikini gündeme getirecek ve her bir mağdur açısından ayrı ceza sorumluluğu gündeme gelecektir. Önemli olan burada failin, dolandırma kastıyla mağduru hileli hareketler yaparak esaslı hataya düşürüp düşürmediğidir. Gerçekte alışveriş yapılmış, ancak sonra kripto para kaybolmuşsa, ya hırsızlık veya güveni kötüye kullanma suçundan bahsedilebilir. Dolandırıcılık suçunda ise, mağdura dolandırma kastına sahip failin hileli hareketlerle mağduru esaslı hataya düşürmesi, yani yapmayacağı bir işi yaptırması veya almayacağı bir kararı aldırması, bu yolla mağduriyetten kendisine veya bir başkasına haksızı yarar sağlaması gerekir ki, piyasada sağladığı güvenle para toplayan, fakat kripto para almayan, kripto parayı almış gibi gösteren veya mağdura değil de kendisine alan ve bu şekilde hileli hareketlerle kandıran failin dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilebilir.
Netice itibariyle; kripto paraların, son dönemde vergi kaçırma, uyuşturucu, internet üzerinden kumar oynanması ve hatta kara para aklama suçlarının işlenmesinde kullanılan bir sistem haline geldiği ileri sürülmektedir. Sistemdeki bu riskler nedeniyle devletler, kripto parayı tanıma konusunda tereddüt yaşamaktadır. Konuya ilişkin Ülkemizde yeni bir yasal düzenleme yapılmadığından, kripto para kullanımı ve/veya kripto para ile ödeme imkanı sağlanması serbest olup, yasal yaptırım gerektiren fiiller değildir. Sistemin kaynağının net ve kamu kudretine dayalı olmaması, kim oldukları ve sorumlulukları belirli kişilerce yönetilmemesi, internet üzerinden gerçek kimlik bilgilerine gerek bulunmaksızın kullanıcıların iz bırakmadan işlem yapabilmesi gibi nedenlerle, konuya ilişkin yalnızca ulusal düzeyle sınırlı yasal düzenleme yapılması, yapılsa bile kaynağı ve sahibi Türkiye Cumhuriyeti’nde olmayan kripto para sisteminin, uluslararası düzenleme ve işbirliği olmadan kesin kurallara ve düzene kavuşturulması zor gözükmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nden yapılan yurtdışı/yabancı kripto para alımları ile doğrudan yurtdışından gerçekleştirilen kripto para alışlarında ne kadar dövizin yurttan çıktığı, uğranılan zararın ve vergi kaybının ne olduğu da bilinmemektedir.
Belki kamu otoritesi, kripto para sistemini ve para birimini tanımadığını, kullanımı ile tedavülünü desteklemediğini söyleyebilir, hatta sistemi suç ve ceza tanımlarına konu edebilir. Ancak doğru olan bu mudur diye düşünmek gerekir. Çünkü bilim ve teknik alanında gerçekleşen hızlı ve şok edici gelişmelere, hukuk düzeni yoluyla tümden yasak getirmek sorunu çözmemekte, aksine artırmaktadır. Bu sebeple, nimet külfet dengesini iyi kurup, kamu gelirleri ile bireyin hak ve hürriyetlerini koruyan yasal düzenlemeler, özellikle de uluslararası sözleşmeler yapılmak suretiyle internet ortamında kullanılan parasal değerleri kapsayan bir sistem getirilmesi isabetli olacaktır. Çünkü gelecekte; fiziki ortamda, yani elle tutulur ve gözle görülür her türlü eylem ve yaşam biçiminin, sanal ortamda da gündeme geleceğini ifade etmek isteriz.
Prof. Dr. Ersan Şen – Hukukihaber
İlginizi Çekebilir
-
MoneyGram İle Ortaklık Bu Kripto Paraya Artış Getirdi!
-
US Bank, ‘Kripto para saklama hizmeti vereceğini’ açıkladı
-
Antalya : Kripto paradan kar vaadi ile 1 milyon TL’lik vurgun
-
Çin Merkez Bankası ‘yasa dışı’ ilan etti, kripto paralar çakıldı
-
Ödemelerde kripto para kullanılamayacak!
-
Sbercoin : Banka devi kendi kripto parasını çıkarıyor
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Altın ve Gümüş: Nerede kalmıştık?
Yayınlanma:
17 saat önce|
22/07/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD borsaları teknoloji hisseleri öncülüğünde yaşanan güçlü toparlanmanın yardımıyla geceyi yükselişle tamamladı. En büyük 500 şirketin işlem gördüğü S&P 500 endeksi %1’e yakın yükselerek üç günlük düşüş serisini sonlandırırken, toparlanmaya özellikle yarı iletken hisseleri öncülük etti. Nasdaq Bileşik endeksinin %1,3 yükselmesinin ardından iyimser havanın Pasifik’in diğer ucuna da yansıdığını görüyoruz. Asya’da bu sabah alımlar hız kazanırken, çip üreticilerinin ağırlıkta olduğu Güney Kore KOSPI endeksi %5 yükseldi. Japonya’da gösterge endeks Tokyo borsası %2 prim yaparken, Güney Kore’nin temmuz ayının ilk bölümünde yarı iletken ihracatının yaklaşık üç katına çıkması ve Tayvan’dan gelen güçlü sipariş verileri, yapay zekâ temalı teknoloji hisselerine yönelik iyimserliği yeniden canlandırdı.
Jeopolitik cephede ise Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’de Suudi petrol tankerlerini hedef alabileceği yönündeki tehditleri nedeniyle Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı 92 dolar seviyesine yükselirken, piyasalarda belirgin bir riskten kaçış eğilimi de görülmedi. Yatırımcılar dikkati yeniden şirket bilançolarına çevirirken, bugün açıklanacak Alphabet ve Tesla sonuçları, yapay zekâ yatırımlarının şirket kârlılığına etkisi açısından yakından takip edilecektir. Diğer taraftan dolar değer kazanırken, sepet kur DXY 101,20 seviyesine varan bir yükseliş kaydetti. İngiltere’nin yeni başbakanı ve Hazine Bakanı şimdilik yeterli heyecan yaratamazken, birkaç gün önce 1,3560 seviyesine yükselen GBPUSD paritesi 1,3370 seviyelerine geri çekildi.
Piyasaların kılavuzu konumunda ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,63 seviyesine gelerek son iki ayın en yüksek seviyesini test ederken, gelecek hafta gerçekleştirilecek olağan Fed toplantısı öncesinde faizlerin sabit bırakılması ana beklenti olmayı sürdürüyor. Fed faiz vadeli kontratları yıl sonuna kadar toplam 38 baz puanlık ilave sıkılaşma ihtimalini fiyatlamaya devam ederken, Ekim toplantısında artırım ihtimali %77 seviyesinde fiyatlandırılıyor. Faiz getirisi olmayan kıymetli metaller, Fed’in yeni başkanının isminin telaffuz edildiği 29 Ocak’tan bu yana (yaklaşık beş aydır) neredeyse her fırsatta satış baskısıyla karşı karşıya kaldı. Son günlerde ise yeniden hayat belirtisi göstermeye başladı. Yükselişin fitilini büyük önem verdiğimiz 54 dolar seviyesinin test edilmesiyle ateşleyen gümüş bu sabah 60 dolar seviyesini test ederken, benzer bir şekilde altının da ons fiyatı 4,140 dolar seviyesine dayanarak teknik mânâda düşüş serisini sonlandırdı. Dün gümüşte açtığımız ilk kademe uzun pozisyonumuza bugün altını da ekleyeceğiz. Unutmayın, bir enstrüman sadece yükselirken alınır! Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin bu sabah 66 bin dolar seviyesinin üzerine yerleşti.
Büyük resimde ise, piyasaların Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik riskleri tamamen göz ardı etmese de, odağını yeniden teknoloji şirketlerinin bilançolarına ve yapay zekâ temasına çevirdiğini görüyoruz. Bu minvalde petrol fiyatları son altı haftanın zirvesini test etse de, risk iştahının bozulmadığı ve yukarıda da görüleceği üzere, kıymetli metallerin daha fazla satış baskısıyla karşı karşıya kalmadığını görüyoruz. Ya da ekonomi ile jeopolitikanın yavaş yavaş ayrışmaya başladığın altını çizmemiz gerekiyor. Haber akışında, ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun diplomatik çözüm arayışını sürdürmeye hazır olduklarına dair mesaj verirken, buna karşın sahadaki gerilim tırmanmaya devam ediyor. Yemen’deki Husiler, uluslararası denizcilik şirketlerine gönderdikleri resmî uyarıda Suudi Arabistan limanlarına yükleme veya boşaltma yapan gemilerin hedef alınabileceğini bildirirken, bu uyarının ardından Asya’ya petrol taşıyan üç Suudi tanker rotasını değiştirdi.
İran’ın Hürmüz Boğazı’na yönelik tehditleriyle birlikte Kızıldeniz’de de risklerin artması, küresel enerji arzı açısından iki kritik deniz geçidini aynı anda baskı altına aldı. Enerji arzına ilişkin riskler ön planda kalsa da, piyasalar bir yandan diplomatik girişimlerden gelebilecek ateşkes sinyallerini, diğer yandan enerji arzını sekteye uğratabilecek somut gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdürüyor. Diplomasi kapısı tamamen kapanmış görünmese de çatışmanın maliyeti ve ekonomik etkilerinin de giderek büyüdüğünü görüyoruz. Pentagon, İran savaşının ABD’ye bugüne kadar 37,5 milyar dolara mal olduğunu açıklarken, ek bütçe talebi Washington’da yaklaşan ara seçimler öncesinde siyasî tartışmaları da beraberinde getirdi. Savaş karşıtı sesler her geçen gün yükseliyor. Başkan Trump savaşta hayatını kaybeden Amerikan askerlerinin sayısının on sekize yükseldiğini açıkladı.
Türkiye cephesinde ise ismi büyük yabancı kurumlardan birinin dün USDTRY kuru ile ilgili kaleme aldığı rapor gündemi oldukça meşgul etti. Goldman Sachs, TCMB’nin önümüzdeki dönemde döviz kurunda daha fazla değer kaybına izin verebileceği ve yıl sonuna kadar %20’lerin ortasında bir yükseliş yaşanabileceği öngördü. Açıkçası raporun mevcut beklentilere kıyasla hangi yeni bilgiyi sunduğunu görmekte zorlandık. Uzun bir süredir bizim de sene sonu için kur beklentimiz yaklaşık 52,00 seviyesinde bulunuyor. Bu da zaten sene başına göre bakılırsa (43,00 – 52,00) yaklaşık %20 düzeyinde bir yükselişe işaret ediyor. Dolayısıyla Goldman’ın raporu, mevcut beklentilerden belirgin şekilde ayrışan yeni bir hikâye sunmaktan ziyade, piyasada zaten konuşulan temel senaryoyu teyit ediyor. Kaldı ki, yabancı kurum raporlarının zaman içinde değişen ekonomik ve jeopolitik gelişmelere bağlı olarak sık sık revize edildiğini de geçmişte defalarca gördük!
Yabancı bir kurumda uzun bir süre çalışan biri olarak bu raporları da nasıl yazdıklarını yakından bilsem de, ayrı bir tartışma konusu olduğundan bu noktaya hiç değinmeyeceğim. Dün Türk mali piyasaları günü limoni bir şekilde tamamladı. Ana endeks %0,7 gerilerken, bankacılık hisseleri %0,8 oranında düştü. XBANK’ın son 20 günde neredeyse %20 gerilediğinin altını çizmek gerekiyor. USDTRY kuru kamunun kontrolünde 47,20 seviyelerine gelirken, 5 yıl vadeli CDS risk primi 240 baz puanla son altı haftanın en yüksek seviyesine geldi. Petrol fiyatlarının seyri, net enerji ithalatçısı olan Türkiye’nin cari açık ve enflasyonla savaşını pekâlâ desteklemiyor. Her ne kadar manşete bakarak petrol fiyatlarının 92 dolar seviyesine gelerek son altı haftanın zirvesini test ettiğini söylerken, rafineri fiyatlarındaki yüksek seyrin daha da belirgin bir hâl aldığını ve arz sorunlarının başta motorin olmak üzere rafineri ürünlerini ciddi şekilde olumsuz etkilediğini not etmek gerekiyor. Bu minvalde, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi de tıpkı petrol fiyatları gibi %41,81 seviyesine yükselerek son altı haftanın zirvesini test etti.
Türkiye cephesinde dün siyasi gelişmeler de ön plana çıktı. CHP’den ayrılan Özgür Özel, bugün yeni partisini kuracağını açıklarken, çok sayıda milletvekilinin yeni oluşuma katılabileceği beklentisi siyasi gündemin ilk sırasına yerleşti. Mali piyasaların gündeminde ise bugün İngiltere’de enflasyon rakamları, Türkiye’de ise kapasite kullanım oranı ile reel kesim güven endeksi takip edilebilir.
Altın
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Savaşın gölgesinde gözler yeniden teknoloji devlerinin bilançolarında
Yayınlanma:
2 gün önce|
21/07/2026Yazan:
BankaVitrini
Dün KKTC Mali piyasaları 20 Temmuz Özgürlük ve Barış Bayramı nedeniyle kapalı konumdaydı. Bayramımız öncelikle kutlu olsun. Kıbrıs’ta son günlerde hareketli seyir dikkat çekiyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 27-29 Temmuz tarihlerinde dayı ziyaret etmesi bekleniyor. İki liderle ayrı görüşmelerin ardından üçlü zirve gerçekleştirilecek. BM, taraflar arasında diyaloğu yeniden canlandırmayı ve ağustos sonu veya eylül ayında yeni bir gayriresmî 5+1 toplantısı için ortak zemin oluşturmayı amaçlıyor. Sürecin seyrinin, Kıbrıs meselesinde önümüzdeki dönemin diplomatik takvimi açısından belirleyici olacağını düşünüyoruz.
Öte yandan, KKTC-Türkiye arasında doğalgaz hattı için ilk imzalar atıldı. İmzalanan mutabakat zaptı kapsamında Türkiye’den deniz altı boru hattıyla KKTC’ye doğalgaz ulaştırılması hedefleniyor. Projenin hayata geçmesiyle enerji arz güvenliğinin güçlenmesi, elektrik üretim maliyetlerinin düşmesi ve sanayi ile turizm sektörünün rekabet gücünün artması amaçlanıyor. Rum basınında projenin geniş yankı bulduğunu görüyoruz. NATO Zirvesi’nde Türkiye’nin gövde gösterisinin ardından, bazı yorumlarda, su ve elektrik projelerinin ardından doğalgaz hattının da tamamlanmasıyla KKTC’nin enerji alanında ciddi bir avantaj elde edebileceği, mevcut eğilimin sürmesi halinde Güney Kıbrıs’ın gelecekte KKTC’den daha ucuz elektrik temin etmek zorunda kalabileceği değerlendirmelerine yer verildi.
Büyük resme baktığımızda ise Avrupa’nın Rus gazına alternatif arayışı devam ederken, Doğu Akdeniz kaynaklarının KKTC üzerinden Türkiye’ye, oradan da Avrupa pazarına ulaştırılması, mesafe ve maliyet açısından en rasyonel güzergâhlardan biri olacağı enerji uzmanları tarafından değerlendiriliyor. Ancak bölgedeki jeopolitik dengeler ve siyasi anlaşmazlıklar, ekonomik açıdan en verimli görülen bu rotanın hayata geçirilmesinin önündeki en büyük engel olmayı sürdürüyor. Bu sürecin, KKTC’nin uluslararası alandaki k gündemin merkezinde onumuna da olumlu katkı sağlamasını temenni ediyoruz.
Küresel mali piyasaların gündeminde ise ABD-İran savaşının gündemin merkezinde yer tutmaya devam ediyor. ABD ordusunun Mart ayından bu yana ilk kez can kaybı yaşaması ardından jeopolitik riskler yeniden tırmanırken, Hürmüz Boğazı’nda petrol tankerlerine yönelik saldırılar ve bölgedeki enerji altyapısını hedef alan gelişmeler, arz güvenliğine ilişkin endişeleri yeniden artırdı. Tansiyonun barometresi konumunda Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dün gün içinde 91 doların üzerine yükselse de, diplomatik temasların yeniden başlayabileceği beklentisiyle kazanımlarının önemli bir bölümünü geri verdi.
Petrol fiyatlarındaki yükselişe rağmen küresel risk iştahında belirgin bir bozulma yaşanmaması dikkat çekiyor. Cuma günü teknik açıdan önemli gördüğümüz 100,50 seviyesini bir kez daha test eden dolar endeksi (DXY), buradan gelen tepki alımlarıyla 100,90 seviyesine toparlandı. Enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon endişelerini yeniden gündeme taşımasıyla, piyasaların para politikası beklentileri açısından yakından izlediği ABD 2 yıllık tahvil getirisi de hafif yükselerek %4,20 seviyesine çıktı. Vadeli kontratlar yıl sonuna kadar toplam 33 baz puanlık faiz artışını fiyatlarken, ekim toplantısında faiz artırımı olasılığı %71 seviyesinde bulunuyor.
Faiz getirisi olmayan kıymetli metallerde ise altının ons fiyatı 4,040 dolar seviyesine yükselirken, gümüşün ise geçen hafta büyük bir önemle takip ettiğimiz 54 dolar seviyelerini test ederek toparlanmaya başladığını görüyoruz. Gümüşte son günlerde fiyatın gerilemesine rağmen teknik analizde sıklıkta rastladığımız güç göstergesi olan RSI göstergesinin gerilememesi, hatta yükselmesi, dibin test edilmiş olabileceğine işaret ediyor. Teknik mânâda aşağıdaki grafikten de görülebileceği üzere bu sabah 58 dolar seviyesine yaklaşan gümüşte, eğer beklenmedik olumsuz bir gelişme olmazsa yukarı yönlü isteğin artmaya başlayacağını düşünüyoruz. Böyle bir durumda yukarıda ilk seviye olarak 63 doları hedefleyeceğiz. Bugün kademeli olarak uzun pozisyona geçmek için hazırlıklara başlayacağız.
Gümüşte yukarı yönlü hareketlilik dikkatimizi çekmeye devam ederken, altın tarafında da benzer bir hareketten söz etmek adına yukarıda 4,100 dolar seviyesinin üzerinde kapanış görmek isteyeceğiz. Aşağıdaki grafikten de görüleceği üzere, Bloomberg Emtia Endeksinin genelinde yeniden yükseliş isteğinin tırmandığını görüyoruz. Öte yandan, dört haftadır yükseliş isteği sergileyen lâkin bir türlü 65 bin dolar seviyesinin üzerine yerleşemeyen Bitcoin bu sabah 65,500 dolar seviyelerine kadar gelerek kıymetli metallerdeki yükselişe eşlik ettiğinin altını çizmek isteriz.
Yemen’deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan’a deniz ablukası ilan etmesi, ABD-İran savaşının Kızıldeniz’e yayılma riskini artırdı. Henüz Bab el-Mendep Boğazı’nın tamamen kapandığına dair bir bilgi bulunmazken, olası saldırılar veya sevkiyatların aksaması, Hürmüz Boğazı’ndaki kayıplara ek olarak küresel petrol arzı, navlun ve sigorta maliyetleri üzerinde baskı yaratabileceğini düşünüyoruz. Buna karşılık İran ile ABD arasında ateşkes arayışlarının sürmesi, petrol fiyatlarındaki ilk yükselişin sınırlı kalmasını sağladı. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dün gün boyu 86-91 dolar geniş bandında hareket ettikten bu sabah 88 dolar seviyelerinde dengelendiğini görüyoruz.
ABD borsaları dün geceyi yatay tamamlarken, yeni gün başlangıcında, Pasifik’in diğer ucunda iyimser bir seyir görüyoruz. Orta Doğu’da ateşkes için yürütülen arabuluculuk girişimlerinin yanı sıra petrol fiyatlarını bir aylık zirveden aşağı gevşemesiyle gösterge endeks Tokyo borsası %2,5 yükselirken, gözlerin üzerine çevrili olduğu ve dün %4,5 gerileyen Güney Kore borsası KOSPI bu sabah %4,5 yükseliş kaydetti. ABD borsalarının da vadeli işlemlerinde yükseliş isteği göze çarparken, Nasdaq vadelisinde %1 yükseliş dikkat çekiyor.
Jeopolitik riskler ve petrol fiyatlarındaki oynaklık yakından takip edilirken, piyasaların odağı ikinci çeyrek bilanço sezonuna çevrilmiş durumda. Bu hafta Alphabet, Tesla, Intel ve IBM başta olmak üzere teknoloji devlerinin açıklayacağı finansal sonuçlar, yıl boyunca yapay zekâ temasıyla yükselen piyasaların yönü açısından kritik önemle takip edilecektir. Alphabet’in yeni yapay zekâ çipleri geliştirdiğine yönelik haber akışı teknoloji sektörüne alım getirdi. Ancak beklentilerin oldukça yükseldiği mevcut ortamda, şirketlerin yalnızca kârlılık rakamları değil, gelecek döneme ilişkin verecekleri mesajlar da piyasalarda belirleyici olacaktır.
Avrupa siyasetinde ise İngiltere’de yeni dönem resmen başladı. İşçi Partisi lideri Keir Starmer’ın görevden ayrılmasının ardından başbakanlık koltuğuna oturan Manchester eski Belediye Başkanı Andy Burnham, son 10 yılda yedinci başbakan oldu. Siyasî istikrarsızlığa son verme sözü veren Burnham, 40 yılın en büyük değişimini hedefleyen yeni bir siyasi ve ekonomik model hazırlayacağını açıkladı. İlk aşamada hayat pahalılığı, konut sorunu ve zayıf ekonomik büyümeye odaklanacağını söylerken, piyasa fiyatlamasına bakarsak GBPUSD paritesi 3 gündür gerileyerek 1,3430 seviyelerine geri çekildi. İngiltere borsası FTSE100 de benzer bir şekilde günü %0,7 oranında düşüşle tamamladı. Bu arada dün gece saatlerinde, daha önce 2002-2007 yılları arasında Hazine’de görev yapan Savunma eski Bakanı John Healey’i maliye bakanı olarak atadı. Healey, yatırımcılar ve parlamenterler tarafından deneyimli ve güven veren bir isim olarak karşılandığını haber akışında okuyoruz. Bugün İngiltere piyasalarının Healey atamasını nasıl fiyatlayacağını takip edeceğiz.
TCMB, Piyasa Katılımcıları Anketi’nin Temmuz ayı sonuçlarına göre, sene sonu TÜFE beklentisi ve on iki ay sonrasına ilişkin beklenti hemen hemen önemli bir değişim göstermeden sırasıyla %29,21 ve %23,95 oldu. Sene sonu USDTRY kuru beklentisi 51,55 olurken, sene sonuna kadar katılımcılar TCMB’den 230 baz puan faiz indirimi beklerken (%37’den %34,70), Perşembe günü sonuçlanacak olağan PPK toplantısında ise faizlerin sabit tutulacağı tahmin ediliyor (bakınız grafik).
Türk mali piyasaları geçen hafta tahterevalli misali inişli çıkışlı bir seyir izlemişti. Küresel arenada cereyan eden olumsuzluklar ve iç siyasette artan endişeler ön plana çıkarken, NATO Zirvesi ardından yeşeren ABD yaptırımlarının kalkacağı beklentisi, S-400 ve F-35 meseleleri ön planda kalmaya devam etti. Dün BIST100 ana endeksi günü %0,7 oranında artışla tamamlarken, bankacılık endeksi %1,6 geriledi. USDTRY kuru kamunun kontrolünde 47,20 seviyelerine gelirken, yurt içi yerleşiklerin TL ilgisinin devam ettiğini görüyoruz. TCMB’nin Cuma valörlü işlemlerde 38 milyar dolar seviyesine yükselen net yabancı para pozisyonu, pazartesi valörlü işlemlerde -hafta sonu riski- 33,7 milyar dolar seviyesine geriledi. Altın fiyatlarının derleme etkisiyle rezervler üzerinde olumsuz etki doğurması, net pozisyon üzerinde baskı kuruyor. CDS risk primi uzun bir aradan sonra 220-230 baz puan seviyelerini terk ederek 240 baz puana yükseldi.
23. FIFA Dünya Kupası’nın finalinde İspanya, uzatma dakikalarında bulduğu golle Arjantin’i 1-0 mağlup ederek tarihindeki ikinci Dünya Kupası şampiyonluğunu kazandı. Maç boyunca oyunun kontrolünü elinde tutan İspanya, üstün futbolunu son bölümde skora yansıtmayı başarırken, bu zaferle şampiyonluk sayısını ikiye çıkararak Fransa ve Uruguay’ı yakaladı. Arjantin ise üç şampiyonlukta kaldı. Böylece Dünya Kupası tarihindeki denge de Avrupa lehine biraz daha bozuldu. Avrupa ülkeleri toplam 13, Güney Amerika temsilcileri ise 10 şampiyonluğa ulaştı. Turnuvanın ardından Paraguay ve Arjantin eleştirilen odağına yerleşti.
TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi
TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi – USDTRY ve TÜFE
Gümüş
Bloomberg Emtia Endeksi
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Küresel risk iştahı zayıf. Savaşın gölgesinde satış baskısı teknolojiye sıçradı
Yayınlanma:
6 gün önce|
17/07/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD ile İran arasındaki gerilim yeniden hız kazandı. ABD ordusu, İran’ın özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki askerî kapasitesini zayıflatmayı hedefleyen yeni hava saldırıları düzenlerken; İran da bölgedeki ABD üslerine füze ve İHA saldırılarıyla karşılık verdi. Çatışmaların yeniden tırmanmasıyla Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği büyük ölçüde dururken, İran’ın, ABD’nin enerji altyapısını hedef alması durumunda Kızıldeniz’deki Bab el-Mendeb Boğazı’nı da baskı unsuru olarak kullanabileceği belirtiliyor. Bu gelişmeler enerji arzına ilişkin endişeleri artırırken, petrol fiyatları yüksek seyrini koruyor. Brent cinsi ham petrol 85 dolar seviyesinde denge bulsa da, son iki haftada %20’den fazla yükseliş kaydettiğini hatırlatalım. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, önümüzdeki haftalarda gerilimin düşmemesi hâlinde küresel enerji arzı açısından ciddi risklerin oluşabileceği uyarısında bulundu.
İran ve ABD’nin geçen ay sağlanan ateşkes öncesindeki noktaya geri döndüğünü görüyoruz. Önümüzdeki günlerde yeniden müzakere masası etrafında bir araya gelinemezse, çatışmaların daha da tırmanmasından endişe ediyoruz. Hâliyle bu görünüm, küresel piyasalarda risk iştahını baskılamaya devam ediyor. Bu bağlamda son ayların zayıf halkası konumunda kıymetli metallerde satış baskısının sürdüğünü görüyrouz. Altındaki son zayıflığı yalnızca Fed’in faiz artırımına bağlamanın da zayıf bir argüman olduğunu düşünüyoruz. Faiz getirisi sunmayan kıymetli metaller faizlerin arttığı dönemlerde genellikle baskı altında kalsalar da, ezber bozarcasına Fed’in faizleri artırdığı dönemlerde de değer kazanabildiklerini daha önce de tecrübe ettik.
Son aylarda yaşadığımız baskının temel nedeni ise Orta Doğu’da savaşın yarattığı likidite sıkışıklığı olarak ön plana çıkıyor. Gemilerin yüzmediği, uçakların rahatça uçamadığı, tedarik zincirlerinin kırıldığı bir ekosistemde, turizm gelirlerinin bile sarsılması hâliyle bütçe açıklarını artırarak likidite ihtiyacını da ön plana çıkarıyor. Küresel dolar likiditesinin sıkıştığı durumlarda, altın rezervleri dâhil çeşitli varlıklarda otoritelerin satışa yönelmesini normal karşılamak gerekiyor. En basit örneği çok uzaklarda aramamak gerekiyor. Savaşın en yoğun hissedildiği geçen aylarda TCMB’nin yüklü altın satışları ister istemez altın fiyatlarının seyrini olumsuz yönde etkilemişti. Hülâsa, jeopolitik gerilim sürdüğü ve dolar likiditesi üzerindeki baskı devam ettiği müddetçe kıymetli metallerin yönünü yukarıya çevirmekte zorlanacağını düşünüyoruz. Haftalık kapanışın bizlere önemli ipuçları sunacağını da unutmamak gerekiyor. Bu bağlamda, teknik bir bakış açısıyla bu sabah 55 dolar seviyesinin altını test eden gümüşte asıl hareketin başladığı 54,35 dolar seviyesini büyük bir dikkatle takip edeceğiz. Dört bin dolar seviyesinin altını test eden altında ise 3,950 dolar seviyesi kritik destek konumunda olduğunu hatırlatalım.
ABD borsalarının dün geceyi düşüşle tamamlarken, teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq Bileşik endeksi %1,5 geriledi. Micron, Dell, Broadcom gibi ön planda olan teknoloji hisseleri %5’in üzerinde gerilerken, Netflix’in üçüncü çeyrek için açıkladığı finansallar piyasa beklentilerinin altında kaldı: şirket hisseleri geceyi %8’in üzerinde değer kaybıyla tamamladı. Bu sabah Pasifik’in diğer cephesinde ekranların koyu kırmızıya boyandığını görüyoruz. Gösterge endeks Tokyo borsası ve teknoloji ağırlıklı Tayvan borsasında düşüş %4,5’i aşarken, son dönemlerin flaş ismi hatta son günlerde tahterevalli tarzı bir görünüm sunan Güney Kore borsası KOSPI her ne kadar bu sabah kapalı konumda olsa da, tepeden düşüşün %30 seviyesine geldiğini not edelim. ABD borsalarının da vadeli işlemlerinde düşüş isteğinin korunduğunu görüyoruz. Nasdaq vadelisi %1 daha gerilerken, yarı iletken hisselerindeki satış baskısının genele yayıldığını söylememiz gerekiyor.
Jeopolitik risklerin yeniden yükselmesiyle petrol fiyatları haftalık bazda %11’in üzerinde prim yapmaya hazırlanırken, zayıf ABD enflasyon verilerinin etkisiyle Fed’in yıl sonuna kadar yalnızca 27 baz puanlık faiz artırımı yapacağını fiyatlamaya devam ediyor. Ani bir faiz artırım ihtimali için takip edilen 29 Temmuz toplantısına yönelik beklenti ise %10 seviyesine kadar geriledi. Daha önce de sıklıkla belirttiğimiz üzere, Fed’in yeni başkanı Warsh’un kurumu yeniden şekillendirmeye hazırlandığını ve enflasyona karşı sıfır tolerans anlayışıyla şahin bir duruş sergilediğini görüyoruz. Buna karşın ay başından bu yana açıklanan ABD istihdamı ile tüketici ve üretici enflasyonu verileri, sanılanın aksine büyük çaplı bir enflasyon sorununa işaret etmiyor. Bu minvalde, yapay zekâ devriminin neler getireceği, Trump’ın dünyayı nereye sürükleyeceğinin bilinmediği bir ekosistemde, Fed Başkanı Warsh da beklenti yönetimini sıkı tutmaya çalışarak şahin tonunu korusa da, faiz artışının kolay bir seçenek olmayacağını düşünüyoruz.
Bu bağlamda, dolarda yaşanan son dönemdeki güçlenmeden elbette çekinsek de, ya da teknik mânâda dolar endeksinin (DXY) 100,50 seviyesinin üzerinde kalması bizler mutlu etmese de, yükseliş isteğinin devam etmemesi gerektiğini düşünüyoruz. ABD insanının servetinde hisse senetlerinin ne kadar büyük bir yer tuttuğunu geçen günlerde paylaşmıştık. Kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesi hisse senetlerinde yaşanacak büyük çaplı bir düşüş hâliyle seçmen nezdinde ciddi bir varlık kaybı yaratması, Trump’ın hiç de arzulamadığı bir tabloya neden olabilir. Tüm bu gelişmeleri birlikte değerlendirdiğimizde, savaşın aslında kimseye faydası olmadığını çok net bir şekilde söylememiz gerekiyor.
Türkiye cephesinde ise bir günlük tatil ardından dün ılımlı bir günün geride kaldığına şahitlik ettik. TCMB’nin rezerv pozisyonu iyileşmeye devam ederken, S-400 mevzusu ve CAATSA yaptırımlarıyla ilgili olumlu beklentilerin ışığında BİST100 ana endeksi günü %1,2 artıda tamamladı. Endeks üzerinde ağırlığı bulunan halka açık bir faktoring şirketindeki son üç günlük taban serisi borsadaki yükselişi sınırlandırdı. Enerji fiyatlarının gölgesine rağmen iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi hafif de olsa gerileyerek %41,15 seviyesine gevşerken, TCMB’nin önümüzdeki hafta düzenlenecek olağan PPK toplantısında faiz oranlarını sabit bırakacağını düşünüyoruz.
USDTRY kuru pazartesi valörlü işlemlerde hafta sonu fonlama faizinin de etkisiyle 47,15 seviyesine yükseldi. Türk insanının bir numaralı yatırım aracı olan gram altın 6 bin TL seviyesine gerilerken, altın fiyatlarında yaşanan düşüşün Türkiye ekonomisini pek çok kanaldan olumsuz etkilediğinin de altını çizmek gerekiyor. Bugün TCMB ve BDDK’nın haftalık verilerini takip edeceğiz. Makro cephede ise Türkiye’de konut satışları, Euro bölgesi TÜFE, ABD yeni konut inşaatları, sanayi üretimi ve Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi takip edilebilir.
Emre Değirmencioğlu
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.039)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.603)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (579)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.978)
- GÜNCEL (4.522)
- GÜNDEM (3.557)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.722)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.466)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (821)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (114)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (57)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (93)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Tesla'nın kârı ikinci çeyrekte beklentilerin altında kaldı 22/07/2026
- Amazon, yapay zeka biriminde işten çıkarmaya gitti 22/07/2026
- Erakçi: ABD saldırısına destek verenler meşru hedef olacak 22/07/2026
- Güney Kore'den Hürmüz iddialarına yalanlama 22/07/2026
- "İran'ın petrol satamadığı bölgede kimse petrol satamaz" 22/07/2026
- AB'den Paramount-Warner Bros. anlaşmasına şartlı onay 22/07/2026
- Musk, yapay zekayla "The Odyssey" çekeceğini duyurdu 22/07/2026
- Çin ve ASEAN'dan enerji işbirliğini güçlendirme kararı 22/07/2026
- Reel kesimin döviz açığı Mayıs'ta 204,4 milyar dolar oldu 22/07/2026
- İç talep göstergesi Temmuz'da sert gerilemeye işaret etti 22/07/2026
SON YAZILAR
- Altın ve Gümüş: Nerede kalmıştık? 22/07/2026
- Savaşın gölgesinde gözler yeniden teknoloji devlerinin bilançolarında 21/07/2026
- Finansman giderleri/faaliyet karı oranı 2025’te de çok yüksek 21/07/2026
- İSO, “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” Araştırmasının Sonuçlarını Açıkladı 21/07/2026
- Ekonomide “Ruj Etkisi” Nedir? 20/07/2026
- KGF Akbank Mobil’de 20/07/2026
- HANGİ SEKTÖRLERE YATIRIM YAPMALI, HANGİLERİNE YAPMAMALI ? 20/07/2026
- Dernek ve Vakıflarda Güven Krizi 19/07/2026
- Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin 19/07/2026
- Şirkete Değil, Kariyerinize Sadık Kalın 18/07/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu






