Küresel ticarette bir strateji değişikliğine vurgu yapan friendshoring, arkadaş, dost (ile) kaynak kullanımı olarak Türkçeleştirilebilir. Friendshoring, tedarik zinciri ağlarının siyasi ve ekonomik müttefik olarak görülen ülkelere odaklandığı ve ticaretin güvenli veya düşük riskli olarak algılanan ülkelere yönlendirilmesi stratejisidir.
Trump’ın ikinci başkanlığı başladığından bu yana, yakın tarihte benzeri görülmeyen bir küresel ticaret savaşı devam ediyor. ABD’yle ticaret yapan çoğu ülke aylardır yüksek gümrük vergileriyle cezalandırılma tehdidiyle karşı karşıya. Birçoğu da ABD ekonomisi için avantajlı tavizler sunarak vergi yükünü hafifletmeye bakıyor. Bu konu sadece ekonomik değil, ekonomi-politik ayrıca.
Trump, yeni vergilerin büyük kısmını 7 Ağustos’ta uygulamaya koydu ama o tarihe kadar da (Kurtuluş Gününden itibaren) aylarca pazarlıklar, ince ayarlar, yeniden belirlemeler, kararsızlıklar gölgesinde süreç devam etti.
Trump’ın tarife metodolojisi başlangıçta her ülkeyle olan ticaret açığının büyüklüğüyle orantılı olacak şekildeydi. Karşılıklı tarifeler buna göre olacaktı, ancak anlaşılan Trump farklı bir yaklaşımda karar kıldı.
Şimdi örneklere bakalım:
Brezilya’ya uygulanan gümrük vergisi en yükseklerden biri, yani yüzde 50. Bu yüksek oranın gerekçelerinden biri, Brezilya’nın ABD kökenli teknoloji firmalarına sansür uyguladığı iddiaları. Bir başka gerekçe de Brezilya eski başkanı Bolsonaro’nun darbe kışkırtıcılığı nedeniyle yargılanıyor olması. Trump bu konuda ülkenin liderlerini hedef alan sert bir mektup yazmıştı yaz döneminde.
Hindistan da Brezilya gibi yüzde 50 oranında gümrük vergisine tabi. Yeni tarifeler başlangıçta yüzde 25 olarak belirlenmişti. Ancak Trump, Hindistan’ın Rus petrolü satın alımından rahatsız ve bu gerekçeyle 27 Ağustos’ta bu vergiler yüzde 50’ye çıktı.
Trump tarifelerinin hedefindeki asıl ülke Çin’di. 1 Şubat’ta fentanil için yüzde 10’luk gümrük vergisi oranıyla başlayan restleşme sonrasında Mart ayında oran yüzde 20’ye yükseldi. Nisan ayı başında yüzde 54 olan karşılıklı tarifeler birkaç gün içinde Çin’in karşılık vermesiyle yüzde 104’e ve hemen ardından en yüksek seviye olan yüzde 145’e kadar çıktı. Trump sonunda bu oranı geri çeken bir anlaşma kapsamında Çin’den yapılan ithalata (şimdilik) yüzde 30’luk bir temel tarife koydu.
Güney Kore’ye ABD’nin uyguladığı gümrük vergisi ise sadece yüzde 15. Güney Kore’nin Trump’a verdiği bazı sözler var. Bunlar; Güney Kore pazarlarını Amerikan mallarına açma, ABD’ye yatırım yapma, ABD’den enerji satın alma sözleri.
Trump, AB ile otomobil ve ilaçlar da dahil olmak üzere birliğin çoğu ürününe yüzde 15 gümrük vergisi üzerinde anlaştı. AB yetkilileri Güney Kore ile benzer şekilde ABD’den enerji satın alma ve yeni yatırımlar yapma sözü verdi. Hatta AB liderleri, söz konusu mali taahhütlerin göründüğü kadar katı olmadığını öne sürdüler.
Bu arada Trump pek çok ülkeye spesifik yeni gümrük vergisi tehditleri yöneltmedi.
Ayrıca Trump, arkadaşlığı ön plana çıkarmak ve daha da güçlendirmek istiyor olmalı ki, arkadaş olmayanları ve kandıranları cezalandırmakta kararlı. Birkaç ayrıntıyı gözden kaçırmadan uyarıyor: Gümrük vergileri, Trump’ın tarife ile ilgili kararnamesini imzalamasından hemen önce gemilere yüklenen mallar için geçerli değil. Burada önemli olan Ekim ayı başına kadar malların ABD’ye girmiş olması.
Ancak Trump, yüksek gümrük vergileri uygulanan ülkelerden gelen malların daha düşük gümrük vergileri uygulayan ülkeler üzerinden sevk edildiği bir taktiğe karşı da cezayı unutmamış; ek yüzde 40 gümrük vergisi cezası var.
Trump tüm ülkelere tarifeler ile ilgili mektup yazıyor. Kim arkadaş, kim arkadaş değil bilelim diyor. Mektuplarında, ABD ürünlerine uygulanacak herhangi bir verginin, aynı oranda misilleme amaçlı ek vergi olarak karşılık bulacağını vurguluyor. Bununla birlikte, bu ülkelerin ABD pazarına erişimlerini korumaları için tek yolun ise ABD içinde üretim yapmak olduğunu belirtiyor.
Türkiye de friendshoring akımından hisse kapmış gibi :
22 Eylül tarihli RG’de yayımlanan 10435 sayılı CB kararına göre ABD’den ithal edilen alkollü içecekler, binek otomobil, yaprak tütün ve makyaj malzemelerinin de aralarında olduğu pek çok ABD menşeli mala 2018’den bu yana uygulanan yüzde 10 ve 70 aralığındaki vergilerde değişikliğe gidildi.
ABD’den ithal edilen otomobillerde 2018 yılından bu yana benzinli, dizel vb için yüzde 60, elektrikli otomobiller için yüzde 70 oranında ek mali yükümlülük söz konusuydu. Yerine yüzde 25 ve 30’luk vergi yükü geldi, önceki yüzde 10’luk oran ile yeni vergi oranları yüzde 35 ve 40 oldu. Dolayısıyla ABD’den ithal otomobillerde vergi yükü hafifledi.
Diğer yandan aynı günlü 10436 sayılı CB kararına göre de AB ve STA ülkeleri dışındaki ülkelerden yapılacak her tür otomobil ithalatına yüklü ek vergiler getirildi. Türkiye’nin otomobil ithal ettiği, hatta Türkiye’de otomotiv yatırımı da yaptığı ülke olan Çin, STA ülkeleri dışında. Çin’den otomobil ithalatında da ciddi ek mali yükümlülükler vardı ve oranlar hibrit araçlarda yüzde 50, elektrikli araçlarda yüzde 40’tı. Yeni düzenleme ile yüzde 25 ve 30’a indi, önceki yüzde 10’luk oran ile yeni vergi oranları yüzde 35 ve 40 oldu ve ABD ile eşitlendi.
Dolayısıyla ABD ve Çin’in ek vergileri düşerken, diğer ülkelerden ithal edilen (örneğin Japonya) otomobillerin vergi yükü artmış oldu.
BM Genel Kuruluna resmi ziyareti için ABD’ye yola çıkılırken hem ABD’den ithale vergi indirimi, hem de tarife savaşlarında ABD’nin hasmı olan Çin’e ithalatta vergi indirimi CB kararı ile sağlanmış oldu. Friendshoring açısından oldukça ilginç bir durum.
Friendshoring giderek yaygınlaşırsa, küreselleşen dünyanın jeopolitik olarak daha fazla parçalanmasına ve küreselleşmenin gerilemesine yol açar mı?
Böyle bir risk var, ama zaten küreselleşmenin ilerleyişi sürekli ve endişesiz olmadı. İkinci dünya savaşının ardından küreselleşme yarım asırdan fazla hızla ilerlese, hatta 1990’dan 2008’e kadar hiper-küreselleşme dönemi yaşansa da 2008 krizi önemli bir dönüm noktası oldu. O dönemde ticaret savaşları, tek ortaklı ticarete bağımlılık yaşandı ve küreselleşmede durgun ve “yavaş dengelenme” dönemine girildi.
Zaten pandemi başta olmak üzere üstüne bir de pandemiden çıkışta başlayan Rusya-Ukrayna savaşı, ekonomik krizlere ve küresel tedarik zincirlerinde kırılmalara yol açtı. Ortaya çıkan arz sokları, ardından merkez bankalarının gevşek para politikaları, bu politikalar sonucunda yükselen enflasyon ve enflasyonla mücadelenin yine ekonomik ve toplumsal etkileri devam ediyor.
Ancak böyle bir ortamda küresel ticarette friendshoring akımı, dünya ticaretinde korumacılık eğilimleri, yerli üretimin haksız rekabetten korunması, dış ticaret açığının azaltılması, vergi gelirlerinin artışı gibi gerekçelerle süslense de güçlünün güç gösterisinin ve zayıfın tavizlerinin ana sahnesi olacağa benziyor.