Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Zirvesi öncesi Atatürk Havalimanı’nda düzenlediği basın toplantısında, “Merkez Bankası rezervlerimiz 100 milyar dolar seviyesine ulaştı” dedi. Ekonomistler ise bu tespite karşı çıktı.
Ekonomist Mahfi Eğilmez Twitter hesabından, “28 Mayıs 2021 itibarıyla TCMB’nin brüt rezervleri 93,7 milyar dolar, net rezervleri 13,6 milyar dolar, swap hariç net rezervleri eksi 56 milyar dolardır” dedi.
Peki rezerv nedir, neden farklı rezerv hesaplamaları var?
Uluslararası rezervlerin ne olduğuna dair bir sözlük hazırladık.
Uluslararası rezerv nedir?
TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.
Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:
Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
Uluslararası standartta altın
Özel Çekme Hakları
Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu
Rezervler neden önemli?
TCMB’ye göre döviz rezervlerinin seviyesi, özellikle gelişmekte olan ülke ekonomilerinde şu açılardan önemli:
Karşılaşılabilecek iç ve dış şokların yarattığı olumsuzlukların giderilmesi
Dış borç servisinin düzenli olarak gerçekleştirilmesi
Uluslararası finans çevreleri ile piyasalarda, ülkeye duyulan güvenin artması
Türkiye’de altın ve döviz rezervlerini saklamak ve yönetmekle görevli olan kurum, Merkez Bankası.
Merkez Bankası, aşağıdaki amaçlar doğrultusunda rezervleri saklı tutuyor:
Para ve kur politikalarına olan güveni sağlamak ve bu politikaları desteklemek
Hazine’nin yabancı para iç ve dış borç ödemelerini gerçekleştirmek için gerekli olan dövizi hazır bulundurmak
Ekonomiyi yurt içi veya yurt dışında oluşabilecek ani finansal değişimlere karşı dayanıklı hâle getirmek
Uluslararası piyasalarda ekonomiye duyulan güveni artırmak
TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?
Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.
Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.
TCMB hangi rezerv hesaplamalarını açıklıyor?
TCMB, her hafta açıkladığı Haftalık Para ve Banka İstatistikleri’nde toplam döviz rezervlerini ve brüt döviz rezervlerini açıklarken net döviz rezervlerine dair verileri ayrıca yayımlamıyor.
Brüt ve net döviz rezervi nedir?
Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor:
Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.
TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor
Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.
TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.
Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor.
Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.
Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?
Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.
Formül şu şekilde:
Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru
Swap hariç net rezerv ne demek?
Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.
Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor.
Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:
Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı
Net döviz rezervi neden önemli ve bu veri neden tartışma yaratıyor?
Türkiye’nin net döviz rezervlerinin eksiye düştüğüne dair hesaplamalar, son bir yıldır tartışma yaratan bir konu.
Döviz rezervleri bir ülkenin dış borç ödemesinde elini rahatlatırken, gerekmesi halinde harcayabileceği bir kaynak olması açısından önem taşıyor.
Ekonomistler, piyasada genel kural olarak net rezervlerin üç aylık ithalatı karşılayacak miktarda olmasının beklendiğini belirtiyor.
Türkiye’nin döviz rezervlerinin gelinen mevcut durumda bu miktarın altına düştüğü öne sürülüyor.
Ekonominin yavaşlaması durumunda TCMB’nin elindeki rezervleri borç ödemesinde tampon olarak kullanması gerekebilir; net rezervlerin eksiye düşmesi ise bu konuda elinin kuvvetli olmamasına neden oluyor.
Reuters ve Bloomberg haber ajansları, TCMB’nin geçen ay açıkladığı verilerden yola çıkarak yaptıkları hesaplama sonrası, TCMB net döviz rezervlerinin 9 Nisan itibarıyla 9 milyar 930 milyon dolara gerilediğini yazmıştı.
Buna göre Nisan 2003’ten bu yana net döviz rezervleri bu kadar düşük bir düzeye hiç inmedi.
Yalçın Karatepe: Net rezervler önemli, Merkez Bankası’nın piyasaya müdahale imkanı azaldı
Ankara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yalçın Karatepe BBC Türkçe‘ye yaptığı açıklamada, net rezervlerin, döviz kurlarındaki ani artışlar gibi karşılaşılabilecek iç ve dış şokların yarattığı olumsuzlukları gidermek için önemli olduğunu söyledi.
Rezervlerin bir diğer işlevi de uluslararası finans çevrelerinin ülkeye olan güvenini yüksek seviyede tutmak.
Prof. Karatepe yeterli net rezerve sahip olmayan Merkez Bankası’nın, piyasaya müdahale imkanının azaldığını vurguladı.
Öte yandan IMF verilerine göre Çin, Japonya, İsviçre, Rusya ve Suudi Arabistan gibi ülkeler rezervlerini yüksek tutma politikası yürüterek bu durumu uluslararası yükümlülüklerine karşı bir garanti olarak gösteriyor.
Uluslararası döviz rezervleri dolar, euro, yen ve sterlin üzerinden hesaplandığı için bu para birimlerini kullanan Almanya, Fransa, İngiltere ve ABD gibi ülkeler ise rezervlerini o kadar da yüksek tutmaya çalışmıyor.
Markov Zincirleri: Finans Dünyasının Görünmeyen Tahmin Motoru
Markov Zincirleri: Bankacılığın ve Yapay Zekânın Gizli Tahmin Motoru
Finans Dünyasında Geleceği Olasılıklarla Okumak: Markov Modelleri
Kredi Riskinden Borsa Tahminlerine: Markov Zincirleri Ne Kadar Güvenilir?
Finans piyasaları, ekonomi, kredi riskleri, müşteri davranışları ve hatta bankacılıkta dolandırıcılık modelleri… Tüm bu alanlarda karar vericilerin en çok sorduğu soru aynıdır: “Bugünkü duruma bakarak yarını ne kadar doğru tahmin edebiliriz?”
İşte tam bu noktada devreye olasılık teorisinin en güçlü araçlarından biri olan Markov Zincirleri (Markov Chains) giriyor.
Rus matematikçi Andrey Markov tarafından geliştirilen bu yöntem, karmaşık sistemlerin gelecekte hangi yöne evrilebileceğini olasılıklar üzerinden modellemeye yardımcı oluyor.
Bugün yapay zekâdan kredi derecelendirmeye, müşteri davranış analizinden borsa fiyat hareketlerine kadar birçok alanda Markov modelleri kullanılıyor.
Markov Zinciri Nedir?
Markov Zinciri, bir sistemin gelecekteki durumunun yalnızca mevcut durumuna bağlı olduğunu varsayan matematiksel bir modeldir.
Başka bir ifadeyle: Geçmişte yaşananların tamamı değil, sadece mevcut durum geleceği belirler.
Bu özelliğe matematikte “hafızasızlık (memoryless property)” adı verilir.
Örneğin bir müşteri:
Düzenli ödeme yapan müşteri
Riskli müşteri
olarak iki farklı durumda bulunabilir.
Markov modeli, bugün düzenli ödeme yapan bir müşterinin gelecek ay hangi olasılıkla riskli müşteri sınıfına geçebileceğini hesaplayabilir.
Bankacılıkta Nerelerde Kullanılıyor?
1. Kredi Risk Analizi
Bankalar müşterileri;
Çok düşük risk
Düşük risk
Orta risk
Yüksek risk
Temerrüt
gibi kategorilere ayırır.
Markov Zinciri kullanılarak bir müşterinin belirli bir süre sonra hangi risk grubuna geçebileceği hesaplanabilir.
Bu yöntem Basel düzenlemeleri kapsamında kullanılan birçok risk modelinin temelinde yer almaktadır.
2. Takipteki Kredilerin Tahmini
Bir kredi portföyündeki müşterilerin:
Normal
Yakın izleme
Gecikmeli
Takipte
kategorileri arasında geçiş olasılıkları hesaplanabilir.
Bu sayede bankalar gelecekte oluşabilecek tahsilat sorunlarını önceden görebilir.
3. Müşteri Davranışı Analizi
Bir müşteri:
Aktif kullanıcı
Pasif kullanıcı
Ürün terk eden müşteri
durumları arasında hareket eder.
Markov modelleri sayesinde müşteri kaybı (churn) önceden tahmin edilerek sadakat programları geliştirilebilir.
4. Dolandırıcılık Tespiti
Kart işlemlerindeki olağan davranış akışları belirlenebilir.
Normal davranış örüntüsünden sapmalar tespit edildiğinde sistem alarm verebilir.
Bu nedenle birçok gelişmiş fraud yönetim sistemi Markov mantığından faydalanmaktadır.
Borsada Markov Zincirleri
Finansal piyasalarda yatırımcıların ilgisini çeken en önemli kullanım alanlarından biri de fiyat hareketlerinin modellenmesidir.
Örneğin bir hisse için:
Yükseliş
Yatay seyir
Düşüş
olmak üzere üç durum tanımlanabilir.
Geçmiş verilerden elde edilen geçiş olasılıkları kullanılarak:
Yükseliş trendinin devam etme olasılığı
Düşüşe dönme ihtimali
Yatay piyasaya geçiş olasılığı
hesaplanabilir.
Ancak burada önemli bir uyarı bulunmaktadır. Markov Zincirleri piyasaları kesin olarak tahmin etmez. Sadece olasılıkları hesaplar.
Dolayısıyla yatırım kararı verirken tek başına kullanılmaları ciddi hatalara yol açabilir.
Markov Zincirlerinin Avantajları
Geleceği Olasılıklarla Görme Yeteneği
Belirsizliği tamamen ortadan kaldırmasa da geleceğe ilişkin senaryolar oluşturulmasına yardımcı olur.
Karmaşık Sistemleri Basitleştirir
Binlerce değişken içeren sistemleri daha yönetilebilir hale getirir.
Yapay Zekâ ve Veri Bilimi ile Uyumlu Çalışır
Makine öğrenmesi modellerinin birçok alt alanında kullanılmaktadır.
Stratejik Kararları Destekler
Risk yönetimi, fiyatlama, müşteri segmentasyonu ve tahminleme süreçlerinde güçlü bir araçtır.
Peki Riskleri Neler?
Her güçlü model gibi Markov Zincirleri de yanlış kullanıldığında yanıltıcı olabilir.
Veri Kalitesi Sorunu
Yanlış veya eksik veri kullanılması durumunda sonuçlar güvenilirliğini kaybeder.
Geçmişin Geleceği Temsil Etmeme Riski
Ekonomik krizler, savaşlar, pandemi gibi olağanüstü dönemlerde geçmiş veriler geleceği açıklamakta yetersiz kalabilir.
Aşırı Basitleştirme
Gerçek hayat çoğu zaman yalnızca mevcut duruma bağlı değildir.
Bazı sistemlerde geçmiş olaylar da önemli rol oynar.
Bu durumda Markov yaklaşımı yetersiz kalabilir.
Yapay Zekâ Çağında Markov’un Yeniden Yükselişi
Bugün üretken yapay zekâ, doğal dil işleme ve davranış modelleme sistemlerinde daha gelişmiş algoritmalar kullanılıyor olsa da Markov Zincirleri hâlâ birçok modelin temel taşlarından biri olarak kabul ediliyor.
Özellikle:
Risk yönetimi
Finansal modelleme
Kredi tahmini
Dolandırıcılık analizi
Müşteri davranışı tahmini
alanlarında önemini koruyor.
Verinin yeni petrol olarak kabul edildiği günümüzde, Markov Zincirleri bu veriyi anlamlandıran en güçlü matematiksel araçlardan biri olmaya devam ediyor.
Özet
Bankacılık ve finans sektöründe başarı artık yalnızca mevcut tabloyu okumaktan değil, gelecekte oluşabilecek senaryoları önceden görebilmekten geçiyor.
Markov Zincirleri, kesin cevaplar vermese de karar vericilere geleceğe ilişkin güçlü olasılık haritaları sunuyor.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde yapay zekâ, büyük veri ve finansal risk yönetimi uygulamalarında Markov modellerinin daha da fazla kullanılması bekleniyor.
Çünkü rekabet avantajı artık veriye sahip olmakta değil, verinin geleceğe ne söylediğini anlayabilmekte yatıyor.
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Türkiye’de kripto varlık piyasasının kurumsallaşması açısından önemli bir karara imza attı. SPK’nın 2026/34 sayılı haftalık bülteninde yer alan karara göre, Akbank, Garanti BBVA ve Yapı Kredi’nin kripto varlık saklama kuruluşu olarak faaliyet göstermesine yönelik izin başvuruları uygun bulundu.
Karar, Türkiye’de ilk kez büyük ölçekli mevduat bankalarının kripto varlık saklama alanında resmi faaliyet izni alması nedeniyle sektör açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Sadece alım-satım değil, güvenli saklama dönemi
Kripto varlık piyasasında en önemli konulardan biri yatırımcı varlıklarının güvenli şekilde muhafaza edilmesi olarak öne çıkıyor. SPK’nın verdiği izinle birlikte Akbank, Garanti BBVA ve Yapı Kredi, gerekli teknik ve operasyonel altyapıları tamamlayarak dijital varlıkların saklanmasında aktif rol üstlenebilecek.
Uzmanlara göre bu gelişme;
Kurumsal yatırımcıların piyasaya girişini kolaylaştıracak,
Yatırımcı güvenini artıracak,
Bankacılık sektörü ile kripto ekosistemi arasındaki entegrasyonu hızlandıracak,
Kurul, yalnızca saklama tarafında değil, yeni platformların kurulması konusunda da önemli kararlar aldı.
Bu kapsamda;
Fiba Yatırım Menkul Değerler A.Ş.’nin “Fiba Kripto Varlık Alım Satım Platformu A.Ş.” kurulmasına yönelik başvurusu,
Fintag Yazılım Danışmanlık A.Ş.’nin “Goldtag Kripto Varlık Alım Satım Platformu A.Ş.” kurulmasına yönelik başvurusu
SPK tarafından uygun bulundu.
Böylece Türkiye’de faaliyet göstermek isteyen kripto varlık hizmet sağlayıcılarının sayısı artarken, sektörün düzenlenmiş ve denetlenebilir bir yapıya kavuşması yönünde yeni bir aşamaya geçilmiş oldu.
Bankalar neden kriptoya yöneliyor?
Dünyada BlackRock, Fidelity, JPMorgan ve Goldman Sachs gibi büyük finans kuruluşlarının dijital varlık alanına yönelik yatırımları son yıllarda hız kazanırken, Türkiye’deki bankalar da bu dönüşümün dışında kalmak istemiyor.
Özellikle;
Tokenizasyon projeleri,
Dijital varlık saklama hizmetleri,
Stablecoin tabanlı ödeme sistemleri,
Blokzincir tabanlı finansal ürünler
önümüzdeki dönemin yeni rekabet alanları olarak görülüyor.
Mart ayında Yapı Kredi’nin kripto varlık platformu kurmak için aldığı kuruluş izni de bankaların bu alandaki uzun vadeli stratejilerinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Bankavitrini Analizi
SPK’nın son kararı yalnızca üç bankaya verilen bir faaliyet izni olarak görülmemeli. Bu karar, Türkiye’de kripto varlık piyasasının “gri alan” olmaktan çıkıp geleneksel finans sistemi ile entegre olmaya başladığının güçlü bir göstergesi niteliğinde.
Önümüzdeki dönemde;
Daha fazla bankanın saklama lisansı alması,
Kripto platformları ile bankalar arasında iş birliklerinin artması,
Kurumsal yatırımcıların piyasaya girişinin hızlanması,
Altın, sadece bir emtia değildir. Aynı zamanda korkunun, belirsizliğin, enflasyon beklentilerinin ve merkez bankalarının davranışlarının fiyatlandığı küresel bir “güvenli liman” varlığıdır.
Altın neden değer kazandı?
2023-2026 döneminde altını yükselten başlıca faktörler şunlardı:
1. Merkez bankalarının rekor altın alımları
Başta People’s Bank of China olmak üzere birçok merkez bankası dolar rezervlerinin bir kısmını altına çevirmeye başladı.
Neden?
ABD yaptırım riskleri
Dolar bağımlılığını azaltma isteği
Rezerv çeşitlendirmesi
Özellikle Çin, Rusya, Hindistan ve Körfez ülkeleri altın talebini artırdı.
2. Jeopolitik riskler
Altın savaş ve kriz dönemlerinde yükselir.
Son yıllarda:
Rusya-Ukrayna Savaşı
İsrail-Hamas Savaşı
İran-İsrail gerilimleri
Tayvan kaynaklı riskler
yatırımcıların güvenli liman talebini artırdı.
3. Enflasyon korkusu
ABD ve Avrupa’da yüksek enflasyon görülmesi nedeniyle yatırımcılar:
Tahvil yerine
Nakit yerine
altına yöneldi.
Altın tarihsel olarak enflasyona karşı koruma aracı olarak görülmektedir.
4. ABD borçlarının büyümesi
ABD’nin kamu borcu 40 trilyon dolara yaklaşırken birçok yatırımcı: “Bu kadar para basılırsa doların değeri uzun vadede erir”
düşüncesiyle altına yöneldi.
5. Reel faizlerin düşmesi
Altının faiz getirisi yoktur.
Bu nedenle:
Faiz düşükse altın avantajlıdır.
Faiz yüksekse tahvil avantajlıdır.
Faiz indirimi beklentileri altını destekledi.
Peki altın neden düşmeye başladı?
Yükselişin ardından bazı dinamikler tersine dönmeye başladı.
1. Kâr realizasyonları
Altın kısa sürede tarihi zirvelere çıktı.
Büyük fonlar:
Kârlarını realize etti.
Pozisyon küçülttü.
Bu da satış baskısı yarattı.
2. Doların güçlenmesi
Altın ve dolar genellikle ters yönlü hareket eder.
Dolar Endeksi (DXY) yükseldiğinde:
Altın daha pahalı hale gelir.
Talep azalır.
Bu durum altını baskılar.
3. Faiz indirimlerinin gecikmesi
Piyasa uzun süre: “Fed faiz indirecek” beklentisini satın aldı.
Ancak enflasyonun beklenenden yüksek seyretmesi nedeniyle faizlerin uzun süre yüksek kalabileceği düşüncesi ortaya çıktı. Bu da altın üzerinde baskı oluşturdu.
4. Jeopolitik risklerin fiyatlanması
Piyasalarda sık görülen durum: “Haberi al, gerçekleşince sat.” Savaş ve kriz riskleri fiyatlandıktan sonra yatırımcılar pozisyon kapatabiliyor.
5. ETF çıkışları
Özellikle ABD’deki altın ETF’lerinden para çıkışları yaşandığında satış baskısı oluşur. Kurumsal yatırımcı davranışı kısa vadede fiyatları ciddi etkileyebilir.
Altının değerini etkileyen temel faktörler
Bir yatırımcı altını değerlendirirken şu göstergeleri takip etmelidir: