Connect with us

ŞİRKETLER

Molaların vazgeçilmezi METİM TESİSLERİ icradan satılıyor

Yayınlanma:

|

İstanbul’dan Antalya’ya uzanan Adapazarı- Bilecik yolunun Geyve kesiminde uzun yıllardır transit yolcuların ve büyük otobüs firmalarının durak noktalarından biri olarak ismini duyuran Metin Dinlenme Tesisleri icradan satışa çıkartıldı.

Bir dönem dinlenme tesisi denildiğinde akıllara gelen birkaç firmadan biri olan tesis, 8 Kasım 2022 tarihinde ihale yöntemi ile satılacak.
Geyve İcra Dairesi tarafından yayınlanan ilana göre 2 parsel olarak satışı yapılacak tesisin yaklaşık değeri ise 11 milyon TL olarak belirlendi.

Yaklaşık 14 bin metrekare alana kurulu olan tesiste benzin istasyonu, lokanta, alışveriş reyonu, bulaşıkhane, soğuk hava deposu gibi bölümlerin bulunduğu yaklaşık bin 500 metrekare kapalı alanda bulunuyor…

İŞTE GEYVE İCRA DAİRESİNCE YAYINLANAN O İLAN…
T.C.
GEYVE
İCRA DAİRESİ
2019/155 TLMT.
TAŞINMAZIN AÇIK ARTIRMA İLANI
Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, niteliği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri :
1 NO’LU TAŞINMAZIN Özellikleri : Sakarya İl, Geyve İlçe, 147 Ada, 18 Parsel, DÜZAKÇAŞEHİR Mahalle/Köy, Karaçalılık Mevkii, Tapu kaydında 27/08/2010 Tarihinden başlamak üzere 5 yıl müddetle taplam 1.000 TL bedelle Shell Turcas Petrol A.Ş. Lehine İcar şerhi vardır. Tapu kaydına göre dava konusu taşınmaz Sakarya İli, Geyve İlçesi, Düzakçaşehir Mahallesi, Karaçalılık Mevkii, 147 ada 18 parsel üzerindeki 10.313,82 m2 alanlı ve Benzin İstasyonu İki Katlı Betonarme Sosyal Dinlenme Tesisleri ve Tarla Metin Akaryakıt Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı görünmektedir. Taşınmaz 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planında akaryakıt ve LPG satış istasyonu ve dinlenme tesisleri alanında kaldığı görülmektedir. Taşınmaz Sakarya-Bilecik karayolu üzerinde, Geyve ilçe merkezine 2.260 m kuzeybatıda ve Pamukova ilçe merkezine 8.640 m. doğuda kalmaktadır. Düz bir alanda ve her türlü altyapı ve ulaşım imkanına sahiptir.2021 arsa rayiç fiyatı 350 TL olup, Ana Bina: 1.636,00 m2 taban alanlı iki katlı betonarme, üzeri kiremit kaplıdır. Yapman ıslak hacimleri seramik İçeriden ulaşım sağlanan birinci katın alanı 1300,00 m2 dür. Bu katta alışveriş reyonu, bulaşıkhane, soğuk hava katın alanı 350,00 m2?dir. Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri listesine göre III. sınıf B grubu yapılar sınıfındadır ve 2021 yılı maliyet değeri 1.800,00 TL/m2’dir. Yapı yıpranma payı %10. Yapı Değeri: 3.286,00 m2x 1.800,00 TL/m2x 0,90 ? 5.323.320,00 TL (KDV Hariç); Taşınmaz üzerinde yakıt istasyonunun 177,00 m2 alanlı market yapısı bulunmaktadır. Teras çatılı yapının yer döşemesi seramik kaplamadır. Sıvalı ve boyalıdır. Market ve ofis olarak kullanılmaktadır. Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri listesine göre III. sınıf A grubu yapılar sınıfındadır ve 2021 yılı maliyet değeri 1.360,00 TL/m2’dir. Yapı yıpranma payı %20. Yapı Değeri: 177,00 m2 x 1.360,00 TL/m2 x 0,80 + KDV=192.576,00 TL (KDV Hariç); Oto Lastik binasının alam 52,00 m2?dir. Tek katlı, teras çatılıdır. Yerler şap, duvarlar sıvalı ve boyalıdır. Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri listesine göre II. sınıf B grubu yapılar sınıfındadır ve 2021 yılı maliyet değeri 940,00 TL/m2’dir. Yapı yıpranma payı %30. Yapı Değeri: 52,00 m2x 940,00 TL/m2x0,70+KDV=34.216,00 TL (KDV Hariç); KANOPİ ve AKARYAKIT POMPALARI: Parsel içerisinde bulunan Akaryakıt Satış İstasyonu ile ilgili olarak aşağıda marka, özellikleri ve değerleri yazılı ekipmanları bulunmaktadır. a) 1 Adet 2A PRİMA marka İkili LPG Pompası: 1 x 9.000 TL=9.000 TL; b) 3 Adet JİLBARCO marka Sekizli Akaryakıt Pompası: 3 x 12.000 TL=36.000 TL; c) 2 Adet 20 tonluk yeraltı Akaryakıt Tankı: 2 x 15.000 TL=30.000 TL ( Kapasitesi, belgelendirilememiş, beyana göre yazılmıştır.); d) 2 Adet 30 tonluk yeraltı Akaryakıt Tankı: 2 x 20.000 TL=40.000 TL ( Kapasitesi, belgelendirilememiş, beyana göre yazılmıştır.); e) 1 Adet 10m3 LPG Tankı: 1 x 25.000 TL=25.000 TL ( Kapasitesi, belgelendirilememiş, beyana göre yazılmıştır.); f) Akaryakıt ve LPG Pompaları üzeri 256 m2 lik Kanopi: 80.000 TL; Akaryakıt Satış İstasyonuna ait tüm ekipmanların değeri: 220.000 TL dir. Buna göre Taşınmazın Toplam Değeri : 9.379.949,00 TL’dir.
Adresi : Sakarya İli, Geyve İlçesi, Düzakçaşehir Mahallesi, Karaçalılık Mevkii, 147 Ada 18 ParselGeyve / SAKARYA Yüzölçümü : 10.313,82 m2
İmar Durumu : Taşınmaz 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planında akaryakıt ve LPG satış istasyonu ve dinlenme tesisleri alanında kaldığı görülmektedir. Kıymeti : 9.379.949,00 TL
KDV Oranı : %18 Damga Vergisi Oranı : ‰ 5,69
Kaydındaki Şerhler : Dosyasındaki takyidat raporunda olduğu gibidir.
1. Satış Günü : 08/11/2022 günü 10:00 – 10:05 arası
2. Satış Günü : 13/12/2022 günü 10:00 – 10:05 arası
Satış Yeri : Geyve Öğretmenevi ve Akşam Sanat Okulu Müdürlüğü Giriş Kat Konferans Salonu Camikebir Mah. Uzun Çarşı Sok. No:34 Geyve/SAKARYA
———————————————————————————————————————-
2 NO’LU TAŞINMAZIN
Özellikleri : Sakarya İl, Geyve İlçe, 147 Ada, 19 Parsel, DÜZAKÇAŞEHİR Mahalle/Köy, Çıraktarlaları Mevkii, Tapu kaydına göre dava konusu taşınmaz Sakarya İli, Geyve İlçesi, Düzakçaşehir Mahallesi, Karaçalılık Mevkii, 147 ada 19 parsel üzerindeki 3.594,74 m2 alanlı ve Arsa niteliğindedir. Tapu kaydında taşınmazın tamamı borçlu Metin Akaryakıt Turizm San. ve Tic. Ltd. Lti. adına kayıtlı görünmektedir. Geyve Belediye Başkanlığının 13/08/2021 tarih ve 2884 sayılı yazılarında söz konusu taşınmazın 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planında, akaryakıt ve LPG satış istasyonu ve dinlenme tesisleri alanında kaldığı belirtilmiştir. Taşınmaz Sakarya-Bilecik karayolu üzerinde, Geyve ilçe merkezine 2.290 m. kuzeybatı ve Pamukova ilçe merkezine 8.610 m. doğu uzaklıkta düz bir alandadır. Taşınmaz her türlü ulaşım ve altyapı hizmetlerinden yararlanmaktadır. Taşınmazın Arsa değeri; 1.258.159,00 TL’dir. Lokanta: 278,00 m2 alanı tek katlı betonarme yapının çatısı ahşaptır. Üzeri sgingle kaplıdır. İçten ve dıştan sıvalı ve boyalıdır. Yer seramik ve ıslak mekanların duvarları seramik kaplamadır. Yemek salonu, mutfak ve tuvaletten ibarettir. Mutfakta tezgah ile tezgah altı ve tezgah üstü dolap bulunmaktadır. Yapı hali hazırda boştur. Atıl olarak durmaktadır. Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri listesine göre III. sınıf A grubu yapılar sınıfında ve 2021 yılı maliyet değeri 1.360TL/m2?dir. Yapı yıpranma payı %10. Taşınmazın Toplam Değeri: 1.598.431,00 TL’dir.
Adresi : Sakarya İli, Geyve İlçesi, Düzakçaşehir Mahallesi, Karaçalılık Mevkii, 147 Ada 19 ParselGeyve / SAKARYA Yüzölçümü : 3.594,74 m2
İmar Durumu : Taşınmaz 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planında, akaryakıt ve LPG satış istasyonu ve dinlenme tesisleri alanında kalmaktadır. Kıymeti : 1.598.431,00 TL
KDV Oranı : %18 Damga Vergisi Oranı : ‰ 5,69
Kaydındaki Şerhler : Dosyasındaki takyidat raporunda olduğu gibidir.
1. Satış Günü : 08/11/2022 günü 10:15 – 10:20 arası
2. Satış Günü : 13/12/2022 günü 10:15 – 10:20 arası
Satış Yeri : Geyve Öğretmenevi ve Akşam Sanat Okulu Müdürlüğü Giriş Kat Konferans Salonu Camikebir Mah. Uzun Çarşı Sok. No:34 Geyve/SAKARYA
———————————————————————————————————————-
Satış şartları :
1- İhale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada da malın tahmin edilen değerin %50 sini,rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla en çok artırana ihale olunur. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir.
2- Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin % 20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı isteğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Damga vergisi, KDV,1/2 tapu harcı ile teslim masrafları alıcıya aittir. Tellâliye resmi, taşınmazın aynından doğan vergiler satış bedelinden ödenir.
3- İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgilerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını özellikle faiz ve giderlere dair olan iddialarını dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır; aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır.
4- Satış bedeli, KDV ve Damga vergileri hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse İİK’nun 133 üncü maddesi gereğince ihale feshedilir. İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır.
5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir.
6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca daha fazla ve ayrıntılı bilgi almak isteyenlerin 2019/155 Tlmt. sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur.
(İİK m.126)
(*) İlgililer tabirine irtifak hakkı sahipleri de dahildir.
* : Bu örnek, bu Yönetmelikten önceki uygulamada kullanılan Örnek 64’e karşılık gelmektedir.

Okumaya devam et

BORSA

SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borç sermayeye dönüştü, tartışma büyüdü

SASA Polyester’in 3 Haziran 2026 tarihinde açıkladığı Paya Dönüştürülebilir Tahvil (PDT) dönüşüm kararı, sermaye piyasalarında son dönemin en çok tartışılan işlemlerinden biri haline geldi. Şirket açısından bilançoyu güçlendiren bu adım, hisse yatırımcıları açısından ise “pay sulanması”, “değer kaybı” ve “güven erozyonu” tartışmalarını beraberinde getirdi.

Özellikle SASA Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim M. Turhan’ın geçmiş dönemde yaptığı açıklamalar nedeniyle yatırımcı tepkilerinin önemli bölümü şahsında toplandı.

Peki SASA ne yaptı, kim kazandı, kim kaybetti?

SASA ne yaptı?

Şirketin açıklamasına göre;

  • Yurt dışında ihraç edilen PDT sahipleri dönüşüm haklarını kullandı.
  • 37,3 milyon Euro nominal değerli tahvil hisseye dönüştürüldü.
  • Bunun karşılığında yeni paylar ihraç edildi.
  • Mevcut ortakların rüçhan hakları tamamen kısıtlandı.
  • Şirket sermayesi yaklaşık 785 milyon TL artırıldı.

Teknik olarak bakıldığında şirketin borcu azaldı ve özkaynakları güçlendi. Finansal açıdan değerlendirildiğinde bu işlem, borcun sermayeye dönüştürülmesi nedeniyle şirket bilançosunu rahatlatan bir yapı oluşturdu.

Şirket açısından olumlu sonuçlar

PDT dönüşümü sonrasında SASA’nın elde ettiği avantajlar şöyle sıralanabilir:

1. Döviz borcu azaldı

Tahvil yükümlülüğünün bir bölümü ortadan kalktı.

2. Finansal kaldıraç düştü

Borç/özkaynak dengesi iyileşti.

3. Faiz yükü azaldı

Gelecekteki finansman maliyetleri üzerinde olumlu etki oluştu.

4. Nakit çıkışı önlendi

Şirket tahvil geri ödemesi yapmak yerine hisse vererek yükümlülüğünü kapattı.

Yönetim perspektifinden bakıldığında bu işlem rasyonel ve bilanço güçlendirici bir finansman yöntemi olarak görülebilir.

Peki yatırımcı neden rahatsız oldu?

Sorunun cevabı “seyrelme etkisi” olarak adlandırılan süreçte yatıyor. Yeni hisseler üretildiğinde mevcut ortakların şirket içindeki pay oranı küçülür.

Buna sermaye piyasalarında “dilution” yani sulanma denilir.

Yatırımcıların itiraz ettiği temel nokta şu: Şirket borcunu azaltırken bunun maliyetinin önemli bir kısmı mevcut hissedarlara yansıtıldı.

Özellikle küçük yatırımcı açısından ortaya çıkan etkiler:

  • Hisse başına düşen şirket değeri geriledi.
  • Arz edilen pay miktarı arttı.
  • Satış baskısı oluştu.
  • Hisse fiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı meydana geldi.
  • Portföy değerleri eridi.

Büyük tartışma: Tahvil yatırımcısı avantajlı mı oldu?

Piyasadaki eleştirilerin önemli bölümü bu noktada yoğunlaşıyor.

Tahvil yatırımcısı:

  • Önceden belirlenmiş şartlarla dönüşüm hakkı elde etti.
  • Belirli fiyat avantajına sahip oldu.
  • Hisseye dönüşüm sırasında daha korunaklı bir pozisyonda bulundu.

Borsa yatırımcısı ise:

  • Açık piyasadan hisse aldı.
  • Fiyat düşüşünün tüm riskini taşıdı.
  • Seyrelme etkisini doğrudan yaşadı.

Bu nedenle sosyal medyada sıkça dile getirilen görüşlerden biri şu oldu: “Şirket kurtarıldı ama küçük yatırımcı korunamadı.”

İbrahim M. Turhan neden hedef haline geldi?

Aslında kararın sahibi tek başına İbrahim M. Turhan değil. PDT ihracı ve dönüşüm süreçleri yönetim kurulu kararıyla ve SPK mevzuatı çerçevesinde yürütülüyor.

Ancak yatırımcı tepkilerinin önemli kısmı Turhan’a yöneldi. Çünkü İbrahim M. TUrhan aynı zamanda SASA Yönetim Kurulu Üyesi olması açıklamaları da yatırımcı o hassasiyet ile algıladı. Açıklamalar ile fiili duurm örtüşmeyip hisse değeri daha düşünce küçük yatırımcı dah afazla zarar etti; tartışmalar da bu noktada alevlendi.

Bunun birkaç nedeni bulunuyor.

1. Sürecin kamuoyundaki yüzü oldu

PDT mekanizmasını en fazla anlatan isimlerden biri İbrahim M. Turhan’dı.

2. Beklentiler ile sonuçlar uyuşmadı

Yatırımcılar açıklamalar sonrasında hisse üzerinde bu kadar güçlü bir baskı beklemiyordu.

3. Satış baskısı öngörülemedi

Piyasada oluşan fiyat hareketleri yatırımcıların hesaplarının ötesine geçti.

4. Güven sorunu oluştu

Hisse fiyatındaki sert düşüşler sonrasında yatırımcılar açıklamaların yeterince risk içermediğini düşünmeye başladı.

Yatırımcılar yanıltıldı mı?

Bu soru bugün en çok tartışılan konu.

Ancak hukuki açıdan bakıldığında;

“Yanıltma”, “manipülasyon”, “yanlış yönlendirme” gibi kavramların oluşabilmesi için SPK tarafından yapılacak inceleme ve hukuki süreçlerin sonuçlanması gerekir.

Bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış herhangi bir SPK kararı veya yargı hükmü bulunmamaktadır.

Bu nedenle; “Yatırımcılar kesin olarak yanıltıldı” demek de, “Hiçbir sorun yaşanmadı” demek de mümkün değildir.

Ancak yatırımcı algısında ciddi bir güven kaybı oluştuğu açıktır.

Asıl sorun ne?

Bu olay aslında Türkiye sermaye piyasalarının kronik sorunlarından birini yeniden gündeme getirdi: Finansal mühendislik ile yatırımcı iletişimi arasındaki kopukluk.

Şirket yönetimleri bilanço açısından doğru kararlar alabilir.

Ancak bu kararların;

  • Küçük yatırımcıya etkileri,
  • Riskleri,
  • Olası fiyat baskıları,
  • Seyrelme sonuçları,

yeterince açık anlatılmadığında piyasalarda güven sorunu ortaya çıkıyor.

Sonuç

SASA’nın PDT dönüşümü şirket açısından bakıldığında borcu azaltan ve özkaynakları güçlendiren başarılı bir bilanço operasyonu olarak görülebilir.

Ancak borsa yatırımcısı açısından tablo çok daha farklıdır.

Payların seyrelmesi, hisse fiyatındaki sert düşüşler ve oluşan güven kaybı nedeniyle küçük yatırımcı önemli ölçüde zarar gördüğünü düşünüyor.

Bugün yaşanan tartışmanın merkezinde yalnızca bir sermaye artırımı değil; şeffaflık, yatırımcı iletişimi ve kurumsal güven meselesi bulunuyor.

Sermaye piyasalarında para kaybı telafi edilebilir.

Ancak yatırımcı güveni kaybedildiğinde onu geri kazanmak çok daha zor oluyor.

Bankavitrini.com Analiz

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

Sanayide eleman krizi vasıfsız işçiye de sıçradı

Yayınlanma:

|

Sanayide iş var, çalışacak insan yok: Eleman krizi vasıfsız işçiye de sıçradı

Türkiye sanayisi uzun süredir nitelikli teknik eleman bulmakta zorlanıyordu. Ancak son dönemde sorun yalnızca kaynakçı, CNC operatörü, dikiş makinecisi, bakım teknisyeni gibi ara elemanlarla sınırlı kalmadı; fabrikalar artık vasıfsız/düz işçi bulmakta da zorlanıyor.

Bu tablo, klasik “işsizlik var ama işçi yok” çelişkisini yeniden gündeme taşıdı. Bir yanda iş arayan milyonlarca kişi, diğer yanda üretim hattını döndürecek çalışan bulamayan fabrikalar var. Sorunun temelinde yalnızca ücret değil; çalışma koşulları, vardiya düzeni, ulaşım, barınma, genç kuşağın iş tercihleri, mesleki eğitim yetersizliği ve sanayinin sosyal cazibesini kaybetmesi bulunuyor.

Asgari ücret artık sanayi işi için yeterli motivasyon oluşturmuyor

Sanayide özellikle mavi yaka işler ağır çalışma temposu, vardiya sistemi, fiziki yıpranma, servis bağımlılığı ve kimi zaman sağlıksız çalışma ortamlarıyla öne çıkıyor. Buna karşılık çalışanların eline geçen ücret, yaşam maliyetleri karşısında tatmin edici bulunmuyor.

Asgari ücretin biraz üzerinde teklif edilen ücretler dahi birçok çalışan için yeterli görülmüyor. Çünkü kira, ulaşım, gıda ve temel ihtiyaçlardaki artış, sanayi ücretlerini reel olarak zayıflatıyor. Çalışan açısından soru artık şu hale geldi: “Bu tempoya, bu yıpranmaya, bu ücrete değer mi?”

Yeni kuşak fabrika düzeninden uzaklaşıyor

Genç kuşak için iş yalnızca gelir kapısı değil; yaşam kalitesi, esneklik, sosyal çevre, statü ve psikolojik tatmin anlamına da geliyor. Fabrika ortamı ise birçok genç tarafından ağır, tekdüze, baskılı ve gelecek vadetmeyen bir alan olarak görülüyor.

Kurye, e-ticaret, kafe, güvenlik, hizmet sektörü veya dijital platform işleri daha esnek ve daha görünür seçenekler sunuyor. Sanayide kariyer basamağı, sosyal itibar ve gelir artışı beklentisi zayıf kaldıkça gençler üretim hattından uzaklaşıyor.

Sorun teknik elemandan düz işçiye indi

Geçmişte sanayicinin ana şikâyeti “nitelikli ara eleman yok” şeklindeydi. Bugün tablo değişti. Artık paketleme, yükleme-boşaltma, üretim destek, temizlik, depo, montaj ve vardiyalı hat işlerinde de ciddi açık oluşuyor.

Bu durum sanayi için kritik bir eşik anlamına geliyor. Çünkü teknik eleman eksikliği verimliliği düşürürken, düz işçi eksikliği doğrudan üretim hattını durdurabiliyor. Fabrika kapasitesi kâğıt üzerinde var olsa bile, çalışan bulunamadığında makine, sipariş ve yatırım boşa düşüyor.

Yabancı işçi yeni çıkış kapısı oldu

Bazı fabrikalar çözümü yabancı işgücünde aramaya başladı. Suriyeli çalışanların ardından Türkmenistan, Özbekistan ve diğer Orta Asya ülkelerinden gelen işçiler birçok sektörde daha görünür hale geldi. Tavukçuluk, tekstil, gıda, inşaat, lojistik ve bazı ağır sanayi kollarında yabancı işçi kullanımı artıyor.

Son dönemde Uzak Doğu ve Afrika ülkelerinden işçi getirilmesi de tartışma konusu oldu. Özellikle tavukçuluk gibi çalışma koşulları ağır, vardiya düzeni yoğun ve işgücü devri yüksek sektörlerde yabancı çalışanlar daha fazla gündeme geliyor.

Ancak bu yöntem kalıcı çözüm değil. Yabancı işçi kısa vadede üretim hattını döndürebilir; fakat yerli işgücünün sanayiden kopuşunu, ücret dengesizliğini ve çalışma koşullarındaki yapısal sorunu çözmez.

İşverenin sorunu yalnızca “eleman yok” değil

Sanayici açısından bakıldığında işgücü sorunu üretim planlamasını, sipariş teslimini, ihracat kapasitesini ve yatırım kararlarını doğrudan etkiliyor. İşçi bulunamadığında makineler boş kalıyor, vardiya düşüyor, teslim süresi uzuyor, maliyet artıyor.

Ancak çalışan açısından bakıldığında da sorun net: düşük ücret, ağır koşul, sınırlı sosyal hak, belirsiz kariyer ve düşük motivasyon. Bu nedenle mesele yalnızca “gençler çalışmak istemiyor” basitliğine indirgenemez. Asıl sorun, sanayi işlerinin çalışan açısından cazibesini kaybetmesidir.

Sanayi için yeni sosyal sözleşme şart

Türkiye üretim ekonomisini büyütmek istiyorsa, sanayi işçiliğini yeniden cazip hale getirmek zorunda. Bunun için yalnızca ücret artışı değil, bütüncül bir çalışma hayatı reformu gerekiyor.

Öncelikli adımlar şunlar olmalı:

  1. Sanayide ücretler asgari ücretin anlamlı biçimde üzerine çıkarılmalı.
  2. Vardiya, servis, yemek, barınma ve yan haklar yeniden düzenlenmeli.
  3. Mesleki eğitim fabrikalarla entegre edilmeli.
  4. Gençlere üretimde kariyer yolu gösterilmeli.
  5. Tehlikeli ve ağır işlerde çalışma koşulları iyileştirilmeli.
  6. Yabancı işçi kullanımı kayıtlı, denetimli ve adil ücret ilkesiyle yürütülmeli.
  7. Sanayi bölgelerinde sosyal yaşam, ulaşım ve barınma altyapısı güçlendirilmeli.

Türkiye üretmek istiyorsa işçiyi yeniden kazanmalı

Sanayide eleman bulamama sorunu artık geçici bir insan kaynakları problemi değil; üretim ekonomisinin sürdürülebilirliğini tehdit eden yapısal bir krize dönüşüyor.

Fabrika açmak, makine almak, ihracat bağlantısı kurmak tek başına yeterli değil. O makineleri çalıştıracak, üretim hattını sürdürecek, işi sahiplenip meslek haline getirecek insan kaynağı yoksa sanayi büyüyemez.

Türkiye’nin önündeki soru şudur: Sanayi, gençler ve çalışanlar için yeniden cazip bir gelecek sunabilecek mi?

Bu soruya güçlü bir cevap verilemezse, üretim hattındaki açık yalnızca yabancı işçiyle kapatılmaya çalışılır. Ancak bu da Türkiye’nin asıl ihtiyacını karşılamaz: nitelikli, kalıcı, motive ve yerli üretim kültürüne bağlı bir sanayi işgücü.

*************

Kaynak notu: İŞKUR’un 2025 araştırmasında 1 milyon 730 bin işyeri içinde 166 bin işyerinde 398 bin 618 kişi için eleman temininde güçlük çekildiği; nedenler arasında mesleki beceri eksikliği, yeterli başvuru olmaması, talep edilen ücretin yüksek bulunması ve çalışma şartlarının beğenilmemesi yer alıyor. TÜİK verilerinde 2025’te sanayi istihdamı 6 milyon 578 bin kişi olarak görülürken sanayinin istihdam payı geriliyor. Çalışma Bakanlığı yabancı çalışma izinleri istatistikleri de işgücü açığında yabancı çalışan kanalının büyüdüğünü gösteriyor.

Okumaya devam et

GÜNCEL

TURİZMDE ALARM ZİLLERİ: 1.500 OTEL SATIŞTA

Yayınlanma:

|

Yazan:

SEKTÖR NEDEN SIKIŞTI? Artan maliyetler, yüksek faizler, savaş riski ve rekabet kaybı turizm sektörünü zorluyor

BANKAVİTRİNİ ÖZEL ANALİZ

Türkiye ekonomisinin döviz kazandıran en önemli sektörlerinden biri olan turizm, son yılların en zor dönemlerinden birini yaşıyor. Bir yandan turizm gelirleri artmaya devam ederken, diğer yandan sektörün önemli bir bölümünde kârlılık eriyor, nakit akışı bozuluyor ve işletmeler finansman baskısı altında eziliyor.

Son dönemde kamuoyuna yansıyan verilere göre Türkiye genelinde yaklaşık 1.500 otelin satışa çıkarılmış olması, yaşanan sıkışıklığın boyutunu gözler önüne seriyor. Satışa çıkan tesislerin önemli bölümü Antalya, Muğla, Aydın, İzmir ve İstanbul gibi turizmin lokomotif bölgelerinde bulunuyor.

Bu tablo, ilk bakışta bir çelişki gibi görünüyor:

Turist geliyor.

Turizm geliri artıyor.

Ancak oteller satılıyor.

Peki neden?

Asıl sorun turist sayısı değil, kârlılık

Turizm sektöründe yaşanan sıkıntının temelinde turist sayısındaki düşüş değil, maliyetlerdeki kontrolsüz artış bulunuyor.

Son üç yılda;

  • Personel giderleri,
  • Enerji maliyetleri,
  • Gıda ve içecek maliyetleri,
  • Sigorta giderleri,
  • Bakım-onarım harcamaları,
  • Finansman maliyetleri

olağanüstü yükseldi.

Özellikle yüksek faiz ortamında yatırım kredileri kullanan tesisler için borç servis yükü ciddi seviyelere ulaştı. Birçok otel dolu çalışmasına rağmen beklediği kârlılığı sağlayamıyor.

Turistler neden Yunanistan’a yöneliyor?

Türkiye uzun yıllar boyunca Akdeniz çanağının en avantajlı fiyat-performans destinasyonu olarak öne çıktı.

Ancak son dönemde bu avantaj giderek zayıflıyor.

Özellikle Yunanistan;

  • Ada turizmi,
  • Vize kolaylığı,
  • Daha sade fiyat politikası,
  • Küçük ölçekli butik işletmeler,
  • Alternatif turizm seçenekleri

ile önemli avantaj elde etmiş durumda.

Birçok Avrupalı turist artık Türkiye ile Yunanistan arasında fiyat farkının önemli ölçüde kapandığını düşünüyor. Türk turist açısından da tablo farklı değil.

Son iki yılda Yunan adalarına yönelik talepte ciddi artış yaşanması dikkat çekiyor.

Savaşların görünmeyen faturası

Turizm sektörünü etkileyen bir diğer önemli unsur ise jeopolitik riskler.

İsrail-İran gerilimi, Orta Doğu’daki çatışmalar ve bölgesel güvenlik sorunları doğrudan Türkiye’de yaşanmasa bile turist algısını etkiliyor.

Uluslararası tur operatörleri ve sigorta şirketleri;

  • Bölgesel riskleri,
  • Uçuş güvenliğini,
  • Politik istikrarı

yakından takip ediyor.

Bu nedenle bazı turistler rezervasyonlarını erteliyor veya alternatif destinasyonlara yöneliyor. Turizm sektöründe algı çoğu zaman gerçeklerden daha güçlü sonuçlar doğurabiliyor.

Yüksek faiz turizmi vuruyor

Turizm sektörünün bugün karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri de finansmana erişim.

Birçok tesis pandemi sonrası dönemde kullandığı kredilerin yükünü hâlâ taşıyor.

Buna ek olarak;

  • Yüksek faiz oranları,
  • İşletme sermayesi ihtiyacı,
  • Artan yatırım maliyetleri

otel bilançolarını zorluyor.

Bu nedenle bazı işletmeler yatırımcı arayışına girerken, bazıları ise satış seçeneğini değerlendiriyor.

Bankalar için yeni risk alanı

Turizm sektöründeki sıkışıklık yalnızca otel sahiplerini değil bankacılık sektörünü de ilgilendiriyor.

Çünkü turizm yatırımları;

  • Uzun vadeli krediler,
  • Büyük tutarlı finansmanlar,
  • Gayrimenkul teminatları

üzerine kurulu bir yapıya sahip.

Eğer satış dalgası büyür ve sektör kârlılığı daha fazla bozulursa;

  • Takipteki kredi oranları,
  • Yeniden yapılandırma talepleri,
  • Finansal yeniden yapılandırma dosyaları

önümüzdeki dönemde artabilir.

Bu nedenle bankaların turizm kredilerini yalnızca teminat değeri üzerinden değil, işletmenin nakit üretme kapasitesi üzerinden değerlendirmesi gerekiyor.

Turizm sektörü bu krizden nasıl çıkabilir?

Sektör temsilcilerine göre çözüm yalnızca daha fazla turist çekmek değil.

Asıl ihtiyaç;

✓ Maliyetlerin kontrol altına alınması

✓ Finansman yükünün azaltılması

✓ Turizmin 12 aya yayılması

✓ Sağlık ve kongre turizminin geliştirilmesi

✓ Enerji maliyetlerinin düşürülmesi

✓ Rekabet gücünün yeniden kazanılması olarak öne çıkıyor.

Sonuç

Türkiye turizmi hâlâ dünyanın en güçlü destinasyonlarından biri olmayı sürdürüyor. Ancak sektör artık “turist sayısı” ile değil, “kârlılık” ile sınanıyor.

1.500 otelin satışa çıkması, turizmde yapısal sorunların büyüdüğüne işaret ediyor. Bugün oteller satılıyor. Yarın ise aynı sorunlar bankaların kredi portföylerine yansıyabilir.

Bu nedenle turizmde yaşanan gelişmeler yalnızca sektörün değil, bankacılık sisteminin ve reel ekonominin de yakından izlemesi gereken bir erken uyarı sinyali niteliği taşıyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.