Connect with us

GÜNCEL

Prof. Dr. BORATAV: Brezilya’da bir işgal eylemi ve uzantıları

Lula’nın ABD-karşıtı bir dış politikaya yönelmesini önlemek Biden yönetiminin de bir hedefi olacaktır. Bu tür ‘tehlikeli eğilimleri’ frenleyecek etkili araçları da var.

Yayınlanma:

|

Inacio Lula da Silva, Başkanlık makamına Brezilya başkentinde 1 Ocak 2023’te bir törenle geçti. “Başkanlığı devraldı” diyemiyoruz; zira önceki başkan Jairo Bolsonaro törene katılmadı. Seçim yenilgisini kabul etmemişti ve bir gün önce Florida’ya uçmuştu.

Bolsonaro taraftarları günler önce başkent Brasilia’ya yığılmaya başlamış; “ordu müdahale…” çağrısı ile Kara Kuvvetleri Komutanlığı yakınlarında kamp kurmuştu.

1 Ocak’ta bekledikleri müdahale gerçekleşmedi. 8 Ocak’ta 5000 kişi, federal yürütme, yargı, yasama binalarının yer aldığı Plaza’yı işgal etti. Kalabalıklar Başkanlık Sarayı’na, Yüksek Mahkeme ve Parlamento’ya girdi; kırıp döktü.

Lula başkent dışındaydı; sert tepki gösterdi. Güvenlik güçleri bir süre sonra müdahale etti. Asayiş sağlandı. 1200 civarında işgalci tutuklandı.

Bu olaylar Türkiye medyasında da aktarıldı. Bazı boşluklar kalıyor. İşgalin amacı?  Nasıl önlendi? Sorumlular kimdir?

Bazı ayrıntıları paylaşarak tartışalım.

Bir “sivil darbe” tekrarı mı?

Emekçi sınıfların “lümpen” katmanlarını kullanarak burjuva iktidarlarını güvenceye almak… Bu strateji, 19 ve 20’nci yüzyıl Avrupası’ndan günümüze de aktarıldı. “Aykırı” veya solcu iktidarların bertaraf edilmesinde sınıflarından kopmuş kalabalıklar, iç savaşlarda veya sivil darbelerde işe yarıyor.

Emperyalizm Orta Doğu’da iç savaşı, eski Sovyet coğrafyasında ve (yerli burjuvazilerin katılımıyla) Latin Amerika’da sivil darbeleri yeğliyor.

Brezilya’da Başkanlık Sarayı’nın 8 Ocak 2023’te işgali, son yıllarda Latin Amerika’da uygulanan yöntemlerden esinlenmiş görünüyor. Kalabalık sokak eylemleri ve şiddet, meşru iktidarları sürdürülemez hale getirir; Başkan istifaya zorlanır veya düzmece belgeler kullanılarak görevden alınır; engellenir. Askerî bir rejim söz konusu değildir; ama ABD’nin ve askerlerin aktif katkısı, en azından onayı gerekir.

Brezilya’da bu sivil darbe İşçi Partisi’nden başkan Dilma Rousseff’in görevden uzaklaştırılmasında başarıyla uygulanmış; Lula’nın 2016 seçimlerinde adaylığını da önlemişti.

Niçin tutmadı?

Brezilya’da Bolsonaro, ısrarla, hatta peşinen seçim hilelerinden yakınmıştı. Gerici, ırkçı söylemlerinin sürüklediği kalabalık taraftarları da iktidarın Lula’ya devredilmesini önlemek için başkentte toplanmışlardı.

Bir hafta gecikmeyle Başkanlık Sarayı’nı da işgal ettiler; ama eylem bu sefer  tutmadı. Üç şey eksikti: Bir kere işgal başkanlık töreni öncesinde yapılmalıydı; ama Bolsonaro bir gün önce Florida’ya uçmuş; üstelik 8 Ocak işgal eylemini onaylamadığını da açıklamıştı. İkincisi, ordu kışlasından çıkmamıştı. Üçüncü olarak ABD desteği yoktu.

Pepe Escobar, Amerikan istihbaratı kaynaklarını kullanarak Brasilia’daki işgal eyleminin “bir CIA operasyonu” olduğunu ileri sürüyor. Amaç, “Lula yönetimindeki Brezilya’nın BRICS’i güçlendirerek Rusya-Çin stratejik ortaklığına tam katılımını önlemektir (MR Online, 13 Ocak).

Brasilia’daki işgal eyleminin bir “ABD operasyonu” olması bence düşünülemez. En azından 8 Ocak 2023’teki Plaza işgalinin iki yıl önce Trump taraftarlarının Kongre binalarını işgaline fazlasıyla benzerliği nedeniyle… Trump-hayranı Bolsonaro’nun ırkçı, eril, açıkça faşizan söylemlerinin Demokrat Parti’nin liberal kanadında nefretle karşılandığı biliniyor.

Lula’nın ABD-karşıtı bir dış politikaya yönelmesini önlemek Biden yönetiminin de bir hedefi olacaktır. Bu tür “tehlikeli eğilimleri” frenleyecek etkili araçları da var. Lula’nın “ılımlı sağ” siyasetten gelen başkan yardımcısı Alckmin  gibi…

Lula’nın başkanlığı ilan edildikten sonra Bolsonaro “hileli seçim” iddiasından herhalde ABD desteği olmadığı için vazgeçmiş; Brasilia kamplarında toplanan taraftarlarına ihanet etmiştir. Latin Amerika’daki tüm “sivil darbe”lerin ABD tarafından desteklendiğini, o sayede başarılı olduğunu bildiği için…

Bu destek 8 Ocak Plaza işgalinde yoktu; askerler de o yüzden kışlalarından çıkmadı. İşgal fiyaskoyla sonuçlandı.

Lula’nın ve Yüksek Mahkeme’nin kararlı tutumları

8 Ocak işgal eyleminin ilk aşaması kolay gerçekleşti. Plaza’da çekilen videolar polislerin işgalcilerle sohbet ettiğini, engellemek bir yana, onlara adeta rehberlik ettiğini göstermekteymiş.

Bu tuhaf durumu açıklarken Brezilya’nın federal bir devlet olduğunu hatırlamak gerekir. Başkent Brasilia da federe eyaletlerden biridir ve Bolsonaro’nun partisi (Liberal Parti) tarafından yönetilmektedir. Lula, merkezî iktidarı bir hafta önce devralmış; kabinesini ilan etmiştir. 8 Ocak’ta da başkent dışındadır.

Başkentteki kamplarda toplanan binlerce Bolsonaro taraftarının 8 Ocak’ta bir eylem hazırlığında olduğu bilinmekteydi. Eyalet Emniyet Müdürü, Bolsonaro’nun bir önceki Adalet bakanı Anderson Torres’tir. (JACOBIN, 12 Ocak).

Torres, Plaza’daki emniyet görevlilerine 8 Ocak için izin vermiş; kendisi de yurt dışına çıkmıştır. Bu bilgileri aktaran şimdiki Emniyet Müdürü’ne göre “açık bir sabotaj eylemi” söz konusudur (BBC News, 11 Ocak).

Lula’nın işgal eylemi sonrasındaki ilk tepkileri sert ve ödünsüzdür: “Brasilia’da kamu malına zarar veren darbecilerin hepsi cezalandırılacaktır. Yarın da Başkanlık Sarayı’nda çalışmaya devam edeceğiz.” İlk kararnamesi ile başkentin güvenliğini Eyalet’ten Federal yönetime devrediyor. İşgalcilerin gözaltına alınması Federal Polis’in devreye girmesi ile mümkün oluyor.

8 Ocak’ın ilk kritik anlarında Brezilya Yüksek Mahkemesi üyesi, aynı zamanda Yüksek Seçim Kurulu başkanı olan  Alexandre de Moraes de devreye giriyor. Aldığı acil kararları Yüksek Mahkeme’de onaylatarak yürürlüğe sokabiliyor.
Moraes öncelikle Brasilia eyaleti valisi Liberal Parti üyesi Ibaneis Rocha’yı doksan günlüğüne görevden alıyor. Bolsonaro taraftarlarının toplandığı kampların dağıtılmasını kararlaştırıyor. Emniyet Müdürü Torres için gıyabında bir tutuklama kararı da alınacaktır. 14 Kasım’da hava alanında tutuklanan Torres’in konutunda yapılan aramada Bolsonaro’nun imzasına hazır olan ve başkanlık seçimini geçersiz kılan bir kararname metni bulunmuştur (Reuters, 12 Ocak).

Brezilya Yüksek Mahkemesi, 8 Ocak’taki  işgal eylemlerindeki sorumluluğu nedeniyle Jair Bolsonaro aleyhine soruşturma açılmasını da kararlaştırıyor. Faşist kalkışmanın hızla etkisiz kılınmasında Yüksek Mahkeme’nin kararlı, ilkeli tutumu belirleyici oluyor.

Sermaye çevrelerinin tutumu

İşgal girişiminin finansmanını kimler üstlendi? Sosyal medyada “8 Ocak’ta çocukların ve yaşlıların katılmayacağı büyük bir şenliğe davet” mesajları yaygınlaşmıştı (AP, 12 Ocak). Çok büyük bir ülke olan Brezilya’nın dört bir yanından binlerce Bolsonaro taraftarı başkente taşındı, yerleştirildi, kumanyaları sağlandı.

Lula yönetimi sermaye çevrelerinden sorumluları izlemektedir. Federal yargı şimdilik 52 kişiye ve yedi şirkete ait banka hesaplarının dondurulmasını, varlıklarının bloke edilmesini kararlaştırdı. Bu liste Güney eyaletlerinden küçük boyutlu şirketlerden, otobüs firmalarından oluşuyormuş.

Soruşturma genişletiliyor. Adalet Bakanı Flavio Dino ve Lula, ülkenin güçlü tarım-gıda sektöründe, madencilikte, silah ve orman sanayiinde odaklanan, Bolsonaro ile içli-dışlı ilişkileri olan sermaye çevrelerinin katkılarını vurguluyorlar (BBC NewsWashington Post, 12 Ocak).

Brezilya ekonomisinde önemli rol oynayan dev ABD şirketleri bu darbe girişimine şimdilik mesafeli durmaktadır. 2016’da “Lula tehdidi”nin bertaraf edilmesinde işlevsel olan Bolsonaro’nun “son kullanım süresinin geçtiği” anlaşılıyor.

Bolsonaro da durumun farkına vardığı için 1 Ocak töreninden önce Florida’ya kaçmış olmalıdır. Bugünlerde “ABD’den sınır dışı edilmesi” dahi tartışılmaktadır. Emperyalizmin işbirlikçileri için ciddi bir uyarı…

Öte yandan Brezilya’daki gelişmeler, faşist bir siyasetçinin, emperyalizmin ve yerli sermayenin desteğiyle iktidara geldikten sonra halk sınıfları saflarından da önemli destek sağlayabileceğini gösteriyor. Brezilya toplumunun bu “tortudan arındırılması” sancılı bir mücadeleyi gerektiriyor.

Türkiye için de geçerli olan çapraşık sorunlar gündemdedir. Lula iktidarının bilançosunu bu yüzden de yakından izlemeliyiz.

Prof.Dr. Korkut BORATAV – sol.org.tr

Okumaya devam et

BORSA

SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borç sermayeye dönüştü, tartışma büyüdü

SASA Polyester’in 3 Haziran 2026 tarihinde açıkladığı Paya Dönüştürülebilir Tahvil (PDT) dönüşüm kararı, sermaye piyasalarında son dönemin en çok tartışılan işlemlerinden biri haline geldi. Şirket açısından bilançoyu güçlendiren bu adım, hisse yatırımcıları açısından ise “pay sulanması”, “değer kaybı” ve “güven erozyonu” tartışmalarını beraberinde getirdi.

Özellikle SASA Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim M. Turhan’ın geçmiş dönemde yaptığı açıklamalar nedeniyle yatırımcı tepkilerinin önemli bölümü şahsında toplandı.

Peki SASA ne yaptı, kim kazandı, kim kaybetti?

SASA ne yaptı?

Şirketin açıklamasına göre;

  • Yurt dışında ihraç edilen PDT sahipleri dönüşüm haklarını kullandı.
  • 37,3 milyon Euro nominal değerli tahvil hisseye dönüştürüldü.
  • Bunun karşılığında yeni paylar ihraç edildi.
  • Mevcut ortakların rüçhan hakları tamamen kısıtlandı.
  • Şirket sermayesi yaklaşık 785 milyon TL artırıldı.

Teknik olarak bakıldığında şirketin borcu azaldı ve özkaynakları güçlendi. Finansal açıdan değerlendirildiğinde bu işlem, borcun sermayeye dönüştürülmesi nedeniyle şirket bilançosunu rahatlatan bir yapı oluşturdu.

Şirket açısından olumlu sonuçlar

PDT dönüşümü sonrasında SASA’nın elde ettiği avantajlar şöyle sıralanabilir:

1. Döviz borcu azaldı

Tahvil yükümlülüğünün bir bölümü ortadan kalktı.

2. Finansal kaldıraç düştü

Borç/özkaynak dengesi iyileşti.

3. Faiz yükü azaldı

Gelecekteki finansman maliyetleri üzerinde olumlu etki oluştu.

4. Nakit çıkışı önlendi

Şirket tahvil geri ödemesi yapmak yerine hisse vererek yükümlülüğünü kapattı.

Yönetim perspektifinden bakıldığında bu işlem rasyonel ve bilanço güçlendirici bir finansman yöntemi olarak görülebilir.

Peki yatırımcı neden rahatsız oldu?

Sorunun cevabı “seyrelme etkisi” olarak adlandırılan süreçte yatıyor. Yeni hisseler üretildiğinde mevcut ortakların şirket içindeki pay oranı küçülür.

Buna sermaye piyasalarında “dilution” yani sulanma denilir.

Yatırımcıların itiraz ettiği temel nokta şu: Şirket borcunu azaltırken bunun maliyetinin önemli bir kısmı mevcut hissedarlara yansıtıldı.

Özellikle küçük yatırımcı açısından ortaya çıkan etkiler:

  • Hisse başına düşen şirket değeri geriledi.
  • Arz edilen pay miktarı arttı.
  • Satış baskısı oluştu.
  • Hisse fiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı meydana geldi.
  • Portföy değerleri eridi.

Büyük tartışma: Tahvil yatırımcısı avantajlı mı oldu?

Piyasadaki eleştirilerin önemli bölümü bu noktada yoğunlaşıyor.

Tahvil yatırımcısı:

  • Önceden belirlenmiş şartlarla dönüşüm hakkı elde etti.
  • Belirli fiyat avantajına sahip oldu.
  • Hisseye dönüşüm sırasında daha korunaklı bir pozisyonda bulundu.

Borsa yatırımcısı ise:

  • Açık piyasadan hisse aldı.
  • Fiyat düşüşünün tüm riskini taşıdı.
  • Seyrelme etkisini doğrudan yaşadı.

Bu nedenle sosyal medyada sıkça dile getirilen görüşlerden biri şu oldu: “Şirket kurtarıldı ama küçük yatırımcı korunamadı.”

İbrahim M. Turhan neden hedef haline geldi?

Aslında kararın sahibi tek başına İbrahim M. Turhan değil. PDT ihracı ve dönüşüm süreçleri yönetim kurulu kararıyla ve SPK mevzuatı çerçevesinde yürütülüyor.

Ancak yatırımcı tepkilerinin önemli kısmı Turhan’a yöneldi. Çünkü İbrahim M. TUrhan aynı zamanda SASA Yönetim Kurulu Üyesi olması açıklamaları da yatırımcı o hassasiyet ile algıladı. Açıklamalar ile fiili duurm örtüşmeyip hisse değeri daha düşünce küçük yatırımcı dah afazla zarar etti; tartışmalar da bu noktada alevlendi.

Bunun birkaç nedeni bulunuyor.

1. Sürecin kamuoyundaki yüzü oldu

PDT mekanizmasını en fazla anlatan isimlerden biri İbrahim M. Turhan’dı.

2. Beklentiler ile sonuçlar uyuşmadı

Yatırımcılar açıklamalar sonrasında hisse üzerinde bu kadar güçlü bir baskı beklemiyordu.

3. Satış baskısı öngörülemedi

Piyasada oluşan fiyat hareketleri yatırımcıların hesaplarının ötesine geçti.

4. Güven sorunu oluştu

Hisse fiyatındaki sert düşüşler sonrasında yatırımcılar açıklamaların yeterince risk içermediğini düşünmeye başladı.

Yatırımcılar yanıltıldı mı?

Bu soru bugün en çok tartışılan konu.

Ancak hukuki açıdan bakıldığında;

“Yanıltma”, “manipülasyon”, “yanlış yönlendirme” gibi kavramların oluşabilmesi için SPK tarafından yapılacak inceleme ve hukuki süreçlerin sonuçlanması gerekir.

Bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış herhangi bir SPK kararı veya yargı hükmü bulunmamaktadır.

Bu nedenle; “Yatırımcılar kesin olarak yanıltıldı” demek de, “Hiçbir sorun yaşanmadı” demek de mümkün değildir.

Ancak yatırımcı algısında ciddi bir güven kaybı oluştuğu açıktır.

Asıl sorun ne?

Bu olay aslında Türkiye sermaye piyasalarının kronik sorunlarından birini yeniden gündeme getirdi: Finansal mühendislik ile yatırımcı iletişimi arasındaki kopukluk.

Şirket yönetimleri bilanço açısından doğru kararlar alabilir.

Ancak bu kararların;

  • Küçük yatırımcıya etkileri,
  • Riskleri,
  • Olası fiyat baskıları,
  • Seyrelme sonuçları,

yeterince açık anlatılmadığında piyasalarda güven sorunu ortaya çıkıyor.

Sonuç

SASA’nın PDT dönüşümü şirket açısından bakıldığında borcu azaltan ve özkaynakları güçlendiren başarılı bir bilanço operasyonu olarak görülebilir.

Ancak borsa yatırımcısı açısından tablo çok daha farklıdır.

Payların seyrelmesi, hisse fiyatındaki sert düşüşler ve oluşan güven kaybı nedeniyle küçük yatırımcı önemli ölçüde zarar gördüğünü düşünüyor.

Bugün yaşanan tartışmanın merkezinde yalnızca bir sermaye artırımı değil; şeffaflık, yatırımcı iletişimi ve kurumsal güven meselesi bulunuyor.

Sermaye piyasalarında para kaybı telafi edilebilir.

Ancak yatırımcı güveni kaybedildiğinde onu geri kazanmak çok daha zor oluyor.

Bankavitrini.com Analiz

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi

Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.

Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.

Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.

Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.

Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.

Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.

‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.

– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:

‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, 500 milyon dolar tutarında ve yüzde 8,25 faiz oranıyla sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, vadesi 10,5 yıl, faiz yenileme tarihi 5,5 yıl olan ihracın coğrafi dağılımı yüzde 73 Birleşik Krallık, yüzde 18 Avrupa, yüzde 4 Amerika, yüzde 4 Orta Doğu ve yüzde 1 Asya şeklinde gerçekleşti.

Geniş tabanlı yatırımcı talebiyle emir defteri 1,2 milyar doların üzerine ulaşırken, güçlü talep sayesinde fiyatlama başlangıç seviyesine kıyasla 25 baz puan daralarak, yüzde 8,25 seviyesinde oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 500 milyon dolar tutarındaki sermaye benzeri tahvil ihracını başarıyla tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

’22 Haziran’da itfa edilecek (15 Mayıs’ta geri çağrılan) diğer Tier 2 ihracımız öncesinde, yatırımcılardan gelen güçlü ön talebi değerlendirerek, uygun piyasa koşullarında harekete geçtik. Sermaye benzeri borçlanma işlemlerinde geri çağırma haklarımızı istikrarlı biçimde kullanmamız da yatırımcı nezdinde olumlu karşılandı. Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz.’

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.