Connect with us

BORSA

SASA’da PDT Krizi: Yatırımcısı nasıl zarar etti?

SASA’da PDT düğümü: Şirket finansmanı mı, küçük yatırımcı faturası mı? Satılmaz denilen hisseler tartışması: SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT, ödünç pay ve güven krizi: SASA dosyasında yanıt bekleyen sorular… SASA’da finansman başarısı mı, yatırımcı mağduriyeti mi? Açığa satış yasağı varken SASA’da satış baskısı nasıl oluştu?

Yayınlanma:

|

SASA Polyester’de Paya Dönüştürülebilir Tahvil süreci, son dönemde küçük yatırımcı açısından en tartışmalı başlıklardan biri haline geldi. Tartışmanın merkezinde üç kritik soru var:

Birincisi, şirketin finansman ihtiyacı karşılanırken bedelin piyasa yatırımcısına mı ödetildiği.

İkincisi, PDT kapsamında ödünç/emanet verilen payların Borsa’da açığa satış yasağı varken fiilen satış baskısı yaratıp yaratmadığı.

Üçüncüsü ise SASA Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İbrahim M. Turhan’ın “satış beklenmez / satılmaz” yönünde algılanan açıklamalarının yatırımcıda güven oluşturup oluşturmadığı ve sonrasında yaşanan gelişmelerle bu güvenin zedelenip zedelenmediği.

PDT nedir, SASA’da neden tartışma yarattı?

Paya Dönüştürülebilir Tahvil, şirketin borçlanma yoluyla finansman sağlamasına imkân verir. Tahvili alan yatırımcı, belirlenen şartlar gerçekleştiğinde bu tahvili şirket payına dönüştürebilir. Teoride bu yöntem şirket için klasik krediye göre daha esnek ve ucuz finansman sağlayabilir.

Ancak SASA örneğinde sorun, mekanizmanın teknik yapısından çok piyasa etkisinde ortaya çıktı. Şirket finansman sağlarken, ileride hisseye dönüşme ihtimali bulunan büyük bir pay potansiyeli oluştu. Küçük yatırımcı açısından temel kaygı şuydu: “Şirket para bulurken, hisse üzerinde oluşan satış baskısı nedeniyle zararı mevcut yatırımcı mı taşıdı?”

Ödünç pay mekanizması neden kritik?

SASA’nın PDT sürecinde hâkim ortak Erdemoğlu Holding tarafından ödünç pay mekanizması oluşturuldu. Bu mekanizma, tahvil yatırımcılarının dönüşüm ve koruma işlemlerinde kullanılmak üzere devreye alındı.

Normal şartlarda böyle bir yapı, uluslararası finansman işlemlerinde teknik bir araç olarak görülebilir. Fakat Borsa İstanbul’da açığa satış yasağı varken, ödünç verilen bu payların “fiilen piyasaya satılıp satılamayacağı” meselesi yatırımcının ana sorusu haline geldi.

Şirket tarafı, açığa satış yasağı nedeniyle bu payların teknik olarak halka açık görünse de piyasada satışının mümkün olmadığını vurguladı. Bu açıklama küçük yatırımcıya “bu hisseler piyasaya baskı olarak gelmeyecek” algısı verdi.

Fakat yatırımcı cephesindeki tepki şu noktada yoğunlaştı:

Eğer bu paylar satılamayacaksa, SASA hissesinde oluşan sert fiyat baskısının kaynağı neydi?
Eğer satıldıysa, açığa satış yasağına rağmen bu işlem hangi mekanizma üzerinden gerçekleşti?
Eğer doğrudan satış yoksa, piyasa bu payları neden satış riski gibi fiyatladı?

“Satılmaz” algısı yatırımcıyı rahatlattı mı, yanıltıcı etki yarattı mı?

İbrahim M. Turhan’ın PDT sürecine ilişkin açıklamalarında, hedging yapmayan PDT yatırımcılarının hisse senedinde uzun pozisyon taşımayı kabul eden yatırımcılar olduğu ve bu nedenle satış yapmalarının beklenmediği yönündeki değerlendirmeler öne çıktı.

Bu ifade teknik olarak “mutlak satış yasağı” anlamına gelmeyebilir. Ancak piyasa yatırımcısı açısından bunun algısı farklı oldu. Küçük yatırımcı bu açıklamaları, “PDT kaynaklı paylar piyasaya satış baskısı olarak gelmeyecek” şeklinde okudu. Bu nedenle sonrasında hissede sert düşüşler ve yüksek hacimli satış baskısı oluştuğunda, yatırımcı tepkisi doğal olarak Turhan’a yöneldi. Çünkü piyasaya verilen mesaj ile yatırımcının ekranda gördüğü fiyat hareketi arasında ciddi bir güven kırılması oluştu.

Burada hukuki açıdan kritik ayrım şudur: Bir açıklama teknik olarak doğru olabilir; fakat yatırımcıda eksik veya fazla güven yarattıysa, kamuyu aydınlatma sorumluluğu açısından ayrıca tartışılması gerekir.

Küçük yatırımcı hangi kanaldan zarar gördü?

SASA yatırımcısının zarar gördüğü iddiası üç kanaldan okunabilir:

1. Seyrelme etkisi

PDT dönüşümüyle yeni pay ihracı gündeme geldiğinde mevcut ortakların payı seyrelir. Şirket kaynak sağlasa bile, hisse başına değer ve pay sahipliği oranı üzerinde baskı oluşabilir.

2. Satış baskısı algısı

Ödünç paylar teknik olarak satılamasa bile, piyasa bu payları potansiyel arz gibi fiyatladıysa hisse üzerinde psikolojik baskı oluşur. Borsada fiyat sadece gerçekleşen satışla değil, beklenen satış riskiyle de düşebilir.

3. Güven kaybı

Yatırımcı, “satılmaz” diye anladığı payların bir şekilde satış baskısı yarattığını düşündüğünde şirket yönetimine ve açıklamalara güvenini kaybeder. Bu güven kaybı da fiyatı ayrıca aşağı çeker.

Açığa satış yasağına rağmen satış oldu mu?

Bu sorunun kesin cevabı şirket açıklamaları, aracı kurum kayıtları, takas verileri ve SPK/Borsa İstanbul incelemesiyle ortaya çıkar.

Ancak yatırımcı açısından şüpheyi büyüten nokta şudur:

Açığa satış yasağı varken, ödünç verilen büyük miktardaki payların “piyasada satılamayacağı” ifade edildi. Buna rağmen hissede oluşan fiyat baskısı, yatırımcıda “acaba yasak dolanıldı mı?” sorusunu doğurdu.

Burada düzenleyici kurumların yanıtlaması gereken sorular nettir:

PDT yatırımcıları veya onlarla bağlantılı kurumlar SASA payında satış yaptı mı?
Yapıldıysa bu satışlar ödünç pay mekanizmasıyla ilişkili miydi?
Açığa satış yasağı, bu işlem yapısında fiilen etkisiz mi kaldı?
Ödünç verilen payların takas ve saklama hareketleri yatırımcıya yeterince açık anlatıldı mı?
KAP açıklamaları küçük yatırımcının anlayacağı netlikte miydi?

Şirket finansmanı için yatırımcı mı cezalandırıldı?

SASA yönetimi açısından PDT, şirketin finansman ihtiyacını karşılamak için kullanılan yenilikçi bir araç olarak sunuldu. Şirketin kasasına kaynak girmesi, yatırım finansmanı ve bilanço yönetimi açısından olumlu görülebilir.

Ancak borsa yatırımcısı açısından mesele farklıdır. Eğer şirket finansmanı sağlanırken hisse üzerinde kalıcı fiyat baskısı oluşmuş, mevcut yatırımcı seyrelmiş ve küçük yatırımcı süreç hakkında yeterince açık bilgilendirilmemişse, bu durumda finansmanın maliyeti piyasa yatırımcısına yüklenmiş olur.

Başka bir ifadeyle: Şirket para bulmuş olabilir; ama küçük yatırımcı servet kaybettiyse, bu işlem sadece finansman başarısı olarak anlatılamaz.

İbrahim M. Turhan neden hedefte?

Turhan’ın hedefte olmasının nedeni tek başına PDT işleminin hukuki sorumlusu olması değil. Asıl neden, kamuoyu önünde süreci anlatan ve yatırımcı algısını şekillendiren isimlerden biri olmasıdır.

Yatırımcı şunu soruyor:

“Eğer bu hisseler satılmayacaksa neden fiyat bu kadar baskılandı?
Eğer satılma ihtimali vardıysa neden bu risk açıkça anlatılmadı?
Eğer açıklamalar teknikse, neden küçük yatırımcının anlayacağı şekilde uyarı yapılmadı?”

Bu sorular, kişisel tepkinin ötesinde kurumsal iletişim ve kamuyu aydınlatma sorunudur.

SASA dosyasında asıl mesele güven krizi

SASA’daki PDT tartışması sadece bir finansman işlemi değildir. Bu dosya, Türkiye sermaye piyasalarında küçük yatırımcının ne kadar korunabildiğini gösteren önemli bir testtir.

Şirket finansman sağlayabilir. Hâkim ortak pay ödünç verebilir. PDT yatırımcısı dönüşüm hakkını kullanabilir. Bunların tamamı mevzuata uygun olabilir.

Ancak yatırımcı açısından temel ölçü şudur:

Bilgi zamanında, açık, anlaşılır ve eksiksiz verildi mi?
Küçük yatırımcı işlem risklerini baştan görebildi mi?
“Satılmaz” algısı yaratıldıktan sonra piyasada farklı bir sonuç oluştu mu?
Açığa satış yasağı varken fiili satış baskısı oluştuysa bu nasıl mümkün oldu?

Bu sorular yanıtlanmadan SASA yatırımcısının öfkesi dinmez.

SASA örneği, sermaye piyasalarında sadece hukuki uygunluğun değil, yatırımcı güveninin de korunması gerektiğini gösteriyor. Çünkü borsada güven kaybolduğunda, zarar sadece bir hisseyle sınırlı kalmaz; sermaye piyasasının tamamına yayılır.

Okumaya devam et
Yorum Yazın

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BORSA

Patron Hisseleri Oyunu Bitiyor mu? SPK Fiili Dolaşımı Yeniden Tanımladı

15 Haziran’da Başlıyor: Bazı Hisselerde Dengeler Değişebilir… SPK’nın Yeni Kararı Manipülasyon Riskini Azaltır mı?

Yayınlanma:

|

Yazan:

“Gerçekte Kaç Lot Dolaşımda?” Dönemi Başlıyor

SPK’nın 5 Haziran 2026 tarihli bülteninde yayımlanan düzenleme ile “fiili dolaşımdaki pay oranı” hesaplama yöntemi değiştirildi. 15 Haziran 2026’dan itibaren MKK tarafından günlük olarak hesaplanacak yeni sistem, özellikle halka açıklık oranı düşük şirketlerde önemli sonuçlar doğuracak.

Düzenleme Ne Getiriyor?

Bugüne kadar bazı hisselerde;

  • Patron hisseleri,
  • Yönetim kurulu üyelerinin payları,
  • Stratejik ortakların hisseleri,
  • Uzun süre işlem görmeyen büyük paylar

kağıt üzerinde dolaşımda görünse bile fiili dolaşım hesabına dahil edilebiliyordu.

Yeni sistemde ise yatırımcının gerçekte alıp satabileceği lot miktarı esas alınacak. SPK, fiili dolaşım oranını daha gerçekçi hale getiriyor.

Basit Bir Örnek

Bir şirketin:

  • Toplam pay sayısı: 100 milyon lot
  • Patron ve ilişkili taraf payları: 90 milyon lot
  • Gerçek dolaşımdaki pay: 10 milyon lot

Eski sistemde bazı durumlarda dolaşım oranı gerçeği tam yansıtmayabiliyordu.

Yeni sistemde piyasada işlem görebilen gerçek lot sayısı daha doğru hesaplanacak.

Bu da yatırımcıya şu sorunun cevabını verecek: “Bu hissede gerçekten kaç lot işlem görüyor?”

Bu Düzenlemeye Neden İhtiyaç Duyuldu?

Son yıllarda Borsa İstanbul’da özellikle düşük fiili dolaşımlı hisselerde ciddi fiyat hareketleri yaşandı.

Bazı hisselerde:

  • Çok küçük miktardaki alım-satımlar fiyatı sert yukarı taşıdı.
  • Manipülasyon iddiaları arttı.
  • Endeks ağırlıkları gerçeği tam yansıtmadı.
  • Yatırımcılar likidite riskini doğru göremedi.

SPK ve MKK’nın amacı piyasadaki gerçek arz miktarını daha doğru ölçmek.

Küçük Yatırımcıyı Nasıl Etkileyecek?

Olumlu Etkiler

1. Daha Şeffaf Piyasa

Yatırımcı artık halka açıklık oranına değil, gerçekten dolaşımda bulunan lot miktarına bakabilecek.

2. Likidite Riski Daha Net Görülecek

Bazı hisselerde yüzde 20 halka açıklık görünürken gerçekte işlem gören pay miktarının çok daha düşük olduğu anlaşılabilecek.

3. Manipülasyon Riski Daha Kolay Tespit Edilecek

Düşük dolaşımlı hisselerdeki olağanüstü fiyat hareketleri daha kolay analiz edilebilecek.

4. Endeksler Daha Gerçekçi Hesaplanabilecek

BIST endekslerinde kullanılan fiili dolaşım oranları şirketlerin gerçek piyasa büyüklüğünü daha doğru yansıtabilecek.

Hangi Hisseler Etkilenebilir?

Özellikle:

  • Patron payı yüksek olanlar,
  • Aile şirketleri,
  • Halka açıklık oranı düşük şirketler,
  • Tek elde yoğunlaşmış ortaklık yapısına sahip şirketler

daha fazla etkilenebilir.

Bazı hisselerde fiili dolaşım oranı aşağı yönlü revize edilebilir.

Bazılarında ise gerçek dolaşımın beklenenden yüksek olduğu ortaya çıkabilir.

Endeks Fonları ve Kurumsal Yatırımcılar Ne Yapacak?

Bu düzenleme sadece bireysel yatırımcıları değil;

  • Endeks fonlarını,
  • Emeklilik fonlarını,
  • Yabancı yatırımcıları,
  • Portföy yönetim şirketlerini

de yakından ilgilendiriyor.

Çünkü birçok fon yatırım kararlarını fiili dolaşım ve likidite kriterlerine göre veriyor. Fiili dolaşım oranındaki değişiklikler bazı hisselerin endeks ağırlıklarını etkileyebilir.

Bankavitrini Yorumu

SPK’nın bu düzenlemesi ilk bakışta teknik bir değişiklik gibi görünse de aslında Borsa İstanbul’un son yıllardaki en önemli şeffaflık adımlarından biri olabilir.

Çünkü borsada şirketin toplam sermayesinden çok: “Yatırımcının gerçekten erişebildiği lot miktarı” fiyat oluşumunu belirler.

15 Haziran’dan sonra yatırımcıların bilanço kadar dikkat edeceği yeni bir gösterge olacak: “Gerçek Fiili Dolaşım”

Bu nedenle yatırımcıların hisse seçerken artık sadece halka açıklık oranına değil, MKK tarafından açıklanacak güncel fiili dolaşım verilerine de bakmaları gerekecek.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Piyasalarda kara cuma: Bir günde trilyonlar silindi

Altın, Bitcoin ve borsa neden aynı anda çöktü? Fed korkusu küresel piyasaları vurdu… Likidite dönemi bitiyor mu? Tüm gözler Fed’de…Riskten kaçış başladı: Yatırımcılar ne yapmalı?

Yayınlanma:

|

Küresel piyasalarda son günlerde alışılmışın dışında bir tablo yaşanıyor. Normal şartlarda jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde altın yükselirken, riskli varlıklar düşer. Ancak bu kez altın, gümüş, hisse senetleri ve kripto paralar aynı anda satış baskısı altında kaldı.

Yatırımcıların aklındaki soru şu: “Her şey neden aynı anda düşüyor?”

Cevap aslında tek bir başlıkta gizli: Likidite endişesi.

1. Fed korkusu yeniden sahneye çıktı

Birkaç ay öncesine kadar piyasalar ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimlerine başlayacağını fiyatlıyordu.

Ancak son dönemde açıklanan güçlü ABD istihdam verileri ve yüksek seyreden enflasyon, bu beklentiyi tersine çevirdi. Piyasalar artık faiz indirimlerinden çok faizlerin uzun süre yüksek kalabileceğini konuşuyor. Hatta bazı yatırımcılar yeniden faiz artırımı ihtimalini masaya koymaya başladı.

Faizlerin yüksek kalması ise küresel likiditenin daralmaya devam edeceği anlamına geliyor.

Likiditenin azaldığı ortamda;

  • Altın düşer,
  • Gümüş düşer,
  • Kripto paralar düşer,
  • Büyüme hisseleri düşer.

Çünkü piyasalar ucuz para ile beslenir.

2. Petrol yeniden enflasyon korkusu yaratıyor

ABD-İran hattındaki gerilim ve bölgede süren çatışmalar enerji fiyatlarını yüksek tutuyor.

Brent petrolün 95 dolar seviyelerine yaklaşması, küresel enflasyonun yeniden yükselme riskini gündeme taşıyor. Merkez bankalarının en büyük korkusu tam da bu: Enflasyon düşmeden faiz indirimi yapmak.

Bu nedenle piyasa şu mesajı satın alıyor: “Faizler beklenenden daha uzun süre yüksek kalabilir.”

Bu da tüm finansal varlıklar üzerinde baskı oluşturuyor.

3. Güvenli liman altın bile neden düşüyor?

Birçok yatırımcı için en şaşırtıcı gelişme altının da sert satış yemesi oldu.

Bunun nedeni jeopolitik risklerin azalması değil. Asıl neden, yükselen tahvil faizleri ve güçlenen dolar. ABD tahvilleri daha cazip hale geldikçe yatırımcıların bir kısmı altın pozisyonlarını azaltıyor. Son haftalarda ons altında görülen geri çekilmenin temel nedeni de bu.

Yani bu aşamada piyasa “güvenli liman” yerine “yüksek faiz getirisi” satın alıyor.

4. Bitcoin neden sert düştü?

Bitcoin artık eski Bitcoin değil.

Kurumsal yatırımcıların piyasaya girmesiyle birlikte Bitcoin’in teknoloji hisseleriyle korelasyonu belirgin şekilde arttı.

ETF’lerden yaşanan çıkışlar, kurumsal satışlar ve risk iştahındaki azalma Bitcoin’i baskı altına aldı. Son günlerde milyarlarca dolarlık çıkış yaşandığı bildiriliyor.

Bu nedenle Nasdaq satıldığında Bitcoin de satılıyor.

Eskiden “dijital altın” olarak görülen Bitcoin, bugün daha çok yüksek riskli teknoloji varlığı gibi fiyatlanıyor.

5. Asıl sebep: Aşırı iyimserlik

2025 sonu ve 2026 başında piyasalarda ciddi bir coşku oluşmuştu.

  • Yapay zekâ hisseleri rekorlar kırdı.
  • Kripto paralar güçlü yükseliş yaşadı.
  • Altın tarihi zirvelere çıktı.
  • Küçük ölçekli hisseler hızla değer kazandı.

Finansal piyasalarda aşırı iyimserlik dönemlerinin ardından sert düzeltmeler görülmesi yeni bir durum değil. Bugün yaşananların önemli bir bölümü de kaldıraçlı pozisyonların tasfiyesi ve kâr satışlarından kaynaklanıyor.

Piyasalar bir anlamda fazla köpüğü temizliyor.

Bundan sonra ne olacak?

Önümüzdeki günlerde üç veri belirleyici olacak:

1) ABD enflasyon verisi

Enflasyon düşerse Fed üzerindeki baskı azalacak.

2) 17 Haziran FOMC toplantısı

Fed’in vereceği mesajlar piyasaların yönünü belirleyecek.

3) Orta Doğu gelişmeleri

Petrol fiyatlarının yönü enflasyon beklentilerini doğrudan etkileyecek.

Eğer petrol yüksek kalmaya devam eder ve enflasyon düşmezse;

  • Altında,
  • Kripto paralarda,
  • ABD borsalarında

yeni satış dalgaları görülebilir.

Ancak enflasyonun kontrol altına alınması ve Fed’in daha güvercin mesajlar vermesi halinde bugün yaşananlar tarih kitaplarında yalnızca “sert bir düzeltme” olarak yer alabilir.

Sonuç

Bugün yaşanan satışlar bir finansal krizden çok, küresel piyasalarda likidite beklentilerinin yeniden fiyatlanmasıdır.

Yatırımcılar artık şu soruya cevap arıyor: “Ucuz para dönemi gerçekten sona mı erdi?”

Bu sorunun cevabı, önümüzdeki birkaç haftada açıklanacak veriler ve Fed’in vereceği mesajlarla netleşecek.

Şimdilik görünen tablo şu: Piyasalar korkuyu fiyatlıyor, belirsizlik ise tüm varlık sınıflarını aynı anda vuruyor.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Petrol ve dolar yükselirken Fed kaygıları risk iştahını bastırıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Küresel mali piyasaların odağında Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler bulunmaya devam ederken, İsrail’in tutumunun barış sürecini zorlaştırdığı görüşünün giderek daha geniş kabul gördüğünü izliyoruz. Bu sabah İsrail ile Lübnan arasında ateşkesin uygulanmasına yönelik varılan anlaşma olumlu bir gelişme olarak öne çıksa da, bölgeden gelen çelişkili açıklamalar ve zaman zaman yeniden yükselen gerilim piyasaların temkinli duruşunu korumasına neden oluyor. Daha basit bir ifadeyle, piyasalar artık ‘anlaşma yakın’ yönündeki açıklamalardan çok, çatışmaların gerçekten durduğunu ve diplomatik sürecin somut sonuçlar ürettiğini görmek istiyor.

Bu minvalde yapay zekâ temalı hisselerde görülen kâr satışları ve Orta Doğu’da yeniden yükselen jeopolitik risklerin risk iştahını belirgin bir şekilde azaltmasıyla ABD borsalarının geceyi %1 civarında düşüşle tamamladığını görüyoruz. Dolar endeksi (DXY), Orta Doğu’da yeniden yükselen jeopolitik gerilimlerin etkisiyle güvenli liman talebinden destek alarak son iki ayın en güçlü seviyelerinde salınırken, İran’ın Kuveyt’e yönelik saldırıları ve Hürmüz Boğazı çevresindeki çatışmalar petrol fiyatlarının yüksek seviyesini korumasına neden oluyor. DXY’nin güç kazanması, ABD tahvil faizlerinin de yükselmesine neden olurken, Fed’in enflasyon baskıları nedeniyle faiz indirimlerini uzun süre erteleyebileceği beklentisi de piyasalar üzerinde ilave baskı kurmaya devam ediyor.

Tansiyonun barometresi konumunda olan Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı, üç günlük kesintisiz yükseliş isteği ardından dün 99 dolar seviyesini test ederken, ABD ham petrol stoklarının beklentilerin iki katı kadar azalması da küresel petrol talebinin güçlü seyrettiğine işaret etti. Haber akışı sizin de takdir edeceğiniz üzere pek de olumlu düzlemde ilerlemezken, mevcut stresin üzerine 16-17 Haziran tarihinde düzenlenecek olağan Fed toplantısının da eklenmeye başladığını düşünüyoruz. Fed’in yeni başkanı Warsh, göreve yapay zekâ yatırımlarının ekonomiyi desteklediği ancak İran savaşı kaynaklı enerji maliyetlerinin enflasyonu yeniden hızlandırdığı zorlu bir dönemde başlıyor. Nitekim, Fed’in yayımladığı Beige Book raporu, birçok bölgede enerji fiyatlarındaki artışın nakliye, gıda ve gübre maliyetlerine yayıldığını, tüketicilerin ise daha fazla kredi kartı kullanıp harcamalarını temel ihtiyaçlara yönlendirdiğini gösterdi. Bu durum, ekonomik büyümenin yavaşladığı ancak enflasyonun yüksek kaldığı stagflasyon riskini yeniden gündeme taşıdığını belirtelim.

Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler, Hürmüz Boğazı’nın âdeta dünyanın boğazını sıktığı, enflasyon beklentilerinin yükseldiği ve tedarik zincirlerinin kırıldığı bir ortamda, faiz indirimi beklentilerinin yerini faiz artırımı ihtimaline bıraktığını görüyoruz. Bu sabah Fed vadeli işlemleri, yıl sonuna kadar faiz artışı olasılığını yaklaşık %51 olarak fiyatlıyor. Bu değişimin altını özellikle çizmek gerekiyor. Fed cephesinde büyüme ile enflasyonla mücadele tercihi arasında yaşanacak görüş ayrılıklarını merakla takip edeceğiz. Güvenli liman edasıyla son dönemlerde ön plana çıkan doların bir süre daha bu belirsizlik ortamında güçlü kalmasını, bunun da faizlerin yüksek seyretmesine zemin hazırlayabileceğini düşünüyoruz.

ABD borsalarının dün geceyi düşüşle tamamlaması ardından, yapay zekâ temalı hisselerin önemli oyuncularından Broadcom’un beklentilerin altında kalan gelir tahmini sonrası teknoloji ve yarı iletken hisselerinde satışlar hızlandı. Broadcom’un açıkladığı sonuçlar, yatırımcıların yüksek beklentilerini karşılayamayınca hisseler mesai sonrası işlemlerde %13’ten fazla değer kaybetti. Şirketin ikinci çeyrek gelirleri piyasa tahminlerinin hafif altında kalırken, üçüncü çeyrek için açıkladığı yapay zekâ çipi gelir beklentisi de beklentilerin gerisinde kaldı. Daha da önemlisi, yönetimin 2027 yılına ilişkin 100 milyar dolarlık yapay zekâ gelir hedefini yukarı yönlü revize etmemesi, piyasada büyüme ivmesinin yavaşlayabileceği endişelerini artırdı.

Havanın genel hatlarıyla olumsuz olması ve Broadcom’un açıkladığı sonuçlar ardından yeni gün başlangıcında Pasifik’in diğer ucunda hâkim rengin kırmızı olduğunu görüyoruz. Japonya’nın gösterge endeksi Nikkei, bir gün önce ulaştığı tarihi zirveden geri çekilmek suretiyle %2 gerilerken, ABD borsalarının vadeli işlemlerinde de %0,5 civarında düşüşler görüyoruz. Japon Yeni dolar karşısında kritik 160 seviyesini tekrar test ederken, bu seviye, Japon yetkililerin geçmişte döviz piyasasına müdahale ettiği bölge olması nedeniyle yakından izleniyor. Her ne kadar Japonya Merkez Bankası’ndan bu ay faiz artırımı gelebileceğine yönelik beklentiler güçlense de, doların küresel belirsizliklerden aldığı destek YEN üzerindeki baskıyı sürdürüyor. Doların güçlü seyrine paralel EURUSD paritesi 1,16, GBPUSD paritesi ise 1,34 seviyelerinin diplerine kadar geriledi.

Risk iştahındaki bozulma kripto para piyasalarına da yansırken, Bitcoin ve Ethereum son dört ayın en düşük seviyelerini test etti. Dört hafta önce 83 bin dolar seviyesine dayanan Bitcoin bu sabah 61 bin dolar seviyelerine kadar gerilerken, küresel piyasalarda güvenli liman arayışının yeniden ön plana çıktığını not etmemiz gerekiyor. Güvenli limanın da bu günlerde dolar olması, faiz getirisi olmayan kıymetli metallerin tatsız bir seyir izlemesine neden oluyor. Altının ons fiyatı dün 4,425 dolar seviyesini test ederken, gümüş ise 72,50 dolar seviyesine kadar geriledi. Her ikisi de bu sabah tepki alımları ile sırasıyla 4,465 dolar 73,50 dolar seviyelerine yükselse de, teknik görünüm pek de iç açıcı olmadığını söylememiz gerekiyor. Haftalık kapanışı görerek daha sağlıklı yorum yapmaya gayret edeceğiz. Bir süre daha gelişmeleri takip etmek adına kenarda beklemeye devam ediyoruz.

Genel hatlarıyla Hürmüz düğümünün çözülemiyor olması, Fed’in de Warsh başkanlığında yaklaşan ilk olağan toplantısı küresel piyasaları gererken, Türkiye cephesinde ise bir önceki gün özellikle de bankacılık endeksi önderliğinde (BlackRock dedikodusu) yaşanan yükselişin ardından dün siyasi beklentilerin ağır basmasıyla kazanımların bir bölümünün geri verildiğine şahit olduk. BİST100 ana endeksi %1,7 gerilerken, bankacılık hisseleri ise %2’ye yakın geriledi. USDTRY kuru 46 seviyelerine doğru bebek adımlarıyla yükselişini sürdürürken, CDS risk priminin ise hafif de olsa yükselerek 242 baz puana geldiğini not edelim. Her ne kadar içeride siyasi gelişmeler ve dışarıda jeopolitik gelişmeler baskı unsuru yaratsa da, dün de belirttiğimiz üzere, ABD ile ilişkilerde yapıcı zeminin korunması, önümüzdeki ay Türkiye’de düzenlenecek NATO Zirvesi’ne ABD Başkanı Trump’ın da katılacağının açıklanması, Türkiye’nin giderek güçlenen jeo-ekonomik konumu büyük resimde dikkat çekmeye devam edeceğini düşünüyoruz.

Yurt içi yerleşiklerin Türk Lirası’na olan ilgisi devam ederken, mevduat tercihinde uzun süredir yaklaşık olarak %60 Türk Lirası, %40 yabancı para kompozisyonu da korunmaya devam ediyor. TCMB’nin kur oynaklığını yönetebilecek araç seti ile hareket alanını koruması nedeniyle, mevcut görünüm altında USDTRY kuru açısından da önemli bir risk görmediğimizin altını çizmek isteriz. Dün bu bağlamda, TCMB’nin haftalık bültenini yine yakından inceledik. TCMB’nin butlan kararı ardından 13 milyar dolar eriyen net yabancı para pozisyonu, 2 Haziran valörlü işlemlerde 4,2 milyar dolar toparlanma kaydettiğini görüyoruz. Manşet rakamın ise 20,8 milyar dolar seviyesine toparlandığını not edelim (bakınız grafik).

TCMB Net Yabancı Para Pozisyonu

 178054738882c8e0146034af6baf9acb2b980073b0_1_1200.jpg

TCMB Net Yabancı Para Pozisyonundan yaşanan günlük değişim

1780547388e89d8163183be31e9ee5816a349b553c_2_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.