ŞİRKETLER
SON 18 YILDA SATILAN FABRİKALAR İÇİN CİMER CEVAP VERDİ
CİMER’e vatandaşın sorduğu özelleştirilen ve satışan fabrikaların listesi Kamu Fabrikaları ve kurumlar liste uzunluğu şaşırttı. Zamanın Maliye Bakanı Unakıtan’ın “babalar gibi satarım” söylemi ile hızlanan süreçte çok sayıda işletmenin satıldığı görüldü…
Yayınlanma:
3 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
SATTIĞI BAZI TERMİK SANTRALLER
1. Seyitömer Termik Santrali 2. Kangal Termik Santrali 3. Yatağan Termik Santrali 4. Çatalağzı Termik Santrali 5. Yeniköy Termik Santrali 6. Orhaneli Termik Santrali 7. Tunçbilek Termik Santrali 8. Soma Termik Santrali
HİDROELEKTRİK SANTRALLERİ BİLE SATILDI
1. Ataköy Hidroelektrik 2. Beyköy Hidroelektrik 3. Çıldır Hidroelektrik 4. İkizdere Hidroelektrik 6. Kuzgun Hidroelektrik 6. Mercan Hidroelektrik 7. Tercan Hidroelektrik 8. Murgul Hidroelektrik 9. Denizli Jeotermal Santrali
1. Kırşehir Şeker Fabrikası 2. Turhal Şeker Fabrikası 3. Çorum Şeker Fabrikası 4. Elbistan Şeker Fabrikası 5. Muş Şeker Fabrikası 6. Erzincan Şeker Fabrikası 7. Erzurum Şeker Fabrikası 8. Afyon Şeker Fabrikası 9. Bor Şeker Fabrikası 10. Alpullu Şeker
SATILAN TEKEL BİNALARI
1. Adana 2. Ballıca 3. Bitlis 4. İstanbul Sigara 5. Malatya. 6.Tokat 7.Yavşan Tuzlası 8. Ayvalık Tuzlası 9. Çamaltı Tuzlası 10. Çankırı K Tuzlası 11. Tuzluca Tuzlası 12. Sekili Tuzlası 13. Kağızman Tuzlası 14. Kaldırım Tuzlası 15. Kayacık Tuzlası
SÜMER HOLDİNG”E BAĞLI ŞİRKETLER
1. Mazıdağ Fosfat Tesisleri 2. Adıyaman İşletmesi 3. Malatya İşletmesi 4. TÜMOSAN İşletmesi 5.Bakırköy Konfeksiyon San. 6. Çanakkale Sentetik Deri İşletmesi 7. Diyarbakır İşletmesi 8. Beykoz Deri Kundura İşletmesi 9. Sarıkamış Ayakkabı İşletmesi
SATILAN LİMANLAR
1. Mersin Limanı 2. İskenderun Limanı 3. Samsun Limanı 4. Bandırma Limanı 5. Derince Limanı 6. Salıpazarı Limanı (Galataport) 7. Tekirdağ Limanı 8. Çeşme Limanı 9. Kuşadası Limanı 10. Dikili Limanı 11. Trabzon Limanı
DİĞER SATILAN ŞİRKETLER
1. Seyitömer Linyitleri 2. Güney Ege Linyitleri 3. Murgul Bakır İşletmesi 4. Samsun Bakır İşletmesi 5. Yeniköy Linyitleri İşletmesi 6. Bursa Linyitleri İşletmesi 7. Sakarya Traktör Sanayi 8. Ereğli Demir ve Çelik 9. Eti Alüminyum 10. Eti Bakır 11. Eti Elektrometalurji 12. Eti Gümüş 13. Eti Krom 14. Gübre Fabrikaları 15. PETKİM 16. TÜRK TELEKOM 18. TÜPRAŞ 19. SEKA Kağıt Fabrikası
UNAKITAN’IN İFADESİYLE İŞTE ‘BABALAR’ GİBİ SATILAN KAMU KURUMLARI
2002’de iktidara gelen AKP’nin özelleştirdiği kamu kurumlarının listesi ise saymakla bitmiyor. Türkiye tarihinde görülmemiş özelleştirme uygulaması başlatan AKP’nin listesinde 270’in üzerinde satılan kurum, şirket var. İşte satılanların listesi şöyle;
Adapazarı Şeker Fabrikası A.Ş.
ADÜAŞ – Ataköy Hidroelektrik Santrali
ADÜAŞ – Beyköy Hidroelektrik Santrali
ADÜAŞ – Çıldır Hidroelektrik Santrali
ADÜAŞ – Denizli Jeotermal Santrali
ADÜAŞ – Engil Gaz Türbinleri Santrali
ADÜAŞ – İkizdere Hidroelektrik Santrali
ADÜAŞ – Kuzgun Hidroelektrik Santrali
ADÜAŞ – Mercan Hidroelektrik Santrali
ADÜAŞ – Tercan Hidroelektrik Santrali
Afyon Çimento Sanayii T.A.Ş.
Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş.
Akdeniz Elektrik Perakende Satış A.Ş.
Alkollü İçkiler Pazarlama ve Dağıtım A.Ş.
Alkollü İçkiler Sanayii ve Ticaret A.Ş.
Amasya Şeker Fabrikası A.Ş.
Aras Elektrik Dağıtım A.Ş.
Aras Elektrik Perakende Satış A.Ş.
Arçelik A.Ş.
ASBAŞ Antalya Serbest Bölge İşleticisi A.Ş.
ASELSAN Askeri Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş.
ASELSAN Askeri Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Ataköy Marina ve Yat İşletmeleri A.Ş.
Ataköy Otelcilik A.Ş.
Ataköy Turizm Tesisleri ve Ticaret A.Ş.
Baha Esat Tekand Kütahya Şeker Fabrikası A.Ş.
Başak Emeklilik A.Ş.
Başak Sigorta A.Ş.
Başkent Doğalgaz Dağıtım A.Ş.
Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş.
Batı Söke Çimento Sanayi T.A.Ş.
Bayındırlık Bakanlığı – Erciyes Sosyal Tesisleri
Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş.
Boğaziçi Elektrik Perakende Satış A.Ş.
Borusan Mannesmann Boru Sanayi ve Ticaret A.Ş.
BUMAS Karaman Bulgur Sanayi ve Ticaret A.Ş.
BURSAGAZ Bursa Şehiriçi Doğalgaz Dağıtım Tic. Taahhüt A.Ş.
Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş.
Çayeli Bakır İşletmeleri A.Ş. (ÇBİ)
Çoruh Elektrik Dağıtım A.Ş.
Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş.
Dicle Elektrik Perakende Satış A.Ş.
Divriği-Hekimhan Madenleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. (DİVHAN)
DSİ – Erciyes Sosyal Tesisleri
EBK – Manisa Kombinası
Emekli Sandığı – Büyük Ankara Oteli
Emekli Sandığı – Büyük Efes Oteli
Emekli Sandığı – Büyük Tarabya Oteli
Emekli Sandığı – Çelik Palas Oteli
Emekli Sandığı – İstanbul Hilton Oteli
Emekli Sandığı – Kuşadası Tatil Köyü
Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş. (ERDEMİR)
ERYAĞ Erciyes Yağ Sanayii A.Ş.
ESGAZ Eskişehir Şehiriçi Doğalgaz Dağıtım Tic. Taahüt A.Ş.
Eti Alüminyum A.Ş.
Eti Bakır A.Ş.
Eti Elektrometalurji A.Ş.
Eti Gümüş A.Ş.
Eti Krom A.Ş.
EÜAŞ – Adıgüzel HES
EÜAŞ – Adilcevaz HES
EÜAŞ – Ahiköy 1 HES
EÜAŞ – Ahiköy 2 HES
EÜAŞ – Ahlat HES
EÜAŞ – Almus HES
EÜAŞ – Anamur HES
EÜAŞ – Arpaçay-Telek HES
EÜAŞ – Bayburt HES
EÜAŞ – Berdan HES
EÜAŞ – Besni HES
EÜAŞ – Bozkır HES
EÜAŞ – Bozüyük HES
EÜAŞ – Bozyazı HES
EÜAŞ – Bursa Linyitleri İşletmesi
EÜAŞ – Bünyan HES
EÜAŞ – Çağ Çağ HES
EÜAŞ – Çal HES
EÜAŞ – Çamardı HES
EÜAŞ – Çamlıca 1 HES
EÜAŞ – Çatalağzı Termik Santrali
EÜAŞ – Çemişgezek HES
EÜAŞ – Çine HES
EÜAŞ – Değirmendere HES
EÜAŞ – Değirmendere HES
EÜAŞ – Dere HES
EÜAŞ – Derme HES
EÜAŞ – Dinar 2 HES
EÜAŞ – Doğankent HES
EÜAŞ – Durucasu HES
EÜAŞ – Engil HES
EÜAŞ – Erciş HES
EÜAŞ – Erkenek HES
EÜAŞ – Ermenek HES
EÜAŞ – Esendal HES
EÜAŞ – Fethiye HES
EÜAŞ – Gebze-Dilovası Doğal Gaz Kom. Çev. Sant.
EÜAŞ – Girlevik HES
EÜAŞ – Girlevik II-Mercan HES
EÜAŞ – Göksu HES
EÜAŞ – Gönen HES
EÜAŞ – Güney Ege Linyitleri İşletmesi
EÜAŞ – Haraklı-Hendek HES
EÜAŞ – Hasanlar HES
EÜAŞ – Hoşap HES
EÜAŞ – Işıklar (Visera) HES
EÜAŞ – İnegöl-Cerrah HES
EÜAŞ – İvriz HES
EÜAŞ – İznik-Dereköy HES
EÜAŞ – Kadıncık 1 HES
EÜAŞ – Kadıncık 2 HES
EÜAŞ – Kangal Termik Santrali
EÜAŞ – Karacaören 1 HES
EÜAŞ – Karacaören 2 HES
EÜAŞ – Karaçay HES
EÜAŞ – Karaçay HES
EÜAŞ – Kayadibi HES
EÜAŞ – Kayaköy HES
EÜAŞ – Kemer HES
EÜAŞ – Kemerköy Termik Santrali
EÜAŞ – Kernek HES
EÜAŞ – Kılavuzlu HES
EÜAŞ – Kısık HES
EÜAŞ – Kiti HES
EÜAŞ – Koçköprü HES
EÜAŞ – Kovada I HES
EÜAŞ – Kovada II HES
EÜAŞ – Köklüce HES
EÜAŞ – Kuzuculu HES
EÜAŞ – Kürtün HES
EÜAŞ – Ladik-Büyükkızoğlu HES
EÜAŞ – M. Kemal Paşa-Suuçtu HES
EÜAŞ – Malazgirt HES
EÜAŞ – Manavgat HES
EÜAŞ – Manyas HES
EÜAŞ – Menzelet HES
EÜAŞ – Mut-Derinçay HES
EÜAŞ – Orhaneli Termik Santrali
EÜAŞ – Otluca HES
EÜAŞ – Pazarköy-Akyazı HES
EÜAŞ – Pınarbaşı HES
EÜAŞ – Seyitömer Linyitleri İşletmesi
EÜAŞ – Seyitömer Termik Santrali
EÜAŞ – Sızır HES
EÜAŞ – Silifke HES
EÜAŞ – Soma B Termik Santrali
EÜAŞ – Suçatı HES
EÜAŞ – Sütçüler HES
EÜAŞ – Şanlıurfa HES
EÜAŞ – Tohma HES
EÜAŞ – Topçam HES
EÜAŞ – Tortum HES
EÜAŞ – Torul HES
EÜAŞ – Tunçbilek Termik Santrali
EÜAŞ – Turunçova-Finike HES
EÜAŞ – Uludere HES
EÜAŞ – Varto-Sönmez HES
EÜAŞ – Yatağan Termik Santrali
EÜAŞ – Yenice HES
EÜAŞ – Yeniköy Linyitleri İşletmesi
EÜAŞ – Yeniköy Termik Santrali
EÜAŞ – Zeyne HES
Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş.
Gediz Elektrik Dağıtım A.Ş.
Gediz Elektrik Perakende Satış A.Ş.
Gemlik Gübre Sanayii A.Ş.
GERKONSAN Gerede Çelik Konstrüksiyon ve Teç. Fab. A.Ş.
Gübre Fabrikaları T.A.Ş. (GÜBRETAŞ)
Hamitabat Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.
HAVELSAN Hava Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Hektaş Ticaret A.Ş.
Hidrojen Peroksit Sanayi ve Ticaret A.Ş.
İGSAŞ İstanbul Gübre Sanayii A.Ş.
İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş.
İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Perakende Satış A.Ş.
İstanbul İmar Ltd. Şti.
Karayolları – Erciyes Sosyal Tesisleri
Kayseri ve Civarı Elektrik T.A.Ş.
KBİ – Murgul Hidroelektrik Santrali
KBİ – Murgul İşletmesi
KBİ – Samsun İşletmesi
Kıbrıs Türk Hava Yolları Ltd. Şti. (KTHY)
Kristal Tuz Rafinerisi Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Kütahya Gübre A.Ş. – Kütahya Gübre Üretim Tesisleri
Maliye Hazinesi – Antalya-Muratpaşa Sosyal Tesisi
Maliye Hazinesi – Foça Tatil Köyü
Manisa Pamuklu Mensucat A.Ş.
Meram Elektrik Dağıtım A.Ş.
MESBAŞ Mersin Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi A.Ş.
MEYBUZ Meyve ve Buzlu Muhafaza Enternasyonal Nak. A.Ş.
MİTAŞ Enerji ve Madeni İnşaat İşleri Türk A.Ş.
Ortadoğu Teknopark Geliştirme Müh., İnş., Taah. ve Tic. A.Ş.
Osmangazi Elektrik Dağıtım A.Ş.
OYAK İnşaat A.Ş.
PETKİM Petrokimya Holding A.Ş.
Ray Sigorta A.Ş.
Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş.
Samsun Gübre Sanayii A.Ş.
SEKA – Afyon İşletmesi
SEKA – Akkuş İşletmesi
SEKA – Aksu İşletmesi
SEKA – Balıkesir İşletmesi
SEKA – Çaycuma İşletmesi
SEKA – Karacasu İşletmesi
SEKA – Kastamonu İşletmesi
Sönmez Neşriyat ve Matbaacılık A.Ş.
SÜMER Holding – Adıyaman İşletmesi
SÜMER Holding – Bakırköy Konfeksiyon San. İşl.
SÜMER Holding – Beykoz Deri ve Kundura İşletmesi
SÜMER Holding – Çanakkale Sentetik Deri İşletmesi
SÜMER Holding – Diyarbakır İşletmesi
SÜMER Holding – Malatya İşletmesi
SÜMER Holding – Mazıdağı Fosfat Tesisleri
SÜMER Holding – Sarıkamış Ayakkabı İşletmesi
SÜMER Holding – TÜMOSAN İşletmesi
SÜTAŞ Bursa ve Havalisi Pastörize Süt ve Mam.Gıda San. A.Ş.
T. Şeker Fabrikaları – Afyon Şeker Fabrikası
T. Şeker Fabrikaları – Alpullu Şeker Fabrikası
T. Şeker Fabrikaları – Bor Şeker Fabrikası
T. Şeker Fabrikaları – Çorum Şeker Fabrikası
T. Şeker Fabrikaları – Elbistan Şeker Fabrikası
T. Şeker Fabrikaları – Erzincan Şeker Fabrikası
T. Şeker Fabrikaları – Erzurum Şeker Fabrikası
T. Şeker Fabrikaları – Kırşehir Şeker Fabrikası
T. Şeker Fabrikaları – Muş Şeker Fabrikası
T. Şeker Fabrikaları – Turhal Şeker Fabrikası
TAKSAN Takım Tezgahları Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Tasfiye Halinde Türk Ticaret Bankası A.Ş.
TCDD – Bandırma Limanı
TCDD – Derince Limanı
TCDD – İskenderun Limanı
TCDD – Mersin Limanı
TCDD – Samsun Limanı
TDİ – Çeşme Limanı
TDİ – Dikili Limanı
TDİ – Kuşadası Limanı
TDİ – Salıpazarı Limanı (Galataport)
TDİ – Taşucu Limanı
TDİ – Tekirdağ Limanı
TDİ – Trabzon Limanı
TEKA Puro Üretim ve Ticareti A.Ş.
TEKEL – Adana Sigara Fabrikası
TEKEL – Ayvalık Tuzlası
TEKEL – Ballıca Sigara Fabrikası
TEKEL – Bitlis Sigara Fabrikası
TEKEL – Bodrum Sosyal Tesisi
TEKEL – Çamaltı Tuzlası
TEKEL – Çankırı Kaya Tuzlası
TEKEL – İstanbul Sigara Fabrikası
TEKEL – Kağızman Tuzlası
TEKEL – Kaldırım Tuzlası
TEKEL – Kayacık Tuzlası
TEKEL – Malatya Sigara Fabrikası
TEKEL – Sekili Tuzlası
TEKEL – Tokat Sigara Fabrikası
TEKEL – Tuzluca Tuzlası
TEKEL – Yavşan Tuzlası
TEKEL GmbH
TGT Enerji Üretim ve Ticaret A.Ş.
TOFAŞ Türk Otomobil Fabrikası A.Ş.
Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş.
Toroslar Elektrik Perakende Satış A.Ş.
TP Petrol Dağıtım A.Ş.
Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş.
Türk Alkollü İçki ve Şarap Endüstrisi Ltd. Şti. (TAŞEL)
Türk Hava Yolları A.O.
Türk Telekomünikasyon A.Ş.
Türk-Arap Gübre A.Ş. (TAGAŞ)
Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş.
Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası A.Ş.
Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş. (TÜPRAŞ)
Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş. (TSKB)
Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O.
TZD – Sakarya Traktör Sanayi İşletmesi
Uçak Servisi A.Ş. (USAŞ)
Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş.
USAŞ Yatırım Holding A.Ş.
Ünye Çimento Sanayii T.A.Ş.
Vangölü Elektrik Dağıtım A.Ş.
Vangölü Elektrik Perakende Satış A.Ş.
Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.
Yeditepe Beynelmilel Otelcilik Turizm ve Ticaret A.Ş.
Yeşilırmak Elektrik Dağıtım A.Ş.
YİBİTAŞ Kraft Torba Sanayi A.Ş.
Ziraat Portföy Yönetimi A.Ş.

İlginizi Çekebilir
BORSA
SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması
Yayınlanma:
11 saat önce|
03/06/2026Yazan:
BankaVitrini
Borç sermayeye dönüştü, tartışma büyüdü
SASA Polyester’in 3 Haziran 2026 tarihinde açıkladığı Paya Dönüştürülebilir Tahvil (PDT) dönüşüm kararı, sermaye piyasalarında son dönemin en çok tartışılan işlemlerinden biri haline geldi. Şirket açısından bilançoyu güçlendiren bu adım, hisse yatırımcıları açısından ise “pay sulanması”, “değer kaybı” ve “güven erozyonu” tartışmalarını beraberinde getirdi.
Özellikle SASA Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim M. Turhan’ın geçmiş dönemde yaptığı açıklamalar nedeniyle yatırımcı tepkilerinin önemli bölümü şahsında toplandı.
Peki SASA ne yaptı, kim kazandı, kim kaybetti?
SASA ne yaptı?
Şirketin açıklamasına göre;
- Yurt dışında ihraç edilen PDT sahipleri dönüşüm haklarını kullandı.
- 37,3 milyon Euro nominal değerli tahvil hisseye dönüştürüldü.
- Bunun karşılığında yeni paylar ihraç edildi.
- Mevcut ortakların rüçhan hakları tamamen kısıtlandı.
- Şirket sermayesi yaklaşık 785 milyon TL artırıldı.
Teknik olarak bakıldığında şirketin borcu azaldı ve özkaynakları güçlendi. Finansal açıdan değerlendirildiğinde bu işlem, borcun sermayeye dönüştürülmesi nedeniyle şirket bilançosunu rahatlatan bir yapı oluşturdu.
Şirket açısından olumlu sonuçlar
PDT dönüşümü sonrasında SASA’nın elde ettiği avantajlar şöyle sıralanabilir:
1. Döviz borcu azaldı
Tahvil yükümlülüğünün bir bölümü ortadan kalktı.
2. Finansal kaldıraç düştü
Borç/özkaynak dengesi iyileşti.
3. Faiz yükü azaldı
Gelecekteki finansman maliyetleri üzerinde olumlu etki oluştu.
4. Nakit çıkışı önlendi
Şirket tahvil geri ödemesi yapmak yerine hisse vererek yükümlülüğünü kapattı.
Yönetim perspektifinden bakıldığında bu işlem rasyonel ve bilanço güçlendirici bir finansman yöntemi olarak görülebilir.
Peki yatırımcı neden rahatsız oldu?
Sorunun cevabı “seyrelme etkisi” olarak adlandırılan süreçte yatıyor. Yeni hisseler üretildiğinde mevcut ortakların şirket içindeki pay oranı küçülür.
Buna sermaye piyasalarında “dilution” yani sulanma denilir.
Yatırımcıların itiraz ettiği temel nokta şu: Şirket borcunu azaltırken bunun maliyetinin önemli bir kısmı mevcut hissedarlara yansıtıldı.
Özellikle küçük yatırımcı açısından ortaya çıkan etkiler:
- Hisse başına düşen şirket değeri geriledi.
- Arz edilen pay miktarı arttı.
- Satış baskısı oluştu.
- Hisse fiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı meydana geldi.
- Portföy değerleri eridi.
Büyük tartışma: Tahvil yatırımcısı avantajlı mı oldu?
Piyasadaki eleştirilerin önemli bölümü bu noktada yoğunlaşıyor.
Tahvil yatırımcısı:
- Önceden belirlenmiş şartlarla dönüşüm hakkı elde etti.
- Belirli fiyat avantajına sahip oldu.
- Hisseye dönüşüm sırasında daha korunaklı bir pozisyonda bulundu.
Borsa yatırımcısı ise:
- Açık piyasadan hisse aldı.
- Fiyat düşüşünün tüm riskini taşıdı.
- Seyrelme etkisini doğrudan yaşadı.
Bu nedenle sosyal medyada sıkça dile getirilen görüşlerden biri şu oldu: “Şirket kurtarıldı ama küçük yatırımcı korunamadı.”
İbrahim M. Turhan neden hedef haline geldi?
Aslında kararın sahibi tek başına İbrahim M. Turhan değil. PDT ihracı ve dönüşüm süreçleri yönetim kurulu kararıyla ve SPK mevzuatı çerçevesinde yürütülüyor.
Ancak yatırımcı tepkilerinin önemli kısmı Turhan’a yöneldi. Çünkü İbrahim M. TUrhan aynı zamanda SASA Yönetim Kurulu Üyesi olması açıklamaları da yatırımcı o hassasiyet ile algıladı. Açıklamalar ile fiili duurm örtüşmeyip hisse değeri daha düşünce küçük yatırımcı dah afazla zarar etti; tartışmalar da bu noktada alevlendi.
Bunun birkaç nedeni bulunuyor.
1. Sürecin kamuoyundaki yüzü oldu
PDT mekanizmasını en fazla anlatan isimlerden biri İbrahim M. Turhan’dı.
2. Beklentiler ile sonuçlar uyuşmadı
Yatırımcılar açıklamalar sonrasında hisse üzerinde bu kadar güçlü bir baskı beklemiyordu.
3. Satış baskısı öngörülemedi
Piyasada oluşan fiyat hareketleri yatırımcıların hesaplarının ötesine geçti.
4. Güven sorunu oluştu
Hisse fiyatındaki sert düşüşler sonrasında yatırımcılar açıklamaların yeterince risk içermediğini düşünmeye başladı.
Yatırımcılar yanıltıldı mı?
Bu soru bugün en çok tartışılan konu.
Ancak hukuki açıdan bakıldığında;
“Yanıltma”, “manipülasyon”, “yanlış yönlendirme” gibi kavramların oluşabilmesi için SPK tarafından yapılacak inceleme ve hukuki süreçlerin sonuçlanması gerekir.
Bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış herhangi bir SPK kararı veya yargı hükmü bulunmamaktadır.
Bu nedenle; “Yatırımcılar kesin olarak yanıltıldı” demek de, “Hiçbir sorun yaşanmadı” demek de mümkün değildir.
Ancak yatırımcı algısında ciddi bir güven kaybı oluştuğu açıktır.
Asıl sorun ne?
Bu olay aslında Türkiye sermaye piyasalarının kronik sorunlarından birini yeniden gündeme getirdi: Finansal mühendislik ile yatırımcı iletişimi arasındaki kopukluk.
Şirket yönetimleri bilanço açısından doğru kararlar alabilir.
Ancak bu kararların;
- Küçük yatırımcıya etkileri,
- Riskleri,
- Olası fiyat baskıları,
- Seyrelme sonuçları,
yeterince açık anlatılmadığında piyasalarda güven sorunu ortaya çıkıyor.
Sonuç
SASA’nın PDT dönüşümü şirket açısından bakıldığında borcu azaltan ve özkaynakları güçlendiren başarılı bir bilanço operasyonu olarak görülebilir.
Ancak borsa yatırımcısı açısından tablo çok daha farklıdır.
Payların seyrelmesi, hisse fiyatındaki sert düşüşler ve oluşan güven kaybı nedeniyle küçük yatırımcı önemli ölçüde zarar gördüğünü düşünüyor.
Bugün yaşanan tartışmanın merkezinde yalnızca bir sermaye artırımı değil; şeffaflık, yatırımcı iletişimi ve kurumsal güven meselesi bulunuyor.
Sermaye piyasalarında para kaybı telafi edilebilir.
Ancak yatırımcı güveni kaybedildiğinde onu geri kazanmak çok daha zor oluyor.
Bankavitrini.com Analiz
Erol Taşdelen
Sanayide eleman krizi vasıfsız işçiye de sıçradı
Yayınlanma:
5 gün önce|
30/05/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Sanayide iş var, çalışacak insan yok: Eleman krizi vasıfsız işçiye de sıçradı
Türkiye sanayisi uzun süredir nitelikli teknik eleman bulmakta zorlanıyordu. Ancak son dönemde sorun yalnızca kaynakçı, CNC operatörü, dikiş makinecisi, bakım teknisyeni gibi ara elemanlarla sınırlı kalmadı; fabrikalar artık vasıfsız/düz işçi bulmakta da zorlanıyor.
Bu tablo, klasik “işsizlik var ama işçi yok” çelişkisini yeniden gündeme taşıdı. Bir yanda iş arayan milyonlarca kişi, diğer yanda üretim hattını döndürecek çalışan bulamayan fabrikalar var. Sorunun temelinde yalnızca ücret değil; çalışma koşulları, vardiya düzeni, ulaşım, barınma, genç kuşağın iş tercihleri, mesleki eğitim yetersizliği ve sanayinin sosyal cazibesini kaybetmesi bulunuyor.
Asgari ücret artık sanayi işi için yeterli motivasyon oluşturmuyor
Sanayide özellikle mavi yaka işler ağır çalışma temposu, vardiya sistemi, fiziki yıpranma, servis bağımlılığı ve kimi zaman sağlıksız çalışma ortamlarıyla öne çıkıyor. Buna karşılık çalışanların eline geçen ücret, yaşam maliyetleri karşısında tatmin edici bulunmuyor.
Asgari ücretin biraz üzerinde teklif edilen ücretler dahi birçok çalışan için yeterli görülmüyor. Çünkü kira, ulaşım, gıda ve temel ihtiyaçlardaki artış, sanayi ücretlerini reel olarak zayıflatıyor. Çalışan açısından soru artık şu hale geldi: “Bu tempoya, bu yıpranmaya, bu ücrete değer mi?”
Yeni kuşak fabrika düzeninden uzaklaşıyor
Genç kuşak için iş yalnızca gelir kapısı değil; yaşam kalitesi, esneklik, sosyal çevre, statü ve psikolojik tatmin anlamına da geliyor. Fabrika ortamı ise birçok genç tarafından ağır, tekdüze, baskılı ve gelecek vadetmeyen bir alan olarak görülüyor.
Kurye, e-ticaret, kafe, güvenlik, hizmet sektörü veya dijital platform işleri daha esnek ve daha görünür seçenekler sunuyor. Sanayide kariyer basamağı, sosyal itibar ve gelir artışı beklentisi zayıf kaldıkça gençler üretim hattından uzaklaşıyor.
Sorun teknik elemandan düz işçiye indi
Geçmişte sanayicinin ana şikâyeti “nitelikli ara eleman yok” şeklindeydi. Bugün tablo değişti. Artık paketleme, yükleme-boşaltma, üretim destek, temizlik, depo, montaj ve vardiyalı hat işlerinde de ciddi açık oluşuyor.
Bu durum sanayi için kritik bir eşik anlamına geliyor. Çünkü teknik eleman eksikliği verimliliği düşürürken, düz işçi eksikliği doğrudan üretim hattını durdurabiliyor. Fabrika kapasitesi kâğıt üzerinde var olsa bile, çalışan bulunamadığında makine, sipariş ve yatırım boşa düşüyor.
Yabancı işçi yeni çıkış kapısı oldu
Bazı fabrikalar çözümü yabancı işgücünde aramaya başladı. Suriyeli çalışanların ardından Türkmenistan, Özbekistan ve diğer Orta Asya ülkelerinden gelen işçiler birçok sektörde daha görünür hale geldi. Tavukçuluk, tekstil, gıda, inşaat, lojistik ve bazı ağır sanayi kollarında yabancı işçi kullanımı artıyor.
Son dönemde Uzak Doğu ve Afrika ülkelerinden işçi getirilmesi de tartışma konusu oldu. Özellikle tavukçuluk gibi çalışma koşulları ağır, vardiya düzeni yoğun ve işgücü devri yüksek sektörlerde yabancı çalışanlar daha fazla gündeme geliyor.
Ancak bu yöntem kalıcı çözüm değil. Yabancı işçi kısa vadede üretim hattını döndürebilir; fakat yerli işgücünün sanayiden kopuşunu, ücret dengesizliğini ve çalışma koşullarındaki yapısal sorunu çözmez.
İşverenin sorunu yalnızca “eleman yok” değil
Sanayici açısından bakıldığında işgücü sorunu üretim planlamasını, sipariş teslimini, ihracat kapasitesini ve yatırım kararlarını doğrudan etkiliyor. İşçi bulunamadığında makineler boş kalıyor, vardiya düşüyor, teslim süresi uzuyor, maliyet artıyor.
Ancak çalışan açısından bakıldığında da sorun net: düşük ücret, ağır koşul, sınırlı sosyal hak, belirsiz kariyer ve düşük motivasyon. Bu nedenle mesele yalnızca “gençler çalışmak istemiyor” basitliğine indirgenemez. Asıl sorun, sanayi işlerinin çalışan açısından cazibesini kaybetmesidir.
Sanayi için yeni sosyal sözleşme şart
Türkiye üretim ekonomisini büyütmek istiyorsa, sanayi işçiliğini yeniden cazip hale getirmek zorunda. Bunun için yalnızca ücret artışı değil, bütüncül bir çalışma hayatı reformu gerekiyor.
Öncelikli adımlar şunlar olmalı:
- Sanayide ücretler asgari ücretin anlamlı biçimde üzerine çıkarılmalı.
- Vardiya, servis, yemek, barınma ve yan haklar yeniden düzenlenmeli.
- Mesleki eğitim fabrikalarla entegre edilmeli.
- Gençlere üretimde kariyer yolu gösterilmeli.
- Tehlikeli ve ağır işlerde çalışma koşulları iyileştirilmeli.
- Yabancı işçi kullanımı kayıtlı, denetimli ve adil ücret ilkesiyle yürütülmeli.
- Sanayi bölgelerinde sosyal yaşam, ulaşım ve barınma altyapısı güçlendirilmeli.
Türkiye üretmek istiyorsa işçiyi yeniden kazanmalı
Sanayide eleman bulamama sorunu artık geçici bir insan kaynakları problemi değil; üretim ekonomisinin sürdürülebilirliğini tehdit eden yapısal bir krize dönüşüyor.
Fabrika açmak, makine almak, ihracat bağlantısı kurmak tek başına yeterli değil. O makineleri çalıştıracak, üretim hattını sürdürecek, işi sahiplenip meslek haline getirecek insan kaynağı yoksa sanayi büyüyemez.
Türkiye’nin önündeki soru şudur: Sanayi, gençler ve çalışanlar için yeniden cazip bir gelecek sunabilecek mi?
Bu soruya güçlü bir cevap verilemezse, üretim hattındaki açık yalnızca yabancı işçiyle kapatılmaya çalışılır. Ancak bu da Türkiye’nin asıl ihtiyacını karşılamaz: nitelikli, kalıcı, motive ve yerli üretim kültürüne bağlı bir sanayi işgücü.
*************
Kaynak notu: İŞKUR’un 2025 araştırmasında 1 milyon 730 bin işyeri içinde 166 bin işyerinde 398 bin 618 kişi için eleman temininde güçlük çekildiği; nedenler arasında mesleki beceri eksikliği, yeterli başvuru olmaması, talep edilen ücretin yüksek bulunması ve çalışma şartlarının beğenilmemesi yer alıyor. TÜİK verilerinde 2025’te sanayi istihdamı 6 milyon 578 bin kişi olarak görülürken sanayinin istihdam payı geriliyor. Çalışma Bakanlığı yabancı çalışma izinleri istatistikleri de işgücü açığında yabancı çalışan kanalının büyüdüğünü gösteriyor.
GÜNCEL
TURİZMDE ALARM ZİLLERİ: 1.500 OTEL SATIŞTA
Yayınlanma:
6 gün önce|
29/05/2026Yazan:
BankaVitrini
SEKTÖR NEDEN SIKIŞTI? Artan maliyetler, yüksek faizler, savaş riski ve rekabet kaybı turizm sektörünü zorluyor
BANKAVİTRİNİ ÖZEL ANALİZ
Türkiye ekonomisinin döviz kazandıran en önemli sektörlerinden biri olan turizm, son yılların en zor dönemlerinden birini yaşıyor. Bir yandan turizm gelirleri artmaya devam ederken, diğer yandan sektörün önemli bir bölümünde kârlılık eriyor, nakit akışı bozuluyor ve işletmeler finansman baskısı altında eziliyor.
Son dönemde kamuoyuna yansıyan verilere göre Türkiye genelinde yaklaşık 1.500 otelin satışa çıkarılmış olması, yaşanan sıkışıklığın boyutunu gözler önüne seriyor. Satışa çıkan tesislerin önemli bölümü Antalya, Muğla, Aydın, İzmir ve İstanbul gibi turizmin lokomotif bölgelerinde bulunuyor.
Bu tablo, ilk bakışta bir çelişki gibi görünüyor:
Turist geliyor.
Turizm geliri artıyor.
Ancak oteller satılıyor.
Peki neden?
Asıl sorun turist sayısı değil, kârlılık
Turizm sektöründe yaşanan sıkıntının temelinde turist sayısındaki düşüş değil, maliyetlerdeki kontrolsüz artış bulunuyor.
Son üç yılda;
- Personel giderleri,
- Enerji maliyetleri,
- Gıda ve içecek maliyetleri,
- Sigorta giderleri,
- Bakım-onarım harcamaları,
- Finansman maliyetleri
olağanüstü yükseldi.
Özellikle yüksek faiz ortamında yatırım kredileri kullanan tesisler için borç servis yükü ciddi seviyelere ulaştı. Birçok otel dolu çalışmasına rağmen beklediği kârlılığı sağlayamıyor.
Turistler neden Yunanistan’a yöneliyor?
Türkiye uzun yıllar boyunca Akdeniz çanağının en avantajlı fiyat-performans destinasyonu olarak öne çıktı.
Ancak son dönemde bu avantaj giderek zayıflıyor.
Özellikle Yunanistan;
- Ada turizmi,
- Vize kolaylığı,
- Daha sade fiyat politikası,
- Küçük ölçekli butik işletmeler,
- Alternatif turizm seçenekleri
ile önemli avantaj elde etmiş durumda.
Birçok Avrupalı turist artık Türkiye ile Yunanistan arasında fiyat farkının önemli ölçüde kapandığını düşünüyor. Türk turist açısından da tablo farklı değil.
Son iki yılda Yunan adalarına yönelik talepte ciddi artış yaşanması dikkat çekiyor.
Savaşların görünmeyen faturası
Turizm sektörünü etkileyen bir diğer önemli unsur ise jeopolitik riskler.
İsrail-İran gerilimi, Orta Doğu’daki çatışmalar ve bölgesel güvenlik sorunları doğrudan Türkiye’de yaşanmasa bile turist algısını etkiliyor.
Uluslararası tur operatörleri ve sigorta şirketleri;
- Bölgesel riskleri,
- Uçuş güvenliğini,
- Politik istikrarı
yakından takip ediyor.
Bu nedenle bazı turistler rezervasyonlarını erteliyor veya alternatif destinasyonlara yöneliyor. Turizm sektöründe algı çoğu zaman gerçeklerden daha güçlü sonuçlar doğurabiliyor.
Yüksek faiz turizmi vuruyor
Turizm sektörünün bugün karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri de finansmana erişim.
Birçok tesis pandemi sonrası dönemde kullandığı kredilerin yükünü hâlâ taşıyor.
Buna ek olarak;
- Yüksek faiz oranları,
- İşletme sermayesi ihtiyacı,
- Artan yatırım maliyetleri
otel bilançolarını zorluyor.
Bu nedenle bazı işletmeler yatırımcı arayışına girerken, bazıları ise satış seçeneğini değerlendiriyor.
Bankalar için yeni risk alanı
Turizm sektöründeki sıkışıklık yalnızca otel sahiplerini değil bankacılık sektörünü de ilgilendiriyor.
Çünkü turizm yatırımları;
- Uzun vadeli krediler,
- Büyük tutarlı finansmanlar,
- Gayrimenkul teminatları
üzerine kurulu bir yapıya sahip.
Eğer satış dalgası büyür ve sektör kârlılığı daha fazla bozulursa;
- Takipteki kredi oranları,
- Yeniden yapılandırma talepleri,
- Finansal yeniden yapılandırma dosyaları
önümüzdeki dönemde artabilir.
Bu nedenle bankaların turizm kredilerini yalnızca teminat değeri üzerinden değil, işletmenin nakit üretme kapasitesi üzerinden değerlendirmesi gerekiyor.
Turizm sektörü bu krizden nasıl çıkabilir?
Sektör temsilcilerine göre çözüm yalnızca daha fazla turist çekmek değil.
Asıl ihtiyaç;
✓ Maliyetlerin kontrol altına alınması
✓ Finansman yükünün azaltılması
✓ Turizmin 12 aya yayılması
✓ Sağlık ve kongre turizminin geliştirilmesi
✓ Enerji maliyetlerinin düşürülmesi
✓ Rekabet gücünün yeniden kazanılması olarak öne çıkıyor.
Sonuç
Türkiye turizmi hâlâ dünyanın en güçlü destinasyonlarından biri olmayı sürdürüyor. Ancak sektör artık “turist sayısı” ile değil, “kârlılık” ile sınanıyor.
1.500 otelin satışa çıkması, turizmde yapısal sorunların büyüdüğüne işaret ediyor. Bugün oteller satılıyor. Yarın ise aynı sorunlar bankaların kredi portföylerine yansıyabilir.
Bu nedenle turizmde yaşanan gelişmeler yalnızca sektörün değil, bankacılık sisteminin ve reel ekonominin de yakından izlemesi gereken bir erken uyarı sinyali niteliği taşıyor.
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.022)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.576)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (559)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.973)
- GÜNCEL (4.403)
- GÜNDEM (3.549)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.669)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (575)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.415)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (55)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (9)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (795)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (106)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (51)
- Onur ÇELİK (49)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (90)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (18)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Resmi Gazete'de bugün (04.06.2026) 03/06/2026
- İran: Müzakerelerde somut bir ilerleme sağlanamadı 03/06/2026
- Fed'in Bej Kitap raporunda yüksek enflasyon vurgusu 03/06/2026
- Morgan Stanley ve UniCredit'ten ‘Warsh’ uyarısı 03/06/2026
- Bessent: Enflasyondaki yükseliş kısa vadeli olacak 03/06/2026
- Otokar, Automecanica'nın yüzde 96,77'sini devraldı 03/06/2026
- Trump Ankara'daki NATO zirvesine katılacak 03/06/2026
- ABD fabrika siparişlerinde 11 ayın en büyük artışı 03/06/2026
- ABD'de hizmet faaliyetleri toparlandı 03/06/2026
- ABD-İran geçici anlaşma görüşmelerindeki temel anlaşmazlık konuları 03/06/2026
SON YAZILAR
- SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması 03/06/2026
- Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi 03/06/2026
- Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı 03/06/2026
- Bankalar çiftçiyi nasıl finanse ediyor? 02/06/2026
- Barış masası sallanıyor, piyasalar hâlâ diplomasiye şans tanıyor 02/06/2026
- Geleceğin Bankalarını Don Kişotlar mı Kuracak? 01/06/2026
- Matematiğin Prensi Gauss: Bankacılıktan Yapay Zekâya Uzanan Miras 31/05/2026
- Sanayide eleman krizi vasıfsız işçiye de sıçradı 30/05/2026
- Haziran–Ağustos’ta 2 trilyon TL borç servisi: Hazine büyük sınava giriyor 30/05/2026
- TURİZMDE ALARM ZİLLERİ: 1.500 OTEL SATIŞTA 29/05/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
