Connect with us

BANKA HABERLERİ

SPK Dijitalleşiyor: Süreçler Yeniden Yazıldı

SPK’nın Yeni Çalışma Yönetmeliği: Düzenleyici Kurumun “Motoru” Baştan Yazılıyor

Yayınlanma:

|

19 Kasım 2025 tarihli Resmî Gazete’de (Sayı: 33082) yayımlanan “Sermaye Piyasası Kurulu Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik”, SPK’nın piyasayı değil, bizzat kendi iç işleyişini baştan sona yeniden tanımlıyor.

Yeni düzenleme; SPK’nın evrak süreçlerinden raporlama mimarisine, meslek personelinin yetki ve sorumluluklarından yerinde denetim esaslarına kadar pek çok başlığı güncelliyor. Kısacası, bu yönetmelik “yatırımcıyı nasıl koruyacağız?”dan ziyade “SPK içeride nasıl çalışacak?” sorusuna cevap veriyor. Ama bunun, piyasanın tamamı açısından dolaylı ama güçlü sonuçları var.

1. Ne Değişti? Yönetmeliğin Çerçevesi

Yönetmelik, amacını açık koyuyor: SPK’nın işleyişi, görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esaslarını belirlemek.

Ancak önemli bir istisna içeriyor:

  • Kurul Karar Organı toplantıları bu yönetmeliğin kapsamı dışında.

Yani:

  • Kurulun nasıl toplanacağı, gündem, oylama usulleri gibi başlıklar başka düzenlemelere ve 6362 sayılı Kanun’a dayanıyor,

  • Bu yönetmelik ise Kurul kararının arka planında çalışan tüm mekanizmayı – evrak, rapor, personel, denetim, iç işleyiş – yeniden tanımlıyor.

SPK’nın, aynı gün yayımlanan teşkilat düzenlemesiyle birlikte düşündüğümüzde, kurumsal mimarisinin hem “iskeleti” (teşkilat) hem “kasları” (çalışma usulü) güncellenmiş durumda.

2. EBYS ve E-Başvuru ile Tam Dijitalleşme: Kağıt Dosya Devri Bitiyor

Yönetmeliğin ilk dikkati çeken boyutu, evrak ve haberleşme süreçlerinin dijital sistemler üzerinden yürütülmesinin artık istisna değil, kural hâline getirilmesi.

  • Kurula gelen ve Kuruldan giden her türlü evrakın kaydı ve izlenmesi esas olarak EBYS üzerinden yapılacak.

  • Elektronik ortamda kaydın mümkün olmadığı çok sınırlı hâllerde fiziki defter devreye girecek.

Daha da kritiği:

  • MERSİS kapsamındaki ihraççılar, sermaye piyasası kurumları ve Kanun kapsamındaki diğer başvuru sahipleri için “esas başvuru yolu” E-Başvuru Sistemi.

  • Mahkeme yazıları, savcılık talepleri, ihbar/şikâyet ve dilekçe hakkı kapsamına giren başvurular gibi sınırlı istisnalar dışında, SPK’ya başvuran piyasa oyuncuları artık dijital kapıdan girmek zorunda.

Bu ne anlama geliyor?

  1. Başvurular standardize oluyor.
    Her kurumun farklı formatlarda yazdığı dilekçe ve eklerle ilerleyen süreç yerine, önceden tanımlı şablonlar, alanlar ve doküman listeleri üzerinden yürüyen bir başvuru mimarisi geliyor.

  2. Süreç izlenebilirliği artıyor.
    EBYS ve E-Başvuru üzerinden yürüyen süreçte, hem SPK içi hem başvuru sahibi açısından, dosyanın hangi aşamada olduğu daha net takip edilebilir hâle geliyor.

  3. İç denetim ve hesap verebilirlik güçleniyor.
    Fiziki dosyadan elektronik iz kayıtlarına geçiş, SPK’nın kendi iç denetimi ve olası yargısal incelemelerde dosya bütünlüğünün korunmasını kolaylaştırıyor.

Piyasa oyuncuları için mesaj net:
“SPK’ya kâğıt dosya gönderdiğiniz dönem kapanıyor; süreçlerinizi E-Başvuru uyumlu hâle getirmek zorundasınız.”

3. Rapor Rejimi Yeniden Kurgulanıyor: İnceleme, Denetim, Soruşturma Ayrışıyor

Yönetmelik, SPK meslek personeli tarafından hazırlanacak raporları net kategorilere ayırıyor. Bu ayrım, hem içeride iş akışını disipline ediyor hem de dışarıdan bakıldığında hangi raporun ne anlama geldiğini daha öngörülebilir kılıyor.

3.1. Beş temel rapor türü

  1. İnceleme raporları

    • Kurula yapılan başvuruların incelenip sonuçlarının gösterildiği,

    • Gözetim faaliyetleri, basın/medya taraması veya Kurula tevdi edilen bilgiler üzerinden yapılan değerlendirmelerin yer aldığı,

    • Kurul kararı veya dairelerce sonuçlandırılan işlemler için dayanak teşkil eden raporlar.

  2. Denetim raporları

    • Defter, kayıt, belge, maddi olay ve gözlemlere dayanan,

    • Mevzuata aykırı işlem ve eylemleri, sorumluları ve delilleriyle birlikte ortaya koyan raporlar.
      Bu raporlar, idari yaptırım ve ceza süreçlerinin ana referansı konumunda.

  3. Araştırma raporları ve sermaye piyasası raporları

    • Mevzuattaki aksaklık ve eksiklikler, yeni düzenleme önerileri, bilimsel/mali/ekonomik analizler,

    • Günlük, haftalık, aylık sermaye piyasası verileri ve analizlerine dayanan raporlar.

  4. Soruşturma raporları

    • SPK hizmet birimleri ve personeli hakkında yapılan inceleme ve disiplin soruşturması sonuçlarını içeriyor,

    • 4483 sayılı Kanun kapsamındaki ön inceleme raporları da bu grupta.

  5. İç denetim ve Kurul içi raporlar

    • Özellikle kişisel verilerin korunması, bilgi güvenliği ve siber güvenlik alanındaki iç denetim faaliyetlerini kapsıyor.

3.2. Rapor dili ve biçimi: “Muğlak telkin” devri bitiyor

Yönetmelik, raporların biçimini ve dilini de ayrıntılı şekilde tanımlıyor:

  • Raporlar, başlık – metin – sonuç yapısıyla yazılacak.

  • Dil; sade, resmî, açık ve objektif olacak; ima, yönlendirme ve kişiyi/kurumu rencide edici sıfatlardan kaçınılacak.

  • Maddi veya hukuki dayanağı olmayan soyut değerlendirmelere yer verilmeyecek.

  • Kurul Karar Organı’nın karar vermesini güçleştirecek muğlak ifade ve telkinler yasaklanıyor.

Bu nokta, özellikle yargı denetimine giden SPK kararlarının savunulabilirliği açısından kritik.
Artık “rapor böyle yazmıştı” demek yeterli olmayacak; raporun arkasında somut, tutarlı ve açık bir gerekçelendirme aranacak.

4. Öneri Yazıları ve Kurul Kararı: Farklı Görüşler Masaya Yazılı Geliyor

Rapor sonrası süreçte, dosyalar bir “öneri yazısı” ile Başkanlığa sunulacak. Burada önemli bir yenilik var:

  • Daire başkanlığı veya ilgili Kurul başkan yardımcısı, raporda ulaşılan sonuca katılmıyorsa,

    • Hem meslek personelinin rapordaki görüşü hem de dairenin farklı görüşü aynı öneri yazısında yer alacak.

Bu, üç açıdan önemli:

  1. Kurul, tek ağızdan filtrelenmiş bir kanaatle değil, farklı bakış açılarıyla dosyaya bakma imkânı buluyor.

  2. Meslek personelinin teknik değerlendirmesi, bürokratik süzgeçte kaybolmadan Kurulun önüne geliyor.

  3. Karar sonrası oluşabilecek iç tartışmalarda, “kim ne demişti?” sorusunun cevabı yazılı kayda bağlanmış oluyor.

Ayrıca, başvurunun veya incelemenin konusunun KAP veya başka mecralar üzerinden kamuya açıklandığı tespit edilmişse, bu durum öneri yazısında mutlaka belirtiliyor. Kurul aksi yönde bir karar almadıkça da incelemenin sonucu Bülten’de yayımlanıyor.

Bu, piyasa tarafı için şu anlama geliyor:
Kamuya mal olmuş bir konuda SPK incelemesi varsa, sonucunun da kamuya yansıması artık kural.

5. Meslek Personelinin Yetki, Görev ve Sorumlulukları Netleşiyor

Yönetmelik, SPK meslek personelini geniş bir çerçevede tanımlıyor:
Başkan yardımcıları, daire başkanları, uzman ve başuzmanlar, hukukçular ve bilişim uzmanları dahil; önceki dönemde meslek personeli unvanını almış başkanlık danışmanları ve müdürler de bu kapsama dahil ediliyor.

5.1. Görev alanı

Meslek personelinin görevleri arasında:

  • Kanun ve sermaye piyasası mevzuatını uygulamak ve denetlemek,

  • SPK’ya tabi kuruluşların mali yapılarını analiz etmek,

  • Kurul kararlarına dayanak raporları hazırlamak,

  • Mevzuat taslakları ve düzenleme önerilerinde çalışmak,

  • Meslek içi, bilimsel ve lisansüstü çalışmalarda bulunmak,

  • Uzman yardımcılarını yetiştirmek

yer alıyor.

5.2. Denetim yetkisi: Bilgi sistemlerine erişim vurgusu

Denetimle görevlendirilen meslek personeli, ilgili kişilerden:

  • Defter, kayıt, belge,

  • Vergi kayıtları,

  • Elektronik ortamda tutulan tüm kayıtlar,

  • Bilgi sistemleri ve sair bilgi içeren araçlar

üzerinde inceleme yapmaya, erişim istemeye, örnek almaya, yazılı/sözlü bilgi talep etmeye yetkili.

Özellikle “bilgi sistemleri” ve “elektronik kayıt” vurgusu, SPK denetimlerinin IT ve veri tarafını güçlendiriyor.

Bir diğer sınırlayıcı hüküm ise şu:
Kurul personeli, Başkan tarafından görevlendirilmedikçe resen inceleme/denetim yapamıyor; bu da kişisel inisiyatifle “soruşturma” başlatılmasının önüne geçen kurumsal bir fren mekanizması.

6. Yıllık Programlar, Yerinde Denetim ve Sır Saklama

6.1. Yıllık çalışma programları ve raporlar

Meslek personelinin çalışmaları, gerek görülmesi hâlinde yıllık çalışma programlarına bağlanacak. Bu programlarda:

  • Denetim, inceleme ve araştırmaların konusu,

  • Sayısı, süresi, yeri,

  • Hangi hizmet birimi tarafından yapılacağı

ayrıntılı olarak gösterilecek.

Daha sonra bu programların gerçekleşme durumu, yıllık çalışma raporu ile değerlendirilecek ve gelecek döneme ilişkin önerilerle birlikte Başkanlığa sunulacak.

Bu yapı, SPK’nın denetim gündemini daha planlı ve öngörülebilir hâle getiriyor.

6.2. Yerinde denetim ve çalışma kültürü

Yerinde denetim ve incelemede:

  • Görevlendirmelerin en az iki meslek personeli ile yapılması esası benimseniyor,

  • Gerekirse Kurul dışından danışmanlık/bilgi/teknik destek alınabileceği düzenleniyor,

  • Meslek personelinin tavrına ilişkin; ciddi, vakarlı, soğukkanlı, tartışmadan kaçınan ve mevzuat uygulamasında öğretici/rehberlik edici bir üslup benimsenmesi şartı getiriliyor.

Bu hükümler, özellikle denetime konu olan kurumların SPK deneyimini de şekillendirecek.

6.3. Sır saklama yükümlülüğü

Yönetmeliğin son bölümlerinde, sır saklama yükümlülüğü yeniden ve geniş tanımlanıyor:

  • Başkan, üyeler ve Kurul personeli; dışarıdan destek alınan kişi ve kuruluşların çalışanları;

    • Görev sırasında öğrendikleri sırları yetkili makamlar dışında kimseye açıklayamaz,

    • Kendi veya başkasının çıkarına kullanamaz.

  • Elde edilen her türlü belge, fotokopi, elektronik veri korunmak zorunda; başkalarının eline geçmemesi için gerekli tedbirler alınacak.

  • Bu yükümlülük, görevden ayrıldıktan sonra da devam ediyor.

Finansal sırların ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin genel mevzuatla uyumlu bu hüküm, SPK’nın elindeki veri setlerinin güvenliği açısından kritik öneme sahip.

7. Piyasa Açısından Sonuç: “İç Yönetmelik” Görünümlü Stratejik Güncelleme

Kâğıt üzerinde bu yönetmelik, SPK’nın “iç çalışma usulü”nü düzenleyen teknik bir mevzuat gibi görünebilir. Ancak, hem Kurulun piyasaya bakışını hem de piyasa oyuncularının kuruma yaklaşımını etkileyecek kritik unsurlar barındırıyor:

  • Dijitalleşme zorunluluğu:
    E-Başvuru ve EBYS merkezli yapı, ihraççı ve aracı kurumları süreçlerini SPK’nın dijital altyapısıyla uyumlu hâle getirmeye zorluyor.

  • Raporlama standartlarının yükselmesi:
    İnceleme/denetim/soruşturma raporlarında objektiflik, somut dayanak, açık dil ve muğlaklıktan kaçınma ilkeleri, hem SPK kararlarının kalitesini hem de yargı denetimindeki duruşunu güçlendirecek.

  • Şeffaflık boyutu:
    KAP veya başka yollarla kamuya mal olmuş konularda, SPK incelemesinin sonucunun Bülten’de yayımlanmasının kural hâline gelmesi, reputasyon riskini yeni bir seviyeye taşıyor.

  • Denetimlerin veri ve sistem odaklılaşması:
    Bilgi sistemlerine erişim yetkisinin özel olarak vurgulanması, kurumların IT altyapısı ve kayıt düzeninin SPK gözetimi altında daha fazla gündeme geleceğini gösteriyor.

Sonuç olarak; SPK’nın yeni “Çalışma Usul ve Esasları” yönetmeliği, sermaye piyasası oyuncularına dolaylı ama net bir mesaj veriyor:

“Biz içeride kendimizi yeniden organize ediyoruz; siz de başvuru, kayıt ve uyum süreçlerinizi bu yeni kurumsal standartlara göre gözden geçirin.”

İhraççı ve aracı kurumlar için bir sonraki adım, bu yönetmeliğe uyumlu bir “SPK süreçleri kontrol listesi” çıkarmak olacak: E-Başvuru uyumu, denetim hazır bulunuşluğu, kayıt ve bilgi sistemlerinin SPK denetimine elverişliliği, KAP–SPK–Bülten üçgeninde itibar yönetimi gibi başlıklar bu listenin ilk satırlarını oluşturmalı.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

KGF Akbank Mobil’de

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Son yıllarda attığımız adımlarla da Akbank Mobil’i KOBİ’lerimizin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdik ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdik” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kredi Garanti Fonu (KGF) ve Akbank, KGF kefaletli kredi başvurusunu dijital kanala taşıyan yeni işbirliğini imza töreniyle duyurdu.

İstanbul’da düzenlenen imza törenine, Akbank Genel Müdürü Kaan Gür ile KGF Genel Müdürü Hasan Basri Kurt katıldı.

Törende duyurulan işbirliğiyle KGF kefaletli kredi, uçtan uca dijital kanala taşındı. Akbank’ın Dijital KGF Kredisi sayesinde KOBİ’ler, daha önce yalnızca şubeden yürütülebilen KGF kefaletli kredi süreçlerini artık Akbank Mobil’den tamamlayabilecek.

Yeni uygulama, özellikle teminat desteğine ihtiyaç duyan KOBİ’lerin krediye hızlı ve uçtan uca dijital bir süreçle erişmesini sağlayarak önemli bir kolaylık sunuyor. Şahıs firmaları 2,2 milyon liraya, tüzel firmalarsa 5 milyon liraya kadar sunulan kredilerden 36 aya varan vade imkanıyla Akbank Mobil üzerinden yararlanabiliyor.

KGF kefaletli kredide dijital dönüşüm

Etkinlikte konuşan Akbank Genel Müdürü Gür, teknolojiyi, işletmelerinin hayatını kolaylaştırmak için kullandıklarını söyledi.

Gür, son yıllarda attıkları adımlarla Akbank Mobil’i KOBİ’lerin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdiklerini ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdiklerini dile getirdi.

İşbirliğiyle müşterilerinin Dijital KGF kredisine Akbank Mobil üzerinden dakikalar içinde ulaşabildiğine dikkati çeken Gür, böylece KGF kefaletli kredinin Türkiye’de ilk kez tamamen dijital bir süreçle sunulduğunu anlattı.

Gür, KGF’nin bu yenilikçi uygulamayı hayata geçirirken ilk işbirliğini Akbank ile gerçekleştirmesinden dolayı büyük bir mutluluk duyduklarının altını çizdi. ​​​​​​​

KGF Genel Müdürü Hasan Kurt da temel ödevlerinin KOBİ’lerin finansmana etkin erişimini sağlamak olduğunu söyledi.

Türkiye’nin istihdam ve büyümede bel kemiğini oluşturan işletmelerin hem yatırım hem de işletme sermaye ihtiyaçlarını karşılamak üzere bankalarla yoğun bir çalışma yürüttüklerini vurgulayan Kurt, uçtan uca dijital bir kefalet sürecini Akbank ve KGF işbirliği ile hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti.

Kurt, yoğun ve titiz bir çalışma sürecini birlikte yürüttüklerini ve bu sonucun ortaya çıktığını dile getirerek, karşılıklı güven ve profesyonel sorumluluk içinde yürüyen süreçte Akbank Genel Müdürü Gür’ün konunun her adımının takipçisi olduğunu sözlerine ekledi.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin

Yayınlanma:

|

Kamu Bankası Çalışanına Yok, Bazı Meslek Gruplarına Var… Tartışma Büyüyor

Türkiye’de yeşil pasaport (hususi damgalı pasaport) uzun yıllardır belirli kamu görevlileri ve bazı özel statülü meslek gruplarına tanınan önemli bir ayrıcalık olarak uygulanıyor. Son dönemde ise bu kapsamın genişletilmesine yönelik peş peşe kanun teklifleri TBMM’ye sunulurken; ülke ekonomisinin en stratejik sektörlerinden biri olan bankacılık sektörünün bu hakkın tamamen dışında bırakılması sektör içinde yeniden tartışılmaya başlandı. Meclis gündemine mühendislerden mimarlara, diş hekimlerinden veteriner hekimlere kadar birçok meslek grubu için yeşil pasaport teklifleri gelirken, yaklaşık 200 bini aşkın bankacıyı temsil eden sektör için bugüne kadar benzer bir düzenleme bulunmuyor.

Bankacılar neden bu talebi dile getiriyor?

Bankacılık artık yalnızca kredi kullandıran klasik bir sektör olmaktan çıktı.

Bugün bankacılar;

  • Uluslararası finans kuruluşlarıyla çalışıyor,
  • Avrupa ve ABD’deki regülasyonları takip ediyor,
  • Basel kriterleri,
  • AML/KYC,
  • FATF,
  • ESG,
  • Dijital bankacılık,
  • Yapay zeka,
  • Siber güvenlik,
  • SWIFT,
  • uluslararası ödeme sistemleri gibi konularda sürekli yurtdışı temasları yürütüyor.

Özellikle;

  • dış ticaret finansmanı,
  • proje finansmanı,
  • yatırım bankacılığı,
  • sendikasyon kredileri,
  • ihracat finansmanı,
  • fintech iş birlikleri

gibi alanlarda çalışan binlerce bankacı yıl içerisinde çok sayıda uluslararası seyahat gerçekleştirmek zorunda kalıyor.

Bankacılık sektörü temsilcilerine göre bu durum, yeşil pasaport talebinin temel gerekçelerinden biri haline geliyor.

Kamu bankalarında çalışanlar da alamıyor

İşin dikkat çeken yönlerinden biri ise;

Türkiye’nin en büyük kamu bankaları olan;

  • Ziraat Bankası
  • Halkbank
  • VakıfBank

çalışanlarının büyük bölümünün de yeşil pasaport hakkına sahip olmaması.

Sadece özelleştirme öncesi belirli statülerde görev yapan bazı eski personeller için geçmişten gelen özel hükümler bulunurken, günümüzde göreve başlayan kamu bankası çalışanları bu kapsamın dışında kalıyor.

Bu nedenle sektör içinde; “Kamu adına çalışan bankacıya bile yeşil pasaport verilmezken, farklı birçok meslek grubu için yeni teklifler hazırlanıyor” eleştirileri dile getiriliyor.

Kimler bugün Yeşil Pasaport alabiliyor?

Mevcut mevzuata göre başlıca gruplar şunlar:

Kamu kesimi

  • 1., 2. ve 3. derece devlet memurları
  • Aynı derecedeki bazı sözleşmeli kamu görevlileri
  • Emekli olduktan sonra bu hakkı koruyan kamu görevlileri

Siyasi görevler

  • Eski milletvekilleri
  • Eski bakanlar

Yerel yönetimler

  • Büyükşehir belediye başkanları
  • İl ve ilçe belediye başkanları (görev süresince)

Devlet sporcuları

Uluslararası başarı kazanmış devlet sporcuları

İhracatçılar

Belirli ihracat hacmini sağlayan ihracatçı firmaların yetkilileri de belirli kontenjanlar dahilinde hususi damgalı pasaport alabiliyor.

TBMM’de hangi meslek grupları için teklifler var?

Son dönemde Meclis’e sunulan teklifler incelendiğinde kapsamın giderek genişletilmeye çalışıldığı görülüyor.

Mühendisler

En az 15 yıl kıdeme sahip TMMOB üyeleri için yeşil pasaport verilmesini öngören teklif İçişleri Komisyonu’nda bekliyor.

Mimarlar

Mühendislerle birlikte teklif kapsamında yer alıyor.

Diş Hekimleri

15 yıl kıdeme sahip diş hekimleri için teklif verildi.

Veteriner Hekimler

Aynı teklif içerisinde bulunuyor.

Avukatlar

Belirli kıdeme sahip avukatlara yönelik farklı kanun teklifleri de Meclis gündemine taşındı.

Bankacılar neden kapsam dışında?

Aslında bankacılık;

  • Türkiye’nin finansal istikrarını yöneten,
  • ihracatı finanse eden,
  • yatırımları organize eden,
  • dış finansmanı sağlayan,
  • uluslararası sermaye girişlerinde kritik rol oynayan

stratejik sektörlerden biri.

Bugün;

  • sendikasyon kredileri,
  • Eurobond işlemleri,
  • IFC,
  • EBRD,
  • Dünya Bankası,
  • Asya Altyapı Yatırım Bankası,
  • uluslararası yatırım fonları

ile sürekli temas halinde çalışan binlerce bankacı bulunuyor.

Buna rağmen sektör çalışanlarının hiçbirinin meslekleri nedeniyle yeşil pasaport hakkı bulunmuyor.

Dünyadaki uygulamalar ne gösteriyor?

Birçok ülkede pasaport ayrıcalıkları daha çok diplomatik statüye bağlı olarak veriliyor.

Ancak iş insanlarına ve stratejik sektör çalışanlarına;

  • hızlı vize,
  • uzun süreli çok girişli vizeler,
  • fast-track uygulamaları,
  • güvenilir yolcu programları

gibi kolaylıklar sağlanıyor.

Türkiye’de ise bu kolaylıkların önemli bölümü ihracatçılar için uygulanırken bankacılık sektörü aynı kapsamda değerlendirilmiyor.

Sektörün ekonomik büyüklüğü

Türk bankacılık sektörü;

  • yaklaşık 200 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor,
  • Türkiye ekonomisinin finansmanını yürütüyor,
  • yüz milyarlarca dolarlık dış finansman işlemlerini organize ediyor,
  • ihracat finansmanının ana aktörü konumunda bulunuyor.

Bu nedenle sektör temsilcileri; “uluslararası rekabet gücü açısından bankacılara da belirli kriterlerle yeşil pasaport verilmesi gerektiğini” savunuyor.

Olası model ne olabilir?

Tüm bankacılara sınırsız bir hak yerine;

örneğin;

  • en az 15 yıl kıdeme sahip,
  • BDDK lisanslı bankalarda çalışan,
  • uluslararası işlemlerde görev yapan,
  • belirli unvan seviyesine ulaşmış

bankacılar için kademeli bir model oluşturulabileceği ifade ediliyor.

Benzer kriterler ihracatçılar ve bazı meslek grupları için zaten uygulanıyor.

Bankavitrini Analizi

Kamu yönetimi, yeşil pasaportu yıllar içinde yalnızca kamu görevlilerine özgü bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp belirli ekonomik ve mesleki katkı sağlayan grupları da kapsayacak şekilde genişletmeye başladı.

Mühendisler, mimarlar, diş hekimleri, veteriner hekimler ve avukatlar için peş peşe teklifler hazırlanırken; Türkiye ekonomisinin finansmanını sağlayan bankacılık sektörünün bu tartışmaların dışında kalması dikkat çekiyor.

Özellikle kamu bankalarında görev yapan ve kamu adına uluslararası finansal ilişkileri yöneten profesyoneller açısından da bu durum “eşitlik” tartışmasını beraberinde getiriyor.

Bankacılara yeşil pasaport verilmesi, yalnızca bir seyahat kolaylığı değil; Türkiye’nin finans sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırabilecek, finans diplomasisini destekleyebilecek ve sektör çalışanlarına verilen kurumsal değerin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde TBMM gündemine bankacılık sektörü için de benzer bir kanun teklifinin gelip gelmeyeceği, finans çevrelerinin yakından takip edeceği başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Yurt Dışı Eğitim mağdurları: Chargeback ile Para İadesi Alabilir

Yurt Dışındaki Okula Kayıt Yaptırıp Eğitim Alamayan Öğrenciler Dikkat! Kredi Kartıyla Ödenen Eğitim Ücretleri Geri Alınabilir mi?

Yayınlanma:

|

Alınmayan Hizmet İçin Chargeback (Ters İbraz) Hakkı Gündemde

Son dönemde özellikle dil okulları, yaz okulları, üniversite hazırlık programları ve özel eğitim kurumlarına kayıt yaptıran çok sayıda Türk öğrenci ve veli; vize reddi, okulun kapanması, programın iptal edilmesi, eğitimin başlamaması veya vaat edilen hizmetin sunulmaması gibi nedenlerle önemli mağduriyetler yaşamaya başladı.

Bu mağduriyetlerin önemli bir bölümünde ödemeler kredi kartı ile gerçekleştirildi.

Oysa birçok tüketicinin bilmediği önemli bir hak bulunuyor: Kredi kartıyla ödenen ancak karşılığında hizmet alınamayan eğitim ücretleri için bankaya “Chargeback (Ters İbraz / Harcama İtirazı)” başvurusu yapılabiliyor.

Bankacılık sektörü açısından bu süreç oldukça teknik olmakla birlikte, uluslararası kart kuruluşlarının kuralları tüketicilere önemli korumalar sağlıyor.

Bankaya Başvurmak İlk Adım

Öncelikle unutulmaması gereken konu şudur: Burada dava açılması ilk aşama değildir.

İlk yapılması gereken işlem; Ödemeyi yapılan kredi kartını çıkaran bankaya harcama itirazında bulunmaktır.

Bu işlem bankacılık sektöründe;

  • Chargeback
  • Ters İbraz
  • Harcama İtirazı
  • Dispute

olarak adlandırılır.

Chargeback Nedir?

Chargeback; Kart sahibinin; “Ben bu hizmeti alamadım” veya “Satıcı sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmedi” iddiasıyla bankasından yaptığı resmi geri ödeme talebidir.

Burada dikkat edilmesi gereken konu; Bu hak yalnızca dolandırıcılık işlemleri için değildir.

Aynı zamanda;

  • hizmet verilmemesi
  • eksik hizmet
  • iptal edilen organizasyon
  • kapanan okul
  • hiç başlamayan eğitim

gibi durumlarda da kullanılabilir.

Eğitim Hizmeti İçin de Geçerlidir

Visa ve Mastercard kurallarına göre; “Hizmet sunulmaması” chargeback sebeplerinden biridir.

Bu nedenle;

  • yurtdışı dil okulu
  • üniversite
  • yaz okulu
  • eğitim danışmanlığı
  • sertifika programı

gibi eğitim hizmetleri de kapsam içine girebilir.

Hangi Durumlarda Para Geri Alınabilir?

En sık karşılaşılan örnekler şunlar:

1- Okul hiç açılmadı

Ödeme yapıldı.

Ancak okul faaliyet göstermedi.

2- Eğitim başlamadı

Kayıt yapıldı.

Ancak eğitim verilmedi.

3- Vize reddi sonrası okul ücret iadesi yapmadı

Bazı sözleşmelerde; Vize reddinde ücret iadesi yazmasına rağmen ödeme yapılmayabiliyor.

4- Okul iflas etti

Faaliyet durduğu için hizmet alınamadı.

5- Danışman firma ortadan kayboldu

Ödeme alınmasına rağmen okul kaydı yapılmadı.

6- Eğitim çevrimiçine çevrildi

Yüz yüze eğitim vaat edilmesine rağmen tamamen farklı hizmet sunuldu.

7- Eğitim iptal edildi

Program hiç başlamadı.

Banka Süreci Nasıl İşliyor?

Süreç genel olarak şu şekilde ilerliyor.

1. Kart sahibi bankaya başvuruyor.

Belgelerini sunuyor.

2. Banka inceleme yapıyor.

3. Kart kuruluşuna (Visa/Mastercard) başvuruyor.

4. İşlem iş yerine iletiliyor.

5. İş yeri savunma yapıyor.

6. Haklı bulunursa ücret karta iade ediliyor.

Bankaya Hangi Belgeler Verilmeli?

Ne kadar güçlü belge sunulursa başarı ihtimali de o kadar yükseliyor.

Örneğin;

  • ödeme dekontu
  • kredi kartı ekstresi
  • okul sözleşmesi
  • kayıt belgesi
  • kabul mektubu
  • e-postalar
  • okulun iptal yazısı
  • vize reddi
  • hizmet verilmediğine ilişkin belgeler
  • danışman firma yazışmaları
  • ücret iadesinin reddedildiğini gösteren cevaplar

başvuru dosyasına eklenebilir.

Süre Sınırı Var mı?

Evet.

Chargeback işlemlerinde süre önemlidir.

Kart kuruluşlarının kurallarına göre başvuru süreleri işlem türüne göre değişebilmekle birlikte, hizmetin verilmesi gereken tarihten itibaren belirli süreler içinde itiraz edilmesi gerekir.

Bu nedenle mağduriyet oluşur oluşmaz bankaya başvurmak önem taşır.

Gecikme, hak kaybına yol açabilir.

Banka Başvuruyu Reddederse Ne Olur?

Her ret kararı kesin değildir.

Tüketici;

  • ek belge sunabilir,
  • yeniden değerlendirme talep edebilir,
  • tüketici hakem heyeti veya mahkemeye başvurabilir (uyuşmazlığın niteliğine göre),
  • gerekirse uluslararası kart kuralları kapsamında bankanın süreci nasıl yürüttüğünü sorgulayabilir.

Havale ile Ödeyenler Aynı Hakka Sahip mi?

Hayır.

Burada önemli fark oluşuyor.

Kredi kartı

Chargeback uygulanabilir.

Havale

Chargeback mekanizması yoktur.

Bu durumda;

  • sözleşme hükümleri,
  • hukuk davaları,
  • icra yolları

ön plana çıkmaktadır.

Dolayısıyla kredi kartıyla ödeme yapanlar önemli bir avantaja sahip olabiliyor.

Yurt Dışı Eğitim Sektöründe Yeni Risk

Son yıllarda;

  • artan döviz kuru,
  • bazı eğitim kurumlarının mali sorunları,
  • vize süreçlerinin uzaması,
  • öğrenci sayılarındaki dalgalanma

nedeniyle uluslararası eğitim sektöründe iptal edilen program sayısı da arttı.

Özellikle pandemi sonrası birçok ülkede eğitim modeli değişirken, bazı okullar hibrit veya çevrimiçi modele geçti.

Bu durum da yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden oldu.

Bankalar Açısından Risk

Chargeback sayısındaki artış; bankalar açısından da operasyonel yük oluşturuyor.

İhraççı banka; müşterisini korurken, iş yeri bankası (Acquirer) ise satıcıyı temsil ediyor.

Dolayısıyla;

  • belge incelemeleri
  • uluslararası kart kuralları
  • zaman yönetimi
  • hukuki değerlendirmeler

önem kazanıyor.

Eğitim Kurumları Açısından Sonuç

Chargeback oranı yükselen kurumlar;

  • daha yüksek komisyon ödeyebilir,
  • riskli iş yeri olarak sınıflandırılabilir,
  • ödeme alma kabiliyetini kaybedebilir,
  • kart kabul sözleşmeleri sona erebilir.

Bu nedenle eğitim kurumlarının sözleşme hükümlerine uygun davranmaları ve iptal/iade süreçlerini şeffaf yürütmeleri kritik önem taşıyor.

Uzmanlar Ne Öneriyor?

Uzmanlar, yurt dışı eğitim hizmeti satın almadan önce şu noktalara dikkat edilmesini öneriyor:

  • Sözleşmede iade koşullarını ayrıntılı okuyun.
  • Vize reddi halinde uygulanacak prosedürü yazılı olarak teyit edin.
  • Ödemeleri mümkünse kredi kartıyla yapın.
  • Tüm yazışmaları saklayın.
  • Hizmet sunulmadığında beklemeden bankanıza harcama itirazında bulunun.
  • Başvurunuza mümkün olduğunca fazla belge ekleyin.

Bankacılık Sektörü Açısından Değerlendirme

Dijital ödemelerin hızla arttığı günümüzde kredi kartı yalnızca bir ödeme aracı değil, aynı zamanda tüketici açısından önemli bir koruma mekanizması sunuyor.

Uluslararası kart sistemlerinin geliştirdiği Chargeback (Ters İbraz) uygulaması, tüketicilerin hiç alamadıkları veya sözleşmeye uygun şekilde sunulmayan hizmetler nedeniyle mağdur olmalarını önlemeyi amaçlıyor.

Özellikle yurt dışı eğitim, turizm, havayolu, etkinlik organizasyonları ve dijital hizmetlerde bu mekanizma her geçen yıl daha fazla kullanılıyor.

Bankalar açısından ise bu süreç, hem müşteri memnuniyetini korumak hem de uluslararası kart kuruluşlarının kurallarına uyum sağlamak bakımından büyük önem taşıyor.

Özet

Yurt dışında eğitim almak amacıyla kayıt yaptıran ancak çeşitli nedenlerle eğitim hizmetinden yararlanamayan öğrenciler ve veliler için kredi kartıyla yapılan ödemelerde chargeback (ters ibraz) önemli bir hukuki ve finansal başvuru yolu olabilir. Ancak her olay kendi sözleşmesi, ödeme şekli ve hizmetin sunulmama nedenine göre ayrı değerlendirilir. Başvurunun güçlü belgelerle ve gecikmeden yapılması, sürecin başarı şansını artırır.

Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Chargeback başvurularının kabulü; Visa ve Mastercard kuralları, kartı çıkaran bankanın incelemesi, iş yerinin savunması ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Her hizmetin otomatik olarak iade edileceği anlamına gelmez.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist    www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.