Connect with us

GÜNCEL

Trabzonspor “Borca Batık” açıklaması yaptı

Yayınlanma:

|

Trabzonspor Sportif Yatırım ve Futbol İşletmeciliği TSPOR, 29 Şubat 2024 tarihinde biten döneme ait mali tablolarını açıkladı. Şirket, 29 Şubat 2024 tarihli bilançosunda Türk Ticaret Kanunu 376 Madde kapsamında “Borca Batık” duruma düştüğü için KAP’a ikinci bir açıklama daha gönderdi.

TSPOR’un KAP’a gönderidiği TTK 376. Madde ile ilgili açıklaması ve şirketin zon açıkladığı mali tabloların özeti şu şekilde:

“29 Şubat 2024 Tarihli TTK 376. Maddesi Kapsamındaki Bilanço, Dipnotlar ve Değerleme Raporu ekte yer almaktadır.

29 Şubat 2024 Tarihli TTK 376. Madde kapsamında oluşan Şirket’in Özkaynağı, aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

 

29 Şubat 2024 tarihi itibarıyla yasal Özkaynaklar                                     Negatif         -313.015.632

29 Şubat 2024 tarihi itibarıyla Rayiç Değerlere göre oluşan fon            Pozitif        8.645.035.510

29 Şubat 2024 tarihi itibarıyla Özkaynaklar                                               Pozitif        8.332.019.878

 

TTK 376. madde kapsamında hazırlanan bilançonun Sermaye Piyasası Kurulu’nun II-14.1 Tebliği hükümlerinden tümüyle bağımsız olduğu ve II-14.1 saylı Tebliğ kapsamında yayınlanan bilançonun yerine geçemeyeceği ve özel durumların açıklanması düzenlemeleri kapsamında kamuya duyurulması hususu, Şirket Yönetim Kurulu’nun 09.04.2024 tarih 136 numaralı kararı ile onaylanmıştır.

Kamuoyunun bilgisine duyurulur.

Saygılarımızla,”

TTK 376 Madde: Sermayenin Kaybı ve Borca Batık Olma Durumu Nedir?

TTK 376. madde, anonim şirketlerde sermayenin kaybı ve borca batık olma durumu halinde alınması gereken önlemleri düzenler. Bu madde, şirketin mali durumunun bozulduğu durumlarda şirketin ve alacaklıların korunmasını amaçlamaktadır.

Madde metni:

(1) Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.

(2) Genel kurul, sermayenin tamamlanması veya kanuni yedek akçelerin sermayeye aktarılması suretiyle özvarlığın korunmasına, şirketin faaliyetinin devamına veya şirketin feshi ve tasfiyesine karar verir.

(3) Genel kurulun, birinci fıkraya göre toplantıya çağırılmaması veya toplantıda yeter sayıda üyenin bulunmaması veya karar alınamaması halinde, yönetim kurulu, onbeş gün içinde mahkemeden, şirketin feshi ve tasfiyesini isteyebilir.

(4) Sermaye, kanuni asgari haddin altına indiği takdirde, yönetim kurulu, bir ay içinde durumu ticaret siciline tescil ettirir. Bu tescil, ticaret sicil gazetesinde de ilan edilir.

(5) İkinci fıkra hükmüne aykırı olarak sermaye tamamlanmaz veya kanuni yedek akçeler sermayeye aktarılmazsa, alacaklılar, bir ay içinde, mahkemeden şirketin feshi ve tasfiyesini isteyebilirler.

Madde Özeti:

  • Sermayenin yarısı zarar sebebiyle karşılıksız kalırsa, yönetim kurulu genel kurulu toplantıya çağırır.
  • Genel kurul, sermayeyi tamamlama, yedek akçeleri sermayeye aktarma, şirketin faaliyetini devam ettirme veya fesih ve tasfiye gibi kararlar alır.
  • Genel kurul toplanamazsa veya karar alamazsa, yönetim kurulu 15 gün içinde mahkemeden şirketin feshi ve tasfiyesini isteyebilir.
  • Sermaye kanuni asgari haddin altına inerse, yönetim kurulu 1 ay içinde durumu ticaret siciline tescil ettirir.
  • Sermaye tamamlanmaz veya yedek akçeler sermayeye aktarılmazsa, alacaklılar 1 ay içinde mahkemeden şirketin feshi ve tasfiyesini isteyebilir.

TTK 376. madde hakkında bazı önemli bilgiler:

  • Bu madde, anonim şirketlere özeldir.
  • Bu maddenin amacı, şirketin mali durumunun bozulduğu durumlarda şirketin ve alacaklıların korunmasını sağlamaktır.
  • Bu madde kapsamında alınacak önlemler, şirketin özel durumuna göre değişir.
  • Bu maddeyle ilgili detaylı bilgi için bir avukata veya mali müşavire danışmanız tavsiye edilir.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Banka çalışanı ‘Fare oynatarak’ çalışıyor izlenimi verdi, işten çıkarıldı

Banka home ofis çalışan bazı personelin simülasyon program yardımı ile fareyi hareket ettirerek aktif çalışıyor izlenimi veren bazı çalışanları tespit etti.Bu tür çalışan personeller hatalarını kabul ederken bankanın tepkisi sert oldu ve çalışanların iş aktini fest etti…

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD merkezli bankacılık, finans ve sigorta sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olan Wells Fargo, Mali Endüstri Düzenleme Kurumu’na (FINRA) yaptığı bildirimde, aktif çalışma izlenimi yaratmak için bazı çalışanların klavye faaliyeti simülasyonu kullandığı iddiaları araştırdı.

Araştırmanın ardından şirket, etik olmayan çalışma şekillerinden dolayı bir düzine çalışanının iş akitlerine son verildiğini duyurdu.

İşten çıkarılan çalışanların net sayısı, pozisyonları ve çalışma şekilleri ile ilgili detaylı bilgi verilmezken, firmanın varlık ve yatırım departmanından personeller olduğu belirtildi.

Wells Fargo, pandeminin ardından kısmi bir ofise dönüşe geçerek 3 gün ofis politikasını uygulamaya koydu.

Forbes tarafından açıklanan bilgilere göre, personellerin aktif çalışıyor izlenimi yaratmak için bilgisayar faresini periyodik aralıklarla hareket ettirdikleri ve hazırladıkları mesajları belirli saatlerde gönderilmek üzere önceden hazırlayarak zamanlayıcı yoluyla kaydettikleri belirlendi.

Personeller suçlamaları kabul etti.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Mahfi EĞİLMEZ: Kur Niçin Yükseliyor?

Dövizdeki bayram hareketi yatırımcıların çıkışı ve faiz indirimi beklentisi USD/TL’yi yukarı çekti. Mahfi Eğilmez, faiz indirimi beklentisini ve Citibank’ın tavsiyesini çekmesini yazdı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Bayramın hemen öncesinde başlayan ve halen devam eden bir eğilimle USD/TL kuru yükselişe geçti. Aşağıdaki on günlük grafik bunu gösteriyor:

Normal koşullarda bayramların öncesinde ve bayram sırasında kur düşer. Çünkü bayramda, tatile gitmek ya da kurban kesmek isteyen ve o nedenle Türk Lirası ihtiyacı olan insanlar ellerindeki veya banka hesaplarındaki dövizleri bozdururlar. Bu eylem Türk Lirasına olan talebi artırdığı, dövize olan talebi düşürdüğü için de USD/TL kuru düşer ve Türk Lirası değer kazanır. Bayram sonrasında ise bu kez söz konusu Türk Liralarını ellerine geçirenler döviz talebinde bulunur ve kur yeniden yükselir. Normal koşullarda olan budur. Bu kez tam tersi oldu. USD/TL kuru düşmek bir yana yükselmeye başladı. Demek ki normal koşulların dışında gelişmeler oldu.

Önce bugünkü mekanizmayı kısaca bir kez daha özetleyeyim. Türkiye birkaç aydır carry trade denilen bir olgunun etkisinde bulunuyor. Yurtdışından düşük faizle kaynak bulup gelen fonlar burada dövizleri 1 USD = 32 TL kuruyla Türk Lirasına çevirip kısa vadeli (1 ay ile 3 ay arası) TL mevduat açıyorlar ya da devlet tahvili alıyorlar. Bu mevduatlarına alış satış farkları ve vergiler düşüldükten sonra yıllık kabaca yüzde 40 net (aylık yüzde 3,75, üç aylık 11,25) faiz alıyorlar. Gerçek enflasyonun, açıklanan enflasyonun çok üzerinde olduğunu kabul ettiğimizde bu faizin, hem bugünkü hem de gelecekteki enflasyona göre negatif reel faiz konumunda bulunduğunu söyleyebiliyoruz. Buna karşılık eğer kur bu düzeyde kalırsa vade sonunda elde edilen Türk Lirası faizi ve ana parayı dolara çevirince bu faiz aşağı yukarı dolar faizine dönüşüyor. Dolar mevduatına bu kadar kısa vadede bu kadar yüksek faiz dünyanın hiçbir yerinde bulmak mümkün değil. Benzer işi banka kasalarında, evlerindeki kasada döviz saklayanlar da yapıyor. Onlar da aynı şekilde dolar bozdurup Türk Lirası mevduat açıyor ve vade sonunda faizi alıp tekrar dövize döndüğünde aynı şekilde dolar faizi kazanmış oluyor. Hükümet, bu gelişmeye ses çıkarmıyor, hatta destekliyor. Çünkü bu sayede kur yükselmiyor, enflasyonun kurdan etkilenmesi bastırılmış oluyor, bankalar ellerine geçen dövizleri Merkez Bankası’na satıyor ve böyle Merkez Bankası’nın rezervleri hızla artıyor. Bu yöntemin en büyük riski kurun yükselmesi ve Türk Lirasına para yatıranların vade sonunda alacağı faizle, kurda çıkacak kaybı karşılayamaması.

Yabancıların, Türkiye’ye carry trade çerçevesinde para getirmesinde birkaç önemli yatırım bankasının Türkiye hakkında verdiği “Türkiye’ye yatırım yapılma zamanı” görüşü etkili oldu. Yabancılar buraya para getirdiler, Türkler de dövizlerini bozdurup Türk Lirası mevduata ve/veya devlet tahvillerine yöneldiler, bunun sonucunda Türk Lirasına talep artarken dövize talep düştü. Bu aşamada ekonominin en temel kanunu işlemeye başladı ve Türk Lirası, yabancı paralara karşı değer kazandı. Aslında Merkez Bankası bir yandan da ihracatçıyı korumaya çabalamasa kur daha da aşağıya gidecekti.

Bayramdan birkaç gün önce Citibank, yatırımcılara verdiği Türkiye’ye yatırım tavsiyesini kaldırdı. Bu gelişmeyle birlikte TL varlıklardan yavaş da olsa bir çıkış başladı ve kur da hafif hafif yükselmeye yöneldi. Bayram öncesi yaşanan ve kuru yukarı iten ilk gelişme buydu. Cumartesi günü de Cumhurbaşkanı, bir soru üzerine şöyle bir cümle kurdu: “Bütün mesele yine geliyor, faiz olayına dayanıyor. İnşallah faizde atacağımız adımlarla enflasyonu son çeyrekte çok daha olumlu bir konuma taşımış olacağız.” Bu sözler piyasada sonbaharda faiz indirimine gidileceği şeklinde anlaşıldı. Çünkü daha önce enflasyonun nedeninin faiz olarak gösterilmesi söz konusu olmuş ve faiz indirimlerine gidilmişti. Kurun yukarıya gitmesinin ardındaki ikinci neden budur. Böylece öteden beri kulaktan kulağa fısıldanan “Eylül Beklentisi” açık açık konuşulur oldu. Faizin düşürülmesi kuşkusuz bu yolla elde edilecek kazancı düşüreceği için alınan yüksek riske değip değmeyeceği tartışmasını gündeme getiriyor. Ne var ki yukarıda anlattığım mekanizmayla dolar faizine dönüşen Türk Lirası mevduat faizinin de uzun süre bu şekilde devam etmesi mümkün değil.

Enflasyon sorunu bugün geldiğimiz aşamada ne yazık ki tek başına faizle hatta onu da kapsayan ekonomik önlemlerle çözülebilir bir sorun olmaktan çıkmış durumda. Bu sorunun çözümü geleceğe ilişkin olumlu beklentiler yaratabilmekte. Türkiye, 2001 krizinden sonra, yüksek enflasyon sorununu geleceğe ilişkin olumlu beklentiler yaratarak çözmüştü. Çözüm bu şekilde gelince büyüme de olumsuz etkilenmemişti. O dönemde beklentileri düzeltmek için yapılan şeyler bankacılık reformu, kamu mali disiplininin sağlanması (bütçe açığının düşürülmesi), AB ile tam üyelik müzakeresine girilmesiydi. Bugün, çok daha kapsamlı yapısal reformlara o günkünden çok daha fazla ihtiyaç var. Ne kadar gecikirsek o kadar fazla faiz öderiz.

Okumaya devam et

BASINDA BİZ

POS’un bedeli yurttaşa!

Bankaların esnaftan aldığı fahiş cihaz komisyonları, ürün fiyatlarına zam olarak yansıyor: POS’un bedeli yurttaşa!
Banka kartlarıyla yapılan alışverişler için piyasada 2.2 milyondan fazla POS kullanılıyor. Cihaz iptalleri artarken satışlar nakit ya da IBAN’a para göndermeye dönüyor.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Esnaf ve perakendecinin vazgeçilmezi POS cihazlarından bankaların aldığı komisyon ücretleri hızla artınca, esnaf da çözümü yurttaşa sattığı ürüne zam yapmakta buldu. Ayrıca birçok perakende firması, POS komisyonundan kurtulmak için bazen tüketiciyi nakite zorluyor bazen de peşin ödemelerde indirime başvuruyor.

Şehriban KIRAÇ’ın Cumhuriyet’teki haberinde; örneğin bir tişörtü kartla almak isteyen yurttaş peşine göre en az 10- 20 TL daha fazla ücret ödeyebiliyor. Bu nedenle POS iptalleri artarken satışlar nakit ya da IBAN’a para gönderme şeklinde yaygınlaşıyor.

Ancak kartlı işlem yapamadığı için taksit imkânından yararlanamıyor. Ayrıca kartla toplanan puanları kullanmak da zorlaşıyor. Oysa Tüketici Kanunu’na göre esnafın bankaya ödediği komisyonu tüketiciye yansıtması yasak.

Esnaf, POS’dan geçen ödemeleri komisyonsuz almak istediğinde 45 gün bekliyor, hemen almak istediğinde ise aylık yüzde 4’lere varan komisyon ödüyor. POS cihazlarına bakım ücreti, yazılım güncelleme ücreti, POS aksesuvar bedeli, entegrasyon bedeli, yıllık operasyon maliyeti, ekstre gönderim ücreti, bloke çözüm ücreti gibi kesintiler ise esnafı yıldırdı. Ortak POS kullanımında arıza durumunda eğer altı bankanın ortak POS’u kullanılıyorsa esnaf tamir sonunda altı bankaya ayrı ayrı ödeme yapıyor. Çoğu bankanın pandemide başladığı POS rulosu vermeme uygulaması da kalıcı hale geldi.

BAKIM İÇİN 750 LİRA

Giyim, diş poliklinikleri, otel gibi yerlerde çoğu esnaf nakit veya POS’la satışa göre çifte fiyata geçerken lokanta, cafe, fırın, eczane gibi işletmeler bunun zorlukları nedeniyle maliyeti genel satışa yansıtıyor. Ayrıca bir kısım esnaf toptancıdan mal alırken “senetli alış/ satış” yöntemine döndü.

Ekonomist Erol Taşdelen’e göre Türkiye’de 2.2 milyondan fazla POS cihazı var.

Taşdelen sözlerini şöyle sürdürdü:

“Her cihaz için ayda 750 TL’ye varan bakım-onarım ücreti alan bankalar var, ayrıca yazılım güncelleme için de ücret alınıyor. Bankacılık sektöründe son yıllarda net ücret ve komisyon gelirinin net faiz gelirini aşmasında bu tür haksız alınan ücret ve komisyonların katkısı büyük oldu. Bankalar bu bedelleri ‘diğer gelir’ bölümünde gösterdikleri için BDDK murakıpları detay incelemesi ile ortaya çıkabilir. Ayrıca bankaların yüksek komisyonları ve blokeli gün sayısını artırması esnafın nakit dengesini de bozdu. 2023 yılında kapanan 111 binden fazla esnafın kepenk kapatmasında bankaların ve POS uygulamalarının çorbada tuzu var.”

IBAN’LA ÖDEMEK İÇİN PARA GEREKLİ

Esnafa göre 10 yıldır POS altyapısını değiştirmeyen bankalar var. Buna karşın yine de işletmelerden sürekli yazılım ücreti alıyorlar.

Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu Genel Başkanı Bendevi Palandöken geçenlerde yaptığı açıklamada, esnafın artık POS yükünün altından kalkamadığını anlatarak “Esnaf kâr marjları kurtarmadığı için kartlı alışverişten kaçınıyor. Yurttaşın cebinde parası yoksa IBAN ile ödemesi de çok zor. Bu yüzden esnaf ile yurttaş çoğu zaman karşı karşıya kalıyor” dedi.

Şehriban KIRAÇ – Cumhuriyet

Okumaya devam et

KATEGORİ

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

ALTIN – DÖVİZ

Altın Fiyatları

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.